<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>S. Emre Özcan &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/semreozcan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 07:42:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Balıkesir&#8217;de Sıradan Bir Gün</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/balikesirde-siradan-bir-gun/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/balikesirde-siradan-bir-gun/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 02 Nov 2016 05:58:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[S. Emre Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5771</guid>
				<description><![CDATA[<p>Tolga’yla saat üç buçuk gibi Saffet Abi’de buluşacaktık. Burası liseden beri geldiğimiz, adını mekanın sahibinden alan çay eviydi. Çay evi deyip geçmek eksik olurdu, çünkü burası Balıkesirli gençlerin bir nevi buluşma yeriydi. Tolga’yla ne zaman görüşecek olsak bana buluşma saatiyle birlikte bu çay evinin ismini söyler (“On iki buçuk, Saffet”) ve buluşma saatinden 15-20 dakika [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/balikesirde-siradan-bir-gun/">Balıkesir&#8217;de Sıradan Bir Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Tolga’yla saat üç buçuk gibi Saffet Abi’de buluşacaktık. Burası liseden beri geldiğimiz, adını mekanın sahibinden alan çay eviydi. Çay evi deyip geçmek eksik olurdu, çünkü burası Balıkesirli gençlerin bir nevi buluşma yeriydi. Tolga’yla ne zaman görüşecek olsak bana buluşma saatiyle birlikte bu çay evinin ismini söyler (“On iki buçuk, Saffet”) ve buluşma saatinden 15-20 dakika önce buraya gelip meyveli sodasını içmiş olurdu. Ama bu seferki buluşmada söylediği saatten önce ilk defa Saffet Abi’de yoktu. Buluşma saati geldiğinde de ortalıklarda görünmedi. İki çayla beş sigara içtiğim 42 dakika boyunca da Tolga, Saffet Abi’ye gelmedi.</p>
<figure id="attachment_5775" aria-describedby="caption-attachment-5775" style="width: 680px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/saffetcan.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5775 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/saffetcan.jpg?resize=640%2C480" alt="Üçüncü çayı söylemek yerine -çay dağıtan çocuk demir tepsisiyle yanı başımda dolanıp duruyordu." width="640" height="480" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/saffetcan.jpg?w=680&amp;ssl=1 680w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/saffetcan.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5775" class="wp-caption-text">Üçüncü çayı söylemek yerine -çay dağıtan çocuk demir tepsisiyle yanı başımda dolanıp duruyordu.</figcaption></figure>
<p>Üçüncü çayı söylemek yerine -çay dağıtan çocuk demir tepsisiyle yanı başımda dolanıp duruyordu- Tolga’yı aramaya karar verdim. Hem daha önce niye aramamıştım ki, sanırım tek başıma çay sigara yapmak hoşuma gitmişti ama bir süreden sonra yalnızlığın verdiği hüzün duygusu sol yanıma doğru kan ponpalamaya başlamış, ben de durumun ciddiyetini kavramıştım. Bu acil durum alarmıydı, eğer biraz daha geç kalırsam yalnızlık beni esir alacak ve Tolga dahil başka hiç kimseyle görüşmek istemeyecektim. Akıllı telefonumun rehberinde hemen Tolga Balıkesir’i bulup yeşil arama tuşuna dokundum. Bir süre sonra telesekreterin mekanik ve halden anlamaz sesi duyuldu: “Aradığınız numaraya şu anda ulaşamıyor, lütfen daha sonra&#8230;” Kapattım. Daha sonra falan deneyemezdim. İnsan bir saat de bekletilmez ki kardeşim (halbuki bir saatin dolmasına daha 12 dakika vardı). Tabureyle aynı yükseklikteki küçük ahşap masaya iki çay parası bırakıp Şan’a doğru yürümeye başladım.</p>
<figure id="attachment_5774" aria-describedby="caption-attachment-5774" style="width: 680px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cay-evi-ve-arkadas-masasi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5774 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cay-evi-ve-arkadas-masasi.jpg?resize=640%2C853" alt="Şan Cafe ise Balıkesir gençlerinin ikinci uğrak yeriydi." width="640" height="853" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cay-evi-ve-arkadas-masasi.jpg?w=680&amp;ssl=1 680w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/cay-evi-ve-arkadas-masasi.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5774" class="wp-caption-text">Şan Cafe ise Balıkesir gençlerinin ikinci uğrak yeriydi.</figcaption></figure>
<p>Şan Cafe ise Balıkesir gençlerinin ikinci uğrak yeriydi. Saffet’de buluşma ritüelinden sonra doğruca buraya gelinir, batak ya da king atılırdı. Şan’da iki saat önce Saffet’de buluşmuş en az dört kişilik bir ekibin olduğuna emindim. Evet işte Ulaş’ın elindeki iskambil destesine masum ve düşünceli bakan yüzünü görmüştüm bile. Masum ve çocuk yüzü her zamanki Ulaş yüzüydü, düşünceli yüzünün nedeni ise king’de cezaya kalmış olmasıydı. Koz söyleme hakkı bitmişti, mecburen el almaz diyecekti ama elinde 3 as, 3 papaz, 2 de kız vardı. Bu son eldi ve batmaması için beşten fazla almaması gerekiyordu. Tolga karşıdan her zamanki neşeli tavrıyla seslendi: “Hadi kanka, bugün oynıcan mı?”. Ulaş elindeki kağıtlara bir daha baktı ve &#8230; bir dakika, az önce Ulaş’a kim seslenmişti? Başımı kaldırıp baktım: Tolga’ydı!</p>
<p>“Lan puşt, sen ne arıyon burda! Ben bir saattir seni bekledim ya Saffet’te&#8230;”</p>
<p>“Ya kanka ben seni yarım saat bekledim gelmedin, sen gelmeyince ben de Şan’a geçtim.”</p>
<p>“Nasıl bekledin pezevenk! Ben bir saattir ordayım!”</p>
<p>“Niye bir saattir ordasın ki?”</p>
<p>Tolga ağzımdan çıkacak her söz sanki bir kahkaha malzemesiymiş gibi dikkatle yüzüme bakıyordu.</p>
<p>“La oğlum sen üç buçukta buluşalım demedin mi?”</p>
<p>Evet, Tolga her kelimenin hakkını vererek tam 7 hayır 8 saniye boyunca aralıksız güldü.</p>
<figure id="attachment_5772" aria-describedby="caption-attachment-5772" style="width: 680px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/balikesir.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5772 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/balikesir.jpg?resize=640%2C360" alt="Balıkesir'de yaşamak..." width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/balikesir.jpg?w=680&amp;ssl=1 680w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/balikesir.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5772" class="wp-caption-text">Balıkesir&#8217;de yaşamak&#8230;</figcaption></figure>
<p>Ankara‘da makine mühendisliği okumanın verdiği özgüven ve kabalıkla esaslı bir küfür savurdum. 8 saniye nihayet dolmuştu. Tolga kendine gelip “Kanka ben sana iki buçuk da buluşalım diye mesaj attım ya sonra” dedi.</p>
<p>Doktor Yekta’nın karşısında oturan Anıl Can sözü aldı, cümlesini bitirdikten sonra onun da en az 5 saniyelik bir kahkaha patlatacağı belliydi: “Ya ben de diyorum Tolga niye bana durduk yere ‘İki buçuk, Saffet” diye mesaj attı”.</p>
<p>Ben hariç herkes yine kahkahalarla gülmeye başladı. Bu seferki tam 12 saniye sürdü. Eli 8 almış Ulaş bile kartları masaya koymuş katıksız gülüyordu.</p>
<p>“Hepinizin &#8230;” diye başlayan bir küfür daha savurdum. Bu sefer fazlasıyla hak ediyorlardı. Tolga’ya beni yarım saat bekleyip de neden aramadığını sormadım, belli ki şarjı bitmişti; hem onlara yeni bir kahkaha malzemesi daha sunmak istemiyordum. Ses çıkarmadan masadaki tüm hesabın kendisine kaldığı Ulaş’ın yerine geçtim. Onlara para yerine çay ve kahve pullarının ortaya konulduğu kumar masasında hadlerini bildirecektim. Kartları karmaya başladım ve birden bu çocukları ne kadar çok sevdiğimi  düşündüm.</p>
<p>Kartları birer birer dağıtırken “Hepinizin&#8230;” diye başlayıp küfrümün sonunu getiremeden kendim de kahkahalarla gülmeye başladım. O sırada hepimiz bir yerden tanıdığımız ama kim olduğunu tam çıkaramadığımız bir ses duyduk.</p>
<p>Dış ses:</p>
<p>“Hayat sanırım sıradan şeylerle eğlenip farklı mutluluklar bulmaya çalışırken sıkılmaktan ibaretti. Eğer Balıkesir’de yaşıyorsanız bu daha bir belirgindi.”</p>
<p>“Neyse boş verin, kimse kim. Koz söyle lan ibne.” dedim Tolga’ya hala kızgınmışım gibi sahte bir tavırla.</p>
<p>Tolga: “Senin güzel hatırın için kupa diyorum Doğuşçuğum”</p>
<p>Dış ses (alınmış ve umursamaz bir tavırla):</p>
<p>“Evet Balıkesir’deyseniz bu daha bir belirgin&#8230;”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/balikesirde-siradan-bir-gun/">Balıkesir&#8217;de Sıradan Bir Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/balikesirde-siradan-bir-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5771</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Geyikli Gece’de Yaşamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 27 Oct 2016 09:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[S. Emre Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[2. yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Uyar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5700</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayatı ne kadar anlamlı yaşıyoruz? Şu teknolojik gelişmelere boğulduğumuz çağda gerçek anlamda bir şeylere, ailemize, dostlarımıza, sevgilimize ne kadar değer veriyoruz? Yaptığımız işlerde, takındığımız tavırlarda gerçekten samimi miyiz; yoksa durmadan yüzümüze maskeler takma ihtiyacı mı duyuyoruz? Sosyal medya dışında yüz yüze iletişimde olduğumuz kaç kişi var. 1) Hayatı o kadar da anlamlı yaşadığımız söylenemez. Hem [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/">Geyikli Gece’de Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı ne kadar anlamlı yaşıyoruz? Şu teknolojik gelişmelere boğulduğumuz çağda gerçek anlamda bir şeylere, ailemize, dostlarımıza, sevgilimize ne kadar değer veriyoruz? Yaptığımız işlerde, takındığımız tavırlarda gerçekten samimi miyiz; yoksa durmadan yüzümüze maskeler takma ihtiyacı mı duyuyoruz? Sosyal medya dışında yüz yüze iletişimde olduğumuz kaç kişi var.</p>
<p><strong>1)</strong> Hayatı o kadar da anlamlı yaşadığımız söylenemez. Hem bu anlamlı yaşamak da neyin nesi… Bir şeylere anlam yüklemek nedir ki; anlam yüklesem ne olacak, yüklemesem ne olacak. Günlük koşuşturmalardan neye zamanım kalıyor ki; kendime bile bir anlam yükleyemediğim şu dünyada başka neye anlam yükleyebilirim…</p>
<figure id="attachment_5701" aria-describedby="caption-attachment-5701" style="width: 769px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5701 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg?resize=640%2C358" alt="2. Yeni'nin en güzide şairi Turgut Uyar." width="640" height="358" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg?w=769&amp;ssl=1 769w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5701" class="wp-caption-text">2. Yeni&#8217;nin en güzide şairi Turgut Uyar.</figcaption></figure>
<h2>Turgut Uyar – Geyikli Gece</h2>
<p>Yanlış! Tüm yoğunluğa ve iş stresine rağmen hayata, geleceğe en başta da kendimize bir anlam yükleyebilmemiz lazım. Anlam’dan kastettiğim, sevdiğimiz her şeyi an’makla, bunların farkına varıp ne olduklarını anlamak’la ilgili bir şey. An’maktan, anlamak’tan yoksun bir dünyada yaşamak Sisifos çilesinden başka nedir ki… <strong>Turgut Uyar</strong>’ın <em>Geyikli Gece</em>’deki mısralarını hatırlayalım, teknolojiden, sosyal mecradan ve asfalt dünyadan kendimizi bir an olsun uzaklaştıralım; kendimizi <strong>geyikli gece</strong>nin kucağına atalım:</p>
<figure id="attachment_5703" aria-describedby="caption-attachment-5703" style="width: 614px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5703 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg?resize=614%2C475" alt="Geyikli Gece" width="614" height="475" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg?w=614&amp;ssl=1 614w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg?resize=300%2C232&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 614px) 100vw, 614px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5703" class="wp-caption-text">Geyikli Gece</figcaption></figure>
<p><em>Geyikli geceyi hep bilmelisiniz</em></p>
<p><em>Yeşil yabanıl uzak ormanlarda</em></p>
<p><em>Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan</em></p>
<p><em>Hepimizi vakitten kurtaracak</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı</em></p>
<p><em>Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk</em></p>
<p><em>Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza</em></p>
<p><em>Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları</em></p>
<p><em>Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk</em></p>
<p><em>Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz</em></p>
<p><em>Bilir bilmez geyikli gece yüzünden</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Hiçbir şey umurumda değil diyorum</em></p>
<p><em>Aşktan ve umuttan başka</em></p>
<p><em>Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı</em></p>
<p><em>Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Biliyorum gemiler götüremez</em></p>
<p><em>Neonlar ve teoriler ısıtımaz yanını yöresini</em></p>
<p><em>Örneğin Manastır’da oturur içerdik iki kişi</em></p>
<p><em>Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek</em></p>
<p><em>Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı</em></p>
<p><em>Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi</em></p>
<p><em>Geyikli gecenin karanlığında</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Ama ne varsa geyikli gecede idi</em></p>
<p><em>Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan</em></p>
<p><em>Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda</em></p>
<p><em>Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında</em></p>
<p><em>Büyük otellerin önünde garipsiyorduk</em></p>
<p><em>Çaresizliğimiz böylesine doğaldı işte</em></p>
<p><em>Hüznümüz büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız</em></p>
<p><em>Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk</em></p>
<p><em>Yahut bir adam bıçaklasak</em></p>
<p><em>Yahut sokaklara tükürsek</em></p>
<p><em>Ama en iyisi çeker giderdik</em></p>
<p><em>Gider geyikli gecede uyurduk</em></p>
<p>(Geyikli gece bizi yatıştırırdı.)</p>
<figure id="attachment_5705" aria-describedby="caption-attachment-5705" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5705 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg?resize=640%2C360" alt="Turgut Uyar" width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5705" class="wp-caption-text">Turgut Uyar</figcaption></figure>
<p><strong>2)</strong> Teknolojiyle, cep telefonlarıyla, leptoplarımızla, akıllı saatlerimizle o kadar meşgulüz ki, sevdiğimizi ve değer verdiğimizi düşündüğümüz insanlara hakkettiği sevgi ve değeri veremiyoruz. Durmadan bir şeyleri es geçiyoruz, erteliyoruz. Buradaki amacım “birbirinizi sevin, birbirinize değer verin” gibi toplumsal ve yüzeysel mesajlar vermek değil; amacım sizleri biraz derinlere indirip bir şeylerin farkına vardırmak; bu şekilde kendim de farkına varmak.</p>
<p><strong>3)</strong> Yıllar önce “<em>Maske</em>” isimli bir çizgi film vardı; Afrika masklarına benzeyen sihirli bir maskeyi takan adam, yeşil yüzlü, çılgın bir kişiliğe dönüşüyordu. Kendimizi de günlük hayatta bu yeşil yüzlü adama benzetiyorum, öyle farklı kişiliklerimiz ve rollerimiz var ki, herkesin maskesi de ona göre farklı renkte; bu renk gün içinde sürekli değişmekte, çünkü gidilen yere göre o renkte maske seçilmekte… Bence bir an olsun maskelerimizi çıkartıp kendi yüzümüzle, &#8220;neysek o&#8221; gibi yaşamaya başlasak, bu saçma maskelere hiç mi hiç ihtiyacımız kalmayacak.</p>
<p><strong>4)</strong> Sosyal medya dışında yüz yüze görüştüğümüz arkadaşlarımız elbette var. Ama bu arkadaşlıklar da miyadını doldurdu dolduracak… Artık bütün ilişkilerimiz sanal aleme teslim olmaya başlamakta. Buna bir dur demeli ve arkadaşlarımızı, sevgilimizi, diğer bütün ilişkilerimizi bu sanallıktan kurtarıp gerçek bir boyuta taşımamız gerekmekte.</p>
<p>İşte tüm bunları (ve benim atlamış olduğum daha birçok şeyi) yaparak sonunda <em>geyikli gece</em>ye ulaşabilir; kendimize daha yaşanılır ve anlamlı bir dünya kurabiliriz. Ama işe ilk olarak kendimize güvenmekle, kendimizi sevmekle başlamalıyız: uzanıp kendi yanaklarımızdan öpebilmeliyiz:</p>
<figure id="attachment_5704" aria-describedby="caption-attachment-5704" style="width: 475px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5704 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?resize=475%2C475" alt="Turgut Uyar – Geyikli Gece" width="475" height="475" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?w=475&amp;ssl=1 475w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5704" class="wp-caption-text">Turgut Uyar – Geyikli Gece</figcaption></figure>
<p><em>“Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede</em></p>
<p><em>İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı</em></p>
<p><em>Sultan hançerleri gibi ayışığında</em></p>
<p><em>Bir yanında üst üste üst üste kayalar</em></p>
<p><em>Öbür yanında ben”</em></p>
<p><em>Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım</em></p>
<p><em>Eskimiş şeylerle avunamıyoruz</em></p>
<p><em>Domino taşları ve soğuk ikindiler</em></p>
<p><em>Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık</em></p>
<p><em>Gölgemiz tortop ayakucumuzda</em></p>
<p><em>Sevinsek de sonunu biliyoruz</em></p>
<p><em>Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum</em></p>
<p><em>İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada</em></p>
<p><em>Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum</em></p>
<p><em>Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum</em></p>
<p><em>İyice kurulamıyorum saçlarını</em></p>
<p><em>Bir bardak şarabı kendim için içiyorum</em></p>
<p><em>“Halbuki geyikli gece ormanda</em></p>
<p><em>Keskin mavi ve hışırtılı</em></p>
<p><em>Geyikli geceye geçiyorum”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.</em></p>
<figure id="attachment_5702" aria-describedby="caption-attachment-5702" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5702 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?resize=500%2C500" alt="Geyikli gece şiiri o kadar çok kişi tarafından benimsendi ki, Turgut Uyar denilince artık akla ilk olarak Geyikli Gece şiiri gelmektedir." width="500" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5702" class="wp-caption-text">Geyikli gece şiiri o kadar çok kişi tarafından benimsendi ki, Turgut Uyar denilince artık akla ilk olarak Geyikli Gece şiiri gelmektedir.</figcaption></figure>
<p>Kaynak: <em>Turgut Uyar, </em><em>Büyük Saat &#8211; Bütün Şiirleri</em><em>, YKY.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/">Geyikli Gece’de Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5700</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Edebiyat Nedir?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 17 Oct 2016 08:30:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[S. Emre Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5518</guid>
				<description><![CDATA[<p>Edebiyat Toplumun Hem “Ayna”sı Hem De “Pencere”sidir. “Edebiyat toplumun aynasıdır” sözünü çok duymuşuzdur. Peki nasıl bir aynadır bu? Her şeyi bütün çıplaklığıyla gösteren; söylenemeyenleri, üstü örtülenleri ve görmezden gelinenleri korkusuzca dile getiren bir ayna. Baktığımızda bize sadece kendimizi değil, bizimle aynı kültürde nefes alan, aynı acı ve hüzünleri, aynı mutluluk ve sevinçleri paylaşan insanları gösteren [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir/">Edebiyat Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Edebiyat Toplumun Hem “Ayna”sı Hem De “Pencere”sidir.</h2>
<p>“Edebiyat toplumun aynasıdır” sözünü çok duymuşuzdur. Peki nasıl bir aynadır bu? Her şeyi bütün çıplaklığıyla gösteren; söylenemeyenleri, üstü örtülenleri ve görmezden gelinenleri korkusuzca dile getiren bir ayna. Baktığımızda bize sadece kendimizi değil, bizimle aynı kültürde nefes alan, aynı acı ve hüzünleri, aynı mutluluk ve sevinçleri paylaşan insanları gösteren bir ayna. Aynaya karşı tutulan bir aynada iç içe geçmiş sonsuz sayıda ayna görüleceği gibi sonsuz sayıda hayat gösteren bir ayna. Öyle bir ayna ki, aynaya nereden baktığımıza göre göreceklerimiz değişmekte, ayna bakışımıza göre bize farklı hayatlar ve yüzler göstermekte. Böylece edebiyat sadece toplumun aynası olarak kalmayıp dünyaya dair hem tanıdık hem de yabancı manzaralar sunan bir “pencere” görevi görmekte.</p>
<figure id="attachment_5523" aria-describedby="caption-attachment-5523" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kisaca-edebiyat-nedir.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5523 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kisaca-edebiyat-nedir.jpg?resize=640%2C400" alt="“Edebiyat nedir?” diye sorulduğunda bize görsel bir şölen sunmaktadır diyebiliriz." width="640" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kisaca-edebiyat-nedir.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kisaca-edebiyat-nedir.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kisaca-edebiyat-nedir.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kisaca-edebiyat-nedir.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/kisaca-edebiyat-nedir.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5523" class="wp-caption-text">“Edebiyat nedir?” diye sorulduğunda bize görsel bir şölen sunmaktadır diyebiliriz.</figcaption></figure>
<p>Yani “<strong>edebiyat nedir?</strong>” diye sorulduğunda edebiyat bize harfler ve kelimeler aracılığıyla görsel bir şölen sunmaktadır diyebiliriz. Mekan ve zaman tanımayan eşsiz deneyimler yaşatmakta…</p>
<h2>Edebiyat “Edep”ten Gelir</h2>
<p><strong>Kısaca edebiyat nedir?</strong> Sorusuna yanıt bulmak için etimolojik kökenini de ele almak gerekir. Edebiyat, Arapça kökenli bir kelime olup “edep”ten gelir, edep ise “iyi ahlak”, “incelik” ve “terbiye” manalarına karşılık gelmektedir. Edebiyat bu anlamda insanın kendini “terbiye etme uğraşı” olarak görülebilir. Çünkü edebiyatla “uğraşan” kişi sonunun ne olduğunu bilmediği zorlu, aynı zaman da bin bir renkli bir yola girmiştir. Artık sınırlarını aşması, kendini yıkıp yeni baştan yaratması gerekmektedir. Edebiyatın bize sağladığı “yeniden yaratılma süreci” hayatı ve dünyayı sorgulamamızı, değer yargılarımızı ve toplumun bize empoze etmeye çalıştığı düşünceleri gözden geçirmemizi sağlamaktadır. Bu süreç sonunda tüm olumlu ve olumsuz önyargılar yerini makul yargılara bırakacak ve edebiyat sayesinde daha “duyarlı” ve “ince düşünceli” bir insan olmaya adım atacağızdır. Artık eskisinden bambaşka yeni bir kişi doğmuştur içimizde. Rimbaud’un deyişiyle“ben bir başkası” olmuştur.</p>
<p>Edebiyat sayesinde at gözlüklerimiz yerini hayat gözlüklerine bırakmıştır.</p>
<figure id="attachment_5521" aria-describedby="caption-attachment-5521" style="width: 945px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-kisaca.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5521 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-kisaca.jpg?resize=640%2C183" alt="Kısaca edebiyat nedir? Sorusuna yanıt bulmak için etimolojik kökenini de ele almak gerekir." width="640" height="183" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-kisaca.jpg?w=945&amp;ssl=1 945w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-kisaca.jpg?resize=300%2C86&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5521" class="wp-caption-text">Kısaca edebiyat nedir? Sorusuna yanıt bulmak için etimolojik kökenini de ele almak gerekir.</figcaption></figure>
<h2>Edebiyatla Uğraşmak Yaşamanın Altını Çizmektir.</h2>
<p>Edebiyatla uyandığımız dünyada eskisi gibi toy değilizdir. Yaşımız gençtir ama öğrendiklerimiz bir ömre bedeldir. Öğretmenler, ebeveynler, çok bilmiş komşu amca ve teyzeler hiçbiri bize edebiyatın verdiği gizli öğüdü veremez, edebiyatın bizde uyandırdığı bilgeliği uyandıramaz. Çünkü edebiyatın verdiği öğüt ve uyandırdığı bilgelik buyurucu ve azarlayıcı  bir nitelik taşımaz, özgürlüğümüzü kısıtlamaz. Aksine bize her türlü düşüncenin serbest olduğu hoşgörülü bir ortam sunar.</p>
<figure id="attachment_5522" aria-describedby="caption-attachment-5522" style="width: 638px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-sorusunun-cevabi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5522 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-sorusunun-cevabi.jpg?resize=638%2C425" alt="Edebiyatla Uğraşmak Yaşamanın Altını Çizmektir." width="638" height="425" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-sorusunun-cevabi.jpg?w=638&amp;ssl=1 638w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-sorusunun-cevabi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-nedir-sorusunun-cevabi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5522" class="wp-caption-text">Edebiyatla Uğraşmak Yaşamanın Altını Çizmektir.</figcaption></figure>
<p>Edebiyat lütufkardır, mahrum bırakmaz. Irk, din, dil ayrımı yapmaz. Herkese hitap eder. Anarşisttir seni yıkar ve yeni baştan yaratır. Tek istediği kitabın kapağını açıp o ilk sayfayı okumaya başlaman, boş sayfaya o ilk kelimeyi, ilk cümleyi düşmeye çalışmandır. Sonrası çorap söküğü gibi gelecektir. Sonrası bu dünyada yaşıyor olduğumuzu hatırlamak, bu evrende bizim de bir yer kapladığımızın farkına varmaktır.</p>
<figure id="attachment_5519" aria-describedby="caption-attachment-5519" style="width: 705px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-hakkinda-tum-yanitlar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5519 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-hakkinda-tum-yanitlar.jpg?resize=640%2C313" alt="Edebiyat lütufkardır, mahrum bırakmaz. Irk, din, dil ayrımı yapmaz. Herkese hitap eder." width="640" height="313" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-hakkinda-tum-yanitlar.jpg?w=705&amp;ssl=1 705w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-hakkinda-tum-yanitlar.jpg?resize=300%2C147&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/edebiyat-hakkinda-tum-yanitlar.jpg?resize=702%2C345&amp;ssl=1 702w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5519" class="wp-caption-text">Edebiyat lütufkardır, mahrum bırakmaz. Irk, din, dil ayrımı yapmaz. Herkese hitap eder.</figcaption></figure>
<p>Evet, edebiyat “farkındalık” sağlayarak unuttuğumuzu sandığımız her şeyi bize yeniden hatırlatmaktadır.</p>
<p>Son söz olarak: “Edebiyatla uğraşmak yaşam(an)ın altını çizmektir.”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir/">Edebiyat Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5518</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Marcel Proust ile “Okuma Üzerine”</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/marcel-proust-ile-okuma-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/marcel-proust-ile-okuma-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 14 Oct 2016 11:37:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[S. Emre Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5497</guid>
				<description><![CDATA[<p>Okumak Nedir? Günümüzde kitap okuma alışkanlığı neden yok oldu ya da yok olmaya yaklaştı? Artık kitap okumak asosyalliğin bir belirtisi, modern dünyaya ayak uyduramamanın bir göstergesi olarak mı algılanmaya başlandı? Evet, bu yargıda az da olsa haklılık payı var ama bir insanı kitap okumaya iten tek neden asosyal olmak ya da çoğunluğa ayak uyduramamak değildir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/marcel-proust-ile-okuma-uzerine/">Marcel Proust ile “Okuma Üzerine”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Okumak Nedir?</h2>
<h2><span style="font-family: Verdana, Geneva, sans-serif; font-size: 15px; color: #222222;">Günümüzde kitap okuma alışkanlığı neden yok oldu ya da yok olmaya yaklaştı? Artık kitap okumak asosyalliğin bir belirtisi, modern dünyaya ayak uyduramamanın bir göstergesi olarak mı algılanmaya başlandı? Evet, bu yargıda az da olsa haklılık payı var ama bir insanı kitap okumaya iten tek neden asosyal olmak ya da çoğunluğa ayak uyduramamak değildir. İnsan sadece kendi kişisel bunalımlarından ötürü kitap okumaz, okumasının daha evrensel ve genelgeçer nedenleri vardır. Peki nedir okumak ve insanlar neden kitap okur? Okumanın dünyaya ve insanlığa nasıl bir katkısı vardır? Sorularımızın cevabını çok sevdiğim bir yazarla, </span><strong style="font-family: Verdana, Geneva, sans-serif; font-size: 15px; color: #222222;">Marcel Proust</strong><span style="font-family: Verdana, Geneva, sans-serif; font-size: 15px; color: #222222;">&#8216;la birlikte yanıtlamak istiyorum.</span></h2>
<p><strong>Proust</strong> okumayı konuşmakla ilişkilendirerek şu şekilde tanımlamaktadır:</p>
<p>&#8220;<em>&#8230;okuma, insanların en bilgesiyle bile olsa, bir konuşmaya indirgenemez; bir kitapla bir dost arasındaki asıl farklılık, bilgeliklerinin büyüklüğündeki farklılık değil, onlarla iletişim kurma biçimidir; okuma konuşmanın tersine, yalnızlığımızı sürdürürken, yani yalnızken sahip olunan ve konuşunca çabucak dağılan entelektüel güçten yararlanmaya devam ederek, esinlere açık olmaya ve zekanın kendi kendisi üzerindeki çalışmasını bütünüyle verimli kılmaya devam ederek, her birimizin önceden iletilmiş bir başka düşünceyi edinmesidir.&#8221;</em></p>
<figure id="attachment_5501" aria-describedby="caption-attachment-5501" style="width: 800px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust-okuma.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5501 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust-okuma.jpg?resize=640%2C320" alt="Marcel Proust &quot;Okumak Yalnızlık Gerektirir.&quot;" width="640" height="320" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust-okuma.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust-okuma.jpg?resize=300%2C150&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5501" class="wp-caption-text">Marcel Proust &#8220;Okumak Yalnızlık Gerektirir.&#8221;</figcaption></figure>
<h2>Okumak Yalnızlık Gerektirir</h2>
<p>Evet, <em>Proust</em>&#8216;un dediği gibi, okumak yalnızlık gerektirir. Günümüz insanının kitap okumaktan kaçmasının en büyük nedenlerinden biri de budur: &#8220;yalnız kalmaktan duyulan korku&#8221;. İnsanlar artık kendileriyle baş başa kalmaktan elden geldiğince kaçmaktadır çünkü kendileriyle baş başa kalınca nasıl bir hayat yaşadıklarını sorgulamaya ve çarpık düşünceleri kendilerini rahatsız etmeye başlayacaktır. Bunun nedeni kendilerine sosyal medya aracılığıyla oluşturdukları ve çevrelerindeki herkese empoze ettikleri yapay ve sanal kişiliklerinden kopmak istememeleridir. Simülasyon, yani gerçeğin kopyası onlar için realiteden daha mutluluk vericidir. İşte bu yüzden insanlar her saniye ya sosyal alemle ya da kendi gibi arkadaş çevresiyle haşır neşir olup yalnız kalmaktan kaçmaya çalışmaktadır. Çünkü yalnızlık da okumak gibi devrimcidir; yıkar ve yeni baştan yaratır.</p>
<p>Okumak insana sorgulamalarla, düşünüşlerle ve hayallerle örülü &#8220;tinsel bir hayat&#8221; sunmaktadır ama okumanın sunduğu tinsel hayattan içeri girmek yine kişinin kendisine bağlıdır:</p>
<p>&#8220;<em>&#8230;Bir okuma disiplini yaratmak, sadece teşvik edici bir şeye fazlasıyla rol yüklemektir. Okuma tinsel hayatın eşiğidir, oradaki yolu bize gösterebilir, yolu oluşturmaz.</em>&#8221;</p>
<h2>Okumayla Açılan “İkinci Dünya”</h2>
<p><strong>Proust</strong>’un kastettiği yolu oluşturacak kişi yine okuyucunun kendisidir. Okuyucu kendini ikinci bir dünyaya açacak ve okuduğu her sayfa açtığı ikinci dünyanın senaryosu olacaktır. Okumanın en güzel yanı da buradadır: Bir anda gözlerini yepyeni bir dünyaya açarsın ve gerçek dünyaya ait her şeyin daha sahici ve daha kalıcı olduğunu görürsün. Ben bu yüzden okuma sayesinde kurulan ikinci dünyayı Platon&#8217;un İdealar dünyasına benzetirim. Fenomenler dünyası yani bu dünya, İdealar dünyasının sadece bir yansımasıdır ve hakikate dair her şey İdealar dünyasında yer almaktır. Okumak da bu dünyaya, bu tinsel yaşama açılan bir kapıdır. O kapıdan içeri girip girmemek okuyucunun kendisine kalmıştır.</p>
<p>Bu hem bir cesaret hem de bir zeka işidir. Çünkü okuyucu adım attığı &#8220;ikinci yaşam&#8221;ın hem oyuncusu hem de senaristidir ve &#8220;özgün zeka, okumayı kendi kişisel işleyişine bağlı kılmayı bilir&#8221;:</p>
<figure id="attachment_5502" aria-describedby="caption-attachment-5502" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcelproust.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5502 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcelproust-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Proust’un kastettiği yolu oluşturacak kişi yine okuyucunun kendisidir. Okuyucu kendini ikinci bir dünyaya açacak ve okuduğu her sayfa açtığı ikinci dünyanın senaryosu olacaktır. " width="300" height="200" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcelproust.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcelproust.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcelproust.jpg?w=900&amp;ssl=1 900w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5502" class="wp-caption-text">Proust’un kastettiği yolu oluşturacak kişi yine okuyucunun kendisidir. Okuyucu kendini ikinci bir dünyaya açacak ve okuduğu her sayfa açtığı ikinci dünyanın senaryosu olacaktır.</figcaption></figure>
<p>&#8220;<em>Kitap zevki zeka ile birlikte artıyorsa, görüldüğü gibi, bu zevkin tehlikeleri de zekayla birlikte azalır. Özgün zeka, okumayı kendi kişisel işleyişine bağlı kılmayı bilir. Okuma, onun için eğlencelerin en soylusundan, özellikle en soylulaştırıcısından başka şey değildir, çünkü sadece okuma bilme yoluyla zihin &#8216;en görgülü hali&#8217;ne kavuşur. Duyarlığımızın ve zekamızın gücünü ancak kendi içimizde, ruhsal yaşamımızın derinliklerinde geliştirebiliriz. Ama bizim zihinlerimizin &#8216;görgüsünün&#8217; eğitilişi öteki okumuş zihinlerle ilişki içinde olur. Okumuşlar, her şeye karşın, nitelikli zekalar olmayı sürdürür ve bazı kitapları, edebiyat biliminin bazı özelliklerini bilmemek, bir dehada bile entelektüel eksiklik işareti olarak kalacaktır. Düşünce düzeyinde bile seçkinlik ve soyluluk, bir tür görenek masonluğundan ve geleneklerin mirasından oluşur.</em>&#8221;</p>
<h2>Okumanın Dünyaya ve İnsana Kattıkları</h2>
<p>Peki okumanın dünyaya, insana ve insanlığa kattığı şey nedir? Bunun bin bir çeşit cevabı vardır ama burada <strong>Proust</strong>&#8216;un da üzerinde durduğu iki önemli sonucuna değinmek yararlı olur:</p>
<ul>
<li><em>Tinsel bir hayata kapı açması</em></li>
<li><em>Zihni en görgülü haline kavuşturması</em>. Yani okumak bir bakıma insana bilmediği başka hayatlar yaşatıp &#8220;empati kurma gücü&#8221;nü geliştirirken aynı zamanda zihninin terbiye edilmesini yani &#8220;düşünce gücü&#8221;nün sivrilmesini sağlamaktadır.</li>
</ul>
<p>Okumanın bu iki temel yararı insanlığa sağduyulu bir yan getirmekte ve dünyayı daha anlayışlı ve huzurlu bir yer kılmaktadır. Bunlara paralel olarak <u>Proust</u>&#8216;a göre kitap okumanın zekaya koşut gelişen bir yanı da vardır:</p>
<figure id="attachment_5499" aria-describedby="caption-attachment-5499" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5499 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust.jpg?resize=640%2C365" alt="Marcel Proust &quot;Okuma Üzerine&quot;" width="640" height="365" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/marcel-proust.jpg?resize=300%2C171&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5499" class="wp-caption-text">Marcel Proust &#8220;Okuma Üzerine&#8221;</figcaption></figure>
<p>&#8220;<em>Kitap sevmenin zekaya koşut geliştiği anlaşılıyor (&#8230;) Bu yüzden, en büyük yazarlar, kendi düşünceleriyle doğrudan ilişki içinde olmadıkları zamanlarda, kitaplarla birlikte olmaktan zevk alır. Zaten bu kitaplar öncelikle onlar için yazılmamış mıdır&#8230;</em>&#8221;</p>
<p>Hayır, sadece onlar için değil, herkes için yazılmıştır. Bu kitapları, diğer bütün kitaplar gibi, okumak için büyük bir yazar olmak değil, &#8220;okuma yazma&#8221; bilmek yeterlidir. Zaten deyişin yazılışındaki gibi &#8220;okuma&#8221;, &#8220;yazma&#8221;dan önce gelir. Dini literatürde de (hem Hristiyanlıkta, hem de İslamiyet&#8217;te) söz&#8217;e ve okumaya büyük önem verilir (Yuhanna İncili: &#8220;<em>Başlangıçta söz vardı</em>&#8220;; Kuran, Alak Suresi: &#8220;<em>İkra</em>&#8220;/ &#8220;<em>Oku</em>&#8220;) ve evrenin yaratılışı &#8220;söz&#8221;e indirgenir.</p>
<p>Okuma konusuyla ilgili bana kaynaklık ettiği için <strong>Marcel Proust</strong>&#8216;a (1871-1922) teşekkürlerimi sunuyor ve herkese sevgi ve okuma dolu bir yaşam diliyorum.</p>
<h3>Kaynak:</h3>
<p><strong>Marcel Proust,<em> </em><em>Okuma Üzerine</em></strong>, Çev: Işık Ergüden, Notos Kitap Yayınevi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/marcel-proust-ile-okuma-uzerine/">Marcel Proust ile “Okuma Üzerine”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/marcel-proust-ile-okuma-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5497</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
