<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>mektup &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/mektup/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 07:39:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Dosta Mektup</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 11:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7039</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgili Dostum, Cevap vermeyeceğini bilmeme rağmen yine sana yazıyorum bu mektubu. İçinden geçenleri tahmin etmeme rağmen yazıyorum. Bıkmadan, usanmadan devam edeceğim yazmaya. Geçen gün yine karşılaştım onunla. Sokak arasında gördü beni. Yaklaştı yanıma hızlı adımlarla. Önce cesaret edemedi yüzüme bakmaya. Hafifçe kaldırdı başını. Hala eskisi gibiydi. Ay gibi parlıyordu yüzü. Hiç konuşmadan seni sordu bana. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/">Dosta Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Dostum,</p>
<p>Cevap vermeyeceğini bilmeme rağmen yine sana yazıyorum bu mektubu. İçinden geçenleri tahmin etmeme rağmen yazıyorum. Bıkmadan, usanmadan devam edeceğim yazmaya. Geçen gün yine karşılaştım onunla. Sokak arasında gördü beni. Yaklaştı yanıma hızlı adımlarla. Önce cesaret edemedi yüzüme bakmaya. Hafifçe kaldırdı başını. Hala eskisi gibiydi. Ay gibi parlıyordu yüzü. Hiç konuşmadan seni sordu bana. Halinden anladım belki de. Seni hala çok sevdiğini belli etmeye çalıştı bana. Cevap vermedim yine de. Sana mektup yazdığımı bilmesini istemedim. Senin bana cevap vermediğini öğrenir diye de korktum aslında. Parmağındaki yüzüğü de tanıdım. Hani, karanlık bir gecede deniz kenarında afili sözler ile hediye ettiğin yüzük. Çıkarmamış geçen yıllara rağmen. Yaptığın onca kötülüğe rağmen seviyor seni.</p>
<p>Hatırlıyor musun peşinden koşturduğun günleri. Her seferinde rezil olmayı göze alarak yaptığın tuhaflıkları. “Aşk” diyordun sadece. “Aşkımdan yapıyorum bunları”. Sonunda kavuştun işte aşkına. Sokak başındaki çöp tenekesinin arkasında soğuktan titreyerek kurduğun hayaline kavuştun. Bana her anlattığında gözlerinin nasıl parladığını bir görseydin keşke. O zamanlarda daha iyi anlıyordum seni. Fark ediyordum böyle bir iş yapacağını aslında. Her defasında demiyor muydum “dikkatli ol, akıllı davran” diye. Uyarmamışım gibi gittin işte. Çok mu zordu biraz daha yaşayabilmek bizimle.</p>
<p>Öldüğünü ilk haber verdiklerinde inanmamıştım, biliyor musun? Bize oyun yaptığını sanmıştım. Cenazende bile gülüyordu yüzüm. “Çok iyi şaka” diyordum herkese. Bu konularda başarılı olduğunu zaten herkes bilirdi. Seni o kara toprağa gömdükten sonra bile bekledim. Günlerce bekledim. “Kesin bir yerlerden çıkıp gelecek” ümidiyle bekledim. Gelmedin ama. Gelemedin. Belki de gelmek istemedin. 6 yıl, 2 ay, 12 gün, 3 saattir yoksun yanımda dostum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/">Dosta Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7039</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yitik Gönlümün Huzurunda</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 15 Dec 2016 06:20:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Esra Gençler]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6357</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevmek, neden bu kadar zor bir duygu! Hiçbir zaman anlayamayacak miyim, ama doğru bana bir kez bile anlatma lütfunda bulunmayan senden ne bekleyebilirim ki; Tabii sen de haklısın, yıllardır sana &#8216;aşığım&#8217; diyemeyen bir de ben vakası var&#8230; Kendime umutsuz vaka diyorum&#8230; Öyle değil miyim? Kaderden bir şans, umutla dolu bir yaşam beklemiyorum zaten, o beni [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/">Yitik Gönlümün Huzurunda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevmek, neden bu kadar zor bir duygu! Hiçbir zaman anlayamayacak miyim, ama doğru bana bir kez bile anlatma lütfunda bulunmayan senden ne bekleyebilirim ki; Tabii sen de haklısın, yıllardır sana &#8216;aşığım&#8217; diyemeyen bir de ben vakası var&#8230; Kendime umutsuz vaka diyorum&#8230; Öyle değil miyim? Kaderden bir şans, umutla dolu bir yaşam beklemiyorum zaten, o beni aşar. Malum her hayalimiz yıkıldı, hayatlarımız yarım yamalak&#8230; İstediğimiz gibi değil; toplumun bizi yönlendirdiği şekilde yaşadık her şeyi! Hayat, kesin kurallardan ve cehennemden kurtaracak kimi emirlerden ibaretti. Oysa sevginin ne olduğunu, özgürlüğün insanın emellerine hizmet eden kanunlarla sinirlandiralamayacagini öğrenemedik. Doya doya gülümsemeyi velhasıl iyi bir kalp sahibi olmayı unuttuk. Bu yüzdendir ki hayatlar artık anlamsız, şiirler kifayetsiz, diller suskun kaldı. Şayet ben de şimdiye değin sustuysam ve hala susuyorsam bir nevi bundan&#8230; Çünkü insanlara ne dersen de sadece sesini işitirler; kafalarında ki ise kendi düşünceleridir. Bunu tecrübelerle öğrendiğim günden beri insanlarla iletişimimi kestim. İçinde yaşadığım toplumda duygularım, yaşamadan parçalanıp gidiyor. Susmaktan da yoruldum. Sana inat oluşan yorgun suskunluğumdan bitkin düştüm. Anlamani bekledikçe her geçen zamanda yitirdim; kelimeleri, umut dolu kahkahaları, hayata olan algımi&#8230; Elimde bir tek yıllardır biriktirdiğim yitik gönlümün huzuru olan sana  dair sevdam kaldı! Onunla nefes alıyorum. Her moralim bozulduğunda senin bendeki o saf, masum sevgini hatırlıyorum. Gonlum sızlasa da moralim düzeliyor. Bu nasıl bir çelişkidir bilmiyorum! Boşuna &#8216;aşk muammalardan ibarettir&#8217; dememişler. Onun izahı yok işte&#8230; Gönlüm sana çarparken, bir gülüşüne içim sizlarken; kelimeleri boğazımda düğümlemek öyle bir duygudur ki ifade edemiyorum. Ben ki kelimelerle her türlü oyunu oynayan yazarlık sevdasıyla büyümüşüm. Ama sende tutuklu kalıyor kalemim&#8230; Titriyor kelimeler, kalbim gene yorgun ve paramparça! Sebep olduğun eserinim&#8230; Kabul etsen de etmesen de&#8230; Yaşayan bir ölü gibiyim. Amacimi unutmuyorum ama duygularım kayıp! Onları bana verebilecek kadar cesur olabilir misin? Sanmam, kırılma cancagzimm! Bunu zamanında yapman gerekmez miydi? Vaktinden geç gelen gülümsemeler, neşeler ve mutluluklar hep yarım dır çünkü&#8230; Geç gelen baharlar gibi&#8230; Bir anlamı kalmaz, kış mevsiminin soğukluğu sarmıştır ruhları&#8230; Geç gelen bahar bu soğukluğu ruhlardan tamamen silip atamaz. Belki hiçbir zaman kavusamayacagiz. Kalbimde biriken  aşkımı senle paylaşamayacağım, umutlu da değilim zaten. Ama bu karaladiklarimi günü gelir de okumanı ne çok isterdim! kim bilir belki bir gün&#8230; Yaşayamadım bu kara sevdamı ama onunla ölmeye razıyım! Farketmez, ölüm bir kurtuluştur ne de olsa! Sorumluluklardan, insanların pervasizliklarindan, hayattan..<wbr></wbr>. Ama bir tek senden beni ayıramıyor. Kara sevdaların son duragidir, ölüm! Bizim kaderimizde böyle midir? Yaşayıp göreceğiz demiyorum. Kendi kaderimi kendim yazarım çünkü! Yanlışiyla doğrusuyla özgürce yazar ve yaşarım. Kaderime bile zıt gidebilecek bir inadım var. İnsanların beni anlayamadıkları ve hiçbir zaman da anlayamayacaklari ideal tarzım&#8230; Anlaşılmaya ihtiyacım yok ki, kilitli dudaklarım anlaşılmadiği için değil, anlatamadığı, sözcüklerim sende tıkalı kaldığı için suskun&#8230; Yoksa bir tek senin beni anlayabileceğinin farkındayım. Kızıyorsun! Belki de geç kalan, söylemediğim için yaşamamız mümkünken yaşayamadığımız mutlulukları solduran benim! Ne icap eder ki sonuç ta hüzün dolu bir sevda daha yaşanamadan kederleriyle boğuluyor işte! Anca kitaplara konu olabilecek,cesaretin ve azmin yokluğunun adıyiz artık! Bazen bir yaprak bazen ufak bir çisenti bazen de uzaklara dalışımın sebebi oldun ve öylece kaldın! Her &#8220;aşk&#8221; sözcüğü seni bana hatırlattı;acımasızca&#8230; Olsun be cancagzim! yüreğimdeki sızıma, dilimdeki mecburi suskunluğuma rağmen; her daim senin o güzel sevdanı yüreğimde taşımaya razıyım. Sitemim o ki, aramızdaki belirsizlik çizgisini keşke sevdamıza katip yok edebilseydik.Kendini  suçlama! Yaşandikça öğreniliyor işte çaresizliğin devasının olmadığı, gözyaşının çoğu zaman huzur kaynağı olduğu&#8230; Sen benim bitmesini hiç istemediğim aynı zamanda her bir damlanla da yüreğimi sızlatan gözyaşimsin. İçim baya dolmuş kolay bir gün değildi, Birgün anlatırım belki. Uzatmiyacagim daha fazla. Yorgunum, tek tesellim sen kaldın. Bedenen olmasan da ruhen yanımda kal. Elin elime değmese bile, ruhuna dokunan kalbimdeki sevgimle hep yaşa. Hoşça kal&#8230;</p>
<p>Bu aşk mektubunun devamını okumak isterseniz &#8220;<a href="http://www.sanatduvari.com/yalnizligimin-tecellisi-olan-sevdama/">Yalnızlığımın Tecellisi Olan Sevdama</a>&#8221; adlı mektuba göz atabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/">Yitik Gönlümün Huzurunda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yitik-gonlumun-huzurunda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6357</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eylül’den Mektuplar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/eylulden-mektuplar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/eylulden-mektuplar/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 26 Aug 2016 05:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Doğan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4981</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir yerden ayrılınca arkasında hiçbir şey bırakmayanlardanım. Özlemeyi bilmeyenlerdenim. Bu şehre alışmam zaman almadı. Denizse deniz, ağaçsa ağaç, topraksa toprak… Dünyasını sırtında taşıyanlardanım. Benimle birlikte Eylül de geldi buraya. Ve ben sonbaharın kızıl yeleli atına binmiş, şehrin sokaklarında amaçsız dolaşıyorum… Sabahın bu ilk saatlerinde sokaklarda caddelerde tek tük insanlar var. Bazen önümden sarışın bir kedi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylulden-mektuplar/">Eylül’den Mektuplar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yerden ayrılınca arkasında hiçbir şey bırakmayanlardanım. Özlemeyi bilmeyenlerdenim. Bu şehre alışmam zaman almadı. Denizse deniz, ağaçsa ağaç, topraksa toprak… Dünyasını sırtında taşıyanlardanım.</p>
<p>Benimle birlikte Eylül de geldi buraya. Ve ben sonbaharın kızıl yeleli atına binmiş, şehrin sokaklarında amaçsız dolaşıyorum… Sabahın bu ilk saatlerinde sokaklarda caddelerde tek tük insanlar var. Bazen önümden sarışın bir kedi geçiyor, seni hatırlıyorum. Sen sarışın kedileri severdin. Bir de güneşin sarışın aydınlığını… Eylül’ü severdin. Eylül, incecik parlak gözleri olan sarışın bir kadındır, derdin. Senin sevdiğin her şey var burada. Sokaklardan geçiyor sarışın kediler. Şehir, güneşin sarhoş eden o ilk aydınlığında, zamanın dışında savruluyor. Eylül, yağmurdan saçlarının arasında tutuşmuş sonbahar</p>
<p>Yürüyorum rüzgâr saçlarımın arasından usulca geçiyor. Çocukluğumuzu geçirdiğimiz o istasyon kasabasından usulca geçiyor. Çocukluğumuzu geçirdiğimiz o istasyon kasabasında sabahları böyle bir rüzgâr eserdi. Uzun saçlarımız rüzgârda savrulurdu. Sonra bir tren geçerdi. Trenin uğultulu rüzgârı karışırdı sabah rüzgârına. Biz, trendeki insanlara el sallardık. Büyümek isterdik. Trenlere binmek, uzaklara çok uzaklara gitmek… Büyüdük, savrulduk fark etmeden. Hayat bizi uzaklara, çok uzaklara fırlatıp attı. Gittiğim her yere o rüzgârı götürdüm ben, Eylül’ ü götürdüm. Sen o rüzgârı hatırlar mısın? Senin gittiğin şehirlerin kurşuni Eylül sabahlarında böyle rüzgârlar eser mi?</p>
<p>Ahh! Eylül, çocukluğun deli rüzgârı…</p>
<p>Güneş, kızıl-sarı bir sarhoşluğun ardından yavaşça kendine geliyor. Ağaçların bazıları çırılçıplak sunmuşlar kendilerini güneşe ve rüzgâra. Bazılarının üstünde hüzünlü yapraklar alevli gölgeler gibi sallanıyor. Ağaçlar Eylül’ün sevgili kızlarıdır. Eylül, kendi rengine boyar onları. Alev alev yanar ağaçlar. Ben de onlarla yanarım gitgide… Yandıkça çoğalırım. Her bir parçam büyür, büyüdükçe yanarım…</p>
<p>Yolun karşısında yaz günahlarından, yapraklarından arınmış bir çınar ağacı var. Bu şehirde öyle çok çınar ağacı var ki… Ağaçlar güzel, ama ben ağaçları nisanda severim. Gelinliklerini giyinmişken, tepeden tırnağa çiçek kesilmişken, neşe doluyken severim. Sen ağaçları Eylül’de severdin. Alev alev yanarken severdin. Bazen yaz biterken, herkes kasabaya döndüğünde, evimizin bahçesindeki çınara salıncak kurardı babam. O zaman benim yüzümde o çınar da her şeyden de herkesten de büyüktü babam. Kocaman elleriyle tutardı beni. Salıncaktayken gülerdim. Kan kırmızı gülerdim. Babam gülerdi ben gülerken. Eylül geçerdi üstümüzden. Yüzüme yapraklar düşerdi. Yağmurlar düşerdi. O zaman işte her şey bu çınar ağacıydı. Her şey babamdı. Gülerdim, deli gibi pervasız. Uçardım, uçardım… Kanatlarımın altında o en özgür Eylül. Sen o ağacı hatırlar mısın?</p>
<p>Ah Eylül, babamın güven dolu sesi ve çocukluğun bitmeyen gülüşü…</p>
<p>Ben yürürken insanlar çoğalıyor, kediler azalıyor sokaklarda. Caddelerden arabalar geçiyor. Yumuşacık bir yağmur başlıyor. Saçlarım ıslanıyor. Ürperiyorum. Damla damla Eylül akıyor kaldırımlardan. Saf, berrak, yalın ve yalnız. Eylül ne kadar da yalnız. Issız. Benim kadar, senin kadar, herkes kadar yalnız. Yazın o uzun aydınlığını öldürüyor zehirli öpüşüyle, getirdiği yalnızlığı dağıtıyor şehre. Her geçen gün artıyor yalnızlığım. Her geçen gün bir şeyleri daha yitiriyorum. Kaybettiklerim için ağlamıyorum ben. Ama Eylül ağlıyor benim için. Yağmur yağıyor.</p>
<p>Yağmur yağarken korkardım eskiden. Bir de geceyse yorganımın altında titrerdim. Sonra annem gelirdi yanıma. Sıcacık dokunurdu bana. Anneme sarılırdım. Nedensiz ağlardık. Annem masal anlatırdı bana sessizce. Uyurdum ve sonbahar rüyalarının içinde kaybolurdum. Uzun, karışık ama aydınlık rüyalar. Annemin sesi karışırdı rüyalarıma. Sen o rüyaları hala görüyor musun? Senin gittiğin şehirlerde sonbahar yağmurları yağarken aklına geliyor mu rüyaların?</p>
<p>Ah! Eylül, annemin sıcacık eli ve uzun aydınlık rüyalar…</p>
<p>Yağmur hızlanıyor, insanlar çoğalıyor. İki kaldırım taşı arasına sıkışmış bir papatya görüyorum. Çiçekler Eylül’ de ne kadar da şaşkın oluyor, hiç fark ettin mi? Güneşin baş döndüren aydınlığını içiyor ama ısınmıyor. Şaşırıyor papatya, daracık yerinde sallanıyor. Yağmur yapraklarından süzülüyor. Ömrünün son demlerini yaşayan bir insan olgunluğuyla öylece bekliyor Eylül’ün üstünden çekilmesini ve ölümü…</p>
<p>Okula gittiğim ilk haftayı hatırlar mısın? Sen bana papatyalar toplamıştın okulun bahçesinden bana. O sıralar Eylül yeni alınmış kitap kokardı, tasasız çocuk sesiyle konuşurdu, sınıflara doluşurdu. Eylül o sıralar papatyanın sarısındaydı.</p>
<p>Senin gittiğin şehirlerde de papatyalar kaldırım taşlarının arasına mahkûm mu? Her papatya yaprağıyla sen de dökülür müsün?</p>
<p>Ah, Eylül, kitap kokusu ve ilkokul bahçesinde papatya yaprağı.</p>
<p>Eylül çiçeklerinin en güzeli ortancalar… Kaldırım tükeniyor ayaklarımda, merdivenli bir sokağa çıkıyorum. Hepsi birbirinden apayrı ama hepsi kardeş evler, merdivenin iki yanına gittikçe daha dik sıralanmış. Hepsinin de küçük bahçelerinden, pencerelerdeki saksılardan, mor, beyaz ve en çok da mavi ortancalar fırlamış. Eylül çiçeklerinin en güzeli ortancalar… Bu evler, bu köpürmüş ortancaların kucağında ne kadar uysal ne kadar dingin… Bu evlerin balkonlarından merdivenli sokağa bakan kadınlar ne kadar ümitli hayattan. Belki şu kırmızı saçlı kadın-ki saçları Eylül kırmızısı- bir şeyler bekliyor ihtimal, bir apartman dairesine taşınmak istiyor. Acaba buradaki kadınlar biliyorlar mı onlara bu dinginliği ancak burası veriyor.</p>
<p>Eylül, hüzün doğuran, ümit emziren kadın…</p>
<p>Merdivenlerden çıkıyorum, saçlarım hep ıslak. Düşen yağmur damlaları merdivende parçalanıyor. Kimileri ortancaları okşuyor yumuşacık dokunuşlarla. Merdivenler bitiyor. İki yanı boş bir düzlüğe çıkıyorum. Bisikletli çocuklar geçiyor yanımdan, hepsi de heyecanlı. Bir şemsiyenin altına sığınmış iki kişi, gülüyorlar, öyle güzel gülüyorlar ki ben de gülüyorum. Kız, kıpkırmızı bir elbise giymiş. O kadar güzel ki bu güzellik insanı öldürebilir. Bu iki sevgili içimde bir yerleri acıtıyor, kanatıyor. Onu düşünüyorum, O ıslak sokakların iflah olmaz çocuğuydu. Kumral saçlarının arasında parlak ışıltılar taşırdı. Öpünce sıcak öperdi, öyle sıcak öperdi ki dudaklarım yanardı. Varlığım erir, küçülürdüm kollarında. Eylül’ ün yağmurlu sokaklarında, okul çıkışlarında. Elim onun elindeyken güvendeydim. Eylül rüzgârlarıyla, yağmurlarıyla yanımızdaydı. O, bana mavi ortancalar alırdı çiçekçilerden, sevinirdim. Rüzgâra bırakırdım kendimi ve onun öperdim. Dudaklarım yanardı yine öperdim.</p>
<p>Ah, Eylül, mavi ortancaların sevinçli buğusu ve liseli sevgilinin acıtan hayali…</p>
<p>Bu şehrin en çok sokaklarını seviyorum. Her sokağın bitiminde deniz doluyor içime. Önce senin kokunu duyuyorum. Sonra büyüleyen mavisi gözlerimde çoğalıyor. Ayaklarım denize inen daracık yolda hızla ilerliyor. Düşen damlalar denizde ölüyor. Sahilde yavaşça yürüyen insanlar… Kumlar soğuk, yine de ayakkabılarımı çıkarmak, koşmak istiyorum. Deniz, Eylül’de en güzel mavisini gösteriyor. Koyu, serin, unutmabeni çiçeği mavisi. Deniz uzuyor, çoğalıyor, büyüyor. Bütün hayatım deniz oluyor, ağlamak istiyorum, denizler gibi serin ağlamak. Ah, Eylül, denizin koyu ve serin mavisi…</p>
<p>Deniz kenarındaki balık lokantalarından birinde oturuyorum. Bir kalkan balığı istiyorum. Eskiden yaz bitiminde, Eylül’ün ilk haftası, babam amcamla dereye balık tutmaya giderdi. Biz evde beklerdik. Üzülmeyelim diye göndermezdi bizi annem. Akşam balıkları pişirirdik. Hayatımda yediğim en güzel balıklardı. O zamanlar ne çok gülerdik. Sen gülerdin, babam gülerdi. Annem hep telaşla gülerdi. Bu yediğim balığın yolu hiç geçmemiştir o dereden, yine de güzel. Eylül akşamlarında yediğimiz balıklar gibi zilzurna neşe…</p>
<p>Sen gittiğin şehirlerde, böyle her balık yiyişinde, o akşam balıklarını hatırlar mısın? Hala öyle güler misin?</p>
<p>Ah, Eylül, o çok güldüğümüz akşam yemekleri…</p>
<p>Lokantadan çıktım, yağmur dinmiş gibi. Bulutlar hızla geçiyor. Sokaklar ıslak, insanlar ıslak; dudaklarım, gözlerim ıslak. Koşan, yürüyen, gülen bağıran insanların arasından geçiyorum. Bu insanlar bilirler mi ne kadar birbirlerine benzediklerini? Ne kadar Eylül’e benzediklerini. Feribota biniyorum. Serin demirlere koyuyorum ellerimi, denizin kokusunu içime çekiyorum. Martılar denize değiyor. Feribot uzaklaşıyor. Böyle zamanlarda hep bir martı olmak istiyorum. Bir martı olmak… Uçmak ve kanatlarımın altından denizler geçirerek o istasyon kasabasına gitmek. Kasabadan göç zamanı kuşlar geçerdi, kırlangıçlar… Nisanda gelirlerdi, ama biz gidişlerini izlerdik Eylül’de. Biz de gitmek isterdik kuşlarla…</p>
<p>Senin gittiğin şehirlerde böyle kuşlar var mıdır?  Kuşlarla gitmek ister misin sen de?</p>
<p>Ah, Eylül, göç yollarında kuş sesleri…</p>
<p>Feribottan iniyorum. Gülümseten bir sarhoşluk var üzerimde. Öylece duruyorum. Şehre bakıyorum. Denize bakıyorum. Eylül’e bakıyorum…</p>
<p>Eylül, ağaç, yaprak, tat, koku, buğu, şarkı, şiir…</p>
<p>Eylül, çocukluğun saf gülüşü, çocukluğun kendisi, çocuk…</p>
<p>Eylül, ilkokul bahçesinde papatya beyazı, kitap kokusu…</p>
<p>Eylül, biraz hüzün, biraz ümit… Eylül, annemin dokunuşu… Babamın sesi…</p>
<p>Eylül, aşk, kan kırmızı öpmek, tutuşmak…</p>
<p>Eylül, denizin unutmabeni çiçeği, balık, kuş, ortanca…</p>
<p>Eylül, biraz mavi, biraz kırmızı…</p>
<p>Biraz sıcak, biraz serin…</p>
<p>Eylül, şehir, şehrin ruhu…</p>
<p>Eylül, deniz kıyısı kentlerin kadınları…</p>
<p>Eylül, biraz ben ve mutlaka sen…</p>
<p><strong>Eylül, unutmadan özlemek seni… !</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/eylulden-mektuplar/">Eylül’den Mektuplar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/eylulden-mektuplar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4981</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dear Mr. X</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dear-mr-x/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dear-mr-x/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 30 Jul 2016 11:30:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlkyaz Besnili]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[Before Sunset (Gün Doğmadan)]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[mektuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4657</guid>
				<description><![CDATA[<p>Duydum ki Amerika’ya gitmişsin. Böyle bir giriş senin gururunu okşar diye düşünüyorum. Neden yazdım? Seni özledim. Seni ciddi bir şekilde özledim. Nefes gibi geçen bir serüvende bana yaşattığın güzel bu duyguyu özledim. Bilmiyorum belki o sabahlamayı, gülmeyi, saçma sapan konuşmayı sevdim. Yanımıza gelen çingene çocukların bizim için şarkı çalmaları aklıma geldikçe hala kahkaha atıyorum. Sabaha [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dear-mr-x/">Dear Mr. X</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Duydum ki Amerika’ya gitmişsin. Böyle bir giriş senin gururunu okşar diye düşünüyorum.</p>
<p>Neden yazdım? Seni özledim. Seni ciddi bir şekilde özledim. Nefes gibi geçen bir serüvende bana yaşattığın güzel bu duyguyu özledim. Bilmiyorum belki o sabahlamayı, gülmeyi, saçma sapan konuşmayı sevdim. Yanımıza gelen çingene çocukların bizim için şarkı çalmaları aklıma geldikçe hala kahkaha atıyorum. Sabaha karşı hava ne kadar soğusa da içimiz ısınıyordu. Bunu sonra bir daha, bir daha yaptık. Bu seni son görüşümdü.</p>
<p>Yıllar önce aynı ortamda bulunurduk. Hatta ilk zamanlar seni görmüyordum, tanımıyordum bile. Ev arkadaşımla konuştuğun günü hatırlıyorum. Normal bir muhabbetti senin için. Seni azıcık tanıyorsam insanları etkileyip geçmek için yaptın bunu. Ertesi sene bu şekilde biz de konuşmaya başladık. Ama beni etkilemekten çok sinirlendirdin. Dolayısıyla 2-3 yıl konuşmadık. Evet, konuşmadık ta ki ben şehirden ayrılıncaya kadar. Neden bana yazdın hala bilmiyorum, belki son kez konuşmak istedin benimle. Buluşmak için sözleştik.</p>
<p>Bunu neden yapıyoruz? Neden konuşuyoruz? Senin ince, zayıf, güzel giyimli biraz suratsız ama seni çok sever gibi görünen bir sevgilin vardı. Onun senden ayrılmasının acısını hala yüzünde görebiliyordum. Sahilde saçlarım uçuşuyordu. Senden çok onunla ilgilenir gibiydim.</p>
<p>Sonra bana eski sevgilimi sordun. Daha iki hafta önce onunla buluşmuş olmam senin pek hoşuna gitmedi. Seni rahatsız eden neydi bilmiyorum, saygı duyuyordun sanırım bize. Sonra onunla tekrar konuşmayacağımı söylediğimde hafifçe başını salladın.</p>
<p>Zaman nasıl geçti bilmiyorum sabahın ilk ışığını gördük. Sonra eve gitmek üzere arabana bindik. Beni bırakırken numaramı istedin. Net üzerinden sana yazacağımı söyledim arkama bakmadan dönüp gittim. Bunu neden yaptım bilmiyorum ama sen baya bozuldun. Tüm gün mesajlaştık. Hayır hayır tek tük olsa da suratımdaki saçma gülüşün sebebi oldun.</p>
<p>Gece bu sefer bana bir hediyeyle geldin. Kabul edelim sende bende gece olmasını baya büyük bir hevesle bekledik. Hediye kolyen boynumda şık duruyordu. Ama beğenmemiştim aslında yinede çıkarmadım boynumdan hiç.</p>
<p>Yine eğlenceli bir gece geçirdik. Sabah eve doğru yol alırken her yanımız kumdu. Buna baya güldük. Sonra birer çay içtik. Gece için tekrar sözleştik. Benim son gecemdi o gece. Seninle kalmam için bana ısrar ettin. Kabul etmedim. Kızdın ama sesini çıkarmadın. Eve gitmek istedim. Tamam dedin ama kuma uzandın beni yanına aldın ve ben sana hangi yıldızın benim için uğurlu olduğunu anlattım. Garip kişiliğini daha da ön plana çıkardın ve bu tarz şeyleri hiç denemediğini söyledin. Şaşkın bir şekilde sana bakıyordum. Nasıl olurda sayısını söyleyemediğim kadar yıldızın içinde yaşarken bir başını kaldırıp bakmamıştın. Daha fazla konuşmamı istedin. Nasıl yaptın bilmiyorum ama geceyi 5 dakikaya indirdin. Seni işte şu an gözlerim dolacak kadar çok seviyorum. Pardon ‘özledim’ yazmak istedim.</p>
<p>Son gece ne oldu? Ben deli gibi eşya taşımaya çalışıp bir de uykusuz bir şekilde gezerken sen benim geç kalmama takıldın. Eşya işini hallettikten sonra beni aldın. Öyle yorgundum ki bu sefer gittiğimiz kahve evinde göğsünde uyuyakalacaktım. Yarın gece bu saatlerde yok olacaktım. Senin daha sonra ‘senden kalan tek hatıra’ dediğin fotoğrafları çektik. Sokaklarda gezip sabaha karşı tekrar bıraktın beni. Hemen gidesim vardı seninse bırakamayasın. Ne olursa olsun hayatımda hep mutlu olmamı diledin. Öyle dedin ve beni benden aldın. Vedalardan hoşlanmadığımı söyledim ve gittim.</p>
<p>Ertesi gün yolculuğun ilk dakikasında bu serüvenin bitişi, dostlarım, anılarım, yuvamı kaybetmiştim ve seni kazandım mı kaybettim mi bilemedim. Tüm yaz boyunca seninle gelecek planı yapıp sonra bir daha asla konuşmayacaktık. Unutma eğer evlenmezsek -40 yaşında- birbirimizle evleneceğiz.</p>
<p>Bana seve seve yazdıran, hayal dünyamı daha da çok dolduran film <strong>Before Sunset (Gün Doğmadan)</strong>&#8216;i mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/HurI2rFB_mk?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dear-mr-x/">Dear Mr. X</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dear-mr-x/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4657</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Unutabilmek Seni</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutabilmek-seni/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutabilmek-seni/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 03 Jul 2016 06:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Betül Gür]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4292</guid>
				<description><![CDATA[<p>Keşke dediğim gibi seni unutabilseydim.. Keşke kalbimde değilde aklımda olsaydın o zaman çoktan unutmuştum seni&#8230; Sevdan da çok bencilsin, ama yüreğin o kadar sağlam ki&#8230; Çok güzelsin be adam, sevdiysem benim suçum ne? Bu gözlerim seni arıyor, beynim seni düşünüyor bu sistem biraz saçma seninde beni düşünmen gerek ama işte yok yok olmuyor yani&#8230; Benim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutabilmek-seni/">Unutabilmek Seni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Keşke dediğim gibi seni unutabilseydim.. Keşke kalbimde değilde aklımda olsaydın o zaman çoktan unutmuştum seni&#8230; Sevdan da çok bencilsin, ama yüreğin o kadar sağlam ki&#8230; Çok güzelsin be adam, sevdiysem benim suçum ne? Bu gözlerim seni arıyor, beynim seni düşünüyor bu sistem biraz saçma seninde beni düşünmen gerek ama işte yok yok olmuyor yani&#8230; Benim dualarımda hep sen vardın hayırlısıyla gelsin diye ama olmadı be nasip değilmiş&#8230; İstemedin&#8230; Ne deyim benim imtihanım sen oldun, inşallah senin imtihanın ben olurum&#8230; Sen gelsen var ya ben herkesi unuturum, sadece senin gözlerin yeter bana&#8230; Ben sana bir adım geleyim derken paldır küldür kalbine düşesim var, ama sen beni on ittin&#8230; Bin defa kırıldım ben sana, hayallerimi kaybettim; aslında ben sende kendimi kaybettim&#8230;</p>
<p>Balık kuşa aşık olabilir ama yuvaları olmaz, sanırım biz de öyleyiz he? Hiç düşünmeden beni elinin tersiyle ittin ya inşallah birgün elinin içiyle beni geri istersin&#8230; Bir kere görüyorum seni bin kere ölüyorum ben&#8230; Kafamda defalarca bizi çizdim ben, sen geldin, sildin ve gittin. Belki şu an birlikte değiliz biz ama ben seni yine de bekleyeceğim.</p>
<p>Eskiden senin yüzüne daha fazla bakabiliyordum ama artık bakınca güçlü kalamıyorum gözlerine bakarak ağlamak istiyorum, ağlasam merak edip gelir misin yanıma? Seninleyken hayat nasıl oluyor hiç bilmiyorum, sen yokken pek olmuyor ama&#8230; Ben duygularımı senle paylaşmayı çok isterim biliyor musun, keşke biraz cesaret verseydin bana, keşke bir şans verseydin bize&#8230;</p>
<p>Her gece senin hayalini kuruyorum ve her biri gerçekleşmemek üzere yok oluyor.. Hep yazdım&#8230; Belki birgün okursun diye yazdım&#8230; Lütfen gülümse biraz, çünkü bende açtığın yaraya başka ilacım yok. Gel artık be yüreğine kelebekler kondurduğum&#8230; Bana anlatır mısın neden ayrı olmak zorunda olduğumuzu? Ben anlayamıyorum be adam&#8230; Sana benzeyen her şiire sarılasım geliyor, biliyor musun? Sen kalbimi paramparça ettin, sonra o parçaların üzerine bir dünya kurdun kendine&#8230; Sence o kırıkların üstüne sağlam mutlu bir dünya olur mu?</p>
<p>Sana diyorum yaa yanımda ol istiyorum. Biraz anlayışlı olsan&#8230; Yakın olsak&#8230; Senin de benim de önümüzde iki seçenek vardı&#8230; Ya seni seveni seveceksin ya da seni sevmeyeni sevmeye devam edeceksin. Seni seveni seversen en azından huzurlu olursun, seni sevmeyeni seçersen mutsuz olursun&#8230; Ben ikinci seçeneğim seni bilmiyorum&#8230; Şu Dünya&#8217;da seni her şeyinle kabul edebilecek başka biri var mı? Senin gözlerine bakarken boğazı düğümlenen bir kız var, seni düşünürken ağlayan nerde olduğunu umursamayan bir kız var, sen herkese karşı kötü olsan da seni sonuna kadar savunan bir kız var, senin için dünyasını durduran, dünyasını senin döndürdüğün bir kız var. Seni seven biri..</p>
<p>Kayboldum ben.. Benim karanlığımda ki tek penceremsin sen, gülümsüyorsun ve bir anda bütün dünya aydınlanıyor sanki&#8230; Doya doya sevemedim seni; eksiktin sen&#8230; Sana ve kendime bir iyilik, sessiz sakin gidiyorum ve son kez yazıyorum sana&#8230; Zamanı geldi ve sabrım tükendi, senden tek yadigar döktüğüm gözyaşı&#8230; Geri gelmeyecek sana baktığımda parlayan gözlerim ve seni kimse sevmeyecek bu kadar&#8230;</p>
<p>O kızı hiç görmedim, tanımadım, bilmiyorum, belki esmer belki sarışın yahut kumral, belki de çok güzel. Ama sen sevdiysen demek ki özel&#8230; Bana unut diyorsun sevme diyorsun da insanın dediği gibi olmuyor işte her şey. Bende sana sev diyorum sevebiliyor musun? Sen benim için, Dünya&#8217;nın Güneş&#8217;e muhtaç olması gibisin&#8230; Seni uyurken izlemek için neler vermezdim. Öpseydim o masumiyetinden tek bir kez&#8230; Nefesini dinleseydim saatlerce. Neyse hayali bile güzel işte. Ben ki Devrik bir cümleyim kalkmış sana şiir olmuşum&#8230; Seni her gün görmek ve acı çekmek neye benziyor biliyor musun? Böyle sanki içinden ciğerini söküp alıyorlar. Neyse diyeceğim o ki, her zerrem seviyor senin her zerreni..</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutabilmek-seni/">Unutabilmek Seni</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutabilmek-seni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4292</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tek Kişilik Yorgan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Apr 2016 06:57:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2936</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sana yazdıklarım henüz bitmedi sevgili. Sen her ne kadar artık benden evin sağına soluna bırakılmış notlar istemesen de ben yazacağım sana. Sesleneceğim her seferinde sevgili diye ve bir kez daha başlarken satırlarıma yine hoş geldin sevgili. Omuzlarıma bıraktığın bu yük gün geçtikçe altında ezmeye çalışsa da beni, bu evrene yaydığım mutsuzluğuma inat bekliyorum seni. Sevmediğin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/">Tek Kişilik Yorgan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sana yazdıklarım henüz bitmedi sevgili. Sen her ne kadar artık benden evin sağına soluna bırakılmış notlar istemesen de ben yazacağım sana. Sesleneceğim her seferinde sevgili diye ve bir kez daha başlarken satırlarıma yine hoş geldin sevgili.</p>
<p>Omuzlarıma bıraktığın bu yük gün geçtikçe altında ezmeye çalışsa da beni, bu evrene yaydığım mutsuzluğuma inat bekliyorum seni. Sevmediğin şarkılarımı daha çok dinleyip daha çok buluyorum kendimi balkon kıyılarında. Daha depresif yazılar yazıp içimi akıtmaya çalışıyor, seni aklımdan saniye çıkarmadan artık sesimi de çıkarmadan bana sunduğunuz hayat kadar yaşamaya çalışıyorum.</p>
<p>Sana aşk dolu, özlem dolu kelimeler dökmek isterdim satırlar dolusu ama inan o kadar çok canım yanıyor ki; yeri geliyor Simurg kadar yalnız bir o kadar kızgın, tehlikeli oluyorum. Belki hazinem artık benim değil ama başkalarının da olmasın istiyorum.</p>
<p>Uykularımdan çığlıklarla uyandığımda sen sakinleştir istiyorum beni. Geçti dediğin an tüm korkularımdan kurtulduğum zamanları özlüyor, uykusuz nöbet tuttuğum gecelerime bir yenisini daha ekliyorum.</p>
<p>Sonra gün ağırmaya, göz kapaklarım ağırlaşmaya başlıyor. Soğuğuyla her yanıma işleyen rüzgar  ve yeni bir sabahın ezanıyla gözlerimi yumuyor sen dolu rüyalarıma kavuşmak için tek kişilik yorganıma sarılıyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/">Tek Kişilik Yorgan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tek-kisilik-yorgan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2936</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ben Bir Kadınım</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 06 Feb 2016 15:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2112</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin. Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz. Ben bir kadınım ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin.</p>
<p><strong>Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim</strong></p>
<p>Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. İçindeki tüm siyahları bulmak için öncelikle çıktığım bu yolculukta, herkes sana böylesine hayranken, Ben Sende kendi karanlığımı keşfettim, kör noktalarımı ve sırf bunun için bile çok özelsin. Buradasın işte. Benim içimdeki en koyu karanlıksın Sen. Anlatamayacağım. Anlatamayacağın.</p>
<p>Hani diyor ya Bertol Brecht “Uzun Sustum. Ey Uzun Konuşanlar. Geçmedi Üşümem. Ben Bir Aşkın Kar Yağışından Geliyorum” Ben Senden sonra en çok susmayı öğrendim. Teşekkür ederim. İçimdeki tüm sesleri kapattım. Seni getirmesinler diye. Artık caz bile yapmıyorum. Belki bu halimi daha çok severdin. Gitmezdin.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Sen de sınırlarımı gördüm, İçimdeki gücü. Gücünün karşısında ezilmemek için direnirken kaybettiğim bize yenildim. Sevmek güçsüz olmakmış aslında biraz da gittiğinde anladım. Teşekkür ederim.</p>
<p>Bana ilk dinlettiğin ezgiyi açıyorum ara sıra. Biz oluyoruz. Sonra şarkı bitiyor aniden.</p>
<p>Seni bana getiren tüm o yollara bakıyorum bazen. Ya gelirsen diye. Ya Sen de beni çok sevmişsen diye. Biliyor musun Ben bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim sırf bu yüzden tüm o yollar Sen. Bitmeyen bir yolculuk olacaksın içimde. Daima.</p>
<p>Artık kırgın, kızgın değilim Sana da. Kendime de. Dünyanın bir yerinde bir biz vardı. Ha üç gün, ha bir ömür ve ben bu bizi çok sevdim. Şunu da biliyorum kimse, Sen bile bunu değiştiremez. Kalmaya gücün yetmese de anıları silecek bir ürün icat edilmedi daha.  O anlar bizim. O anlarda sana çok aşık, seni gücünden dolayı değil, sırf Sensin diye tüm defolarınla, coşkularınla, sadece benim keşfettiğim yönlerinle seven Çocuk hala orada.</p>
<p>Teşekkür ederim.</p>
<p>Ben artık bir Kadınım ve Bu Senin Eserin.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2112</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
