<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Franz Kafka &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/franz-kafka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 06:04:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Klasik Romanların Sihiri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 08 Aug 2016 09:39:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gül Nihal Singil]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Franz Kafka]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4793</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Bir sabah tedirgin düşlerden uyanan Gregor Samsa, devcileyin bir örümceğe dönüşmüş buldu kendini. Bir zırh gibi sertleşmiş sırtının üzerinde yatıyor, başını biraz kaldırınca yay biçiminde katı bölmelere ayrılıp bir kümbet yapmış kahverengi karnını görüyordu; bu karnın tepesinde yorgan, her an kayıp tümüyle yere düşmeye hazır, ancak zar zor tutunabilmekteydi. Vücudunun kalan bölümüne oranla acınacak kadar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/">Klasik Romanların Sihiri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Bir sabah tedirgin dü</em><em>ş</em><em>lerden uyanan Gregor Samsa, devcileyin bir örümce</em><em>ğ</em><em>e dönü</em><em>ş</em><em>mü</em><em>ş</em><em> buldu kendini. Bir z</em><em>ı</em><em>rh gibi sertle</em><em>ş</em><em>mi</em><em>ş</em><em> s</em><em>ı</em><em>rt</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em>n üzerinde yat</em><em>ı</em><em>yor, ba</em><em>şı</em><em>n</em><em>ı</em><em> biraz kald</em><em>ı</em><em>r</em><em>ı</em><em>nca yay biçiminde kat</em><em>ı</em><em> bölmelere ayr</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>p bir kümbet yapm</em><em>ış</em><em> kahverengi karn</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em><em> görüyordu; bu karn</em><em>ı</em><em>n tepesinde yorgan, her an kay</em><em>ı</em><em>p tümüyle yere dü</em><em>ş</em><em>meye haz</em><em>ı</em><em>r, ancak zar zor tutunabilmekteydi. Vücudunun kalan bölümüne oranla ac</em><em>ı</em><em>nacak kadar c</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em>z bir sürü bacakç</em><em>ı</em><em>k, ne yapacaklar</em><em>ı</em><em>n</em><em>ı</em> <em>ş</em><em>a</em><em>şı</em><em>rm</em><em>ış</em><em>, gözlerinin önünde aral</em><em>ı</em><em>ks</em><em>ı</em><em>z çak</em><em>ı</em><em>p sönüyordu.&#8221; </em></p>
<h2>Franz Kafka &#8211; Dönüşüm</h2>
<p>Kamuran Şipal&#8217;in çevirisiyle böyle başlamaktaydı <strong>Franz Kafka</strong>&#8216;nın <strong>DÖNÜ</strong><strong>Ş</strong><strong>ÜM</strong>&#8216;ü. Hikaye süresince Kafka&#8217;nın ayrıntılı betimlemeleri, zengin ifadeleri ve sıradanlıktan uzak üslubu sizi okuyucu olmaktan çıkararak ana karakter gibi -yani bir böcek gibi- hissettirir. Hikayede verilmek istenen soyut düşünsel değerler, sembolizm tekniğiyle hayat bulur. Böcek hakkında yapılan derin detaylarda ise Kafka&#8217;nın hikayeyi etkileyici bir gerçeklikle ele almak için uzun süren bir gözlem yaptığı izlenimini çıkartırız.</p>
<h2>Gregor Samsa</h2>
<p>Bu konuyu herhangi biri işleyecek olsaydı muhtemelen; &#8220;<strong>Gregor Samsa</strong> bir sabah uyandığında böcek olmuştu ve hayatının artık eskisi gibi olmayacağını anlamıştı. Kabuklu sert bir sırtı ve kahverengi karnı vardı.&#8221;  derdi ve bütün sihir bozulurdu. Tabi ki bu anlatım şeklinde okuyan kişide kendisini sadece okuyucu olarak görür ve kitap hafızalarda değil sadece raflarda yer alırdı. Franz Kafka örnek olarak ele alınmış olmakla birlikte klasikliğe ulaşmış birçok yazarda da benzer durumu görürüz; Emile Zola, Victor Hugo, Tolstoy, Balzac, John Steinbeck, Sadık Hidayet, Sait Faik Abasıyanık, Peyami Safa&#8230; (Oldukça geniş bir liste olacağı için sadece birkaç isimle yetinmem gerekti.) Birçok kişi tarafından ayrıntılar ve imgeler gereksiz görünmesine karşın kalıcı bir romana <strong>DÖNÜ</strong><strong>Ş</strong><strong>ÜM</strong> aslında bu noktada başlamaktadır. Tüm bu yazarların ortak paydası şudur ki; Odanın ortasında duran masa herhangi bir masa değildir! O masanın duruş şekli, büyüklüğü, üzerinde duran objeler, renkler, masanın bir ayağı kısa ise altına konulan kağıt, masanın üzerindeki izler, odanın ambiyansına kattığı değerler, hissiyatlar ve hatta masanın o eve nasıl gelmiş olduğuna dair kısa bir bilgi bile vardır. Bu detaylar adeta bir film karesidir ve her okuyucunun aklında aynı masa canlanır. Kendinizi o an masanın yanında duran kişi olarak hissedersiniz. Duygular konusu da bu yazarlar tarafından aynı şekilde ele alınmıştır. Örneklendirmek gerekirse &#8216;Bay X, Bayan Y&#8217;ye aşık olmuştu.&#8217; gibi kısır bir yazım dilinin tercih edilmediğini görürsünüz. Bayan Y&#8217;nin yüzünün ve vücudunun bütün hatlarını, ince bir ipek şalın omuzları üzerinden süzüldüğünü, çocuğunu severken ellerinin saçlarında nasıl gezindiğini, sıradan bir tebessümünün Bay X&#8217;i nasıl derinden etkilediğini mekandaki sessiz karakterlerden biri olarak izlersiniz. Bu esnada Bayan Y başını hafifçe kaldırır ve göz göze gelirsiniz. Artık Bay X&#8217;i çok iyi anlıyorsunuzdur.</p>
<h2>Klasik Roman</h2>
<p>Günümüzde artan kitap ve yazar çeşitliliğine rağmen tek solukta okuyabileceğimiz kitap sayısı tezat bir şekilde azalmıştır. Bir okuyucu olarak şunu söylemeliyim ki çağdaş yazarlardan oldukça az bir kesim okuma heyecanını yaşatabilmektedir. Bu yazarları keşfedebilmek için birçok edebi açıdan yoksun kitap okumanız gerekmektedir. Peki üzerinden yüzlerce yıl geçmesine karşın tüm ülkelerde en çok basım yapan, derslerde okutulan ve artık &#8216;Klasik&#8217; niteliğini alan kitapların ve yazarların sihiri neydi? Cümle kurabilmekten öte sıradan bir olay kurgusunu en etkili şekilde anlatmak ve yaşatmaktı yazarların sihiri.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/">Klasik Romanların Sihiri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/klasik-romanlarin-sihiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4793</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kafka’nın Diyeti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kafkanin-diyeti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kafkanin-diyeti/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 06 Jun 2016 08:38:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Elgin Avşar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Franz Kafka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3918</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kafka’nın etkileri günümüzde hala hissediliyor. Ancak onun hakkında yapacağınız ufak bir araştırma, kafanızı karıştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Kafka uzmanlarının bile söylemeye çekindiği/aydınlatmadığı pek çok gerçek var. Kafka’yı deştikçe hakkında daha çok şey öğrenir, okumaktan daha çok zevk alırsınız. Herhangi bir hikayesindeki ufacık bir detay bile sizin için anlamlı olur. Bir bütünün parçasıdır artık o [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kafkanin-diyeti/">Kafka’nın Diyeti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kafka</strong>’nın etkileri günümüzde hala hissediliyor. Ancak onun hakkında yapacağınız ufak bir araştırma, kafanızı karıştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Kafka uzmanlarının bile söylemeye çekindiği/aydınlatmadığı pek çok gerçek var. Kafka’yı deştikçe hakkında daha çok şey öğrenir, okumaktan daha çok zevk alırsınız. Herhangi bir hikayesindeki ufacık bir detay bile sizin için anlamlı olur. Bir bütünün parçasıdır artık o ya da kartopu gibi ilerledikçe büyüyen bir lanettir, etkisinden kurtulamazsınız. Kafka işte bu yüzden önemlidir.</p>
<p>Bu yazı, onun bir parçası hakkında. <strong>Kafka</strong>’nın beslenme alışkanlığı&#8230; Bu konuda yazmak, en azından Kafka okumayanlar için kulağa komik geliyor olabilir ve tabii ki komik değildir! Şunu belirterek başlayayım. Kafka bir vejetaryendi. Küçük yaşlardan itibaren hazımsızlık sorunu çekmişti ve bu durumun ağır et yemeklerinden kaynaklandığını düşünüp vejetaryen olmaya karar vermişti. Ancak Kafka’nın vejetaryen yaşamı tercih etmesi hazımsızlık sorununun önüne geçemedi. Bu yüzden, sağlıklı kalabilmek adına çeşitli yöntemler uygulamıştır. Bunlardan biri her besini değişik ritim ve sürelerde çiğnemeyi savunan Fletcher yöntemiydi. Dakikalarca çiğnenen besin midede daha iyi öğütülüyor ve hazımsızlık sorununun önüne geçiyordu. Diğeri ise, Müller’in beden eğitimi yöntemi. Bu yöntem yetişkin kişilerin her gün uygulayacağı hareketleri kapsıyordu ve Kafka her sabah penceresinin önünde yarı çıplak bir şekilde bu hareketleri yapıyordu.  Bunların yanı sıra “Göçmen Kuşlar” hareketine katılan Kafka, doğada azami giysilerle uzun yürüyüşlere çıkardı.</p>
<h2>Franz Kafka</h2>
<p><em>Kafka</em> doğal olma takıntısına sahipti ve bu yüzden meyve/sebzeleri çiğ tercih eder, hatta sütü bile çiğ olarak içerdi. Bu durumun Kafka’nın veremine yani ölümüne sebep olmadığını kim bilebilir? Yukarıda yazdığım alışkanlıklarını verem sonrasında, hatta son zamanlarına kadar sürdürdü.  Çiğ sebze, meyveleri Fletcher yöntemiyle yiyor, çay, kahve çikolata gibi zararlı gördüğü besinleri tüketmiyordu. Ancak bu beslenme yöntemi, sağlıklı olma çabasının ötesindedir. <u>Kafka</u>, iktidarla olan kavgasını hayatının bu alanına da taşımış, toplumsal alışkanlığı reddetmiştir. Çünkü beslenme, iktidarın topluma öğrettiği ya da dayattığı davranışlarla oluşur. Freudcu görüşe göre ise aileye, özellikle de babaya karşı çıkmaktan kaynaklanır bu davranış. İster aileye, ister iktidara olsun, Kafka’nın beslenme alışkanlığının sağlık sorunlarından ziyade, bir karşı çıkış olduğu kesindir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kafkanin-diyeti/">Kafka’nın Diyeti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kafkanin-diyeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3918</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
