<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>klasik sanat &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/klasik-sanat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:15:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Kâinat Orkestrasının İlk Konseri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 16 Aug 2016 05:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4842</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bilinçli anne-babaların biricik bebeklerini kucaklarında tutmayı hayal ettikleri anda başlar, o minicik parmakların, sevimli burnun ve hiçbir kokuya benzemeyen o mis kokulu, o tatlı gülücüklü bedenin eğitimi… Daha ana rahminde bir bezelye tanesi iken, daha cinsiyeti, silueti oluşmamışken gelecek günlerin planları, hayalleri ebeveynler tarafından çoktan kurulmaya başlanmıştır bile. Bezelye tanesi biraz daha büyüyüp ultrasonda ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/">Kâinat Orkestrasının İlk Konseri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinçli anne-babaların biricik bebeklerini kucaklarında tutmayı hayal ettikleri anda başlar, o minicik parmakların, sevimli burnun ve hiçbir kokuya benzemeyen o mis kokulu, o tatlı gülücüklü bedenin eğitimi… Daha ana rahminde bir bezelye tanesi iken, daha cinsiyeti, silueti oluşmamışken gelecek günlerin planları, hayalleri ebeveynler tarafından çoktan kurulmaya başlanmıştır bile. Bezelye tanesi biraz daha büyüyüp ultrasonda ilk resimleri çekildiğinde ise, gideceği okul dâhil pek çok plan belirlenmiştir artık…</p>
<p>Şaka bir yana, gerçekten günümüz ebeveynlerinin bebek eğitimine daha anne karnındayken başladıklarına tanıklık etmeyenimiz yok gibidir. İletişim çağının bütün olanakları kullanılarak bebek kucağa alınmadan önce bir mürebbiye kadar bilgiye sahip olan anne babalar, bebeklerini hızlı bir entegrasyonla, <strong>Z </strong>kuşağına hazırlarlar…</p>
<p>Anne rahminin güvenli ortamında keyifle büyüyen bebekler, doğumla gerçekleşecek yeni yaşamlarının koşullarını öğrenmede acele etmeseler de, anne-babaların onlar için hazırladıkları dünya dayatmaya başlar bile…</p>
<p>Anneler, bebekleriyle konuşup iletişime geçmenin önemini çok çabuk öğrendiler. Artık bunun bir zorunluluk olduğunun farkındalar. Çünkü bütün araştırmalar annesinin sesini tanıyan bebeklerin buna karşılık verdiğini kanıtlar yönde. Ancak bebekler yumuşak ve ritmik sesleri seviyorlar, sert ve yüksek frekanslı seslere karşı ürktüklerini biliyoruz. Anne karnında dinletilen klasik müziğin, özellikle Mozart, Bach ve Beethoven gibi dahi bestecilerin eserlerinin, bebeklerin zekâ gelişimine katkıda bulunduğu da uzmanlar tarafından dile getiriliyor.</p>
<p>Anne karnında müzik dinlemeğe başlayan bebeklerin uyumlu ve sakin oldukları, dış dünyayla daha iyi iletişimde bulundukları bir gerçek… Huzursuz olduklarında ya da ağlamaya başladıklarında ise, daha önceden dinledikleri bu tanıdık müzikler sayesinde uykuya kolay geçebiliyor ve rahat bir uyku çekebiliyorlar.</p>
<p><strong>Ancak ne tür bir müzik sorusuna cevap vermek gerek. </strong></p>
<p>Ritmi dakikada 60-100 metronom hızında olan her müzik uygun olabilmekte aslında… Neden bu metronom hızı? Çünkü annenin kalp ritmiyle uygun olmalı da ondan. Bebekler hamileliğin ilerleyen zamanlarında ritimleri hissettiği gibi duyabiliyorlar da. Araştırmacıların bulguları anne karnındaki bebeklerin, hamileliğin&nbsp;18 haftadan&nbsp;itibaren annenin vücudunun dışındaki sesleri duyabildiklerini göstermekte… İşte bu yüzden bebek ve çocuklara Klasik Müzik dinletilmesi önerilmektedir.</p>
<p>Yaygın kanaat bu yönde olsa da Klasik Müzik dendiğinde batı müziğini algılamak gibi bir yanılsama yaşıyoruz ne yazık ki. Oysa Klasik Türk Müziğinde de aynı metronom hızında olan Ayini Şerifler, peşrevler ve özellikle Ney taksimleri, bebek ve anne için de mükemmel uyumu sağlayabilmektedir. Burada dikkat edilecek nokta, dinletilecek müziğin yumuşak ve frekans ayarının düşük olmasıdır. Bebeğin ve annenin sakin, huzurlu ve güvenli hissetmeleri, birlikte başlayacakları bu uzun yolculuk için çok önemlidir. Babalar alınmasınlar lütfen, ama anne ve bebek uyumu çocukluk ve ergenlik dönemine dek süren çok önemli bir durumdur. İşte bu uyum ilk anne karnında başlıyor. Öyle bir birliktelik ki bu, kaynağı yalnızca salt sevgi&#8230; Karşılıksız ve sonsuz olan, beklentisiz, doğal ve akışkan&#8230; Kendi canından can vermenin erdemi anneyi sardığında bitimsiz ve fakat dönüştürücü bir enerjiyle dolan anne,&nbsp; artık karnındaki mucizeyle bütünleşiyor. Onunla hemhal oluyor ve günlük rutinlerinde dahi her an önceliğini bebeğine veriyor. Bebek, annenin kalp ritmiyle amniyon sıvısının içinde güvenle uyurken,&nbsp; yine annenin bu ritmiyle uyanıp, bu ritimle besleniyor… Annenin stres ve endişeden uzak, rahat ve mutlu olması bu yüzden çok önemli… Hamilelik dönemi sevgi ve huzur enerjisini gerektirir. İç organlarımızın çıkardığı sesi, yalnızca bebekler duyar. Her bir organımızın ayrı bir sesi vardır. Bebekler bu sesle güvenlidir. <strong>Kâinat orkestrasının konserini ilk dinleyenler bebeklerdir.</strong> Doğumda bu sesi duyamadıklarından ağlarlar. Amniyon sıvısının içindeki bebeklerin gözleri kapalıdır. Seslerle yollarını bulmaya çalışan yarasalar gibidirler. Bu yüzden yeni doğan bebek hemen anneye verilir ve kalbinin üzerine yatırılır. Annesinin ritmini duyan bebek güvende olduğunu anlar, sakinleşir…</p>
<p>Sevildiğini hisseden bebek, doğum travmasını atlatır ve doğduğu yaşamın güvenli ortamında kendisini annesinin kucağına bırakır…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/">Kâinat Orkestrasının İlk Konseri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4842</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Klasik Romanların Sihiri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 08 Aug 2016 09:39:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gül Nihal Singil]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Franz Kafka]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4793</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Bir sabah tedirgin düşlerden uyanan Gregor Samsa, devcileyin bir örümceğe dönüşmüş buldu kendini. Bir zırh gibi sertleşmiş sırtının üzerinde yatıyor, başını biraz kaldırınca yay biçiminde katı bölmelere ayrılıp bir kümbet yapmış kahverengi karnını görüyordu; bu karnın tepesinde yorgan, her an kayıp tümüyle yere düşmeye hazır, ancak zar zor tutunabilmekteydi. Vücudunun kalan bölümüne oranla acınacak kadar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/">Klasik Romanların Sihiri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Bir sabah tedirgin dü</em><em>ş</em><em>lerden uyanan Gregor Samsa, devcileyin bir örümce</em><em>ğ</em><em>e dönü</em><em>ş</em><em>mü</em><em>ş</em><em> buldu kendini. Bir z</em><em>ı</em><em>rh gibi sertle</em><em>ş</em><em>mi</em><em>ş</em><em> s</em><em>ı</em><em>rt</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n üzerinde yat</em><em>ı</em><em>yor, ba</em><em>şı</em><em>n</em><em>ı</em><em> biraz kald</em><em>ı</em><em>r</em><em>ı</em><em>nca yay biçiminde kat</em><em>ı</em><em> bölmelere ayr</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>p bir kümbet yapm</em><em>ış</em><em> kahverengi karn</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> görüyordu; bu karn</em><em>ı</em><em>n tepesinde yorgan, her an kay</em><em>ı</em><em>p tümüyle yere dü</em><em>ş</em><em>meye haz</em><em>ı</em><em>r, ancak zar zor tutunabilmekteydi. Vücudunun kalan bölümüne oranla ac</em><em>ı</em><em>nacak kadar c</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>z bir sürü bacakç</em><em>ı</em><em>k, ne yapacaklar</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em> <em>ş</em><em>a</em><em>şı</em><em>rm</em><em>ış</em><em>, gözlerinin önünde aral</em><em>ı</em><em>ks</em><em>ı</em><em>z çak</em><em>ı</em><em>p sönüyordu.&#8221; </em></p>
<h2>Franz Kafka &#8211; Dönüşüm</h2>
<p>Kamuran Şipal&#8217;in çevirisiyle böyle başlamaktaydı <strong>Franz Kafka</strong>&#8216;nın <strong>DÖNÜ</strong><strong>Ş</strong><strong>ÜM</strong>&#8216;ü. Hikaye süresince Kafka&#8217;nın ayrıntılı betimlemeleri, zengin ifadeleri ve sıradanlıktan uzak üslubu sizi okuyucu olmaktan çıkararak ana karakter gibi -yani bir böcek gibi- hissettirir. Hikayede verilmek istenen soyut düşünsel değerler, sembolizm tekniğiyle hayat bulur. Böcek hakkında yapılan derin detaylarda ise Kafka&#8217;nın hikayeyi etkileyici bir gerçeklikle ele almak için uzun süren bir gözlem yaptığı izlenimini çıkartırız.</p>
<h2>Gregor Samsa</h2>
<p>Bu konuyu herhangi biri işleyecek olsaydı muhtemelen; &#8220;<strong>Gregor Samsa</strong> bir sabah uyandığında böcek olmuştu ve hayatının artık eskisi gibi olmayacağını anlamıştı. Kabuklu sert bir sırtı ve kahverengi karnı vardı.&#8221;  derdi ve bütün sihir bozulurdu. Tabi ki bu anlatım şeklinde okuyan kişide kendisini sadece okuyucu olarak görür ve kitap hafızalarda değil sadece raflarda yer alırdı. Franz Kafka örnek olarak ele alınmış olmakla birlikte klasikliğe ulaşmış birçok yazarda da benzer durumu görürüz; Emile Zola, Victor Hugo, Tolstoy, Balzac, John Steinbeck, Sadık Hidayet, Sait Faik Abasıyanık, Peyami Safa&#8230; (Oldukça geniş bir liste olacağı için sadece birkaç isimle yetinmem gerekti.) Birçok kişi tarafından ayrıntılar ve imgeler gereksiz görünmesine karşın kalıcı bir romana <strong>DÖNÜ</strong><strong>Ş</strong><strong>ÜM</strong> aslında bu noktada başlamaktadır. Tüm bu yazarların ortak paydası şudur ki; Odanın ortasında duran masa herhangi bir masa değildir! O masanın duruş şekli, büyüklüğü, üzerinde duran objeler, renkler, masanın bir ayağı kısa ise altına konulan kağıt, masanın üzerindeki izler, odanın ambiyansına kattığı değerler, hissiyatlar ve hatta masanın o eve nasıl gelmiş olduğuna dair kısa bir bilgi bile vardır. Bu detaylar adeta bir film karesidir ve her okuyucunun aklında aynı masa canlanır. Kendinizi o an masanın yanında duran kişi olarak hissedersiniz. Duygular konusu da bu yazarlar tarafından aynı şekilde ele alınmıştır. Örneklendirmek gerekirse &#8216;Bay X, Bayan Y&#8217;ye aşık olmuştu.&#8217; gibi kısır bir yazım dilinin tercih edilmediğini görürsünüz. Bayan Y&#8217;nin yüzünün ve vücudunun bütün hatlarını, ince bir ipek şalın omuzları üzerinden süzüldüğünü, çocuğunu severken ellerinin saçlarında nasıl gezindiğini, sıradan bir tebessümünün Bay X&#8217;i nasıl derinden etkilediğini mekandaki sessiz karakterlerden biri olarak izlersiniz. Bu esnada Bayan Y başını hafifçe kaldırır ve göz göze gelirsiniz. Artık Bay X&#8217;i çok iyi anlıyorsunuzdur.</p>
<h2>Klasik Roman</h2>
<p>Günümüzde artan kitap ve yazar çeşitliliğine rağmen tek solukta okuyabileceğimiz kitap sayısı tezat bir şekilde azalmıştır. Bir okuyucu olarak şunu söylemeliyim ki çağdaş yazarlardan oldukça az bir kesim okuma heyecanını yaşatabilmektedir. Bu yazarları keşfedebilmek için birçok edebi açıdan yoksun kitap okumanız gerekmektedir. Peki üzerinden yüzlerce yıl geçmesine karşın tüm ülkelerde en çok basım yapan, derslerde okutulan ve artık &#8216;Klasik&#8217; niteliğini alan kitapların ve yazarların sihiri neydi? Cümle kurabilmekten öte sıradan bir olay kurgusunu en etkili şekilde anlatmak ve yaşatmaktı yazarların sihiri.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/">Klasik Romanların Sihiri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4793</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Michelangelo</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/michelangelo/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/michelangelo/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 19 Dec 2015 15:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Caesars Palace]]></category>
		<category><![CDATA[contrapposto]]></category>
		<category><![CDATA[David]]></category>
		<category><![CDATA[disegno]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kral Davud’un heykel]]></category>
		<category><![CDATA[maniyerist]]></category>
		<category><![CDATA[maniyerizm]]></category>
		<category><![CDATA[Michelangelo]]></category>
		<category><![CDATA[Piazza Signoria]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Surfers Paradise]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü mimar]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü mimarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Victoria ve Albert Müzesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1275</guid>
				<description><![CDATA[<p>Michelangelo, Rönesans döneminin önemli bir mimar, heykeltıraş ve şairidir (6 Mart 1475-18 Şubat 1564). Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti olan ünlü İtalyan sanatçının heykeltıraş olarak yaptığı ilk ve en ünlü eseri çocuk kral Davud’un heykelidir. &#160;Heykeli yaptığında henüz 26 yaşındadır ve eserini inşaa ederken çoğu zaman heykelinin yanına yaptığı ufak bir barakada yaşamış ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/michelangelo/">Michelangelo</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Michelangelo, Rönesans döneminin önemli bir mimar, heykeltıraş ve şairidir (6 Mart 1475-18 Şubat 1564). Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti olan ünlü İtalyan sanatçının heykeltıraş olarak yaptığı ilk ve en ünlü eseri çocuk kral Davud’un heykelidir. &nbsp;Heykeli yaptığında henüz 26 yaşındadır ve eserini inşaa ederken çoğu zaman heykelinin yanına yaptığı ufak bir barakada yaşamış ve kimseden yardım almadan “David” i yaratmıştır.</p>
<p>Michelangelo, insan formunda gerçeklik boyutunu yakalamaya çalışmıştır. Bu nedenle klasik sanat tekniklerini öğrenmenin yanı sıra insan kadavraları üzerinde de çalışmalar yapmıştır. Davut heykelini yapmaya 1501 yılında başlamış ve 1504 yılında tamamlamıştır. Heykel, Davut’un Golyat’a saldırmaya karar verdiği anı temsil etmektedir. Erkek formu temel alınarak inşa edilen heykelin omzunun üzerinde bir sapan figürü vardır ve insan formu mükemmele en yakın şekilde tasvir edilmiştir. &nbsp;Eserde, “contrapposto” stili ve “disegno” sanatsal disiplini görülmektedir. Söz konusu disipline göre “heykel sanatı”, &nbsp;ilâhi yaratılışı taklit etmesinden kaynaklandığına inanıldığı için en iyi sanat şeklidir. Michelangelo da adeta çalıştığı mermer kütlenin içerisinde zaten Davut varmış ve kendisi de yalnızca onu dışarıya çıkarmakla görevliymiş inancı ile çalışmış ve bu şekilde söz konusu disipline bağlılığını göstermiştir. Kimilerine göre de heykel, ideal görüntü yerine sanatsal nitelik araştırılarak özgün bir tarza yönelimi içinde barındıran “maniyerist” stile dayandırılarak yapılmıştır. Çünkü heykeldeki insan formu gerçeğe oranla daha farklıdır. Baş ve üst vücut, alt vücuta oranla daha büyüktür. Yani ideal görüntü yerine sanatsal bir görüntüye yönelinmiştir. Ancak heykelin yapılış amacına bakıldığında büyüklüğünden dolayı, bir kilise cephesine veya yüksek bir kaidenin üzerine yerleştirilme amacı ile yapıldığından bu oranlar tabii ki gerçekte olduğundan farklıdır ve bir açıdan bakıldığında oranlar zaten doğru şekilde görülecektir. Maniyerizm de 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkan bir sanat üslubudur. En önemli temsilcisi ve akımın başlatıcısı olarak da yine Michelangelo olarak kabul edilir.</p>
<figure id="attachment_1277" aria-describedby="caption-attachment-1277" style="width: 157px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david.jpg" rel="attachment wp-att-1277"><img class=" td-modal-image wp-image-1277 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david-157x300.jpg?resize=157%2C300" alt="Michelangelo &quot;David&quot;" width="157" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david.jpg?resize=157%2C300&amp;ssl=1 157w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/michelangelo-david.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w" sizes="(max-width: 157px) 100vw, 157px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1277" class="wp-caption-text">Michelangelo &#8220;David&#8221;</figcaption></figure>
<p>5,17 metre yüksekliğinde bir mermer kütleden yapılmış olan bu heykel, Floransa’nın bir sembolü niteliğindedir. İlk olarak “Piazza Signoria” ya yerleştirilmiştir. Sonra da 1873’te Floransa’daki Akademi Galeri’sine götürülmüştür. Tamamı 8 Eylül 1504 tarihinde ortaya çıkarılan bu heykel, halen Floransa’nın Akademi Galerisi’nde sergilenmektedir. Ancak eserin bir kopyası da 1910 yılında Piazza Signoria’ya yerleştirilmiştir. Davut’un Kudüs’ü fethinin 3000. yılına ilişkin heykelin bir kopyası da Floransa tarafından Kudüs’e armağan olarak gönderilmiştir. Fakat bu heykelin çıplak olması ve bu sebeple de “pornografi” içerdiği inancı şehre hakim olmuş ve heykelin varlığı dinsel çatışmalara sebep olmuştur. Daha sonra da Davut yerine bir başka heykelin tamamen giyinik bir kopyasının armağan edilmesine karar verilmiştir. Bu kopyalar dışında ayrıca Londra’da “Victoria ve Albert Müzesi”nde alçıdan bir kopyası, Avustralya’da “Surfers Paradise” alışveriş merkezinde bir kopyası, Las Vegas’ta “Caesars Palace’da Appian Way Shops ve Los Angeles Kaliforniya’da bir malikanenin üzeri ve çevresi heykelin küçültülmüş 23 çevrelenmiş kopyası mevcuttur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/michelangelo/">Michelangelo</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/michelangelo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1275</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Çağının Sanata Olan Etkisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 15:53:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Hasoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>
		<category><![CDATA[modern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya çağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=836</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çağımızda Düşen Sanat… Yükselen Sanat… Peki Kazanan? Sanatçı mı? Sanat mı? Yoksa… ? İnsan mı? Sosyal Medya Çağının Klasik ve Modern Sanatlarımızdaki Etkisi… Öncelikle Felsefi ve Bilimsel bir kuramdan baktığımız zaman, ‘sosyal medya’ her yönüyle yaşamı içine çeken bir kara delik. Demek pek de yanlış olmazdı… Zira bu her yönün içerisinde, insan diyeceğimiz o ki, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/">Sosyal Medya Çağının Sanata Olan Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çağımızda Düşen Sanat… Yükselen Sanat…</strong></p>
<p>Peki Kazanan? Sanatçı mı? Sanat mı? Yoksa… ?<br />
İnsan mı?<br />
<strong>Sosyal Medya Çağının Klasik ve Modern Sanatlarımızdaki Etkisi…</strong></p>
<p>Öncelikle Felsefi ve Bilimsel bir kuramdan baktığımız zaman, ‘sosyal medya’ her yönüyle yaşamı içine çeken bir kara delik. Demek pek de yanlış olmazdı… Zira bu her yönün içerisinde, insan diyeceğimiz o ki, kitleler, toplumlar, bütün kurum ve kuruluşlar dahil edilebilir…</p>
<p>Birinci sorumuz şu olmadır, ‘<strong>Sosyal Medya Çağının Klasik Ve Modern Sanatlarımızdaki Etkisi…’   ne olacaktır değil </strong>ne olmalıdır?</p>
<p>Çünkü Sosyal Medya çağında bizler, -sizler- birer belirleyen rollerindeyiz&#8230; Eğer istediğimiz sanatın belirli bir algı ve anlayış düzeninde lanse etmesi ise bunu pek ala belirleyerek hedeflediğimiz noktaya getirebiliriz. En bayağı örneği ile atılan Twitler, yapılan paylaşımlar belirlediğim -belirlenen- hedefe birer merdiven basamağı rolündedir&#8230; Tıpkı wep –internet– algılamasında oluşan bilgi ve görüş açılarının ortadaki konuya bir görsellik ya da bir anlam kazandırması gibi. Örneğin ‘sanat duvarı’ isimli bir sitenin onun görücüsü, takipçisi olan kitlelerde nasıl bir sanat anlayışı oluşturacağı ya da zaten var olan sanat duyumsamalarımızı ne yöne çekeceği, geliştireceği mi? Değiştireceği mi? Ne gibi, algısal farklılıklar ortaya çıkaracağı gibi… Yoksa zihnimizde ve ruhumuzda duyu ve hislerimizle çağlayan sanat kavramamız belirli bir yükseklikten, derinlikten aşağıya ve sığlığa mı çekecek?</p>
<p>Gördüğünüz gibi burada bizler artık belirleyenler durumundayız&#8230; Bir sanat algısında bile bu gözlemlenebiliyor…  Şu an bu sitede yapacağınız her okuma, burada verilmiş her paylaşım bunun örneği durumunda oluyor… Belirleyen örneği..!</p>
<p>Böylece bizler -sizler- sosyal medya çağında bin yılları aşan ve tarihinde binlerce kalıcı eserlerle ve yapıtlarla günümüze kadar gürbüzce gelen ‘sanat’ kavramasını dahi tüm bu bin yılları aşan sürede oluşmuş ‘görmemizi’  değiştirebilecek, tamamen başka bir noktaya çekebilecek yönlerin oklarıyız.</p>
<p>* Sorulması gereken soruların başında, kimse bu denli düşünüyor mu? Düşünecek mi?<br />
Hareket ve eylemlerimiz  -paylaşımlarımız- okuyucu da bu denli derin değişimleri gözlemleyecek algıya hitap ediyor mu?</p>
<p>Tabi ki bununla ilgili her geçen gün artarak ilerleyen ve gelişen SOSYAL MEDYA ÇAĞIMIZDA  insanlarımız da algısal olarak yüksek gelişimlere ulaşıyor…  Artık derinden gözlemleyebilen, çözümleyebilen ve nitekim edinimlerini yansıtabilen kitleler halinde ilerlemekteyiz…</p>
<p>Bunun sonucu ‘<a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">sanat</a>’ kavramımızda daha yüksek bir toplum ve sanat düzeyi getirileri olmasının umudu ve eylemi içinde olmanın arzusunda ve tutkularında hareket etmeyi ve yönelimlerimizi bu biçim üzerinden geliştirerek korumalı, herkes için uygun bir sanat ilkeleri gibi natürel bakışlarla olabildiğince uzaklara ve en yakınlarımıza ulaşmayı belki de hedeflemeliyiz… Tıpkı öğrencisi ve eğitmeni olduğumuz yaşamın, tıpkı öğrencisi ve eğitmeni olduğumuz ‘sanatın’, tıpkı öğrencisi ve eğitmeni olduğumuz ‘zamanın’  işleyişlerinde edinimlerimizi yazacağımız bir ‘ duvar’ olması gibi.</p>
<p>Bence yaşamın kendisi insanlığın ve bizlerin ‘sanat duvarı’ olarak nüksederse ancak o zaman SOSYAL MEDYA ÇAĞINDA bin yılları aşan sanatımızı koruyarak ve daha güçlü ve daha ileri ve daha gelişmiş ve daha yüksek hedeflere ulaştırabilecek toplumun belki gelecek bin yılların daha çocukları olarak, <strong>ÇAĞIMIZDA DÜŞEN SANAT… YÜKSELEN SANAT… Kazanan Sanat. Kazanan Bizler. Kazanan İnsan… Oluruz.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/">Sosyal Medya Çağının Sanata Olan Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">836</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
