<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Yeliz Doğandemir &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/yesimdogrusoy/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jan 2019 14:23:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Saklandığım Sen</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/saklandigim-sen/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/saklandigim-sen/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 22 Jan 2019 06:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz Doğandemir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=16782</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bugün olabildiğince soğuğum, adeta kendime üşüyorum. Masanın başında sessizce oturmuş, karmakarış aklımın notalarında onu bulmaya çalışıyorum. Dilimin ucunda sanki varla yok arasında ama bulamıyorum. Derin bir nefes alıp, kesifleşmiş soluğumla pencereye doğru yürüyorum. Dışarıda yağmur yağıyor, sanki toprağı dövercesine şiddetli ve hırçın. Annemi hatırlıyorum bu hırçınlığın içinde bana hep gülümseyen annemi. Yüzü benim camdaki siluetim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/saklandigim-sen/">Saklandığım Sen</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün olabildiğince soğuğum, adeta kendime üşüyorum.
Masanın başında sessizce oturmuş, karmakarış aklımın notalarında onu bulmaya
çalışıyorum. Dilimin ucunda sanki varla yok arasında ama bulamıyorum. Derin bir
nefes alıp, kesifleşmiş soluğumla pencereye doğru yürüyorum. Dışarıda yağmur
yağıyor, sanki toprağı dövercesine şiddetli ve hırçın. Annemi hatırlıyorum bu
hırçınlığın içinde bana hep gülümseyen annemi. Yüzü benim camdaki siluetim gibi
bulanık, belirsiz. Neden bilmem onu düşünmek canımı acıtıyor.</p>



<p>&nbsp;Neden aklımın
her köşesinde aynı bilinmezlik ve aynı hiçlik kol geziyor. O hiçliğin içinde
kendime bakamıyorum. O, yabancı kim? soğuk, soluk biri kendinden göçmüş biri,
öyle ki kendini terk etmiş. Bu yer aklımın sınırlarında benimle oynarken ben
hala seni seviyorum. İçimde tek kalan duygu bu, adeta her şey ruhumdan
siliniyor. Bir tek sen silinmiyorsun. Seni öyle kazımışım ki içime, kimse
silemiyor. Bende kalan sen kimsin? Aşkını iliklerime kadar hissedebiliyorum.
Ama hissettiğimin kim olduğunu bulamıyorum. Bir şarkı gibi mırıldanıyorum seni,
sözleri olmayan bir şarkı gibi. </p>



<p>Melodisi aklımda gerisi, rüzgâr da savrulup giden kum
taneleri gibi. Saklandığım sen, sanki vazgeçiyorum. Yine bir avuç dolusu acı
içtim. Her an göz kapaklarım kapanabilir. Ölümde uyku kadar yakın, dudaklarımda
bir gülümseme, bu gülümseme son bir veda mı dersin ya da adı her neyse. Ey sen!
Ben bugün de çok üşüdüm. </p>



<p>Hemşire hızlı adımlar Aylin’e doğru yürüdü: “Aylin, ne
içtin sen böyle”, Aylin bedenin ağırlığını çoktan bırakmıştı bile. Öyle ki yere
düşüşü tüm odada bir çığlık gibi yankılandı. Sanatoryumun sessizliği, hemşire
ve doktorların ayak seslerinde telaşlı bir hal aldı. Odanın içinde korkulu
gözlerle dolu donuk ifadeler, hemşirelerin telkinleriyle dışarıya çıkarıldı. </p>



<p>Doktor, Aylin’e doğru eğilerek, yeşil gözlerini
araladı. Yüzünü ekşitip, etrafa talimatlar vermeye başladı. Bir taraftan da
hastanın duran kalbini çalıştırmak için uğraşıyordu. Sesler, çığlıklar bütün
odayı doldurup, günü örtene kadar devam etti. Sonra her şey ilk haline döndü.
Sesler sustu, insanlar silindi. Bir tek o dönemedi geriye. Sarı saçlarından bir
tutam, aralanmış yeşil gözlerinin üstüne düştüğünde yağmur kesildi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aylin o gün ölmedi. Sadece ölümünü
kurguladı. Çünkü bir tek o duygunun için de hatırlayabilirdi onu. Tıpkı elinde
şemsiye ile sanatoryumun çıkışına doğru yürürken, yağmurun kesildiğini
kurguladığı gibi kurgulamıştı onu.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/saklandigim-sen/">Saklandığım Sen</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/saklandigim-sen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">16782</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
