<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Semra Oğuz &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/semraoguz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Jun 2017 09:26:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>HOŞÇA KAL ÇORAK / Öykü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hosca-kal-corak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hosca-kal-corak/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 05 Jun 2017 10:13:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Semra Oğuz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9419</guid>
				<description><![CDATA[<p>HOŞÇA KAL ÇORAK &#8211; FAKİR BAYKURT&#8217;un ANISINA Cebrail&#8217;in bereket tohumlarını serpiştirdiği köyümüzü, insan elinden çıkma demir yığınları bekler oldu. Medeniyet gelmişti gelmesine de köy nüfusu git gide azalıyordu. Tarlalarda ne yetişse sarıya çalardı rengini, tıpkı dedemin solgun yüzü gibi&#8230; 1999 senesinin sonbaharında; beş çocuğunu, kardeşlerini, anasını doyurmak için saklandığı gavur memleketinden, Almanya&#8217;dan, buruk bir bavulla döndü&#8230;&#8221;Tahir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hosca-kal-corak/">HOŞÇA KAL ÇORAK / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>HOŞÇA KAL ÇORAK &#8211; FAKİR BAYKURT&#8217;un ANISINA</p>
<p>Cebrail&#8217;in bereket tohumlarını serpiştirdiği köyümüzü, insan elinden çıkma demir yığınları bekler oldu. Medeniyet gelmişti gelmesine de köy nüfusu git gide azalıyordu. Tarlalarda ne yetişse sarıya çalardı rengini, tıpkı dedemin solgun yüzü gibi&#8230;</p>
<p>1999 senesinin sonbaharında; beş çocuğunu, kardeşlerini, anasını doyurmak için saklandığı gavur memleketinden, Almanya&#8217;dan, buruk bir bavulla döndü&#8230;&#8221;Tahir ile dönecektim. Yine onunla döndüm. Ben ölü, o gömülü,&#8221; dedi yaşlı çınarım&#8230;</p>
<p>Memleket hasretiyle yanıp tutuşmuş yıllarca. Ses etmemiş kimselere&#8230; Oğullarını tembihlemiş, &#8220;Bırakıp gitmeyin, toprak candır,&#8221; demiş, dinletememiş&#8230;Sen neden gittin dedem? Hangi birine baba olmaya gittin?</p>
<p>O geldi diye  köyümüz  kalabalıktı artık. Bana anlattığı hikayelerle&#8230;Geçen yaz durgunlaşmaya başladı.Ölüyordu artık dedem. Biliyordum. Konuşmuyordu. Gözünün feri gitmişti. Geri döndüğünde bıraktığı gibi bulamamıştı bu toprakları, insanları&#8230;Ara sıra kavağın alt yanındaki tarlaya gidip, meşe ağacının dibinden ovayı seyrederdi.Gizliden izlerdim onu, sonraları sokuldum yanına.Yaşanamamış koca bir ömrü, iki üç türküyle özetlerken&#8230;Başımı koydum kucağına.Benim öksüz,yetim,göçebe dedem. Toprağa koyduklarıyla,göğe saldıklarıyla, yeşile savurduklarıyla yarım dedem&#8230;</p>
<p>Avucunda kalan, dünyaya sığmaz bir avuç toprak derken&#8230;Onu da almaya geldiler.Köyün toprakları baraj yapımı için istimlak edilecekti. O zaman gözleri savaş açtı dedemin.Bastonunu vurdu yere &#8220;Bir kazma dahi vurdurtmam!&#8221; dedi. Avludan dışarı gezinmeye başladı.Gözden kayboldu.&#8221;Çıkar gelir ebem,telaşlanma,&#8221; dedim.Gelmedi.</p>
<p>Onu tarlanın ortasında oturur buldum.Bastonuyla toprağı eşelerken sokuldum yanına:</p>
<ul>
<li>Dedem, hadi gel eve dönelim.</li>
<li>Sabiha.Bu topraklar onun mezarı.Vermem Sabiha&#8217;mı.</li>
<li>Sabiha kim dedem?</li>
<li>Gençliğim Sabiha.Sırdaşım,babamın yadigarı Sabiha.Şu ağacı görür müsün?O işte Sabiha.Toprak olup,can olup,hiç ölmeyecek Sabiha.Vermem!</li>
</ul>
<p>Bir ağacı bekliyor.Dedem.Köylüler.İnatçı direniş.Yok oldu.Para.Doğa.Çocuk saflığında.Hayır,hayır.Pes etme zamanı değil.Bu direniş hayata.İnandığı her şey.Yarım kalmış.Benim çocukluğum.Bu topraklar.Onları da savunuyor.Yalnız.Koca çınar.Kendi kendine?Hala duruyor mu?Haydi.Otur yanına&#8230;</p>
<ul>
<li>Dede bu ağacı&#8230;Anlatsana biraz.</li>
<li>Beni götürmeye geldiysen hiç yorma kendini.Kalk git ebenin yanına!</li>
<li>Yok vallaha, hadi anlat.</li>
<li>Mübadelede köyümüze bir garı goca uğramış, Katsikaslar&#8230;Rahmetlik babam buyur etmiş evimize.Yedirmiş, içirmiş&#8230;Huncacık ev işte.Halil İbrahim ya adı, bereketi bol olurmuş evin. Ağlamaklılarmış. Bir fidan emanet etmişler.&#8221;Bir gün görmeye geliriz İbrahim Pasa&#8221; deyip gitmişler.Gidiş o gidiş&#8230;</li>
<li>Katsikaslar mı?Allah Allah&#8230;Yunan yazar Dimitrios Katsikas&#8217;la bir ilgisi var mı acaba?</li>
<li>Orasını bilmem.Dinlemeyeceksen kalk git öteye!</li>
<li>Affet dedem,sonra ne olmuş?</li>
<li>Bu tarlaya dikmiş fidanı babam.Gel zaman git zaman..</li>
</ul>
<p>Buğulanıyor gözleri&#8230;</p>
<p>Dedem.Kaybetmiş herkesi.Çocuk yaşta.En kötü yaş. Çocuk. Ölüm. Her ölüm erken. Çocuk yaşta baba olmuş.Bir oğlunu toprağa vermiş. Çocuk yaştaki bir torununu&#8230;Ölüm.Iskalar.Sıralı ölüm nedir? Sırasıyla ölenlere el sallamak mı? Vatanından ayrılmak. Asıl ölüm. Ölmüşlerini koyduğun toprak. Gurbet.Kesin dönüş. Her akşam dönerler. Neredeler? Yok olmak. Döndüğünde o topraklar çorak. Sohbetler sıska. Sıska. Asıl dönüş o zaman.Toprak.</p>
<ul>
<li>Babam da şehre indiği vakit.Beni sıkı sıkı tembihledi.Bir gün gelirlerse diye.Hastaydı , o da dönmedi gayrı&#8230;Atamdır Sabiha, emanettir vermem.</li>
<li>Bırakıp nasıl gittin Almanya&#8217;ya dedem?</li>
<li>Babanı boşuna tembihlemedik. Her yaz niye gelirsiniz sandın?</li>
<li>Köyümüz çünkü.</li>
<li>Köyümüzmüş. Köy mü kalmış? Ne eken biçen var, ne iki çift laf eden. Dereler bilem kurumuş. Ne barajıymış bu.Vermem.</li>
</ul>
<p>Verme dedem.Kalmamış kimse.Ne dağ heybetli ne dereler çağlayan.Kuşlar.Baz istasyonu.Leylekler.Yuva yapacak.Yuvamız yok.Toprak.Ellerimizle öldürdük.Doğa.Verdiklerini alır.Biz ne verdik?Sen bir ömür verdin dedem.Geri al.Yok olmadan.Toprak olmadan toprağa nasıl karışacaksın?Kurak bir çığlık.</p>
<ul>
<li>Tamam dedem, dur bakalım. Bulunur bir çaresi&#8230;</li>
</ul>
<p>Bütün çocuklarını,torunlarını topladı başına.Herkes dedemi ikna etmeye çalışıyordu.&#8221;İşin ucunda para var ya geleciğiniz tabi!&#8221; diyip, küskünlüğünü vuruyordu yüzlerine&#8230;Ne getirdiğimiz yemekleri yiyor ne de ilaçlarını içiyordu.Çalışmalar ertelenmişti.Huysuz ihtiyarıydı köyün.Hepten korkutmaya başladı bizi.Ninem dayanamadı sonunda:</p>
<ul>
<li>Kaç yaşına geldin herif utan! Hala el alemin karısını ne anarsın? Kalk evine&#8230;Çoluğum çocuğum para yüzü görsün&#8230;Bu yaştan sonra kor giderim seni billahi!</li>
</ul>
<p>Şaşkınlıkla dedeme baktım.Bastonunu vurdu yere.Usul usul,ağır aksak geçti yanımdan.&#8221;Bırak,ses etme,&#8221; dedi bana.Evin yoluna koyulduk&#8230;Ardına düştük hepimiz.</p>
<p>Dedem,hangisi senin hikayen? Öteki hikayeni çok mu bekledim? Geç kaldım. Biliyorum. Elimden ne gelirse. Yarım yamalak her şey.Ben büyüdüm. Gitme. Dönme o eve. Ağaç. Onu bekleyelim.Gözlerin. Dedem. Geç kalmışlık.Toprak rengi.  Yemeğini yedi, yatağına girdi.</p>
<ul>
<li>Belkıs, gel hele.</li>
<li>Buyur dedem.</li>
<li>Şu türküyü çal bakalım.</li>
<li>Hangisi dedem? Çok yorgun görünüyorsun ama. Uyu hadi biraz.</li>
<li>Sen karışma bana!Uyurum.&#8221;Kırmızı Buğday&#8221;ı çal&#8230;</li>
</ul>
<p>Aldım sazı elime, başladım türküye&#8230;Yunanca bir şeyler mırıldandı dedem, sonraları anladım&#8230;Yumruk yaptığı elini salıverdi, bir zeybek edasıyla&#8230;Bir daha türkü söylemedi. Uyudu&#8230;Belki Ege&#8217;ye bir selam yollayıp öyle gitmiştir cennetine&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hosca-kal-corak/">HOŞÇA KAL ÇORAK / Öykü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hosca-kal-corak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9419</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çok Yaşa Mübeccel</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cok-yasa-mubeccel/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cok-yasa-mubeccel/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 22 Apr 2017 08:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Semra Oğuz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8977</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8211; Emin misin, rüyalarına giren yer burası mı? &#8211; O kadar eminim ki. &#8211; Farah bekle şemsiyeleri almadım. &#8211; Bilir misin Mübeccel” şems” Farsça da güneş demektir. &#8211; A, şemsiye o zaman güneşlik gibi bir şey. Ben ve muhteşem zekam. &#8211; Sağ ol benimle dünyanın öbür ucuna da geldin ya.. &#8211; Kız lafı mı olur [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cok-yasa-mubeccel/">Çok Yaşa Mübeccel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>&#8211; Emin misin, rüyalarına giren yer burası mı?</p>
<p>&#8211; O kadar eminim ki.</p>
<p>&#8211; Farah bekle şemsiyeleri almadım.</p>
<p>&#8211; Bilir misin Mübeccel” şems” Farsça da güneş demektir.</p>
<p>&#8211; A, şemsiye o zaman güneşlik gibi bir şey. Ben ve muhteşem zekam.</p>
<p>&#8211; Sağ ol benimle dünyanın öbür ucuna da geldin ya..</p>
<p>&#8211; Kız lafı mı olur bayılırım fantastik dedikodulara.</p>
<p>&#8211; Hadi bekliyorum çabuk gel.</p>
<p>Mikenu’nun mektubunu okuyup öyle geçelim kral yolundan.</p>
<p>Babam Kral İhare’nin kutsal halkı…</p>
<p>Tanrı Hiko ipi buladığında balçıklı topraklara ve savurduğunda arza, arşa… Sizler yeminlerinizle doğdunuz bu topraklardan. Gök Tanrımız Takagi, su kabarcıklarının yükselmesiyle lanetledi kentimizi. Yine de, yeryüzü imparatorlarının merkezi yüce Kagu Dağı bir yol gösterdi bize. Tapınağa giden yolu. Adaklarınızı getirin gururla ve dönerken Takagi’nin doymaz ululuğu girsin gönüllerinize. Dönerken Güneş Tanrıçamızın bizi bağışlamasını umut edin. Ve bir an önce geri gelmeyi. Adaklarıyla gelenler arşa, getirdiğini kafi sananlar arza yakın olsun. Siz Kagulular yan yana geldiğinizde tepeden bakın arza yakınlara, hatırlatın onlara Güneş Tanrıçamızın ışığını ve Gök Tanrımızın lanetini.Bu yüzdendir ki gidenin ve gelenin yolu bir değildir.</p>
<p>Ve bir gün Ulu Kagulular,</p>
<p>Bir gün Tanrılar ve Tanrıçalar bizi terk ederse, Kagu Dagı başını beyaza verirse, sular yükselip kentimizi kurban ederse, işte o zaman kırın bu taşları. Kırın ve alın içindeki bereket tohumlarını. Yaşamın gücünü uyandırın ve çağırın etrafta dolaşan ülkeleri…</p>
<p>&#8211; Mübeccel çabuk. Çabuk gidelim tapınağa.</p>
<p>&#8211; Kızım ceylan mıyım ben seke seke. Islandım makyajım akmış mıdır? İki rekat namaz kılmazsın tapınak diye tutturdun. Oku bak üç kul bir elham kalır mı rüya müya. Tövbe estağfurullah. ”İlim Çin’de de olsa gidip alınız.” demesi kolay.Bizimki de delilik canım.</p>
<p>&#8211; Söylenme hadi.</p>
<p>-Tamam tamam şu çekiklerden bir kurtulsam. Anam hepsi mi aynı bunların. Ne malzeme vardır ha. Kimi kimle aldattığını kendin bile anlamazsın.</p>
<p>&#8211; Hadi. Bırak söylenmeyi.</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>&#8211; E ne oldu şimdi? Geldik tapınağa.</p>
<p>&#8211; Nasıl olur Mübeccel aklım almıyor. Bak bak şu kapının ardında aslan heykelleri var mı?</p>
<p>&#8211; Anam kız hakkaten var. Googlamadın de mi? Beni mi yiyon?</p>
<p>&#8211; Hayır.</p>
<p>&#8211; Ne olur ye. Eşhedü mü getirdim vallaha.</p>
<p>&#8211; Tüm bunların hepsi ne anlama geliyor?</p>
<p>&#8211; Sizin köye baraj yapılmayacak mıydı?</p>
<p>&#8211; Yapılacak. Neden sordun?</p>
<p>&#8211; Ne demiş yakışıklı kral? Taş demiş, su demiş, bak taşı kırın demiş.</p>
<p>&#8211; Hala anlamadım.</p>
<p>&#8211; Kız bir de tahsilli olacaksın. İyi ki seni okutmuşlar yoksa hepten&#8230;Anam baraj altında kalmadan topraklarınız al şu erkağlog Metin’i git kaz köyü.</p>
<p>&#8211; Arkeolog demek istedin herhalde.</p>
<p>&#8211; Söz konusu Metin olunca. Neyse be aman. Ne bileyim kaptım şifayı. Ay hapşu.</p>
<p>&#8211; Çok yaşa Mübeccel!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cok-yasa-mubeccel/">Çok Yaşa Mübeccel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cok-yasa-mubeccel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8977</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Attika&#8217;da Bir Kadın</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/attikada-bir-kadin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/attikada-bir-kadin/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 10 Apr 2017 08:30:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Semra Oğuz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8815</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kocam Kerkylas&#8217;a Memelerimden hala süt geliyor olsaydı ve bir bebek daha taşıyabilseydi karnım, çılgın gibi koşardım zifaf odamıza. Ben Afrodit&#8217;in rahibesi. Ona adanmıştı  hayatım. Kleis&#8217;ı doğurmak içindi güzel ve estetik olan her şeyi yudumlayışım. Sayısızca Erososlu kadını esir ettim evlilik oyununa&#8230; Afrodit içindi. O güzeldi. Ya şimdi? Sordum kendime: Elinden ne vermek gelir, Her şeyi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/attikada-bir-kadin/">Attika&#8217;da Bir Kadın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kocam Kerkylas&#8217;a</p>
<p>Memelerimden hala süt geliyor olsaydı ve bir bebek daha taşıyabilseydi karnım, çılgın gibi koşardım zifaf odamıza. Ben Afrodit&#8217;in rahibesi. Ona adanmıştı  hayatım. Kleis&#8217;ı doğurmak içindi güzel ve estetik olan her şeyi yudumlayışım. Sayısızca Erososlu kadını esir ettim evlilik oyununa&#8230; Afrodit içindi. O güzeldi. Ya şimdi?</p>
<p>Sordum kendime:</p>
<p>Elinden ne vermek gelir,</p>
<p>Her şeyi olan Aphrodite gibi birine?</p>
<p>Şimdi görüyorum Afrodit&#8217;in kadınlarını. Evleri kaleleri olmuş. Doğuruyorlar ve doğuruyorlar rahimleri yaşadıkça. Dikiş dikiyorlar ve yine doğuruyorlar. Ve ev işi yapıyorlar, çocuklarına bakıyorlar. Bir fahişeden daha bilgisizce yaşıyorlar. Onlar yoklar erkeklerin şölenlerinde. Bilmiyorlar benim şiirlerimi.</p>
<p>Endişelenme Kerkylas!</p>
<p>Ölümle cezalandırmıyorum bakire ruhumu ve fahişe bedenimi.</p>
<p>Şu kadarını biliyorum</p>
<p>Ölüm kötü bir şey:</p>
<p>Bak, işte tanrılardan belli.</p>
<p>İyi bir şey olsaydı ölüm,</p>
<p>Önce tanrılar ölmez miydi?</p>
<p>İşte soylular geliyor. Halktan almışlar bir avuç topraklarını. Ve parçalandıkça Attika&#8230; Denizde, kadınlarla düzen kurmaya gidiyorum.</p>
<p>O kadınlar&#8230; Aralarından bazılarını seviyorum.</p>
<p>Yumuşak elleriyle Dika,</p>
<p>Filizler koparıp</p>
<p>Süslediğinde o güzelim saçlarını.</p>
<p>Dika&#8217;yı seviyorum. Ve ona dokunmayı. Sonra sen, evliliğimiz.</p>
<p>Belli artık,</p>
<p>Bal da, bal arısı da</p>
<p>Haram bana bundan böyle”</p>
<p>Gidiyorum. Afrodit&#8217;e adanmış ruhlara aşık olmaya ve şiirler yazmaya ezberlesinler diye fahişeler. Buruşmuş ellerim belki gözlerim genç daha. Ya memelerim. Kleis bana muhtaç değil. Adanmış ruhu çoktan bir erkeğin avuçları arasında. Seni düşünüyorum papirüsle dertleşirken. Seni düşündükçe dönüp dolaşıp kendi kapımı çalıyorum.</p>
<p>Sappho, yeter.</p>
<p>Boşuna ne uğraşıyorsun</p>
<p>Yumuşatmaya o taş yüreği?</p>
<p>Belki de unutursun sen beni.</p>
<p>Ama bil ki, gelecek günlerde,</p>
<p>Bir takım insanlar anacak beni</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/attikada-bir-kadin/">Attika&#8217;da Bir Kadın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/attikada-bir-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8815</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
