<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>İstanbul &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/istanbul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Apr 2017 21:01:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Kalabalık İçindeki Yalnızlık Şehri: İstanbul</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kalabalik-icindeki-yalnizlik-sehri-istanbul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kalabalik-icindeki-yalnizlik-sehri-istanbul/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 06 Apr 2017 05:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Simge Selvitopu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8736</guid>
				<description><![CDATA[<p>Buram buram özgürlük, buram buram insanlık kokar İstanbul. Kalabalık içinde yalnızlık, yalnızlık içinde kalabalıktır. Hiç kin tutmaz bu kent. Yaftalamaz, bir bavula yapıştırır gibi etiket kondurmaz sırtına.  Gün batıp da ay parladı mı ve martılar gökyüzünde ışıklarıyla dolaştığında kaotik yüzünü döner. Kimi evine döner kimi evinden yeni çıkar kimileri de zaten hep volta atmaktadır. Her [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kalabalik-icindeki-yalnizlik-sehri-istanbul/">Kalabalık İçindeki Yalnızlık Şehri: İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Buram buram özgürlük, buram buram insanlık kokar İstanbul. Kalabalık içinde yalnızlık, yalnızlık içinde kalabalıktır. Hiç kin tutmaz bu kent. Yaftalamaz, bir bavula yapıştırır gibi etiket kondurmaz sırtına.  Gün batıp da ay parladı mı ve martılar gökyüzünde ışıklarıyla dolaştığında kaotik yüzünü döner. Kimi evine döner kimi evinden yeni çıkar kimileri de zaten hep volta atmaktadır.</p>
<p>Her vakit güzel bir kadına, adama rastlama imkanınız vardır. Gerçi yorar gözlerinizi reklam panoları, otobüste tuttuğunuz yere kadar sızan reklam şablonları. Ama duvar yazıları da vardır, duvar resimleri, grafitiler. Yapılan gudubet alış-veriş merkezleri, gökdelenlerinin yanı sıra güzel, tarihi camileri, görkemli kiliseleri vardır. İstediğiniz an girip dinlenebilir, ister dua eder ister eski İstanbul’a dair bulduklarınızın tadını çıkarırsınız.</p>
<figure id="attachment_8741" aria-describedby="caption-attachment-8741" style="width: 272px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-ortakoy-camisi.jpg"><img class="size-full wp-image-8741" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-ortakoy-camisi.jpg?resize=272%2C186" alt="İstanbul - Ortaköy Camii" width="272" height="186" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8741" class="wp-caption-text">İstanbul &#8211; Ortaköy Camii</figcaption></figure>
<p>Ruh denen tanımlanmaz o sonsuzluk simgesi şehirler içinde geçerlidir. Her şehrin ve şehrin içindeki her semtinde başka bir tadı vardır. İstanbul’un ruhu eski ve yeni bir arada kalabalık ve yalnızlık iç içe oluşudur. İstanbul fethi zor Fatih’i tek şehirdir. İstanbul Birinci Dünya Savaşı’nda ilk kuşatılan ve Mustafa Kemal tarafından kurtarılan şehirdir. İstanbul çok misafir ağırlayan şehirdir. Anlatmakla bitmez yaşamak yetmez İstanbul’u&#8230; Doğduk, büyüdük, büyüyoruz bu şehirde daha keşfedilmedik kaç sokak var kim bilir bu yedi tepeli şehirde. Kız kulesi ayrı, Topkapı, Dolmabahçe Sarayı ayrı, Ortaköy’ü, Bebeği ayrı Beyoğlu’su ayrı bu şehrin neresinden başlasan anlatmaya diğerinin hatırı elbette kalacaktır. Çünkü İstanbul’u İstanbul yapan çok şey vardır. Her şey bir bütündür bir aradadır bu şehirde. Ne efsaneler yazılmıştır uğrunda ama hakkını da verir tam bir körler şehridir. Çünkü yaşıyorken herkes şikayet eder trafiğinden kalabalığından ama işte o kalabalık içindeki yalnızlık başka nerede vardır ki… Uğruna şiirler yazdırır. İstanbul hangi yazarı, hangi şairi etkilememiştir ki zaten.</p>
<p>Şehirlerin sahip olduğu bu ruh bazı yazarları etkisi altına almış hatta büyülemiştir. Romanlarında mekan olarak seçtikleri şehirler öylesine etkilemiştir ki romandaki kişileri ele geçirmekle kalmamış, kendisine dönüştürmüştür. Aslında şehirden asıl etkilenen bizzat yazarın kendisidir. Bunu öyle güzel işlemişlerdi ki bizlerde o günlere o şehirlere şehirlerin o ruhuna hayran kalırız. Ama ben bugünkü haline de hayranım İstanbul’un. Çünkü sokaklarını gerçekten dikkatle gezerseniz bir sokak bugünün sanatı grafitiyle doluyken diğer bir sokak eski İstanbul gibi durur karşınızda. Hiç değişmemiş hiç eskimemiş olarak. İstanbul’un tarihçesinden bahsetmek gerekirse;</p>
<figure id="attachment_8738" aria-describedby="caption-attachment-8738" style="width: 400px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/eski-istanbul.jpg"><img class="size-full wp-image-8738" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/eski-istanbul.jpg?resize=400%2C264" alt="Eski İstanbul" width="400" height="264" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/eski-istanbul.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/eski-istanbul.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/eski-istanbul.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/eski-istanbul.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8738" class="wp-caption-text">Eski İstanbul</figcaption></figure>
<p>İstanbul’un tarihi 300 bin yıl önceye kadar uzanır. Küçükçekmece gölü kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan kültürüne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu dönemde gölün çevresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yasadığı sanılmaktadır. Çeşitli dönemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik Çağ&#8217;a, Ağaçlı yakınlarında ise, Orta Paleolitik Çağ ile Üst <strong>Paleolitik Çağ</strong>&#8216;a özgü aletlere rastlanmıştır. 5000 yıllarından itibaren başta  <strong>Kadıköy</strong> Fikirtepe olmak üzere <strong>Çatalca</strong>, <strong>Dudullu</strong>, <strong>Ümraniye</strong>, <strong>Pendik</strong>, <strong>Davutpaşa</strong>, <strong>Kilyos</strong> ve Ambarlı&#8217;da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bugünkü İstanbul&#8217;un temelleri M.Ö. 7. yüzyılda atılmıştır. M.S. 4. Yüzyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o günden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başkentlik sıfatını sürdürmüştür. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453&#8217;te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra Müslümanların en önemli kentlerinden biri sayılmıştır.</p>
<h2>İstanbul Tarihindeki Belli Başlı Dönemler</h2>
<p>Bizantion (M.O. 660 &#8211; M.S. 324) Yunanistan&#8217;dan gelen Megara&#8217;lılar M.Ö. 680&#8217;lerde Marmara Denizi&#8217;ni geçerek İstanbul&#8217;a ulaştılar ve bugünkü Kadıköy&#8217;de Halkedon adını verdikleri bir kent kurdular. &#8220;Körler Ülkesi&#8221; olarak da anılan Halkedon&#8217;un halkı tarımla uğraşıyordu. M.Ö. 660&#8217;larda da Trak kökenli komutanları Bizans önderliğinde yola çıkan Mega&#8217;lıların diğer bir kolu bugünkü Sarayburnu&#8217;nun olduğu yerde başka bir kent daha kurdu. Efsaneye göre Delfi Tapınağı&#8217;ndaki kahinin öğüdüne uyarak burayı seçen Megara&#8217;lılar, komutanlarının adından hareketle, kente &#8220;Bizantion &#8221; adını verdiler. Bu yörede Megara&#8217;lılardan önce de bazı Trak toplulukları yaşadığı bilindiği için Megara&#8217;lılarla yerli halkın kaynaşmış oldukları sanılmaktadır. Pek çok istilalara uğrayan Bizantion, M.Ö. 269&#8217;da Bithynıalılar tarafından yağmalanarak ele geçirildi. M.Ö. 202&#8217;de Makedonyalılar&#8217;in tehdidinden korkarak, Bizantion Roma&#8217;dan yardım isteğinde bulundu. Bu dönemden itibaren kentte Roma İmparatorluğu&#8217;nun etkisi başlamış ve M.Ö 146&#8217;da kent Roma&#8217;nın egemenliğine girmiştir. Önceleri idari olarak varlığını sürdüren kent, daha sonra Bitinya-Pontus eyaletinin bir parçası haline gelmiştir. Böylece 700 yıllık kent devleti statüsü sona ermiştir. Eski İstanbul Evleri 73 yılında Bizantion Roma&#8217;nın Bithynia-Pontus eyaletine bağlandı. İmparator Vespasianus kentin gelişimine katkıda bulundu. 193 yılına gelindiğinde, Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlar&#8217;in tarafını tutan Bizantion&#8217;u kuşatarak kenti yağmalayıp, surları da yıktırdı. Daha sonra ise surları yeniden inşa ettirip, kenti imar etti. Yeni binalarla sokakları düzenledi. Hipodrom inşaatını başlattı. 269&#8217;da kent bu defa Gotlar&#8217;ın saldırısına uğradı. Zafer kazanan Gotlar, deniz kıyısına yakın bir yere sütunlarını diktiler. 13&#8217;de Nicomedialılar kenti ele geçirdiler. I.Constantinus, Nicomedialilar&#8217;la yaptığı savası kazanarak kenti geri aldı.</p>
<p>Roma İmparatorluğu&#8217;nun başkenti (324 &#8211; 395) Bizantion Roma&#8217;nın Doğu&#8217;sunun yönetim merkezi olarak seçildi. Bu yeni konumu, kentin dünya kültürü ve siyaseti içindeki önemli rolünü de belirledi. I. Constantinus (324-337), Romalı soyluları Bizantion&#8217;a çağırarak kentin Romalı nüfusunu artırdı. Yeni başkentin konumuna yakışır bir imar hamlesi başlatıldı. Limanlar ve su tesisleri yeniden düzenlendi. Kent içi su dağıtım sistemlerinin temelleri atıldı. Savunma için yeni bir sur yaptırıldı. Septimus Severius&#8217;un başlattığı hipodrom inşaatı tamamlandı. 100 bin kişilik hipodromun genişliği 117, uzunluğu ise 480 metreydi. Hipodrom duvarlarinın üzeri çok sayıda heykelle süslüydü. En önemlisi de at heykelleriydi. Kentin Latinler tarafından istila edilmesiyle bu at heykelleri Venedik&#8217;e, San Marco Meydanı&#8217;na taşındı. Hipodrom&#8217;daki (Sultanahmet Meydanı) imparatorluk sarayı (Sultanahmet Camisi&#8217;nin bulunduğu alan) ve anıtsal ibadethaneler, akropolis (Topkapi Sarayı&#8217;nın bulunduğu yer) yapıldı. Önceleri Nea (Yeni) Roma adı ile anılan kenti, I. Constantinus kendi adıyla özdeşleştirdi. 11 Mayıs 330 tarihinde kentin adı Constantinopolis olarak ilan edildi. Önce Aya Irini, ardından 360 yılında da Ayasofya kiliselerini yaptıraran I. Constantinus, kenti Hiristiyan dünyası için önemli bir merkez haline getirdi. Bizans İmparatorluğu Dönemi (395 &#8211; 1453) 476&#8217;da Batı Roma&#8217;nın yıkılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu&#8217;na dönüşmüş ve İstanbul da, bu yeni imparatorluğun başkenti haline gelmiştir. 6. yüzyılın ortaları, Bizans İmparatorluğu ve İstanbul için yeni bir yükseliş döneminin baslangicidir. İmparator I. Jüstinyen yönetimindeki bu dönemde daha önce tahrip edilmiş olan Ayasofya bugünkü haliyle yeniden inşa edilmiş, 543&#8217;lerde kentte görülen ve nüfusun yarısının ölümüne sebep olan veba salgınının izleri silinmiştir.</p>
<p>7, 8 ve 9. Yüzyıllar İstanbul için kuşatılma yılları oldu. Yedinci yüzyılda Sasaniler ve Avarlar&#8217;in saldırısına uğrayan kenti, sekizinci yüzyılda Bulgarlar ve Müslüman Araplar dokuzuncu yüzyılda ise Ruslar ve Bulgarlar kuşattılar. 1204&#8217;de kent Haçlılar tarafından ele geçirildi ve yağmalandı. Bu işgal ve yağma sonrasında Orta Çağın en büyük kenti 40-50.000 nüfuslu, yoksul ve harabe bir kente dönüştü. Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülmeye ve fakirleşmeye başladı. Şehrin soylu ve zenginleri İznik&#8217;e göç etti. Latin İmparatorluğu sadece İstanbul ve yöresinde egemenlik kurabildi. İznik (Nikia), Trabzon ve Yunanistan&#8217;daki Epiros&#8217;ta bir Bizans muhalefeti gelişti. 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu çepeçevre kuşatılmıştı. Bu esnada İstanbul çok fakirleşmiş hatta Latin İmparatoru II. Baudouin ısınmak için sarayının ahşap bölümlerini yakacak olarak kullanmaya başlamıştı. Nihayet 1261 yılında Palailogos Hanedani İstanbul&#8217;u tekrar ele geçirdi ve böylece İstanbul&#8217;daki Latin dönemi sona erdi.</p>
<p>Eski İstanbul (Aksaray) Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1453-1923) Kent, 1391 yılından başlayarak Osmanlılar tarafından kuşatılmaya başlandı. 1396&#8217;da I. Bayazıd (1389-1403), Karadeniz&#8217;den gelecek yardımları önlemek için kentin Anadolu yakasına bir hisar yaptırdı. Kenti almaya kararlı olan II. Mehmed de (1451-1481), Bizans&#8217;a Kuzey&#8217;den gelecek yardımları her iki taraftan Boğaz&#8217;ı tutarak önlemek için bu defa kentin Avrupa yakasına Rumeli Hisarı&#8217;nı inşa ettirdi. İstanbul&#8217;un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 16 kadırgadan oluşan güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayisi iki kat arttırıldı. Bizans’ın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Cenevizlilerin elinde bulunan Galata&#8217;nın da savaş esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı. İki aya yakın süren bu kuşatma dönemi 29 Mayıs 1453 günü sabaha karşı başlayıp, öğleden sonra kentin ele geçirilmesiyle tamamlandı. Bu tarihten itibaren İstanbul bir Osmanlı kenti oldu.</p>
<p>Fetihten sonra şehrin kalkındırılması için yeni iskan bölgeleri oluşturuldu. Bizans&#8217;in son dönemlerinde görkemini yitirmiş olan kentte, öncelikle eskiden kalma binalar ve surlar onarılmaya başlandı. Bizans altyapıları üzerinde Osmanlı&#8217;nın temel kurumlarının binaları yükselmeye başladı. Büyük su sarnıçlarının da korunması sağlandı. Osmanlı kimliğine uygun bir gelişme gösteren İstanbul artık imparatorluğun başkenti idi. Nüfusu artırmaya yönelik bu iskan ve sürgünlerle oluşan mahalleler daha sonraki Istanbul idari yapısının temelini oluşturdu. 1459&#8217;da İstanbul her biri farklı demografik özellikler taşıyan dört idari birime ayrıldı. Bunlardan biri idarenin merkezinin olduğu Suriçi, diğer üçü ise surdışında yeralan ve &#8220;Bilad-i Selase&#8221; olarak adlandırılan Eyüp (Büyük ve Küçük Çekmece, Çatalca ve Silivri dahil), Galata ve Üsküdar&#8217;di. 1457 sonunda eski başkent Edirne&#8217;nin uğradığı büyük yangınla şehre yeni göçmenler geldi ve şehir oldukça şenlendi. İstanbul, fetihten elli yıl sonra Avrupa&#8217;nın en büyük şehri haline geldi. 16. yüzyıla büyük bir şehir olarak giren İstanbul, Küçük Kıyamet olarak anılan 14 Eylül 1509 depreminde çok zarar gördü. 8 Şiddetinde olduğu tahmin edilen ve artçı sarsıntıları 45 gün süren depremde binlerce bina yıkıldı, binlerce kişi öldü.</p>
<p>Eski İstanbul İstanbul, 1510&#8217;da Sultan II. Beyazıd tarafından 80.000 kişinin istihdamıyla neredeyse yeniden kuruldu. Bu yüzden günümüze gelebilen eserlerin büyük çoğunluğu bu devirden kalmıştır. 1520-1566 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman yönetiminde İstanbul birçok değerli esere ve izleri günümüze kadar ulasan bir kent planına kavuşarak, gelişmiştir. Bu dönemde özellikle Mimar Sinan imzalı birbirinden değerli çok sayıda eser inşa edilmiştir. Veba salgını, yangınlar ve sellere rağmen Kanuni dönemi İstanbul için tam bir yükseliş dönemi sayılmıştır. Lale Devri olarak da anılan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa&#8217;nın sadrazamliğındaki 1718-1730 yılları, itfaiye teskilatının kurulması, ilk matbaanın açılması ve çesitli fabrikaların inşasıyla İstanbul&#8217;un değişmeye başladığı dönemdir. 3 Kasım 1839&#8217;da Topkapı Sarayı&#8217;nın Gülhane Bahçesi&#8217;nde okunarak halka ilan edilen Tanzimat Fermani ile İstanbul&#8217;da yeni bir dönem açıldı. Batılılaşma sürecinin hızlandığı bu dönemde İstanbul&#8217;da mimariden yaşama tarzına, eğitim kuruluşlarından sanayi kuruluşlarına kadar birçok alanda yenilikler yaşandı.</p>
<figure id="attachment_8742" aria-describedby="caption-attachment-8742" style="width: 645px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-topkap-sarayi.jpg"><img class="size-full wp-image-8742" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-topkap-sarayi.jpg?resize=640%2C308" alt="Topkapı Sarayı" width="640" height="308" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-topkap-sarayi.jpg?w=645&amp;ssl=1 645w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-topkap-sarayi.jpg?resize=300%2C144&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8742" class="wp-caption-text">Topkapı Sarayı</figcaption></figure>
<p>Bu dönemde şehir yeni alanlara doğru genişlemeye başladı.Suriçi Bakirköy yönünde, Galata ise Teşvikiye yönünde yayılırken; Boğaziçi&#8217;nde Sarıyer&#8217;e iskan hızlandı. Anadolu yakası ise bir taraftan Bostancı, diğer taraftan Beykoz&#8217;a doğru büyüdü. Bu yıllar, altyapı ve kent hizmetlerinde de önemli gelişmelere sahne oldu. Haliç üzerine köprü yapılması, tünel (metro), Rumeli Demiryolu, kent içi deniz tasımacılığı yapan Şirket-i Hayriye&#8217;nin açılması, Şehremaneti (Belediye) örgütünün diğer belediye dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattinin çekilmesi, Zaptiye Nezareti&#8217;nin kurulması ve ona bağlı karakolların açılması, Vakıf Gureba Hastanesi&#8217;nin hizmete girmesi ve Atlı Tramvay Şirketi bu gelişmelerin sadece bazılarıdır. 23 Aralık 1876&#8217;da I. Meşrutiyet ve 24 Temmuz 1908&#8217;de II. Meşrutiyet ilanlarına sahne olan ve halk arasında &#8220;Üçyüzon Depremi&#8221; denen 1894 depreminde büyük zarar gören İstanbul&#8217;, II. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından 13 Kasım 1918&#8217;de İtilaf Devletleri donanmasınca işgal edildi.<br />
1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluşuyla İstanbul&#8217;un başkent dönemi sona erdi. Ama başkent olmasa da hiçbir şey eksilmedi İstanbul’dan Türkiye’nin göz bebeklerinden biri oldu hep. Hem onca yıl başkentlik yaptığı için tarih dolu. Geçmişin izlerini taşıyan tozlu raflarda duran bir tarih atlası gibi tabii farkında olana. Farkına varanlar zaten ilham alıyor bu şehirden. Uğruna yazılan onca kitaptan onca şiirden belli.</p>
<p>Şehir ve yazardan bahsedilip de İstanbul’dan bahsedilmeden asla geçilemez. İstanbul birçok yazar ve şair için vazgeçilmezdir. Yazılan romanların yüzde sekseni İstanbul’u mekan eylemiştir. İstanbul’la ilgili yazılan birçok kitap sayabiliriz. Üç İstanbul, Huzur, Sinekli Bakkal &#8230;Ama bu romanlardan İstanbul’u romanın başkişisi yapan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘’Huzur’’ isimli romanıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur romanında doğu- batı değerlerini temsil edecek şekilde şehri ikiye ayırıyor. İstanbul tarafında mahalleleri, geleneklerin göreneklerin değerlerin yaşadığı semtlerdi. Beyoğlu tarafı ise kentin batılılaşmış öteki yarısıydı. Oturulan mekan doğu ve batı değerlerini temsil etmek bakımından da önem taşımaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur romanından önce yazdığı Beş Şehir İsimli deneme kitabının İstanbul ile ilgili bölümünde anlattıklarını Huzur romanında genişleterek bir aşk hikayesi çevresinde anlatmıştır.</p>
<figure id="attachment_8739" aria-describedby="caption-attachment-8739" style="width: 270px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/evliya-celebinin-istanbulu.jpg"><img class="size-full wp-image-8739" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/evliya-celebinin-istanbulu.jpg?resize=270%2C422" alt="Evliya Çelebi'nin İstanbulu" width="270" height="422" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/evliya-celebinin-istanbulu.jpg?w=270&amp;ssl=1 270w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/evliya-celebinin-istanbulu.jpg?resize=192%2C300&amp;ssl=1 192w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8739" class="wp-caption-text">Evliya Çelebi&#8217;nin İstanbulu</figcaption></figure>
<p>Evliya Çelebi&#8217;de seyahatnamesinin birinci cildinde İstanbul&#8217;u anlatır. İstanbul’un kuruluşundan Evliya Çelebi’nin yaşadığı zamana kadar olan dönemi tasvirlerle ve hikayelerle anlatmaktadır. Ayrıca İstanbul’ da yapılan 17 tılsıma ve tılsımlarla ilgili efsanelerede yer vermiştir.</p>
<p>Orhan Pamuk ise Kafamda Bir Tuhaflık romanında o eski İstanbul diyebileceğimiz son dönemleri anlatmıştır. Yeni yeni dikilen apartmanlar anlatılmıştır. Ancak ne yazık ki modern zamanların rüzgarı şehirleri birbirinden ayıran ve farklılık yaratan güzellikleri birer birer yok olmaktadır. Şehirlerin içinde yaşadığı varsayılan bu ruhlar artık kitaplarda yaşamaktadır. Bu ara bende İstanbul’u bu kitapta yazanlar gibi yaşamak istiyorum. Ama birçok yerde o eski hava kalmamış.  Gökdelenler ya da batılılaşma adı altında yok olmalar şehrin ve semtlerinin o ruhlarını havalarını yok etmiş. Mesela yaşıtlarımın aksine ben Beyoğlu’nu sevmezdim. Ama metrodan çıkarken gördüğüm o 1950’lere 70’lere ait fotoğraflardan sonra o kalabalığa ya da insanlara aldırmadan gezmeliydim Beyoğlu’nu. Her semtinde ayrı lezzeti olan İstanbul’u bende başka bir tatla gezdiğimde zaten görüyordum o bambaşka sesleri havaları. Engel olamadı hiçbir gökdelen ya da birkaç batı özentisi İstanbul’un tadını çıkarmama…</p>
<figure id="attachment_8740" aria-describedby="caption-attachment-8740" style="width: 382px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-fotograflari.jpg"><img class="size-full wp-image-8740" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-fotograflari.jpg?resize=382%2C488" alt="Tılsımlar Şehri İstanbul" width="382" height="488" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-fotograflari.jpg?w=382&amp;ssl=1 382w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/istanbul-fotograflari.jpg?resize=235%2C300&amp;ssl=1 235w" sizes="(max-width: 382px) 100vw, 382px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8740" class="wp-caption-text">Tılsımlar Şehri İstanbul</figcaption></figure>
<p>Galata Kulesi ve kuleye çıkan yollar, yokuşlar… Ser verip sır vermez bir sessizlik içindedir.<br />
İstiklal Caddesi&#8217;nin tramvayı hipnozun sarkacı gibidir. Arada çalan çanı kimi zaman uyarır &#8216;bir düş caddesindesin unutma. Caddenin yerlilerine, yerdekilerine uzat elini&#8217; diye. Onlar ki bir varlar bir yoklar. Bilinçaltı imgeleri gibidirler. Caddeden beslenirler. Duyabilirsen seslerini yakalarsın özgürlüğün ritmini.<br />
İstanbul şehir devleti gibidir. Her semtin insanları kendine özgü bir örgütlenmeyle yaşar. İlkçağ medeniyetlerinde Yunanistan, İtalya ve Eskiçağda Mayalarda görülen şehir devletleri medeniyetin ilerlemesinde büyük katkıda bulunmuşlardır.</p>
<figure id="attachment_8737" aria-describedby="caption-attachment-8737" style="width: 366px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/beyoglu-nostaljij-tren.jpg"><img class="size-full wp-image-8737" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/beyoglu-nostaljij-tren.jpg?resize=366%2C550" alt="Beyoğlu'nun nostaljik tramvayı" width="366" height="550" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/beyoglu-nostaljij-tren.jpg?w=366&amp;ssl=1 366w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/04/beyoglu-nostaljij-tren.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8737" class="wp-caption-text">Beyoğlu&#8217;nun nostaljik tramvayı</figcaption></figure>
<p>İstanbul kültürel olarak ülkemizi besleyen bir şehirdir. Entelektüelleriyle, ressamları, şairleri, yazarları, travestileri, şarapçıları, romenleri, müzisyenleri, sinemacıları ve daha niceleriyle… Hepsi birbirinden beslenirler. Kimi zaman arızalara sahne olur gerçek kaoslar yaşanır.  Bir gün döneceğim İstanbul, ver elini diyeceğim. Resistansları taşlayacak, göğü delen yapılarla savaşacağım. Ya da büyüsüne kapılıp her gün gördüğüm yerleri turist gözleri ve adımlarıyla gezeceğim.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kalabalik-icindeki-yalnizlik-sehri-istanbul/">Kalabalık İçindeki Yalnızlık Şehri: İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kalabalik-icindeki-yalnizlik-sehri-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8736</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Bir Markası da Kahve Olabilir</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/istanbulun-bir-markasi-da-kahve-olabilir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/istanbulun-bir-markasi-da-kahve-olabilir/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 11 Jan 2017 12:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Sesli]]></category>
		<category><![CDATA[Coffee Festival]]></category>
		<category><![CDATA[dsm group]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO Dünya Tarih Mirası Listesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6735</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul dünyanın en cazip ve renkli kentlerinden biri. Aynı zamanda dünyada en çok turist çeken 8’inci şehir. Yaşadığımız olumsuz gelişmeler nedeniyle 2016 yılında Türkiye turizmi ağır bir darbe aldı. İstanbul’u ziyaret eden turist sayısı ise 9,2 milyona geriledi. Ancak buna rağmen İstanbul, 2016 yılında dünyada en çok ziyaret edilen ilk 10 şehir arasında yer almayı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istanbulun-bir-markasi-da-kahve-olabilir/">İstanbul’un Bir Markası da Kahve Olabilir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul dünyanın en cazip ve renkli kentlerinden biri. Aynı zamanda dünyada en çok turist çeken 8’inci şehir. Yaşadığımız olumsuz gelişmeler nedeniyle 2016 yılında Türkiye turizmi ağır bir darbe aldı. İstanbul’u ziyaret eden turist sayısı ise 9,2 milyona geriledi. Ancak buna rağmen İstanbul, 2016 yılında dünyada en çok ziyaret edilen ilk 10 şehir arasında yer almayı başardı. Her türlü olumsuzluğa rağmen İstanbul’un cazibesini kaybetmemesi, bu mega dünya kentinin tarihi ve kültürel değerleri kadar 24 saat yaşayan, canlı, dinamik ve renkli bir şehir olmasından kaynaklanıyor.</p>
<figure id="attachment_6736" aria-describedby="caption-attachment-6736" style="width: 215px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/alper-sesli.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6736 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/alper-sesli-215x300.jpg?resize=215%2C300" alt="dsm group Kurucu Başkanı Alper Sesli" width="215" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/alper-sesli.jpg?resize=215%2C300&amp;ssl=1 215w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/alper-sesli.jpg?w=434&amp;ssl=1 434w" sizes="(max-width: 215px) 100vw, 215px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6736" class="wp-caption-text">dsm group Kurucu Başkanı Alper Sesli</figcaption></figure>
<h2>dsm group Kurucu Başkanı Alper Sesli Kulak Verelim</h2>
<p>İstanbul’da düzenlenen uluslararası festivaller ise bu canlılığa ve dinamizme büyük katkı sağlayan etkinliklerin başında geliyor. Bu organizasyonlardan biri de İstanbul Coffee Festival. dsm group olarak 2016 yılında 3’üncüsünü gerçekleştirdiğimiz İstanbul Coffee Festival, 30 bine yakın ziyaretçisiyle dünyanın en büyük iki kahve festivalinden biri olma konumuna yükseldi.</p>
<p>Festival bu yıl da binlerce yabancı turist tarafından ziyaret edildi. Ayrıca 2016 yılında en çok kopyalanan etkinliğin <strong>İstanbul Coffee Festival</strong> olmasını da başarımızın bir ölçütü olarak değerlendiriyoruz.</p>
<figure id="attachment_6739" aria-describedby="caption-attachment-6739" style="width: 576px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahve-festivali.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6739 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahve-festivali.jpg?resize=576%2C384" alt="İstanbul Coffee Festival’in başarısı, kahve ve kahve kültürü denilince dünyada akla ilk önce İstanbul’un gelmesi gibi büyük bir potansiyeli barındırıyor." width="576" height="384" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahve-festivali.jpg?w=576&amp;ssl=1 576w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahve-festivali.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahve-festivali.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6739" class="wp-caption-text">İstanbul Coffee Festival’in başarısı, kahve ve kahve kültürü denilince dünyada akla ilk önce İstanbul’un gelmesi gibi büyük bir potansiyeli barındırıyor.</figcaption></figure>
<p><strong>İstanbul Coffee Festival</strong>’in başarısı, kahve ve kahve kültürü denilince dünyada akla ilk önce İstanbul’un gelmesi gibi büyük bir potansiyeli barındırıyor. Nitekim İstanbul Coffee Festival’i kendi ülkelerinde görmek isteyen Katar, Sırbistan, Bosna Hersek ve Güney Afrika’dan aldığımız teklifler, bizi bu yönde umutlandırıyor.</p>
<figure id="attachment_6742" aria-describedby="caption-attachment-6742" style="width: 576px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turk-kahvesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6742 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turk-kahvesi.jpg?resize=576%2C384" alt="Ve iddia ediyoruz ki, İstanbul’un bir markası da kahve olabilir." width="576" height="384" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turk-kahvesi.jpg?w=576&amp;ssl=1 576w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turk-kahvesi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turk-kahvesi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6742" class="wp-caption-text">Ve iddia ediyoruz ki, İstanbul’un bir markası da kahve olabilir.</figcaption></figure>
<p>Ve iddia ediyoruz ki, İstanbul’un bir markası da kahve olabilir. Türk kahvesi kültürü ve geleneğinin, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili listesine alınmış olmasını da bir avantaj olarak görüyoruz.</p>
<figure id="attachment_6738" aria-describedby="caption-attachment-6738" style="width: 614px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/istanbul-coffee-festival-ve-turizm.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6738 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/istanbul-coffee-festival-ve-turizm.jpg?resize=614%2C410" alt="İstanbul Coffee Festival, 30 bine yakın ziyaretçisiyle dünyanın en büyük iki kahve festivalinden biri" width="614" height="410" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/istanbul-coffee-festival-ve-turizm.jpg?w=614&amp;ssl=1 614w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/istanbul-coffee-festival-ve-turizm.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/istanbul-coffee-festival-ve-turizm.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 614px) 100vw, 614px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6738" class="wp-caption-text">İstanbul Coffee Festival, 30 bine yakın ziyaretçisiyle dünyanın en büyük iki kahve festivalinden biri</figcaption></figure>
<p>Biz kahve denilince dünyada akla ilk önce İstanbul’un gelmesini istiyoruz. Bu topraklar dünya kahve kültürüne ve mirasına büyük katkılarda bulundu. Bundan sonra bu topraklar başta İstanbul olmak üzere kahve kültüründe dünya çapında bir çekim merkezi de olabilir. Bunun için İstanbul Coffee Festival’i geleneksel Türk kahve çeşitlerine ve 3. dalga kahve akımına sahip çıkan, İstanbul ve Türkiye’nin tanıtımını yapan bir organizasyon olarak geliştirmeye, bu konuda katma değer yaratmaya devam edeceğiz.</p>
<figure id="attachment_6740" aria-describedby="caption-attachment-6740" style="width: 807px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahvenin-turizme-katkisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6740 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahvenin-turizme-katkisi.jpg?resize=640%2C366" alt="kahve denilince dünyada akla ilk önce İstanbul’un gelmesini istiyoruz" width="640" height="366" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahvenin-turizme-katkisi.jpg?w=807&amp;ssl=1 807w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/kahvenin-turizme-katkisi.jpg?resize=300%2C172&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6740" class="wp-caption-text">kahve denilince dünyada akla ilk önce İstanbul’un gelmesini istiyoruz</figcaption></figure>
<figure id="attachment_6741" aria-describedby="caption-attachment-6741" style="width: 648px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turkish-coffee-festival.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6741 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turkish-coffee-festival.jpg?resize=640%2C427" alt="İstanbul Coffee Festival’i geleneksel Türk kahve çeşitlerine ve 3. dalga kahve akımına sahip çıkan" width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turkish-coffee-festival.jpg?w=648&amp;ssl=1 648w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turkish-coffee-festival.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/turkish-coffee-festival.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6741" class="wp-caption-text">İstanbul Coffee Festival’i geleneksel Türk kahve çeşitlerine ve 3. dalga kahve akımına sahip çıkan</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istanbulun-bir-markasi-da-kahve-olabilir/">İstanbul’un Bir Markası da Kahve Olabilir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/istanbulun-bir-markasi-da-kahve-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6735</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Modern Hayatın İçinde Akan Eski İstanbul</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/modern-hayatin-icinde-akan-eski-istanbul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/modern-hayatin-icinde-akan-eski-istanbul/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 19 Sep 2016 06:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Topuz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[Mihrimah Sultan Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5130</guid>
				<description><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğunun son başkenti tarihinde Onlarca isim verilmiş. &#8220;Kostantinepolis&#8221;, &#8220;Dersaadet'&#8221;, &#8220;Asitane&#8221; veya &#8220;Darülhilafe&#8221;&#8230; &#8220;Makarrı Saltanat&#8221; ardından İstanbul&#8230; Bir Devletin gözde şehri sanki tüm sanatların başkenti, her kültürü içinde barındırmaktan bu kadar zevk alan  kaç şehir var bilinmez. Sanat adına ilk dokunuşların Bizans&#8217;ın attığını bugüne gelebilen Ayasofya ve ardından Mimar Sinan dokundukça büyümüş büyüdükçe hayat ağaçları [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-hayatin-icinde-akan-eski-istanbul/">Modern Hayatın İçinde Akan Eski İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğunun son başkenti tarihinde Onlarca isim verilmiş. <em>&#8220;Kostantinepolis&#8221;, &#8220;Dersaadet'&#8221;, &#8220;Asitane&#8221; veya &#8220;Darülhilafe&#8221;&#8230;</em></p>
<p><em>&#8220;Makarrı Saltanat&#8221;</em> ardından İstanbul&#8230; Bir Devletin gözde şehri sanki tüm sanatların başkenti, her kültürü içinde barındırmaktan bu kadar zevk alan  kaç şehir var bilinmez. Sanat adına ilk dokunuşların Bizans&#8217;ın attığını bugüne gelebilen Ayasofya ve ardından Mimar Sinan dokundukça büyümüş büyüdükçe hayat ağaçları gibi gök kubbeye dokunmaya çalışan bir Süleymaniye bir Sultanahmet, Ayın ve Güneşin aşkı Mihrimah Sultan&#8217;ı veya Boğaz&#8217;ın serpe seren esintilerine maruz kalmaya mahkum edilmişçesine kıyının incisi Ortaköy Cami ve niceleri bu güzel şehrin  içinde kalan son eski İstanbul&#8217;u ayakta kalmaya zorluyor.</p>
<p>Ve işte kimilerince kabul görülen Modern hayat, Eski İstanbul&#8217;u kıskançları arasına almış sanki. İnsanların eskiden bu kadar kolay vazgeçmeleri  bu modern yaşamanın bir zorlaması mıdır? Acaba cevabı vermek kolay ya da zor olması bilinmezlikler ile dolu. Yıllarca yapımları  süren bu eserlerin her taşında bir anı birikimi yer alırken son hallerinden sonra rivayet diye başlanan kulak vereceğiniz hikayelerle varlığını sürdürmekte diren bu eserler. Bunlarla dolu bir eski İstanbul&#8217;da yükselen her gökdelen sanki bir &#8220;Mezar taşı&#8221; bu eserler ve İstanbul  ise toprağı üzerine atılmış birer beden.Ya modern hayatın gökdelenlerini gök kubbenin hakimi yapalım yada İstanbul&#8217;un gerçek sahiplerini&#8230;.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/modern-hayatin-icinde-akan-eski-istanbul/">Modern Hayatın İçinde Akan Eski İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/modern-hayatin-icinde-akan-eski-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5130</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 16 May 2016 15:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Çöplü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3677</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘Beyoğlu baktı ki bir kuş havada.’ O kuş olmak isterdim, İstanbul’u yukarıdan da izleyebilmek için. Aslında İstanbul insanı biraz da kuşlara benzetiyor. Hiçbir yerde sabit değiliz, sürekli bir yerden bir yere uçuyoruz. Kaos&#8230; İstanbul denilince aklıma ilk gelenlerden. Genellikle 2-3 ayda bir giderim İstanbul’a, ayrı bir sevdam vardır. Her gidişimde de biraz değişmiş, biraz büyümüş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/">Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>‘Beyoğlu baktı ki bir kuş havada.’ O kuş olmak isterdim, <strong>İstanbul</strong>’u yukarıdan da izleyebilmek için. Aslında İstanbul insanı biraz da kuşlara benzetiyor. Hiçbir yerde sabit değiliz, sürekli bir yerden bir yere uçuyoruz. Kaos&#8230; İstanbul denilince aklıma ilk gelenlerden. Genellikle 2-3 ayda bir giderim <strong>İstanbul</strong>’a, ayrı bir sevdam vardır. Her gidişimde de biraz değişmiş, biraz büyümüş olarak dönerim. Bu hareketli şehrin her bir mekanının ayrı ayrı yaşattıklarının yeri farklıdır benim için. Son gidişimde de öğrenebileceğim en değerli derslerden birini öğrendim; İstanbul’da kuşlar gibi uçup farklı karakterlere bürünürken, nereden geldiğimizi asla unutmamamız gerektiği.</p>
<p>Gülü seven dikenine katlanır, yani İstanbul’u seven, pahalı İstanbul’u sevmektedir, durum böyle olunca da doyasıya gezmek için para harcamaktan kaçınmamalıdır. Bir metropol olduğu için yemenin içmenin, gezmenini, alışverişin fiyatları da doğal olarak yüksek oluyor. Yani İstanbul’a gitmeden önce bir birikimle gitmek lazım. Bu sefer popüler mekanlar yerine, kendim mekan keşfedeyim dedim. Artık herkes bilir İstiklal Caddesi’nin o kırmızı tramvayını, Taksim meydanını, bunların hemen arkasına saklanmış Cihangir’dir gözümde asıl orijinal olan. Fiyatları da göz önünde bulundurarak, Cihangir’de yeni açılan mekanları denemek istedim, kahvaltı ve öğle yemeği için. Aklımda belli bir yer olmadan, arkadaşımla beraber attım kendimi Cihangir sokaklarına. Orası hakkında en çok hoşuma giden şey, Cihangir’in kedileri&#8230; Her an her yerden minik yaratıklar fırlıyor, kimi rengarenk kimi ise simsiyah, bembeyaz. Biraz da kediler yol gösterdi bana, onları seveyim derken peşlerine takıldım ve bir apartman girişinde güzel bir restoran buldum. En üst katında lezzetli ve doyurucu bir kahvaltı, tabii boğaz manzarası da eksik olmuyor. Eh tabii durum böyle olunca da, pamuk eller ceplere. Yani İstanbul iyi güzel hoş da, hazırlıksız gelen yandı vallahi. Öğrenci olduğumuzu unutmamak lazım, bir gün böyle zengin bir kahvaltı yaptıktan sonraki sabah, elit bir menü olan ‘simit ve çay’ ile doyurdum karnımı&#8230;</p>
<p>Pahalı ama güzel mekanlarının yanı sıra, herhalde hiçbir mekanda oturmasanız bile, sadece gezerek inanılmaz keyif alabileceğiniz bir şehir İstanbul. Tarih kokan sokakları ve bir oradan bir buradan kültürü ile hem dünyaya karışmış hem de kendini koruyabilmiş. Beyoğlu sokaklarında gezerken Avrupa mimarisinin en net örnekleri çıkıyor karşıma. Mimarlık öğrencisi olduğum için de ayrıca ilgimi çekiyor. Birden bire bir inşaat alanı çıkıyor karşıma, bahçede sıraya girmiş öğrenciler gibi dizilmiş binaların arasında koca bir boşluk&#8230; Hayret ediyorum ilk, bu görüntü çıplak kokuyor. Kimsesiz ve de yurtsuz. Kızıyorum biraz, tarihi binaların yıkımına başlandığı için. Görkemli İstanbul, görkemini tarihini yansıtan binalarından alıyor ve bunun korunması lazım, İstanbul da nereden geldiğini unutmasın diye. Şimdilik çoğu bina yerinde, keyfimiz ve tarih tamamen bozulmuyor ancak umarım gelecekte eskiyi yıkıp yerine yeni ve kimliksiz binaların inşaatı artmaz&#8230;</p>
<p>Son olarak, dertsiz, pervasız, eğlenceli bir yüzü var İstanbul’un. İnsan dertlerinden kaçıyor, anlık olarak unutuyoruz hayatın önümüze çıkardığı engelleri. Kim bu şehirde hareketli ve kaotik yaşam tarzına kaptırmamıştır ki kendini&#8230; Filmlere, dizilere bile konu olan ve herkesin adını duyduğu İstanbul’un meşhur gece hayatı. Diğer şehirlerden ayrı olarak, sahil kenarında ve denizin içinde, hem vapur hem de yarı yüzen binalar şeklinde olan mekanları orijinalliği ile insanları kendine çekiyor. Evet, buralarda eğlenip kafayı boşaltmak güzel. Ancak anladım ki dertlerimizi ne kadar bastırırsak bastıralım, onlar biraz müzikli eğlence ve ya birkaç kadeh ile gitmiyor ne yazık ki. Eski sevgiliyi unutmaya çalışmak, küs olduğumuz arkadaşlarımızdan kaçmak veya pişman olduğumuz hataları sanki yapmamışçasına yaşamaya çalışmak&#8230; Belki sıkıntılarından boğulanlar için İstanbul’un bu umursamaz yüzü bir çare ama geçici bir süreliğine. Problemlerimizi çözmeyi erteleyip kendimizi hızlı yaşama verince, sorunlar çözülmediği gibi bir süre sonra tonla büyüyerek karşımıza çıkıyor. İşte bu hayatın filmlerde gösterilmeyen kısımları. Buna kapılıp gitmemek lazım&#8230; Asıl yapmamız gereken belki de düşüncelerimizi alıp, sorunlarımıza çözüm ararken sahil kenarında bir banka oturmak ve deniz havasını içimize çekerek ‘huzur’u aramak. Eminim ki İstanbul isteyene eğlenceli yüzünü sunduğu gibi, huzurlu ve sakin yüzünü de sunacaktır. Yani demek istediğim; İstanbul’da yüzeysel eğlenceyi her zaman bulabileceğiniz ancak iç huzuru bu şehirde bulmak için, biraz aramanız gerektiğidir.</p>
<p><em>İstanbul</em>’un insanları, boğazın martıları ile bir gözümde. Ekmek derdinde olup vapur kovalayanı da var, kafası nereye eserse oraya uçup, istediği kadar yükseleni de. İnsan, kendine yakışanı yapmalı ve kendini geliştirirken de nereden başladığını unutmamalı. Hepimiz bir kimlik arayışındayız ve bu şehir yeni tecrübeler arayışında olanlar için verimli bir şehir. Mekanları, sokakları ve hızlı hayatıyla bir çok şey katıyor insana. Tabii bu deneyimler bazen keyifli olduğu gibi bazen de insana ‘N’apıyorum ben’ dedirtiyor, her zaman pozitif olmuyor. Ancak iyi ya da kötü, büyütüyor insanı İstanbul, kendisi kadar kocaman yapıyor. Bir gerçek var ki, İstanbul; kuşlarıyla ve biz insanlarını kendine aşık ettirmesiyle güzel. İyi günde ve kötü günde, hem güzel hem de çirkin yüzüyle, içimde özel bir yeriyle denizin üstünde durmaya devam ediyor İstanbul.</p>
<p style="text-align: center">“Her dakikasını ayrı hatırlarım</p>
<p style="text-align: center">Erenköy’de geçen zamanın</p>
<p style="text-align: center">Rüyama girer bir arada</p>
<p style="text-align: center">İstanbul, bahar ve Türkan’ım.”</p>
<p style="text-align: center">&#8211;<strong>Oktay Rıfat (Hatırlama)</strong></p>
<p style="text-align: left">Ayrıca <a href="http://www.sanatduvari.com/attila-ilhanin-ben-sana-mecburum-kitabinda-istanbul/"><strong>İstanbul için yazılmış şiirler</strong></a> için bu makaleye bakabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/">Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3677</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Mar 2016 15:30:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kule]]></category>
		<category><![CDATA[Galata]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen]]></category>
		<category><![CDATA[Hezarfen Ahmet Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğazı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul manzarası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul panoraması]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[mimari eser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2722</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl, çalıştığım kurum ile birlikte İstanbul’un tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’ni ziyaret etme fırsatı buldum.  Kurumumuzca gönüllü olarak,  İstanbul’un semtlerinden birindeki ilköğretim öğrencilerini tur rehberimiz eşliğinde Galata Kulesi’ne götürdük. Öncelikle, kule hakkında genel bilgiler vermek istiyorum&#8230; İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/">Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yıl, çalıştığım kurum ile birlikte İstanbul’un tarihi güzelliklerinden biri olan <strong>Galata Kulesi</strong>’ni ziyaret etme fırsatı buldum.  Kurumumuzca gönüllü olarak,  İstanbul’un semtlerinden birindeki ilköğretim öğrencilerini tur rehberimiz eşliğinde Galata Kulesi’ne götürdük. Öncelikle, kule hakkında genel bilgiler vermek istiyorum&#8230;</p>
<p>İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir. Ayrıca Galata Kulesi’ni, Cenevizliler “İsa Kulesi”, Bizanslılar ise “Büyük Kule” olarak anmalarıyla birlikte kuleye günümüzdeki yakın şeklini Cenevizliler vermiştir. Kule, 1509 depreminde büyük zarar görmüş ve Osmanlı mimarı Hayrettin tarafından onarılmıştır. Türklerin eline geçtikten sonra hemen hemen her yüzyıl yenilenmiş ve tamir edilmiştir. Buna ek olarak Galata Kulesi, 16.yüzyılda Kanuni döneminde, Kasımpaşa tershanelerinde çalıştırılan Hristiyan savaş esirleri için hapishane olarak kullanılmıştır. 16.yüzyılın sonlarında ise, Müneccimbaşı Takuyyeddin Efendi tarafından kulenim tepesine bir rasathane kurulmuş ancak sonradan 3. Murat bu hapishaneyi kapatmış ve kule yeniden hapishaneye dönüştürülmüştür.  17.yüzyıla gelindiğinde artan yangınlar nedeniyle,  yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.</p>
<figure id="attachment_2724" aria-describedby="caption-attachment-2724" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg" rel="attachment wp-att-2724"><img class=" td-modal-image wp-image-2724 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?resize=640%2C854" alt="İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir." width="640" height="854" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/galata-kulesi.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2724" class="wp-caption-text">İstanbul’un mimari ve tarihi güzelliklerinden biri olan Galata Kulesi’nin ne zaman yapıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber imparator lustianos zamanında 507 yılında inşa edildiği bilinmektedir.</figcaption></figure>
<p>17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da benim de ilkokulu okuduğum adını bu uçuştan alan,  Hezarfen Ahmet Çelebi İlkokulu&#8217;nun olduğu, Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir. Üçüncü Selim zamanında; Galata Kulesi onartıldıktan sonra, Kule’nin üst katına bir cumba eklenmiştir ve 1831’de kule bir yangın daha geçirdiği için, 2. Mahmut;  Kule’nin üzerine iki kat daha çıkar ve külah biçiminde olan ünlü dam örtüsüyle Kule’nin tepesini kapattırır. Üstelik, onarımla alakalı olarak, Pertev Paşa’nın bir de yazıtı Kule’ye yerleştirilmiştir. 1875 yılında ise kuvvetli bir fırtınadan sonra, Kule’nin tepesindeki çatı uçar ve daha sonra 1960 yılında tekrardan onartılmıştır. Bunlara ek olarak, kulenin dış çapı 16.45 metre, iç çapı ise 8.95 metredir. Duvar kalınlığı da 3.75 metre civarındadır.</p>
<figure id="attachment_2726" aria-describedby="caption-attachment-2726" style="width: 896px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg" rel="attachment wp-att-2726"><img class=" td-modal-image wp-image-2726 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?resize=640%2C480" alt="17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?w=896&amp;ssl=1 896w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2726" class="wp-caption-text">17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde 1628 yılında; Hezarfen Ahmet Çelebi, tahtadan yaptırdığı kanatlarıyla Galata Kulesi’nden Üsküdar’da Doğancılar bölgesine uçuşunu gerçekleştirmiştir.</figcaption></figure>
<p>Bu bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, Galata Kulesi’nin yüzyıllara yayılan geniş bir tarihi dönemlik geçmişi olduğunu ve peş peşe,  pek çok amaçla kullanıldığını, doğal afetlerde zarar gördüğünü ancak sürekli onarılarak şimdiki görünümüyle günümüze dek, geldiğini görüyoruz. Şimdi de, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimiz olan Galata Kulesi’ni gezme serüvenimi anlatmaya başlayayım&#8230;</p>
<figure id="attachment_2727" aria-describedby="caption-attachment-2727" style="width: 725px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg" rel="attachment wp-att-2727"><img class=" td-modal-image wp-image-2727 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?resize=640%2C480" alt="Galata Kulesi, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimizdir." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?w=725&amp;ssl=1 725w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/istanbul-panoraması.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2727" class="wp-caption-text">Galata Kulesi, İstanbul’un en merkezi bölgelerinden birinde yer edinen mimari güzelliğimizdir.</figcaption></figure>
<p>Galata Kulesi’nin girişinde asansöre binmek  için  özellikle  de  haftasonu  gittiyseniz  sıra  beklemeniz  kaçınılmazdır&#8230; Kule 66.90 metre yüksekliğinde olduğu için çıkışta merdiven kullanımı pek tercih edilmemektedir.  Sıramız geldikten sonra asansöre bindik ve 7. kata çıktık. Bu katın duvarlarında kulenin geçmişine ve tarihine dair anlatımlar ve Hezarfen Ahmet Çelebi’nin resmini görüyorsunuz.  Son iki kata asansörle çıkılamadığı için,  kulenin merdivenlerinden İstanbul Boğazı’nı ve tarihi yarımadayı, köprüleri ve pek çok mimari yapıyı, manzarasından büyük keyif alarak göreceğiniz balkona,  kuleyi ziyaret edenlerin oturup bir şeyler içmesi için kullanılan cafeteryanın içinden çıkıyorsunuz.</p>
<p>Kulenin tam karşısında yangın kulesi olan Beyazıt Kulesi’ni görüyorsunuz.</p>
<p>Aynı hizadan baktığınızda insanların balık tuttuğu, altındaki balıkçı restaurantlarının şenlendirdiği ve Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz.</p>
<p>Üstelik, tarihi yarımadanın önemli yapıları olan Topkapı Sarayı’nı, Sarayburnu’nu ve Ayasofya Camii’de Galata Kulesi’nden çok net bir şekilde görülmektedir. Balkonun bu açısından sağa doğru yürüdüğünüzde Haliç manzarası Karaköy’ün içi, ara sokaklarda kendine yer edinmiş, Hristiyanlara özgü mimariye sahip Eski İngiliz Hastanesi gözükmektedir. Sola doğru devam ettiğinizde İstanbul Boğazı’nın Anadolu yakasında yer alan Üsküdar Salacak Sahil’ini görüyorsunuz. Sol taraftan devam ettiğiniz de Tophane Karaköy içinde yer alan İstanbul Modern’i, Kılıç Ali Paşa Camii’ni, Tophane Meydanı’nı, iki kıtayı birbirine bağlayan Boğaziçi Köprüsü’ gözüküyor. Aynı açıdan biraz daha ilerlediğiniz de, İstanbul Boğazı’nın ortasında yer edinen Kız Kulesi’ni az da olsa görme imkanına sahip oluyorsunuz.</p>
<p>Kuleden aşağıya inerken asansör değil merdivenleri tercih ettik. Merdivenler, duvar ve tavanın arası oldukça dar bir mesafede olmasına rağmen merdivenlerden inerken kendinizi Osmanlı dönemlerindeki tarihlerde yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.</p>
<figure id="attachment_2725" aria-describedby="caption-attachment-2725" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg" rel="attachment wp-att-2725"><img class=" td-modal-image wp-image-2725 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?resize=640%2C480" alt="Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz." width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/halic-manzarasi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2725" class="wp-caption-text">Eminönü ile Karaköy’ü birbirine bağlayan Galata köprüsünün, Haliç köprüsünün yanı sıra bu açıdan karşıya baktığınızda altı minaresiyle dikkat çeken Sultanahmet Camii ve dört minareye sahip Süleymaniye Camii’ni görürsünüz.</figcaption></figure>
<p>Galata Kulesi’nin yüksekliğinden dolayı, güzel ve detaylı olarak İstanbul manzaralarının  fotoğraflarını  çekmek  mümkündür..Galata  köprüsünü  üstten  denizle  bütünleşmiş  halini  fotoğraflayabiliyorsunuz  ya  da  Süleymaniye  ve Sultanahmet camilerinin olduğu bölgeyi aynı kare içinde birleştirerek fotoğraf alabiliyorsunuz. Kulenin balkonundaki demirlere martılar konduğunda arkadaki İstanbul Boğazı manzarası ile bütünleşerek hoş bir fotoğraf malzemesi oluşturuyor. Bunun dışında denizin üstünde bir yakadan diğer yakaya geçmekte olan vapurlar, motorlar yukarıdan insan üstünde harika bir manzara izlenimi uyandırmaktadır.</p>
<p>Son olarak, eğer hala gitmediyseniz tüm İstanbul’a tepeden bakarak, kendinizi göklerin üstünde hissetmek adına önemli  bir  mimari  yapımız  olan  Galata  Kulesi’ni  ziyaret  etmenizi,  oradan  İstanbul’un  tarihi  yapılarını,  köprüleri, balıkçıları,  İstanbul  Boğazı’nı  fotoğraflayarak  odanızın  duvarına  asmanızı  tavsiye  ederim.</p>
<p>Sanatla kalın&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/">Galata Kulesi&#8217;nden İstanbul</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/galata-kulesinden-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2722</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İstanbul Sensin</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/istanbul-sensin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/istanbul-sensin/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Feb 2016 14:55:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Melike Altuntaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın şehri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2230</guid>
				<description><![CDATA[<p>İstanbul sensin sevgilim&#8230; Sevmesi zor ama tutkulu Her halükarda ben sana tutuklu. &#8230; Sen İstanbulsun sevdiğim&#8230; Sevmesi Asil Sevdası Mağrur, gururlu. &#8230; Ve ben sevgilim&#8230; Ben sana deli ben sana hasret&#8230; &#8230; Otur şöyle boğaza&#8230; Allah Büyük ya; Kavuşuruz Elbet &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istanbul-sensin/">İstanbul Sensin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center">İstanbul sensin sevgilim&#8230;</p>
<p style="text-align: center">Sevmesi zor ama tutkulu</p>
<p style="text-align: center">Her halükarda ben sana tutuklu.</p>
<p style="text-align: center">&#8230;</p>
<p style="text-align: center">Sen İstanbulsun sevdiğim&#8230;</p>
<p style="text-align: center">Sevmesi Asil</p>
<p style="text-align: center">Sevdası Mağrur, gururlu.</p>
<p style="text-align: center">&#8230;</p>
<p style="text-align: center">Ve ben sevgilim&#8230;</p>
<p style="text-align: center">Ben sana deli ben sana hasret&#8230;</p>
<p style="text-align: center">&#8230;</p>
<p style="text-align: center">Otur şöyle boğaza&#8230;</p>
<p style="text-align: center">Allah Büyük ya;</p>
<p style="text-align: center">Kavuşuruz Elbet &#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/istanbul-sensin/">İstanbul Sensin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/istanbul-sensin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2230</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ey Şehr-i Yar İstanbul!..</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 25 Jan 2016 10:33:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Can]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[şehr-i yar]]></category>
		<category><![CDATA[sevda]]></category>
		<category><![CDATA[sevda şiiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1912</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir gemi süzülürken Hisar&#8217;a doğru.. Sessiz ve nazenin uzaklardan.. Selam mı getiriyor, aşk nağmesi mi bilinmez.. Raksederken Sevda Tepesi&#8217;nde kuş sesleri.. Ezgileri inletir Boğaziçi&#8217;ni.. Nazenin gemilere yanıt mı veriyorlar bilinmez.. Bir vapur sireni, bir martı çığlığı Eşlik eder bu nağmeye Boğaz&#8217;dan.. Her gün batımında bir renk cümbüşüdür izlenen.. Gökkuşağı Kız kulesi&#8217;ne selam verirken.. Her gören [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/">Ey Şehr-i Yar İstanbul!..</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gemi süzülürken Hisar&#8217;a doğru..</p>
<p>Sessiz ve nazenin uzaklardan..</p>
<p>Selam mı getiriyor, aşk nağmesi mi bilinmez..</p>
<p>Raksederken Sevda Tepesi&#8217;nde kuş sesleri..</p>
<p>Ezgileri inletir Boğaziçi&#8217;ni..</p>
<figure id="attachment_1913" aria-describedby="caption-attachment-1913" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1.jpg" rel="attachment wp-att-1913"><img class=" td-modal-image wp-image-1913 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="Eski İstanbul,'dan bir görünüm." width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1913" class="wp-caption-text">Eski İstanbul,&#8217;dan bir görünüm.</figcaption></figure>
<p>Nazenin gemilere yanıt mı veriyorlar bilinmez..</p>
<p>Bir vapur sireni, bir martı çığlığı</p>
<p>Eşlik eder bu nağmeye Boğaz&#8217;dan..</p>
<p>Her gün batımında bir renk cümbüşüdür izlenen..</p>
<p>Gökkuşağı Kız kulesi&#8217;ne selam verirken..</p>
<p>Her gören büyülenir silüetin çarpınca..</p>
<p>Kelimeler kifayetsiz kalır,dilleri mühürlenir..</p>
<p>Can bulur sende sevda,nasip olmaz her kula..</p>
<p>Tüm sevda şarkıları hep senle ezberlenir..</p>
<figure id="attachment_1917" aria-describedby="caption-attachment-1917" style="width: 210px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4.jpg" rel="attachment wp-att-1917"><img class=" td-modal-image wp-image-1917 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4-210x300.jpg?resize=210%2C300" alt="Eski İstanbul" width="210" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4.jpg?w=252&amp;ssl=1 252w" sizes="(max-width: 210px) 100vw, 210px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1917" class="wp-caption-text">Eski İstanbul</figcaption></figure>
<p>Tılsımın vazgeçilmez,aşkın her dem canlarda..</p>
<p>Eser bayram havası tarihi Emirgan Parkı&#8217;nda..</p>
<p>Biran Beylerbeyi&#8217;nde, bir Bebek Yalısı&#8217;nda..</p>
<p>Sevdalar hep uçuşur kelebek kanatlarda..</p>
<p>Görkemin büyülerken, tarihin dünyaya el sallar..</p>
<p>Medeniyet utanır karşında,tarihsel kültür susar..</p>
<p>Bir Sultanahmet&#8217;ten seslenir, bir Dolmabahçe&#8217;de çağlar !..</p>
<p>Bir kuşbakışı yapar Galata Kulesi&#8217;nden..</p>
<p>Sonra bir bakarsın Eyüp Sultan&#8217;a uçuyor Hazarfen !..</p>
<p>Bir mendil sallanır birden Üsküdar vapurundan..</p>
<p>Ayrılırken limandan bir sevda türküsü çalar..</p>
<figure id="attachment_1915" aria-describedby="caption-attachment-1915" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg" rel="attachment wp-att-1915"><img class=" td-modal-image wp-image-1915 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2-300x189.jpg?resize=300%2C189" alt="Eski İstanbul'dan bir kare." width="300" height="189" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=300%2C189&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1915" class="wp-caption-text">Eski İstanbul&#8217;dan bir kare.</figcaption></figure>
<p>Hafif bir umut eser Beykoz yamaçlarından..</p>
<p>Alır yüreklerdeki hüznü Çamlıca&#8217;ya el sallar !..</p>
<p>Ada vapuruyla geçer sevdalar hep Boğaz&#8217;dan..</p>
<p>Büyükada Heybeli&#8217;ye,Burgazada Kınalıada&#8217;ya göz kırpar..</p>
<p>Sedefadası Sivriada&#8217;yla havasıyla yarışır..</p>
<p>Kaşıkadası Yassıada&#8217;ya çiftetelli oynatır..</p>
<p>Tavşanadası&#8217;ndan hepsine bir kahkaha patlar !..</p>
<p>Bir Yerebatan Sarnıcı&#8217;nda tarihin ayak sesleri..</p>
<p>Bir Beşiktaş tramvayında İstiklal&#8217;e yol alır..</p>
<p>Haliç&#8217;e yönelirken eski harp gemileri..</p>
<p>Eminönü Balıkçısı&#8217;nın sesleri yankılanır !..</p>
<p>Tarih Beyazıt tramvayından Kapalıçarşı&#8217;da iner..</p>
<figure id="attachment_1914" aria-describedby="caption-attachment-1914" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1.jpg" rel="attachment wp-att-1914"><img class=" td-modal-image wp-image-1914 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1-300x169.jpg?resize=300%2C169" alt="İstanbul'da vapur ve deniz." width="300" height="169" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1914" class="wp-caption-text">İstanbul&#8217;da vapur ve deniz.</figcaption></figure>
<p>Çemberlitaş&#8217;a selam söyler, Dikilitaş&#8217;a geri döner..</p>
<p>Fatih&#8217;ten Ezan sesini Sultanahmet&#8217;te dinler..</p>
<p>Senin Arz&#8217;ında kutsal, semanda tüm iklimler..</p>
<p>Sen; tarihimizin göz nuru, medeniyetimizin baş tacı..</p>
<p>Sen; ülkemizin gururu, sevdalı yüreklerin ilacı..</p>
<p>Kahrolsun seni üzen,kurusun kirli eller,bitsin artık bu acı..</p>
<p>Dağılsın sis perdesi,son bulsun tüm kargaşa,ölüm çok can yakıcı !..</p>
<p>Ey aşıkların şehri Aziz şehir İstanbul!..</p>
<p>Bozguna esir,hüzne layık değilsin,sende artık huzur bul !..</p>
<p>Seni sana anlatamaz,hiçbir dil ve hiçbir kul..</p>
<p>Şehirlerin Efendisi,Ey Şehr-i yar İSTANBUL !!!&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/">Ey Şehr-i Yar İstanbul!..</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1912</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Jan 2016 09:46:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[İnleyen Nağmeler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[nihavent]]></category>
		<category><![CDATA[pikap]]></category>
		<category><![CDATA[uçurum]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Müren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1722</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 2 Yalnızca koca bir boşluk, dipsiz bir karanlık… Uçurum bu mu? Ya ayrılık? Uçurum buysa ya ölüm? Yardan aşağı yârin gölünden yuvarlanmak mı tepetaklak, neresinden gelirse nereye inerse artık? Koşmayın çocuklar, düşeceksiniz alimallah uçurumdan aşağıya… Hem orası karanlık gelin bu tarafta oynayın… Hey! Duyuyor musunuz size söylüyorum? İyi de ben çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/">İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 2 </strong></p>
<p><em>Yalnızca koca bir boşluk, dipsiz bir karanlık… Uçurum bu mu? Ya ayrılık? Uçurum buysa ya ölüm? Yardan aşağı yârin gölünden yuvarlanmak mı tepetaklak, neresinden gelirse nereye inerse artık?</em></p>
<ul>
<li>Koşmayın çocuklar, düşeceksiniz alimallah uçurumdan aşağıya… Hem orası karanlık gelin bu tarafta oynayın… Hey! Duyuyor musunuz size söylüyorum?</li>
</ul>
<p>İyi de ben çok korkuyorum, oynamak istemiyorum ki, buraya gelmek de istememiştim zaten. Evde otursaydık keşke, çekirdek çitlerdik terasta<strong><em>&#8211; </em></strong><em>ben çitleyemiyorum ama olsun yine de<strong>&#8211;</strong></em> radyo dinlerdik, polis radyosunu seviyorum en çok ben, bide meteorolojiyi… Kısa dalgadan başka bir kanal çekmiyor bizim evden. Bütün gün şarkı çalıyor. Camın önüne oturtuyor teyzem beni, sokaktan geçenlere bakıyorum… Hava güzel olunca küçük balkona bile çıkartıyor… Keşke evde olsaydık şimdi…</p>
<ul>
<li>Acıkmadınız mı siz hadi gelin bir şeyler yiyin… Yavaş olun yavaş, masayı devireceksiniz.</li>
<li>Koşturmaktan başka bir şey bilmiyor bu zamaneler…</li>
<li>Ay sorma bacım, bütün gün evdeler ya başım çatlıyor bunların bağırtısından. Akşam olunca iyi ki Erenler tepesine çıkıyoruz, nefes alıyorum biraz. Geçmez bu yaz geceleri başka türlü…</li>
</ul>
<p>Ben yemek yemek de istemiyorum. Acıkmadım ki, yemeyeceğim işte, eve dönmek istiyorum ben. Karanlıktan korkuyorum. Bu çocuklardan da korkuyorum. Geçen gün koşarken çelme takmıştı şuradaki bana. Yüzükoyun kapaklandım yere, dizlerim kanadı. Çok kızdı annem, pantolonum yırtıldı diye…</p>
<ul>
<li>Hadi gel kör ebe oynayacağız, sen ebe olacaksın tamam mı? En küçüğümüz sensin.</li>
<li>Iıgıh…</li>
<li>Hadi gelsene, sen gelmezsen kim ebe olacak başka.</li>
</ul>
<p>Oyun oynamak istemiyorum ben. Hele körebe oynamak hiç… Ebe olmayı hiç mi hiç istemiyorum. Kapatmayacağım işte gözlerimi, sizin o çirkin kokan mendilinizle… Çevremde koşup, gülüyorsunuz alaylı bana. Bir dokunup bir kaçıyorsunuz… Göremiyorum sizi, tutup kollarınızdan yakalayamıyorum. Hep kaçıyorsunuz… Bu oğlan düşürür zaten yine beni, bu sefer döver annem… En iyisi hiç kalkmayayım ben buradan…</p>
<ul>
<li>Gelmiyor değil mi? Korkak o korkak… Karanlıktan korkar o. Gelmezse gelmesin biz oynarız.</li>
<li>Tamam tamam burda otur sen, bibaşına, uçurumun kenarında…</li>
</ul>
<p><em>Uçurum mu? Uçurum bu mu? Uçurumdan uçururlar mı beni? Uçurtmam uçurumdan uçar mı peki? Ben nasıl uçmadan buradan kalkacağım şimdi?</em></p>
<p><em>Akşamdan geceye dönerken gün, ay ışığını bekler yeryüzü, görmek için kendi iç yüzünü… Pikaba bir plak konulur, çıtırtısı duyulur,  iğnenin boşluktaki bir iki atlaması ardından nihayet, nihavent makamında ki şarkı… Zeki Müren’in sesinden… Aşkın o en ince sevincinden… </em></p>
<figure id="attachment_1725" aria-describedby="caption-attachment-1725" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg" rel="attachment wp-att-1725"><img class=" td-modal-image wp-image-1725 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Plaktan &quot;İnleyen Nağmeler&quot;i dinlemek ayrı bir keyiftir." width="300" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/inleyen-nagmeler.jpg?w=381&amp;ssl=1 381w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1725" class="wp-caption-text">Plaktan &#8220;İnleyen Nağmeler&#8221;i dinlemek ayrı bir keyiftir.</figcaption></figure>
<p><strong>İnleyen nağmeler ruhumu sardı</strong><strong><br />
Bir rûyâ ki orda hep şarkılar vardı<br />
Uçan kuşlar, martılar<br />
Yeşil, tatlı bir bahâr<br />
Gülen, şen sevdâlılar vardı</strong></p>
<p><strong>Arzular orada, zevk oradaydı</strong><strong><br />
Bir deniz ki aşk dolu dalgalar vardı<br />
Uçan kuşlar, martılar<br />
Yeşil, tatlı bir bahâr<br />
Gülen, şen sevdâlılar vardı</strong></p>
<p><iframe frameborder="0" width="640" height="474" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/xd4eft" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong><em>Çay bahçesinin ampulleri yandı… </em></strong><strong><em>Renk renk kırmızı, yeşil, mavi, sarı…</em></strong></p>
<figure id="attachment_1728" aria-describedby="caption-attachment-1728" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece.jpg" rel="attachment wp-att-1728"><img class=" td-modal-image wp-image-1728 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="İstanbul'da çay bahçeleri" width="300" height="225" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbulda-gece.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1728" class="wp-caption-text">İstanbul&#8217;da çay bahçeleri</figcaption></figure>
<p><strong>İnleyen nağmeler ruhumu sardı</strong><em>… Beni alıp rüyalara attı, renkli sinemaskop, eğlenceli… Tıpkı yazlık sinemasındaki gibi… Bizim burada olmayan martılar, yalnızca deniz de mi yaşarlar? Denizin resmini göstermişti bir kez abim. Coğrafya ödevi için kesmişti gazeteden. Renkliydi üstelik… Onun için alınmıştı gazete zaten… </em></p>
<p><em>Masmavi kocaman bir suydu, ortasında bir kule İstanbul ‘un… Orada yaşamalı demişti abim. Anlatmıştı bize uzun uzun… Her şey varmış orada. Bizim buradaki gibi bir tane pastanesi yokmuş. Bir tane okulu, bir tane bakkalı, bir tane hamamı… Orada her şeyler çokmuş. Denizin üstünde giden araçları varmış adına vapur denilen…</em></p>
<figure id="attachment_1727" aria-describedby="caption-attachment-1727" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul.jpg" rel="attachment wp-att-1727"><img class=" td-modal-image wp-image-1727 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-300x184.jpg?resize=300%2C184" alt="İstanbul'da deniz ve martılar..." width="300" height="184" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul.jpg?resize=300%2C184&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul.jpg?w=548&amp;ssl=1 548w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1727" class="wp-caption-text">İstanbul&#8217;da deniz ve martılar&#8230;</figcaption></figure>
<p><em>Elektrikle çalışan otobüsleri varmış… Bir varmış bir yokmuş…</em></p>
<p><em> </em>Bizde bir tane otobüs var, şehre giden…</p>
<figure id="attachment_1723" aria-describedby="caption-attachment-1723" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg" rel="attachment wp-att-1723"><img class=" td-modal-image wp-image-1723 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Elektrikle çalışan otobüsler." width="300" height="200" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/eski-istanbul.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1723" class="wp-caption-text">Elektrikle çalışan otobüsler.</figcaption></figure>
<p><strong>“İnleyen nağme”</strong> ne demek bilemedim ama bu şarkıyı çok sevdim. Hiç görmediğim İstanbul gibi, martılar gibi, deniz gibi sevdim. Sevindirdi beni, korkmuyorum artık karanlıktan, uçurumdan… Hatta bu çocuklardan… İşte çıkıyor ay yerinden, yükseliyor yavaş yavaş… İçim aydınlanıyor, seviniyorum birden… Gözlerim kapanıyor…</p>
<figure id="attachment_1724" aria-describedby="caption-attachment-1724" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg" rel="attachment wp-att-1724"><img class=" td-modal-image wp-image-1724 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece-300x188.jpg?resize=300%2C188" alt="Huzurlu bir uyku için berrak bir gece..." width="300" height="188" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/gece.jpg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1724" class="wp-caption-text">Huzurlu bir uyku için berrak bir gece&#8230;</figcaption></figure>
<p><strong>Uçan kuşlar, martılar</strong><strong><br />
Yeşil, tatlı bir bahâr<br />
Gülen, şen sevdâlılar vardı…</strong></p>
<p><strong>Huzurlu bir uykuya daldı…</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/">İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/inleyen-nagmeler-ruhumu-sardi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1722</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Reşat Ekrem Koçu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 05 Dec 2015 20:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Hüzünlü Yalnız Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Kızlar]]></category>
		<category><![CDATA[Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Köçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Forsa Halil]]></category>
		<category><![CDATA[Haşmetli Yosmalar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul - Hatıralar ve Şehir]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Yazarları]]></category>
		<category><![CDATA[Kösem Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[Patrona Halil]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[Reşat Ekrem Koçu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi roman]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel roman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1048</guid>
				<description><![CDATA[<p>Orhan Pamuk’un &#8220;Dört Hüzünlü Yalnız Adam&#8221; diye andığı İstanbul yazarlarından biri: Reşat Ekrem Koçu Reşat Ekrem Koçu 1905 yılında İstanbul’da doğdu. Bursa Erkek Lisesi’ni tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tarih bölümüne girdi ve bu bölümden mezun oldu. Reşat Ekrem’i yalnızca bir tarih bilimci ve bir tarih öğretmeni olarak anlatmak mümkün değildir. Kendisi aynı zamanda epey ünlü [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/">Reşat Ekrem Koçu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Orhan Pamuk’un &#8220;Dört Hüzünlü Yalnız Adam&#8221; diye andığı İstanbul yazarlarından biri: Reşat Ekrem Koçu</strong></p>
<p>Reşat Ekrem Koçu 1905 yılında İstanbul’da doğdu. Bursa Erkek Lisesi’ni tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tarih bölümüne girdi ve bu bölümden mezun oldu. Reşat Ekrem’i yalnızca bir tarih bilimci ve bir tarih öğretmeni olarak anlatmak mümkün değildir. Kendisi aynı zamanda epey ünlü bir tarihsel romancıdır<em>. Forsa Halil, Patrona Halil, Erkek Kızlar, Haşmetli Yosmalar, Osmanlı Padişahları, Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Köçekler, Kösem Sultan, Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş</em> gibi eserleri ile tarihsel romancılık alanında adından söz ettirmeyi daima başarmıştır. Tüm bu eserleri dışında onu daha da ünlü kılan ve uzun yılların emeği olan, tamamlayamadan hayatını kaybettiği <em>İstanbul Ansiklopedisi</em> şüphesiz ki ülkemiz için de çok kıymetli bir kaynaktır.</p>
<figure id="attachment_1049" aria-describedby="caption-attachment-1049" style="width: 193px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1049 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul-193x300.jpg?resize=193%2C300" alt="Orhan Pamuk &quot;İstanbul - Hatıralar ve Şehir&quot;" width="193" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul.jpg?resize=193%2C300&amp;ssl=1 193w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/orhan-pamuk-istanbul.jpg?w=270&amp;ssl=1 270w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1049" class="wp-caption-text">Orhan Pamuk &#8220;İstanbul &#8211; Hatıralar ve Şehir&#8221;</figcaption></figure>
<p>Orhan Pamuk; <em>İstanbul &#8211; Hatıralar ve Şehi</em>r adlı kitabının 18. bölümünde “Reşat Ekrem Koçu’nun Bilgi ve Tuhaflık Koleksiyonu” başlıklı yazısında; Koçu’nun kaleme almış olduğu <em>İstanbul Ansiklopedisi</em> için şöyle der: “Bakmaya doyamadığım elle çizilmiş siyah-beyaz resimlerinin yanında kitabı o kadar hoş yapan şey Osmanlı tarihini, ders kitaplarının yaptığı gibi mağrur ve milliyetçi bir dille anlatan birtakım savaşların, zaferlerin, yenilgilerin ve anlaşmaların toplamı olarak değil, bir dizi tuhaflıkların, acayip olay ve kişiliklerin, çarpıcı, ürpertici, korkutucu, hatta tiksindirici bir resmi geçidi olarak görmesiydi.”</p>
<p>Orhan Pamuk’un, dört hüzünlü yalnız adam diye andığı İstanbul yazarlarından bir tanesi Reşat Ekrem Koçu’dur. Orhan Pamuk; <em>İstanbul Hatıralar ve Şehir </em>adlı kitabında Reşat Ekrem Koçu’nun yalnızlığı ve cesaretine dair şunları söyler: “…Ama yoksullaşan bir ülkede, okur ilgisinin azlığı ve İstanbul’un kendisinden başka Reşat Ekrem Koçu’nun hüzünlü olmak için başka bir kuvvetli nedeni daha vardı: Yirminci yüzyılın ilk yarısında İstanbul’da bir eşcinsel olmak.  Popüler romanlarının konularına bakmak, şiddet ve cinsellik yüklü renkli havalarını solumak ve daha çok <em>da İstanbul Ansiklopedisi</em>’ni gelişigüzel karıştırarak okumak Reşat Ekrem Koçu’nun ta 1950’lerde kendi sıra dışı cinsel tutkularını, zevklerini ve takıntılarını dile getirmekte benzeri ve çağdaşı bütün İstanbul yazarlarından çok daha cesur davrandığını gösterir.”</p>
<p>Doğan Kitap,  Reşat Ekrem Koçu’nun pek çok eserini 2015 baskıları ile yayınladı. Popüler tarihsel romanlara karşı bir ilginiz varsa ya da tarihe karşı biraz ilgi duyuyor ve tarihsel romanlar aracılığı ile farklı bir dünyaya adım atmak istiyorsanız, Reşat Ekrem Koçu sizin için doğru adres. Keyifli okumalar dilerim.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>Pamuk, Orhan. (2013). <em>İstanbul Hatıralar ve Şehir</em>. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/">Reşat Ekrem Koçu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/resat-ekrem-kocu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1048</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
