<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Sedat Hasoğlu &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/sedathas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Mar 2018 11:33:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Nörolojik Dekadan-Bireyin Sadece Sayısal Bir Birim Olması-</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/norolojik-dekadan-bireyin-sadece-sayisal-bir-birim-olmasi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/norolojik-dekadan-bireyin-sadece-sayisal-bir-birim-olmasi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 24 Mar 2018 05:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Hasoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13852</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘Bilinçli ve duygularla sarılı etten-kemikten-kanlı-canlı insanın binler ve milyonlar ile ifade edilen sayısal birimlerin yerini alması, küresel yoğunluğun matematiksel kavramasında karşılığı olarak değil, içinde olduğumuz çağın, varoluşumunda psikolojik felaketidir. Buradaki felaket; tarihsel geçmişinde, otoriter gücün gözündeki değerler olarak defalarca yaşanılmış ve alınmamış ders olarak aynısının tekrar yaşanılması değil, bütün akıl ve hayal gücünde, binlerce yıllık [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/norolojik-dekadan-bireyin-sadece-sayisal-bir-birim-olmasi/">Nörolojik Dekadan-Bireyin Sadece Sayısal Bir Birim Olması-</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>‘<em>Bilinçli ve duygularla sarılı etten-kemikten-kanlı-canlı insanın binler ve milyonlar ile ifade edilen sayısal birimlerin yerini alması, küresel yoğunluğun matematiksel kavramasında karşılığı olarak değil, içinde olduğumuz çağın, varoluşumunda psikolojik felaketidir.<br />
Buradaki felaket; tarihsel geçmişinde, otoriter gücün gözündeki değerler olarak defalarca yaşanılmış ve alınmamış ders olarak aynısının tekrar yaşanılması değil, bütün akıl ve hayal gücünde, binlerce yıllık entelektüel birikimin önünde ve sahip olduğu yüksek medeni örüntünün kisvesinde;  irade, beceri, şaşılacak yetilerine rağmen, hareketi ve enerjiyi sınırlayan iç görüsünde: kişinin de kendini bir ‘birim’ olarak duyumsamasıdır. </em></strong></p>
<ul>
<li><strong><em>Bir ülke toplumun yargısıyla mahkum edilmekle ağır bir borç öder</em>.</strong><br />
Artık sanatsız olmak ya da eğitimsiz olmak; birer ölçü emaresi ya da sınıfsallık niteleyen yargı veya en başından beri söze gelen şikayet, itiraz, eleştiri veya mesul tutumun sebebi değil, tersine farkına varılmakta çok geç olan bir haber olarak, ‘sanatçı ve eğitimli’ olmak, sanatta ve eğitimdeki edim ve imgem,  sezgimiyle taşıdığı adlardaki istikbal, vaat, hoşnutluk, yankısını tarihten alarak uyandırdığı etkideki ilerici, aydıncı ve üstlük nitelemeleri ile sözüm ona; karanlık bir kuyu ve kirli bir bataklıktan uzanan kurtarıcı bir el durumundadır. Bu el; içlerinde, doğumundan ya da becerisinden, gelişiminden veya önü açıklığından, zeka ya da yeteneğinden en değerlileri dahi vicdani bir gerekçe, koşulsal bir zorunluluk, ithamsal ya da itibari bir neden ile veya kabul edilmesi gereken değişmezlik ya da değiştirilmesi mümkün olmayan mevcut oluşum ile sıkıca tutmakta ve tek tek bireylerden, zamanında tek tek birey olarak kendindeki niteliği övüncü ile çekip, kendi iradesi ile semerlemesiyle biriktirdiği birimler olarak toplamında toplum, daha da öte, milletin kendisi halini almaktadır. Bu karanlığın ışığında <strong><em>kutsal bir kurban kadar özgür dolaşırsınız.</em></strong></li>
</ul>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas2.jpg"><img class="wp-image-13857 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas2.jpg?resize=513%2C511" alt="" width="513" height="511" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas2.jpg?w=959&amp;ssl=1 959w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas2.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas2.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 513px) 100vw, 513px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<ul>
<li>Asıl mizacı başka emeller altında olan sanat, kendi görüsünde çizdiği yol, bireyin çıkar, kurumun ideoloji veya misyon safdilliğini yerine getirir.Bu çıkar çoğu zaman ekonomik bir gerekçe, kimi zaman yaşamsal bir tutku veya uğraş, bazen de doğrudan hayatın anlamı olarak kendini belli eder.<br />
Yaşam içindeki rastlantısal ve gerek aile gerekse çevrece ve içlerindeki  düşleme ile ileriye yönelik bir merdiven gelişimindeki sistemde vardıkları yer; mevki, konum, alan, yaşam çalışımı olarak, birimlerin kümelendiği şablonda olur. Belli bir sınır ve sorumlulukta kalan birey, aidi olduğu bütünün toplamındaki yıkım, istismar, suistimal veya yozlaşmadan hatta daha da ileri; insan hayatını ve dünyayı hiçe saymak, değerden düşürmek gibi en acımaz ve utanç duyulacak geride bırakımların farkında olmaksızın, dahası; kabulünde dahi olmadıklarının idamesinde  bir payanda görevinde bulunur. Kabulünde olmadıklarının hizmetinde olmak; bir yaşam koşulu olarak sürer durum; insan hayatının kendi mevcudiyeti ve ihtiyacı ile kendiliğinden ortaya çıkar. Eğitim ve sanat, kendi gölgesinde aslını karanlıkta bırakan zamana doğru at başı olarak gider. Bu işleyişte gölge, duyumsanamayacak bir derinlikte karanlığın gölgesinde kalır.</li>
</ul>
<p><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas3.jpg"><img class="size-full wp-image-13858 aligncenter" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas3.jpg?resize=536%2C543" alt="" width="536" height="543" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas3.jpg?w=536&amp;ssl=1 536w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas3.jpg?resize=296%2C300&amp;ssl=1 296w" sizes="(max-width: 536px) 100vw, 536px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<ul>
<li>Anlatmaya çabalamaktan, göstermeye çalışmaktan yorulan diller ve eller ve beraberinde hissettirmekten ve hissetmekten artık  körelen duygularla yaşanılanın, yaşatılanın, ortada olanın nihai bir kaçınılmazlık olarak kolektiflik halinde; kendini kurtarmak, arındırma, ayırma amaçlarını kaybeder,  bu amacı yeni yeniden edinecek kadar dirençli ve talihli olsa bile, gerçekleştirmek adına gerekli enerjiyi bulamayacaktır. Çünkü aynı kolektif zemin, kişi yani bireydeki oluşumu sürece itecek  tüm soyut ve fiziksel enerji kaynaklarını tüketmiş, kirletmiş ve aynı kokuşmuş zehri yayan çıkar ve amaçların hizmetinde ve desteğinde kalmış ya da doğrudan kendisi halini almıştır.</li>
</ul>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas4.jpg"><img class="size-full wp-image-13859 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas4.jpg?resize=538%2C370" alt="" width="538" height="370" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas4.jpg?w=538&amp;ssl=1 538w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas4.jpg?resize=300%2C206&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas4.jpg?resize=536%2C370&amp;ssl=1 536w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<ul>
<li>Karşılaşılan ve sosyal bir canlılığından, içgüdünün yaşam ihtiyacından zorunlu olarak maruz kalınan <strong><em>görüntülerde;</em></strong> insanın tarihten ve evrensellikten adeta nasibini almamışlık ve ortak bir dünyada sanki aynı oksijenin paylaşılmadığı özerkler ile baş başa kalması , bunun yanında yüksek medeniyet seviyesinde bir canlı olarak insanın, kuşkusuz birikimli bilincinden, sahip olduğu içgüdüden ötesi; sınırsız hayal gücünden büyük bir endişe, büyük bir kayıplık içinde, tüm sinir uçlarına kadar titreten durumların yaşanılmasına karşı <em>‘<strong>çaresizlik</strong>’</em> hissi ile bakması, bu yüksek canlı kültürüne sahip insan için büyük bir zeka ve anlayış trajedisinde kendi içinde çıkmazlarda, patlamalarda kalarak, derin duyular ve ilerici sezgiler ile psikolojik çatışıklıkta varoluşun büyük buhranını yaşar. Şüphesiz ki, bu varoluş; sadece psikolojik bir deformasyona değil, sürüklediği fiziksel bir yok oluşunda işaretidir.<br />
Bireylerin sayısal ‘<strong><em>birimler</em></strong>’ olarak görülen ve değerlendirilen  gözlerin, kontrol ve hakimiyet sahibi güç ve idamesi karşısında kendilerini de aynı toplamdaki sayısal bir birim olarak görerek, iç görüsündeki kişilik farkındalığından ve en başında toplumsal ve dünyasal bir birey olmasından muzdarip hale gelerek, otoriteler karşısında kendi yolunu kaybetmiş ve bulamaz şekilde yaşamaya başlar. Bir yol çizecek irade ve isteği kendinde bulamayacaktır, tüm dış otorite, yozlaşıklıktan da öte, kendi iç duygularında bunu karşılayacak enerji ve motivasyonu zaten olmayacak hale gelmiştir.<br />
Şablon içindeki bir birim olarak kalıp, tüketen ve tükenen, ezen ve ezilen, körelen ve körelten, istismar eden ve istismar edilen, ahmaklaştıran ve ahmaklaşan,  kullanan ve kullanılan, kazanan ve kazandıran, hayranı olan ve hayran olan, sağan ve sağılan  sonucunda; sistem içinde içgüdüsel olarak uygun hale gelmesiyle <strong><em>ölen ve öldüren</em></strong> taraflardan birinde olmamayı seçerek, doğrusu; hiçbir şey seçmeyerek, seçemez tutuma gelerek en fazla,  gören, gözleyen, sezen ancak müdahaleden yoksun ormandaki bir ağaç gibi olduğu yerde yükselen ve kökleriyle derinleşen, hareket edemeyen bir yapı içinde hayatı beklenti ve geçicilik içerisinde tamamlamaya eğilimlidir.. <strong><em>Ancak değişen mevsim ve yanan orman, tarafsızlığı bir duruş olarak kabul etmeyecektir..<a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas5.jpg"><img class="wp-image-13860 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas5.jpg?resize=523%2C659" alt="" width="523" height="659" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas5.jpg?w=759&amp;ssl=1 759w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas5.jpg?resize=238%2C300&amp;ssl=1 238w" sizes="(max-width: 523px) 100vw, 523px" data-recalc-dims="1" /></a></em></strong></li>
<li>Sanat ve eğitim ile gelecek aydınlanmanın önüne geçilmek için bir zamanlar yapıldığı gibi; yasaklar, etik kışkırtmalar, vicdan sömürüsü ile veya kitap yakma eylemleri, alay ve iftiralar ile üst değerlerin karalanarak değersizleştirilmesi böylece toplumun istenilen ‘<strong><em>biçeme</em></strong>’ düzenlenmesi yerini, çok daha psikolojik ve içgüdü temelli yönelimler ile toplum düzenlemesi değil, istenilen ‘<strong><em>biçemdeki</em></strong>’ <strong><em>düzeni oluşturacak toplumun meydana getirilmesi</em></strong>; pratikte; tam tersi olarak aydınlanmanın yerini alarak, eğitim ve sanat yollarını kullanarak,  yakmak yerine basılan ve okutulan kitaplar ile, yasaklamak yerine öğretilen ve geliştiren ‘eğitim’ ile, etik kışkırtma, vicdan sömürüsü yerine ‘<strong><em>doğal görüdeki</em></strong>’ kendinden yozlaşık ve rasyonellik dışına bırakması, karamalar ise göz önüne getirilen ve yer verilen, yüksek değer, uygun konum ve kişi olarak sunulan‘temsillerin’ sağ duyusunda olmayı sunarak ve bunlara arzu ve istek uyandırarak, zaten geri kalan asıl değerlerin  kendini konumlandıracak ne toplumsal eğilimde insansı güç ne de ekonomik destek bulamaması halini alır..</li>
</ul>
<p><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas6.jpg"><img class="size-full wp-image-13861 aligncenter" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas6.jpg?resize=537%2C531" alt="" width="537" height="531" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas6.jpg?w=537&amp;ssl=1 537w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas6.jpg?resize=300%2C297&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 537px) 100vw, 537px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<ul>
<li>Toplum potansiyeli yer çekimi gibi ‘<strong><em>bilinç çekimi’</em></strong> ile kişiyi sınırlar, yaratıcı bir çıkıştan alıkoyar,  kendi paralelliğinde uygun hayat şartları göremez, fenası; zaten sahip olduğunun paralelliğinde uygun bir hayata ait olmaz, sadece herkesi belirli bir sınıfa, sisteme, düzene,alana, anlama, amaca, yargıya ve kalıba koyarak anlaşılır kılmakla kalmaz, kişinin kendinden geliştirdiği ve doğası gereği uyduğu yarı kontrollünde benliğinin şeklini ve ortalama zeka karakterini de belirler. Bunun sonucu, ‘suç’ veya ‘neden’ dışarıda gördüğü kadar kendinden de görmeye mahkum olur. Sağ duyusunda izin verdiği ve ulaştığı ölçüde, sebep olarak; kendinde ve karşı tarafta yani – dışta da- eşit miktarda nedenleri bulacaktır.</li>
<li>Gören göze kavranılır ve sürekli söylenir olduğu gibi bu artık bir dekadan, sistem halini alması,bozulma, kanıksama, yıkım, siyasi,ekonomik veya coğrafi gerekçe, koşuların zorunluluğu veya şartların zorluğu, yozlaşım,körelinmiş bir toplum olmaktan fazlası ya da azı olarak bilinçli gözetim, duygusal reaksiyon ve gereksinmelerin içgüdüsel hamlelerine dönüşmesinden ötede dokunulamaz ve daha nesillerce yapısal form olarak kalacak; ‘<strong>doğal görüsünde</strong>’, ‘<strong>adaptasyona</strong>’ uyumlu canlı olarak insanın,  ‘ duyularından’ işlediği verilerin nörolojik bir ‘eğritilemeden’ geçerek, bilgi ve görü halini alması; bununla ilişkili zihin süreçlerinin aynı doğrultudaki adaptasyon ile özleşmesi,<br />
tarihsel gelişimindeki insanın acıklı ve bir o kadar farkındasız, kontrolü dışında ‘yeni dünya haline’ uygun  ‘insanı’ oluşturmakta. Dekadan, biyolojik yapımal olarak süreçlerin, nöroloji etkisindedir artık.<br />
O cahiliyet, kayıplık, bilinçsizlik ya da duyarsızlık gibi değer düşümlerinin getireceği felaket, dehşet veya uslamlamaz manzaradaki kaçınılmaz son ve dönüşecek yaşam hallerinin endişesi, kaybedilecek refah ve huzur düşüncesinin ‘gelecek bir zamanda’ değil, çoktan ‘gerçekleşmiş bir zamanda’ tesiri içerisindedir. Bu, şu demek; ‘<strong><em>Korkulacak bir yarın yok, zamanı bekleyen saat gibi korkunun kendisi olarak korkarım ki, sadece aynaya bakmıyoruz..</em></strong>’<br />
Ya da aynaya bakınca bir şeyler görünmüyor veya bakılacak aynalar kırıldı.<br />
Tüm bu istismar, yozlaşım, baştan çıkarış, aldırmazlık, anlayış eksikliği, insanı ve yaşamı değerden düşürmeler, karşısında veya tarafında mücadele verilecek bir çaba, eylem olacak bir yükselme veya boyun eğecek bir çaresizlik hali değil, sonucunda; maruz ve aşinalar ile pek de azımsanmayacak ölçüde; olguların eğretik bir huzmeden geçimi ile insanın <strong><em>kendinden oluşunda ‘nörolojik faaliyete’</em></strong> dönüşen, kendinden hazır halde doğasal bir yaklaşım ve görünen perspektifler olarak, kendinin kör noktasında kalmasını sağlamıştır.<br />
Beynin bu formsal, adaptasyona uygun dönüşümü altında insan, ister psikolojik eğilim ve davranış, ister felsefi olarak dünya, insan ve hayat görümü olsun, isterse de pratikte; yaşamın eylemsel varoluşlarında aynı nörolojik işleyişin paralelliğinde gelişen ve  değişen görüntüler olacaktır.</li>
</ul>
<p>İyi görü, vicdan, rasyonellik,umut  duygusunda yaklaşımlarının ortaya çıkardığı beklenti, erteleme, müsaade etme ya da gözden kaçırmaların, <strong><em>her şeylerin bir güne doğru zihinde sıralanması</em></strong>, o gelecekte olacak zannettiren yanılsaması, değişeceği ve düzeleceği tarafın yanında endişe edilen yarının olacağı; git gide daha kötüye gidiyoruz, gelecek karanlık olacak ve insanın tüylerini diken diken eden manzaraların sezisinde, içinde olduğu ve yine yarına doğru dehşete kaptıran beklentisi tıpkı insanın düşündüğü şeyi söylememesi gibi ‘zaman ve kontrol’ bildiren duruma dönüşür; Ancak burada; o gelecekte- yarında olacak endişe ve dehşet zaten düşünülen tarafta ‘gerçekleşmiş’ , ‘yaşanmış’ olandır, bunu söylememek ya da kendinden uzakta, gelecek bir zamanda olacak bir olasılıkmış yanılsamasında görmek; ne ‘ zaman’ ne de ‘ kontrol’  bildirir. Bunun yanında bu tepki, beynin tüm uylumlamasında ve içgüdüsel korunma ihtiyacında, yaşadığı ve içinde olduğu dehşete karşı bir savunma refleksi olarak patolojik sayrılığıdır..</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas7.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-13862" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas7.jpg?resize=535%2C776" alt="" width="535" height="776" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas7.jpg?w=535&amp;ssl=1 535w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/sedathas7.jpg?resize=207%2C300&amp;ssl=1 207w" sizes="(max-width: 535px) 100vw, 535px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/norolojik-dekadan-bireyin-sadece-sayisal-bir-birim-olmasi/">Nörolojik Dekadan-Bireyin Sadece Sayısal Bir Birim Olması-</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/norolojik-dekadan-bireyin-sadece-sayisal-bir-birim-olmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13852</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Göründüğü Gibi Değil</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gorundugu-gibi-degil/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gorundugu-gibi-degil/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 13 Mar 2018 08:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Hasoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=13709</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu resim gibi yüzlerce sözcüğü size ifade eden bazı görüntüler vardır. Bu görüntülerde aslında tam tersi zannedilse de daha çok; ifade edemediğiniz şeyleri değil, ‘en çok ifade edilenleri’ görürsünüz. Tasvirdeki imgedir size şaşırtıcı ve büyüleyici gelen; Fark ettiğiniz derin ‘anlatılan’ değil, anlatımda kullanılan ‘benzetimdir..’ Her zaman soluduğunuz ve içinde yer aldığınız oksijenin tasvir edildiği bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gorundugu-gibi-degil/">Göründüğü Gibi Değil</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Bu resim gibi yüzlerce sözcüğü size ifade eden bazı görüntüler vardır. Bu görüntülerde aslında tam tersi zannedilse de daha çok; ifade edemediğiniz şeyleri değil, ‘en çok ifade edilenleri’ görürsünüz.<br />
Tasvirdeki imgedir size şaşırtıcı ve büyüleyici gelen; Fark ettiğiniz derin ‘anlatılan’ değil, anlatımda kullanılan ‘benzetimdir..’ Her zaman soluduğunuz ve içinde yer aldığınız oksijenin tasvir edildiği bir tablonun oldukça büyüleyici ve sanatsal görünmesi gibi karşısında ‘nefesiniz kesilir..’<br />
Daha dikkatli bakmak gerekir.<br />
Sonra bir daha ve düşünmek. Düşünmek, kişiye kendiliğinden gelir.Kimse kolay kolay üzerinde düşünülmesi gereken şeyi düşünemez, o düşünme hali olağan bir düzende kendiliğinden ortaya çıkar. Ve kişi, fark ediş yaşar ya da farkındalığında olarak. Bu kendiliğinden gelen farkında oluştan yani ‘düşünmekten’ muzdarip birey ve toplumları ise diğer tarafta eleştiren ve ‘düşünmüyor’ olmalarına sitem eden başka bir kitle yer alır.</li>
<li>Düşünmeyen birey ve toplumlara sitem eden ve eleştiren birey ve kitlelerde ise onlarla benzer bir ‘düşüncesizlik’ vardır.Çünkü diğer tarafın ‘düşüncesizliği’ sahip oldukları başka ‘düşünmeler’ ve sahip olmadıkları ‘kendiliğinden fark edişler’ sonucu meydana gelir. Kimse dolaylı ya da bilinçli bir şekilde ‘düşüncesiz’ olmayı seçmemiştir, tam tersinde yer alan ‘yüksek akıl’, ‘aydın’ ya da ‘deha’ sahibi insanlar da öyle..</li>
<li>Burada asıl üzerinde durulması gereken ve ‘gözden kaçan’ acıklı olarak; iki zıt veya anlaşırlıkta olmayan tarafların kendi perspektiflerinde yer alan görüş, fikir, idea, inanç, farkındalık ya da ifadesindeki ‘imgelemin’ birbirinden ayrılmadığı yani aynı perspektifte oldukları konu,durum,olay genel anlamındaki nesnel ve olgusal süreçlere karşın birbirinden habersiz veya birbirlerine karşı etkisiz ya da tam anlamıyla ‘farkındasız’ ve ‘gözden kaçıyor’ halinde kalmalarıdır.</li>
<li>Yeni nesil’, ‘Çağımız’, ‘Zamanımız’, ‘Günümüz teknolojisi’ gibi.. atıflarla yer verilen ve bir parçada kendi eleştirel yaklaşımında ortadaki olanı izah eden tanıt , ifade, örnek ve açıklamalarda; özellikle ‘internet’ ve kapsamında ‘sosyal medya’ yer verimleri ile özleştirilen ‘dönemimizin insanları’ artık ‘yeni nesil’ veya ‘gelecek nesil’ gibi soyut bir kavranmaz ve netleştirilemez süreçteki kimseler değil, bayağı ‘eski nesil’ olmak üzere olan herkesin tanıklık ettiği, içerisinde ve dışarısında yer aldığı ‘tüketen ve tükenen nesildir.’<br />
Kaba bir söylemle ‘ eski ve tükenmiş nesil.’</li>
<li>Şimdi resme bir daha bakın.<br />
Gözden kaçan bir nokta;<br />
Toplumda şikayetçi olduğumuz ve istemediğiniz şeylerin olmasının en büyük nedeni; istediğimiz ve şikayetçi olmadığımız başka şeylerin olmasıdır. Tıpkı ‘düşüncesiz’ bir bireyin kendinde ‘düşüncesizlik’ bulmayacak kadar düşünce ile aslında ‘düşünceli’ biri olması gibi.</li>
</ul>
<p>At gözlüğü ile dünyaya ve hayata bakan insanlar diye bahsedilen, genelde eleştirilen, ‘düşünemeyen’ cahil veya yozlaşık kesimlerde diye nitelenen kimselere karşın, bunları niteleyen ve ‘fark eden’ ise tam tersinde bir konuma kendini hayali olarak oturtmaya eğilimlidir, elbette bu kişi aynı zamanda kendi eksikliklerinin farkındalığında ve kendi kendine şüphe ile yaklaşacak iç görüdeki kimsedir, ama kaçınılmaz olan ‘üstün körü’ ve bir o kadar ‘düşüncesiz’ bakıştan kendini alıkoymayacaktır.Çünkü bunun nedeni de yine aynı ‘kendiliğinden fark edişi’ yaşatan ‘doğal görüdür’. Kesimlerin daha ‘sanatsal’, kültürel ve bohem taraflar ve aydın yakışımlardaki daha çokça ‘entellektüalist’ yerleri olarak iç ve dış sınıflar diye yargı bulan konum ve yaşam biçimde olan kimseler arasında sıkça görülmektedir. Üzücüdür. Bir o kadar ‘sanatsal olmayarak düşündürücüdür..’</p>
<p>Resimde; küresel olarak, kaçınılmaz bir şekilde at gözlüğü takan insanın iki gözü etrafındaki, ‘dönemimiz insanlarının maruz kaldığı’ teknoloji, internet-sosyal medya ve cep telefonu  ve bunlarla sahip olduğu nitelemelerin tasviri yer alıyor.<br />
Ancak daha acı tarafı ise,- belki fark edilmedi- aslında cep telefonunun ‘kamerasının’ tam gözünün yerini almasıdır. Bu ise daha çok; ortadaki bu durumun ‘farkındalığında’ olan kısmın ‘gözden kaçırdığı’ noktada oluyor. Durum, zannedilenden daha öte, derin ve değişmezliğe sahip.. Öyle ki, fark edecek ‘gözün’ kendisi olmakta.</p>
<p>Peki bu resimde ‘gözden’ kaçanı fark ediyor musunuz? Hissin doyumunda bilincin anlayışına sahip olabilirsiniz veya sezginin yeterliliğinde farkında olabilirsiniz ama dökülen yaprakların çıtırtısı,<br />
ressamın dahi ‘gözden kaçırdığı’ bir şey olabilir..</p>
<p><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/gorundugu_gibi2.jpg"><img class="size-full wp-image-13711 aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/gorundugu_gibi2.jpg?resize=541%2C462" alt="" width="541" height="462" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/gorundugu_gibi2.jpg?w=541&amp;ssl=1 541w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/03/gorundugu_gibi2.jpg?resize=300%2C256&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 541px) 100vw, 541px" data-recalc-dims="1" /></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gorundugu-gibi-degil/">Göründüğü Gibi Değil</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gorundugu-gibi-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">13709</post-id>	</item>
		<item>
		<title>O Şey “Bilmezlik”</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/o-sey-bilmezlik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/o-sey-bilmezlik/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 11 Mar 2016 15:10:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Hasoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2626</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘En çok ve en iyi bildiğin şeyde bile Yalnızsın.’  Aslında bakarsan en iyi bildiği şeyde en çok yalnızsın&#8230; Komik olacak ama sanırım aslında en iyi bildiğin şeyde ‘Yalnızsın!’ Bazı şeyleri ‘sürekli’ ve zaman zaman duyarız… Ve bunların ne olduklarını bildiğimizi varsayarız. Bunlar bizden o kadar uzak şeyler değillerdir, her gün birilerinin yaşadığı ve tanıklığımızda olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/o-sey-bilmezlik/">O Şey “Bilmezlik”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>‘En çok ve en iyi bildiğin şeyde bile Yalnızsın.’  Aslında bakarsan en iyi bildiği şeyde en çok yalnızsın&#8230;</p>
<p>Komik olacak ama sanırım aslında en iyi bildiğin şeyde ‘Yalnızsın!’</p>
<p>Bazı şeyleri ‘sürekli’ ve zaman zaman duyarız… Ve bunların ne olduklarını bildiğimizi varsayarız.</p>
<p>Bunlar bizden o kadar uzak şeyler değillerdir, her gün birilerinin yaşadığı ve tanıklığımızda olan şeylerdir. En olanaksızı dahi duyumumuzda olan şeylerdir&#8230; Ancak ta ki o şey başımıza geldiği zaman ne olduğunu bilmeye ve anlamaya çalışırız.</p>
<p>Buradaki meraksal ve endişeli bakışlarımızda öyle bir dehşet vardır ki, ilk kez duyuyor, ilk kez görüyor olmakla kalmaz, yeryüzünde de ilk kez bizim başımıza geliyormuş gibi kararsız ve çaresiz hisseder, bize çözüm gösterecek ve rahatlatacak herkese ve her şeye ilgili oluruz..’’</p>
<p>Yaşam boyunca defalarca duyduğumuz bir şeydi o..birilerinin başına gelen şeydi&#8230; Ama birden bire ilk kez duymuş gibi olduk.. O hissetmede olduk&#8230; O bilmemezlikte.’’</p>
<p>‘İnsanların duyarlı, ilgili, bilgili ve etrafınızda dönüp durmalarına aldanmayın, o şey kendi başlarına gelmeyene kadar gerçek duyguda birer sağır ve birer kördürler ama ağız olmaktan hiç çekinmezler.’</p>
<p>‘Yanılsamaların aynasında geçekte olmayın’<br />
‘O şeye karşı en çok bilmekte olan birinde bile bunu görebilirsiniz&#8230; Tüm size karşı bilmesine rağmen kendi karşılaştığı zaman bir yabancı olacaktır o şeye karşı&#8230;’</p>
<p>Ve hatta dönüp… Yanıtını sizlerde arayacaktır&#8230;’</p>
<p>&#8211; O şeye bir örnek… ‘HASTALIK’…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/o-sey-bilmezlik/">O Şey “Bilmezlik”</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/o-sey-bilmezlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2626</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zamansızlık</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zamansizlik/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zamansizlik/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 16 Dec 2015 11:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Hasoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1197</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zamanın bilincinde olamazsınız. Olur musunuz? NAK NAK..! Bilincinde olduğunuz soyutluğu zaman varsayarsınız..! TIK TIK..! Gelecek dersiniz, oysa gelecektesiniz dediğiniz an da… Kelimenizin bitiminde bir ışık huzmesinde uçtunuz siz bir sonraki geleceğe..! Huuu..! Bir sonranız bir sonra dediğiniz an da..! Zaman deyince, zaman… ZAMAN? HANGİ ZAMAN? Geçmiş, gelecek… şimdi..! Yoksa… Şimdi, geçmiş gelecek mi desek? Ha? [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zamansizlik/">Zamansızlık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Zamanın bilincinde olamazsınız. Olur musunuz? NAK NAK..!<br />
Bilincinde olduğunuz soyutluğu zaman varsayarsınız..! TIK TIK..!<br />
Gelecek dersiniz, oysa gelecektesiniz dediğiniz an da…<br />
Kelimenizin bitiminde bir ışık huzmesinde uçtunuz siz bir sonraki geleceğe..! Huuu..!<br />
Bir sonranız bir sonra dediğiniz an da..!<br />
Zaman deyince, zaman…<br />
ZAMAN?<br />
HANGİ ZAMAN?</em></p>
<p><em>Geçmiş, gelecek… şimdi..!<br />
Yoksa…<br />
Şimdi, geçmiş gelecek mi desek? Ha?</p>
<p>Ah ne çok çektiniz siz geçmişten..!<br />
Çoğuna;<br />
‘Geçmiş’  sözcüğü, hep kötü davranmış bir dost ya da bir baba gibi çağrışıyor, çoğu kez…<br />
Zamana da yaşam zihninde öyle çağrışıyor..! Geçmiş? Geçmiş mi?<br />
Ah çeker zaman da yaşam zihninde, onu duyunca..!<br />
3 fertli zaman ailesinin en hain ve vefasız bireyi ‘geçmiş’.<br />
Yaşantının en olumsuz zamanı ‘geçmiş’ &#8230;<br />
Hatırlamamalı, ona bakmamalı… Onu kullanmamalı çoğu kez…<br />
Yalnız dilden ve zihinden değil zamandan da atmalı.<br />
Tüm dilin en soysuz ve hain sözcüğü ‘geçmiş’<br />
Ve tüm zamanın en huysuz çocuğu ‘geçmiş’<br />
Ve zihnin en karanlık odası ‘geçmiş’<br />
Bir beklentin de olmamalı onun sana vereceği şimdiden…<br />
En büyük gelecek beklentin şimdiden…<br />
Şimdi..!<br />
Şimdi..!<br />
Her gün birilerinin geri zekalı olduğunu fark ediyorum, şimdi…<br />
Hem uğraşım hem hobi hem de alışkanlık olarak yapıyorum bunu.<br />
Ve çok da iyi yapıyorum…Ve çok da akıllıca&#8230; Gerçekten geçmişi kurtaracak kadar da motivasyon veriyor bazen; her gün birilerinin geri zekâlı olduğunu fark etmek…<br />
Üzüntü, ciddiyet ve keyif üç duyguyu da buluyorum aynı durumdan çoğu kez.<br />
3 duygu?<br />
3 zaman da oluyorum böylece..!<br />
3 duyguda aynı anda tek zaman da 3 zaman? Ha?<br />
Yaaa..!<br />
Geleceğin mitosları arasında yürüyorum şimdini çocuklarının yanında…<br />
Geçmişte yaşlanmış olacaklar onlar…<br />
Şimdinin çocukları..!</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zamansizlik/">Zamansızlık</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zamansizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1197</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Her Gün Bir Gün Kaybediyorsunuz</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/her-gun-bir-gun-kaybediyorsunuz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/her-gun-bir-gun-kaybediyorsunuz/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 10 Dec 2015 19:08:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Hasoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1096</guid>
				<description><![CDATA[<p>Her gün, bir gün kaybediyoruz. Yaşantıdan. Yaşadığımız ne varsa tam da o kadar, yaşamadığımız. Düşündüğümüz ne varsa tam da o kadar, düşünmediğimiz. Ve bildiğimiz ne varsa tam da o kadar bilmediğimiz. Onun için her gün bir gün kaybediyoruz. Kendimiz, kendi kendimizin eksiğiz tam da kendimiz kadar. Bizden bizi alsalar geriye hiçbir şey kalmaz öyle değil [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-gun-bir-gun-kaybediyorsunuz/">Her Gün Bir Gün Kaybediyorsunuz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Her gün, bir gün kaybediyoruz.<br />
Yaşantıdan.<br />
Yaşadığımız ne varsa tam da o kadar,<br />
yaşamadığımız.<br />
Düşündüğümüz ne varsa tam da o kadar,<br />
düşünmediğimiz.<br />
Ve bildiğimiz ne varsa tam da o kadar bilmediğimiz.<br />
Onun için her gün bir gün kaybediyoruz.<br />
Kendimiz, kendi kendimizin eksiğiz tam da kendimiz kadar.<br />
Bizden bizi alsalar geriye hiçbir şey kalmaz öyle değil mi?  (ÖYLE DEĞİL..! )<br />
Bizler 1 eksi 1 eşittir ikiyiz..!<br />
Her gün bir gün kaybediyoruz..! (Öyle mi? )</p>
<p>Güneş, sabahları da doğuyor, böyle görmeli…<br />
Güneş, akşamları da batıyor ve böyle görmeli.<br />
Güneşin sabah doğuşu ve akşam batışı bize doğal görünmemeli.<br />
Çünkü her gün bir gün kaybediyoruz.<br />
Gece de bir sabahta bir.<br />
Onun için en çok severiz biz, akşamüstlerini.<br />
Hem akşam hem de akşamın üstündeki zamanlarımız…<br />
1 eksi 1 dediğimiz andır o an…<br />
Ve bir andır toplamda kazandığımız..!</p>
<figure id="attachment_1099" aria-describedby="caption-attachment-1099" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-1.jpg" rel="attachment wp-att-1099"><img class=" td-modal-image wp-image-1099 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-1-1024x680.jpg?resize=640%2C425" alt="Bazen &quot;Koca bir zaman da sadece bir küçük an…&quot; vardır." width="640" height="425" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-1.jpg?w=1024&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-1.jpg?resize=300%2C199&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1099" class="wp-caption-text">Bazen &#8220;Koca bir zaman da sadece bir küçük an…&#8221; vardır.</figcaption></figure>
<p>Koca bir zaman da sadece bir küçük an…<br />
Tüm kaybettiğimiz günlere rağmen…<br />
Tüm yaşamadığımız günlere rağmen.<br />
Tüm bilmediğimiz ve tüm düşünmediğimiz her şeye rağmen.<br />
Sonunda sahip olduğumuz tek bir şey kalacaktır.<br />
Kendimizi kendimizden çıkardığımız da küçük bir an<br />
kalacaktır geriye…<br />
Bütün bir yaşamda her şeyimizin toplamının sığacağı<br />
ve geriye kalacağı tek bir an…<br />
Bir an..</p>
<p>Bir anız..! Her şeyimizi her şeyimizden çıkardığınız zaman<br />
geriye kalacak yine de bir şey…<br />
Çok küçük…<br />
Birçoğunun fark edemeyeceği kadar küçük…<br />
Ve birçoğunun  an’lamayacağı kadar küçük bir an.<br />
Bu an ı ona versek anlardı.!  Ama o zaman o anı’mız olmazdı…<br />
Biz olmazdık..! Hiçbir şeyimiz olmaz ve yaşantı da olmazdı.<br />
Onu bir versek,  o bizim her şeyimizi anlardı..!</p>
<figure id="attachment_1100" aria-describedby="caption-attachment-1100" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-2.jpg" rel="attachment wp-att-1100"><img class=" td-modal-image wp-image-1100 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-2-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Her Gün 1 Gün Kaybediyorsunuz" width="200" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-2.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1100" class="wp-caption-text">Her Gün 1 Gün Kaybediyorsunuz</figcaption></figure>
<p>Tüm söyleyemediğimiz, tüm anlatamadığımız ve tüm anlaşılmayacak<br />
her şeyimiz açıklığa kavuşurdu tüm gözlere…<br />
Gerçekten anlaşılırdık…<br />
Tüm o söylesem de anlayamaz ki düşünde birikenlerimiz var ya…<br />
Tüm o kişilerimiz var ya…<br />
Gerçekten anlarlardı…<br />
Gerçekten anlardılar..!<br />
Ama o an biz olmazdık.<br />
Anlaşılırsan sen olmayacaksın,<br />
Anlaşılmazsan sen olacaksın…<br />
Tercih senin…<br />
Sessizlik de senin tüm gürültüler de senin.<br />
Geceler de senin tüm sabahlar da senin…<br />
Bildiklerinde senin tüm bilmediklerin de senin.<br />
Tüm düşünmelerin de senin tüm düşünmemelerinde.<br />
Ama tüm bunların toplamından tüm bunların toplamını<br />
çıkardığın zaman bir an kadar bir şey kalacaktır yine de geriye…</p>
<p>ÖZ..!</p>
<p>Her şeyiniz ve kendinizin toplamı eşittir bir ‘an’<br />
O an ‘dan her şeyiniz ve kendinizin toplamını çıkarınca geriye kalacak<br />
tam da onun kadar bir an..!<br />
Ve o an eşittir öz..!</p>
<p>Öz eşittir her şeyinizin biçimini belirleyenleriniz..!<br />
Neyi düzeltmeye çalıştığınızın farkında mısınız?<br />
Yalnızca bir şeyi bile düzeltmek isterken<br />
aslında her şeyinizi düzeltme girişiminde bulunmuş oluyorsunuz.<br />
Tüm her şeyinizi düzeltmek için gerekli olan enerji ve düşünce<br />
üretiyorsunuz…<br />
Yaşantınızın tüm psikolojik ve üstesinden geldiğiniz olumsuzluklarınızı<br />
yeni bir sorun yeni bir olumsuzluktan tümden uyandırmış<br />
ve tekrar aşmaya çalışmakta buluyorsunuz kendinizi…<br />
Kendi üstesinden geldiğiniz geçmişinizi bir yeni olarak tekrar yaşayıp<br />
üstesinden gelmeye çalışıyorsunuz zihninizde, başınıza gelen<br />
en küçük olumsuzlukta bir sorunda dahi bunu görebilirsiniz.<br />
Ah siz kendi kendinizin üstesinden gelmeye çalışıyorsunuz her defasında.<br />
Soyut bir canavarı yenmeye çalışıyorsunuz…<br />
Görünmeyen, hiçbir şeyliği tutup alt etmeye çalışıyorsunuz.<br />
Budur tüm bir psikolojiniz de olumsuz gelen her şeyiniz.<br />
Ve üzgünüm ama çoğunuz bunu en ufak bir durum karşısında bile<br />
tekrar yeniden yapıyor.. Yalnızca bir küçük durumda,<br />
üstüne gelen soyut canavara,  ömrün bütün küçük, büyük durumlarında<br />
üstene gelmiş olumsuz düşüncenin kuvvetini veriyor ve onunla<br />
mücadele etme girişiminde kendinizi buluyorsunuz, bunun sonucu<br />
duymazdan gelecek, öylesine olan ve hemen oracıkta unutulacak<br />
bir şeyin bile aslında onun etkisinden, değil saatlerinizi,günlerinizi,<br />
haftalarınızı ve hatta aylarınızı bile geçen günlerin içerisinde<br />
aralıklı, aralıklı hatırlama ve tekrar hissetmeler ile<br />
nice güzellikleri, nice eğlence anlarını, nice olumlu gelecekleri<br />
duymazdan geleceğiniz, öylesine olan ve hemen oracıkta unutacak<br />
bir şeye çevirmiş oluyorsunuz..!<br />
O nedenle diyoruz ki…<br />
HER GÜN 1 Gün kaybediyorsunuz&#8230;<br />
Hiç farkında bile olmadan&#8230; Hiç görünmeden bile…<br />
Çünkü bedenen o günü yine yaşıyorsunuz,<br />
yine her gün yaptıklarınız rutinin de içgüdüsel alışkanlıklarınız ile<br />
günü yeni gibi görüyor ve beyninizin algı aldatışlarında<br />
o günü yeni olarak yaşamış varsayıyorsunuz…<br />
Oysa siz her gün 1gün kaybediyorsunuz…<br />
Manevi bir gramer hesabı yaptığımız zaman belki birkaç dakika<br />
kardasınızdır. Fazla değil&#8230; O gün birkaç dakikalığına yaşamışsınız en fazla..! (Bilimsel bir açıklamayla da ispat edebilirim size bunu, şimdilik edebi gidiyoruz! )</p>
<figure id="attachment_1101" aria-describedby="caption-attachment-1101" style="width: 493px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-3.jpg" rel="attachment wp-att-1101"><img class=" td-modal-image wp-image-1101 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-3.jpg?resize=493%2C250" alt="Hiç de öyle 1 günde 1 gün yaşamıyorsunuz hiçbir günde..!" width="493" height="250" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-3.jpg?w=493&amp;ssl=1 493w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-3.jpg?resize=300%2C152&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-3.jpg?resize=474%2C240&amp;ssl=1 474w" sizes="(max-width: 493px) 100vw, 493px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1101" class="wp-caption-text">Hiç de öyle 1 günde 1 gün yaşamıyorsunuz hiçbir günde..!</figcaption></figure>
<p>Hiç de öyle 1 günde 1 gün yaşamıyorsunuz hiçbir günde..!<br />
Nitekim yaşamın üstünkörülüğü ve yüzeysel bakışlarda sığ<br />
yaşamanız sizi de bu fark edişlerden uzakta tutarak sorunu ve nedeni<br />
yaşamın küçük olaylarında bulup, halı altına atabilirsiniz&#8230;<br />
Şanslı saymalısınız kendinizi, derin düşünemeyen bir zihniniz<br />
size göreceli baktıran bir aklınız olmadığı için&#8230;<br />
Daha gelişmiş görüş sahiplerine bu bir tehlikedir,<br />
özünü de tehlikeye atması kendini kaybetmesidir.<br />
Daha fenası harcadığı tüm enerji ile hiçbir şeyi değiştirememesidir.<br />
O bir günü kurtarmak ister her gün…<br />
Daha kötüsü kaybetmediği tüm günleri n farkındadır<br />
her gün onu kurtaracak tüm günlerini kurtaracak bir gün<br />
yaratma mücadelesidir&#8230;<br />
Onun mücadelesi artık geçmişin<br />
soyut canavarıyla değil, geleceğin umut veren kahraman ruhuyladır.<br />
Aslında oda soyuttur, bir kahraman olsa da&#8230;<br />
Ama kahramandır&#8230;<br />
Geçmiş ve gelecek biri canavar biri kahraman olarak gelir üzerinize<br />
ve her gün bu ikisini savaştırırsınız ruhunuz ve zihninizde…<br />
Seçim sizin..!<br />
Sizin duyma, bakma ve görmelerinizle, sizin yönelme ve düşlemenizle<br />
güç bulacaktır her ikisi de.<br />
Her gün hangisini daha fazla güçlendirirseniz,<br />
günün sonunda onun zaferinin verdiği huzur veya huzursuzlukla<br />
yatağa gireceksiniz&#8230;<br />
Ah keşke sığ kafalı bir ahmak ya da az düşünen ve bilen bir cahil<br />
olsaydık diyeceksiniz çoğu kez.<br />
Çünkü onlar tüm mücadele ve savaşlarını uykuya bırakmışlardır…<br />
Rahat, rahat uyurlar…<br />
Canavarı da kahramanı da kendi hallerinde takılırlar, rüyalarda.<br />
O farkında bile olmayacak kadar derin uykuya yatacak bir düşüncesiz<br />
zihne sahip, niceliklerini ölçecek bir ince ruha sahip değildir…<br />
Ama tüm bu sığ ahmaklara benzer başka türlü kimseler de vardır…<br />
Onlar ise daha fazla düşünmüş ve mücadeleleri sonunda kahramanı<br />
kendi ruhuna geçirmiş kimselerdir.<br />
Artık onun soylu ve yüksek ruhu tüm durum ve olaylara<br />
üstten bakabilen bir sonsuz zaferle görüşünü ötelere çevirmiştir.<br />
Canavarı oksijenle bütün evrene bırakmıştır.<br />
Ne ile düşünürse o olacağını bilir..!<br />
Onun için artık ne düşüneceğini bilir..!<br />
Ve tüm bunların sonucunda rahat uyuyabiliyordur…<br />
O nedenle cahillikle bilgeliğin durumu birbirine çok benzer.<br />
Ahmak ve çokbilmiş olanla da ikisi birbirine çok benzerler.<br />
Siz de ne tam bilge olabiliyorsunuz ne de tam cahilliği kendinize kabul ettiremiyorsunuz.<br />
O halde cahil bir bilge olunda, cahilin rahat uykusuna, bilgenin de bilmiyorum diyen  daha çok bilmekten gelen bakışına  sahip olun…<br />
Bırakın sonsuzluğu, bütün geleceği, bütün geçmişi..Düşünmeyi,düşlemeyi, kurtarmaya veya kahraman olmaya çalışmayı da..<br />
Günü en iyi düşünce ve eylemde geçirin de&#8230;<br />
O zaman çok güzel bir cahil bilge olursunuz…<br />
En azından…En azından …BİR BAKIN NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜZE..!<br />
O kadarcık… Sadece bir bakın yahu..!<br />
Bu nedir ki ben düşünüyorum diyecek kadar<br />
düşünün sadece…<br />
İçgüdüleriniz oracıkta sizi kurtaracak,  mantıksızlık ve anlamsızlık<br />
mücadelesinde soyut canavar üstünüze gelmeden, sizi rahat bir uykuya götürecektir.<br />
Rahat bir uyku ertesi gün zaten sizi bütün geleceğinizi kurtarabilecek enerji ve ruhsal<br />
güçte gelecektir&#8230; (Çünkü devamında gelecek büyük mücadele uykunuzda farkında olmadan devam eder)<br />
O zaman bir gülümseme de , bir çocuğun sevimli bakışında&#8230;Ya da bir günaydın deyişlerinde dahi<br />
o küçücük olumlulukta dahi,  bütün bir geçmiş ve geleceğinizin olumluluğu üstünüze gelmiş olacaktır..<br />
Böylece her gün 1gün kaybetmez..!<br />
HER GÜN 1 Günün sahibi olursunuz..!<br />
Günaydın ve İyi geceler, okurlar.</p>
<p>Bir günaydın iyi geceler olarak da gelir üstünüze<br />
Bir iyi geceler de iyi günaydınlar iyi sabahlar olarak…</p>
<figure id="attachment_1102" aria-describedby="caption-attachment-1102" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg" rel="attachment wp-att-1102"><img class="td-modal-image wp-image-1102 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4-1024x641.jpg?resize=640%2C401" alt="HER GÜN 1 Günün sahibi olursunuz..!" width="640" height="401" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg?resize=1024%2C641&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg?w=1386&amp;ssl=1 1386w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/her-gun-1-gun-kaybediyorsunuz-4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1102" class="wp-caption-text">HER GÜN 1 Günün sahibi olursunuz..!</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-gun-bir-gun-kaybediyorsunuz/">Her Gün Bir Gün Kaybediyorsunuz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/her-gun-bir-gun-kaybediyorsunuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1096</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya Çağının Sanata Olan Etkisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Nov 2015 15:53:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sedat Hasoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>
		<category><![CDATA[modern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya çağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=836</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çağımızda Düşen Sanat… Yükselen Sanat… Peki Kazanan? Sanatçı mı? Sanat mı? Yoksa… ? İnsan mı? Sosyal Medya Çağının Klasik ve Modern Sanatlarımızdaki Etkisi… Öncelikle Felsefi ve Bilimsel bir kuramdan baktığımız zaman, ‘sosyal medya’ her yönüyle yaşamı içine çeken bir kara delik. Demek pek de yanlış olmazdı… Zira bu her yönün içerisinde, insan diyeceğimiz o ki, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/">Sosyal Medya Çağının Sanata Olan Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çağımızda Düşen Sanat… Yükselen Sanat…</strong></p>
<p>Peki Kazanan? Sanatçı mı? Sanat mı? Yoksa… ?<br />
İnsan mı?<br />
<strong>Sosyal Medya Çağının Klasik ve Modern Sanatlarımızdaki Etkisi…</strong></p>
<p>Öncelikle Felsefi ve Bilimsel bir kuramdan baktığımız zaman, ‘sosyal medya’ her yönüyle yaşamı içine çeken bir kara delik. Demek pek de yanlış olmazdı… Zira bu her yönün içerisinde, insan diyeceğimiz o ki, kitleler, toplumlar, bütün kurum ve kuruluşlar dahil edilebilir…</p>
<p>Birinci sorumuz şu olmadır, ‘<strong>Sosyal Medya Çağının Klasik Ve Modern Sanatlarımızdaki Etkisi…’   ne olacaktır değil </strong>ne olmalıdır?</p>
<p>Çünkü Sosyal Medya çağında bizler, -sizler- birer belirleyen rollerindeyiz&#8230; Eğer istediğimiz sanatın belirli bir algı ve anlayış düzeninde lanse etmesi ise bunu pek ala belirleyerek hedeflediğimiz noktaya getirebiliriz. En bayağı örneği ile atılan Twitler, yapılan paylaşımlar belirlediğim -belirlenen- hedefe birer merdiven basamağı rolündedir&#8230; Tıpkı wep –internet– algılamasında oluşan bilgi ve görüş açılarının ortadaki konuya bir görsellik ya da bir anlam kazandırması gibi. Örneğin ‘sanat duvarı’ isimli bir sitenin onun görücüsü, takipçisi olan kitlelerde nasıl bir sanat anlayışı oluşturacağı ya da zaten var olan sanat duyumsamalarımızı ne yöne çekeceği, geliştireceği mi? Değiştireceği mi? Ne gibi, algısal farklılıklar ortaya çıkaracağı gibi… Yoksa zihnimizde ve ruhumuzda duyu ve hislerimizle çağlayan sanat kavramamız belirli bir yükseklikten, derinlikten aşağıya ve sığlığa mı çekecek?</p>
<p>Gördüğünüz gibi burada bizler artık belirleyenler durumundayız&#8230; Bir sanat algısında bile bu gözlemlenebiliyor…  Şu an bu sitede yapacağınız her okuma, burada verilmiş her paylaşım bunun örneği durumunda oluyor… Belirleyen örneği..!</p>
<p>Böylece bizler -sizler- sosyal medya çağında bin yılları aşan ve tarihinde binlerce kalıcı eserlerle ve yapıtlarla günümüze kadar gürbüzce gelen ‘sanat’ kavramasını dahi tüm bu bin yılları aşan sürede oluşmuş ‘görmemizi’  değiştirebilecek, tamamen başka bir noktaya çekebilecek yönlerin oklarıyız.</p>
<p>* Sorulması gereken soruların başında, kimse bu denli düşünüyor mu? Düşünecek mi?<br />
Hareket ve eylemlerimiz  -paylaşımlarımız- okuyucu da bu denli derin değişimleri gözlemleyecek algıya hitap ediyor mu?</p>
<p>Tabi ki bununla ilgili her geçen gün artarak ilerleyen ve gelişen SOSYAL MEDYA ÇAĞIMIZDA  insanlarımız da algısal olarak yüksek gelişimlere ulaşıyor…  Artık derinden gözlemleyebilen, çözümleyebilen ve nitekim edinimlerini yansıtabilen kitleler halinde ilerlemekteyiz…</p>
<p>Bunun sonucu ‘<a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">sanat</a>’ kavramımızda daha yüksek bir toplum ve sanat düzeyi getirileri olmasının umudu ve eylemi içinde olmanın arzusunda ve tutkularında hareket etmeyi ve yönelimlerimizi bu biçim üzerinden geliştirerek korumalı, herkes için uygun bir sanat ilkeleri gibi natürel bakışlarla olabildiğince uzaklara ve en yakınlarımıza ulaşmayı belki de hedeflemeliyiz… Tıpkı öğrencisi ve eğitmeni olduğumuz yaşamın, tıpkı öğrencisi ve eğitmeni olduğumuz ‘sanatın’, tıpkı öğrencisi ve eğitmeni olduğumuz ‘zamanın’  işleyişlerinde edinimlerimizi yazacağımız bir ‘ duvar’ olması gibi.</p>
<p>Bence yaşamın kendisi insanlığın ve bizlerin ‘sanat duvarı’ olarak nüksederse ancak o zaman SOSYAL MEDYA ÇAĞINDA bin yılları aşan sanatımızı koruyarak ve daha güçlü ve daha ileri ve daha gelişmiş ve daha yüksek hedeflere ulaştırabilecek toplumun belki gelecek bin yılların daha çocukları olarak, <strong>ÇAĞIMIZDA DÜŞEN SANAT… YÜKSELEN SANAT… Kazanan Sanat. Kazanan Bizler. Kazanan İnsan… Oluruz.</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/">Sosyal Medya Çağının Sanata Olan Etkisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sosyal-medya-caginin-sanata-olan-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">836</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
