<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Oğuzhan Sivri &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/oguzhansivri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 08:08:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Zeus’un Günlüğü – 6</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-6/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-6/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 09 Sep 2016 05:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5093</guid>
				<description><![CDATA[<p>Olympos Olympos bir yere kadar dedim ve aşağılara indim bugün, yani insanların arasına. Zaten son kullanma tarihi geçmiş yoğurt gibi hissediyorum kendimi, yani gayet ekşi…sebebi mi? Gece gördüğüm rüya. Ama rüya demek biraz yersiz olabilir, daha çok uzun metrajlı ve sıkıcı bir sanat filmi desek? Çok zor bitti, o kadar sıkıldım ki rüya içerisinde bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-6/">Zeus’un Günlüğü – 6</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Olympos Olympos bir yere kadar dedim ve aşağılara indim bugün, yani insanların arasına. Zaten son kullanma tarihi geçmiş yoğurt gibi hissediyorum kendimi, yani gayet ekşi…sebebi mi? Gece gördüğüm rüya. Ama rüya demek biraz yersiz olabilir, daha çok uzun metrajlı ve sıkıcı bir sanat filmi desek? Çok zor bitti, o kadar sıkıldım ki rüya içerisinde bir tuvalet molası bile verdim!</p>
<p>Lafı uzatmadan rüyayı anlatayım. Rüyamda insanların arasına iniyorum, meydanda gezinirken bir gurup üzerime geliyor ve “ anca Olympos da otur başka ne işe yararsın!” gibi garip şeyler söylüyorlar. Bende sinirlenip “Ne diyorsunuz siz ! Yıldırım tanrısıyım ben hepinizi yıldırmadan defolun karşımdan !” diye kükrüyorum. Sonra arkamdan Eros, Prometheus ve Hestia geliyor… Eros onları işaret ederek ve gülerek “ Görüyorsun işte Zeus ! Hasan değil basan alır” diyor ve yine kayboluyor ! Adeta os.rup kaçıyor !.  Sonra birden Poseidon ortaya çıkıyor ve “uzak durun kardeşimden, o olmasa siz bir hiçsiniz” diyor. Bende Poseidon’a “Sen beni sevmezdin hayrola Poseidon” diyorum. O da sinirlenip “ Seni savunanda kabahat! Senin baban da bir garipti zaten tıpkı senin gibi !” diyor, bende “senin baban kim peki? diyorum ve bana “Osiris ! ” diyor. İşte böyle Pandora’nın sandığından çıkma bir rüya ile başladım güne ve rüyanın verdiği ruh hali ile kendimi halkın arasına attım. Esnaf ile muhabbet ettim, insanları dinledim ve gördüm ki herkes mutlu, içim çok rahatladı. Bu rahatlama birazda çok sıkıştığın bir anda altıma bırakacağım korkusu ile bulduğum ilk umumi tuvalete cebimdeki yol parasının haricindeki para ile girmeye benziyor.</p>
<p>Rüya bana bir korku verdi ya çıkarsa diye. Ama çıksa ne olur! Kendine gel Zeus!</p>
<p>Bir başka Olympos gününde görüşmek üzere….</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-6/">Zeus’un Günlüğü – 6</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5093</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zeus’un Günlüğü – 5</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-5/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-5/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 26 Jul 2016 11:30:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4596</guid>
				<description><![CDATA[<p>Terk edildim…Evet Hera beni terk etti! Çok tartıştık bugün. Bana “Beklentilerimi karşılayamadın” deyip durdu. Hangi soruyu sorsam bu cevabı aldım! Konuştuğumuz dili bilmiyormuş da sadece bu cümleyi öğrenmiş gibi. Bunca zaman ben bir testin deneği miydim yani?! Bunu bana nasıl yaparsın? Sanırım Zeus olduğumu unuttun, bir anlık gaflete düştün. Burada güzel güzel yaşıyorsan bu benim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-5/">Zeus’un Günlüğü – 5</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Terk edildim…Evet Hera beni terk etti! Çok tartıştık bugün. Bana “Beklentilerimi karşılayamadın” deyip durdu. Hangi soruyu sorsam bu cevabı aldım! Konuştuğumuz dili bilmiyormuş da sadece bu cümleyi öğrenmiş gibi. Bunca zaman ben bir testin deneği miydim yani?! Bunu bana nasıl yaparsın? Sanırım Zeus olduğumu unuttun, bir anlık gaflete düştün. Burada güzel güzel yaşıyorsan bu benim sayemde, bunu da unuttun galiba.</p>
<p>Beklenti… En başta Zeus’um ben! Normal olarak bütün beklentileri karşılamış olmam gerekir ki zaten öyle! Bir kere benim sadece ismim yeter kızım! Bana Tanrıça! Hadi oradan! İstesem şuan yerine otuz kırk tane senden daha Herasını bulurum! Böyle durduğuma, durgunluğuma, bıkkınlığıma sakın aldanma demek isterdim ama yoksun ki. Bende normal olarak bütün sinirimi günlüğe s.çıyorum.</p>
<p>Aptalsın Hera! Unutma Zeus bir markadır!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-5/">Zeus’un Günlüğü – 5</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-5/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4596</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zeus’un Günlüğü – 4</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-4/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-4/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 22 Jun 2016 08:04:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4154</guid>
				<description><![CDATA[<p>Olympos’ta bugün rutin can verdi! En sonunda farklı bir şeyler oldu, inanılır gibi değil! Şuan  yazarken elim titriyor.. Bu günün değişikliğinin verdiği değişiklik demek ki halen üzerimde. Düşünsenize Zeus’un eli titriyor&#8230; Eğer düşündüyseniz komik gelmiş olabilir. Bugün Thetis ile Peleus’un düğünü vardı ve haliyle organizasyon baba Tanrıya düştü yani bana. Bütün tanrıları, tanrıçaları davet ettim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-4/">Zeus’un Günlüğü – 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Olympos’ta bugün rutin can verdi! En sonunda farklı bir şeyler oldu, inanılır gibi değil! Şuan  yazarken elim titriyor.. Bu günün değişikliğinin verdiği değişiklik demek ki halen üzerimde. Düşünsenize <strong>Zeus</strong>’un eli titriyor&#8230; Eğer düşündüyseniz komik gelmiş olabilir.</p>
<p>Bugün Thetis ile Peleus’un düğünü vardı ve haliyle organizasyon baba Tanrıya düştü yani bana. Bütün tanrıları, tanrıçaları davet ettim düğüne ama sadece Eris’i davet etmedim çünkü kavga tanrıçası! Ne gereği var diye düşündüm böyle mutlu bir günde. Ayrıca kavga tanrıçası da nedir ?! Ivır zıvır her duruma, her şeye tanrı atamışız, bunu gözden geçirmem gerekiyor, Olympos cidden tanrı çöplüğüne döndü.</p>
<p>Neyse konumuza geri dönelim.. Eris’i davet etmedim onun yerine tabak-çanak tanrısı Fedon’u davet ettim, çok severim kendisini. Sırf kırsın diye 26 takım porselen tabak getirttim, düğüne ayrı bir renk kattı. Ah Fedon canım dostum… Ne özlemişim o pancar suratını. Düğünden sonra da bayağı sohbet ettik desem düpedüz yalan olur. Fazla kalmadı gitmesi gerekiyormuş  “başka düğünler ve kırılacak tabaklar beni bekler” dedi ve bende anlayışla karşıladım. Ah benim yerinde duramayan hınzır dostum Fedon, sırf senin için buralara tabak imalat yeri kurduracağım.</p>
<p>Düğünün ardından Fedon da gittikten sonra saraylarımıza dağıldık. Hoş bir gündü ama enteresan bir olay olmuştu, bunu da yazmak istiyorum. Eris’i davet etmediğim halde gelmişti ve dışarıdan salona altın bir elma atmıştı, bende elmayı kaş ile göz arasında cebime koydum, lazım olur! Evet, çok enteresan olmayabilir sonuçta altın bulmuşum ama elma şeklinde, olacak şey değil (burada bana asıl enteresan gelen şeyde bu oldu). Niye elma ve nasıl altın oluyor gerçekten çok garip… Bu işte Midas’ın parmağı olabilir.</p>
<p>Bir başka <em>Olympos günü</em>nde görüşmek üzere…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-4/">Zeus’un Günlüğü – 4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4154</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zeus’un Günlüğü – 3</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-3/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-3/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 01 Jun 2016 05:50:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3852</guid>
				<description><![CDATA[<p>Günlerden Pazar… Sabah Marduk’u yolcu ettim. Bayağı ısındık birbirimize  “Bir gün Babil’e beklerim” dedi ben de  “bekle” dedim. Çok mutlu olmuş beni tanıdığı için, bütün Babil’e anlatacakmış. Ama uyardım, her şeyi anlatma diye. Sansasyonel erotik hikâyelerim, kaçamaklarım sıkıntı, babacan Zeus olarak anılsam kâfi. Neyse Marduk girdi yola, bende günlük “Olympos’un Sesi” gazetemi alıp sarayıma çıktım, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-3/">Zeus’un Günlüğü – 3</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Günlerden Pazar… Sabah Marduk’u yolcu ettim. Bayağı ısındık birbirimize  “Bir gün Babil’e beklerim” dedi ben de  “bekle” dedim. Çok mutlu olmuş beni tanıdığı için, bütün Babil’e anlatacakmış. Ama uyardım, her şeyi anlatma diye. Sansasyonel erotik hikâyelerim, kaçamaklarım sıkıntı, babacan Zeus olarak anılsam kâfi.</p>
<p>Neyse Marduk girdi yola, bende günlük “<strong>Olympos’un Sesi</strong>” gazetemi alıp sarayıma çıktım, yanıma da bir bardak dolusu Ambrossia alıp tahtıma yayıldım. Fakat öyle böyle bir yayılmak değil, biri görse Zeus olduğumu bir şekilde ispatlamam gerekir.</p>
<p>Gazetemi okumaya başladım; yurttan haberler, spor bölümlerinden sonra magazin kısmına geldim. Gece hayatları vs. derken bir de ne göreyim!</p>
<p>“Hera’dan sexi pozlar” diye bir başlık ve resimler! Bir hışım ile Hera’nın yanına gittim daha doğrusu yanında bittim hani Zeus’um ya yapabiliyorum böyle şeyler. Hemen sorgulamaya başladım “sen benim karımsın böyle bir şey nasıl yaparsın? Bu ne? Ne bu? Ne bu, bu ne? (Böylece “Ne?” sorusunun bütün varyasyonlarını da sormuş oldum ve bu kısım aradan çıkmıştı. O da anlamıştı soruyu) “Bizi bütün <em>Olympos</em>’a rezil mi edeceksin?” dedim. O da bana “sende Hestia’yı süzüp gözden geçiriyordun bu ne peki?” dedi. Bende “Hestia’ya o gözle bakmadım, sadece kendi kendime ne güzel kız sevdiğine bağışlansın dedim, işte bu gözle baktım Hera! Üstelik Hestia, Prometheus ile birlikte” dedim. Hera sordu “Onu zincire vurmamış mıydın?” diye “Kurtulmuş bende bir daha uğraşmak istemedim” dedim. Neyse ki bu senaryo ile Hera’nın gönlünü aldım, evet galiba aldım. Tabi bu günlüğüm eline geçerse… İşte o zaman ne olur bende bilmiyorum. Gerçi Olympos’ta bu tarz sansasyonel olaylar sıradan şeyler, ufak bir tartışma ile her şey düzelir. Burası Olympos! Burada her şey mübah !</p>
<p>Bir başka <strong>Olympos günü</strong>nde görüşmek üzere…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-3/">Zeus’un Günlüğü – 3</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3852</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zeus’un Günlüğü – 2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-2/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 11 May 2016 09:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3603</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bugün yine vanilyalı dondurma tadında sade bir günü daha eritmek ile meşguldüm. İnsanlarda mutlu olduğundan, herhangi bir sorun olmadığından meşgul olduğum tek şey hiçbir şey ile meşgul olmamaktı! Evet, bu da bir eylem. Kendimi içten içe emekli gibi hissetmeye başladım. Emekli Zeus mu olur demeyin, ilki ben olabilirim. Bu günün bir kısmını Eros’ un nasihatini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-2/">Zeus’un Günlüğü – 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün yine vanilyalı dondurma tadında sade bir günü daha eritmek ile meşguldüm. İnsanlarda mutlu olduğundan, herhangi bir sorun olmadığından meşgul olduğum tek şey hiçbir şey ile meşgul olmamaktı! Evet, bu da bir eylem. Kendimi içten içe emekli gibi hissetmeye başladım. Emekli <strong>Zeus</strong> mu olur demeyin, ilki ben olabilirim.</p>
<p>Bu günün bir kısmını Eros’ un nasihatini düşünmek ile geçirdim. “Hasan almaz basan alır” ne demek? Bir kere hasan diye bir ismi ilk kez duyuyorum, hatta Hades’i yanıma çağırdım ve sordum “Yer altında Hasan isminde bir ölüye hiç denk geldin mi?” dedim. Hemen yer altına dönüp kayıtlara baktı ve öyle bir isim yok dedi. Hadi ismi geçtim “basan alır” derken neyi kastetti? Ne basması? Nereye basmak? Yoksa Hasan ben, basan Prometheus mu? Galiba böyle bir şey sanki çözdüm. Ben öylece bakıyorum yani Hasan, Prometheus benden önce davranıp Hestia’yı tavlamaya çalıştı yani basan! Bunu ilk başta, Eros söylediği anda anlasaydım ne değişecekti? Tabii ki hiçbir şey. Prometheus zaten ben öylece bakarken yaptı yapacağını. Beni görmediği belli, görmüş olsa yapamazdı belki de. Çünkü tekrar zincire vurulmayı istemezdi galiba. Şuan ortalarda ciğeri delik deşik dolaşıyor; ilk cezasının, zincire vuruluşunun izleri o delikler ve deşikler.</p>
<p>Prometheus’u Olympos’a aramıza davet ederek hata mı yaptım? “Titandır bir işe yarar” dedim ve kabul ettim. Yaramıyor da değil. Bütün pis ve ağır işleri ona yaptırıyorum. Titan değil mi yapsın!</p>
<p>Neyse şimdilik sakin olayım, eğer bir daha böyle orta yerden basma girişimleri olursa şimşeklerimi ağzına saplarım! Evet, bunu yaparım Zeus’um ben!  Sonra da yine Eros’u beklerim bana nasihat vermesi için. Güzel nasihat verdi Eros, aklıma kazındı desem yeridir. Bir tecrübe edindim, Hasan’ın değil basanın aldığını öğrendim. Olympos’un kralıyım ama böyle nasihati babam bile vermemişti bana!</p>
<p>Babam demişken adı Kronos. Pek sevmem kendisini. Sebebini belki bir gün yazarım.</p>
<p>Bu günün diğer kısmına geleyim…</p>
<p>Bir tütün yaktım sarayımdan dışarı doğru bakınıyordum, az ilerde Olympos’a doğru yaklaşan dört gözlü dört kulaklı bir varlık gördüm! En başta ürktüm ardından neden ürktüm diye kendimden ürktüm! “Kendine gel! <em>Zeus</em>’sun sen “ dedim kendime. Sonra diğer Olympos sakinlerine seslendim ve gelen şeyi gösterdim. Poseidon bana “ Bu Babil’den Marduk… Neden bu kadar panik yaptın” dedi. “Marduk mu? O da kim?” dedim. Poseidon “Babil tanrısı” dedi. Ben Marduk’u gezegen zannediyordum ama meslektaş çıktık. Neyse davet ettik Olympos’a, aşağıdan yukarıya bütün tanrıları ziyaret etti ve sıra geldi bana, e bende hiç tanımıyorum. Tanıştık “ben Zeus” dedim o da haliyle “ben Marduk” dedi..”memnun oldum” dedim o da aynı şeyi söyledi ve sonra bir sessizlik oldu, bu silsilenin böyle gideceğini sandım bir an. Sonra Marduk  “adını çok duydum; magazinel yanların, erotik hikâyelerin. Renkli bir kişiliksin, seninle tanışmak istedim o yüzden geldim” dedi. Tanıştık, Tanrılaştık, bir muhabbet bir kaynaşma derken bu gün de böyle geçti. Kim derdi ki Babil’den Marduk kalkacak buralara gelecek.</p>
<p>Bir başka Olympos gününde görüşmek üzere…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-2/">Zeus’un Günlüğü – 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3603</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Sanatlar Merkezindeki Cenaze: Duayenin Ölümü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze-duayenin-olumu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze-duayenin-olumu/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 07 May 2016 09:00:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Sanatlar Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[resim sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3512</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Gidiyoruz” adlı serginin üzerinden aylar geçmişti, belki bu aylar bir sene veya seneler tutarındaydı ve sonuç olarak yavaş yavaş gidiyorlardı. Mevsimlerden ilkbahar veya yaz değildi fakat kışta değildi. Daha çok baharın sonlarını andıran ama yaza ulaşmaya istekli olmayıp kıştan birkaç gün araklamış, o an için ismi olmayan bir mevsimdi. Güneş bulutların arkasında gizemli hallerdeydi “buralardayım [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze-duayenin-olumu/">Çağdaş Sanatlar Merkezindeki Cenaze: Duayenin Ölümü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Gidiyoruz” adlı serginin üzerinden aylar geçmişti, belki bu aylar bir sene veya seneler tutarındaydı ve sonuç olarak yavaş yavaş gidiyorlardı. Mevsimlerden ilkbahar veya yaz değildi fakat kışta değildi. Daha çok baharın sonlarını andıran ama yaza ulaşmaya istekli olmayıp kıştan birkaç gün araklamış, o an için ismi olmayan bir mevsimdi. Güneş bulutların arkasında gizemli hallerdeydi “buralardayım ama işim belli olmaz” dediği biraz izlenince anlaşılıyordu.</p>
<p>İşte o gün kadim dostlarımdan Semih cenazede görevliydi ve beni de davet etti ve bende icabet etmek için çok düşünmedim ve ettim. Oraya vardığımda yoğun bir kalabalık vardı. Bu kalabalığın yoğunluğunu oraya doğru giderken uzak mesafelerden gelen burun çekme ve hüzün seslerinin çokluğundan az çok kestirmiştim ve yanıldığım söylenemez. O anda “Gidiyoruz” adlı serginin konseptini de tam olarak anlamıştım. Geçen süre içinde cenazeler hazırlanmıştı ve ilk veda edenlerden biri <strong>duayen sanatçı H. Çorbacı</strong> idi.</p>
<p>Cenazeye geçmeden önce kalabalıkta yer alan birkaç enteresan karakterden bahsetmezsem olmaz. Buraları okuduktan sonra “iyi ki bahsetmiş” diyeceksiniz. Öncelikle en dikkat çekeni yaşı hayli ilerde olan, aslında yıllar önce ölmüş ama bir şekilde yaşayan adamdı. Sırası geliyormuş gibi bir hali vardı. Yüzünde: Şehirlerarası bir yolda mola verdikleri küçük işletmede tuvalette olduğu esnada otobüsü kaçırmış ve ne yapacağını bilemez bir şekilde oradaki işletmeci ile fikir alışverişinde bulunmaya çalışan çaresiz bir insanın ifadesi vardı. Dikkat çekici noktası da işte bu yüz ifadesi ve bir ölüden farksız oluşuydu. Çok üzgün olduğu belliydi. Yanındaki, en yakın arkadaşı gibi bir hali olan kişiye “benimde sıram geldi sanırım” diye bir şeyler fısıldıyordu. Evet, fısıldıyordu çünkü gücü sadece fısıldamaya yetiyordu.</p>
<p>Diğer kişi ise yüksek sesle ağlarken bir şeyler söyleyen yaşlı bir kadındı ve o kadın Çorbacı’nın karısıydı. “O ölemez, ölemez! Kabul etmiyorum! Bana ölümsüz olduğunu söylemişti! Kandırıldım !” diye haykırıyordu.</p>
<p>Bir diğer dikkat çekici kişi ise orada tezgah açmış, genç sayılabilecek yaştaki kişiydi. Fırsattan istifade edip <strong>Çorbacı’nın resimleri</strong>nin kopyalarını kelepir fiyata satıyordu. Bunun yanında çeşit çeşit boylarda boyalarda satıyordu. Ekonomik krizin onu incittiği belliydi. Yüzünde: Kısa zaman önce girdiği merkezi sınavın notu açıklandığı haberini alan ama o an için bakamadığından dolayı umut, heyecan ve hüznü aynı anda yaşayan bir insanın ifadesi vardı.</p>
<p>Cenazeye dönecek olursak, artık vakit gelmişti… <em>H. Çorbacı</em>’nın cenazesi yaptığı anlamsız resimlerin sarılı olduğu tabut ile yavaş yavaş çıkarılıyordu. Çıkarıldığı esnada müzik sistemi de çalıştırıldı. Fondaki müzik  “<em>King Diamond – Goodbye</em>” parçasıydı. Tabutu taşıyanlar ise onun en sadık dalkavuklarıydı. Kapıdan çıktıklarında müthiş bir alkış sesi, burun çekme sesleri ile karıştı. Herkes ellerindeki boya tüplerini tabuta doğru sıkıp fışkırtıyordu… Tabut renk skalasına dönmüştü. (Çorbacı’nın vasiyeti Picasso’nun yanında gömülmekti ama kabul edilmemişti) Bütün bunlar yaşanırken Çorbacının ruhu belki de çoktan yerine varmıştı. Belki de Cennet veya Cehennemin kapısında son işlemleri yapılıyordu…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/PTHrtcncRHA?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Bu tören yaşanırken bizde Semih ile iki karanfil atıp bölgeden ayrılmaya başlamıştık (Karanfiller tabuta yapışmıştı) . Çay içmek için bir yer aradık ve bulduk. Olayın hüznü bizim üzerimizde yoktu, biz çay içerken kendi dünyamıza dönmüş güzel sohbetler diyorduk. Diğer kadim dostlarımızdan o an için uzaktık tek sıkıntımız buydu.</p>
<p>Güle güle Duayen</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze-duayenin-olumu/">Çağdaş Sanatlar Merkezindeki Cenaze: Duayenin Ölümü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze-duayenin-olumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3512</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Komşu Kızı ve Sabun</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/komsu-kizi-ve-sabun/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/komsu-kizi-ve-sabun/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 27 Apr 2016 06:35:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3378</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayatımın en abes dönemlerinden biriydi&#8230; Fazla geç değil bu yazıyı yazmaya karar verdikten 6 ay öncesi. Öğrenci olmaya çalışıyorum. Bende diğerleri gibi ödevleri zamanında getirmeyi ama rol yapmadan iyi not almayı istiyordum. Çünkü diğerlerinden bazıları kaliteli makyaj malzemesi kullanıyordu. Beceriksizlikte çok yetenekliydiler ama aldıkları notlar hep kaliteydi. Sadece rollerine çok çalışıyorlardı. Ruhlarındaki dalkavukluk, ikiyüzlülük ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/komsu-kizi-ve-sabun/">Komşu Kızı ve Sabun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımın en abes dönemlerinden biriydi&#8230; Fazla geç değil bu yazıyı yazmaya karar verdikten 6 ay öncesi. Öğrenci olmaya çalışıyorum. Bende diğerleri gibi ödevleri zamanında getirmeyi ama rol yapmadan iyi not almayı istiyordum. Çünkü diğerlerinden bazıları kaliteli makyaj malzemesi kullanıyordu. Beceriksizlikte çok yetenekliydiler ama aldıkları notlar hep kaliteydi. Sadece rollerine çok çalışıyorlardı. Ruhlarındaki dalkavukluk, ikiyüzlülük ve çıkarcılığı yüzlerine yaptıkları makyaj da kurtaramıyordu, sadece çirkinliklerini biraz örtüyordu o kadar. Aynı mekânlar içerisindeydik fakat ben ve dostlarım ayrı onlar ise apayrı bir dünyada yaşadıklarını zannetmekten kendilerini alıkoyamıyorlardı. Bizde zaten onların hava soluduğu alanlara girmemek için çok özen gösterirdik.</p>
<p>Bu abes dönem&#8230; Kaldığım yer küçük bir otel odası. Tek kişilik bir odaydı ama iki yatak vardı. Ben, dolap, vitrin, yataklar, çizilmeyi bekleyen kurgular ve yazılmayı bekleyen trajediler. Evet, hepsi küçük bir otel odasında. Oteller kısa süreli konaklama yerleri değil midir? (Konak: Üzerinde konaklama yapılabilen geniş alan. Herkes konabilir ve konaklanabilir) Evet kısa süreli kalışlar içindir ama burada öyle değildir. Bir apartman dairesi yerine aynı paraya bir otel odası kiralama olasılığının olduğu bir yer. Çaresizlikten olmuştu her şey.</p>
<p>Ev gibi değil. Aslında sadece kira günleri görüşmen gereken ama her gün görmek zorunda kaldığın ve &#8220;iyi günler &#8211; iyi akşamlar&#8221; temennilerini dilemeden geçersen darılacağını düşündüğün resepsiyondaki o adam. Baskı altındasın her gün bu kuşkuyla bu gereksiz temennileşmeler. Sanki &#8220;iyi günler&#8221; dilemesem günü kötü geçecek, başına bir felaket gelecek. Ayda bir kere bu temenni yeterli bence çünkü &#8221; günler&#8221; diyoruz. Bunu dilemezsek de katil, dilersek ise hayat kurtaran bir süper kahraman mı oluyoruz? Hayır. Neyse.</p>
<p>Odaya varmanın ilk etabı bu. Merdivenleri çıkıyorum, antreyi aşıp odama varıyorum. Yorgun ve sıkışığım üzerimi çıkarıp hemen tuvalete girmeliyim! Ama tuvalet ve banyo ortak! Oda kiralarken kat sakinleriyle böyle bir ortaklık sözleşmesi imzalamadım ama maalesef! İnsanın en özgür olduğu, geçen süre içerisinde bir şeyler düşünebildiği ve bunun için yeteri kadar zaman bulduğu mekân ortak! Yani herhangi bir ihtiyacını giderirken kat sakinlerinden birinin gelip ihtiyaca ortak olması muhtemel. Ortak ya! Tuvalette hisseleri var. Dedim ya ev gibi değil. Evdeki tuvalet ortaklığı normaldir. Çünkü ortakların tanıdıktır, arkadaşlarındır. Oteldeki ortaklık ise, yüzlerini görmekten çok seslerini duyduğun ki seslerinden yüzlerini görmüş kadar olduklarınla &#8220;işine gelirse&#8221; ortaklığıdır. Diğerleri birbirlerini tanıyorlardı, dolayısıyla ortaklıktan da şikâyetçi değillerdi.</p>
<ul>
<li>Ben şimdi s.çıcam yani tuvalette olucam haberin olsun dedim. Ama aniden bir şeyin gelirse kapıyı tıklat kilidi açarım. Malum ortağız!</li>
<li>Tamam</li>
</ul>
<p>VEYA</p>
<ul>
<li>Tansel ben sana çağrı atınca banyoya gel bana kese at. Zaten geçen haftadan iç kese sözün vardı! Onu da aradan çıkarmış oluruz. Bir sonraki haftada ben sana atarım.</li>
<li>Tamam, hallederiz. Nasıl olsa ortağız! Yeri gelir birbirimizin k.çını dahi yıkarız!</li>
</ul>
<p>gibi muhabbetlerin döndüğünü düşünmemek mümkün değil çünkü sıkı ortaklar.</p>
<p>Ortaklar ortaklaşa dursun ben halen öğrenci olmaya çalışıyorum. Her gün iki yataklı tek kişilik odamdan çıkıp kat sakinleri ve resepsiyondaki o adama görünmeden okula gidiyordum. Orası da &#8220;Ortak&#8221; ve bu da &#8220;işine gelirse&#8221; ortaklığıydı. Böyle mecburen ortaklıklar kıskacında öğrenci olmaya çalışıyordum. Zorla evlendirilmiş ağa kızı misali.</p>
<p>Bu abes dönem&#8230; Rutinlik hastalığıyla mücadele veren ama bir türlü yenemeyen günlerden biri akşam vakti odamda hastalıklı bir günün daha sonuna saatler kalmış. Çöpüm birikmiş, yeni bir çöp poşeti çıkarmam lazım. Dolabın kapağını açtım, çöp poşetini poşetinden çıkarırken dolaptaki buruşuk ve içinden ekşi sabun kokusu gelen market poşeti gözümü meşgul etti. Hemen çöp poşetini bırakıp onu açtım&#8230; İçinden ne mi çıktı&#8230; Üzerinde &#8220;Komşu Kızı&#8221; yazan bir CD ve küçük sabunlar! Hizmette sınırın olmaması bu olmalı! Müşterisinin arzularını dikkate alarak hizmette sınırları zorlamış bir otel!</p>
<p>Evet, rutinde hastalığında aşama kaydetmişti. Ama nafile&#8230; Ne komşu kızı çekiciydi ne de sabunlar güzel kokuyordu ki aksi olsa bile bu abes ortaklıkları unutturacak veya kabullendirecek değillerdi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/komsu-kizi-ve-sabun/">Komşu Kızı ve Sabun</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/komsu-kizi-ve-sabun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3378</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zeus&#8217;un Günlüğü</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 21 Apr 2016 13:45:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3326</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Olympos dağının eteklerinde yapılan kazı çalışmalarında Zeus’a ait olduğu anlaşılan günlükler, bir sandığın içinde kil tabletlere yazılı şekilde bulundu. Buluntular arasında sakalı, sönmüş olan şimşeği ve kartalının gagası da vardı. Günlükleri kendisi mi oraya gömdü yoksa aşağı mı düşürdü; bu, net bilinmemektedir.” Zeus&#8217;un Günlüğü &#8211; 1 Evet, Olympos’ta her şey dışarıdan göründüğü gibi cafcaflı değil. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu/">Zeus&#8217;un Günlüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Olympos dağının eteklerinde yapılan kazı çalışmalarında Zeus’a ait olduğu anlaşılan günlükler, bir sandığın içinde kil tabletlere yazılı şekilde bulundu. Buluntular arasında sakalı, sönmüş olan şimşeği ve kartalının gagası da vardı. Günlükleri kendisi mi oraya gömdü yoksa aşağı mı düşürdü; bu, net bilinmemektedir.”</p>
<h2>Zeus&#8217;un Günlüğü &#8211; 1</h2>
<p>Evet, Olympos’ta her şey dışarıdan göründüğü gibi cafcaflı değil. Zeus tahtında oturuyor sağa sola yıldırım atıyor, orayı burayı patlatıyor, istediğini yıldırıyor, zevk içinde hükmediyor gibi zannediliyor ama zannetmeyin! Benimde duygularım var! Bende… Neyse</p>
<p>Zaten kime bir şey anlatmaya kalksan anlamaz, sonra bir gün eline yazdıkların geçer o seni anlamayan veya anlamayanların… Ondan sonra hüzünlenirler, kendi kendilerine kızarlar neden anlamaya çalışmadım diye.</p>
<p>Bugün, palamut balığı yediği esnada boğazına takılan büyük kılçığı “kuru ekmek mi yoksa haşlanmış patates ile mi oradan kurtarabilirim” düşüncesinde bunalımlar yaşayan bir kişinin ruh halindeyim.</p>
<p>Canım çok sıkkın… Yılgınım, acayibim. Bu gün Ambrosia da içmedim, onun yerine ne olduğunu bilmiyorum ama Jack Daniels içiyorum. Dionysos tavsiye etti, rahatlarsın dedi. Birde üzerine fazla içme kafayı bulursun dedi, güldü ve gitti… Şakaydı sanırım ya da değildi, anlayamadım hangi kafayı bulurum? Aman be Dionysos sende ne dediğini bilmiyorsun!</p>
<p>Bugün Olympos’ta alabildiğine sıradan bir gün; dümdüz, zifiri sıradan bir gün!</p>
<p>Öylece otururken gözlerim Hestia ile kucaklaştı!  “Bu ne güzellik! Bu güne kadar seni nasıl fark edemedi bu gözlerim” dedim kendi kendime. Tam bu sırada Prometheus geldi Hestia’nın yanına; elini öptü, bir gül verip etrafına bakarak uzaklaştı yanından. Hestia’nın hoşuna gitti tabii ve ben buna çok içerledim, sinirlendim! Tam kafamda iğrenç, berbat, deli saçması, kudurmuş, astronomik tezgâhlar kurarken yanımda Eros belirdi… Haliyle ayaküstü bir sohbet başladı  “nerelerdesin?” “yoksun bayağıdır aşkı meşki unuttuk” filan. Sonra Eros durumumu gördü, e tabii bende olayı anlattım haliyle. Sonra yanaştı ve “Sana bir nasihat vereyim Zeus !” dedi. Bende “ver” dedim. “Unutma Zeus. Hasan almaz basan alır !” dedi. Bende “Hasan kim? Neyi alamaz? Nasıl basıcam? ”  derken o da kanatlanıp yok oldu yanımdan. ( eros ‘un her zaman yaptığı şey! Bir kere de bir şey söyledikten sonra beklediği görülmemiştir, en azından ben görmedim.)  Olympos’ta bir gün daha bu şekilde havaya karışmış oldu.</p>
<p>Bir başka Olympos gününde görüşmek üzere…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu/">Zeus&#8217;un Günlüğü</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/zeusun-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3326</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Sanatlar Merkezindeki Cenaze</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 18 Apr 2016 12:46:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Oğuzhan Sivri]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Sanatlar Merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3235</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bulutların gökyüzünde  gezinmeye pek niyetlerinin olmadığı, güneşin ise sıcağa tahammülü olmayanları yıldırmaya ant içtiği güzel bir yaz gününde kadim dostlarımdan Murat ile birlikte Kızılay da çay içilebilen mekanların en makul ve samimi olanlarından birinde oturuyorduk. Yine uzun bir aradan sonra buluşmuş ve biz de hasret gidermeye ant içmiştik. Gülüyorduk, öfkeleniyorduk, çayımız bitiyor hemen yenisini istiyorduk; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze/">Çağdaş Sanatlar Merkezindeki Cenaze</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">Bulutların gökyüzünde  gezinmeye pek niyetlerinin olmadığı, güneşin ise sıcağa tahammülü olmayanları yıldırmaya ant içtiği güzel bir yaz gününde kadim dostlarımdan Murat ile birlikte Kızılay da çay içilebilen mekanların en makul ve samimi olanlarından birinde oturuyorduk. Yine uzun bir aradan sonra buluşmuş ve biz de hasret gidermeye ant içmiştik. Gülüyorduk, öfkeleniyorduk, çayımız bitiyor hemen yenisini istiyorduk; yenisi gelir gelmez birbirimize sigara uzatıyorduk. Konuşmalarımız  “Atina geceleri” havasında geçerdi; dostlarımız ile hep böyleyizdir.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">Sıcağın vermiş olduğu basıklık ile biraz hareketlenmek için kalkıp yürüyelim dedik. Kalktık fakat nereye gideceğimiz konusunda bir fikrimiz yoktu. O sırada nereden aklıma geldi bilmiyorum ama “çağdaş sanatlar merkezine” gidebiliriz dedim; belki herhangi bir sergi vardır varsayımı ile. Vardığımızda afişi gördük fakat garip bir afişti bu…daha doğrusu biraz iç karartıcı. Simsiyah bir afiş ve üzerinde sadece “Gidiyoruz” yazıyordu. İçeri girdik merakla; güvenlik görevlisi   “ Cenazeye hoş geldiniz. Peçete ve limon kolonyası hemen şurada, ihtiyacınız olursa alabilirsiniz” dedi. Üç kat boyunca yüzlerce resim asılıydı duvarlarda (en azından biz öyle sanmıştık) Yavaş yavaş gezmeye başlamıştık sergiyi ve o anda bunun şaka veya farklı bir yaklaşım olmadığını anlamaya başladık; bu apaçık bir cenaze idi..</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">Katları çıktıkça cenazenin karanlık atmosferi ciğerimize işledi. Artık son  kata gelmiştik bir elimizde peçete diğer elimizde kolonya ile (Aslında üzülmemiştik ve üzülmememiz gerekirdi çünkü zamanımız daha doğrusu imkanımız olsa bu gibi cenazeler olmaz şenlikler olurdu. Çok göze batmayalım diye ellerimizde peçete  ve kolonya vardı) İşte tam bu sırada asıl enteresan olanı gördük; katil de cenazedeydi ve kendisi bir doktordu !</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">Yanına gittik ve sohbete başladık, o devasa boyuttaki müthiş resminin yanında. “ Bu cenazenin sebebi benim ve böyle bir cinayet işlediğim için mutluyum ! Ama ben ve benim gibiler azınlıkta. İşte bu yüzden insanlar belki de dünyanın sonuna kadar burada benim eserim dışındaki zırvaları görmeye mahkum olacaklar” dedi.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">Başarılarının devamını dileyerek oradan ayrıldık. Yolda yürürken yeniden biraz öfkeli bir sohbete başladık…</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          O tuval neydi öyle ! Adam üzerine sadece yeşil boyayı vurmuş ! Acaba astar attığı esnada ensesinden mi vuruldu ?!</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Belki boyası bitmiştir !</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Yoksa çok derin bir şey anlattı(!) ama biz mi bir şey anlamadık?</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Bence beceriksizin biri tıpkı diğerleri gibi !</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Sen hiç becerikli insanların bir yere gelebildiğini gördün mü? Becerikliler azınlıktır…tıpkı katil doktor gibi</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Haklısın…öfkemizde azınlık oluşumuzdan bunu sende biliyorsun. İmkanımız olsa bu cenazede olmayacaktı.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Kendini Picasso zannedenlere ne demeli?! Merak ediyorum : demek ki Picasso olmasa bunların hepsi taş  yiyecekti ! Ekmek değil de boya yiyorlardı !  Anlayın işte Picasso değilsiniz, olamazsınız ve ömrünüz boyunca olamayacaksınız !</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Bir de şu var. Bu ülkede hiçbir zaman özgün bir sanat olmadı. Ve buna rağmen Türk Çağdaş Sanatını konuşmak ne kadar ironik !</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; line-height: 15.0pt; background: white;"><span style="font-size: 10.5pt; font-family: 'Helvetica','sans-serif'; color: #141823;">&#8211;          Boşver… Belki bir gün azınlık olmaktan çıkarız. Nerede çay içelim ? Semih ile Osman da gelir birazdan.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze/">Çağdaş Sanatlar Merkezindeki Cenaze</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cagdas-sanatlar-merkezindeki-cenaze/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3235</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
