<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Osman Çetinkaya &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/osmancetinkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Sep 2018 05:50:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Edebiyat Mutluluktur</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-mutluluktur/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-mutluluktur/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 14 Sep 2018 05:50:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Osman Çetinkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.sanatduvari.com/?p=15670</guid>
				<description><![CDATA[<p>Yazmış olmak için yazılamaz; derdin varsa yazarsın. Yazdığını dert ediniyorsan, dert edindiğini yazıyorsan, kıymeti var yazılanın. Derler ya: Dertli söylegen olur. Yazan insan, derdi olan insandır. Ne demişler: İçiyorsak sebebi var! Aynen öyle: Yazıyorsak sebebi var! &#160; Lise ikinci sınıfta, bir hikâyede okumuştum. Hikâyenin kahramanı, sigara tiryakisiydi. Sigara içmeden nasıl uyuyabildiğine hayret ediyordu. En büyük [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-mutluluktur/">Edebiyat Mutluluktur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Yazmış olmak için yazılamaz; derdin varsa yazarsın.</p>
<p>Yazdığını dert ediniyorsan, dert edindiğini yazıyorsan, kıymeti var yazılanın.</p>
<p>Derler ya: Dertli söylegen olur.</p>
<p>Yazan insan, derdi olan insandır.</p>
<p>Ne demişler: İçiyorsak sebebi var!</p>
<p>Aynen öyle: Yazıyorsak sebebi var!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Lise ikinci sınıfta, bir hikâyede okumuştum.</p>
<p>Hikâyenin kahramanı, sigara tiryakisiydi.</p>
<p>Sigara içmeden nasıl uyuyabildiğine hayret ediyordu.</p>
<p>En büyük korkusu, kabirde sigarasız kalmaktı.</p>
<p>Yazmak, böyle bir tutkudur.</p>
<p>Yazan insan, <em>“iradesini aşan güçlü bir coşku” </em>ile sarılır kalemine.</p>
<p>Hastalanmaktan ya da ölmekten değil; hastanede veya kabirde, kalemi ve kâğıdı koklayamamaktan, klavyesine dokunamamaktan korkar.</p>
<p>Yazıları için, kimseden teşekkür beklemez.</p>
<p>Yazarak, duygularını ve düşüncelerini anlatma fırsatı bulur.</p>
<p>Biz, ona “yazar” desek de; yazmak onun için bir meslek değil, yaşam kaynağıdır.</p>
<p>“Niçin yazdın?” diye sorsanız ona, alacağınız cevap şu olur: <em>“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. <strong>Yazmasam deli olacaktım.</strong>”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geçenlerde, evine ziyarete gittiğim, eskimeyen bir dostumun kütüphanesinde, bir edebiyat dergisi gördüm.</p>
<p>Dergiyi incelerken, çok mutlu olduğumu söylemeliyim.</p>
<p>Dostuma, bu tür dergilere sahip çıkılması gerektiğini söyledim.</p>
<p>Sahip çıkmak için satın almak yeterli değil; okumak, okutmak, yorum yazmak, eleştirmek, teşekkür etmek, mail atmak, mektup yazmak gerekli.</p>
<p>Fikirlerine katılmıyorsundur, ne güzel!</p>
<p>Farklı düşünen dostlarınla, edebiyatın nezahet ve nezaketi içerisinde sohbet etmek hem lezzetli hem de doyurucudur.</p>
<p>Yenidünyalara açılır, yeni tatları duyarsın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Okuyan ve yazan insanlar; dertli, değerli ve dolu insanlardır.</p>
<p>Duygularını yazıya döken insan, derdini anlatmak için kalem ya da klavyeden başka bir nesneye ihtiyaç duymaz.</p>
<p>Şiir, roman, hikâye, deneme, makale, tiyatro&#8230;</p>
<p>Edebiyat ile yürekten ilgilenen insan; kötülük yapmayı düşünemez, beceremez.</p>
<p>Çocuklarımızın, ruhen sağlıklı ve güzel ahlaklı yetişmesini istiyorsak; onlara edebiyatı sevdirmeliyiz.</p>
<p>Sadece kitap okumayı değil, edebiyatı sevdirmeliyiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/edebiyat-mutluluktur/">Edebiyat Mutluluktur</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/edebiyat-mutluluktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15670</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Demokrasi ve Toplum Üzerine Notlar&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/demokrasi-ve-toplum-uzerine-notlar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/demokrasi-ve-toplum-uzerine-notlar/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 06 Sep 2018 05:00:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Osman Çetinkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15613</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlk çağlardan beri filozoflar; demokrasinin tanımı ve uygulanış şekli hakkında tartışmışlar, ancak ortak bir sonuca varamamışlardır. Bir yönetim biçimi olarak, demokrasinin dünyadaki mevcut uygulanış şekillerine bakılırsa, bu tartışma gelecek asırlar da devam edeceğe benzer. Demokrasinin temel unsurlarından biri, farklı görüşlere sahip siyasi partilerin varlığıdır. Kapsamı ve tanımı hakkında farklı görüşler bulunsa da siyasi parti; “Belli [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/demokrasi-ve-toplum-uzerine-notlar/">Demokrasi ve Toplum Üzerine Notlar&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İlk çağlardan beri filozoflar; demokrasinin tanımı ve uygulanış şekli hakkında tartışmışlar, ancak ortak bir sonuca varamamışlardır.</p>
<p>Bir yönetim biçimi olarak, demokrasinin dünyadaki mevcut uygulanış şekillerine bakılırsa, bu tartışma gelecek asırlar da devam edeceğe benzer.</p>
<p>Demokrasinin temel unsurlarından biri, farklı görüşlere sahip siyasi partilerin varlığıdır.</p>
<p>Kapsamı ve tanımı hakkında farklı görüşler bulunsa da siyasi parti;</p>
<p><em>“Belli bir siyasi program üzerinde birleşmiş kişilerin, bu programı normal <u>seçim yoluyla</u> gerçekleştirme amacı güderek kurmuş oldukları <u>resmî</u> bir örgüttür.”</em> (1)</p>
<p>Tanımdan da anlaşılacağı üzere siyasi parti, gizli ve yasal olmayan faaliyetlerde bulunmaz.</p>
<p>Hazırladığı programı, halkın desteğini alarak gerçekleştirmeye çalışır.</p>
<p>Aliya İzzetbegoviç; <em>“Evet, siyasi partiler mükemmel araçlar değildi. Ancak dünya henüz daha iyisini keşfedememişti.”</em> der. (2)</p>
<p>İnsanlık, daha iyi demokrasiyi keşfedene kadar bu tartışma bitmeyecektir.</p>
<p>Ülkemizde ve dünyada yaşanan her hadise, bize net olarak şunu göstermektedir: Demokrasiden başka yol yoktur.</p>
<p>Demokrasi dışı her eylem ve söylem, arkasında kim olursa olsun kaybetmeye mahkûmdur.</p>
<p>Şeyh Edebali’ye isnat edilen meşhur bir söz var: <em>“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”</em></p>
<p><em>“Devlet; başta yürütme, yasama ve yargı erkleri olmak üzere, yerel yönetimleriyle, üniversiteleriyle, sendikalarıyla, vakıflarıyla, sivil toplum kuruluşları ve dernekleriyle ayrı görevleri olmakla birlikte, üst amaçta birbiriyle uyumlu çalışması gereken bir organizasyondur.”</em> (3)</p>
<p>Bu organizasyonun görevi, insanların –hatta hayvan, bitki gibi diğer canlıların da-  haklarını korumak ve ihtiyaçlarını karşılamaktır.</p>
<p>Şahsî, manevî, siyasî, iktisadî ve sosyal hak ve hürriyetlerini her hangi bir endişe duymadan yaşayabilen insan, mutlu insandır.</p>
<p>Mutlu insanlardan oluşan toplum; mutlu ve geleceğe güvenle bakan toplumdur.</p>
<p>Ülkemizde <strong>muasır ve müreffeh medeniyetler</strong> seviyesinde bir demokrasi istiyorsak, toplum olarak bizlere düşen görevler var.</p>
<p>Demokrasi her şeyden önce bir hayat felsefesi ve yaşam biçimidir.</p>
<p>Eşitlik, sorumluluk, farklılıklara saygı, hoşgörü, dürüstlük, iş birliği, çeşitlilik&#8230;</p>
<p>Bir toplumun demokratik seviyesini anlayabilmek için bunlar vb. değerlerin o toplum tarafından ne kadar benimsendiğine bakmak gerekir.</p>
<p>Cinsiyeti, milliyeti, memleketi, mezhebi, meşrebi, mesleği farklı olan herkese, <strong>Hakk</strong>’ın kendisine vermiş olduğu hak ölçüsünde saygı duymamız gerekir.</p>
<p>Saygı duymak, evrensel hukuk prensipleri içerisinde insanların fikirlerini ifade ve mesleklerini icra etmelerine fırsat vermek demektir.</p>
<p>Devletin yasama, yürütme ve yargı erkleri kanun koyucu ve uygulayıcı olarak milletinin huzur ve güvenini temin etme adına önlemler alır; aldığı önlemlerde <strong>“adalet”</strong> düsturuna dikkat eder.</p>
<p>Toplum ise ailevî, ticarî ve sosyal hayatlarında; duyarlılık, adalet, aktif katılım, yardımseverlik, anlayış ve müsamaha gibi demokratik değerleri içselleştirmek suretiyle devlete yardımcı olur.</p>
<p><strong><u>KAYNAKLAR:</u></strong></p>
<ol>
<li>Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi, Siyaset Sosyolojisi Ders Kitabı</li>
<li>Aliya İzzetbegoviç Belgeseli, Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun</li>
<li>Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesi, Yerel Yönetimler Ders Kitabı</li>
</ol>
<p>NOT: Resim, pixabay.com adresinden alınmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/demokrasi-ve-toplum-uzerine-notlar/">Demokrasi ve Toplum Üzerine Notlar&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/demokrasi-ve-toplum-uzerine-notlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15613</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hatırlar mısın?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hatirlar-misin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hatirlar-misin/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 20 Aug 2018 05:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Osman Çetinkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15565</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hatırlar mısın? Gençtik, merttik, cömerttik. Birbirine silah çeken kuşağın, birbirini seven çocuklarıydık. Nasıl severdik birbirimizi, nasıl özlerdik! Ne çok ortak yanımız vardı, ne renkli farklılıklarımız! Hürmet eder, hürmet görürdük. Hayallerimiz, hedeflerimiz, umutlarımız, sevdalarımız vardı. Taşrada bir okulun, devlet parasız yatılı öğrencileriydik. &#160; O günlerde tek kanal vardı. “Reha Muhtar, Atina’dan bildiriyor.” du. Maçlar, öğle saatlerinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hatirlar-misin/">Hatırlar mısın?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlar mısın?</p>
<p>Gençtik, merttik, cömerttik.</p>
<p>Birbirine silah çeken kuşağın, birbirini seven çocuklarıydık.</p>
<p>Nasıl severdik birbirimizi, nasıl özlerdik!</p>
<p>Ne çok ortak yanımız vardı, ne renkli farklılıklarımız!</p>
<p>Hürmet eder, hürmet görürdük.</p>
<p>Hayallerimiz, hedeflerimiz, umutlarımız, sevdalarımız vardı.</p>
<p>Taşrada bir okulun, devlet parasız yatılı öğrencileriydik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O günlerde tek kanal vardı.</p>
<p>“Reha Muhtar, Atina’dan bildiriyor.” du.</p>
<p>Maçlar, öğle saatlerinde oynanıyor, radyodan canlı dinleniyordu.</p>
<p>Merkezden araya giren ses, “Ankara’dan bir gol haberi var. Mikrofonlarımız</p>
<p>19 Mayıs Stadı’nda.” diyordu.</p>
<p>Ardından, tribünlerin uğultusuyla birlikte spikerin heyecanlı anlatımı duyuluyordu.</p>
<p>Canlı yayınların bir başka repliği, “Dakika ve skor almak için İzmir’e bağlanıyoruz. Mikrofonlarımız Alsancak Stadı’nda.” cümlesiydi.</p>
<p>“Bizi izlemeye devam edin!” nakaratı ile sık sık bölünen, <strong><em>reklam arasında maç izlediğimiz,</em></strong> özel televizyon yayınları çok sonraları girdi hayatımıza.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ergendik.</p>
<p>Bıyıklarımız on bir on bir maç yapardı.</p>
<p>Sen, Permatik’le tıraş olurdun.</p>
<p>Ben, “Fiyat yüzde elli! Sapına kadar Derby!” derdim.</p>
<p>Ardından sen, “Hadi hayırlı tıraşlar!” derdin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sigarayı yurdun yangın merdiveninde ya da çatı katında, gizlice içerdik.</p>
<p>Sen, Maltepe’yi filtresine toplu iğne batırarak içerdin.</p>
<p>Ben, filtresini koparıp Birinci içer gibi içerdim.</p>
<p>Tütünler dilime yapışırdı.</p>
<p>Sen, çakmakla yakardın.</p>
<p>Ben, gaz kokusunu sevmediğim için kibritle yakardım.</p>
<p>Orhan Veli’nin o meşhur fotoğrafına özendiğimi de biliyorsun zaten.</p>
<p>Sonra sen, karanfil alırdın, ağzımız kokmasın diye.</p>
<p>Ben, naneli şeker alırdım.</p>
<p>Üzerimize fısfısla, limonlu kolonya sıkmayı da ihmal etmezdik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dürüst ve duru bir aşkla sevdik, sevdiklerimizi.</p>
<p>İkimizde âşıktık.</p>
<p>Sen, Ziraat Bankası’nın müdürü Ali Bey’in, 11-B’deki kızı, Hamiyet’i seviyordun.</p>
<p>Ben, Matematik Öğretmenimiz Orhan Bey ile Kimya Öğretmenimiz Mukadder Hanımın kızları, Mürüvvet’i seviyordum.</p>
<p>Hani “Benim ismim Mürvet değil, Mürüvvet!” diyen, bizim sınıfın en hanımefendi, en uzun boylu, en güzel kızı!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İkimizde arabeskçiydik.</p>
<p>Sen, Ferdi Tayfur’u severdin.</p>
<p>Ben, Orhan Gencebay’ı severdim.</p>
<p>Sen, “Allah’ım sen bilirsin!” derdin.</p>
<p>Ben, “Batsın bu dünya!” derdim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen, çayı şekersiz ve çay bardağıyla içerdin.</p>
<p>Ben, tek şekerle ve su bardağıyla içerdim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cumartesi günleri kendimize ziyafet çekmek için Abidin Usta’ya giderdik.</p>
<p>Standart yemeğimiz az pilavdı.</p>
<p>Sen, yanında az kuru isterdin.</p>
<p>Ben, az nohut isterdim.</p>
<p>Eğer paramız yetiyorsa bir kâse de cacık alır, beraber kaşıklardık.</p>
<p>Ekmeği ve suyu paylaşırdık, sevinci ve hüznü paylaştığımız gibi.</p>
<p>Bereketliydi bizim çocukluğumuz, gençliğimiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünya kupalarında sen, Arjantin’i tutardın.</p>
<p>Ben, Brezilya’yı tutardım.</p>
<p>Sen, Galatasaraylıydın.</p>
<p>Ben, Fenerbahçeliydim.</p>
<p>İkimizde saçlarımızı Rıdvan’ınki gibi uzatıp, top oynarken rüzgâra bırakmak isterdik.</p>
<p>Fakat saçlarımız istikrarlı bir şekilde hep üç numarayla kesilirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hatırlar mısın?</p>
<p>88-89 sezonuydu.</p>
<p>Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası.</p>
<p>Galatasaray’ın Nöşetel’i 5-0 yendiği maç.</p>
<p>İkimiz de okulu asmıştık.</p>
<p>Damla Pastanesi’nde heyecanla maçı izliyor ve atılan her golden sonra gözyaşlarıyla birbirimize sarılıyorduk.</p>
<p>Yine aynı sezon&#8230;</p>
<p>Galatasaray’ın Almanya’da, Monaco’yu elediği maç&#8230;</p>
<p>Prekazi’nin otuz beş metreden attığı o unutulmaz gol&#8230;</p>
<p>Maçtan sonra Simoviç’in, Türk bayrağı ile sahada tur atması&#8230;</p>
<p>“Avrupa! Avrupa! Duy sesimizi! İşte bu, Türklerin ayak sesleri!” tezahüratları&#8230;</p>
<p>Duygulanmış, ağlayarak birbirimize sarılmıştık.</p>
<p>Yoktu o günlerde aramızda, sen ben kavgası.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hey gidi günler&#8230;</p>
<p>Hep beraber seviniyorduk başarılara.</p>
<p>Naim Süleymanoğlu’yla beraber, biz de sırtımızdaki kaç asırlık yükü kaldırıyorduk.</p>
<p>Yine hep beraber üzülüyor, ağlıyorduk.</p>
<p>Hatırlar mısın?</p>
<p>Samsunspor’un geçirdiği trafik kazası&#8230;</p>
<p>Yitirilen canlar ve sakat kalanlar&#8230;</p>
<p>Çok sarsılmıştık.</p>
<p>Spor Stüdyosu’nu buruk izler olmuştuk.</p>
<p>Mete aramızda yoktu, milli takımın kalecisi Fatih değildi artık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen, solcu babanın sağcı çocuğuydun, Demirelciydin.</p>
<p>Ben, Türkeşçi babanın Ecevitçi oğluydum.</p>
<p>Sen, “Baba!” derdin.</p>
<p>Ben, “Karaoğlan!” derdim.</p>
<p>İkisi de siyasi yasaklıydı, “netekim”.</p>
<p>Hiçbir lidere küfretmedik biz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstiklâl Marşı, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi, ezan ve okumasını bilmesek de Kur’an, kutsallarımızdı.</p>
<p>Mümkün oldukça cuma namazını kaçırmazdık.</p>
<p>Sen, sünnetlerini de kılardın.</p>
<p>Ben, farzını kılıp hemen çıkar, seni avluda beklerdim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen, romanı severdin.</p>
<p>Ben, hikâyeyi severdim.</p>
<p>Sen, güzel şiirler yazardın.</p>
<p>Ben, senin şiirlerini güzel okurdum.</p>
<p>Her yaz tatilinde birbirimize mektup yazardık.</p>
<p>Genelde önce sen yazardın, sonra ben cevap yazardım.</p>
<p>O zaman cep telefonu, WhatsApp yoktu.</p>
<p>Ama daha çok görüşürdük birbirimizle.</p>
<p>Daha çok özlerdik birbirimizi ve daha candandık.</p>
<p>Sen, “gözünün yağını yediğim” derdin bana.</p>
<p>Ben, “kurban olduğum” derdim sana.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Biliyorsun, sevdiğimi alamadım.</p>
<p>Aldığımı çok seviyorum, mutluyum.</p>
<p>Bir kızım, bir oğlum var.</p>
<p>İşim, evim, arabam var.</p>
<p>Kızım bu yıl üniversiteyi bitiriyor, Diş Hekimi olacak.</p>
<p>Adı Mürüvvet!</p>
<p>Uzun boylu, hanımefendi ve çok güzel.</p>
<p>Oğlum lise sonda, üniversite sınavlarına hazırlanıyor.</p>
<p>Roman okumayı çok seviyor.</p>
<p>Şu sıralar Sefiller’ in ikinci cildinde, Cosette için üzülüyor ve Jean Valjean’ı merak ediyor.</p>
<p>Sigara kullanmıyor, okulun basketbol takımında oynuyor.</p>
<p>Haftada bir akşam, ailece dışarda yemeğe gidiyoruz.</p>
<p>Çayı şekersiz, içine bir damla limon sıkarak, porselen fincanda içiyorum.</p>
<p>Sigarayı ve Orhan Gencebay’ı bıraktım.</p>
<p>Sezen Aksu’yu dinliyorum.</p>
<p>En sevdiğim parçalarından biri: “Adı Ben de Saklı!”</p>
<p>Şiir okurken hâlâ Ahmet Selçuk İlkan’ı taklit ediyorum.</p>
<p>Saraçoğlu’nda kombinem var, Fener’in maçlarını kaçırmıyorum.</p>
<p>Bu dünya kupasında gönlüm Hırvatistan’dan yana olsa da favorim Fransa’ydı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir icra davasını takip için yolum taşraya düştü.</p>
<p>Abidin Usta’ya uğradım.</p>
<p>“İki az pilav, az kuru, az nohut ve ortaya cacık.” dedim.</p>
<p>İki kişilik servis istedim.</p>
<p>Tek başımaydım, karşımda senin hayalin vardı.</p>
<p>Yüreğim yandı, gözlerim doldu, hüzünlendim.</p>
<p>Kurunun, nohudun tadı kalmamış, dostluklarımız gibi.</p>
<p>Yemekten sonra, su bardağında, tek şekerli çay ve bir tel sigara rica ettim garsondan.</p>
<p>Maltepe’ydi sigarası.</p>
<p>Filtresini koparıp, kibritle yaktım sigarayı.</p>
<p>Tütünler dilime yapıştı.</p>
<p>Çayımı içip hesabı ödedikten sonra, masanın üzerindeki karanfillerden attım ağzıma.</p>
<p>Kapıdan çıkarken ikram edilen limonlu kolonyayı yüzüme ve saçlarıma sürdüm.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Damla Pastanesi kapanmış, Yalçın Abi vefat etmiş.</p>
<p>Onunla beraber asalet, vefa, muhabbet ve hürmet de ölmüş.</p>
<p>Haberimiz olmadı Yalçın Abi’den, arayıp sormadık onu, birbirimizi arayıp sormadığımız gibi.</p>
<p>Okulu görmeye cesaret edemedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kim bilir!</p>
<p>Bu yazıyı okursun.</p>
<p>Hatırlarsın “gılli guşsuz” ve bereketli günlerimizi.</p>
<p>Bulmak istersen beni ve ulaşmak istersen bana&#8230;</p>
<p>Taşrada bir yatılı okulun, duvarları asker dolaplarıyla kaplı, yirmi dört kişilik yatakhanesinde, kışları buz tutan camın kıyısında, demir ranzadayım.</p>
<p>Facebook’a değil, yüreğinin derinliklerine bak.</p>
<p>Hatıralarının “gıyık aşık” kalmış kapısından içeri gir.</p>
<p>Göreceksin!</p>
<p>Bizim devrenin hepsi orada, kurban olduğum!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hatirlar-misin/">Hatırlar mısın?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hatirlar-misin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15565</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ey Dost!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ey-dost/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ey-dost/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jul 2018 05:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Osman Çetinkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15403</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ey dost! * “Şu ellerin taşı hiç bana değmez. İlle dostun bir tek gülü yaralar beni.” Attığın güle dayanamazken ben&#8230; Hâra hasret bıraktın beyt-i dili sen. Duy istedim yüreğimdeki acıyı. Hatırı için hakikatin, katlandığım sancıyı. Muharreme düşürdün muhabbet asrımı. Kerbelâ’ya çevirdin gönül kasrımı. Unuttun ağlamayı. Ve ağlayanı anlamayı&#8230; Gözün açık. Fakat görmüyor basiretin. Heyhat! “Ağlayabilseydin, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-dost/">Ey Dost!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Ey dost! *</strong></em></p>
<p>“Şu ellerin taşı hiç bana değmez.</p>
<p>İlle dostun bir tek gülü yaralar beni.”</p>
<p>Attığın güle dayanamazken ben&#8230;</p>
<p>Hâra hasret bıraktın beyt-i dili sen.</p>
<p>Duy istedim yüreğimdeki acıyı.</p>
<p>Hatırı için hakikatin, katlandığım sancıyı.</p>
<p>Muharreme düşürdün muhabbet asrımı.</p>
<p>Kerbelâ’ya çevirdin gönül kasrımı.</p>
<p>Unuttun ağlamayı.</p>
<p>Ve ağlayanı anlamayı&#8230;</p>
<p>Gözün açık.</p>
<p>Fakat görmüyor basiretin.</p>
<p>Heyhat!</p>
<p>“Ağlayabilseydin, anlayabilecektin.”</p>
<p><strong><em>* Yaralanan dostluklara ve hâlden anlamaz bîvefa dostlara ithaf&#8230;</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-dost/">Ey Dost!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ey-dost/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15403</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Babam</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/babam/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/babam/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 17 Jul 2018 05:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Osman Çetinkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15344</guid>
				<description><![CDATA[<p>Topluluk karşısında konuşurken zorlanmam. Binlerce insanın olduğu bir salonda dinleyicilerin dikkatini dağıtmadan kırk beş dakika konuşabilirim. Karşımda kim olduğunun hiç önemi yok. Yeter ki dinleyenler arasında babam olmasın. Bulunduğum yerde babam varsa sesim soluğum kesilir, elim ayağım birbirine dolaşır; rahat konuşamam. Korkudan mı? Kesinlikle hayır. Çünkü ben babamdan değil, onu incitmekten korkarım. Bizim nesil hepimiz [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babam/">Babam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Topluluk karşısında konuşurken zorlanmam.</p>
<p>Binlerce insanın olduğu bir salonda dinleyicilerin dikkatini dağıtmadan kırk beş dakika konuşabilirim.</p>
<p>Karşımda kim olduğunun hiç önemi yok.</p>
<p>Yeter ki dinleyenler arasında babam olmasın.</p>
<p>Bulunduğum yerde babam varsa sesim soluğum kesilir, elim ayağım birbirine dolaşır; rahat konuşamam.</p>
<p>Korkudan mı?</p>
<p>Kesinlikle hayır.</p>
<p>Çünkü ben babamdan değil, onu incitmekten korkarım.</p>
<p>Bizim nesil hepimiz mi böyleyiz?</p>
<p>Bu sadece bana özgü bir duygu mu?</p>
<p>Bilemiyorum.</p>
<p>Anneme karşı ne kadar rahat olsam da babama karşı hep mahcubum.</p>
<p>Şöyle sıkıca sarılarak, sakallarından öpüp “Canım Babacığım!” diyebilmeyi çok isterim; kız kardeşimin günde birkaç defa yaptığı gibi&#8230;</p>
<p>Gel gör ki&#8230;</p>
<p>“Ağlarım, ağlatamam; hissederim söyleyemem.</p>
<p>Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!” (Mehmet Akif)</p>
<p>***</p>
<p>Seksenli yıllarda bazı gazeteler dört büyüklerde oynayan futbolcuların posterlerini veriyordu.</p>
<p>Ben de fanatik bir Galatasaraylı olarak gidip her gün “Gasteci Sacit Abi” den gazete satın alıyor ve posteri ayırıp gazeteyi hiç okumadan atıyordum.</p>
<p>Pide salonumuzun hamur tezgâhının önündeki duvarı, futbolcu posterleri ile doldu.</p>
<p>Bir gün dükkânda beni çağırdı babam.</p>
<p>Masaya karşılıklı oturduk.</p>
<p>“Gazete almana bir şey demiyorum; alabilirsin. Ama gazetelerde köşe yazıları var. Onları okumanı, fikir edinmeni tavsiye ederim. Bulmacaları çözmek de hoşuna gidebilir.” dedi.</p>
<p>Babamın bunları bana söylediği dönemde ben on yaşında bile değildim.</p>
<p>Henüz ilkokulda iken Temel Britannica’ya abone olmuştum.</p>
<p>Okulumuzun İngilizce kursuna gidiyordum.</p>
<p>Evimize Almanca dergiler geliyordu.</p>
<p>Almanca öğrenmeye çalışıyordum.</p>
<p>Lise birinci sınıfın yaz tatilinde babamla birlikte bilgisayar kursuna gittiğimizi hatırlıyorum.</p>
<p>Bugün bir şeyler yazıp çizebiliyor, değişik platformlarda çekinmeden fikrimi beyan edebiliyorum.</p>
<p>Bu, babamın bana vermiş olduğu entelektüel cesaret sayesinde olmuştur.</p>
<p>***</p>
<p>İlkokul yıllarımdaydı.</p>
<p>Yaz tatilindeyiz.</p>
<p>Misafirlerimizden birinin yaşıtım olan çocuğuyla çarşıda geziyoruz.</p>
<p>Dondurma, çekirdek, gazoz, kola gibi abur cubur alacağız.</p>
<p>Harçlıklarımızı bitirdiğimiz için paramız yok.</p>
<p>Pasajdaki pide salonumuza gittim.</p>
<p>Babamın evde olduğunu ve misafirlerimizle ilgilendiğini zaten biliyorum.</p>
<p>Dükkânda ise yanımızda çalışan usta var.</p>
<p>Usta, fırındaki pide ile ilgilenirken masanın üzerindeki bıçakla çaktırmadan kasayı açtım.</p>
<p>Kasadan bir miktar para alıp dükkândan ayrıldım.</p>
<p>Ustamız, hırsızlığımı fark edince hemen babama haber vermiş.</p>
<p>Arkadaşımla çarşıda parayı güzelce harcayıp eve döndük.</p>
<p>Babam kimseye çaktırmadan beni bir kenara çekti.</p>
<p>Gözlerimin içine bakarak&#8230;</p>
<p>“Bak oğlum! Şu, dükkânın anahtarı&#8230; Şu da kasanın anahtarı&#8230; Ne kadar paraya ihtiyacın olursa kasayı anahtarla aç ve oradan al.” dedi.</p>
<p>Ve bana iki anahtar verdi&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>Orta birinci sınıfa başlıyorum.</p>
<p>Günlerden pazar…</p>
<p>Ertesi gün okullar açılacak&#8230;</p>
<p>İlçemizden yaklaşık yetmiş kilometre uzaklıkta bir başka ilçede bulunan yatılı okula gitmek için minibüse bineceğim.</p>
<p>İlk defa evimden ayrılıyorum.</p>
<p>Şu anda Park Çay Bahçesi’nin olduğu yerde o yıllarda minibüs yazıhanesi vardı.</p>
<p>Kalabalık…</p>
<p>Yolcular ve yolcularını uğurlayanlar…</p>
<p>Babam beni bir kenara çekti ve harçlığımı verdi.</p>
<p>“Oğlum! Beni paran bitince değil, bitmeden ara. Ben sana para ulaştırana kadar parasız kalma.” dedi.</p>
<p>Öğrencilik yıllarım boyunca harçlıksız kaldığımı hiç hatırlamıyorum.</p>
<p>İmkânları ölçüsünde harçlığımı hep gönderdi.</p>
<p>***</p>
<p>Lise son sınıftayım.</p>
<p>Sömestir tatili için ailemin yanındayım.</p>
<p>O tatilde, aradan bunca sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ neden ve nasıl geliştiğini bilemediğim bir kavgaya karıştım.</p>
<p>Şimdi, geriye dönüp baktığımda o hatamın altında gençlik psikolojisinin yattığını düşünüyorum.</p>
<p>Gençlik, insanın hayatında aklından ziyade hissiyle hareket ettiği ve hislerini kontrol edip makul istikamete yönlendirmesinin en zor olduğu dönemdir.</p>
<p>Olayın detayına girmeyeceğim.</p>
<p>Akşam saatlerinde görülen mahkemenin ardından tutuklandım.</p>
<p>İstikamet cezaevi…</p>
<p>Cezaevine teslim olmadan önce babamın söylediği cümleyi hiç hatırımdan çıkarmadım.</p>
<p>“Baban sağ olduğu müddetçe hiçbir şeyden korkma!”</p>
<p>Cezaevine girerken bana cesaret verse de yaptığım davranışı tasvip etmediğini tahliye olduktan sonra söyledi.</p>
<p>“Keşke böyle bir şey yapmasaydın. Sana yakışmadı.”  dedi.</p>
<p>Daha sonra beni, kavga ettiğim hemşerilerimizin yanına götürdü.</p>
<p>Çaylarını içip kendilerinden özür diledim.</p>
<p>Çeyrek asır önce işittiğim “Keşke böyle bir şey yapmasaydın. Sana yakışmadı.” cümlesini, sahibine tekrar söyletmek istemiyorum.</p>
<p>Bu nedenle yer yer karşılaştığım çirkinliklere sabrediyorum.</p>
<p>Yeri geldiğinde yutkunuyor, sineye çekiyor ve  “Bu da geçer yahu!” demeyi tercih ediyorum.</p>
<p>***</p>
<p>Bir gün bana;</p>
<p>“En güzel kazanç kendi emeğinle ve kimseye minnet etmeden kazandığındır.” demişti.</p>
<p>Bu ifade, bizim ailede herkesin düsturu oldu.</p>
<p>Az olsun, önemli değil.</p>
<p>Yeter ki helâl ve minnetsiz olsun.</p>
<p>***</p>
<p>Ben onunla her zaman gurur duydum.</p>
<p>Peki, ben babama bir şey verebildim mi?</p>
<p>Soruyu “Bir evlat, babasının emeklerinin karşılığını ödeyebilir mi?” şeklinde sorarsak daha doğru olur.</p>
<p>İki çocuk babası bir evlat olarak sorumu kendim cevaplandırayım: “Kesinlikle ödeyemez!”</p>
<p>Yaşım kırkı geçti.</p>
<p>Ortaokul ve liseyi yatılı okudum.</p>
<p>İki üniversite bitirdim.</p>
<p>Onlarca hocam, bir o kadar öğretmen arkadaşım oldu.</p>
<p>Yüzlerce kitap okudum.</p>
<p>Hepsinin yeri ayrı…</p>
<p>Fakat hiçbiri babamdan aldığım hayat dersi kadar ruhuma işlemedi.</p>
<p>Babam, çocukluk ve gençlik anılarımda kendini hatırlatarak dersini vermeye devam ediyor.</p>
<p><u> </u></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babam/">Babam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/babam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15344</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hoşça Bak Zâtına!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/hosca-bak-zatina/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/hosca-bak-zatina/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 10 Jul 2018 05:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Osman Çetinkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15246</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kâinattaki konumu ve sahip olduğu donanımı itibariyle insan, istisna bir varlıktır. O, en mükemmel şekilde yaratılmıştır. “İncire, zeytine&#8230; Sîna dağına&#8230; Ve şu emin beldeye yemin ederim ki&#8230; Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (1) *** İnsan, küçük bir kâinattır. “O Allah ki; seni yarattı. Seni düzgün ve dengeli kıldı. Sana ölçülü bir biçim verdi.” (2) [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hosca-bak-zatina/">Hoşça Bak Zâtına!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinattaki konumu ve sahip olduğu donanımı itibariyle insan, istisna bir varlıktır.</p>
<p>O, en mükemmel şekilde yaratılmıştır.</p>
<p>“İncire, zeytine&#8230; Sîna dağına&#8230; Ve şu emin beldeye yemin ederim ki&#8230; Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (1)</p>
<p>***</p>
<p>İnsan, küçük bir kâinattır.</p>
<p>“O Allah ki; seni yarattı. Seni düzgün ve dengeli kıldı. Sana ölçülü bir biçim verdi.” (2)</p>
<p>***</p>
<p>Kâinat, büyük bir insandır.</p>
<p>“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, onun sorumluluğundan korktular.” (3)</p>
<p>“Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek parça parça olmuş görürdün.” (4)</p>
<p>***</p>
<p>Peki, insan ve kâinat arasındaki bu sırrı kimler görebilir?</p>
<p>“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.” (5)</p>
<p>“Bu inceliği ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.” (6)</p>
<p>***</p>
<p>Aklıselim sahipleri ne yapar?</p>
<p>“Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken&#8230; Her vakit Allah’ı anarlar.</p>
<p>Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler.” (7)</p>
<p>Ve şöyle derler:</p>
<p>“Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.” (8)</p>
<p>***</p>
<p>Ne güzel söyler Şeyh Galip.</p>
<p>“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen.</p>
<p>Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.”</p>
<p>Kendine saygıyla bak, âlemin özü sensin.</p>
<p>Sen kâinatın gözbebeği olan insansın.</p>
<p>***</p>
<p>Aynı hakikati Akif bir başka güzellikte şiirleştirir.</p>
<p>“Avalim sende pinhandır, cihanlar sende matvîdir.”</p>
<p>Âlemler sende gizlidir, cihanlar sende dürülmüştür.</p>
<p>***</p>
<p>İşte bu esrarın farkında olan insan, yeryüzünde Allah’ın halifesidir.</p>
<p>Allah, kendi adına kâinatta tasarrufta bulunma yetkisini sadece insana vermiştir.</p>
<p>Yetki, sorumluluk ister.</p>
<p>Sorumluluk ise ödül ya da cezayı netice verir.</p>
<p>***</p>
<p>Son söz&#8230;</p>
<p>“Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?” (9)</p>
<p>_______________</p>
<ul>
<li>Tin Suresi, 1-2-3-4. ayet</li>
<li>İnfitar Suresi, 7. Ayet</li>
<li>Ahzâb Suresi, 72. ayet</li>
<li>Haşr Suresi, 21. ayet</li>
<li>Âl-i İmran Suresi, 190. ayet</li>
<li>Âl-i İmran Suresi, 7. ayet</li>
<li>Âl-i İmran Suresi, 191. ayet</li>
<li>Âl-i İmran Suresi, 191. ayet</li>
<li>İnfitar Suresi, 6. ayet</li>
</ul>
<p>(Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlanan Kur’an-ı Kerim Mealinden yararlanılmıştır.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/hosca-bak-zatina/">Hoşça Bak Zâtına!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/hosca-bak-zatina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15246</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
