<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Antik Yunan &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/antik-yunan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 23:30:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sibella</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sibella/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sibella/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 23 Feb 2017 11:30:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğa.]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[venüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama tutkusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8273</guid>
				<description><![CDATA[<p>Onun adı Sibel. Ancak, güzelliği ve zerafeti özellikle de bakımlılığı nedeniyle çevresindekiler ona Sibella adını vermişlerdi. Bakımlılık derken; onu uzaktan tanıyanların  düştüğü yanılgı misali öyle basit, sıradan bir bakımlı kadın imajı canlanmasın gözünüzde. Onunki bir yaşam tarzı. O Antik Yunan’lıların varlıklarına inandığı efsanevi Sibyl’ların günümüze uyarlaması&#8230; Ya da gezegeni Venüs olan bir genç kızın sahip [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sibella/">Sibella</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Onun adı Sibel.</p>
<p>Ancak, güzelliği ve zerafeti özellikle de bakımlılığı nedeniyle çevresindekiler ona Sibella adını vermişlerdi. Bakımlılık derken; onu uzaktan tanıyanların  düştüğü yanılgı misali öyle basit, sıradan bir bakımlı kadın imajı canlanmasın gözünüzde.</p>
<p>Onunki bir yaşam tarzı.</p>
<p>O <em>Antik Yunan</em>’lıların varlıklarına inandığı <strong>efsanevi Sibyl</strong>’ların günümüze uyarlaması&#8230; Ya da gezegeni Venüs olan bir genç kızın sahip olabileceğinin tam ve gerçek karşılığı&#8230; Hatta belki de biraz fazlası. O yalnızca kendine olan özeniyle değil aynı zamanda bulunduğu ortama, çevresine ve arkadaşlarına dokunuşlarıyla kattığı güzelliklerle de adeta Tanrıça’nın ta kendisi. Tek farkı, o tüm güzelliği ve varlığıyla gerçek. <u>Sibel</u>’i sadece güzellikle sınırlandırmak yanlışına düşmeyin sakın. Onu Sibella yapan asıl şey sevgisini, ilgisini herkese ve her şeye uzatabilme gücü&#8230;</p>
<p>Eğitim için gittiği küçük kasabada hiçbir daireyi beğenmeyip sonunda  kışın soğuğuna rağmen kiraladığı o alengirli teras katındaki içiçe mutfak ve odayı öyle güzel döşemişti ki nihayet onu kendini çevreleyen güzelliklerin ısıttığı anlaşılıyordu. Sibella tüm gücünü değerlerinden alıyor. Öylesi bir güç ki onunki her sabah uyandığında kendini yeniden inşa ediyor. Geceleri yatağa da öyle alelade bir şekilde girdiği sanılmasın. Çünkü o;  günü ne kadar zorlu ya da kötü geçerse geçsin asla kendini salıvermiyor. Özenle sildiği makyajı, uyku için hazırladığı saçı ve süpriz bir dolaptan açılan arka tahtası süslemelerle ve peluşlarla renklendirilmiş yatağına da adeta bir prenses gibi giriyor. Ve ertesi gün yine hayatına kaldığı yerden aynı ihtişamıyla uyanıyor.</p>
<p>Onun için kendi gezegeninde yaşıyor diyebiliriz. Evet dışarıda herkesle uyumlu olan güçlü bir sosyal yaşamı, aşkları, dertleri, başarıları ve problemleri var ancak bunların hiçbiri onun kendine inşa ettiği asıl değerlere uzanabilecek güçte değil. Dolayısıyla onun dışarıdan yara alabilmesi mümkün değil. Buradan da asla yaralanmadığı anlaşılmamalı. Ancak bizler çoğu zaman zayıf düştüğümüzde çarçabuk yaşamımızın iplerini elden bırakır ve üstümüze başımıza özen göstermeyi bırakır- sanki bunu sadece erkekler ya da dışarıdakiler için yapıyormuşuz  gibi- yetmezmiş gibi bir de arkamızı toplayan yoksa evi yerle yeksan eder ya hiç çıkmayız ya da dışarıda yarı ölü bir kılıkta gezeriz. Güneş artık bize doğmaz olur. Sibel’de ise bunların hiçbirini görmeniz mümkün değil, yaşamı boyunca da mümkün olmayacak gibi&#8230; Kendini şöyle bırakıp salıvermeyi bırakın;  güneş hiç doğmayacak olsa bile o yine de tavanın köşesine herhangi bir nesneyi güneş objesi ihtişamıyla dikebilmenin bir yolunu bulacak ama asla oturup beklemeyecektir.</p>
<p>O sıradan bir t-shirt ile en şık yerlere layık bulduğumuz bir eteği kombine edebilir. Boyfriend jean’lar henüz moda değilken dahi erkek kotlarını ve gömleklerini üzerine geçirip en kadınsı elbiselerin yapabileceğinden çok daha iyi bir görünüm yakalayabilirdi. Kafasına sıradan bir bandı en farklı şekilde bağlayıp derse gelebilir ya da piknik yapmaya giderken rengarenk eteği ile bembeyaz bluzünü giyer yine de incelikli hareketlerle sofrayı kurup kaldırma sorumluluğunu tek başına üstlenirken üzerini tek bir leke etmeden eve dönebilirdi. Bir sabah evden çıkarken, her gün uğradığı manavda çalışan yaşlı tezgahtar ona: “Kızım, bu seninki insanın yaşadığı yerle, parayla pulla olacak şey değil. Bu insanın içinden gelecek” demiş.</p>
<p>Yine buradan da tüm bunları dışarıya gösteriş için yaptığı anlamı çıkarılamaz. Onun iç dünyasını da buna programlanmış halde bulmanız pek tesadüf olmayacak gibi. İçine düştüğü en zorlu, karmaşık ve hatta tehlikeli durumda dahi rimellerinin daha da bir güzelleştirdiğinin pekala farkında olduğu ışıklı gözlerini kısar ve daima bir plan düşünür. Onun zihni hareket etmek üzere çalışır: “Peki bununla n’apacağım?” Aklındaki soru daima bu. Eline geçen her şeyi büyük bir yaratıcılık ve incelikle estetik bir objeye dönütürmesine yol açan da bu değil mi? Kalemini, defterini, eski bir örtüyü ya da sıradan bir kahvaltı sofrasını&#8230;  Bunları kendi yaratıcı kimliğini öne çıkarmak için de yapmıyor üstelik; o yüzdendir ki onunkisi duru bir gerçek. O kadar gerçek ki artık görünen şey Sibel’in kendisi değil adeta bir altından dağılan ve kimseye ait olmayan tozlar&#8230; Her yere ve her şeye sızan&#8230; Bir kişiye ya da varlığa atfedilemeyecek derecede yayılan&#8230;Onun istediği de tam olarak bu. Görünen şeyin bizzat kendisi olmasını dert etmiyor.  Onun takdir edilmesini beklediği şey, güzelliğin kendi ihtişamı. Bunu sağlamalı ki herkes ona kapılabilsin ve bu altın tozlarından nasibini alabilsin. Gerçekten de onun çevresinde toplanan ve görünüm olarak umutsuz durumda olan kızların ve erkeklerin dahi, zamanla kendileriyle en uyumlu olan imaja büründüğü ve içlerinde gizli olan güzellik potansiyellerinin şaşırılacak derecede dışarıya yansıdığı gözlemlenir. Tüm payı kendine saklayan birinin çevresinde bunlara rastladınız mı hiç?</p>
<p>Onun tüm bunları ellerinin hünerlerinden üfürürcesine çıkardığını en iyi yakın arkadaşları bilir ve her zaman etrafında olmak için can atar. Aynı şey kendisi için de geçerli. O da başkalarıyla beraber olmaya her an isteklidir. Onun çevresi, sürekli genişlemekte olan bir evren misali her daim katlanarak çoğalır. Hemen hemen her yere girip çıkabilir ve bunun için ille de aidiyet duyduğu bir topluluğu yanına katması gerekmez. Bir bakarsınız, tek başına yaşlı bir kadının evinden çıkıyor, bir bakarsınız pazardan ellerinde yeni tanıştığı dostlarına yardım için dolu poşetlerle dönüyor, bir bakarsınız erkeklerle beraber oyun salonunda diğer kızların anlamadığı konularda skorlar yapıyor ve bir de bakarsınız saçını tepeden toplamış basket potasına zıplıyor. Bunları yaparken o kimseye ihtiyaç duymuyor; fakat ondan gelen yaşam enerjisine ihtiyaç duyanlar bitmez tükenmez bir hevesle çevresinde toplanıyor.Bu yüzden de hiçbir zaman <em>Sibel</em>’i yalnız görmek mümkün olmuyor.</p>
<p>Falcı bir kadın bir keresinde ona kesinlikle kendisini koruyan bir şeyin olduğunu söylemiş. Bana öyle gelir ki bu güç çevresini saran kalabalıktan başkası değil.</p>
<p><strong>Sibel</strong>’in yaşamına bir kere dahil olanlar başta onun güzelliğiyle büyülenir hatta biraz çekinir de bundan; ancak zamanla enerjisine hayran kalır ve nihayet ondaki gerçekliğin ve altında yatan temel güdünün farkına varırlar. Bunun adı çok basit: sorumluluk. Yaşamı ciddiye alma ve an’a dair her ne varsa ona değer katma sorumluluğu&#8230; Tüm bunları büyük bir gerçeklikle ve samimiyetle yapabilmenin katalizörü ise: sevgi.</p>
<p>İşte estetiğin içini bunlarla doldurabilmeyi başarmış ve güzelliğin şifrelerini değiştirerek ismini Sibella yapabilmiş bir genç kızın yaşamına hakim olan asil değerler…</p>
<p><b>Sibel&#8217;e sevgilerimle&#8230;</b></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sibella/">Sibella</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sibella/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8273</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antik Yunan’da Kadın Kıyafetleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 04 Jan 2017 11:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Öznur Tanrıver]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Khiton]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanlılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6638</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ataerkil bir toplum olan Grek toplumunda, kadınlar için uygun görülen kıyafet her zaman için sade olmalıydı. Bunun yanı sıra, kadınlar için kıyafet, zarafeti simgelediğinden hem renk hem de şekil bakımından abartıdan uzak olmalıydı. Grek kadınının vazgeçilmez kıyafeti “khiton” idi (Resim 1). Ancak, bu kıyafeti Grek erkeği de kullanabilirdi. Tunik biçiminde olan khiton, büyük dikdörtgen kesilmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri/">Antik Yunan’da Kadın Kıyafetleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ataerkil bir toplum olan Grek toplumunda, kadınlar için uygun görülen kıyafet her zaman için sade olmalıydı. Bunun yanı sıra, <strong>kadınlar için kıyafet</strong>, zarafeti simgelediğinden hem renk hem de şekil bakımından abartıdan uzak olmalıydı. Grek kadınının vazgeçilmez kıyafeti “<strong>khiton</strong>” idi (Resim 1). Ancak, bu kıyafeti Grek erkeği de kullanabilirdi. Tunik biçiminde olan <em>khiton, </em>büyük dikdörtgen kesilmiş bir kumaşın sol kolu örtecek, sağ kolu açıkta bırakacak şekilde vücuda sarılmasından ortaya çıkan bir tasarımdır. <em>Khiton</em> ile birlikte şal ve pelerin de kullanabilirdi. Tuniğin boyu, giyen kişinin sosyal statüsüne bağlı olup dizinden bileğe kadar çeşitli boylarda yapılırdı. Örneğin, bir işçinin giydiği tunik aristokratların giydiğinden daha kısadır.</p>
<figure id="attachment_6640" aria-describedby="caption-attachment-6640" style="width: 137px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-1.png"><img class=" td-modal-image wp-image-6640 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-1.png?resize=137%2C297" alt="Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 1)" width="137" height="297" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6640" class="wp-caption-text">Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 1)</figcaption></figure>
<p>Daha lüks bir görünüm için <em>khiton,</em> boyanır ve geometrik şekillerle süslenir idi. Grek dünyasında <em>khiton</em>un iki çeşidi vardı: Yünden yapılan &#8220;<em>Dorik Khiton</em>&#8221; ve ketenden yapılan &#8220;<em>Ionik Khtiton</em>&#8220;dur. Grek kadınlarının “<em>Ionik Khiton</em>” giymeleri Pers savaşları sırasında zorunlu kılınmıştır. Herodotos’un Pers-Yunan Savaşları adlı eserinde bu değişim şu şekilde verilmektedir; “Pers savaşında tüm Yunan ordusu bozguna uğramış ve yalnızca bir kişi sağ kalabilmiştir. Savaş esnasında ise, Atinalı kadınlar savaşa giden erkeklerini beklemektedir. Sağ kurtulan tek asker kente geldiğinde, kadınlar etrafını çevrelemiş ve kocalarının nerede olduklarını sormuşlardır. Fakat, askerin verdiği kötü haberi duyan kadınlar, <em>khiton</em>larının omuz kısmını tutturdukları uzun, sivri uçlu ve hançer biçimli broşlarla askere, kocalarımızı nerede bıraktın diye sorarken bir yandan da askeri hançerlemişlerdir”. Bu olay dolayısıyla, giyilmesi zorunlu kılınan ve broş gerektirmeyen keten kumaştan yapılan <em>Ionik Khiton</em>lar kadınlar tarafından giyilmeye başlanmıştır. Aynı zamanda bu olaydan sonra, <em>Ionik Khiton</em>lar, broş dışında düğme benzeri kapatma elemanları ile bağlanmıştır. Keten günümüzdeki gibi, yün kumaşa göre daha esnek bir kumaş olduğu için katlanması daha kolay idi. Bu yüzden, ketenden yapılan <em>khiton</em>ların boyları daha uzun tutulmaktaydı.</p>
<figure id="attachment_6641" aria-describedby="caption-attachment-6641" style="width: 442px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6641 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-2.jpg?resize=442%2C922" alt="Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 2)" width="442" height="922" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-2.jpg?w=442&amp;ssl=1 442w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-2.jpg?resize=144%2C300&amp;ssl=1 144w" sizes="(max-width: 442px) 100vw, 442px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6641" class="wp-caption-text">Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 2)</figcaption></figure>
<p>Grek kadınlarının giydikleri diğer bir giysi, “<em>khimation</em>” dur. <em>Khimation</em> vücudu tamamen saran geniş dikdörtgen biçimli kumaştan oluşmaktadır. Arkaik Dönemde &#8220;<em>klania</em>&#8221; olarak kullanılırdı. Bu kıyafetin kullanımının çok eski metodları bazı Grek sanatçılar tarafından betimlenmiştir. Kadınlar, <em>khimation</em>u <em>khiton</em>un üzerine giyiyorlardı (Resim 2). Ancak, tanrılar ve filozoflar <em>khiton</em> olmadan sadece <em>khimation</em> giymiş şekilde de betimlenmektedirler.</p>
<figure id="attachment_6642" aria-describedby="caption-attachment-6642" style="width: 319px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-6642 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-3.jpg?resize=319%2C290" alt="Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 3)" width="319" height="290" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-3.jpg?w=319&amp;ssl=1 319w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/01/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri-3.jpg?resize=300%2C273&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 319px) 100vw, 319px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-6642" class="wp-caption-text">Antik Yunan’da kadın Kıyafetleri (Resim 3)</figcaption></figure>
<p>“<em>Dyplaks</em>” ise, Grek kadınlarının kullanmış oldukları <em>Ionik Khiton</em>un üzerine giyilen ufak dikdörtgen kumaştır. “<em>Khlamydon</em>” ise, <em>dyplaks</em>tan daha karışık bir formda olan kıyafettir. Kumaşın kuşağın içine doğru pilelenmesinden oluşmaktadır. “<em>Klamys</em>” deri veya yünden yapılmış dikdörtgen kumaşın sol omuz üzerinden iğnelenmesi ile oluşturulan özellikle soğuk havalarda kullanılan bir tür pelerindir.</p>
<p><strong>Grek kadınları</strong> sivri uçlu, dar kenarlıklı veya kenarlıklı olmayan tacı olan “<em>pylos</em>” isimli şapkalar takarlardı.</p>
<p>Kadınların temel giysisi olarak bilinen “<em>peplos</em>”, tuniği andıran görünümüyle Grek akımının sadeliğini gösteren diğer bir giysi türü olmaktadır (Resim 3). <em>Peplos,</em> genellikle kişiye özel olarak yünden ya da unvanına göre keten veya ipekten dokunurdu. <em>Peplos</em>, dikdörtgen biçiminde, 2-3 m. genişliğinde ve genellikle giyen kişinin boyundan 50-60 cm. daha uzun olurdu. İlk olarak kumaş, tepeden ikiye katlanır ve yaklaşık 45 cm.&#8217;lik bir kumaş aşağı sarkıtılırdı. Tokalarla veya ilikli iğneye benzer çıtçıtlarla elbise omuzlarda sabitlenir ve bir çeşit pelerin veya üst bluz benzeri bir giysi oluşturulurdu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri/">Antik Yunan’da Kadın Kıyafetleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antik-yunanda-kadin-kiyafetleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6638</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Mistik Bir İnanç Sistemi Olarak Orpheusçuluk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mistik-bir-inanc-sistemi-olarak-orpheusculuk/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mistik-bir-inanc-sistemi-olarak-orpheusculuk/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Apr 2016 12:52:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Burçak Aydoğan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[Dionysos]]></category>
		<category><![CDATA[Hades]]></category>
		<category><![CDATA[mistik]]></category>
		<category><![CDATA[Mistisizm]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan mitolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2948</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yunan Mitolojisinde Orpheus Orpheus’un Musa Kalliope’yle Kral Oiagros veya tanrı Apollon’un oğlu olduğu söylenir. Yunanlıların ilk ozanıdır. Lyrasını öyle ustalık ve duyarlılıkla çalarmış ki; en vahşi hayvanlar sakinleşir, ağaçlar ve taşlar büyülenirmiş.[1] Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü’nde Orpheus’u şöyle anlatır: “Orpheus dillere destan olmuş bir ozandır. İlkçağda ünü ‘orfizm’ denilen mistik bir akım yaratacak kadar çok [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mistik-bir-inanc-sistemi-olarak-orpheusculuk/">Mistik Bir İnanç Sistemi Olarak Orpheusçuluk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yunan Mitolojisinde Orpheus</strong></p>
<p>Orpheus’un Musa Kalliope’yle Kral Oiagros veya tanrı Apollon’un oğlu olduğu söylenir. Yunanlıların ilk ozanıdır. Lyrasını öyle ustalık ve duyarlılıkla çalarmış ki; en vahşi hayvanlar sakinleşir, ağaçlar ve taşlar büyülenirmiş.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü’nde Orpheus’u şöyle anlatır: “Orpheus dillere destan olmuş bir ozandır. İlkçağda ünü ‘orfizm’ denilen mistik bir akım yaratacak kadar çok yayılmış, kişiliği üzerine anlatılan masallar her türlü sanatçıyı etkilemişti.”  Efsaneye göre Orpheus Trakya doğumludur. Doğduğu söylenilen yer bugün Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye sınırlarının kesişimine yakın bir yerdedir. Böylece Orpheus, önemli bir geleneği olan, Anadolu’nun eski halklarının geçiş noktası olan bir yerde doğmuş kabul edilir. Bazı araştırmacılar, doğum yerinden ötürü, Orpheus’un bir şaman olduğunu söylemişlerse de büyük bir kesim tarafından bu bilgi doğru kabul edilmez.</p>
<p>Orpheus, ağaç perisi Eurydice’yi sever ve onunla evlenir. Ne var ki, karısının peşini bir türlü bırakmayan Aristais’tan kaçarken zehirli bir yılan tarafından sokulur ve ölür. Orpheus karısını Ölüler Ülkesi’nden geri getirmek için Hades’in yanına iner. Büyüleyici müziğiyle Hades ve Persephone’yi o kadar etkiler ki, Tanrılar Orpheus’un karısını alıp yeryüzüne götürmesine izin verirler. Ancak bir şartla; Orpheus, yeryüzüne dönünceye kadar arkasına dönüp Eurydice’e bakmayacaktır. Ancak Orpheus sevgilisini bir an önce görme tutkusuyla bu şartı yerine getiremez ve arkasına döner, Eurydice’ye bakar ve bunun sonucu onu temelli kaybeder. Tek başına Trakya’ya dönen Orpheus’un Mainaslar tarafından parça parça edildiği söylenir. Musalar ise Orpheus’un parçalarını toplayıp Pieria’ya gömerler. Ozan Orpheus’un nehre atılan başı ve lyrası denizi geçip Lesbos (Midilli) Adası’na çıkar. Bu nedenle Lesbos Adası’ndan pek çok ozanın yetiştiği söylenir.</p>
<p>Vergilius “Georgica” adlı eserinde Orpheus ve karısı Eurydice’nin öyküsünü anlatır.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Vergilius’un aktardığı ve bir takım sembolik motifleri ustaca işlediği bu efsanede Orpheus mitinin ezoterik karakteri ile ilgili bazı ipuçları bulunabilmektedir. Öncelikle Eurydice üzerinde durmak gerekmektedir. Eurydice bir Dryad’dır. ‘Dryad’ adı Yunanca meşe anlamına gelen “Drys” sözcüğünden türemiştir ve ‘Ağaç Perisi’ anlamında kullanılmaktadır.</p>
<p>Bunlardan bazıları ait olduğu ağaçla birlikte doğar ve onunla birlikte ölürler, diğerleri ise ölümsüzdür. Eurydice de burada toprağa, ağaca ait bir sembolizmi temsil etmektedir. Yunan mitolojisinde kahramanların ölüler ülkesine gidişi sık rastlanılan bir motiftir. Ancak bazı araştırmacılar bu motifin ezoterik erginleşmedeki ölüm deneyimi ile ilgili olduğunu düşünmektedir. Nitekim Orpheus da erginleşmiş bir kahraman olabilmek için ölüm deneyimini yaşamıştır ve sanatı sayesinde buradan kurtulmayı başarmıştır.</p>
<p>Orpheus’un buradaki hatası, bu aşamayı geçiren birisi olarak ardına bakmasıdır; çünkü bu deneyimi yaşayanların ardına bakmamaları, geçmişle bağlarını koparmaları gerekmektedir. Orpheus burada bu kuralı çiğneyerek kendini “ağaç gibi, ağacı kökleri” gibi bağlayan, tutkunu olduğu şeyi, eşini, kaybetmiştir. Orpheus’un karısını ikinci kez kaybettikten sonra yedi ay ağlaması da yedi sayısının sembolizminden ötürü sembolik bir anlatımdır.</p>
<figure id="attachment_2950" aria-describedby="caption-attachment-2950" style="width: 754px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Peter-Paul-Rubens-Orpheus-and-Eurydice.jpg" rel="attachment wp-att-2950"><img class=" td-modal-image wp-image-2950 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Peter-Paul-Rubens-Orpheus-and-Eurydice.jpg?resize=640%2C509" alt="Peter Paul Rubens, Orpheus and Eurydice" width="640" height="509" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Peter-Paul-Rubens-Orpheus-and-Eurydice.jpg?w=754&amp;ssl=1 754w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/Peter-Paul-Rubens-Orpheus-and-Eurydice.jpg?resize=300%2C239&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2950" class="wp-caption-text">Peter Paul Rubens, Orpheus and Eurydice</figcaption></figure>
<p><strong>Orpheusçuluk</strong></p>
<p>Orpheusçuluk ruhun varlığını ve ölümsüzlüğünü kabul eden bir öğretidir. Orpheusçu ruh anlayışının, Dionysos efsaneleri ile yakın bir ilişkisi vardır.  Orpheusçu Dionysos efsanesine göre, Dionysos Titanlar tarafından parçalanmış ve vücudunun parçaları yere saçılmıştır. Buna göre Zeus’un bazı kaynaklarda Rhea, bazı kaynaklarda Demeter, bazı kaynaklarda da Persephone ile girdiği gayrı meşru ilişkiden olan Dionysos, Hera’nın kıskançlığının hedefi olmuş ve Hera tarafından Titanlara öldürtülmüştür. Dionysos’u parçalayan Titanlar sonradan bu parçaları pişirmişler, yalnızca tanrının kalbi kurtulabilmiştir. Zeus bunun öcünü alarak Titanları Tartaros’a yollamıştır. Bu efsanenin sonu hakkında daha değişik versiyonlar da vardır. Bunlardan birine göre Dionysos’un parçaları birleştirilmiş ve tanrı yeniden hayat bulmuştur. Bu efsanenin yorumu da oldukça ilginçtir aslında. Zeus ile Persephone’nin çocuğu olan Dionysos genç bir tanrı olmanın yanı sıra inisiye değildir henüz; yani daha erginlenmemiştir. Kendisi için tayin edilen “Tanrılar içinde son kral” olabilmesi için erginlenmesi gerekmektedir. İşte bedeninin Titanlar tarafından parçalanması, pişirilmesi ve yeniden dirilmesi bu erginlenmeyi temsil etmektedir. Bu mitin Orfeusçu açıklaması da bu şekildedir. Orpheusçular yeniden dirilme inançlarını da bu mit vasıtası ile açıklıyorlardı. Bu efsaneye göre Titanlar Zeus tarafından öldürülünce, Titanların küllerinden insanlar doğar. Burada düalist bir düşünce de işin içine girer. İnsanda Dionysos’dan gelen tanrısal öz olduğu gibi Titanlardan gelen maddesel ve günahkar bir yapı da vardır. Ancak unutulmaması gereken Titanların bir önceki nesil olduğudur. Ancak Orpheusçular belki de bu şekilde Titanları doğuran Gaia ve Uranos’a kendilerini bağlıyorlardı. Zaten Orpheusçu mürit erginlenmede “Ben Yeryüzü’nün ve Yıldızlı Gök’ün çocuğuyum fakat soyum gökten gelmedir” derdi. Bu aslında çok anlamlıdır.</p>
<p>Orpheusçu öğretide ruhun ölümsüzlüğü düşüncesi, ruhun zaman içinde farklı bedenlerde de varolabilmesi fikrini getirmiştir. Ruh, temizlenebilmesi için defalarca farklı bedenlerde varolmalıdır (Metansomatoz). Bu aslında Orpheusçuluğa mahsus bir karamsarlıktır, çünkü ruhun temizlenmesi uzun bir süreci almaktadır.İnsan tanrısal atalarından gelen günahlarının bedelini ağır ödemektedir. Ruh bedende bir mezarda gibidir. Orpheusçular bunu bir sözcük oyunu ile de ifade ederler: Yunanca beden anlamına gelen ‘sîma’ (soma) sözcüğü ile mezar anlamına gelen ‘sâma’ (sêma) ses olarak birbirlerine benzemektedirler. Belki de ruhun mezarda olması ile Titanların Tartaros’da olmaları arasında bir benzerlik de olabilir.</p>
<p>Orpheusçuluğa göre insan tanrılar tarafından yaratılmamıştır, fakat ölümsüzlükten varolmuştur. Titan ırkından önce de Altın ve Gümüş soylar yaşanmıştır. Ancak bu altın ve gümüş soylar Hesiodos’un anlattığı gibi zaman içinde kaybolmuş değildirler. Eğer mürit kendini arındırmayı başarırsa Altın soylu olabilir. Eğer şiddete yenilirse Gümüş soylu olur. Orpheusçuluk bu haliyle çağının klasik düşüncesinden farklı olup ezoterik karakterini belli etmektedir.Mürit ruhunu arındırmak için belli yaşam tarzını uygulamak zorundadır. Bu “Orfik” yaşam hiç de kolay değildir. Mürit önce katı sayılabilecek kuralları uygulamalı ve gizem törenlerine katılmalıdır. Bu kuralların en önemlilerini kısaca saymak gerekirse:</p>
<ul>
<li>Bu yolu seçenler hiçbir canlının hayatına kıymamalıdır. Bu yüzden müritler et yemezler ve günümüz tabiriyle vejetaryen bir rejim uygularlar. Bunun bir başka sonucu da Yunan toplumunda o zamanlar sık uygulanan kanlı kurban ayinlerinin de reddidir. Bu haliyle Orpheusçuluk içinde varolduğu toplumun dinsel adetlerinden kesin çizgilerle ayrılır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Orpheusçu yolu seçen kesinlikle intihar edemez. Orpheusçuluk her ne kadar ruhun ölmezliğine ve bu bedendeki yaşamın asıl yaşam olmadığına inansa da intihar, taşınılan tanrısal öz yüzünden, kesinlikle yasaktır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Bazı bakliyat türlerinin yasaklanması da Orpheusçu yaşam tarzının ilginç bir kuralıdır. Bu aynı zamanda Pitagorcular arasında da yaygındır. İlk yetişen baklalarla hayatın kökeni hakkında sembolik bir benzerlik kuran Orpheusçular bakla tanelerini de testiküllere benzettikleri için soyun sürmesi ile ilgili bağlar da kurmuşlardır.</li>
</ul>
<p>Ruhun ölmezliğine inanan Orpheusçu düşünce ölüm sonrası ile de ilgilenmiştir. Orpheusçu düşünceye göre asıl olan ruhtur ve bu dünya geçicidir. Ancak burada erginlenmeyen kişi Hades’e gittiğinde sıkıntılar çeker ve yeniden bu süreci yaşamak zorunda kalır. Oysa bu dünyada erginlenme tanrısal kimliği bulmaktır. Bu bağlamda ölüm bir başlangıç sayılabilir.</p>
<p>Orpheusçuluk görüldüğü gibi ruhun ölmezliğine ve erginlenmeye dayalı bir öğreti olarak ilk çağ ezoterizminde önemli bir yer tutmaktadır ve birçok düşünceyi, Hıristiyanlığı dahil, etkilemiştir.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Cömert, Bedrettin (2010) Mitoloji ve İkonografi, De ki: Ankara, s:122.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bknz; Vergilius, “Georgica” Çiftçilik Sanatı, (çev. Çiğdem Dürüşken), Alfa Yayıcılık, 2015.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mistik-bir-inanc-sistemi-olarak-orpheusculuk/">Mistik Bir İnanç Sistemi Olarak Orpheusçuluk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mistik-bir-inanc-sistemi-olarak-orpheusculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2948</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tanrı Zeus&#8217;un Aşkları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tanri-zeusun-asklari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tanri-zeusun-asklari/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 09 Mar 2016 07:46:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlkay Çelik]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Aigina]]></category>
		<category><![CDATA[Alkmene]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Danae]]></category>
		<category><![CDATA[europa]]></category>
		<category><![CDATA[Gaia]]></category>
		<category><![CDATA[Ganymedes]]></category>
		<category><![CDATA[Hera]]></category>
		<category><![CDATA[İo]]></category>
		<category><![CDATA[Kronos]]></category>
		<category><![CDATA[Leda]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Rheia]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Uranos]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2579</guid>
				<description><![CDATA[<p>Tanrıların tanrısı Zeus, Kronos ile Rheia&#8217;nın en küçük çocuklarıdır. Kronos, çocuklarından birinin ileride kendisini devirip yerine geçmesinden korktuğu için Rheia&#8217;nın doğurduğu her çocuğu doğar doğmaz yutmaktadır. Bu duruma dayanamayan Rheia, Toprak Ana Gaia ve Uranos&#8217;un da yardımlarıyla Zeus&#8217;u Girit Adası&#8217;nda Lyktos&#8217;ta dünyaya getirir. Rheia bu adada doğurduğu Zeus&#8217;u ulaşılması güç olan bir mağaraya saklar ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tanri-zeusun-asklari/">Tanrı Zeus&#8217;un Aşkları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Tanrıların tanrısı <strong>Zeus</strong>, Kronos ile Rheia&#8217;nın en küçük çocuklarıdır. Kronos, çocuklarından birinin ileride kendisini devirip yerine geçmesinden korktuğu için Rheia&#8217;nın doğurduğu her çocuğu doğar doğmaz yutmaktadır. Bu duruma dayanamayan Rheia, Toprak Ana Gaia ve Uranos&#8217;un da yardımlarıyla Zeus&#8217;u Girit Adası&#8217;nda Lyktos&#8217;ta dünyaya getirir. Rheia bu adada doğurduğu Zeus&#8217;u ulaşılması güç olan bir mağaraya saklar ve Kronos&#8217;a da yutması için bir beze sarılmış kocaman bir taş verir. Savaş erleri, oklarını kalkanlarına vurarak çıkardıkları seslerle küçük Zeus&#8217;un ağlamasının duyulmasını engellerler. Ameltheia adında bir keçi de Zeus&#8217;u besler. Zeus, büyüdükten sonra egemenliği elde etmek için bu keçinin postundan bir kalkan yapar.</p>
<figure id="attachment_2585" aria-describedby="caption-attachment-2585" style="width: 598px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Hera-Rubens.jpg" rel="attachment wp-att-2585"><img class=" td-modal-image wp-image-2585 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Hera-Rubens.jpg?resize=598%2C463" alt="Zeus ve Hera - Rubens" width="598" height="463" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Hera-Rubens.jpg?w=598&amp;ssl=1 598w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Hera-Rubens.jpg?resize=300%2C232&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2585" class="wp-caption-text">Zeus ve Hera &#8211; Rubens</figcaption></figure>
<p>Zeus, babasından intikamını alır ve egemenliği ele geçirerek, Olympos&#8217;ta taht kurar ve birçok sıfat alır. Bu sıfatlar; bulutları devşiren, şimşek savuran, Göklerde gürleyen, kalkan taşıyan, yağmur yağdıran, rüzgar estiren gibi sıfatlardır.</p>
<p>Kadınlara düşkünlüğü ile de bilinen Tanrı Zeus&#8217;un, ölümlü ve ölümsüz pek çok sevgilisi de olmuştur. Bu aşklardan bilinen birkaç tanesi şunlardır;</p>
<figure id="attachment_2581" aria-describedby="caption-attachment-2581" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Coreggio-Zeus-ve-Danae.jpg" rel="attachment wp-att-2581"><img class=" td-modal-image wp-image-2581 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Coreggio-Zeus-ve-Danae-1024x821.jpg?resize=640%2C513" alt="Coreggio - Zeus ve Danae" width="640" height="513" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Coreggio-Zeus-ve-Danae.jpg?resize=1024%2C821&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Coreggio-Zeus-ve-Danae.jpg?resize=300%2C241&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Coreggio-Zeus-ve-Danae.jpg?w=1030&amp;ssl=1 1030w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2581" class="wp-caption-text">Coreggio &#8211; Zeus ve Danae</figcaption></figure>
<p><strong>Hera</strong>, Zeus&#8217;un kız kardeşidir. Zeus bir kış günü, soğuktan titreyen bir kuş biçiminde Hera&#8217;ya görünür. Kuşun üşümesine dayanamayan Hera, onu avuçlarına alır ve göğsüne bastırır. Hera&#8217;nın onu göğsüne bastırmasıyla asıl kimliğine bürünen Zeus, Hera&#8217;yı elde etmeye çalışır. Buna karşı koyan Hera, Zeus&#8217;un kendisiyle evlenmesi şartıyla onunla birlikte olur. Hera Zeus&#8217;un birlikte olduğu kandınlar arasında resmi karısı olan tek kişidir. Hera kıskanç, inatçı, kinci bir kadın olarak bilinir. Evliliğin ve gebeliğin koruyucusudur. Çıplaklığı göstermeyen bol ve kıvrımlı giysiler içinde tasvir edilir. Üzerinde guguk kuşu bulunan bir asa taşır. Asanın üzerindeki kuş, Zeus ile olan aşkın simgesidir.</p>
<figure id="attachment_2583" aria-describedby="caption-attachment-2583" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Rembrandt-Europanın-Kaçırılması.jpg" rel="attachment wp-att-2583"><img class=" td-modal-image wp-image-2583 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Rembrandt-Europanın-Kaçırılması.jpg?resize=640%2C497" alt="Rembrandt - Europa'nın Kaçırılması" width="640" height="497" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Rembrandt-Europanın-Kaçırılması.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Rembrandt-Europanın-Kaçırılması.jpg?resize=300%2C233&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2583" class="wp-caption-text">Rembrandt &#8211; Europa&#8217;nın Kaçırılması</figcaption></figure>
<p><strong>Danae</strong>, Argos kralı Akrisios&#8217;un kızıdır. Bir gün bir kahin Akrisios&#8217;a bir torunu olacağını ve bu çocuğun ileride kendisini öldüreceğini söyler. Akrisios bunun üzerine kızı Danae&#8217;nin biriyle ilişkisi kurmasını önlemek için onu tunç kaplamalı bir odaya kapatır. Danae&#8217;ye aşık olan Zeus, onu elde edebilmek için bütün engelleri yıkar ve tavandaki bir delikten altın yağmuru olarak Danae&#8217;nin kucağına düşer ve birlikte olurlar. Bu birliktelikten Perseus doğar. Bütün bu olanları öğrenen Akrisios, kızını ve torununu delikli bir sandığa kapatıp denize atar. Denizdeki dalgalar, sandığı Seriphos adasına götürür ve Danae burada Kral Polydektes&#8217;in kardeşi Diktys&#8217;in yanına sığınır.</p>
<figure id="attachment_2584" aria-describedby="caption-attachment-2584" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Ganymedes-Antonio-Allegri-da-Correggio.jpg" rel="attachment wp-att-2584"><img class=" td-modal-image wp-image-2584 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Ganymedes-Antonio-Allegri-da-Correggio-203x300.jpg?resize=203%2C300" alt="Zeus ve Ganymedes - Antonio Allegri da Correggio" width="203" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Ganymedes-Antonio-Allegri-da-Correggio.jpg?resize=203%2C300&amp;ssl=1 203w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zeus-ve-Ganymedes-Antonio-Allegri-da-Correggio.jpg?w=331&amp;ssl=1 331w" sizes="(max-width: 203px) 100vw, 203px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2584" class="wp-caption-text">Zeus ve Ganymedes &#8211; Antonio Allegri da Correggio</figcaption></figure>
<p><strong>Aigina</strong>, Irmak tanrısı Asopos&#8217;un kızıdır. Zeus Aigina&#8217;ya aşık olur. Kartal ve ateş biçime girip Aigina&#8217;yı Oinone Adası&#8217;na kaçırır. Aigina burada Aiakos&#8217;u dünyaya getirir. Kızı Aigina ve Tanrı Zeus&#8217;un peşine düşen ırmak tanrısı Asopos&#8217;u Zeus yıldırımlarıyla durdurur ve Asopos&#8217;u yatağına çekilmeye zorlar. Asopos&#8217;a yakalanan Zeus burada Aigina&#8217;yı bir adaya dönüştürür, kendisi de bir kayaya dönüşür. <strong>İo</strong>, Argos Kralı İnakhos&#8217;un kızıdır İo. Argos şehrinde Hera tapınağının rahibesidir. İo&#8217;ya aşık olan Zeus, bir buluta dönüşerek İo ile birlikte olur. Hera&#8217;nın bütün bu olanları öğrenmesinin üzerine Zeus İo&#8217;yu Hera&#8217;nın hışmından korumak için onu beyaz bir ineğe dönüştürür. Bu beyaz inekten kuşku duyan Hera, Zeus&#8217;tan ineği kendisine hediye etmesini ister. İneği zeytin ağacına bağlayan Hera, onu gözlemesi için başına Argos adında yüz gözlü bir canavar koyar. Bu canavar uyurken bile elli gözüyle İo&#8217;yu gözetler. İo&#8217;yu Hera&#8217;nın zulmünden kurtarmak isteyen Zeus, onu kurtarmak için Hermes&#8217;i görevlendirir. Hermes, köylü kılığında canavar Argos&#8217;un yanına gider. Ona kavalıyla öyle güzel şarkılar çalar ki Argos daha fazla dayanamaz ve yüz gözünü birden yumar. Böylece İo kaçar. İo&#8217;nun kaçtığını duyan Hera, Argos&#8217;u cezalandırmak için yüz gözünü birden çıkarır ve kutsal olan tavus kuşunun kuyruğuna serpiştirir. Hera İo&#8217;nun peşine bir at sineği takar. At sineğinden kaçan İo, bu kovalamaca sırasında birçok ülke, birçok deniz geçer. İo&#8217;nun geçtiği ilk denize İonya, geçtiği ilk boğaza da &#8221;inek geçidi&#8221; anlamına gelen Bosporos adı verilir. Nil nehri kıyılarına kadar gelen İo, burada Zeus tarafından tekrar insan görünümüne kavuşur.</p>
<figure id="attachment_2580" aria-describedby="caption-attachment-2580" style="width: 129px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Antonio-Allegri-Correggio-Zeus-ve-İo.jpg" rel="attachment wp-att-2580"><img class=" td-modal-image wp-image-2580 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Antonio-Allegri-Correggio-Zeus-ve-İo-129x300.jpg?resize=129%2C300" alt="Antonio Allegri Correggio - Zeus ve İo" width="129" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Antonio-Allegri-Correggio-Zeus-ve-İo.jpg?resize=129%2C300&amp;ssl=1 129w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Antonio-Allegri-Correggio-Zeus-ve-İo.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w" sizes="(max-width: 129px) 100vw, 129px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2580" class="wp-caption-text">Antonio Allegri Correggio &#8211; Zeus ve İo</figcaption></figure>
<p><strong>Europa</strong>, Fenikye Kralı Agenor&#8217;un kızıdır. Bir gün deniz kıyısında eğlenirken, Zeus onu görür ve aşık olur. Europa&#8217;yı elde etmek isteyen Zeus, uysal bir boğa kılığına girer. Europa, boğayı görünce yaklaşıp okşar onu. okşandıkça yere çöken boğayı görünce üzerine biner ve boğayı çiçeklerle süsler. Birden doğrulan boğa, üzerindeki Europa&#8217;nın çığlıklarıyla birlikte dalgaların arasına atılır. Boğa koştukça dalgalar iki yana açılıp onlara yol verir. Deniz tanrıları Nereid&#8217;ler, borularını öttüren Triton&#8217;lar ve Poseidon da onlara eşlik eder. Boğa kılığına giren Zeus ve üzerindeki Europa , Girit Adası&#8217;nda dururlar ve burada birlikte olurlar. Bu birliktelikten Minos ve Rhadamanthys doğar. <strong>Leda</strong>, Aitolia Kralı Thestios&#8217;un kızı ve Sparta Kralı Tyndareos&#8217;un karısıdır. Leda, bir gün gölde yıkanırken onu bembeyaz bir kuğu kuşu okşar. Aşık olduğu her kadını kılıktan kılığa girerek elde eden Zeus, bu kez de kuğu kılığına girerek Leda ile birlikte olur. Bu birliktelikten iki yumurta meydana gellir. Yumurtalardan birer ikiz çocuk doğar. Bu çocuklardan ikisi Zeus&#8217;tan, ikisi de Leda&#8217;nın kocası Tyndareos&#8217;tan olur. <strong>Alkmene</strong>, Amphitryon&#8217;un karısıdır. Oldukça güzel ve erdemli bir kadındır. Zeus, amacına ulaşmak için bu kez de Alkmene&#8217;nin kocası Amphitryon&#8217;un kılığına girerek Alkmene ile birlikte olur. Zeus&#8217;tan bir süre sonra savaştan dönen Amphitryon da karısı Alkmene ile birlikte olur ve bu birleşme sonucunda ikiz çocukları olur Alkmene&#8217;nin. Bu çocuklardan biri Zeus&#8217;un diğeri ise kocası Amphitryon&#8217;undur. Zeus&#8217;un bilinen en sıradışı aşkı <strong>Ganymedes</strong>, Frigya Kralı Tros&#8217;un oğlu ve ölümlü insanların en güzeli olarak bilinir. Zeus bu kez güzel oğlan Ganymedes&#8217;e aşık olur ve sevgilisini bir kartal sırtında kaçırır. Kaçırdığı sevgilisi Ganymedes&#8217;i ölümsüzlüğe ulaştırır. Ganymedes, tanrıların şarap sunucusu olur. Zeus daha sonra Ganymedes&#8217;e karşılık babasına tanrıların kullandığı atlara benzer iki at hediye eder.</p>
<p>Aşık olduğu kadınları, bazen de erkekleri baştan çıkarmak, elde etmek adına yapamayacağı şey olmayan Zeus, çeşitli görünümlere bürünerek kafasına koyduğunu yapmış, bütün istediklerini elde etmiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tanri-zeusun-asklari/">Tanrı Zeus&#8217;un Aşkları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tanri-zeusun-asklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2579</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antik Tapınak Sütunları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 28 Jan 2016 07:32:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlknur Öztürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dor]]></category>
		<category><![CDATA[Dor düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Yunan çağları]]></category>
		<category><![CDATA[İon]]></category>
		<category><![CDATA[İon düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[İon sütunları]]></category>
		<category><![CDATA[Korinth]]></category>
		<category><![CDATA[Korinth düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[sütun]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak]]></category>
		<category><![CDATA[tapınak sütunları]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1927</guid>
				<description><![CDATA[<p>Erken Yunan çağlarındaki mimari yapılar henüz taş işlemeciliği gelişmediği için ahşaptan yapılmaktaydı. Daha sonra Yunan dünyası Mısır’dan taş işlemeyi öğrendi ve tapınaklarını taştan yapmaya başladı. Bu gelişme ile yapılar daha dayanıklı ancak daha ağır olmaya başladı ve yapıların taşınması için sağlam sütunlara ihtiyaç duyuldu. İlk taş yapılarda acemi işçilik ve yetersiz bilgi sebebiyle ağır çatı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/">Antik Tapınak Sütunları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Erken Yunan çağlarındaki mimari yapılar henüz taş işlemeciliği gelişmediği için ahşaptan yapılmaktaydı. Daha sonra Yunan dünyası Mısır’dan taş işlemeyi öğrendi ve tapınaklarını taştan yapmaya başladı. Bu gelişme ile yapılar daha dayanıklı ancak daha ağır olmaya başladı ve yapıların taşınması için sağlam sütunlara ihtiyaç duyuldu.</p>
<p>İlk taş yapılarda acemi işçilik ve yetersiz bilgi sebebiyle ağır çatı yapısının taşınabilmesi için “Dor Düzeni” olarak adlandırılan sütunlar kullanıldı. Bu sütun yapıları ileri dönemdeki sütunlara göre kaba ve işlevseldi. Yalnızca sütun çapının 2-3 katı uzunluk sağlanabiliyordu. Direkt olarak “stylobate” adı verilen tapınağın zeminine oturtuluyorlardı ve alt kısımları geniş, üste gidildikçe daralan bir yapıya sahiplerdi.</p>
<figure id="attachment_1930" aria-describedby="caption-attachment-1930" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg" rel="attachment wp-att-1930"><img class=" td-modal-image wp-image-1930 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg?resize=640%2C250" alt="Sütun Düzenleri" width="640" height="250" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun-duzenleri.jpg?resize=300%2C117&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1930" class="wp-caption-text">Sütun Düzenleri</figcaption></figure>
<p>Taş işçiliğinin ve mekanik bilginin gelişmesiyle işlevin yanında estetiğe de önem verilmeye başlandı ve böylece “İon Düzeni” ortaya çıktı. İon sütunları Dor düzenine göre daha ince, sütun çapının 8 katına kadar uzun yapılabilen ve daha estetik yapılı idi. Sütun stylobate’a oturmuyor bir sütun kaidesiyle süslenip volütlü bir sütun başlığı ile estetik görünüm tamamlanıyordu.</p>
<figure id="attachment_1928" aria-describedby="caption-attachment-1928" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg" rel="attachment wp-att-1928"><img class=" td-modal-image wp-image-1928 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Antik dönemlere ait tapınak sütunları" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/antik-tapinak-sutunlari.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1928" class="wp-caption-text">Antik dönemlere ait tapınak sütunları</figcaption></figure>
<p>Bu 2 düzende bazı yerlerde aynı anda kullanılırken zamanla İon düzeni daha fazla tercih edilmeye başlandı. İon sütunları daha estetik olmasına rağmen daha az ağırlık taşıyabildikleri için 2 katlı yapıların alt katlarında Dor, üst katlarında İon düzeni kullanılmış örnekler görmemiz mümkündür. Dor düzeninin kabalığı eril olanı temsil ederken İon sütunlarının estetiği ve yiv kıvrımlarının dişil olandan ilham aldığı düşünülmektedir.</p>
<p>Roma döneminde ise çatı yükü gibi mekanik sorunlar tamamen çözüldüğü için “Korinth Düzeni” adı verilen yeni, daha görkemli ve daha karmaşık bir düzen benimsendi. Bu düzenin ana elemanı sütun başlığında tasvir edilen akanthus yapraklarıydı. Akanthus yaprağı betimlemeleri dışında korinth düzeninin diğer elemanları İon sütunlarındaki yapıların bir kopyasıdır.</p>
<figure id="attachment_1929" aria-describedby="caption-attachment-1929" style="width: 534px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg" rel="attachment wp-att-1929"><img class=" td-modal-image wp-image-1929 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg?resize=534%2C541" alt="Bir sütun örneği" width="534" height="541" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg?w=534&amp;ssl=1 534w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sutun.jpg?resize=296%2C300&amp;ssl=1 296w" sizes="(max-width: 534px) 100vw, 534px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1929" class="wp-caption-text">Bir sütun örneği</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/">Antik Tapınak Sütunları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antik-tapinak-sutunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1927</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Asılan Marsyas Heykeli</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 08 Jan 2016 20:24:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gonca Tutuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Aphrodite]]></category>
		<category><![CDATA[Apollon]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Asılan Marsyas]]></category>
		<category><![CDATA[Athena]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Helenistik heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Hera]]></category>
		<category><![CDATA[İskit]]></category>
		<category><![CDATA[İskitler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Arkeoloji Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Midas]]></category>
		<category><![CDATA[lyra]]></category>
		<category><![CDATA[Marsyas]]></category>
		<category><![CDATA[Midas]]></category>
		<category><![CDATA[mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[Phrigia]]></category>
		<category><![CDATA[Phrygia kralı Midas]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrıça]]></category>
		<category><![CDATA[Tmolos]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan müziği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1625</guid>
				<description><![CDATA[<p>Asılan Marsyas heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan, yapıldığı dönemin sanatsal bakış açısını ve mitolojisini yansıtan en güzel ve dikkat çekici eserlerinden biridir. Bu yazıda kısaca eserin özelliklerinden ve mitolojisinden bahsedilecektir. Asılan Marsyas Heykeli: Ne derler bilirsiniz; “tanrıyla yarışılmaz”. İşte Marsyas’ın hikayesi tam da böyledir. Mitolojik bir karakter olan Marsyas, Yunan müziğinin doğuşu için önemli söylencelerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/">Asılan Marsyas Heykeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Asılan Marsyas heykeli, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan, yapıldığı dönemin sanatsal bakış açısını ve mitolojisini yansıtan en güzel ve dikkat çekici eserlerinden biridir. Bu yazıda kısaca eserin özelliklerinden ve mitolojisinden bahsedilecektir.</p>
<p>Asılan Marsyas Heykeli: Ne derler bilirsiniz; “tanrıyla yarışılmaz”. İşte Marsyas’ın hikayesi tam da böyledir. Mitolojik bir karakter olan Marsyas, Yunan müziğinin doğuşu için önemli söylencelerin başkahramanı olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen heykel, Helenistik döneme tarihlenir ve Tarsus ilçesinde bulunmuştur. Heykel kolları arkadan birleştirilerek, bir ağaca asılmış olarak tasvir edilmiştir. Ağaç bu heykelde görünmese de değişik bölgelerde bulunan aynı temalı heykellerden ağacın varlığını bilmekteyiz. Heykelin kolları tahrip olmuş ve dizlerden aşağısı yoktur.</p>
<p>Mitolojik konuya uygun olarak; Bu eserin bir heykel grubu olduğu bilinmektedir. Kuvvetle muhtemel, solunda oturan Apollon ve sağında derisini yüzmek için bıçak bileyen bir İskitli kölenin tam merkezine yerleştirilmiş olmalıdır Marsyas.</p>
<figure id="attachment_1627" aria-describedby="caption-attachment-1627" style="width: 233px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png" rel="attachment wp-att-1627"><img class=" td-modal-image wp-image-1627 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png?resize=233%2C647" alt="Manisa Müzesi’ndeki Marsyas heykeli" width="233" height="647" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png?w=233&amp;ssl=1 233w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Manisa-Müzesi’ndeki-Marsyas-heykeli.png?resize=108%2C300&amp;ssl=1 108w" sizes="(max-width: 233px) 100vw, 233px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1627" class="wp-caption-text">Manisa Müzesi’ndeki Marsyas heykeli</figcaption></figure>
<p>Vücut anatomisi başarılı bir şekilde işlenmiş, asılma sırasında adalelerin gerginliği başarılı bir şekilde verilmiştir.&nbsp; Helenistik heykel özelliklerinden olan saç ve sakalın işlenişi barok özellik göstermektedir. Helenistik dönem ile birlikte ideal güzellik kavramından uzaklaşıp, daha günlük konular sanata yansıtılmaya başlanmıştır. İnsani duygulara yer verilmiştir.&nbsp; Yüzünde sükût içinde öfke ve acı yansıtılmıştır.</p>
<p>Marsyas neden asıldı peki?&nbsp; Mitolojik kaynaklara göre; “Tanrıça (Athena), tanrılar katında bir şölen sırasında geyik kemiğinden yapmıştı ilk flütü. Fakat Hera ve Aphrodite, ona flütü üflerken bakıp, yüzünün aldığı şekille alay etmişlerdi. Bunun üzerine, Athena hemen Phrigia’ya giderek, bir ırmakta kendi yüzüne bakmıştı. Phrygia&#8217;ya giderek duru bir suda yüzünün gerçekten çirkin olduğunu görmüş, sinirlenip, fırlatmış. Flütü atarken, onu yerden toplayacak olanı en büyük cezalara çarpacağına ant içmiş, Marsyas bunu nerden bilsin, yerde bulduğu flütü almış ve çalmaya koyulmuş. Marsyas bayılmış sesine, o kadar sevmiş ki dünyada bundan güzel ses veren saz olmadığını ileri sürmüş ve Apollon tanrının lyra&#8217;sıyla yarışmayı bile göze almış. Tanrı bu, yarışma için bir şart koşmuş: Kim yenerse yenilene istediğini yapacak. Yargıç olarak Tmolos (Bozdag) tanrısını almışlar. Birinci yarışma sonuç vermemiş, ikincisinde Apollon Marsyas&#8217;a meydan okuyarak flütünü tersine tutup çalmasını buyurmuş, kendisi lyra&#8217;yı ters tutunca aynı sesleri çıkardığı halde, Marsyas flütünü öttürememiş, bu yüzden de yenik düşmüş.</p>
<p>Yarışmayı gözleyen Phrygia kralı Midas genede flütün lyra&#8217;dan üstün olduğunu söyleyince tanrı onun kulaklarını eşek kulakları haline getirmiş. Ama bununla kalmamış, Marsyas&#8217;ı tutmuş, bir ağaca bağlamış ve derisini yüzmüş. Marsyas bu korkunç işkence içinde can vermiş. Apollon sonradan yaptığına pişman olmuş derler, lyra&#8217;sını yere atarak kırmış, Marsyas&#8217;ı da bir ırmak haline getirmiş. Gökbel&#8217;de akan Çine çayı işte bu ırmakmış.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/">Asılan Marsyas Heykeli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/asilan-marsyas-heykeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1625</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antik Yunan ve Roma Dramaları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 19 Dec 2015 13:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ada Şeyma Karaman]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[Aristo]]></category>
		<category><![CDATA[Aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[Dionysus]]></category>
		<category><![CDATA[Dithrambus]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[Elizabeth dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Oedipus]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[paganizm]]></category>
		<category><![CDATA[poetika]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Senekan Trajedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[Sophocles]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>
		<category><![CDATA[William Shakespeare]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1272</guid>
				<description><![CDATA[<p>Drama, tiyatronun M.Ö. 5 yüzyılda Antik Yunan&#8217;la doğmuş bir dalıdır. Tiyatro donanımsa drama onun bir parçası olan yazılımıdır. Antik Yunan&#8217;da altın çağını yaşamış olan bu tür, o dönemde öyle bir başarıya sahip oldu ki hiçbir dönemde onların üstünlüğüne erişilemedi&#8230; Elizabeth döneminde İngiltere&#8217;de dramanın çığ gibi yükselmesi, toplum tarafından büyük bir heyecanla karşılanması bile aslında Antik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/">Antik Yunan ve Roma Dramaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Drama, tiyatronun M.Ö. 5 yüzyılda Antik Yunan&#8217;la doğmuş bir dalıdır. Tiyatro donanımsa drama onun bir parçası olan yazılımıdır. Antik Yunan&#8217;da altın çağını yaşamış olan bu tür, o dönemde öyle bir başarıya sahip oldu ki hiçbir dönemde onların üstünlüğüne erişilemedi&#8230; Elizabeth döneminde İngiltere&#8217;de dramanın çığ gibi yükselmesi, toplum tarafından büyük bir heyecanla karşılanması bile aslında Antik dönemin taklitleriydi. Ancak bahsedilen Elizabeth dönemi Rönesans&#8217;a hitap eder. Rönesans İtalya&#8217;da doğmuş bir dönem olmakla beraber, Antik dönemin çevirisi olarak da anılır.</p>
<p>İngiltere&#8217;de doğan drama Roma dönemini baz alır. Dönemin en önemli yazarlarından biri William Shakespeare, özellikle Senekan Trajedisinin prensiplerini trajedilerine uyarlamıştır. Bu prensiplerden bahsetmeden evvel Antik Yunan dramasını biraz açıklamakta fayda var, çünkü Roma İmparatorluğu genişleyerek Yunanlılarla bağlantı kurarak, onların tiyatrodaki gelişmelerinden yola çıktılar.</p>
<p>Antik Yunan dönemi Klasik dönem olarak da adlandırılır. Bu dönemdeki eserler Dithrambus adlı verilen, şarap tanrısı Dionysus&#8217;u onurlandırmak adına yazılan eserlerdi. Dini festivallerden doğmuşlardı. Çok tanrılı (paganist) bir inanç sistemleri vardı ve de inandıkları tanrılar insanvari bir yapıya sahipti. Bundan dolayı eserleri yazarken bir kısıtlamanın altında olmaksızın yazdılar. Bu da onları dramanın en başarılı yazarları yaptı. Antik Yunan&#8217;daki trajedilerde, eserden tek bir kısım bile silinemezdi. Eserler son derece bütünlüklüydü, karakterler hybris (kibir) sebebiyle bir düşüş yaşardı ve böylelikle seyirciye eğitici, ahlaki bir ders verilirdi. Seyircinin aldığı bu derse kadar ki kısımda, acıma ve korkma duyguları hat safhada olurdu ve Aristoteles&#8217;in poetikasında bu duyguların refaha kavuşması &#8220;catharsis&#8221; (katarsis, arınma) adlı bir terimle karşılanırdı. Hatta Aristo&#8217;ya göre bu arınma olmazsa o eser trajediden sayılmazdı.</p>
<p>Trajedilerden sonra Antik dönemde komedi türü de önemli bir yere sahipti ve Eski Komedi (Old Comedy) / Yeni Komedi (New Comedy) olarak ikiye ayrılırdı. Eski formunda politik, toplumsal altyapı üzerinde eleştiri, göndermeler barınırdı, yeni komedi ise aşk konuları, ailesel problemler gibi günümüz komedilerine yakın konular işlenirdi. Trajediden farkı, iç tutarlılık o kadar da önemli bir yere sahip değildi ve birinde baş karakter olayın farkına vardığında kabusvari bir sona ulaşıyor diğerinde farkına vardığında sevinç ve kutlama meydana geliyor. Trajedi örneği olarak, günümüzde halen daha önemli bir yere sahip olan Sophocles&#8217;in Kral Oedipus&#8217;unu ele alırsak; Kral babasını öldürüp annesiyle evlendiğini öğrenince kendisine işkence ediyor, sürülmek istiyor. Fakat bu işkencenin hiçbir kısmı sahnede yapılmaz, sahnede şiddet gösterilmez.</p>
<p>İşte bu noktada Antik Roma dönemi farklılık göstererek Senekan ilkeleriyle farklılık göstermiştir. Şiddet sahnede gösterilir. Trajedi kahramanı kibirinden değil, kendisinden öte ya da kendisiyle eş bir güce meydan okuduğu için düşüş yaşar. Aynı zamanda Yunan oyunlarının prensiplerinde doğaüstü faktörler asla barındırılmazken, Roma&#8217;da bu sıkça kullanılır. Ancak Roma&#8217;lılar, Yunanlılara nazaran daha çok pratik sanatlarla yöneldiğinden bu dönemde drama ve trajedi yerine, komedi ve fars (basit komedi) üstünlük kazanmıştır.</p>
<p>Bu iki çağda da dini inancın çok tanrılı olmasından dolayı, tek tanrılı inancın yaygınlaşmasından sonra Avrupa tiyatrolarında düşüş yaşanmıştır. Fakat kilise bunu yasaklamasına rağmen litürjik (ayinsel) ibadetlerinde ironik bir şekilde tiyatro gösterilerine ev sahipliği yaparak yeniden doğuşuna yol açmıştır. Ortaçağ&#8217;da alegorik karakterlerle dini mesaj verip halkı eğitmede kullanılan drama, Rönesans&#8217;ta halk tarafından büyük bir ilgiye talep edildiğinden tekrar yükselişe geçmiştir. Rönesans&#8217;ı doğuran İtalya, tiyatro konusunda Yunanlıların yapıtlarını esas alıp onların izinden giderken, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri Roma döneminin ilkelerini takip etmiştir.</p>
<p><strong>Özetlersek;</strong></p>
<p>Günümüzde halen daha çok büyük bir sanatsal dilime sahip olan tiyatronun ortaya çıkışı ele alınmıştır. Doğuşundan sonra gelişiminin nasıl olduğu, bu gelişimi sağlayan faktörler nelerdi, gelişimin oluştuğu kültürler hakkında kısa bir inceleme yazısıdır. Antik Yunan dönemiyle toplumda ivme kazanıp bunu Roma kültüründe de devam ettiren drama, trajedi türlerinin yanı sıra komedi türünün ortaya doğuşu, içeriği ve de altyapısı ele alınmıştır. Dönemlerde tiyatroda ne gibi faktörler ön plandaydı, hangi işlevde tiyatro oyunları topluma sunuluyordu ve düşünürlerin yaptığı yorumlar yazı da açıklanmıştır. Bunların yanı sıra yazar-eser örneklerine de yer verilmiştir. Ayrıca, Antik Yunan&#8217;da doğup diğer kültürlere uzanan drama tarihinin, farklı kültürlerde gösterdiği değişiklikler de ele alınmıştır. Bu dönemlerin, özellikle Roma İmparatorluğu&#8217;nda farklılık gösteren prensiplerin yanında, oyun türünde de farklı türlere kapılar aralanmıştır. Oyunlarda işlenen olay ve karakterlerin temel özellikleri ve trajediyi trajedi yapan önemli faktörler (terimler) açıklanmış ve bu karakterlerin türden türe ne gibi farklılıklar gösterdiği incelenmiştir. Antik dönemden alınan gelenekler yeniden doğuş dönemi olan Rönesans&#8217;ta hangi ülkede, ne gibi düzenle sunulduğu hakkında ufak bir bilgiyle yazı tamamlanmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/">Antik Yunan ve Roma Dramaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1272</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beyaz Zeminli Lekythosların Mezarlık Alanlarında Kullanımı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Dec 2015 13:44:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Gonca Tutuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[antika vazo]]></category>
		<category><![CDATA[Arkaik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Attika]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz zeminli lekythos]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze törenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ekphora]]></category>
		<category><![CDATA[Geometrik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Herodot]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Kunsthistorisches Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[lekythos]]></category>
		<category><![CDATA[mezar dikitleri]]></category>
		<category><![CDATA[mezar stelleri]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Prothesis]]></category>
		<category><![CDATA[vazo]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan sanatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1208</guid>
				<description><![CDATA[<p>Lekythoslar Antik Çağ’da yaygın olarak kullanılan bir kap türüdür.&#160; Lekythos, Yağ ve/veya parfüm gibi kıymetli sıvıları koruyan, testi formlu kaplardır. Dar boyunlu ve tek dikey kulpludur. Özel ağız/dudak yapısı sıvının boşaltılması sırasında kaybını önleyecek şeklide tasarlanmıştır. İçeriği nedeni ile mezar hediyesi olarak sıklıkla kullanılmıştır. İki temel tipinden biri kısa ve kürevi diğeri ise silindirik gövdelidir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/">Beyaz Zeminli Lekythosların Mezarlık Alanlarında Kullanımı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Lekythoslar Antik Çağ’da yaygın olarak kullanılan bir kap türüdür.&nbsp; Lekythos, Yağ ve/veya parfüm gibi kıymetli sıvıları koruyan, testi formlu kaplardır. Dar boyunlu ve tek dikey kulpludur. Özel ağız/dudak yapısı sıvının boşaltılması sırasında kaybını önleyecek şeklide tasarlanmıştır. İçeriği nedeni ile mezar hediyesi olarak sıklıkla kullanılmıştır. İki temel tipinden biri kısa ve kürevi diğeri ise silindirik gövdelidir. Bodur lekyhtos denilen çeşidine M.Ö. 5. Yüzyılın ikinci yarısı ile M.Ö. 4. Yüzyılda çok rastlanır. M.Ö. 5. ve 4. yüzyılda yaygın kullanımı dışında mezar hediyesi ve mezar belirteci olarak kullanılmıştır</p>
<p>İncelenen bazı yayımlarda bu lekythosların sadece mezar hediyesi veya mezar belirteci olarak kullanıldığı öne sürülmektedir. Arkeolojik veriler ve diğer farklı yayımlar da dikkate alındığında aslında bu lekythosların hem dönemsel hem de işlevsel olarak farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Mezar hediyesi olarak kullanılan lekythoslar terracottadan ve üzerinde ölümle ilişkili sahneler yer alan kaplardır. Geniş beyaz zeminli lekythoslar ise hem boyut hem materyal açısından terracotta lekythoslardan farklıdır. Bu lekythoslar genellikle taş veya mermerden üretilmiş olup mezar belirteci olarak kullanılmışlardır.</p>
<figure id="attachment_1213" aria-describedby="caption-attachment-1213" style="width: 378px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg" rel="attachment wp-att-1213"><img class=" td-modal-image wp-image-1213 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg?resize=378%2C145" alt="Resim 1: Keremeikos’taki lekythosların gelişimi" width="378" height="145" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg?w=378&amp;ssl=1 378w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Keremeikos’taki-lekythosların-gelişimi.jpg?resize=300%2C115&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1213" class="wp-caption-text">Resim 1: Keremeikos’taki lekythosların gelişimi</figcaption></figure>
<p><strong>Kısa Araştırma Tarihi</strong></p>
<p>18 . yy‘da yapılan çalışmalarının başlıcaları; Baron Steckelberg (Die Graeher der Hellenen 1837 ), O. Benndorf “ Griechische und stilische Vasenbilder 1868-83), C.Robert “ Thanatos” (1879), O.Waser “ Charon” ( 1898 ), E. Pottier, Etudes sur les lecythes blancs Attiques a representation funeraire (1883).</p>
<p>18 . ve 20. yy’da yapılmış çalışmalar; R.C Bosanquet “ Journal of Hellenistic Studies&nbsp; (1896-1899 ), A. Fairbanks ,Athenian White lekythoi (1907-1914), Beazley, Attic Red Figure Vase –Painter(1915), W.Riezler,Weissgrundige&nbsp; attische&nbsp; Lekythen (1914 ), D.C Kurtz&nbsp; Athenian White Lekythoi (1975 ),&nbsp; Lexicon Iconographicum Mythologiae “ N.Nakayama (1982) , Şahin N. Beyaz Lekythos’lar ışığında Klasik Devirde Atina’da Ölüm &nbsp;İkonoğrafisi ve Ölü Kültü (1996), U.Koch-Brinkmann ,Polychrome Bilder&nbsp; auf weissgrundigen Lekythen (1999).</p>
<p>Beyaz Zeminli Lekythoslar ve Mezarlık Alanlarında Kullanılmaları</p>
<p>Antik Yunan Cenaze törenlerine ilişkin işlemler dört aşamadır ve şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>Soma&#8217;nın hazırlanması</li>
<li>Prothesis</li>
<li>Ekphora</li>
<li>Soma&#8217;nın mezara konuşudur<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> .</li>
</ul>
<p>Bu işlemler içinde en önemli olanı mezarlar ve mezar stelleri/dikitleridir. Mezar işareti olarak en erken sayılabilecek örnekleri M.Ö. 10. ve 8. yüzyıllar arasına tarihlenen Geometrik Dönem Attika mezar stelleri kabaca işlenmiş bloklar halindedir. Bu blokların yanında nadiren bulunan geniş vazolar libasyon için kullanılmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> . Atina, Eleusis ve Thera’da Geometrik ve Erken Arkaik Dönem’e ait nekropollerde yapılan araştırmalar sonucu bulunan kabaca işlenmiş ve şekilsiz çok sayıdaki mezar taşından, mezar stellerinin kronolojik bir sıralamaya girmeye başladığı görülür<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> . Bu örnekler ya hiç çalışılmamış veya kabaca çalışılmıştır. Bunlar, dikdörtgen formlu olup yükseklikleri genellikle 50 cm ile 100 cm arasında değişmektedir.</p>
<figure id="attachment_1210" aria-describedby="caption-attachment-1210" style="width: 264px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi.jpg" rel="attachment wp-att-1210"><img class=" td-modal-image wp-image-1210 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi-264x300.jpg?resize=264%2C300" alt="Resim 3: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın ve adam kalathos ve diphros ile taçlandırılmış sütünun yanında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3746" width="264" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi.jpg?resize=264%2C300&amp;ssl=1 264w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Beyaz-zeminli-lekythos-taklidi.jpg?w=266&amp;ssl=1 266w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1210" class="wp-caption-text">Resim 3: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın ve adam kalathos ve diphros ile taçlandırılmış sütünun yanında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3746</figcaption></figure>
<p>Arkaik Dönemde ise John Boardman “Yunan Sanatı” adlı kitabında, erken tarihli dev boyutlu kouroslar mezar işareti olarak mezarlıklarda yer almış ve ölüye ait bilgiler heykellerde ya da kourosların kaideleri üzerinde yer alan yazıtlarda belirtilmiştir. Dolayısıyla bu heykeller yaş veya meslek<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> gözetilmeden idealize edilmiş figürlerdir şeklinde ifade etmiştir.</p>
<p>Klasik dönemde ise, hem Solon<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>’un uyguladığı toplumsal reformlar hem de Atina’nın Pers istilasından sonra yeniden inşa süreci, mezarlık alanlarında bazı değişmelere sebep olmuştur. İncelenen bir makalede<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a>&nbsp; M.Ö. 5. yüzyıl mezarları hakkındaki şu görüş dikkat çekici olmuştur: M.Ö. 487-480 yılları arasındaki bir tarihte Atina&#8217;da mezarların yerlerini belirlemek üzere mezar belirteci (stel) dikilmesi Solon tarafından yasaklanmış ve bu yasaklama yaklaşık 60 yıl sürmüştür.</p>
<p>Kuşkusuz mermerin daha kısıtlı kullanılmasına yönelik olan bu yasak, Atina vatandaşlarını ve sanatkârlarını mezar dikitlerine bir alternatif oluşturabilecek mezar işareti bulma gibi bir sorunla karşı karşıya getirmiştir<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> . Herodot’un Solon ile ilgili yazdığı metinde; Atinalılar onun kendilerine yasalar yapmasını istemişler, o da bu yasaları yayımlamış, sonra dünyayı göreceğim diyerek, on yıllık bir yolculuk için denize açılmıştır. Aslında koyduğu yasaların kaldırılmasını istemediği için gitti. Çünkü Atina halkı bunu kendiliğinden yapamazdı. Solon, yasalarını on yıl uygulamak için büyük yemin etmişti diye ifade eder<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a>.</p>
<figure id="attachment_1219" aria-describedby="caption-attachment-1219" style="width: 158px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müzesi’nde-bulunan-bir-örnek.png" rel="attachment wp-att-1219"><img class=" td-modal-image wp-image-1219 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müzesi’nde-bulunan-bir-örnek.png?resize=158%2C290" alt=" Resim 8: Metropolitan Müzesi’nde bulunan bir örnek" width="158" height="290" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1219" class="wp-caption-text">Resim 8: Metropolitan Müzesi’nde bulunan bir örnek</figcaption></figure>
<p>Lekythoslar Antik Çağ’da yaygın olarak kullanılan bir kap türüdür.&nbsp; Lekythos: Yağ ve/veya parfüm gibi kıymetli sıvıları koruyan, testi formlu kaplardır. Dar boyunlu ve tek dikey kulpludur. Özel ağız/dudak yapısı sıvının boşaltılması sırasında sıvı kaybını önleyecek şeklide tasarlanmıştır. İçeriği nedeni ile mezar hediyesi olarak sıklıkla kullanılmıştır. İki temel tipinden biri kısa ve kürevi diğeri ise silindirik gövdelidir<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a> . Yunan vazoları standart biçimde dağıtım, tüketim, taşıma, katı ve sıvıların her ikisinin de depolamak için üretilmişlerdir.</p>
<p>Cenaze törenlerinde lekythoslar bilinen örneklerdir. Antik Yunanistan’da Prothesis esnasında ölü beden,&nbsp; parfümlü yağlarla yağlanırdı. Mezar alanlarında ağıtçılar aynı zamanda sıvı libasyon olarak yağları dökerlerdi ve mezarın yanına mezar sunusu olarak lekythosları koyarlardı. Antik Yunan vazo boyaları, tasvirlenen cenaze sahnelerinde sıklıkla lekythosların mezar işaretçisi olarak koyulduğunu gösterir ve arkeolojik kazılar bunu onaylar. Çünkü lekythosların Yunan cenaze ritüellerindeki ilk rolü, lekythosun ölüm ve gömünün işaretçisi olmasıdır. Atina’da 5. ve 4. yüzyıllarda,&nbsp; lekythosların geniş taş replikaları ve taş rölyefli heykelleri mezar işaretçisi olarak kullanıldı.</p>
<figure id="attachment_1216" aria-describedby="caption-attachment-1216" style="width: 264px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745.jpg" rel="attachment wp-att-1216"><img class=" td-modal-image wp-image-1216 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745-264x300.jpg?resize=264%2C300" alt="Resim 2: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın himation bohçasını hizmetçisine veriyor. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3745" width="264" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745.jpg?resize=264%2C300&amp;ssl=1 264w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3745.jpg?w=266&amp;ssl=1 266w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1216" class="wp-caption-text">Resim 2: Beyaz zeminli lekythos taklidi: Bir kadın himation bohçasını hizmetçisine veriyor. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3745</figcaption></figure>
<p>M.Ö. 6. yüzyılın ortasından 5. yüzyılın sonuna kadar, Attika mezarları gitgide artarak beyaz zeminli lekythoslarla döşenmiştir. Lekythoslarlar Attika’da en popüler mezar hediyesi olmuştur. Arkeolojik kanıtlar, bu lekythosların sadece mezar kapları değil, mezarın içinde ve üzerinde depolandığını aynı zamanda cenaze ateşi için yakıldığını öne sürmektedir.&nbsp; Yaklaşık M.Ö. 430’dan itibaren geleneksel terrakotta lekythoslar mermerden yapılmaya başlandı. M.Ö. 5. yüzyılın sonuna doğru beyaz zeminli lekythosların üretimi durmaya başladı. Terracotta vazolar mezar sunusu olarak kullanılmaya devam etti fakat mermerin dayanıklılığı mezar işareti olarak kullanıldı. Mermer rölyef geleneği M.Ö. 6. yüzyılın erken dönemlerinden beri Attika mezarlarında bulunmaktaydı. Stel gibi, bu mermer lekythoslar da alçak kabartma figürlüdür. Mermer lekythosların ikincil kullanımı M.Ö 350lerin sonuna doğru olmuştur. Mermer mezar rölyeflerinin üretimi, M.Ö. 4. yüzyılın sonlarında M.Ö. 317-307 de Atina valisi Demetrios Poliorketes’e kadar devam etmiştir. Demetrios Poliorketes giderlere ait bir kararnameyle müsrifliğe son vermiştir <a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a>.</p>
<p>Kısacası Beyaz Zeminli Lekythoslar, Klasik Dönemin en iyi temsilcileridir <a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a>. Lekythoslar, Attika’da M.Ö. 5. yüzyılda yeni bir kullanım alanı bulmuşlar ve mezarlarda farklı işlevsel özellikler kazanmışlardır. Özellikle beyaz zeminli lekythoslar M.Ö. 440-430 yıllarında çok sayıda yapılmışlardır. Bodur lekyhtos denilen çeşidine M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısı ile M.Ö. 4. yüzyılda çok rastlanır<a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> .</p>
<figure id="attachment_1218" aria-describedby="caption-attachment-1218" style="width: 95px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek.png" rel="attachment wp-att-1218"><img class=" td-modal-image wp-image-1218 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek-95x300.png?resize=95%2C300" alt="Resim 9: Metropolitan Müze’sinde bulunan bir örnek" width="95" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek.png?resize=95%2C300&amp;ssl=1 95w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Metropolitan-Müze’sinde-bulunan-bir-örnek.png?w=96&amp;ssl=1 96w" sizes="(max-width: 95px) 100vw, 95px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1218" class="wp-caption-text">Resim 9: Metropolitan Müze’sinde bulunan bir örnek</figcaption></figure>
<p>Kristine Gex “Athens and Funerary Lekythos” isimli makalesinde Kerameikos lekythoslarını, M.Ö. 5. Yüzyıl içindeki gelişimini sınıflandırmıştır <a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a> (resim 1) .</p>
<p>Yapılan araştırmalar sonucunda M.Ö. 5. yüzyıl lekythosların bazı çeşitlerinin mezar hediyesi,&nbsp; bazılarının ise mezar işareti olarak kullanıldığı görülmektedir. Mezar hediyesi olarak kullanılan lekythoslar hakkında Elisabeth Trinkl tarafından yapılan bir araştırmada, Prokesch von Osten tarafından toplanan Viyana’daki Kunsthistorisches Müzesi’nde sergilenen 4 adet beyaz zeminli lekythos&nbsp; IV 3745 (Resim 2) , IV 3746 (Resim 3), IV 3743 (Resim 4), IV 3744 (Resim 5) örneği verilmiştir. Beyaz zemin tekniği, karakteristik mezar vazolarında kullanılmıştır. Tasvirlenen resimler sıklıkla cenaze hediyesi olarak verilen vazoların fonksiyonuyla yazar tarafından ilişkilendirilir<a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a> .</p>
<p>Resim 3’deki tasvir, doğrudan Yunan mezar ayinleriyle ilişkilidir. Beyaz zeminli lekythoslar üzerindeki sütunların tasviri genellikle mezar steli olarak tanımlanır. Bununla birlikte mezar stelleri genellikle daha büyük, sıklıkla palmet ve üçgen biçimi taçlandırılarak tasvir edilir. Aynı zamanda sütünların tepesindeki kalathos ve diphros diğer çeşitli lekythoslardaki mezar stellerinin tasviriyle eşleşmez.&nbsp; Fakat onlar, kadınların konteksinde, benzer bir şekilde basamaklı zeminin önündeki plemochoeye işaret eder. Resim 3’deki sütun bütün mezarı temsil eder ve stelin sadece kendisi değildir; kalathos, diphros ve plemochoe, açıkça bir kadına ait ölü kişinin mezar ayini sırasında anı için depolanmaktadır.</p>
<figure id="attachment_1214" aria-describedby="caption-attachment-1214" style="width: 120px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743.jpg" rel="attachment wp-att-1214"><img class=" td-modal-image wp-image-1214 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743-120x300.jpg?resize=120%2C300" alt="Resim 4: Beyaz zeminli lekythos: Bir genç adam lyra taşıyan bir çocuğun eşlik ettiği üç figürlü sahnede ortada durmaktadır. Charon karşı tarafta kayığında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3743" width="120" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743.jpg?resize=120%2C300&amp;ssl=1 120w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3743.jpg?w=121&amp;ssl=1 121w" sizes="(max-width: 120px) 100vw, 120px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1214" class="wp-caption-text">Resim 4: Beyaz zeminli lekythos: Bir genç adam lyra taşıyan bir çocuğun eşlik ettiği üç figürlü sahnede ortada durmaktadır. Charon karşı tarafta kayığında durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3743</figcaption></figure>
<p>Özellikle bu dört lekythosun üzerindeki tasvirlerin bazıları, bu vazoların cenaze hediyesiyle ilişkisini göstermektedir.&nbsp; Aynı zamanda bu iyi korunmuş dört vazo, mezar konteksinde bulunmuştur. Resim 2 ve Resim 3’ deki tasvirler, bir kadının cenaze törenine ait iken, diğerleri (Resim 4 ve Resim 5) erkek gömüsüne işaret eder.</p>
<p>Bugün, Viyana Kunsthistorisches Müzesi’nde korunan bu dört beyaz zeminli lekythos Gropius tarafından bu bölgede 1819’da kazılmıştır. İkonografik kanıtlar temelinde bu vazoları, iki kişisel mezar veya bir çiftin tek bir mezarının gömü hediyesi olarak yorumlamaktayız <a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a>. Cenaze Lekytosları dönemi; uzun silindirik vazo imajıyla, beyaz zeminde yapılan resimlerle ortaya çıkmıştır, Klasik Dönemde Atina’da temsilcileri bulunmaktadır<a href="#_ftn16" name="_ftnref16">[16]</a> .</p>
<p>John H. Oakley&nbsp; lekythoslarla ilgili çalışmasında, 5. yüzyıl Atina mezarları ve mezarlara sunu olarak götürülen Atina vazoları üzerinde&nbsp; prothesis sahnesine dikkat çekmiştir.&nbsp; Atina’da M.Ö. 560’tan 5. yüzyılın sonuna kadar lekythoslar çok popüler mezar hediyesidir.</p>
<p>Erken gömülerde aryballosun yerini almıştır. Çok renkli beyaz lekythoslar ilk olarak Atina, Attika ve Eretria’daki kadın ve erkeğin her ikisine de ait mezarlardan ele geçmiştir. Mezarlarda bulunan eşyalar, onların cinsiyetini belirlemeye yetmemektedir. Oakley, aynı zamanda beyaz lekythosların,&nbsp; gömülerde genellikle üç veya daha fazla vazodan oluştuğunu belirtir. Oakley’in tanımlamaları daha önce yazılmış siyah figürlü beyaz zeminli lekythoslar ile çok renkli tasvirleri açıklayan yayımlardan farklıdır ve Oakley’in tahminine göre çok renkli lekythoslara veya konturlere sahip klasik mezarların yüzde 12’si, M.Ö. 470-400 arasındadır. Gerçekte bu yüzdelik daha az olmalıdır, çünkü mezar eşyası bulundurmayan mezarların tarihlendirilmesi (resim 6) zordur&nbsp; <a href="#_ftn17" name="_ftnref17">[17]</a>.</p>
<p>M.Ö. 500 civarında mezar eşyası olarak kullanılan silindirik lekythosların yerini bodur lekythoslar almaya başlamıştır. M.Ö. 5. yüzyılın ikinci çeyreğinde bodur lekytoslar yine mezar eşyası olarak kullanılan unguentariaların yerini almışlardır <a href="#_ftn18" name="_ftnref18">[18]</a>.</p>
<figure id="attachment_1215" aria-describedby="caption-attachment-1215" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744.jpg" rel="attachment wp-att-1215"><img class=" td-modal-image wp-image-1215 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744-300x290.jpg?resize=300%2C290" alt="Resim 5: Beyaz zeminli lekythos: Önünde kayığında duran Charon’un eşlik ettiği genç bir adam durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3744" width="300" height="290" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744.jpg?resize=300%2C290&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Kunsthistorisches-Müzesi-Viyana-IV-3744.jpg?w=312&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1215" class="wp-caption-text">Resim 5: Beyaz zeminli lekythos: Önünde kayığında duran Charon’un eşlik ettiği genç bir adam durmaktadır. Kunsthistorisches Müzesi, Viyana IV 3744</figcaption></figure>
<p>5 . Yüzyılın ilk yarısı sırasında Atina vazolarının şekli astarlı beyazdı ama 5. yüzyılın ikinci yarısında beyaz astarın kullanımı lekythoslara ikonografi ve aynı zamanda cenaze sahnesi gibi geniş bir sınırlama getirdi. Bazı beyaz lekythoslar kullanılmaktan çok görülmek için yapılmışlardır. Bu lekythosların tasvir ettiği çağdaş cenaze törenleri için oldukça önemlidir <a href="#_ftn19" name="_ftnref19">[19]</a>.</p>
<p>Arkeolojik verilere dayanarak lekythosların mezar işareti olarak kullanıldığı da tespit edilmiştir. Fakat bunların mezar hediyesi olarak kullanılan beyaz zeminli lekythoslardan temel farkı boyutu ve cinsidir. Malzeme olarak genellikle dayanıklı malzeme olan taş ve mermer tercih edilmiştir. Ortalama boyutları ise; 50 ile 160 cm arasında değişmektedir.</p>
<figure id="attachment_1212" aria-describedby="caption-attachment-1212" style="width: 180px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos.jpg" rel="attachment wp-att-1212"><img class=" td-modal-image wp-image-1212 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-180x300.jpg?resize=180%2C300" alt="Resim 10: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi" width="180" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos.jpg?resize=180%2C300&amp;ssl=1 180w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos.jpg?w=181&amp;ssl=1 181w" sizes="(max-width: 180px) 100vw, 180px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1212" class="wp-caption-text">Resim 10: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi</figcaption></figure>
<p>Lana Michelle Georgiou’nun çalışmasında ise; Geniş Beyaz Zeminli Lekythos Grubu’ndan bahsetmiştir. Bunlar mezar lekythoslarının son grubudur (M.Ö. 410-400).&nbsp; Bu lekythoslar tamamen taştan yapılmıştır(seramik taklidi) ve yüksekliği bir metrenin üzerine ulaşabilir. Bu lekythosların, gövde ve omuzları sadece beyaz astar ile kaplıdır. Bu yüzyılın vazolarından farklı olarak tamamen beyaz astarla kaplıdır. Bu kocaman vazolar üzerinde kendi dönemlerinde kullanılan resimli dekorasyon stili, duvar- panel resmi olarak (Resim 7)&nbsp; uyarlanmıştır<a href="#_ftn20" name="_ftnref20">[20]</a>. Metropolitan Müzesi’nde bulunan bir örnekte bunu net bir şekilde görebiliriz (Resim 8).&nbsp; Bu mermer Lekythos’un Klasik Dönem’de M.Ö. 400-390’a tarihlenmiştir ve Attik- Yunan vazosudur. Pantelik mermerinden yapılmıştır. Yüksekliği 157.5 cm’dir. Üzerindeki alçak kabartmada ise üç figür tasvir edilmiştir. Bunlardan ikisi ayakta diğeri ise ortada, klismosta oturmaktadır. Ayakta duran genç Kallisthenes, ortada oturan sakallı adam ile el sıkışmaktadır. Sakallı adamın arkasında eli çenesinde ayakta duran kadın tasviri bulunmaktadır (resim9). Bu lekytos boyutları ve mermer malzemesi nedeniyle mezar belirteci olarak kullanıldığı bilinmektedir<a href="#_ftn21" name="_ftnref21">[21]</a> .</p>
<p>Geniş Beyaz Zeminli Lekythos Grubu’nundaki bir ünik parçada bunun dışında etkiler görülür. Bu lekythoslar tamamen beyaz astarlı değildir. Normal ölçülü beyaz zeminli lekythosların, geleneksel şerit elementlerinden yoksun ve çok geniştir. Bu lekythoslar sadece diğer çeşitleri (resim 10) gibi geleneksel değildir <a href="#_ftn22" name="_ftnref22">[22]</a> .</p>
<figure id="attachment_1211" aria-describedby="caption-attachment-1211" style="width: 182px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi.jpg" rel="attachment wp-att-1211"><img class=" td-modal-image wp-image-1211 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi-182x300.jpg?resize=182%2C300" alt="Resim 7: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi" width="182" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi.jpg?resize=182%2C300&amp;ssl=1 182w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/Büyük-Lekythos-Metropolitan-Müzesi.jpg?w=184&amp;ssl=1 184w" sizes="(max-width: 182px) 100vw, 182px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1211" class="wp-caption-text">Resim 7: Büyük Lekythos, Metropolitan Müzesi</figcaption></figure>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Çeşitli yayınlar incelenip, arkeolojik verilerle desteklendiğinde çıkan sonuç;&nbsp; Klasik Dönem’de lekytosların sadece mezar belirteci olarak kullanılmayıp, mezar hediyesi ve mezar belirteci için de kullanıldığını göstermiştir. M.Ö. 5. yüzyılda yaşanan sosyal değişikler, mezar alanlarında bazı problemleri de beraberinde getirmişse bile bu dönem lekythoslarının hepsine mezar belirtici demek yanıltıcı olacaktır.</p>
<p>Bu inceleme sonucunda mezar alanları ile ilgili iki farklı işlevli lekythos tespit edilmiştir. Bunlar,&nbsp; mezar eşyası olarak kullanılan terakotta lekythoslar ve geniş gövdeli beyaz zeminli lekythoslardır. Kendi aralarındaki ayrımı belirleyen ise boyutları ve yapıldıkları materyallerdir. Özellikle mezar eşyası olarak kullanılan lekythoslar terakottadan üretilmiş ve boyutları asıl amaçlarına ( kozmetik malzeme ve yağ) uygun şekilde yapılmışlardır.&nbsp; Mezar hediyesi ve libasyonda kullanılan terrakotta lekythoslar üzerindeki betimlerden, o dönemde mezar kültürünün yansımalarını ve tören adetlerini gözler önüne serer. Betimlerden anlaşılacağı üzere mezarlar, çok gösterişli olmayan basamakların bulunduğu sade mezar alanı şeklindedir. Bu betimlerde henüz mezar belirteci olarak kullanılan lekythoslara rastlanmamıştır. Lekythoslar daha çok basamaklı kaide üzerinde küçük boyutlu sunu veya eşya olarak kullanılmış ve tasvir edilmiştir. Bu malzemelerin dayanıksızlığından dolayı mezar belirteci olarak kullanılması pek mümkün görülmemektedir.</p>
<p>Geniş gövdeli beyaz zeminli lekythoslar, M.Ö. 5. yüzyılın son çeyreğinde taş ve mermer malzemeli olup hem dayanıklılığı hem de diğer lekythoslara oranla daha yüksek olmasından dolayı mezar belirteci olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu lekythoslar terrakottaların aksine taş rölyef geleneğini devam ettirmişlerdir. Bu taş rölyeflerin üzerindeki betimlerde yine ölüm ve ölüye ilişkin sahneler görülmektedir.</p>
<figure id="attachment_1209" aria-describedby="caption-attachment-1209" style="width: 225px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği.jpg" rel="attachment wp-att-1209"><img class=" td-modal-image wp-image-1209 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği-225x300.jpg?resize=225%2C300" alt="Resim 6: Mezar işareti olarak kullanılan beyaz zeminli Lekythos örneği, Metropolitan Müzesi" width="225" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/beyaz-zeminli-Lekythos-örneği.jpg?w=226&amp;ssl=1 226w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1209" class="wp-caption-text">Resim 6: Mezar işareti olarak kullanılan beyaz zeminli Lekythos örneği, Metropolitan Müzesi</figcaption></figure>
<p>Bu iki tür de ölüm kültüyle ilişkilidir fakat kullanım amacı açısından birbirinden ayrılır. Bugüne kadar bu iki türün de ya mezar hediyesi ya da mezar belirteci olarak kullanıldığına dair yayımlar bulunmaktadır. Fakat yapılan çalışmalar ve yayımlar dikkate alındığında her ikisinin de mezarlarda kullanıldığı fakat hem dönemsel olarak hem de işlevsel olarak birbirinden ayrıldığı görülmektedir. Klasik Dönem’de popüler olup üretimi artan bu kaplar Klasik Dönem’den sonra üretiminde azalma görülmüştür.</p>
<p>Bu makale <strong>Gonca Tutuk</strong> ve <strong>Refika Selin Bilgiç</strong> tarafından beraber hazırlanmıştır.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>BOARDMAN John, Yunan Sanatı, Homer Kitabevi, İstanbul, 2005.</p>
<p>COHEN Beth, The Color of Clay, J. Paul Getty Museum Publications, Los Angeles,&nbsp; 2006.</p>
<p>DELEMEN İnci- ÇOKAY KEPÇE Sedef, Yunan Ve Roma Kap Formları Sözlüğü, T.E.B.E. Yayınları, İstanbui, 2009.</p>
<p>Department of Classical Studies and MA Program in Ancient Greek and Roman Studies, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), 2014.</p>
<p>Ferdane Elif Zengin,&nbsp; Antik Yunan Seramiklerinde Çömlekçilik Konulu Sahneler, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalı Yüksek Lisans Tezi, ( Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) , İzmir, 2007.</p>
<p>GEORGIOU Lana Michelle, Intimate Death: The Brandeis Fifth-Century Athenian Lekythos Evolution of Form, Ritual Practices and Use, Brandeis University, The Faculty of the Graduate School of Arts and Sciences</p>
<p>GEX Kristine, “Athens and the Funerary Lekythos”,&nbsp; ed.&nbsp; Panos Valavanis &#8211;&nbsp; Eleni Manakidou,, Essays On Greek Pottery And Iconography ın Honour of Profesor MıchalisTiverios,&nbsp; University Studio Press, Thessaloniki, 2014.</p>
<p>HERODOTOS, Tarih, Kültür Yayınları, İstanbul, 2010.</p>
<p>KNUD Johansen Friis, The Attic Grave-Reliefs of the Classical Period, E. Munksgaard , Copenhagen, 1951.</p>
<p>KURTZ Donna C.,” Two Athenian White- Ground Lekythoi”, Greek Vases in the J. Paul Getty Museum: Volume 4 (OPA 5), The J. Paul Getty Museum, California, 1989.</p>
<p>MANSEL Arif Müfit, Ege ve Yunan Tarihi, TTK, Ankara,2011.</p>
<p>OAKLEY John H., Picturing Death in Classical Athens- The Evidence of the White Lekythoi, Cambridge University Press, Cambridge, 2004.</p>
<p>RHODES Robin F., Eclectic Antiquity the Classical Collection of the Snite Museum of Art, University of Notre Dame, Indiana, 2010.</p>
<p>RICHTER Gisela M. A., “An Athenian Gravestone”, Metropolitan Sanat Müzesi Bülteni Yeni Serisi, Vol. 5, No. 7, Metropolitan Museum of Art Bulletin, 1947.</p>
<p>ŞAHİN Nuran , “Beyaz Lekythoslar Işığında Klasik Devirde Atina’da Ölüm İkonografisi ve Ölü Kültü”, Arkeoloji Dergisi IV, İzmir, 1993.</p>
<p>TRINKL Elisabeth, “Hidden Treasures – Four White Ground Lekythoi of the Collection of Count Anton Prokesch Von Osten in the Kunsthistorisches Museum Wien”, Bolletino Di Archeologia On Line, Roma, 2010.</p>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Nuran&nbsp; Şahin, “Beyaz Lekythoslar Işığında Klasik Devirde Atina’da Ölüm İkonografisi ve Ölü Kültü”, Arkeoloji Dergisi IV, İzmir 1993, s.143.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Johansen Friis Knud, The Attic Grave-Reliefs of the Classical Period, E. Munksgaard , Copenhagen, 1951, s. 69.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Knud, a.g.e., s. 65-66.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> John&nbsp; Boardman , Yunan Sanatı, Homer Kitabevi, İstanbul, 2005, s.83.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Solon; 594 yılında, Solon reformları uygulamaya kondu. Solon ilk iş olarak borçlarından dolayı özgürlüğünü kaybeden vatandaşların borçlarını sildi ve borç köleliğini yasakladı. Vatandaşların borç karşılığı olarak kendilerini, eş ve çocuklarını göstermelerini yasaklayıp, topraklarından ipoteği kaldırdı. Ticaret ve zanaatın gelişmesini destekleyip; ölçü ve tartıda standart sağladı. Solonun amacı toplumsal tabakalar arasında adaleti sağlamak ve özellikle alt ve üst tabaka arasındaki kutuplaşma ve çatışmaları önlemekti. Bu nedenle toplumsal ve ekonomik tabakaları gelirlerini temel alarak dört gruba ayırdı. En üst tabakada yıllık geliri 500 kile olanlar, onun altında yıllık geliri 300 kile olanlar, üçüncü tabakada 200 kilelikler ve son olarak en alt tabakada yıllık geliri 200 kileden daha az olanlar yer alıyordu. Bu ayrım soyluluğa göre değil yurttaşların servetlerin göre yapıldı. Yurttaşlar arasında tam bir eşitlik getirmese de, Solon yasalarının, zengin fakir arasındaki uçurumu ortadan kaldırmayı ve orta sınıfı güçlendirmeyi amaçladığı su götürmez bir gerçektir. En yoksul sınıf, bir çeşit ayrıcalık sayılan askerlik hakkından yoksun kalıyor, kamu görevlisi ve yönetici seçilemiyor ama vergi de vermiyordu. Bu sınıftan olanlara tanınan tek siyasal hak seçme hakkıydı . Ekonomik kalkınma için; buğday ihracının yasaklanması, zeytinyağıdan başka diğer bütün toprak ürünlerinin ihracının yasaklanması, Attika’da kullanılan Aigina para ve ölçü sisteminin yerine Evboia sisteminin kabul edilmesi, lüks tüketiminde kısıtlamalar başlıcalarıdır. Solon’un bütün bu reformlarında ahlak sorunlarına da önem vermiş, israf ve lüks hayatın önüne geçmek üzere bazı tedbirler almış olduğu bilinmekte ise de bu kanunların gerçekten Solon tarafından mı yapılmış, yoksa sonraları Solon’a mı atfedilmiş kesin olarak bilinmemektedir (Bknz; Arif Müfit Mansel, Ege ve Yunan Tarihi, TTK Ankara,2011, s,186).</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Şahin, a.g.m., s.143</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Şahin, a.g.m., s.143.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Herodotos, Tarih, Kültür Yayınları,İstanbul, 2010, 1. Bölüm-29 s. 18.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> İnci Delemen , Sedef Çokay- Kepçe , Yunan Ve Roma Kap Formları Sözlüğü, T.E.B.E. Yayınları, İstanbui, 2009, s.16-17.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Robin F. Rhodes, Eclectic Antiquity the Classical Collection of the Snite Museum of Art, University of Notre Dame, Indiana, 2010, s.23-33.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Kristine Gex, “Athens and the Funerary Lekythos”,&nbsp; ed.&nbsp; Panos Valavanis &#8211;&nbsp; Eleni Manakidou,, Essays On Greek Pottery And Iconography ın Honour of Profesor MıchalisTiverios,&nbsp; University Studio Press, Thessaloniki, 2014, s. 321.</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> Ferdane Elif Zengin, &nbsp;Antik Yunan Seramiklerinde Çömlekçilik Konulu Sahneler, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik Anasanat Dalı Yüksek Lisans Tezi, ( Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi) , İzmir, 2007, s.68.</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> Gex, a.g.m., s. 322.</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Elisabeth Trinkl, “Hidden Treasures – Four White Ground Lekythoi of the Collection of Count Anton Prokesch Von Osten in the Kunsthistorisches Museum Wien”, Bolletino Di Archeologia On Line, Roma, 2010, s. 135-141.</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Trinkl, a.g.m., s. 135-141.</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16">[16]</a> Gex, a.g.m.,&nbsp; s. 321.</p>
<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17">[17]</a> John H. Oakley, Picturing Death in Classical Athens- The Evidence of the White Lekythoi, Cambridge University Press, Cambridge, 2004, s. 9.</p>
<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18">[18]</a> Lana Michelle Georgiou, Intimate Death: The Brandeis Fifth-Century Athenian Lekythos Evolution of Form, Ritual Practices and Use, Brandeis University, The Faculty of the Graduate School of Arts and Sciences</p>
<p>Department of Classical Studies and MA Program in Ancient Greek and Roman Studies, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), 2014, s. 4.</p>
<p><a href="#_ftnref19" name="_ftn19">[19]</a> Donna C. Kurtz,” Two Athenian White- Ground Lekythoi”, Greek Vases in the J. Paul Getty Museum: Volume 4 (OPA 5), The J. Paul Getty Museum, California, 1989, S. 113-130.</p>
<p><a href="#_ftnref20" name="_ftn20">[20]</a> Georgiou, a.g.m., s. 5-7.</p>
<p><a href="#_ftnref21" name="_ftn21">[21]</a> Gisela M. A. Richter, “An Athenian Gravestone”, Metropolitan Sanat Müzesi Bülteni. Yeni Serisi, Vol. 5, No. 7, Metropolitan Museum of Art Bulletin, 1947, s. 179-184.</p>
<p><a href="#_ftnref22" name="_ftn22">[22]</a> Beth Cohen, The Color of Clay, J. Paul Getty Museum Publications, Los Angeles,&nbsp; 2006, s.237.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/">Beyaz Zeminli Lekythosların Mezarlık Alanlarında Kullanımı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/beyaz-zeminli-lekythoslarin-mezarlik-alanlarinda-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1208</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
