<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>kitap &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/kitap/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 21:52:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Tarık Akan’ın Kaleminden Tutukluluk Süreci; Anne Kafamda Bit Var</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Dec 2016 05:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Kurt]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Can Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Akan]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6409</guid>
				<description><![CDATA[<p>Tarık Akan, ‘Anne Kafamda Bit Var’ adlı kitabında 1980 darbesinden sonra tutuklu kaldığı süreci anlatıyor. Anne Kafamda Bit Var kitabı, Tarık Akan’ın ilk ve tek kitabı olma özelliğini taşıyor. Anne Kafamda Bit Var Eser, Müjdat Gezen’in Akan’ı rahatlatmak için söylediği “Sana hiçbir şey olmayacak, göreceksin bak. Elini kolumu sallayarak dışarı çıkacaksın.” cümlesiyle başlıyor. Tarık Akan, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/">Tarık Akan’ın Kaleminden Tutukluluk Süreci; Anne Kafamda Bit Var</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarık Akan</strong>, ‘<em>Anne Kafamda Bit Var</em>’ adlı kitabında 1980 darbesinden sonra tutuklu kaldığı süreci anlatıyor. <strong>Anne Kafamda Bit Var</strong> kitabı, Tarık Akan’ın ilk ve tek kitabı olma özelliğini taşıyor.</p>
<h2>Anne Kafamda Bit Var</h2>
<p>Eser, Müjdat Gezen’in Akan’ı rahatlatmak için söylediği “Sana hiçbir şey olmayacak, göreceksin bak. Elini kolumu sallayarak dışarı çıkacaksın.” cümlesiyle başlıyor. <strong>Tarık Akan</strong>, yaklaşık iki buçuk aylık tutukluluk sürecinde yaşadıklarını oldukça samimi bir üslupla okuyucusuna anlatıyor. Kendini olduğundan farklı göstermeye ihtiyacı yok. Sinirlendiğinde kendini tutamayışını, korkusunu, tedirginliğini olduğu gibi yansıtıyor. Zaten kitabın giriş cümlesinden bile bunu görebiliyorsunuz. Kendinden büyük bir Yeşilçam yıldızı olarak değil de sıradan bir insan gibi bahsediyor Akan. Ne kadar alçak gönüllü olduğunu bir kez daha görebiliyorsunuz. Hücrelerde yanı başında çocukların yediği dayağı, her gün işkenceye götürülen hücre-koğuş arkadaşlarını (kitaba göre kendisi babasının yardımları sayesinde fiziksel işkenceye maruz kalmamıştır, babasının yardımını sonradan öğreniyor.), bir memurun işkenceden dönen çocuğa ölmüş ağabeyinin fotoğrafını göstermesi, çiş kokulu hücrelerde bitlenmesi gibi olaylar, dönemin acı gerçeklerini göz önüne seriyor.</p>
<p>Tarık Akan, <strong>Anne Kafamda Bit Var</strong> kitabını sekiz bölüm ve bir albüm ile tamamlıyor. Kitabın, dördüncü bölümünde tutukluluk sürecine bir ara vererek Yol filmini çekebilmek için sansürden nasıl izin aldığını, çekim esnasında karşılarına çıkan zorlukları anlatıyor. Altıncı bölüm ve sonrasında ise, tutukluluk sürecinin bitişiyle birlikte dışarıda özgürlüğünü elde etmeye çalışırken uğradığı haksızlıkları ve ifadelerin sahteliğini ispatladığı mahkeme sürecinden bahsediyor.</p>
<p><u>Anne Kafamda Bit Var</u> eserini, içimizden birinin sohbet eder gibi anılarını yazdığını düşünerek okursanız hızlıca bitirirsiniz. Evet, yazı dili muhteşem olmayabilir zaten Tarık Akan’da bir edebiyatçı değil, sinema sanatçısı. Bunu göz önünde bulundurmanız faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Kitabı vesile ile de <em>Tarık Akan</em>’ı bir kez daha anıyor ve ışıklar içinde uyumasını temenni ediyorum.</p>
<h3>Anne Kafamda Bit Var Künyesi</h3>
<ul>
<li>Kitap Adı: Anne <strong>Kafamda Bit Var</strong></li>
<li>Yazar: <strong>Tarık Akan</strong></li>
<li>Kapak Tasarım: Ayşe Çelem Design</li>
<li>Yayınevi: Can Yayınları</li>
<li>İlk baskı: 2002</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/">Tarık Akan’ın Kaleminden Tutukluluk Süreci; Anne Kafamda Bit Var</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6409</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çınaraltı Öyküleri -3 / Yaşama İnat Yaşamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 25 Aug 2016 05:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Beyazıt Devlet Kütüphanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamaya Dair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4959</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yaşamaya Dair “Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın  bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,  yani bütün işin gücün yaşamak olacak. “ Konuş ! diye bağırıyordu. Buradan sağ çıkacağını mı sanıyorsun? Anlat, bütün bildiklerini anlat ! Diğeri devam ediyordu. Seninle kim temasa geçiyordu, emirleri kim veriyordu? Okulunuzda kaş kişiydiniz? [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/">Çınaraltı Öyküleri -3 / Yaşama İnat Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Yaşamaya Dair</h2>
<p><em>“Yaşamak şakaya gelmez, </em></p>
<p><em>büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın </em></p>
<p><em> bir sincap gibi mesela, </em></p>
<p><em>yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, </em></p>
<p><em> yani bütün işin gücün yaşamak olacak. “</em></p>
<ul>
<li>Konuş ! diye bağırıyordu. Buradan sağ çıkacağını mı sanıyorsun? Anlat, bütün bildiklerini anlat ! Diğeri devam ediyordu.</li>
<li>Seninle kim temasa geçiyordu, emirleri kim veriyordu? Okulunuzda kaş kişiydiniz? Senin görevlerin nelerdi?Hepsini anlat. Konuşamadan daha, daha ağzını bile açmamışken&#8230;</li>
<li>Hangi eylemlere katıldın?  Üzerinden çıkan kitapları kim verdi sana?Hadi konuşsan ! Bir tokat, bir tane daha, ardından tekmeler özellikle karnına yağıyordu…</li>
</ul>
<p>17 yaşım, ah benim garip başım… Öğrenciyim ben liseliyim, seneye okulu bitireceğim, üniversiteye gideceğim daha. Kaymakam olarak döneceğim doğup büyüdüğüm kasabaya…</p>
<p>Babam biliyor mu olanı biteni acaba? Ya annem, hele yaşlı haminnem… Eyvahlar olsun biliyorlarsa, nasıl bakarım yüzlerine bir daha?</p>
<p>Okumaya gelmiştim ben, sadece okumaya… Kaymakam olacaktım daha&#8230;</p>
<p>Okumaya gelmişti, çok methetmişlerdi bu liseyi yatılı diye, iyi eğitim alır diye, erkek lisesi diye… Varını yoğunu vermişti ailesi büyük oğullarına, ilk göz ağrıları okuyacak ve diğer 4 kardeşine de yâr olacaktı. Olmadı ama. Askerler koğuşa girdiği anda öylece kalakaldı çocuklar, çünkü çocuktular&#8230; Okul yeni açılmış, dersler yeni başlamıştı. Yaz tatilinin üzerinden birkaç hafta geçmişti, üniversite sınavlarına gireceklerdi, son sınıftılar… Umutları Kaf dağının ardındaydı&#8230; Hatırlıyordu, ranzada kitap okuyordu, korkuyla kitabını düşürüyordu sonra… Ağır ağır kalkıyordu tozlar havaya kalkıyordu… Sonra!</p>
<p>Sonra! Göğsüne aldığı darbeler, nefesini kesiyordu ilkin, sonra dayanamıyordu ince zayıf vücuduyla uykuya dalıyordu acıdan, açlıktan, pişmanlıktan, en çok da korkudan&#8230;</p>
<p><em>Yazamıyorum sonrasını, doktorum “iyi gelir yazarsan geçmişini, kâbuslarından kurtulursun “demişti ama… İçim acıyor, gözaltında kaldığım onca zamanı, yaşadığım onca eziyeti hatırlamak bile istemiyorum artık. Unutmak istiyorum ne yaşadıysam, yaşamadıysam, neyim varsa yoksa da, sadece unutmak istiyorum&#8230;</em></p>
<h2>Yaşamak istiyorum artık!</h2>
<p><em>Geceleri bağırarak uyanıyorum hala… Birisi bana küfrediyor sürekli uykularımda, yüzünü göremediğim birisi, başımdan aşağıya soğuk sular boşaltıyor, titriyorum karanlıkta…</em></p>
<p><em>Yaşamayı ciddiye alacaksın, </em></p>
<p><em>yani o derecede, öylesine ki, </em></p>
<p><em>mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, </em></p>
<p><em>yahut kocaman gözlüklerin, </em></p>
<p><em>beyaz gömleğinle bir laboratuvarda </em></p>
<p><em> insanlar için ölebileceksin, </em></p>
<p><em> hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, </em></p>
<p><em> hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, </em></p>
<p><em>hem de en güzel en gerçek şeyin </em></p>
<p><em>yaşamak olduğunu bildiğin halde. </em></p>
<p><em>Ben halk kahramanı değilim ki! Öğrenciyim ben, Kaymakam olma hayaliyle  İstanbul’a okumaya gelmiş bir taşralı çocuğum. Hiçbir eyleme katılmamışım. Hiçbir siyasi platformda yer almamışım. Yatakhanede yakalanmışım diğer arkadaşlarım gibi. Kitaplıkta buldukları yayınlar yüzünden onca zaman gözaltında tuttular bizi. Aylarca göremedik ailemizi. Sırf kitap okuyoruz diye, başkalarının kabahatini biz çektik bile bile&#8230; Anlatamadık kimseye derdimizi. Tanımadığımızı kimseyi, siyasi olmadığımızı, hiçbir şeye karışmadığımızı… Öğrenciyiz diye yalvardık, dinlemediler, sınav dedik, daha çok dövdüler. Oysa yalnızca bir senemiz kalmıştı… Mezun olacaktık 1981 yılında…</em></p>
<p><em>Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, </em></p>
<p><em>Yetmişin de bile, mesela, zeytin dikeceksin, </em></p>
<p><em>Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, </em></p>
<p><em>ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, </em></p>
<p><em>yaşamak yani ağır bastığından. </em></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nazım Hikmet</strong></p>
<p><em>Doktora söylemeliyim, ne ‘ben’ formunda ne de ‘o’ formunda anlatamıyorum hissettiklerimi. Aradan geçen üç yıla rağmen iyileşemiyorum bir türlü, bana “iyi şeyler düşün” diyor doktorum… Düşünmeye gayret ediyorum… Çok şükür ki yaşıyorum, dayanamayan bir arkadaşımız vardı koğuşta… Kendini astı bulduğu bir asker potin bağıyla… Gözümün önünden gitmiyor yüzü bir türlü, esmer teninin sarılığı, gözlerinin kara kara bakışı…</em></p>
<p><em>Yaşamak için uğraşıyorum, ölümden korkuyorum, çok korkuyorum! Ama bu kütüphane kapandığında akşam saatinde eve gitmek için kendimde güç bulamıyorum… Kitapların içinde huzur buluyorum yalnızca. Bu yüzden vazgeçtim kaymakam olmaktan. O vahşet günlerinden çıkıp serbest kalınca zar zor bitirip liseyi, edebiyat fakültesine girdim… Kitaplara yakın olayım diye, kütüphaneci olacağım şimdi…</em></p>
<p><em>Bu kütüphanede, Beyazıt Devlet Kütüphanesinde memur olacağım, yaşamak başlasın diye tekrar kitapların arasında gerisin geri…</em></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-gun-icinde-baska-gun-1/">Çınaraltı Öyküleri – Gün İçinde Başka Gün &#8211; 1</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-gun-icinde-baska-gun-2/">Çınaraltı Öyküleri – Gün İçinde Başka Gün &#8211; 2</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-dostum-kucuk-kara-balik-4/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; Dostum Küçük Kara Balık &#8211; 4</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-samed-behrenginin-isigi-5/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; Samed Behrengi’nin Işığı &#8211; 5</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-salyangozun-izi-6/">Çınaraltı Öyküleri – Salyangoz’un İzi – 6</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-cocuk-palyaco-7/">Çınaraltı Öyküleri – Çocuk Palyaço – 7</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-bir-mektubun-var-8/">Çınaraltı Öyküleri – Bir Mektubun Var – 8</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-bir-dalda-iki-ask-9/">Çınaraltı Öyküleri – Bir Dalda İki Aşk – 9</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-asfalttaki-papatyalar-10/">Çınaraltı Öyküleri – Asfalttaki Papatyalar &#8211; 10</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-bir-mektubun-agzindan-11/">Çınaraltı Öyküleri – 11 / Bir Mektubun Ağzından</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-12-kir-ciceginin-ruyasi-kelebegin-dunyasi/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; 12 / Kır Çiçeğinin Rüyası; Kelebeğin Dünyası</a></p>
<p><a href="http://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-13-omrum-seni-sevmekle-nihayet-bulacaktir/">Çınaraltı Öyküleri &#8211; 13 / Ömrüm Seni Sevmekle Nihayet Bulacaktır</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/">Çınaraltı Öyküleri -3 / Yaşama İnat Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cinaralti-oykuleri-yasama-inat-yasamak-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4959</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mine Söğüt: Deli Kadın Hikayeleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 16 Mar 2016 07:30:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Söğüt]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2706</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir keresinde yerkürenin çekirdeğinde yanan  ateşe tutulmuştum. Saçlarımdan tutuşmuştum. Bir keresinde bir jilete aşık olmuştum. Ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim. Akan kanda geleceğimi içmiştim. Annesinin kocaman parlak gözleri vardı. Saçları, oksijenle açılmış, kalın kızıl sarı halatlar gibi omzundan beline akardı. Kocaman kalçaları, kocaman elleri ve kocaman ayaklarıyla etrafına her daim asabiyet [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/">Mine Söğüt: Deli Kadın Hikayeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Bir keresinde</em><br />
<em> yerkürenin çekirdeğinde yanan </em><br />
<em> ateşe tutulmuştum.</em><br />
<em> Saçlarımdan tutuşmuştum.</em><br />
<em> Bir keresinde bir jilete aşık olmuştum.</em><br />
<em> Ne kadar ince damarım varsa hepsini tek tek kesmiştim.</em><br />
<em> Akan kanda geleceğimi içmiştim.</em></p>
<p style="text-align: left;">Annesinin kocaman parlak gözleri vardı. Saçları, oksijenle açılmış, kalın kızıl sarı halatlar gibi omzundan beline akardı. Kocaman kalçaları, kocaman elleri ve kocaman ayaklarıyla etrafına her daim asabiyet saçardı. Henüz annesinin onu dolunaylı bir gecede, kasabanın garındaki hurda vagonlardan birinde, bir başına, çığlıklarını demir gürültüsüne kata kata doğurduğunu bilmiyordu. Dünyayı pis bir döşek, bitmesin diye az, çok az yakılan ve üstünde yoksul çorbalar kaynayan küçük mavi bir tüp, bir de içi paçavra dolu tahta bir valizden ibaret sanıyordu&#8230; Annesi onu gün boyu uyumaya zorluyordu. Yaşama anca geceleri izin vardı. Gündüzleri demiryolunda deli bir anne kızıyla saklambaç oynuyordu.</p>
<p style="text-align: center;"><em>Birki üçdört beşaltı yedisekizdokuz on&#8230;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>önümarkamsağımsolum sobe saklanmayan ebe.</em></p>
<p><strong>Mine Söğüt</strong>, ilk baskısı 2011 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından yapılan “<strong>Deli Kadın Hikayeleri</strong>” adlı kitabında bir sürü ama bir sürü kadını anlatıyor. Deli kadınlar, zırdeli kadınlar, kadınadamlar, hayatın yükünü sırtlanan, geleceğini pamuk ipliğine bağlayan kimi zaman da pamuk ipliğinden kendine bir gelecek yaratmaya çalışan kadınları anlatıyor. Hepsinin küçük küçük, dünyadan büyük, kendine has hikayeleri var bu kadınların. Küçük dünyaları, büyük yaşanmışlıkları, sarsan gerçekleri var.</p>
<p>“Delirerek ölenlere…” diye başlıyor Mine Söğüt kitabına. Deli kadınların hepsi bizim kadınlarımız, Mine Söğüt’ün kaleminden fırlayan belki de günlük hayatta sürekli es geçtiğimiz kadınlar. Mine Söğüt’ün deli kadınlarına kulak verin derim. Onların anlatacak bir dolu öyküsü, bir yudum hayatı ve canhıraş soluklanmaları var.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/">Mine Söğüt: Deli Kadın Hikayeleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mine-sogut-deli-kadin-hikayeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2706</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki &#8220;Jonathan&#8221;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-jonathan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-jonathan/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 18 Dec 2015 15:36:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Handan Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[bestseller]]></category>
		<category><![CDATA[Epsilon]]></category>
		<category><![CDATA[Jonathan Livingston]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Martı Jonathan Livingston]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[Püritan]]></category>
		<category><![CDATA[Quaker]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Bach]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1258</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Kış gelmek üzere. Balıkçı tekneleri giderek azalacak, balıklar da artık suyun üzerinde değil, derinlerde yüzecek. Eğer bir şey öğrenmek istiyorsan, nasıl yiyecek bulacağını öğren. Bu uçma çaban gerçekten çok hoş ama uçmanın karın doyurmadığını sen de biliyorsun. Şunu hiç aklından çıkarma: senin uçma nedenin yiyecek bulabilmek.&#8221; Hayalleri, mahalle baskısını aşamayan Jonathanlar yok muydu içimizde? Tıpkı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-jonathan/">İçimizdeki &#8220;Jonathan&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kış gelmek üzere. Balıkçı tekneleri giderek azalacak, balıklar da artık suyun üzerinde değil, derinlerde yüzecek. Eğer bir şey öğrenmek istiyorsan, nasıl yiyecek bulacağını öğren. Bu uçma çaban gerçekten çok hoş ama uçmanın karın doyurmadığını sen de biliyorsun. Şunu hiç aklından çıkarma: senin uçma nedenin yiyecek bulabilmek.&#8221;</p>
<p>Hayalleri, mahalle baskısını aşamayan Jonathanlar yok muydu içimizde? Tıpkı onun aldığı tokat gibi cevapları ailelerimizi bizlere de vermedi mi? Yeteneklerimiz de, hayallerimiz de, potansiyelimiz de bu yanıtların arkasından bakakaldı. Fakat Martı Jonathan Livingston&#8217;ın bize öğretecekleri vardı. Sadece karın doyurmak için martıların kanatlara sahip olmadığı konusunda ısrarcı olması, onu farklı diyarlara kadar sürüklemiş ve kendilerinde kusursuzluğu buldukları &#8220;cennet&#8221;lerinde öğrenmeye açık, sınır tanımayan martılarla karşılaşmıştır. Özgür bireyler olabilecekleri konusunda ikna çabaları sonucu kendi sürüsü tarafından dışlanmışlık ile kendilerini kardeşleri ilan edip, &#8220;Seni daha yükseklere, evine götürmeye geldik.&#8221; diyen martılar arasındaki uçurum kadar farkın kendisi yürek burkucu, tadı ise ekşimtırak.</p>
<p>İlerlemekten başka işi olmayan zamanın sürüklediği Jonathan, artık bir öğretici kıvamını almış halde dönüş yoluna çıkmaya hazırdır. Öğrencilerini ilerlediği yol üzerinden toplaması; hayallerini gerçekleştirmiş bir insanın, kendi toy haline benzetmiş olduğu suretlere ulaşılmaz olanın resmini göstermesinin verdiği haz ile doğru orantılıdır.</p>
<figure id="attachment_1259" aria-describedby="caption-attachment-1259" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/jonathan-livingston.jpg" rel="attachment wp-att-1259"><img class=" td-modal-image wp-image-1259 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/jonathan-livingston.jpg?resize=640%2C448" alt="Richard Bach &quot;Martı Jonathan Livingston&quot;" width="640" height="448" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/jonathan-livingston.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/jonathan-livingston.jpg?resize=300%2C210&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1259" class="wp-caption-text">Richard Bach &#8220;Martı Jonathan Livingston&#8221;</figcaption></figure>
<p>Usta Jonathan ve öğrencilerinin, sürüleriyle olan yüzleşme anının bir aksiyon filmi edasıyla anlatıldığı sahne tüyler ürpertici olmasıyla küçük dozda gerilim aşılamıştır. Sürü ve özgürlükçülerin arasındaki ilişki; tam anlamıyla 1650&#8217;lerin Amerika&#8217;sındaki Püritanlar ve Quakerların din çatışmasındaki ilişkileri kadar karışıktır. Jonathan Livingston’ın efsanevi bir şekilde yok oluşu da Hogwarts alametleri kadar fantastik haldedir.</p>
<p>Jonathan&#8217;ın ortadan kaybolması ile yetinmeyen yazarımız, ustadan sonra efsanesini yaşatmaya karar vermiştir. Jonathan&#8217;ın martı topluluğuna bıraktığı iz, onun ilah gibi görülmesine sebep olmuştur. Parıldayan, görkemli kanatlarıyla muhteşem uçuşunun imzasını dördüncü bölüme de atmayı başarmıştır.</p>
<p>Şahsın kendini &#8220;gaza getirme&#8221; tabirini satır satır karakterine işleyen Richard Bach, parmağını her kımıldattığı anda insanı kanatsız halde uçuran, sihirli bir eser sunmuştur. Hayal gücünün eski bir ruh olduğuna inanan Bach, içimizde büyüttüğümüz Jonathanların yüreğini okşayan, tek bir martının inancı sayesinde yaşam amaçlarımızın yalnızca tüketim olmadığına muhteşem bir yorum katmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-jonathan/">İçimizdeki &#8220;Jonathan&#8221;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/icimizdeki-jonathan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1258</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Müziği Kitapla Bütünleştirmek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/muzigi-kitapla-butunlestirmek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/muzigi-kitapla-butunlestirmek/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 11 Dec 2015 20:05:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yunus Orki]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[40. Senfoni]]></category>
		<category><![CDATA[bütünleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[keman]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Mozart]]></category>
		<category><![CDATA[müzik ile kitap]]></category>
		<category><![CDATA[sahaf]]></category>
		<category><![CDATA[sahafçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Suç ve Ceza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1113</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ruhun gıdası olarak bilinen müzik hayatın her alanındaki yerini koruyor. Müzik, insan hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, bunun kitapla bütünleşmesi ise bambaşka bir güzellik. İkisi birbirinden farklı gibi görünse de bağlantılı bir bütün halindeler. İkisi de olmazsa olmazlarımızdan olup, evrensel özelliklere sahipler. Örneğin en basitinden Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı eseri, veya Mozart “40. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/muzigi-kitapla-butunlestirmek/">Müziği Kitapla Bütünleştirmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ruhun gıdası olarak bilinen müzik hayatın her alanındaki yerini koruyor. Müzik, insan hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelirken, bunun kitapla bütünleşmesi ise bambaşka bir güzellik. İkisi birbirinden farklı gibi görünse de bağlantılı bir bütün halindeler. İkisi de olmazsa olmazlarımızdan olup, evrensel özelliklere sahipler. Örneğin en basitinden Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı eseri, veya Mozart “40. Senfoni”si gibi. Bu ikisi de sanat eseri. Biri edebiyat sanatı biri de müzik sanatı. Bütün dünya bilir bu iki örneği. Müzik hayatın bir parçası haline gelen hobi ise kitap okumak ne oluyor o zaman? Müziğin kitapla bütünleşmesi konusunu irdelersek ve bunu en iyi anlatan ve bunlarla yaşayıp onlarla kalkan bir sanatsever: Mehmet Karataş.</p>
<p>Mehmet Karataş(38) Gaziantep’te sahafçılık mesleğini 3 yıldır yapıyor.&nbsp; Boş vakitlerinde keman çalıyor. Kemanı hobi olarak görsek de o hobi olarak değil sanat olarak görüp, ruhuna hitap ettiğini düşündüğü için çalıyor. Kitap ise onun yoludur. Doğru yolda gitmenin en iyi yolun ‘kitap’ olduğunu söyler. Onun en önemli özelliklerinden biri de kalabalığı sevmez. Keman çalmak için, müzik ve kitap için sahaf dükkanını sakin bir yere kurdu. O kalabalığı sevmez; o yüzden kitaplara kaçan biriydi. Müzik onun ruhunun gıdası, kitap ise yol göstericisi oldu. Müzik sağlığını korudu kitap ise önündeki tüm engelleri kaldırdı. Mehmet kitap ve müziği bir bütün haline getirdi. O yüzden akıllara Gestalt psikolojisinin en bilindik görüşü akla gelir: Bütün onu oluşturan parçaların toplamı değil, daha fazladır. Ben de diyorum ki müzik kafa dinlendirir, uyku getirir, duyguları harekete geçirir, sevindirir, hüzünlendirir; kısacası her şeyi yaptırır. Kitap ise müziği doğurur. Kitap hayatın aynasıdır. O aynada kendimizi buluruz. Bir sanatçı müzik eseri oluşturuyorsa sözcükleri bir araya getirmeli. Bunun için okuması lazım. Kitap okumak onun müziğe giden yolunu açtığı için bu ikisi ayrılmaz bir bütündür.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/muzigi-kitapla-butunlestirmek/">Müziği Kitapla Bütünleştirmek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/muzigi-kitapla-butunlestirmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1113</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-maniniz-yoksa-annemler-size-gelecek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-maniniz-yoksa-annemler-size-gelecek/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 07:53:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Şahincileroğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[1970’ler]]></category>
		<category><![CDATA[60'lar]]></category>
		<category><![CDATA[60'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[70’ler]]></category>
		<category><![CDATA[70’li yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[80'ler]]></category>
		<category><![CDATA[80'li yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayfer Tunç]]></category>
		<category><![CDATA[başsağlığı dileme]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Eurovision şarkı yarışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf albümleri]]></category>
		<category><![CDATA[günlük hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[kız isteme]]></category>
		<category><![CDATA[mektuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[misafir ağırlamak]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet törenleri]]></category>
		<category><![CDATA[televizyonda haber sunumları]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=830</guid>
				<description><![CDATA[<p>Eskiye hep içimizde bir özlem duyarız. “Neydi o günler?” der, eskiye olan hasretimizi dile getiririz. Peki, bize eskiyi özleten nedir? Bu soruyu hiç sorar mıyız kendimize? Aslında birçok şeyin arkasına sığınırız hep. Bahaneler üretiriz çoğu kez. “Yok şundan, yok bundan dolayı eskiyi çok özlüyorum.” gibi klişe sözlerden kurulu cümleleri tekrarlayıp dururuz.  Aslında özlediğimiz her neyse, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-maniniz-yoksa-annemler-size-gelecek/">Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiye hep içimizde bir özlem duyarız. “Neydi o günler?” der, eskiye olan hasretimizi dile getiririz. Peki, bize eskiyi özleten nedir? Bu soruyu hiç sorar mıyız kendimize?</p>
<p>Aslında birçok şeyin arkasına sığınırız hep. Bahaneler üretiriz çoğu kez. “Yok şundan, yok bundan dolayı eskiyi çok özlüyorum.” gibi klişe sözlerden kurulu cümleleri tekrarlayıp dururuz.  Aslında özlediğimiz her neyse, onu bile bilmeyecek derecede yoksunuz bilgiden.</p>
<p>Adını her anımsadığımız zaman kısa bir mutluluktur sadece yaşadığımız. Belki bundan ibaret olduğunu düşünürüz bazen hayatın. Bizi biz yapan değerlerimizi kısa sürede unuturuz. “Zamana ayak uyduruyoruz.” diye unutup gittiğimiz güzelim yaşantımıza özlem duyarak her ne kadar hasret gidermeye çalışsak da bunda başarılı olamıyoruz.</p>
<p>Çocukken oynadığımız oyunları, dersimize giren öğretmenlerimizi, arkadaşlarımızı… unuturuz. Zaman tünelinde geriye dönüp bakma fırsatını elde ettiğimiz zaman eskiyi hatırlamaya çalışır, yaşananları güzellikleriyle, acısıyla, tatlısıyla… yâd ederiz.</p>
<p>O günlerin heyecanını yeniden yaşayamasak da hafızalarda yer ettiği kadar yaşamaya çalışır, teselli bulmaya zorlarız kendimizi. Ama ne kadar başarılı olabiliyoruz bunda? Orası meçhul.</p>
<figure id="attachment_832" aria-describedby="caption-attachment-832" style="width: 189px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Bir-Maniniz-Yoksa-Annemler-Size-Gelecek.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-832 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Bir-Maniniz-Yoksa-Annemler-Size-Gelecek-189x300.jpg?resize=189%2C300" alt="Ayfer Tunç &quot;Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek&quot;" width="189" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Bir-Maniniz-Yoksa-Annemler-Size-Gelecek.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Bir-Maniniz-Yoksa-Annemler-Size-Gelecek.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 189px) 100vw, 189px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-832" class="wp-caption-text">Ayfer Tunç &#8220;Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek&#8221;</figcaption></figure>
<p>İşte, tam bu noktada sizlere önermek istediğim bir kitap var. Kitabın adı, “<strong>Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek-70’li Yıllarda Yaşantımız</strong>”. <strong>Ayfer Tunç</strong>’un kaleme almış olduğu bir kitap. 2001 yılında <em>Yapı Kredi Yayınları</em> tarafından çıkan kitabın şu an piyasada olup olmadığı konusunda bir fikrim yok; çünkü, aradan 14 yıl gibi bir zaman geçmiş. Bu arada tekrar baskılarının yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi sahibi de değilim. Ama meraklıları için bulabilirlerse okumalarını tavsiye ettiğim bir eser.</p>
<p>Kitap, 60’lı yılların sonundan başlayarak özellikle 70’li yıllar, 80’li, 90’lı yılların aile yaşantılarını ve yaşanan olayların aile yapılarını nasıl etkilediği gibi daha pek çok olayların anlatıldığı muhteşem bir kitap.</p>
<p>Kitabı, bir tavsiye üzerine okudum. Merak ediyordum kitabın ne üzerine yazıldığını. Okumaya başladığım vakit, satırlar su gibi akıp gidiyordu.</p>
<p>Çocukken oynanan oyunlar, okula kayıt yaptırmalar, Eurovision şarkı yarışmaları, arkadaşlıklar, kız istemeler, nişan, düğün, sünnet törenleri, misafir ağırlamak, başsağlığı dilemeler, misafire kolonya-şeker-ikramları, bayramlarda tebrikler, dünya evine girmek-yuva kurmak, televizyonun hayatımıza girişi ve televizyonda yayınlar, radyoda ve televizyonda haber sunumları, fotoğraf albümleri, telefonun hayatımıza girişiyle yaşanan değişiklikler, mektuplaşmalar, evlerde ve çevrelerde günlük hayat… ve daha pek çok konuyu içeren çok önemli bir kitap.</p>
<p>Tam eskiyi yâd edip de tekrar kitap diliyle o günleri yaşamak isteyenler için, bulunması ve eşine rastlamayacak bir başyapıt.</p>
<p>Bugüne kadar eskiyi, filmlerle hatırlamaya çalıştık ve o günler hakkında bilgi sahibi olmak için uzun süre kafa yorduğumuz oldu. Bazen bundan tatmin olduk bazense yeterli olmadı öğrendiklerimiz. Ama bu kadar güzel, o mazi denen eski günleri anlatan bir kitabın yazılacağını hiç sanmıyordum.</p>
<p>Şimdiye kadar, birçok anı, araştırma, roman, öykü, şiir… yazıldı eskiyi anlatan ama hep bir yerler eksikti. Bir şeyler unutulmuştu. Yazılmamıştı. Belki de önemsenmemişti yazılmak için. Birilerinin çıkıp bunları yazması belki de boş gibi gözükebilirdi.</p>
<p>Gerçeklerle yüzleşmek istemeyen insanların genellikle kaçındıkları bir noktadır eskiyi yazmak. Hatıralar yazılır. İnsan orada bile her ne kadar hatıralar, gerçekleri öğrenmek için önemli bir kaynak değeri taşısa da gerçekler tam anlamıyla bu yazılan hatıralarda hayat bulmaz. Mutlaka bir yerler eksik kalır.</p>
<p>Özenle seçilmiş sözcükler, kitabı okumaya ayrı bir güzellik katmış. O kadar sade ve akıcı. Eline alan bir insanın kolay kolay bırakamayacağı türden yazılmış bir kitap.</p>
<p>Bugüne kadar böylesi bir kitaba rastlamadım. Rastlasaydım bile bu kadar güzel bir kitap olabileceğini hiç tahmin edemezdim. Hani insan oturur ve düşünür. “Ya olur da bu kadar mı güzel olur bir kitap.” klişe sözünü söyler ve kendini mutlu eder ya, bende kendimi mutlu etmek için bu sözü tekrarlıyorum.</p>
<p>Eskiye özlemle hafızalarımızda canlandırmaya çalışmak güzel, güzel olduğu kadar da önemlidir. Ama her şeyden önemlisi, o günlerden ders çıkararak geleceğimizi iyi planlamaktır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-maniniz-yoksa-annemler-size-gelecek/">Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-maniniz-yoksa-annemler-size-gelecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">830</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
