<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Picasso &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/picasso/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:59:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 08:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Maide Kasapoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Dino]]></category>
		<category><![CDATA[Bedri Rahmi Eyüboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Braque]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Ferruh Başağa]]></category>
		<category><![CDATA[Hamit Görele]]></category>
		<category><![CDATA[Kandinsky]]></category>
		<category><![CDATA[kübizm]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Soyut ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Faik Üzer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7168</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyada soyut sanat örnekleri ilk kez 1910 da Kandinsky’nin yapmış olduğu suluboya çalışmasıyla başlamıştır. 1910larda başlayan bu stil gerçekte bir ekol olmayıp bir anlayışı dile getirmekteydi. Soyut sanatın en büyük özelliği artık sanatçıların doğaya bakmadan beyinleriyle çalışmalarıydı. Türkiye’de ilk soyut girişimler geometrik non – figüratif çerçeve içinde olmuştur. Renk soyutlaması mantığı ise ilk defa müstakiller [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/">Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada soyut sanat örnekleri ilk kez 1910 da Kandinsky’nin yapmış olduğu suluboya çalışmasıyla başlamıştır. 1910larda başlayan bu stil gerçekte bir ekol olmayıp bir anlayışı dile getirmekteydi. Soyut sanatın en büyük özelliği artık sanatçıların doğaya bakmadan beyinleriyle çalışmalarıydı.</p>
<p>Türkiye’de ilk soyut girişimler geometrik non – figüratif çerçeve içinde olmuştur. Renk soyutlaması mantığı ise ilk defa müstakiller ve D grubunda görülmeye başlamıştı. Ancak bir fov, Die Brücke, Der Blaue Reiter gibi renk soyutlamasına dayanan dışa vurumcu anlayışlar bizde pek yankı yapmamıştır. Renk soyutlamasına geçişteki gecikmenin, lirik – non – figüratif anlayışının geç kalmasına neden olduğu kabul edilebilir.</p>
<h2>Soyutlamanın Gelişimi</h2>
<p>Türk resmi, 1900lerin ilk çeyreğinden itibaren Avrupa resmindeki yenilikçi akımların paralelinde bir oluşum sürecine girmiştir ve kendine özgü sentezini oluşturmaya çalışmıştır. Ancak batı ile olan bu etkileşim Türk resmiyle aynı zamanda değil de, 1950ler de kendini gösterebilmiştir. Çünkü 1950li yıllar, özgürlükçü demokrasi, ülkenin sanat yaşamına batıdaki sanatsal akım ve yenilikleri takip eden bir zihniyet ve çok yönlü eğilimler görürüz.</p>
<figure id="attachment_7169" aria-describedby="caption-attachment-7169" style="width: 750px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7169 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?resize=640%2C188" alt="Bedri Rahmi &quot;Hayat Ağacı&quot;, 1957" width="640" height="188" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?w=750&amp;ssl=1 750w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/bedri-rahmi-hayat-ağacı-1957.jpg?resize=300%2C88&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7169" class="wp-caption-text">Bedri Rahmi &#8220;Hayat Ağacı&#8221;, 1957</figcaption></figure>
<p>Bizde resimsel anlatımlar yerel bir gelişime bağlı olamadan biçimleme anlayışları dışarıdan hep hazır olarak alındı. Bunun nedeni sanatçı ve düşünürlerimizin sanatsal üslup ve akımlar üzerine fazla eğilmemeleri ve bunların oluş nedenlerini ve zeminlerini araştırıp incelememeleri idi. Salt soyut çalışma Kandinsky’nin 1910‟larda yaptığı lirik non – figüratif resimle ortaya çıkmıştır. Ancak biz bu gelişimin ne olduğunu 1955’lerde anlamaya başladık. Bizde ilk soyut çalışmalar geometrik – non – figüratif bir biçimleme sınırı içinde kalmıştı.</p>
<p>1950li yıllar, özgürlükçü demokrasi, ülkenin sanat yaşamına batıdaki sanatsal akım ve yenilikleri takip eden bir zihniyet ve çok yönlü eğilimler görürüz. Türkiye’de resim ve</p>
<p>heykel sanatı bu dönemde hızla soyut akımların içine girmiştir. Batıdaki dezenformasyon ilkesine daha önceden uyulmaya başlansa bile bu dezenformasyonu kendi tarzlarına uygulamaları 50lere dayanır.</p>
<figure id="attachment_7170" aria-describedby="caption-attachment-7170" style="width: 191px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/devrim-erbil-ritmik-deniz-yorumu-1999.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7170 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/devrim-erbil-ritmik-deniz-yorumu-1999.jpg?resize=191%2C264" alt="Devrim Erbil &quot;Ritmik Deniz Yorumu&quot;, 1999" width="191" height="264" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7170" class="wp-caption-text">Devrim Erbil &#8220;Ritmik Deniz Yorumu&#8221;, 1999</figcaption></figure>
<p>Türk sanatçıların soyutlamaya ilgi duymaları Türk resminde önemli bir gelişmeydi lakin büyük bir sorunu vardı, o da halka soyut resmi benimsetebilmekti. 1953 yılında Adnan Çoker’le Lütfü Günay, “Sergi Öncesi” adını verdikleri ilk soyut sanat sergilerinden birini açtılar. Bir yıl sonra yine beraber Helikon Sanat Galerisi’nde bir soyut sanat sergisi daha açtılar. Helikon’da kısa bir süre sonra Cemal Bingöl tümüyle non figüratif yapıtlarından oluşan bir sergi açtı.</p>
<p>Resimsel anlayışımız alt yapısı oluşmadan batıdan alınıyordu. Türk sanatçılar, soyut sanat arayışlarını düşünce gelenekleri Türkiye’den farklı olan batı felsefesi üzerine temellendirmeye çalıştı ama bu olanaksızdı. Bundan dolayı bizdeki soyut resmin oluşumu birbiri ile ilişkisiz değerlendirmelerle ilgilidir. Soyuta ilişkin tüm bu girişimler sonunda batı sanatının sorunlarının etraflıca anlaşılmasını sağlamıştır. Dolayısıyla soyut resmin sınırsız bir anlatım alanı olduğunu anlamıştık. Hatta soyut anlayışı geleneksel halk sanatıyla ilişkilendiren sanatçılarımız oldu. Kimi yapıtlarda yöresel ve folklorik motiflerin soyut düzenini değerlendirme çabasındadır.</p>
<p>1959 – 1960larda soyut anlayışı benimsemiş aktif olarak çalışan ressamlar Zeki Faik İzer, Sabri Berkel, Halil Dikmen, Şemsi Arel, Ercüment Kalmık, Ferruh Başağa, Nuri İyem, Adnan Çoker, Cemal Bingöl, Adnan Turani, Lütfü Günay ve Cemil Eren’dir. Ressamlar soyutun çeşitli anlayışlarını temsil ediyorlardı. 1960tan sonra Devlet Resim ve Heykel Sergilerinde, müstakiller ve D grubu sonrası kuşağının desteği ile soyuta karşı ilgi artar. Bu yeni kuşağın akademideki hocalarının da desteği ile soyut anlayış büyük bir etkinlik ve yayılma gücü gösterebilmiştir. Buna paralel olarak bu alandaki yayınlar da artmıştır. Ancak yazıları genelde ressamlar ele almıştır.</p>
<figure id="attachment_7171" aria-describedby="caption-attachment-7171" style="width: 679px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7171 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?resize=640%2C245" alt="Fahrelnisa Zeid &quot;Cehennemim&quot;, 1951" width="640" height="245" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?w=679&amp;ssl=1 679w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/fahrelnisa-zeid-cehennemim-1951.jpg?resize=300%2C115&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7171" class="wp-caption-text">Fahrelnisa Zeid &#8220;Cehennemim&#8221;, 1951</figcaption></figure>
<h2>Türk Sanatında Soyut Resmin Sınıflandırılması</h2>
<p>Bizdeki soyut resim sınıflaması şu biçimde özetlenebilir;</p>
<ul>
<li>Geometrik soyutlamacılar</li>
<li>Lirik soyutlamacılar</li>
<li>Geometrik non – figüratif</li>
<li>Lirik non – figüratif</li>
</ul>
<h2>Geometrik Soyutlamacılar</h2>
<p>Türk resim sanatında figürü, geometrik bir özetleme ile soyutlayan geometrik soyutlamacılarımız, ilk soyut yapıtımızı verenler olmamışlardır. Örneğin Ferruh Başağa 1947‟deki “Aşk” adlı yapıtında, modle’yi resminde bırakmasına karşın, figürü resminin ana konusu olarak muhafaza ediyordu. Hamit Görele de büyük, düz yüzeyler haline getirdiği sembolik nesne biçimlerini tuval yüzeyine dağıtarak bir çeşit düzenleme yapıyordu. Yazdığı yazılarda da rengin önemine işaret etmekle birlikte, resimlerinde geometrik olarak soyutlanmış biçim renkten ağır basıyordu. Onun çalışmalarında nesne renkleri dikkate alınmıyor, yalnız salt renklerle kesin sınırlı geometrik biçimlerin içi dolduruluyordu. Ayrıca, tuval yüzeyinde görülen biçimler çalışma sırasında belirmiş değil, daha çok araştırılmadan benimsenmiş biçimler olarak ele alınıyordu.</p>
<ul>
<li>Refik Epikman: (İstanbul, 1908 &#8211; İstanbul, 1974)</li>
</ul>
<figure id="attachment_7173" aria-describedby="caption-attachment-7173" style="width: 336px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7173 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=336%2C431" alt="Nejat Devrim &quot;Gardens of Plants”, 1948" width="336" height="431" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=234%2C300&amp;ssl=1 234w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/nejat-devrim-Gardens-of-Plants”-1948.jpg?resize=233%2C300&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7173" class="wp-caption-text">Nejat Devrim &#8220;Gardens of Plants”, 1948</figcaption></figure>
<h2>Lirik Soyutlamacılar</h2>
<p>Resimsel lirizm, sanatçının iç dünyasındaki fırtınaların bir dışa vuruşudur. İfadenin malzemesi de boya ve fırçalardır. Lirizmin önemi şudur; sanatçı çerçevesindeki görüntüleri değil, kendi iç dünyasındaki konseri vermektedir. Bu konser bir iç savaştır. Bu savaşın görüntülerinin nasıl başladığı ve nasıl bittiği sanatçının kendisi tarafından bile bilinmemektedir. Fakat çalışma bittiğinde sanatçının bile şaşırdığı, daha önce aklına bile gelmeyen bir motif çıkmaktadır karşısına. Lirik soyutlamada doğasal bir motiften hareket edildiğini gözlemlemekteyiz. Bu çocuk, bir kadın, bir doğa görüntüsü, renkli nesneler ya da hareketli bir figür biçiminin etkisi, sanatçı için bir çıkış noktası olabilmektedir.</p>
<ul>
<li>Zeki Faik Üzer (İstanbul, 15 Nisan 1905- İstanbul, 12 Aralık 1988)</li>
<li>Abidin Dino; (İstanbul, 23 Mart 1913 &#8211; Paris, 7 Aralık 1993)</li>
<li>Arif Bedii Kaptan, (1906-1979)</li>
<li>Devrim Erbil, (1937 Uşak)</li>
<li>Ömer Uluç, (1931 İstanbul)</li>
<li>Mustafa Ayaz, (1938, Çaykara &#8211; Trabzon)</li>
<li>Zafer Gençaydın, (1941, Ankara)</li>
</ul>
<h3>Geometrik Non-Figüratifler</h3>
<p>Bizde geometrik non-figüratifin içine getirildiği zemin, Batıdakinden farklı olduğu gibi; gösterdiği gelişimde, alınıp getirildiği yerden farklıdır. Batıda, Picasso-Braque kübizminin yolundan soyuta varmıştır. Dolaylı olarak, kübizmde nesne, biçim olarak zorlanıp parçalanmasına rağmen, resimde, görüntüye dayanan konu terk edilmemiştir. Bu nedenle, kübizmi yaratanlar arasında, geometrik non-figüratif tek bir yapıt verene bile rastlanmamıştır. Batıdaki salt soyut anlatıma, nesnenin renk yolu ile parçalanarak varıldığına daha önce değinmişti. Ayrıca bizde, bu yoldaki bir oluşumun olmadığı da belirtilmişti. İlginç olan, Ankara ve İstanbul’da bu anlayışın bir moda etkisi içinde, 1953lerde aniden Batıdaki yaygınlığına paralel olarak benimsenip ithal edildiğidir. Örneklerin çözümlenmesi, bu yargıyı doğrulamaktadır. Bu nedenle rengin, non-figüratif anlayışın oluşumunda yarattığı ilginç olaylar yaşanmadan, aniden soyut çalışmalar yaptık. Hem de yazısal lirik bir figüratifle değil, Batıda çok sonra oluşan geometrik non-figüratifle.</p>
<ul>
<li>Cemal Bingöl, (Erzurum, 1912-Ankara, 1993)</li>
<li>Halil Akdeniz</li>
</ul>
<figure id="attachment_7174" aria-describedby="caption-attachment-7174" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-7174 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?resize=410%2C625" alt="Ömer Uluç &quot;İkon&quot;, 1970" width="410" height="625" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?w=410&amp;ssl=1 410w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/ömer-uluç-ikon-1970.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w" sizes="(max-width: 410px) 100vw, 410px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-7174" class="wp-caption-text">Ömer Uluç &#8220;İkon&#8221;, 1970</figcaption></figure>
<h3>Lirik Non-Figüratifler</h3>
<p>Lirik soyut anlatım, yazısal özellikler taşıyan boyasal bir savaştır. Fransızların motifsel lekeciliği ile Amerikalıların motifsiz, rastlantısal lekeciliği de gene bu anlayış içinde sınıflanır. Bizde lirik non-figüratif resim yapanlarda bu iki değerlendirme de görülür. Daha önce denildiği gibi bizde 1953lerde Ankara ve İstanbul’da yapılan non-figüratif çalışmalar, geometrik bir kuruluşu yansıtmakta idi ve soyuta da böyle girilmişti. Ülkemizin dışında bu anlayışa yani non-figüratife giren ressamımız ise, Batıdaki gelişime uygun olarak lirik bir soyutlamadan ulaşmışlardı. Bu oluşum yolu, doğal, zorlamasız ve rengin nesneleri parçalayan yazısal notları ile bunların bağlantılarının yarattığı resimsel dokuya dayanmaktadır. Bu nedenle burada soyutlamadan soyuta geçiş, doğal bir oluşum olmaktadır.</p>
<p>1945lerde, Paris’e yerleşmiş ressamlarımızdan Nejat Devrim ve Selim Turan, soyut resme yönelmişlerdi. Fahrünnisa Zeit ise, 1948de ilk soyut resmini yapıyordu. Bu ressamlarımızdan ilk ikisinin Paris’te Muee d Art Modernc’de yer aldıkları bilinmektedir. Nejat Devrim’in Knaraus Lexikon’da yer alan açıklaması ilgi çekicidir. Nejat parçalama işlemine, ilk girişimden hiç bir şey kalmayıncaya değin devam edilmesi görüşündedir. Hatta bu parçalama işlemine “çılgınlığa varıncaya değin” devam edilmesini gerekli görmektedir ve resimlerinde de bu görüşün uygulandığı saptanabilmektedir. Tuval yüzeyinde bir çeşit savaşçı durumunda görünen o, boyasal öğelerin, durulup motifsel bir görüntü almasına değin çalışmasını sürdürmektedir. Kısacası onun lirik anlatımı, bir çeşit didinmeye, tahribe, parçalanmaya dayanmaktadır. Eğer bu çalışmalarının daha 1945lerde başladığı dikkate alınırsa, onun ve Selim Turan’ın, bizdeki ilk lirik non-figüratifler oldukları ortaya çıkar. Nejat’ın çalışmalarında bir ön fikrin, akılcı, taslakçı bir anlayışın ya da bir dış etkinin önemi olmayacağı, daha doğrusu yer alamayacağı açıktır. Nejat, bu görünüşün paralelinde gravürler de yapmıştır.</p>
<ul>
<li>Nejad Devrim, (1923-1995)</li>
<li>Fahrelnıssa Zeıd, (1901-1991)</li>
<li>Adnan Turanî, (1925)</li>
<li>Selim Turan, (1915 &#8211; 1994)</li>
<li>Eren Eyüboğlu</li>
<li>Bedri Rahmi Eyüboğlu, (1911, Görele, Giresun &#8211; 1975, İstanbul)</li>
<li>Adnan Çoker, (İstanbul, 1928)</li>
</ul>
<h4>KAYNAKÇA</h4>
<ul>
<li>Acar, Mehmet. “Çağdaş Türk Resminde Soyut Ve Portre Soyutlamaları”. Sanatta Yeterlilik Tezi. Marmara ÜniversitesiGüzel Sanatlar Enstitüsü, 2013.</li>
<li>Atatürk Kültür Merkezi. <strong>Türk Resminde Soyut Eğilimler</strong>. İstanbul, 1998.</li>
<li>Berk, Nurullah, Adnan Turani. <strong>Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi. </strong>İstanbul:Tiglat Yayınları, 1981.</li>
<li>Genç, Adem. “Batı Sanatına Yönelik Türk Resminde Soyut ve Soyutlama Kavramları” <strong>DYO Haberleri</strong>, Sayı: 185, Temmuz 1988”.</li>
<li>Keser, Nimet. <strong>Sanat Sözlüğü,</strong> Bs. İstanbul: Ütopya Yayınevi, Ekim 2009.</li>
<li>Kurt, Efe Korkut. <strong>“Çağdaş Türk Sanatında Soyut Resim”</strong></li>
<li>com/turkce/wp-content/uploads/2010/08/7b.pdf. Haziran, 2008 [06.12.2016].</li>
<li>Tansuğ, Sezer. <strong>Çağdaş Türk Sanatı.</strong> İstanbul:Remzi Kitabevi, 1999.</li>
<li><strong>Türk Resminde Yeni Dönem</strong>. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1998.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/">Çağdaş Türk Resminde Soyut Resim</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cagdas-turk-resminde-soyut-resim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7168</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Jul 2016 06:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[biyografik film]]></category>
		<category><![CDATA[Frida]]></category>
		<category><![CDATA[Frida Kahlo]]></category>
		<category><![CDATA[Gustav Klimt]]></category>
		<category><![CDATA[Klimt]]></category>
		<category><![CDATA[Modigliani]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[Vincent Van Gogh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4318</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmleri araştırıp ünlü ressamları konu alan en iyi 5 biyografik filmi sizin için bir araya getirdik. Van Gogh, Pablo Picasso, Klimt, Modigliani ve Frida Kahlo’nun hayatlarını konu alan bu filmler hem ressamların eşsiz resimleri hem de filmlerin sinemasal görüntü gücü ile mükemmel bir görsellik sunuyor. Daha fazla uzatmadan gelin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/">Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü ressamların yaşamlarını konu alan filmleri araştırıp <strong>ünlü ressamları konu alan en iyi 5 biyografik film</strong>i sizin için bir araya getirdik.</p>
<p><strong>Van Gogh, Pablo Picasso, Klimt, Modigliani</strong> ve <strong>Frida Kahlo</strong>’nun hayatlarını konu alan bu filmler hem ressamların eşsiz resimleri hem de filmlerin sinemasal görüntü gücü ile mükemmel bir görsellik sunuyor.</p>
<p>Daha fazla uzatmadan gelin <u>ünlü ressamların hayatlarını konu alan en iyi 5 biyografik film</u>in hangileri olduğuna bakalım:</p>
<figure id="attachment_4324" aria-describedby="caption-attachment-4324" style="width: 546px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4324 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?resize=546%2C419" alt="Van Gogh; &quot;The Langlois Bridge at Arles, 1888&quot;" width="546" height="419" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?w=546&amp;ssl=1 546w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/van-gogh-The-Langlois-Bridge-at-Arles-1888.jpg?resize=300%2C230&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4324" class="wp-caption-text">Van Gogh; &#8220;The Langlois Bridge at Arles, 1888&#8221;</figcaption></figure>
<h2>5. Lust For Life (Ölmeyen İnsanlar) &#8211; Van Gogh</h2>
<p><strong>Van Gogh</strong>’un (1853-1890) bir din adamından, tutkulu bir ressama dönüşme sürecini oldukça başarılı işleyen film, renkleri ve çerçeveleriyle de Van Gogh’un dünyasına girmeyi başarıyor. Yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen bir ömür ve gittikçe artan nöbetlerin esaretinde hayata resimle anlam kazandıran bir dehanın hikayesi.</p>
<p>Van Gogh’un bir din adamından, tutkulu bir ressama dönüşme sürecini oldukça başarılı işleyen film, renkleri ve çerçeveleriyle de Van Gogh’un dünyasına girmeyi başarıyor. Yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen bir ömür ve gittikçe artan nöbetlerin esaretinde hayata resimle anlam kazandıran bir dehanın hikayesi…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/WRjKDxdmdU0?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Vincente Minnelli, George Cukor</li>
<li>Oyuncular: Kirk Douglas, Anthony Quinn, James Donald</li>
</ul>
<p>Van Gogh’u başarıyla canlandıran Kirk Douglas’a, yakın arkadaşı Gauguin rolünde Anthony Quinn ve kardeşi Teo olarak James Donald eşlik ediyor…</p>
<figure id="attachment_4322" aria-describedby="caption-attachment-4322" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4322 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?resize=640%2C858" alt="Picasso; &quot;The Dream, 1932&quot;" width="640" height="858" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?w=650&amp;ssl=1 650w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/picasso-The-Dream-1932.jpg?resize=224%2C300&amp;ssl=1 224w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4322" class="wp-caption-text">Picasso; &#8220;The Dream, 1932&#8221;</figcaption></figure>
<h2>4. Surviving Picasso (Picasso’yla Yaşamak)</h2>
<p>Senaryo, <strong>Picasso</strong>’yu terketmeyi başarabilmiş olan tek kadın Françoise Gilot’un anılarından derlenmiş. Françoise Gilot bir sanat öğrencisi iken, ünlü ressam Pablo Picasso’nun (1881-1973) hayatına girer ve birçok resmi için ona esin kaynağı olur. Sanat tarihinin gerçek bir olayından yola çıkan film, geniş kitlelerin beğenisini kazandı.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/DL1-FNcQZW8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: James Ivory</li>
<li>Oyuncular: Anthony Hopkins, Julianne Moore, Natascha McElhone, Peter Eyre</li>
</ul>
<p>Arianna Huffington&#8217;un kitabından uyarlanmış olan film, Picassonun en büyük esin kaynağı olan kadınlarla ilişkilerini onlardan biri olan Françoise Gilotun dilinden aktarıyor. Filmde, kadınlara karşı acımasız ve bencil bir Picasso izliyoruz. Yine de,resim yaparken onu izlemek, kendini tanrılaştırmakta pek de haksız olmadığı hissini yaratıyor. Picassoyu canlandıran Antony Hopkins, her zamanki gibi seyirciyi memnun edecek bir bir performans sergiliyor.</p>
<figure id="attachment_4320" aria-describedby="caption-attachment-4320" style="width: 546px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4320 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?resize=546%2C560" alt="Klimt; &quot;The Kiss, 1907-1908&quot;" width="546" height="560" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?w=546&amp;ssl=1 546w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/klimt-The-Kiss-1907-1908.jpg?resize=293%2C300&amp;ssl=1 293w" sizes="(max-width: 546px) 100vw, 546px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4320" class="wp-caption-text">Klimt; &#8220;The Kiss, 1907-1908&#8221;</figcaption></figure>
<h2>3. Klimt</h2>
<p>Şilili yönetmen Raoul Ruiz, Klimt’te Avusturyalı ressam <strong>Gustav Klimt</strong>’in (1862-1918) hayatını anlatıyor. Gustav Klimt, aslında ilk olarak süslemecilik sanatı aracılığıyla resimle tanışıyor. Gençliğinde kardeşi ve bir arkadaşıyla beraber kurdukları grup Viyana’da pek çok önemli yerin süslemesini yapıyor ve Klimt bu sayede ülkede ün yapıyor. Film, bu kısımlara hiç değinmiyor ve Klimt’i 1900’lerin başında Paris’te açmış olduğu fuar vasıtasıyla izleyicilere tanıtıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/_hPdN2QBTeY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Raoul Ruiz,</li>
<li>Oyuncular: John Malkovich, Veronica Ferres, Saffron Burrows</li>
</ul>
<p>Yönetmenliğini Raoúl Ruiz&#8217;in yapmış olduğu 2006 sinema yapımında ressam Klimt&#8217;in hayatını konu almaktadır.Oldukça başarılı bir yapıma imza atan filmin başrol oyuncuları John Malkovich, Stephen Dillane ve Veronica Ferres yer almaktadır.</p>
<figure id="attachment_4321" aria-describedby="caption-attachment-4321" style="width: 514px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4321 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?resize=514%2C819" alt="Modigliani; &quot;Jeanne Hébuterne, 1918&quot;" width="514" height="819" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?w=514&amp;ssl=1 514w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/modigliani-Jeanne-Hébuterne-1918.jpg?resize=188%2C300&amp;ssl=1 188w" sizes="(max-width: 514px) 100vw, 514px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4321" class="wp-caption-text">Modigliani; &#8220;Jeanne Hébuterne, 1918&#8221;</figcaption></figure>
<h2>2. Modigliani</h2>
<p>Cemal Süreya’nın Aslan Heykelleri şiirine konu olan İtalyan ressam <strong>Amedeo Clemente Modigliani</strong>’nin (1884-1920) yoksulluğu, giyimi, kadın sevgisi, yarattığı eserler, aşkları, hatta sanatını gölgeleyebilecek trajik yaşam öyküsü anlatılıyor filmde. Filmde ışığın ve hüznün ressamı Modigliani’ye tutkuyla aşık karısı Jeanne’e ve birbirlerine düşman ama bir o kadar da birbirlerine hayran Picasso’yla ilişkileri çok etkileyici sahnelerle anlatılıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/GCN-p5_HT_M?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Mick Davis</li>
<li>Oyuncular: Andy Garcia, Elsa Zylberstein, Omid Djalili</li>
</ul>
<ol>
<li>yüzyılda yaşamış olan, üretmiş olduğu eserler ve sahip olduğu düşünce tarzı ile aydınlanma çağının gizli kahramanlarındandır. Bu ressamın en büyük özelliği ise populer olmaya özenmemesi ve gergin sosyeteyi ise her fırsatta yerden yere vurmasıdır. Çağdaşlarına göre hayatını sefalet içerisinde geçirmiş olmasına rağmen büyük saygı duyulan bu usta ressamın hayatı sizlere sunuluyor.Filmde güzel gözleri olan Jeanne&#8217;nin portresini yapacak olan usta ressam genç yaş sayılabilecek bir yaşta 39 yaşında ölmüştür&nbsp;fakat geride bıraktığı eşsiz eserler hala günümüzde bir çok kişiye ilham kaynağı olmaktadır.</li>
</ol>
<figure id="attachment_4319" aria-describedby="caption-attachment-4319" style="width: 565px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4319 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?resize=565%2C750" alt="Frida Kahlo; &quot;Self Portrait, 1930&quot;" width="565" height="750" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?w=565&amp;ssl=1 565w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/frida-kahlo-Self-Portrait-1930.jpg?resize=226%2C300&amp;ssl=1 226w" sizes="(max-width: 565px) 100vw, 565px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4319" class="wp-caption-text">Frida Kahlo; &#8220;Self Portrait, 1930&#8221;</figcaption></figure>
<h2>1. Frida</h2>
<p>Yapımcı Nancy Hardin, 1983’te Hayden Herrera’nın araştırmaya dayalı Frida kitabı ilk çıktığında konuyu beğenip tüm stüdyoları gezmiş. Yıllar sonra Frida’nın 1990’ların başında popülerlik kazanmasıyla beraber, bu konu Hollywood’da ilgi çekici bir hal almaya başlamış ve filmin çekilmesine karar verilmiş. Bu dönem içinde bir Frida hayranı olan Salma Hayek de işin yapım aşamasında devreye girmiş. Film Meksikalı ressam <strong>Frida Kahlo</strong>’nun (1907-1954) genç yaşta geçirdiği, dehşet dolu trafik kazasıyla açılıyor. Filmde kocası Diego Rivera ile arasındaki karmaşık ilişki, ünlü komünist teorisyen Troçki’yle arasındaki yasak ve tartışmaya yol açan olaylar, kadınlarla arasındaki romantik ve provokatif karmaşa içinde Frida Kahlo anlatılıyor.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/-CTM7FcY1LE?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<ul>
<li>Yönetmen: Julie Taymor</li>
<li>Oyuncular: Salma Hayek, Alfred Molina, Ashley Judd</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/">Ünlü Ressamları Konu Alan En İyi 5 Biyografik Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unlu-ressamlari-konu-alan-en-iyi-5-biyografik-film/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4318</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 24 Jun 2016 13:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Poyrazoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bora Gencer]]></category>
		<category><![CDATA[dışavurumculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ekspresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist akım]]></category>
		<category><![CDATA[fovist ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[fovist tarz]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Güngör]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Okan Bayülgen]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[Selen Görgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Semiha Berksoy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4201</guid>
				<description><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen A Life Lost in Colours yani&#160; Türkçe’ye çevirirsek Renklerde Kaybolan Hayat yakında vizyona gösterime giriyor. Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt. Filmin en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Üzerinde uzun yıllardır çalışılan ve ilk bölümü yıllar önce bitmesine rağmen kalanı yıllar sonra çekilen <strong>A Life Lost in Colours</strong> yani&nbsp; Türkçe’ye çevirirsek <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> yakında vizyona gösterime giriyor.</p>
<figure id="attachment_4202" aria-describedby="caption-attachment-4202" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4202 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/A-Life-Lost-in-Colours.jpg?resize=200%2C290" alt="Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı." width="200" height="290" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4202" class="wp-caption-text">Yönetmeni Metin Güngör Fransa’da yaşayan bir sinemacı.</figcaption></figure>
<p>Yönetmeni <strong>Metin Güngör</strong> Fransa’da yaşayan bir sinemacı. Filmin hazırlanış süresi toplamda yedi yıl ve resmen tüm ünlü oyuncuları bir araya getiren bir yapıt.</p>
<p>Filmin en önemli özelliği ise bir <u>Türk Ressamı üzerine yapılan ilk film</u> olması ama onun yanında harika oyuncular karşımıza çıkıyor. Kimler mi?</p>
<p>Ali Poyrazoğlu, <em>Fikret Mualla</em>’yı;&nbsp;Okan Bayülgen&nbsp;ise dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso’yu Nazım Hikmet rolünde Bora Gencer’i,&nbsp;Türkiye’nin ilk&nbsp;kadın&nbsp;opera&nbsp;sanatçısı Semiha Berksoy rolünde ise Selen Görgüzel’i izleyecek.&nbsp;Süper bir kadro değil mi?</p>
<figure id="attachment_4203" aria-describedby="caption-attachment-4203" style="width: 210px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4203 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-210x300.jpg?resize=210%2C300" alt="Fikret Mualla (1903 - 1967)" width="210" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla.jpg?w=420&amp;ssl=1 420w" sizes="(max-width: 210px) 100vw, 210px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4203" class="wp-caption-text">Fikret Mualla (1903 &#8211; 1967)</figcaption></figure>
<h1>Fikret Mualla</h1>
<p>Gelelim <strong>Fikret Mualla</strong>’ya ama önce tersten başlayarak eserlerini sıralayalım sonra ressama gelelim:</p>
<p><strong>Fikret Mualla Eserleri: (başlıca): Resim:</strong>&nbsp;Oturan Adamlar, 1937, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Sevişenler, 1952; Masada, 1953; Nature-Morte, 1954; Sokak, 1955; Sermayeler, 1955; Kafe, 1955, Bistro; Kanalda Bekleyen Taşıt Botları; Marsilya’da Fransız işçileri Bir Kahvede; Haliç ve Süleymaniye; Paris’te Bir Sokak; Amerikan Bar; Baloncu; Peyzaj; Balıkçı; Mor Zemin üstünde Figürler. Kitap Resmi: Nâzım Hikmet, Varan 3, 1930. Tiyatro Kostümü: Lüks Hayat; Deli Dolu; Saz Caz.</p>
<p>Türk sanatında böylesine yapıta imza atan bir sanatçı var mı tartışılır. Ama şahsıma soracaksanız benim başucu ressamımdır. Bu geç kalan yazının nedeni de biraz daha onun tanınmasını isteğimdir. Başta kendi çocuklarım olmak üzere tabi ki.</p>
<figure id="attachment_4204" aria-describedby="caption-attachment-4204" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4204 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=640%2C480" alt="Fikret Mualla'nın bir resmi." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/fikret-mualla-resmi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4204" class="wp-caption-text">Fikret Mualla&#8217;nın bir resmi.</figcaption></figure>
<p>Çünkü birçok sanatçının olduğu gibi onun yaşamı da travmalarla doludur ve 1967 yılında tek başına bir hastane odasında ölmüştür. Erken yaşta geçirilen sakatlık, annesinin ölümü, babasının yeniden evlenmesi derken hayatında travmalar hiç bitmez ve tüm bunlar onu çoşkulu, Dışavurumculuk’un (Ekspresyonizm) ve Fovizm izleri taşıyan bir ressama dönüştürür ve tüm çalışmaları sokaktandır. Gerçektir. Kendini hemen belli eden bir çok özel, çok güzel adamdır. <u>Fikret Mualla</u>’dır ve <strong>Renklerde Kaybolan Hayat</strong> Eylülde vizyonda.</p>
<p>Çok izlenmesi ve çok tanınması dileğiyle.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/">Renklerde Kaybolan Hayat ya da Fikret Mualla</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/renklerde-kaybolan-hayat-ya-da-fikret-mualla/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4201</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 07 Feb 2016 19:22:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Berrin Akıncı Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Ambrogio Lorenzetti]]></category>
		<category><![CDATA[Bonheur de Vivre]]></category>
		<category><![CDATA[figür]]></category>
		<category><![CDATA[fovist]]></category>
		<category><![CDATA[fovist dönem]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm]]></category>
		<category><![CDATA[fovizm akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Henri Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Louis David]]></category>
		<category><![CDATA[Joy of Life]]></category>
		<category><![CDATA[Kandinsky]]></category>
		<category><![CDATA[Matisse]]></category>
		<category><![CDATA[modern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Picasso]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2116</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Dans 1” ve “Dans 2” Henri Matisse, 1869 yılının son gününde kuzey Fransa’da dünyaya geldi. 1887 &#8211; 1888’de Paris’te hukuk eğitimi alan Matisse, hukuk stajyeri iken çalışmaktan sıkılan Henri Matisse penceresinin önünden geçenlere bezelye fırlatma çubuğu ile çiğneyip top haline getirilmiş kağıtları fırlatıyordu. 20. yy’da yaşamış olan en önemli ressamlardan birisi olarak gösterilen Matisse, Picasso [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/">Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Dans 1” ve “Dans 2”</strong></p>
<p><strong>Henri Matisse</strong>, 1869 yılının son gününde kuzey Fransa’da dünyaya geldi. 1887 &#8211; 1888’de Paris’te hukuk eğitimi alan Matisse, hukuk stajyeri iken çalışmaktan sıkılan Henri Matisse penceresinin önünden geçenlere bezelye fırlatma çubuğu ile çiğneyip top haline getirilmiş kağıtları fırlatıyordu.</p>
<p>20. yy’da yaşamış olan en önemli ressamlardan birisi olarak gösterilen Matisse, Picasso ve Kandinsky’le birlikte modern sanatın önemli temsilcilerinden birisi olarak gösterilir.</p>
<p>1909 yılında, Moskovalı bir iş adamı olan ve Matisse’in resimlerini toplayan Shchukin ona resim sipariş eder. Matisse’in Rus koleksiyoner için yaptığı Dans ve Müzik adlı büyük boyutlu çalışmalar; saf renk kullanımı, belirgin dış çizgilerle sınırlanmış figürleri ve yaşama sevincini yansıtan temalarıyla Matisse’in başyapıtları arasında yer aldılar.</p>
<figure id="attachment_2121" aria-describedby="caption-attachment-2121" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg" rel="attachment wp-att-2121"><img class=" td-modal-image wp-image-2121 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico-300x203.jpg?resize=300%2C203" alt="Ambrogio Lorenzetti &quot;Siena’da Palazzo Pubblico&quot;" width="300" height="203" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?resize=300%2C203&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Siena’da-Palazzo-Pubblico.jpg?w=457&amp;ssl=1 457w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2121" class="wp-caption-text">Ambrogio Lorenzetti &#8220;Siena’da Palazzo Pubblico&#8221;</figcaption></figure>
<p>Matisse, Dans 1’i yapmadan önce muhtemelen Ambrogio Lorenzetti’nin Siena’da Palazzo Pubblico’nun eserindeki dansçılardan etkilenmiştir.</p>
<p>Henri Matisse, önce <em>Bonheur de Vivre (Joy of Life)</em> resmini yapmıştır. Ancak ‘Dans’da, ‘Joy of Life’daki dansçıların yüzü bize dönük olanlardan birini yapmamıştır. Böylece karşımıza beş dansçı çıkmıştır.</p>
<figure id="attachment_2117" aria-describedby="caption-attachment-2117" style="width: 450px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg" rel="attachment wp-att-2117"><img class=" td-modal-image wp-image-2117 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?resize=450%2C324" alt="Henri Matisse &quot;Bonheur de Vivre&quot;" width="450" height="324" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Bonheur-de-Vivre.jpg?resize=300%2C216&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2117" class="wp-caption-text">Henri Matisse &#8220;Bonheur de Vivre&#8221;</figcaption></figure>
<p>Dans 1, fovist dönemin ve fovizm akımının erken habercisidir. Figürler hemencecik çizilmiş gibidir ama neşeli ve bez bebek görünümündedir. Figürleri aynı zamanda da Jacques Louise David’in eserlerindeki figürler gibi donmuş gibidirler de.</p>
<figure id="attachment_2120" aria-describedby="caption-attachment-2120" style="width: 248px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg" rel="attachment wp-att-2120"><img class=" td-modal-image wp-image-2120 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii-248x300.jpg?resize=248%2C300" alt="Jacques Louise David &quot;Oath of the Horatii&quot;" width="248" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg?resize=248%2C300&amp;ssl=1 248w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Oath-of-the-Horatii.jpg?w=365&amp;ssl=1 365w" sizes="(max-width: 248px) 100vw, 248px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2120" class="wp-caption-text">Jacques Louise David &#8220;Oath of the Horatii&#8221;</figcaption></figure>
<p>Peki, eserde neşe, sevinç duygusu verilebilmiş midir? Bez bebek görünümündeki figürlerin çevresi çizimle sanki çocuksu biçimde belirginleştirilmiş dans eder gibidir.</p>
<p>Tabii ki Dans’taki renkler de özellikle mavi ve yeşilin uyandırdığı duygular ve tepkiler de farklı farklıdır. Mavi sanki dağların tepesinden fırlamış gibi görünür. Ama başkasına da farklı görünebilir. Yeşil çayır gibidir. Peki, size nasıl görünüyor?</p>
<p>Dans’ta mekansal belirsizlik, derinlik yanılsamasını görüyor muyuz? Sanırım bunlar tuvalde çatışma halinde. Resimdeki süreklilik öndeki iki dansçının ellerini bırakması ile kesilmektedir. Matisse, bunu kasıtlı mı yapmış, bilemiyorum. Ancak bu kesik tam anlamıyla değil çünkü eller karşıdaki dansçının bacağındadır. Bu da daireyi bütün göstermektedir. Demek ki sürekliliği bilinçli olarak hissetmemizi istiyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Resme bakınca bir tören yapıldığını düşünebiliriz. Sanki bir davul var da onun vuruşlarıyla gizli bir ayin yapıyor gibi de görünüyorlar. Tedirginlik bile hissedebiliriz.</p>
<figure id="attachment_2119" aria-describedby="caption-attachment-2119" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg" rel="attachment wp-att-2119"><img class=" td-modal-image wp-image-2119 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=640%2C421" alt="Henri Matisse &quot;Dans 2&quot;" width="640" height="421" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=300%2C197&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/dans-2.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2119" class="wp-caption-text">Henri Matisse &#8220;Dans 2&#8221;</figcaption></figure>
<p>Peki neden? Renklerden mi, mekanın belirsizliğinden mi, hareketten mi? Belki de soldaki figürün duruşundandır; bu figürün sırtı, bedenindeki kavisin dairenin &#8211; dansçıların hareketini yaratması da olabilir.</p>
<p>Arkadan görünen iki figür sanki yere dokunuyor gibidir. Dans 1909’da yapılırken figürlerin ayakları yeşile dokunuyor gibidir. Ancak 1910’da yaptığı Dans’ta ise, figürlerin ayakları yeşili sanki ayaklarında sıkıştırıyor gibidir. Bunu özellikle iki figürün ayaklarında bariz şekilde görürüz. Tabii her iki resimdeki bu değişiklik bizde ağırlık duygusunda da değişiklikle yaratır.</p>
<p>Bütün bu çocuksu çizimlerde, boyamalarda Matisse, kesinlikle ne yaptığını bildiğine dikkat etmemiz önemlidir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/">Modern Resim Sanatının Temsilcisi: Matisse</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/modern-resim-sanatinin-temsilcisi-matisse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2116</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
