<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>kadın &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/kadin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:35:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sibella</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sibella/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sibella/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 23 Feb 2017 11:30:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğa.]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[venüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama tutkusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8273</guid>
				<description><![CDATA[<p>Onun adı Sibel. Ancak, güzelliği ve zerafeti özellikle de bakımlılığı nedeniyle çevresindekiler ona Sibella adını vermişlerdi. Bakımlılık derken; onu uzaktan tanıyanların  düştüğü yanılgı misali öyle basit, sıradan bir bakımlı kadın imajı canlanmasın gözünüzde. Onunki bir yaşam tarzı. O Antik Yunan’lıların varlıklarına inandığı efsanevi Sibyl’ların günümüze uyarlaması&#8230; Ya da gezegeni Venüs olan bir genç kızın sahip [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sibella/">Sibella</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Onun adı Sibel.</p>
<p>Ancak, güzelliği ve zerafeti özellikle de bakımlılığı nedeniyle çevresindekiler ona Sibella adını vermişlerdi. Bakımlılık derken; onu uzaktan tanıyanların  düştüğü yanılgı misali öyle basit, sıradan bir bakımlı kadın imajı canlanmasın gözünüzde.</p>
<p>Onunki bir yaşam tarzı.</p>
<p>O <em>Antik Yunan</em>’lıların varlıklarına inandığı <strong>efsanevi Sibyl</strong>’ların günümüze uyarlaması&#8230; Ya da gezegeni Venüs olan bir genç kızın sahip olabileceğinin tam ve gerçek karşılığı&#8230; Hatta belki de biraz fazlası. O yalnızca kendine olan özeniyle değil aynı zamanda bulunduğu ortama, çevresine ve arkadaşlarına dokunuşlarıyla kattığı güzelliklerle de adeta Tanrıça’nın ta kendisi. Tek farkı, o tüm güzelliği ve varlığıyla gerçek. <u>Sibel</u>’i sadece güzellikle sınırlandırmak yanlışına düşmeyin sakın. Onu Sibella yapan asıl şey sevgisini, ilgisini herkese ve her şeye uzatabilme gücü&#8230;</p>
<p>Eğitim için gittiği küçük kasabada hiçbir daireyi beğenmeyip sonunda  kışın soğuğuna rağmen kiraladığı o alengirli teras katındaki içiçe mutfak ve odayı öyle güzel döşemişti ki nihayet onu kendini çevreleyen güzelliklerin ısıttığı anlaşılıyordu. Sibella tüm gücünü değerlerinden alıyor. Öylesi bir güç ki onunki her sabah uyandığında kendini yeniden inşa ediyor. Geceleri yatağa da öyle alelade bir şekilde girdiği sanılmasın. Çünkü o;  günü ne kadar zorlu ya da kötü geçerse geçsin asla kendini salıvermiyor. Özenle sildiği makyajı, uyku için hazırladığı saçı ve süpriz bir dolaptan açılan arka tahtası süslemelerle ve peluşlarla renklendirilmiş yatağına da adeta bir prenses gibi giriyor. Ve ertesi gün yine hayatına kaldığı yerden aynı ihtişamıyla uyanıyor.</p>
<p>Onun için kendi gezegeninde yaşıyor diyebiliriz. Evet dışarıda herkesle uyumlu olan güçlü bir sosyal yaşamı, aşkları, dertleri, başarıları ve problemleri var ancak bunların hiçbiri onun kendine inşa ettiği asıl değerlere uzanabilecek güçte değil. Dolayısıyla onun dışarıdan yara alabilmesi mümkün değil. Buradan da asla yaralanmadığı anlaşılmamalı. Ancak bizler çoğu zaman zayıf düştüğümüzde çarçabuk yaşamımızın iplerini elden bırakır ve üstümüze başımıza özen göstermeyi bırakır- sanki bunu sadece erkekler ya da dışarıdakiler için yapıyormuşuz  gibi- yetmezmiş gibi bir de arkamızı toplayan yoksa evi yerle yeksan eder ya hiç çıkmayız ya da dışarıda yarı ölü bir kılıkta gezeriz. Güneş artık bize doğmaz olur. Sibel’de ise bunların hiçbirini görmeniz mümkün değil, yaşamı boyunca da mümkün olmayacak gibi&#8230; Kendini şöyle bırakıp salıvermeyi bırakın;  güneş hiç doğmayacak olsa bile o yine de tavanın köşesine herhangi bir nesneyi güneş objesi ihtişamıyla dikebilmenin bir yolunu bulacak ama asla oturup beklemeyecektir.</p>
<p>O sıradan bir t-shirt ile en şık yerlere layık bulduğumuz bir eteği kombine edebilir. Boyfriend jean’lar henüz moda değilken dahi erkek kotlarını ve gömleklerini üzerine geçirip en kadınsı elbiselerin yapabileceğinden çok daha iyi bir görünüm yakalayabilirdi. Kafasına sıradan bir bandı en farklı şekilde bağlayıp derse gelebilir ya da piknik yapmaya giderken rengarenk eteği ile bembeyaz bluzünü giyer yine de incelikli hareketlerle sofrayı kurup kaldırma sorumluluğunu tek başına üstlenirken üzerini tek bir leke etmeden eve dönebilirdi. Bir sabah evden çıkarken, her gün uğradığı manavda çalışan yaşlı tezgahtar ona: “Kızım, bu seninki insanın yaşadığı yerle, parayla pulla olacak şey değil. Bu insanın içinden gelecek” demiş.</p>
<p>Yine buradan da tüm bunları dışarıya gösteriş için yaptığı anlamı çıkarılamaz. Onun iç dünyasını da buna programlanmış halde bulmanız pek tesadüf olmayacak gibi. İçine düştüğü en zorlu, karmaşık ve hatta tehlikeli durumda dahi rimellerinin daha da bir güzelleştirdiğinin pekala farkında olduğu ışıklı gözlerini kısar ve daima bir plan düşünür. Onun zihni hareket etmek üzere çalışır: “Peki bununla n’apacağım?” Aklındaki soru daima bu. Eline geçen her şeyi büyük bir yaratıcılık ve incelikle estetik bir objeye dönütürmesine yol açan da bu değil mi? Kalemini, defterini, eski bir örtüyü ya da sıradan bir kahvaltı sofrasını&#8230;  Bunları kendi yaratıcı kimliğini öne çıkarmak için de yapmıyor üstelik; o yüzdendir ki onunkisi duru bir gerçek. O kadar gerçek ki artık görünen şey Sibel’in kendisi değil adeta bir altından dağılan ve kimseye ait olmayan tozlar&#8230; Her yere ve her şeye sızan&#8230; Bir kişiye ya da varlığa atfedilemeyecek derecede yayılan&#8230;Onun istediği de tam olarak bu. Görünen şeyin bizzat kendisi olmasını dert etmiyor.  Onun takdir edilmesini beklediği şey, güzelliğin kendi ihtişamı. Bunu sağlamalı ki herkes ona kapılabilsin ve bu altın tozlarından nasibini alabilsin. Gerçekten de onun çevresinde toplanan ve görünüm olarak umutsuz durumda olan kızların ve erkeklerin dahi, zamanla kendileriyle en uyumlu olan imaja büründüğü ve içlerinde gizli olan güzellik potansiyellerinin şaşırılacak derecede dışarıya yansıdığı gözlemlenir. Tüm payı kendine saklayan birinin çevresinde bunlara rastladınız mı hiç?</p>
<p>Onun tüm bunları ellerinin hünerlerinden üfürürcesine çıkardığını en iyi yakın arkadaşları bilir ve her zaman etrafında olmak için can atar. Aynı şey kendisi için de geçerli. O da başkalarıyla beraber olmaya her an isteklidir. Onun çevresi, sürekli genişlemekte olan bir evren misali her daim katlanarak çoğalır. Hemen hemen her yere girip çıkabilir ve bunun için ille de aidiyet duyduğu bir topluluğu yanına katması gerekmez. Bir bakarsınız, tek başına yaşlı bir kadının evinden çıkıyor, bir bakarsınız pazardan ellerinde yeni tanıştığı dostlarına yardım için dolu poşetlerle dönüyor, bir bakarsınız erkeklerle beraber oyun salonunda diğer kızların anlamadığı konularda skorlar yapıyor ve bir de bakarsınız saçını tepeden toplamış basket potasına zıplıyor. Bunları yaparken o kimseye ihtiyaç duymuyor; fakat ondan gelen yaşam enerjisine ihtiyaç duyanlar bitmez tükenmez bir hevesle çevresinde toplanıyor.Bu yüzden de hiçbir zaman <em>Sibel</em>’i yalnız görmek mümkün olmuyor.</p>
<p>Falcı bir kadın bir keresinde ona kesinlikle kendisini koruyan bir şeyin olduğunu söylemiş. Bana öyle gelir ki bu güç çevresini saran kalabalıktan başkası değil.</p>
<p><strong>Sibel</strong>’in yaşamına bir kere dahil olanlar başta onun güzelliğiyle büyülenir hatta biraz çekinir de bundan; ancak zamanla enerjisine hayran kalır ve nihayet ondaki gerçekliğin ve altında yatan temel güdünün farkına varırlar. Bunun adı çok basit: sorumluluk. Yaşamı ciddiye alma ve an’a dair her ne varsa ona değer katma sorumluluğu&#8230; Tüm bunları büyük bir gerçeklikle ve samimiyetle yapabilmenin katalizörü ise: sevgi.</p>
<p>İşte estetiğin içini bunlarla doldurabilmeyi başarmış ve güzelliğin şifrelerini değiştirerek ismini Sibella yapabilmiş bir genç kızın yaşamına hakim olan asil değerler…</p>
<p><b>Sibel&#8217;e sevgilerimle&#8230;</b></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sibella/">Sibella</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sibella/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8273</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Kadın Olmak, Kadına Değer Vermek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 23 Jan 2017 06:54:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ayrımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet mağduru kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6886</guid>
				<description><![CDATA[<p>Son yıllarda “Kadın Olmak” ile ilgili çok fazla haberler çıktı. Özellikle, ülkemizdeki taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri bir hayli artışa geçti. Bu olaylarda da ne yazık ki suçlu görülenler, mağdur ve kurban olmalarına rağmen kadınlar oldu ve onların hayatlarında asla geçmeyecek yaralar bırakan asıl suçlular bir şekilde aklanmayı başardı. Peki neden bu ülkede kadın olmak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/">Türkiye’de Kadın Olmak, Kadına Değer Vermek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda “Kadın Olmak” ile ilgili çok fazla haberler çıktı. Özellikle, ülkemizdeki taciz, tecavüz ve kadın cinayetleri bir hayli artışa geçti. Bu olaylarda da ne yazık ki suçlu görülenler, mağdur ve kurban olmalarına rağmen kadınlar oldu ve onların hayatlarında asla geçmeyecek yaralar bırakan asıl suçlular bir şekilde aklanmayı başardı. Peki neden bu ülkede kadın olmak bu kadar zor? Neden mağdur olmalarına rağmen hep suçlu duruma düşenler gene kadınlar? Kadınlarımızın tarihteki yeri ne? Erkek çocuk yetiştirmede kadınların rolü ne kadar önemli? Şimdi bu soruların yanıtlarını arayalım…</p>
<p>Kadın olmak da, erkek olmak da aslında çocukluktan başlar. Dikkat ettiyseniz toplumumuzda genellikle, erkek çocuklarına daha fazla değer verilir. Ülkemizin gelişmemiş ya da az gelişmiş kesimlerinde, eğer bir kadın 5 tane erkek üst üste dünyaya getirdiyse, onu da yüceltmeyi ihmal etmezler. “5 tane aslan gibi erkek doğurdu. “Erkek adamın erkek oğlu olur” gibi kalıplaşmış eski kafa cümleleri hala duyarız pek çok bölgemizde. Bunun örneklerini, pek çok Türk filminde ya da dizilerde de görmek mümkündür. Eğ er bir ailenin hem erkek, hem de kız çocukları olmuşsa erkek yüceltilir, şımartılarak büyütülür. Her bir şeyi yapmasına izin verilir. Ama kız çocuğa aynı değer verilmez. Okumak ister ama aile müsaade etmez çünkü kızdır. Kapıdan dışarı adım atsa babasından ya da annesinden şiddet görür çoğu zaman. Bir erkekle arkadaşça bir sohbeti dahi olsa, aile bunu anlamaz namussuzlukla suçlar. Onlara göre bir erkek ve bir kız asla arkadaş olamaz. Kızın görevi belli bir yaşa geldikten sonra evlenmek ve kocasına kadınlık yapmak, soyunun da devam etmesi için erkek çocuk dünyaya getirmektir. Çünkü, o çocukların annesi de bu şekilde yetiştirilmiştir ve kız evlatlardan birisi düzeni bozmadıkça aynı şekilde gittiği yere kadar gider bu durum. Bu tür aileler tüm yatırımları erkek evlatları üzerine yaparlar. Onlara diledikleri her şeyi eyleme geçirme özgürlüğünü tanırlar. Bir gün evlendirdiklerinde karısı istediği gibi çıkmadı mı, ona hizmette kusur mu ediyor, boşa gitsin derler ya da o şekilde yetiştirildiği için karısını dövdüğüne şahit oluruz çoğu zaman. Daha sonraları, bu durum ileri boyutlara da ulaşabilir ve karısı istemediği halde onunla zorla cinsel temasa geçer. Kızın dünyasını başına yıkmıştır belki ama umru değildir, neticede kocasıdır her bir ş eye hakkı vardır ve büyük ihtimalle kızın ailesi de “O senin kocan” der. Üstelik bir de kocasına erkek evlat veremiyorsa vay o kadının haline. Ne komiktir ki, çocuğun cinsiyetini belirleyen kromozomlar erkekte olmasına rağmen gene kadın günah keçisi ilan edilir. Koca bu kez onun üstüne kuma getirmeyi kendinde hak görür. Erkeğin annesi de sanki oğ lu çok marifetli bir şey yapıyormuş gibi onunla övünür. Kendisinin üstüne de bir zamanlar kuma getirilmiş olma ihtimali yüksektir. Zaten kendisi böyle görüp yetiştirildiği için yanlış olduğu halde aynı muameleyi kendi evlatlarına da yapmıştır&#8230;</p>
<p>Çok nadir bir durumdur ancak, ülkemizin kültürel olarak gelişmemiş ya da az gelişmiş kırsal bölgelerinde, bu zincirleme giden düzeni bozmayı başaran, isyankar kız çocuklarına rastlamak az da olsa mümkündür. Evden okumak için kaçıp dediğini yapan ve iyi bir meslek sahibi olup, sonrasında çocuklarını erkek ya da kız olsun en iyi şekilde yetiştirmeye çalışırlar bu kendini kurtarmayı baş aran kızlar. Çünkü, kendilerinin yaşadıkları zorlukları ve eşitsizliği onlara yaşatmak istemezler. Bu verdiğim örnekler genellikle ülkemizin az gelişmiş kesimlerinden oldu. Ancak gelişmiş kesimlerinde de, erkek çocuklarının daha çok yüceltildiği göz ardı edilmemelidir. Çünkü, kültürel anlamda gelişmiş, gelişmemiş ya da az gelişmiş bölgesi de olsa, erkeklere daha fazla değer verilip yüceltilmesinin nedeni bir yerde tarihseldir. Ataerkil bir toplum olarak yetişmemiz, erkeklerin kadınlar üzerinde fiziksel güçlerini eyleme geçirmesinin ve her şeye hakkı olduklarını düşünmelerinin en belirgin nedenidir. Şimdi konuyu birazda tarihsel ele alalım&#8230;</p>
<p>Tarihi geçmişimizi incelediğimizde, en belirgin dönem İslami dönem ve yayınlanan dizilerinde etkisiyle, Osmanlı dönemi olmaktadır. Türk toplumu İslamiyetin, daha doğrusu İslamiyetin yanlış lanse edilmesinin, etkisi altına girdikten sonra kadınların görevi, aynı yukarıda yazdığım örneklerdeki gibi, sadece evde oturup erkek çocuk doğurmak ve hizmetçilik yapmak olmuş tur. Osmanlı Devletiʼnde de padişahların haremleri ve birden fazla cariyeden çocuk sahibi olmuş ve erkek doğuran cariyelere de gözde olarak bakıldığını günümüzde bile görmekteyiz. Cariyelerin kendi ülkelerinden istekleri dışında zorla saraya getirildiği de bilinen bir gerçektir. Fakat Türk tarihinde kadının yeri ve görevi sadece erkek çocuk doğurmaktan ya da erkeğin zevk unsuru olarak kullanılmasından ibaret değildir. Bunu anlamak için daha da geçmişe gitmek gerekir.</p>
<p>Tarihe şöyle bir göz gezdirdiğimizde, İslamiyetten önceki Türk devletlerinde kadının temel nitelikleri annelik ve kahramanlık olarak lanse edilmekte ve kadın bilinenin aksine savaşabilme, at binme ve silah kullanma güçlerine de sahip olmuştur. Günümüzde bile çok eşlilik gibi ilkel bir kavram gündemdeyken, tarihte Türk ailesinin vazgeçilmez özelliği “Tek eşlilik” olmuştur. Kadınlara, şimdiye nazaran o dönemde nasıl değer verildiğini şu örneklerle açıklayabiliriz. İskitler de kadınlar da savaşçı olarak yetiştirilmiş ve erkeğin yanında savaşa gönderilmiş, Hunlar döneminden itibaren kadın-erkek ayrımcılığı ortadan kalkmış ve kadın erkeğin tamamlayıcısı olarak belirtilmiştir. Selçuklular döneminde, Anadolu Selçuklu Sultanı 2.Kılıç Arslan, kızını Artuklu Hükümdarı Kara Aslanʼın oğlu Nureddin Muhammedʼe vermiş, sonrasında Muhammedʼin başka bir kadınla ilişkisi ortaya çıkmış ve kıza kötü davranmasıyla da, 2.Kılıç Arslan Muhammedʼin topraklarını istila edip çeyiz olarak verdiği kaleleri geri almıştır. Böyle bir olay şimdi az gelişmiş bölgelerimizde olduğunda, ne yazık ki çoğu babanın dediği şey “Erkektir elinin kiri sen artık onun helalisin sever de döver de ” tarzı kalıplaşmış cümleler oluyor ne yazık ki. Bunun nedeni de, tarihte İslamiyetin etkisine girmemizle beraber, kadınlara tanınan hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, İslamiyetin yanlış bir şekilde lanse edilmesi, insanların açıp okumaması, araştırma yapmaması, kendilerini geliştirmemesi, olarak açıklanabilir. Başka bir deyişle, buna inanmak istediklerine inanmak da diyebiliriz aslında. Günümüzde yaşanan tecavüz olaylarında kadınların açık giyindi diye suçlu görülmesi, suçluların ya da bu kafadaki erkeklerin elini kolunu sallayarak gezmesi, kadınları kendine zevk vermek zorunda bir meta olarak görmesi durumu da aynı nedenlere bağlıdır. Halbuki biz kadınlara ilk seçme ve seçilme hakkının verildiği bir ülkeyiz ,ama toplumumuz o eski gelişmemiş kalıplara öyle bir yapışmış ki kadınlarımız hala mağdur olmaktan kurtulamıyor ve gündemdeki, tecavüz ve kadın cinayeti haberleri de azalmak bir yana, her geçen gün artışa geçiyor..Bu tür olayların büyümesinin nedenleri arasında bir de medya ve televizyon dizilerinin etkisinden söz edebiliriz…</p>
<p>Televizyon dizilerine baktığımızda, kadın dayanışması ya da eğ itici nitelik taşıyan diziler çoğunlukla bir şekilde yayından kaldırılıyor. Ancak, iki eşli aşiret ağalarının olduğu, tecavüz ve taciz olaylarının belirgin olduğu diziler nasıl oluyorsa, yayında kalmayı başarıyor. Bu tür dizilerde de hep “erkek elinin kiri” kalıbı belirgin oluyor. Tecavüzlerin işlendiği dizilerde çoğunlukla mağdur ona bu vahşeti yaşatan erkekle evlendirilerek cezalandırılıyor. Çünkü ailenin namusunun bu şekilde temizlenmesi gerektiği mesajı veriliyor. Tecavüzcünün cezalandırıldığı yapımlar da olmuyor değil ama sayıları azi. Ülkemizin değişmez gerçeklerinden biri kadın tecavüzü ve cinayeti ne yazık ki. Bu olayların azalması için televizyonlarda iki kadınlı aşiret ağalarının ya da tecavüz olaylarının iğrenç bir şekilde işlendiği yapımlar yerine, daha halkı eğitici, kadınlarımızı ezdirmeyen ve haklarına ışık tutan yapımlar süreklilik gösterse toplumumuza ışık tutacaktır. Çünkü, tecavüz olaylarının ve kadınların bu olaylarda ezilmekte olduğu yapımlar yayınlandığı sürece topluma kötü örnek olmaktan başka hiçbir işlev taşımaz. Şimdi tecavüz, taciz ve kadın şiddeti olaylarına biraz da, çocukluk ve ergenlik döneminden bakarak ve erkek çocuk yetiştirmede aileye düşen, özellikle de annenin görevinden bahsedelim&#8230;</p>
<p>Çocukluk ve ergenlik döneminde de kızların işi her zaman erkeklerden daha zor olmuştur. Çünkü, kızlar erkeklere nazaran, daha utangaç gözükürler. Ama erkekler daha ergenlik döneminde her bir şeyi açıkça herkesin içinde konuşmaktan çekinmezler. Kendilerini keşfetmeye başlarlar. Kızların bacaklarını ellemeye, eteklerini açmaya çalışıp, bunu yaparken de gayet eğlenirler. Kendilerinde hak görürler. Kızların ne kadar üzüldüğü, kendilerini nasıl hissettiği umurlarında bile olmaz, onlar eğleniyorlardır ya gerisinin bir önemi yoktur. Burada kız mağdur olmasına rağmen kimse erkeklere bir şey demez, kendi hemcinsleri de dahil herkes kızı o duruma düştüğü için suçlar kimi zaman. O derece komik bir hale gelmişizdir. Kızlar ergenliğe ilk girişlerini bile söylemeye utanırlar, çantalarında taşıdıkları pedleri en gizli yerlere koymaya çalışırlar. Aslında utanacak hiçbir şeyleri yoktur. Aksine kendileriyle gurur duymaları gerekir, çünkü çocukluktan genç kızlığa geçiş yapmışlardır. Ama utanmayı tercih ederler, erkeklerin her bir şeyi kendilerinde hak görmesi yüzünden. Bundan başka, o yaşlarda erkekler gibi kızlarda kendilerini keşfetmeye bir şeyleri merak etmeye başlarlar. Sadece, bu konuları erkekler gibi açıkça konuşamazlar. Çünkü, konuştukları zaman alay konusu olacaklarını bilirler. Hele bir de uygunsuz bir şekilde yakalandılar mı, her şey onlar için bitmiştir o zaman. Erkekler, kızlarda dahildir buna, aklınıza gelebilecek her türlü yaftayı yapıştırırlar o kız çocuğuna ve yalnız bırakırlar. Ama erkekler yakalansa onlara gene bir şey olmaz çünkü erkeklerdir, her bir şeye hakları vardır. Erkeklerin daha baskın oldu ğu o eski kalıba öyle bir yapışmışızdır ki bu durum kendini daha o yaşlarda göstermiştir.Aslında es geçilen bir detay vardır. Erkeklerin kendini keşfetme hakkı olduğu gibi kızlarında vardır ve kızların daha zor durumlara düşmesinin nedeni, erkeklerin kendilerinin çekinmeden konuştukları ve eyleme geçirdikleri şeyleri, kızların da yapıyor olmasını kıskanmalarından ve hazmedememelerinden kaynaklanır bir yerde. İşte bu noktaya geldiğimizde erkek anne babalarına özellikle de annelerine çok fazla görev düşüyor.</p>
<p>Anneler erkek çocuk yetiştirirken, karşı cinse değer verilmesi gerektiğini anlatacak ana kişidir. Çünkü erkeği dünyaya getirme yetisine sahip olan cins de bir kadındır ve bunu daha iyi anlatabilecek biri yoktur. Annelerin, erkek çocuklarına kadını ezmeye hakkı ve onun kendinin zevk ve eğlence unsuru olmadığını, erkeklerin olduğu gibi kadınların da kendini keşfetme hakkına sahip olduğu, kadınların erkeklerin kölesi olarak yaratılmadığı, aksine, anne olma yetisine sahip oldukları için bu dünyada kutsal kabul edildikleri, erkeklerin kadınlardan hiçbir şekilde üstün olmadıklarını uygun biçimlerde yetiştirme aşamasında çocuklara aşılaması gerekir. Bu aşılama daha o yaşlarda yapıldığında ülkemizdeki taciz, tecavüz, kadına şiddet ve kadın cinayetleri haberleri de biraz olsun azalmaya başlayacaktır&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/">Türkiye’de Kadın Olmak, Kadına Değer Vermek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-kadina-deger-vermek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6886</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Can Kırıkları Sokağı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 13 Dec 2016 09:49:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6350</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın oğluyum ben. Islaklığa tenezzül dahi etmeyen, kuru bir kalbin tohumuyum henüz toprakla buluşmamış. Kuraklık, daha bir fazla denizin ortasında bilakis. Boşver tüm bunları… Yanlıştan çekinmek mutlu adam işi. Oysa mest oluşlarımın izbe sokaklarına rastlamaktır benim kayboluşlarım. Sonra dans edercesine hareketli, susmak bilmiyor sözcükler&#8230; Varlığını uzatmak için anlatacak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/">Can Kırıkları Sokağı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın oğluyum ben. Islaklığa tenezzül dahi etmeyen, kuru bir kalbin tohumuyum henüz toprakla buluşmamış. Kuraklık, daha bir fazla denizin ortasında bilakis. Boşver tüm bunları… Yanlıştan çekinmek mutlu adam işi. Oysa mest oluşlarımın izbe sokaklarına rastlamaktır benim kayboluşlarım. Sonra dans edercesine hareketli, susmak bilmiyor sözcükler&#8230; Varlığını uzatmak için anlatacak bir şey bulamamaktı belki de dudaklarımın tek korkusu. Yeniden ellerinden bahsetmek geçiyor içimden. Yeniden avuç içlerin kadar büyüktü dünya ve uzun görünmüyordu yıllar çizgilerinde. Birbirlerine senkronize kıvrımlarıyla şüphe var mıydı? Yoksa mükemmeli bulmuş muydu gözlerim teninin kendine özgü hallerinde? Gözlerin mi öğretmişti yıldızlara parlamayı? Ay, böylece atmıştı utangaçlığını üzerinden. Şüphe yoktu… Peki neydi tüm bunları unutturan ufalanmış gülüşlere? Can Kırıkları Sokağı pek bir kalabalık bugünlerde. Üşüdüğüm kaldırımların dumanı tütüyor sıcaktan. İlk kara düşen aşık bir adam, tekrar geçemez buralardan, üşüyemediği halde ısrarla. Ağustos, Eylül&#8230;</p>
<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın babasıyım ben. Ekim&#8217;e kış düştü velakin. Yaşım sizi aldatmasın, küçük bir çocuktur yüreğim, Güneşe de çarpar gökten gelen kara da. Yüzeyi nemli ceketimin, ucu yırtık cebinde kızımın verdiği mendil,ilk defa işe yarayacaktı gözlerimden akan çamurları silmeye. Kalorifer peteklerinden uzaktayım. Televizyonun karşısında uzanışlarım pek bir umursamaz bugün bana. Ağzımdan dökülecek ne varsa bekliyor dünya, küsmüşçesine suskun&#8230; Ayağa kalkmıyor sözcükler. Yakası kalkık ceketimin, kumaşı narin cebinde üç beş kuruş&#8230; İlk defa işe yarayacaktı dudaklarımı ıslatmaya. Kuru kalbimden bir tohum bıraktım yeryüzüne, Sonuçta çocuk parklarında kendinden vazgeçmiş adamlarız ikimizde.</p>
<p style="text-align: center;">Anlamıyorum&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Hâlâ neden sevgiyle,</p>
<p style="text-align: center;">Ah be!</p>
<p style="text-align: center;">&#8221;Gümmm!&#8221; diye atıyor kalbimiz?</p>
<p style="text-align: center;">Anlayamıyorum&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/">Can Kırıkları Sokağı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6350</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Leyla Leyli</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 05:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bade Arman]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5410</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir tel saçını çekti kopardı. Sonra bir tel daha. Beyaz tellere ölüm diye giriştiği ayıklama siyah tellere sıçradı. Topyekun saldırıya geçmiş, hıncını alamıyordu. Yatakta oturmuş, dibindeki komidinin üstünü saç telleriyle doldurmuştu son yarım saattir. Eve gelene kadar sakin kalmış hatta yol boyu hiç bir şey hissetmemişti. Ne olduysa ceketini vestiyere bırakırken aynadaki yansımasına göz attığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/">Leyla Leyli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir tel saçını çekti kopardı. Sonra bir tel daha. Beyaz tellere ölüm diye giriştiği ayıklama siyah tellere sıçradı. Topyekun saldırıya geçmiş, hıncını alamıyordu. Yatakta oturmuş, dibindeki komidinin üstünü saç telleriyle doldurmuştu son yarım saattir. Eve gelene kadar sakin kalmış hatta yol boyu hiç bir şey hissetmemişti. Ne olduysa ceketini vestiyere bırakırken aynadaki yansımasına göz attığı sırada beyaz bir kaç saç telini görmesiyle olmuştu. Yatağa ne ara oturduğunu bile hatırlamıyor olabilirdi. Otuzlu yaşlarının ortasında bir kadın beyazlarına biraz olsun şefkatli davranmaz mıydı? Eni konu bir kaç tel. Yaşanmışlığı göstermez mi beyazlar? Şu hercai zamanın meyvesi değil miydi? İnsan yaşadığını yaş aldığını nasıl anlardı ki başka? Her şeyi çürüten zamanın torpili olur muydu hiç sana bana? Leyla bilseydi bunları yine aynı nefretle koparır mıydı onları?</p>
<p><strong>Leyla leyli</strong>, şehla bakışlı kara gözlü kara saçlı kara kaşlı bir adem kızı. Annesi turşuları yaparken salatalıkları aşıran Leyla leyli. Ruhu şad olsungillerden babası öyle seslenirdi. Seslendi duyurdu, seslendi adına ad koydu, seslendi sonsuzluğa uyudu. &#8216;<em>Leylam leylim su ver.</em>&#8216; &#8216;<em>Su gibi ömrün olsun Leyla Leyli</em>&#8216; Oysa şimdilerde Leyla geriye kalan ömrünü su gibi içip tükürmek istiyordu. Çok değil 6 saat öncesiydi onu dünyaya küstüren hadisenin vuku buluşu.</p>
<figure id="attachment_5412" aria-describedby="caption-attachment-5412" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5412 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi-288x300.jpg?resize=288%2C300" alt="Leyla Leyli'nin hikayesi" width="288" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi.jpg?resize=288%2C300&amp;ssl=1 288w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi.jpg?w=648&amp;ssl=1 648w" sizes="(max-width: 288px) 100vw, 288px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5412" class="wp-caption-text">Leyla Leyli&#8217;nin hikayesi</figcaption></figure>
<p>6 saat öncesi hayat öylesine tatlı bir meltemdi Leyla&#8217;ya. Kelebekler hep mi böyle güzeldi demişliği bile oldu. Çalıştığı yerin kirli camları bile ışık saçıyordu sanki. Masasına kollarını dayamış iş yapası yoktu. Bahar aylarının getirdiği miskinliğe yoruyordu ya başka sebebe ne gerek? Bir kahve içip meşhur fal sitesine fincanın resimlerini atıp 3 vakte kadar keyfine keyif ekleyecek şeyler duymak istiyordu. 3 vakitli her güzel uydurmasyona razıydı. Kahvesine enerjisini vere vere içti, kalan telveyi bir baş dönümü çalkaladı. Fincanın 3 kez kendine doğru çevirdi kapattı. Üstüne de Ömer&#8217;in nişanesi yüzüğünü koydu ki çabuk soğusundu. Çabuk soğusun ki çabuk görsün geleceği. Fincanı masanın bir ucuna özenle koymuştu ki telefonu çaldı. Ömeri güzeli, aşkına müptela olduğu,  uğruna müptezel gezdiği adam arıyordu. Hayrolsundu bu saatte? Hemen elini aldı telefonu,  simgeyi yeşilden kırmızıya çevirdi. Çok uzun bir konuşma olmadı. Leyla&#8217;nın kulakları uğuldamaya başladı. Kendine hakim oldu kendini bildi. Oturdu kalktı. Bir bardak su içti. Bir bardak daha. Alelacele bir numara aradı, konuştu duruldu. Duruldu çünkü gerçeği o an kavrayırverdi, acıyı göğsünde yumuşattı. Kahve fincanını unuttu. 3 vakte kadarlı falın kapısına gelmiş olan 3 gün içindeki kürtaj olacağını bilse hiç kapatır mıydı o fincanı? Porselenden yapma hayal bükücü fincanı doğrudan çöpe attı. Leyla şaşkın değildi. Deliler gibi ağlaması gerekirken bu sükunet onu bile şaşırtıyor belki yazgıdan hayati boyunca bir şey beklememiş bir insanın olgunluğunu yaşıyordu. Metroya bindi kendine bir sığınak buldu, tutundu tüm bu alem kaosunun içinde sanki tutunduğu demir onun koruyucusuydu. Bohçası elinde bir kadın ona doğru bakıyor sanki her şeyi biliyormuşçasına sırıtıyordu. Leyla aldırmadı, Leyla durgundu, suskundu, kesif kokular içinde lavantayı burun deliklerine sokmuş kadar sakindi. Yazgısı sabıkalı bir kadının kızıydı Leyla, savunmasız bir güldü dikenlerini unutan, koparılmaktan imtina etmeyi bir kenara bırak bununla savaşmak için yetiştirilmiş gibiydi.</p>
<p>Bilincini acıdan kaybettiğini sanan insanın meczuba benzer bir gülüşü vardı şimdi Leyla’nın yüzünde. Hala yatağın kenarında oturuyor fakat saçını yolmayı bırakmıştı. Leyla leyli umudu kırılan nice kadından biri. Yolun yarısına gelmiş otuzlu yaşlarının ortasında anneliğini toprağa gömmeye hazırlanıyordu. Ucu bucağı olmayan nankör dünya çok görmüştü ona anneliği. Uyudu, uyandı, geceyi gömdü gündüzü gördü. Bebeğini toprağa verdi 3 günün sonunda. O günden sonra Leyla eskisi gibi hırçın kalamadı. Leyla bir kez olsun dokunmuştu anne olmaya bir daha eskisi gibi kalamazdı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/">Leyla Leyli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5410</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Kadın Olmak ya da Olamamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-ya-da-olamamak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-ya-da-olamamak/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 23 Sep 2016 13:36:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aynaimerdiyye Çevik]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ayrımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kadına şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet mağduru kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5207</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kadın cinayeti artıyor adalet eksiliyor. Türkiye&#8217;de en çok kadın cinayeti işleniyor. Araştırmalar bunu gösteriyor; ama aslında araştırmaya gerek yok, her şey gözümüzün önünde. Belki birimizin annesi, belki komşusu ya da bizzat kendimiz o kadınlardan biriyiz. Ne yazık ki her gün haberlerde duyuyor ve görüyoruz. Kadına değer vermeyen kendinden aşağı, hissiz, cansız bir eşya gibi gören [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-ya-da-olamamak/">Türkiye&#8217;de Kadın Olmak ya da Olamamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Kadın cinayeti artıyor adalet eksiliyor.</h2>
<p>Türkiye&#8217;de en çok <strong>kadın cinayeti</strong> işleniyor. Araştırmalar bunu gösteriyor; ama aslında araştırmaya gerek yok, her şey gözümüzün önünde. Belki birimizin annesi, belki komşusu ya da bizzat kendimiz o kadınlardan biriyiz. Ne yazık ki her gün haberlerde duyuyor ve görüyoruz. Kadına değer vermeyen kendinden aşağı, hissiz, cansız bir eşya gibi gören ve karşısındaki kadını köleye çevirerek dayatmalarını kabul ettirmeye çalışan bunu başaramayınca da şiddete başvuran ve hatta öldüren zihniyetlerle dolu bir ülke. Mesela yediden yetmişe zengininden fakirine kadar şaşırtıcı biçimde teknolojiyi takip eden uyum sağlayabilen sosyal mecraları kullanmakta dünya sıralamasının başında gelen bir toplum fakat interneti de daha çok kadına ulaşma aracı olarak gören erkekler var. Neden zihniyetini değiştirmeye karşı olan aynı zamanda cinayet sıralamasında zirvede sizce de manidar değil mi? Belki de işimize gelene ileri görüşlü işimize gelmeyene de bağnaz oluyoruz. Peki neden bu canavarlık, canilik neden bitmek bilmeyen kadın cinayetleri, tecavüzler? Toplum olarak eksikliklerimiz nerede?</p>
<figure id="attachment_5208" aria-describedby="caption-attachment-5208" style="width: 538px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/kadın-olmak.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5208 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/kadın-olmak.jpg?resize=538%2C240" alt="Peki neden bu canavarlık, canilik neden bitmek bilmeyen kadın cinayetleri, tecavüzler? Toplum olarak eksikliklerimiz nerede?" width="538" height="240" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/kadın-olmak.jpg?w=538&amp;ssl=1 538w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/kadın-olmak.jpg?resize=300%2C134&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/kadın-olmak.jpg?resize=536%2C240&amp;ssl=1 536w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5208" class="wp-caption-text">Peki neden bu canavarlık, canilik neden bitmek bilmeyen kadın cinayetleri, tecavüzler? Toplum olarak eksikliklerimiz nerede?</figcaption></figure>
<p>Şimdi geçmişten günümüze dönüp bakalım bu cinayetleri doğuran sebeplere. Cinayet işleyen erkeklerin bahanelerine göre evlenme tekliflerinin reddedilmesi, aldatıldığının düşünülmesi, karşı tarafın <a href="https://idilsuaydin.av.tr/aile-hukuku-bosanma-davalari">boşanmak</a> istemesi, barışma teklifinin reddedilmesi ya da flört teklifinin reddedilmesi gibi bahanelerle cinayet işlemekteler. Peki, bu ego benim istediğim olmalı, olacak &#8220;ya benim olacaksın ya da kara toprağın&#8221; gibi reddedilmeyi hazmedememe psikolojisi neden bu erkeklerde var? cevabını biz kadınlar biliyoruz aslında. Çünkü ataerkil bir toplum yapısında başka bir şey yetişmez. Türk toplumunda kız çocukları okula gönderilmedi neticesinde kadınlarımız cahil bırakıldı. Halbuki bir toplumun geleceğini kadınlar belirler. Çünkü çocuğu yetiştiren anneydi. Fakat erkek şiddeti her zaman ki gibi kadına engel oldu. Kadınlarımız eğitimsiz kaldılar bilinçsizce çocuk yetiştirdiler erkek çocukları aile içinde hep ayrıştırıldı &#8220;erkektir yapar&#8221; denildikçe evet erkekler yaptı üç yaşında ilk oyuncağı silah olan erkek çocuğuna ergenlikte de &#8220;sen erkeksin farklısın erkeğin elinin kiridir&#8221; psikolojisi aşılandı. Erkek çocuklarının her istedikleri yapıldı erkek kız evlat ayrımı oldu, erkek çocukları egoist yetiştirildi. Ve sonunda reddedilmeyi hazmedemeyen istediğini elde edemeyince canavara dönüşen erkekler toplumda türedi. Böyle yetişen erkeklerde çareyi şiddette, silahta buldular.</p>
<figure id="attachment_5210" aria-describedby="caption-attachment-5210" style="width: 450px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/turkiyrde-kadın-cinayetleri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5210 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/turkiyrde-kadın-cinayetleri.jpg?resize=450%2C450" alt="Peki, Türkiye'de kadın cinayetlerine adil yargı var mı?" width="450" height="450" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/turkiyrde-kadın-cinayetleri.jpg?w=450&amp;ssl=1 450w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/turkiyrde-kadın-cinayetleri.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/turkiyrde-kadın-cinayetleri.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5210" class="wp-caption-text">Peki, Türkiye&#8217;de kadın cinayetlerine adil yargı var mı?</figcaption></figure>
<p>Peki, Türkiye&#8217;de kadın cinayetlerine adil yargı var mı? On altı yerinden bıçaklanan TRT Sanatçısı Hatice Kaçmaz&#8217;ı evlilik teklifi reddedildiği için öldüren zanlıya &#8220;aşırı sevgi&#8221; indirimi verildi ve bu indirimi veren de erkekti. Erkekleri kollayan bir yargı sistemi varken adil bir yargılama söz konusu değil. Erkeklerin lehine gelişen davalar oldu. Bu davaların on üçünde iyi hal indirimi yapıldı. Türkiye&#8217;de bir çok örneği bulunan kadın cinayetleri davalarında &#8220;Haksız tahrik&#8221; ve &#8220;İyi hal&#8221; indirimleri uygulanıyor. Hangi ceza o canları geri getirecek de bir de indirim adı altında kurtuluyor bu katiller?</p>
<p>Türkiye&#8217;nin kanayan yaralarından diğerine geçelim bu ülkede hava kararınca dışarıda rahat yürüyemeyen tek canlı kadındır yürütmeyense erkektir. Türkiye&#8217;de cinsel açlık sapıklık boyutundadır. Bir kadın olarak gece belli bir saatten sonra dışarıdaysan başına gelecekler şöyle; sen kaldırımda yürürsün ama o kaldırımları parselleyen önünde oturan erkekler genç yaşlı yaş grubu farketmeksizin sen gidene kadar gözleriyle ve sözleriyle taciz ederler. Yoldan karşıya geçeceksindir, beklersin her geçen araba kornalarıyla taciz eder, gideceğin yere sağ salim gittiğine bazen şaşırırsın ama dikkat et tenha yollardan potansiyel tecavüzcüler ve katiller çıkabilir, tehlike hep var. Tecavüze uğrarsın bir de adaletsiz adalet görürsün bu ülkede, mesela on üç yaşındaki kız çocuğu N.Ç&#8217;ye yapılan gibi yirmi altı kişinin tecavüzüne uğradığı halde Yargıtay&#8217;ın  &#8220;rızası vardı &#8221; indirimi gibi ya da eski yüzbaşı Bülent Aydın&#8217;ın tecavüzü gerçekleştiremeden yakalanması neticesinde cezasının indirilmesi&#8230; Bu ve bunun gibi örnekler o kadar çok ki bu ülkede adaletin kadınlara işlemediği bir yargı sistemi var. Gelişmek, ne yazık ki sadece yol, köprü yaparak olmaz zihniyetleri değiştirerek eğiterek olur. Adalet sağlanmadıkça caydırıcı cezalar getirilmedikçe susmamalıyız biz kadınlar. Özgecanlar Münevverler unutulmayacak&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-ya-da-olamamak/">Türkiye&#8217;de Kadın Olmak ya da Olamamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/turkiyede-kadin-olmak-ya-da-olamamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5207</post-id>	</item>
		<item>
		<title>“Kadının Fenni” Yenecek Erkeği</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kadinin-fenni-yenecek-erkegi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kadinin-fenni-yenecek-erkegi/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 22 Sep 2016 08:59:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Kurt]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[feminist mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Feyza Altun]]></category>
		<category><![CDATA[İnkılap Kitapevi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5192</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ana haber bültenlerinde izlemiştim Feyza Altun&#8216;u. Kucağında bebeğiyle duruşmaya girmiş cesur bir avukat. Haberi izlediğimde yüzüme geniş bir gülümseme oturdu ve koltuktaki yerimi iyice sağlamlaştırdım. Son zamanlarda sürekli artan kadına yönelik şiddet haberlerinin ardından ilaç gibi gelmişti. Uzun zaman sonra bir gün sosyal medya hesabını tesadüfen buldum ve o gün bu gündür Feyza “Reyizin” iyi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kadinin-fenni-yenecek-erkegi/">“Kadının Fenni” Yenecek Erkeği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ana haber bültenlerinde izlemiştim <strong>Feyza Altun</strong>&#8216;u. Kucağında bebeğiyle duruşmaya girmiş cesur bir <a href="https://idilsuaydin.av.tr/">avukat</a>. Haberi izlediğimde yüzüme geniş bir gülümseme oturdu ve koltuktaki yerimi iyice sağlamlaştırdım. Son zamanlarda sürekli artan kadına yönelik şiddet haberlerinin ardından ilaç gibi gelmişti. Uzun zaman sonra bir gün sosyal medya hesabını tesadüfen buldum ve o gün bu gündür Feyza “Reyizin” iyi bir takipçisi olduğumu düşünüyorum.</p>
<h2>Feyza Altun &#8211; Kadının Fenni</h2>
<p><strong>Kadının Fenni</strong> de uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Fırsat bulup da sonunda okuyabildiğim için mutluyum. Altun, herkesin anlayabileceği akıcı ve samimi bir dille kaleme almış <em>Kadının Fenni</em>&#8216;ni. Ayrıca Altun, hemen hemen her kadının içine düştüğü çıkmaza kendi de girmiş, çevreden bolca eleştiri yağmuruna tutulmuş şükür ki aradan sıyrılıp bunları esprili bir dille anlatabilmiş. Bir de ben hep merak ederdim; Altun hobi, uğraş, iş, ev, çocuk bu kadar şeye nasıl yetişebiliyor, nasıl on parmağında on marifet bir kadın olabilir diye&#8230; Öğrendim ki yetişmiyormuş. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Olması gereken planlı olmak, gerisi zaten geliyormuş&#8230; En azından Altun&#8217;un bulduğu çözüm bu şekilde.</p>
<figure id="attachment_5194" aria-describedby="caption-attachment-5194" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/feyza-altun-meric.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5194 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/feyza-altun-meric.jpg?resize=620%2C350" alt="Feyza Altun, bebeğiyle birlikte adliyede." width="620" height="350" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/feyza-altun-meric.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/09/feyza-altun-meric.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5194" class="wp-caption-text">Feyza Altun, bebeğiyle birlikte adliyede.</figcaption></figure>
<p>Eğer kadınların içine çekildiği zor durumlardan şikâyetçiyseniz, kadınların birey olduğu unutulmasın istiyorsanız, çalışan annelere verilen hakların esnetilmesi gerektiğini düşünüyorsanız, genç kadınların sokağa istediği vakitte çıkıp istediği vakitte evde olmasını çok görmeyin diyorsanız, istediğinizi giyebilir dilediğiniz kadar eğitim görebilirsin diyorsanız bir çırpıda okuyup bitirebileceğiniz bir eser. Eğer tüm bunları demiyorsanız da kitabı okuyun. Belki fikriniz değişir bulunduğunuz yeri beğenmezsiniz, belki bu anlamlı mücadeleye sizde katkı sunmak istersiniz, belki bu kitaptan birilerine bahsedersiniz de yayılır kocaman bir aile oluruz. Hiç bir olumlu gelişme yaşanmazsa bile en azından bu değerli satırlara gözünüz değmiş olur&#8230;</p>
<p><strong>Kadının Fennini</strong> elinize aldığınızda, bekâr kadınların karşılaştığı zorluklardan tutunda çocuk doğurmaya karar verdiğiniz ana, iş hayatınızdaki kararlarınızdan mahalle baskısına, çocuk eğitiminden feminizme pek çok konuda sıkıştığınızda başvurabileceğiniz bir eser olduğunu fark ediyorsunuz. Evet, belki çok bilimsel olmayan ama samimi ve hepimizin karşılaştığı sorunları dile getiren eser…</p>
<p>Zaten Altun kitabını bitirirken, psikolojiden çocuk eğitimine kadar pek çok alana değindiğini belirterek şu cümleleri kullanıyor: &#8220;Bu alanda elimde kendi fikirlerimden başka bir şey olmadığı için özellikle yanlış şeyler yazmamaya, başkalarının uzmanlık alanında atıp tutmamaya özen gösterdim.&#8221; Ki bu da ne kadar dürüst olduğunu gösteriyor bence. Ayrıca insanın kendi fikirlerine sahip çıkması gerektiğini de!</p>
<p>Velhasılıkelam <em>Feyza Altun</em>&#8216;a <strong>Kadının Fenni</strong> adlı bu güzel eseri bize sunduğu için teşekkür ediyorum. Okuyunuz, okutunuz. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kadinin-fenni-yenecek-erkegi/">“Kadının Fenni” Yenecek Erkeği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kadinin-fenni-yenecek-erkegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5192</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tabi Ya Kanatların Var Ruhunda</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tabi-ya-kanatlarin-var-ruhunda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tabi-ya-kanatlarin-var-ruhunda/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Jul 2016 08:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özgenur Öge]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ayrımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4419</guid>
				<description><![CDATA[<p>Doğru yere ait değildim. Ait olamama hissinden haberiniz var mı? İllet bir his. Kemiriyor insanı. Ne bir dakika yaşatıyor insana, ne nefes aldırıyor. Kendini hatırlatıyor sürekli. Beyninde çalan çanlar hep aynısını söylüyor: &#8220;Buraya ait değil ruhun.&#8221;. Evet evet tam da bu, ruhun hiç oralı olmaması. Buralı değilse nereli? Nereye aitim? Bu konuda bildiğim tek bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tabi-ya-kanatlarin-var-ruhunda/">Tabi Ya Kanatların Var Ruhunda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Doğru yere ait değildim. Ait olamama hissinden haberiniz var mı? İllet bir his. Kemiriyor insanı. Ne bir dakika yaşatıyor insana, ne nefes aldırıyor. Kendini hatırlatıyor sürekli. Beyninde çalan çanlar hep aynısını söylüyor: &#8220;Buraya ait değil ruhun.&#8221;. Evet evet tam da bu, ruhun hiç oralı olmaması. Buralı değilse nereli? Nereye aitim? Bu konuda bildiğim tek bir şey var, onların benim için tasarladığı hayata ait olmadığım.</p>
<p>10 Türk kızından sanırım -sorgulama yeteneğine sahip, düşünme yetisi gelişmiş, gelecek kaygısı yaşayan- 5&#8217;i ait olamama illetiyle cebelleşiyordur. Bunları sallıyorum elbette. Neyse gelelim konuya, ergenliğe girdiğin an kader ağlarını örmeye başlar Türk kızı için. Belli kalıplar var elbette, belli bir yol ve belli bir sonuç. &#8220;Kanatlarım var ruhumda.&#8221; diye düşe kalka uçarken sen, biri tutar kanadını kırıverir. İşte o zaman anlarsın. Kanatlarını kıran kişi zeka olsun, kültür olsun, yetenek olsun, insanlıktan nasibini alma olsun her konuda senden yetersiz bir insan gelir sırf erkek egemen toplumun bir parçası olduğu için reis benim der. Bizim de birinin himayesinde olmaya çok ihtiyacımız vardı, hoşgeldin. Tam bu noktada baslar git-geller. Düşe kalka hayallerinin peşinden koşarak geçirdiğin mutlu bir hayat mı? Onların çizdiği yolda onların istediği gibi yaşayıp mutlu edip mutsuz olmak mı?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tabi-ya-kanatlarin-var-ruhunda/">Tabi Ya Kanatların Var Ruhunda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tabi-ya-kanatlarin-var-ruhunda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4419</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Kadının Son Notu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 07 Apr 2016 10:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3026</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gidelim buralardan&#8230; Ne bileyim işte kimsenin bizi bulamayacağı yerlere gidelim mesela, ya da atların yüzebildiği yerlere gidelim ama gerçekten yüzebildiği denizlerin derinliklerine kadar inebilen atlar olmalı gittiğimiz yerde yoksa o atlar neye yarar. Çocukların hiç büyümedikleri yerlere gidelim mesela, hiç büyümesin çocuklar hep çocuk kalsınlar, şimdi meraklı gibi soracaksın “iyi de çocuk dediğin nasıl büyümez? [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/">Bir Kadının Son Notu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gidelim buralardan&#8230; Ne bileyim işte kimsenin bizi bulamayacağı yerlere gidelim mesela, ya da atların yüzebildiği yerlere gidelim ama gerçekten yüzebildiği denizlerin derinliklerine kadar inebilen atlar olmalı gittiğimiz yerde yoksa o atlar neye yarar. Çocukların hiç büyümedikleri yerlere gidelim mesela, hiç büyümesin çocuklar hep çocuk kalsınlar, şimdi meraklı gibi soracaksın “iyi de çocuk dediğin nasıl büyümez? yani çocuk kaç yaşında büyümüş olur ki?” ben de hemen soracağını önceden biliyormuş gibi cevap vereceğim, içi büyümesin çocukların temiz kalsınlar, küçük şeylerden mutlu olsunlar, büyükler bir zamanlar çocuk olduklarını unuttukları zaman büyümüş olurlar işte. Paraya önem vermesin çocuklar ya da bir dakika paraya önem verilmeyen yerlere gidelim biz ama sadece ikimiz başkaları gelmesin sen seversin kalabalık olmayı, sıra sıra gezmeyi ama ben seni severim. Senle olmayı baş başa kalmayı daha çok severim. Sana bakmayı, seni izlemeyi, yemek yiyişini, kahve içişini, bakışlarını, duruşunu, çikolata gözlerini… Neyse, ne diyordum gidelim buralardan baş başa olduğumuz yerlere gidelim mesela, ya da balıkların uçabildiği yerlere gidelim ama gökyüzünün sonlarına kadar uçabilsinler. Ne var canım uçsun işte balıklar ne olmuş. En güzeli insanların sustuğu yerlere gidelim biz. Gerçekten en güzeli bu, düşünsene kimse konuşmuyor sadece hayvanların sesleri, yaprak hışırtıları, dalga vuruşları, belki bir piyano sesi ama insan sesi yok, konuşma sesleri, gülme sesleri, bağırma sesleri, kavga sesleri hiç biri yok. Araba sesleri de olmasın. İnsanlar yürüsün yürüyün canım ne olacak eskiden araba mı varmış hem doğa da kirlenmez o iğrenç egzoz gazlarınızdan kurtuluruz. Araba dediysem sadece araba değil taşıtların hiç biri olmasın arabalar, motosikletler, vapurlar, uçaklar hiç biri olmasın hayat daha güzel olur belki.. Savaşların olmadığı yerlere gidelim, kimsenin kimseyi öldürmediği ya da öldürmek zorunda kalmadığı yerlere gidelim, bombaların patlamadığı, en önemlisi de masumların ölmediği yerlere gidelim. Ne çok gidelim dedim bence biz gerçekten gidelim. Peki, yanımıza ne alalım. Bir koli çikolata olsun ya da iki mi olsa? Senin için de kitap alalım birden fazla sayıda ama benim okumam için, sen benim sana kitap okumamı daha çok seversin bilirim. Okurum ben sana kitap, en çokta ben okurken dizime uzanıp saçlarımla oynamanı severdim bende. Bunu sana hiç söylemedim ne bileyim söylemedim işte. Kaç kitap alsak acaba sen kitap almaya bayılırsın seversin kokularını, kapaklarını, yazılarını, düşüncelerini bende en çok okumayı severim. O özenle düzenlediğin kitaplığında yüzlerce kitap vardı her zaman tozlarını alıp düzenleyip tekrar koyardın raflarına ben de sana öyle olur mu hiç diye çıkışmıştım, kitap bu okunmadan olur mu? Kitaplığına dünya sığdırmışsın okumadan olmaz düzenleme kitaplarını bırak kendi yerlerini kendileri seçsinler, bırak tozlansınlar tozlu raflardan al oku kitaplarını her kitap yeni bir dünya aç yeni dünyaların kapılarını demiştim. Bir şey dememiştin gülmüştün sadece zaten hep gülerdin benim sözlerime ne güzel de gülerdin içim giderdi bazen sırf yeniden gül diye saçma sapan konuşurdum yeniden gül de içim gitsin yeniden gül de içim ısınsın günüm güzel geçsin diye, o günden sonra karışmadın kitaplığına. Hep ben dokundum o kitaplığına. Sen kitaplar aldın ben de sana okudum o kitapları.</p>
<p>Kitapların nasıl? Benden başkası dokunmaz onlara dokundurtmazsın bilirim. Hadi gel eskiye dönelim yemek yapalım yine seninle. Sen benim zorumla salata yap yine, ben de o sevdiğin tavuklu yemekten yapayım. Sonra beraber sosunu hazırlayalım tavuğun. Ben bütün işlerimi konuşa konuşa yapayım sen de sadece bana gül, zaten dedim ya sırf sen bir kere daha gül diye ben saçmalarım. Sonra sofrayı hazırlayalım sen o sevdiğin yeşil mavi çizgili cam bardağını al ben de öylesine sıradan bir bardak, önemli değildi benim ne de ne içtiğim ne de ne yediğim önemli olan sendin senin varlığını kendi varlığımla azaltamazdım ben yapamazdım bunu. Sonra oturalım karşılıklı sarı ve mor çiçekli masamızda, senin sevdiğin yemeği yiyelim. Sadece senin sevdiğin şeyleri yapalım istiyorum ben. Eve geç geldiğinde yemek hazır olsun masada ya da sabah uyandığında şekersiz kahven beyaz bardağında hazır olsun. Bütün yemekler sadece senin sevdiklerin olsun, bütün çiçekler sadece senin kokladıkların olsun, bütün kahveler şekersiz ve beyaz bardakta içilsin ya da bunların hepsinin böyle olmasından vazgeçip hepsinin sadece sana özel kalmasını mı sağlasam? Evet evet hepsi sana özel kalmalı kimse senin yaptıklarını yapmamalı kimse senin gibi olmamalı kimse kahvesini şekersiz ve beyaz bardakta içmemeli bunlar sana ait başkasının olmamalı sevgilim.</p>
<p><strong>Son Not:</strong> Bir dizi de duymuştum adını hatırlamıyorum bilirsin unutkanlık biz de aile geleneği. Dizi de adam kadına “bir inanışa göre söylediğimiz her cümle, her kelime yani ağzımızdan çıkan her harf sonsuza kadar yankılanırmış yani ben sana Seni Seviyorum dersem bu sonsuza kadar yankılanır ve ben sana sonsuza kadar Seni Seviyorum demiş olurum” demişti. Şimdi ben de sana söylüyorum “<em>Seni Seviyorum.</em>”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/">Bir Kadının Son Notu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3026</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 18 Feb 2016 12:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Şirzad İshak Koyuncu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[2016 Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[eşcinsel]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Töreni]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada eşcinseller]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[sinemada siyahiler]]></category>
		<category><![CDATA[Siyahi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2291</guid>
				<description><![CDATA[<p>BENİM DE SİYAHÎ ARKADAŞLARIM VAR!            28 Şubat’ta 88.si düzenlenecek Oscar Ödül Törenleri öncesi ayrımcılık ve ırkçılık tartışmaları neredeyse törenleri gölgede bırakacak. Bu yıl siyahî sinemacıların hiçbir adaylık alamaması ve erkek egemen organizasyon tartışmaları iyice açığa çıkmış durumda. Oscar ödülleri 6bin akademi jüri üyesinin seçimleri sonucu veriliyor. Bu 6bin kişilik dev jürinin büyük çoğunluğunun beyaz ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/">Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİM DE SİYAHÎ ARKADAŞLARIM VAR!            </strong></p>
<p>28 Şubat’ta 88.si düzenlenecek <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/gecmisten-gunumuze-oscar-heykelciginin-toreninin-hikayesi">Oscar Ödül Törenleri</a></strong> öncesi ayrımcılık ve ırkçılık tartışmaları neredeyse törenleri gölgede bırakacak. Bu yıl siyahî sinemacıların hiçbir adaylık alamaması ve erkek egemen organizasyon tartışmaları iyice açığa çıkmış durumda.</p>
<p>Oscar ödülleri 6bin akademi jüri üyesinin seçimleri sonucu veriliyor. Bu 6bin kişilik dev jürinin büyük çoğunluğunun beyaz ve erkek oluşu 21. yüzyılda hala çözülemeyen ayrımcılık ve ırkçılık konusunun hep sıcak tutulmasına neden oluyor.</p>
<p>Bu durumun bu sene sert şekilde eleştirilmesi ve birbiri ardına gelen töreni boykot haberleri sonrası Akademi bir dizi yeniliğe gitti. Kadınların ve farklı ırkların daha çok temsil edileceği bir yapı kurarak üzerindeki algıyı atma çabasında bir başarıya ulaşır mı bilemeyiz ama konuyu incelemek farz oldu!</p>
<p>Hollywood’da siyahîlere bakış açısı aslında birçok alt metin barındırıyor. Bunların en başında Amerika’nın geçmişine özür mahiyetinde çektiği filmler ve “köle zenci” hikâyelerini bir kenara bırakmamız gerekiyor. Zira bu tarz filmler çok iyi olmasa bile “beyaz adamın özrü” kategorisinde gereğinden fazla ödüllendirilebiliyor.</p>
<figure id="attachment_2293" aria-describedby="caption-attachment-2293" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg" rel="attachment wp-att-2293"><img class=" td-modal-image wp-image-2293 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor." width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/siyahi-kadin.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2293" class="wp-caption-text">Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor.</figcaption></figure>
<p>Hollywood’un siyahi oyunculara bakış açısındaki en büyük yanlış siyahi oyuncuların sinemadaki yerlerini belirlerken oluşuyor. Çok büyük bir ihtimalle siyahî oyuncular sadece siyahî bir adam veya kadını oynamaları gerektiğinde filmlerde boy gösteriyor (Samuel L. Jackson, Denzel Washington, Morgan Freeman gibi oyuncuları bir kenara bırakırsak). Ağırlıklı rol dağılımı beyaz adamın çevresinde gelişen aksiyon, aşk, dram üzerine kurgulanıyor. Siyahî oyuncular ise bu hikayelerde ya yoklar ya da yan rol olarak karşımıza çıkıyorlar.</p>
<p>Hollywood (Dolayısıyla ABD) siyahîleri hala sıradan hayat akışının bir parçası halinde görme konusunda sıkıntılar yaşıyor. Başkanına kadar siyah bir ABD bunu nasıl başarıyor derseniz, toplumsal kodlarında bu realiteyi hala tam olarak oturtamamış olmaları bu sıkıntıyı doğuruyor.</p>
<p>Bu seneki törenlerin özelinde değinirsek; adaylığı alması gereken siyahî bir oyuncu ya da yönetmen var mıydı sorusunun çok net bir cevabı yok. Açıkçası çok spekteküler bir oyunculuk ya da yönetmenlik performansı görebilmiş değiliz. Buna rağmen bu sene siyahîlere birkaç adaylık verilseydi yine aynı tartışmalar doğar mıydı ondan da pek emin değilim. Bu sene aslında siyahî isyanın bahanesi oldu da diyebiliriz. İyi de oldu. Eleştiri geliştirir.</p>
<p><strong>HEYKELCİK BİLE ERKEKKEN KADINLAR…</strong></p>
<p>Beyaz adamın topraklarında kadınlar için de aynı sıkıntı söz konusu. Ancak kadınların sıkıntısı adaylıklar konusunda değil, adaylıkları belirlemek konusunda…</p>
<p>Akademi jürisinin %87’sini erkekler oluşturuyor. Kalan %13’de kadınlara ayrılmış durumda. Bu orantıya bakarsak törenlerin gidişatında kadınların söz hakkı yok denecek kadar az. Belirleyici bir faktör olamayan kadınlar toplumsal dışlanmışlığı yıkma çabasındalar. Hem siyahî hem de kadın olanların dertlerini anlatmıyorum bile. Gerçi Oscar’lı siyahî kadın oyuncu Whoopi Goldberg’e göre herhangi bir sorun yok. O, “e ben ödül aldım işte sizde bi hırtlık var” kafasında yaşıyor.</p>
<p>Akademi jürisinde yapılacak değişiklikle kadınların daha fazla söz sahibi olması amaçlanıyor. Gerçi heykelcik bile erkek. Tasarlarken unisex bir şey yapalım diye düşünülmemiş bile. Ama değişiklik sözü var Akademi’nin.</p>
<p>Peki ya olmazsa? Unutmayın, kadının elinin değmediği her şey yıkılmaya mahkûmdur. (Beyaz adam kadınlara hak verdi!)</p>
<p><strong>OOO EŞCİNSEL Mİ? ALIRIM BİR ADAYLIK!</strong></p>
<p>Tabi ki tüm bu tartışmalar olup biterken en son yıkılması düşünülen tabu olan eşcinsellik ise çoktan iktidara gelmiş durumda. Hayır, burada kişilerin cinsel tercihlerinden bahsetmiyorum. Bu sinemanın tartışılacak bir konusu değildir. Anlatmaya çalıştığım perdedeki eşcinsel hâkimiyet.</p>
<p>Bu sene Oscar törenlerinde izleyeceğimiz iki film bu konuda dikkat çekiyor. 4 dalda aday olan Danish Girl ve 6 adaylığı bulunan Carol. Danish Girl gerçek bir hikâyeden esinlenerek Eddie Redmayne’ın oynadığı Einar Wegeren karakterinin cinsel kimliğini sorguladıktan sonra erkek bedeninden sıyrılarak Lili Elbe olmasının hikayesini anlatıyor. Lili’nin gözyaşları içindeki kişilik bunalımı ve karısı Gerda’nın iki arada bir derede yardım mı etsem tiksinsem mi ikilemleri ile gelişen bir film. Çok mu iyi bir film derseniz “eh işte” der sıyrılırım işin içinden. Filmi Oscar’da arz-ı endam ettiren şey ise eşcinsel bireyin hikâyesini acıyla harmanlayarak anlatması. Tabi bunda gerçek bir hikâye olmasının da payı var diyebiliriz. Bir diğer film Carol’da ise Cate Blanchett’in oynadığı Carol karakteri ile Rooney Mara’nın oynadığı Therese karakteri arasındaki aşk hikâyesini izliyoruz. İki kadın arasında gelişen imkansız aşk, toplumsal baskı ve tabi ki Cate Blanchett’in olması Oscar adaylığını rahatlıkla beraberinde getirdi. Ancak açık konuşmak gerekirse filmin iki kadın arasında geçen bir ilişki olamsı dışında pek bir farklı yanı yok. Daha da açık konuşmak gerekirse filmde Cate Blanchett ve Rooney Maara arasındaki uzun süren sevişme sahnesi abartı bir hale getirilerek adaylık peşinde koşulmuş. Son tahlilde başarıya da ulaşıldı ve iki isim de Oscar’a aday gösterildi.</p>
<p>Hollywood’da bir hayalet gibi dolaşan “Eşcinsel Lobisi”nin başarısı diyebiliriz aslında bu iki filme. Evet, kötü film asla diyemeyiz ancak bir torpil geçildiği de kesin gibi görünüyor. İmitation Game, Dallas Buyer Club gibi filmler de son yıllarda bu konuyu işleyen filmlerdi ancak senaryonun ve kurgunun mükemmelliği bu filmleri başlı başına bir “film” olarak görmemizi sağlamıştı.</p>
<p>İşte bu yüzden Akademi bu sene “Lobi”nin gönlünü hoş tutma eğiliminde. Kim bilir belki de bu tartışmalar sayesinde 89. Oscar törenlerinde daha çok siyahî göreceğiz.</p>
<p>Zafer direnenlerin, baskı kurmayı bilenlerin olacak…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/">Oscar’ın Şifreleri! Siyahîler, Kadınlar ve Eşcinseller</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/oscarin-sifreleri-siyahiler-kadinlar-ve-escinseller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2291</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Vitrinime Değil İklimime Gelenlere! Kadının Ruhu Var!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/vitrinime-degil-iklimime-gelenlere-kadinin-ruhu-var/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/vitrinime-degil-iklimime-gelenlere-kadinin-ruhu-var/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Feb 2016 14:03:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gizem Yıldırım]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ayrımcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2225</guid>
				<description><![CDATA[<p>İkili ilişkilerin ikilemidir, iklim-vitrin meselesi. Nitekim Ajda Pekkan konuya parmak basmış, kendisini görmeyi bilenlere saklamıştır. Her kadın da böyle yapar zaten. Kendisini beden ötesi gören erkeğin yanında olur. Bedenlere kanan, bedensel tatmini her şeyden önde tutan sözde öz güveni yüksek, ruh gözü düşük lümpen adamlar ruhunu tanıyan kadınlara uygun değildir. Bu demek değildir ki kadın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vitrinime-degil-iklimime-gelenlere-kadinin-ruhu-var/">Vitrinime Değil İklimime Gelenlere! Kadının Ruhu Var!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İkili ilişkilerin ikilemidir, iklim-vitrin meselesi. Nitekim Ajda Pekkan konuya parmak basmış, kendisini görmeyi bilenlere saklamıştır. Her kadın da böyle yapar zaten. Kendisini beden ötesi gören erkeğin yanında olur. Bedenlere kanan, bedensel tatmini her şeyden önde tutan sözde öz güveni yüksek, ruh gözü düşük lümpen adamlar ruhunu tanıyan kadınlara uygun değildir. Bu demek değildir ki kadın karşısındaki bedenine bakmaz, bakar bakmaz olur mu! Ancak beden ötesini görmeye daha meyillidir, ruhu basit olanla sekse karşıdır aklı.</p>
<p>Bir enstrüman olan kadın bedeni güzel notalar ister bedeninde. İster ki ortaya çıkan müzikte bir ahenk olsun. Cızırtı çıkmasın. Bunun için de belki genel geçer şeyler yaşarken bile bunda bir anlam arar. Salt sekse karşı da değilim, ama biraz üstümde potluk yaratıyor.Ne bileyim beli olsa,beyni uymuyor! Beyni uysa kalp ritmi hoşuma gitmiyor.</p>
<p>Çağlar boyu gelişen kadın, kadının etrafında dönen endüstriyel dünya belki de bu konuyu vitrine taşıdı. Kadın bedeni meta oldu, vs. vs… Hepimizin bildiği şeyler işte. Erkek bedeni gibi kadın bedeni de kullanılır doğaldır, hem dünyada her şey mübah değil midir! İstediğinizi yapın, en fazla bir kaç kişi yanınızdan ayrılır. Ayrılırsa ayrılsın çok mu umrunuzda! Benim hiç değil. Ama kadının zekasıyla dalga geçilmesine katlanamıyorum, kendi zekamla da. Erkeğin ata-erkil kafası çağlar boyu gelişmemiş olsa gerek.</p>
<figure id="attachment_2226" aria-describedby="caption-attachment-2226" style="width: 920px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kadin-ayrimciligi.jpg" rel="attachment wp-att-2226"><img class=" td-modal-image wp-image-2226 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kadin-ayrimciligi.jpg?resize=640%2C241" alt="Kadın - erkek ilişkileri" width="640" height="241" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kadin-ayrimciligi.jpg?w=920&amp;ssl=1 920w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/kadin-ayrimciligi.jpg?resize=300%2C113&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2226" class="wp-caption-text">Kadın &#8211; erkek ilişkileri</figcaption></figure>
<p>Her kadın bu durumu muhakkak yaşamıştır. Fiziksel itkilerden yüzeyselliğin dibinden çıkıp gelen bir sürü adamı güzel sözler söylerken görmüşsünüzdür yüzünüze, sonra bir bakarsınız ruhu umrunuzda değil! Takıldığınız inceliklere, alındığınız cümlelere varıncaya kadar hiç bir şeyi görmüyor. Sadece yanında böyle bir fiziği taşımaktan mutlu. Zaten ötesini göremiyor. Ne acınası bir zekadır! Kadın çoğu zaman yanındaki erkeğin zeka düşüklüğünü anlasa da susar, bildiği şeyleri bilmiyormuş gibi yapar. Sevdiğindendir sessiz kalışları… Ama itiraf ediyorum ben bunu her yaptığımda içimden hep dalga geçtim karşımdakiyle. Okuyan varsa kusura bakmasın ama çok komiktiniz. Bir şeyleri ilk kez siz tespit etmiş gibi konuşmalarınız, dünyanın sırrını bulmuşçasına olan davranışlarınız ve hesabı öderken atomu parçalıyormuş gibi gözükmenizden midem bulanıyor!</p>
<p>Nedir sizi üstün kılan? Son zamanlarda dinlediğim onlarca hikayeye bakıyorum da ilişkinin başlaması bitmesi hep karşı cinsin elindeymiş gibi. Kadınlar silkinin! Boşversenize. Kimisinin ailevi sorunları var, kimisi ilişkiye hazır değil, kimisi hislerinden emin değil. Ama konu yatak olunca her şeye hazır olan erkek “cinsi”ne ne ara bu kadar öfkelendim bilmiyorum. Ancak tüm bu kendilerini her şeyin öznesi olarak görmesi, kadınların bu anlamda da psikolojik bir şiddet ve baskı görmesinden çok sıkıldım. Ezilip büzülmesinden de, sevdiği adamı kaybetmemek için. Her şeyin ona göre olmasına alışmalarından. Diyeceğim o ki kaybedin kadınlar! Sizi yanınızda biblo gibi gezdiren tüm erkeklere kafa tutun! Suyun üstünü tercih eden adamlara derinlerinizi göstermeyin.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vitrinime-degil-iklimime-gelenlere-kadinin-ruhu-var/">Vitrinime Değil İklimime Gelenlere! Kadının Ruhu Var!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/vitrinime-degil-iklimime-gelenlere-kadinin-ruhu-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2225</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ben Bir Kadınım</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 06 Feb 2016 15:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2112</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin. Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz. Ben bir kadınım ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin.</p>
<p><strong>Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim</strong></p>
<p>Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. İçindeki tüm siyahları bulmak için öncelikle çıktığım bu yolculukta, herkes sana böylesine hayranken, Ben Sende kendi karanlığımı keşfettim, kör noktalarımı ve sırf bunun için bile çok özelsin. Buradasın işte. Benim içimdeki en koyu karanlıksın Sen. Anlatamayacağım. Anlatamayacağın.</p>
<p>Hani diyor ya Bertol Brecht “Uzun Sustum. Ey Uzun Konuşanlar. Geçmedi Üşümem. Ben Bir Aşkın Kar Yağışından Geliyorum” Ben Senden sonra en çok susmayı öğrendim. Teşekkür ederim. İçimdeki tüm sesleri kapattım. Seni getirmesinler diye. Artık caz bile yapmıyorum. Belki bu halimi daha çok severdin. Gitmezdin.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Sen de sınırlarımı gördüm, İçimdeki gücü. Gücünün karşısında ezilmemek için direnirken kaybettiğim bize yenildim. Sevmek güçsüz olmakmış aslında biraz da gittiğinde anladım. Teşekkür ederim.</p>
<p>Bana ilk dinlettiğin ezgiyi açıyorum ara sıra. Biz oluyoruz. Sonra şarkı bitiyor aniden.</p>
<p>Seni bana getiren tüm o yollara bakıyorum bazen. Ya gelirsen diye. Ya Sen de beni çok sevmişsen diye. Biliyor musun Ben bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim sırf bu yüzden tüm o yollar Sen. Bitmeyen bir yolculuk olacaksın içimde. Daima.</p>
<p>Artık kırgın, kızgın değilim Sana da. Kendime de. Dünyanın bir yerinde bir biz vardı. Ha üç gün, ha bir ömür ve ben bu bizi çok sevdim. Şunu da biliyorum kimse, Sen bile bunu değiştiremez. Kalmaya gücün yetmese de anıları silecek bir ürün icat edilmedi daha.  O anlar bizim. O anlarda sana çok aşık, seni gücünden dolayı değil, sırf Sensin diye tüm defolarınla, coşkularınla, sadece benim keşfettiğim yönlerinle seven Çocuk hala orada.</p>
<p>Teşekkür ederim.</p>
<p>Ben artık bir Kadınım ve Bu Senin Eserin.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zihnimizin Gizlenmiş &#8221;ÇEKMECELER&#8217;ine Merhaba</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 14 Dec 2015 15:45:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercan Gümüş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Aslıhan Erguvan]]></category>
		<category><![CDATA[Berkay Akın]]></category>
		<category><![CDATA[Bulut Reyhan]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Caner Alper]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Demirkan]]></category>
		<category><![CDATA[Ece Dizdar]]></category>
		<category><![CDATA[ece yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Saner]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne Uluslararası Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Emrah Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[film festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Çimenser]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Özsüt]]></category>
		<category><![CDATA[Işıl Özsüt]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kubilay Tunçer]]></category>
		<category><![CDATA[M. Caner Alper]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Binay]]></category>
		<category><![CDATA[New York Chelsea Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Açıkalın]]></category>
		<category><![CDATA[Nurhan Özenen]]></category>
		<category><![CDATA[Nürnberg Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Oğulcan Yapıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Töre]]></category>
		<category><![CDATA[Taner Birsel]]></category>
		<category><![CDATA[Tilbe Saran]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğrul Tülek]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Olcay]]></category>
		<category><![CDATA[Yekta Kopan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1171</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çekmeceler filmi, Türk sinemasının geldiği noktayı büyüleyici bir gerçek hikaye ile apaçık şekilde selamlayan başyapıtlardan biridir. Filmin yönetmenlik koltuğunda M. Caner Alper, Mehmet Binay gibi başarılı isimler yer almaktadır. Yaklaşık 3 yıl çalışma sürecinin oluşturulduğu filmin gişede hak ettiği yeri bulamaması şaşırılmamalıdır ve bir filmin güzelliğinin gişe olmadığı unutulmamalıdır. Acı gerçeklerle yüzleşmenin sıcaklığını duyumsamamak kaçınılmaz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/">Zihnimizin Gizlenmiş &#8221;ÇEKMECELER&#8217;ine Merhaba</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çekmeceler filmi, Türk sinemasının geldiği noktayı büyüleyici bir gerçek hikaye ile apaçık şekilde selamlayan başyapıtlardan biridir.</p>
<p>Filmin yönetmenlik koltuğunda M. Caner Alper, Mehmet Binay gibi başarılı isimler yer almaktadır. Yaklaşık 3 yıl çalışma sürecinin oluşturulduğu filmin gişede hak ettiği yeri bulamaması şaşırılmamalıdır ve bir filmin güzelliğinin gişe olmadığı unutulmamalıdır.</p>
<p>Acı gerçeklerle yüzleşmenin sıcaklığını duyumsamamak kaçınılmaz. Çok tanıdık karakterler, çok yakınımızdaki kişiler, her gün gördüğümüz yüzler olduğu görülmektedir. Film, psikolojik açılardan dokunuşlarıyla belki de önemli sosyolojik tespitlerin nokta atışıyla duygularımıza &nbsp;gerekli sertlikle, hayata bakışımızı gözden geçirme olgunluğuna erişmemize yardımcı olacaktır. Kadının cinselliği, konuşulamayan cinsel eğitim ve kadının güçlü bir sesi olan Çekmeceler Türkiye&#8217;de sanatın daha cesur bir adımıdır.</p>
<p>Filmin müziklerine ayrı bir parantez açmak gerekir. Sahnelerin melodisini hissederek çıkılan yolculuk muazzam. Zamanın filtresini notalarıyla renklendiren Hasan Özsüt, Demir Demirkan, Işıl Özsüt filmin görünmeyen kahramanları.</p>
<figure id="attachment_1173" aria-describedby="caption-attachment-1173" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg" rel="attachment wp-att-1173"><img class=" td-modal-image wp-image-1173 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="&quot;Kahramanı Sen olsan da hikaye benim.&quot; Saadet." width="300" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-1.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1173" class="wp-caption-text">&#8220;Kahramanı Sen olsan da hikaye benim.&#8221; Saadet.</figcaption></figure>
<h2><strong>Zihnimizin gizlenmiş &#8220;ÇEKMECELER&#8221;</strong></h2>
<p>Oyunculuklar tartışmasız ders niteliği taşımaktadır. Oyuncular: Ece Dizdar, Taner Birsel, Tilbe Saran, Nilüfer Açıkalın, Pınar Töre, Hakan Çimenser, Tuğrul Tülek, Ece Yüksel, Burak Altay, Yekta Kopan, Oğulcan Yapıcı, Kubilay Tunçer, Gizem Erdem, Aslıhan Erguvan, Berkay Akın, Cengiz Coşkun, Edip Saner, Ümit Olcay, Emrah Doğan, Bulut Reyhan ve Nurhan Özenen.</p>
<p>Titizlikle ve disiplini kaybetmeden çekildiği belli olan filmin emekçilerine teşekkür ediyorum ve sanatseverlerin bu filmi unutmayacağını bilerek, filmi seyirci ile buluşturan herkese teşekkür ediyorum.</p>
<figure id="attachment_1172" aria-describedby="caption-attachment-1172" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler.jpg" rel="attachment wp-att-1172"><img class=" td-modal-image wp-image-1172 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler-300x168.jpg?resize=300%2C168" alt="Çekmeceler filmi çok sayıda ödül alarak adından söz ettirmiştir." width="300" height="168" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/cekmeceler.jpg?w=618&amp;ssl=1 618w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1172" class="wp-caption-text">Çekmeceler filmi çok sayıda ödül alarak adından söz ettirmiştir.</figcaption></figure>
<h3>Çekmeceler filminin aldığı ödüller;</h3>
<ul>
<li>Edirne Uluslararası Film Festivali&#8217;nden, En iyi Kadın oyuncu: Tilbe Saran</li>
<li>Malatya Film Festivali&#8217;nden &#8216;En İyi Kadın&#8217; Ödülü: Ece Dizdar</li>
<li>Hasan Özsüt, Malatya Film Festivali En İyi Özgün Film Müziği</li>
<li>Nilüfer Açıkalın, New York Chelsea Film Festivali&#8217;nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu</li>
<li>Nürnberg&#8217;te düzenlenen 20. Türkiye / Almanya Film Festivali&#8217;nde En İyi Film</li>
<li>Nürnberg Film Festivali en iyi kadin oyuncu &#8211; Nilüfer Açıkalın-Tilbe Saran ve Ece Dizdar</li>
</ul>
<p>&#8221;Bazı çekmeceler kilitli kalır. Nedenler ve cevaplar orda gizlidir.&#8221;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/">Zihnimizin Gizlenmiş &#8221;ÇEKMECELER&#8217;ine Merhaba</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zihnimizin-gizlenmis-cekmecelerine-merhaba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1171</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
