<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Ferhat Eren &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/ferhateren/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:59:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Source Code &#8211; Kendini Tekrar Eden Gün</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 04 Jul 2016 10:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ferhat Eren]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu türü]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Duncan Jones]]></category>
		<category><![CDATA[Jake Gyllenhaal]]></category>
		<category><![CDATA[Michelle Monaghan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4259</guid>
				<description><![CDATA[<p>Minimal Bilim-Kurgu filmlerinin önemli isimlerinden biri olmaya aday, yönetmen Duncan Jones’un ikinci filmidir Kaynak Kod. Film, toplamda birkaç mekan ve üç-dört oyuncuyla geçer lakin mekan ve oyuncu sayılarının kısıtlı olması filmin gerilimine ve heyecanına hiçbir şekilde engel değildir. Keza Duncan Jones’in ilk filmi Moon(2009)’u ele aldığımızda mekan sayısı da oyuncu sayısı da artmış bulunmakta. Burada [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/">Source Code &#8211; Kendini Tekrar Eden Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Minimal Bilim-Kurgu filmleri</strong>nin önemli isimlerinden biri olmaya aday, yönetmen <strong>Duncan Jones</strong>’un ikinci filmidir <strong>Kaynak Kod</strong>. Film, toplamda birkaç mekan ve üç-dört oyuncuyla geçer lakin mekan ve oyuncu sayılarının kısıtlı olması filmin gerilimine ve heyecanına hiçbir şekilde engel değildir. Keza Duncan Jones’in ilk filmi Moon(2009)’u ele aldığımızda mekan sayısı da oyuncu sayısı da artmış bulunmakta. Burada esas noktalardan birisi de heyecanı &#8211; aksiyonu bol kaliteli bir Hollywood filmi için onlarca farklı mekanlara ve düzinelerce farklı oyunculara ihtiyaç duyulmadığı gerçeğidir.</p>
<h2>Kaynak Kod (Source Code)</h2>
<p>Gelelim filme; Başrolümüz Captain Colter Stevens (<strong>Jake Gyllenhaal</strong>) Afganistan’da askerlik yaparken helikopteri düşmüş, belden aşağısı kesilmek zorunda kalınmış, ağır yaralı haldeyken sadece beyin fonksiyonlarının çalışabileceği özel bir ‘küvez’ içinde ve bilinci açık ama ne olduğundan habersiz bir şekilde ‘yaşayan’ bir vatanseverdir.</p>
<p>Egoist Doktor Rutledge(<strong>Jeffrey Wright</strong>) karmaşık algoritmalardan ve parabolik denklemlerden oluşturduğu, <u>Source Code</u> adını verdiği makine ile uygun deneklerin bilinçlerini zaman içinde 8 dakikalığına geçmişe gönderebilmektedir. Dr. Rutledge’nin emri altındaki yüksek rütbeli asker Colleen Goodwin(Vera Farmiga) ise projeyi yürütmekte ve denek Colter Stevens ile olan iletişimi sürdürmektedir.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens, kendisini bir trenin içinde bulur ve karşısında onun daha önce hiç görmediği ama kendisini tanıdığı belli olan güzelim Christina Warren(<strong>Michelle Monaghan</strong>) oturmaktadır. Christina, başrolümüz Colter Stevens’a Sean diye hitap ederek, havadan sudan konuşurken; Colter Stevens olanları anlamlandıramaz, kendisinin asker olduğunu ve en son Afganistan’da bir helikoptere bindiğini söyler. Hepsinin üstüne bir de aynada başkasının (Sean’ın) suratını görünce kafası iyice karışır. Tam ortalığı velveleye verecekken tren ani bir şekilde patlar.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens oda büyüklüğünde bir kapsülün içinde uyanır. Karşısında bir ekran vardır ve ekranda Colleen Goodwin onunla konuşur ve bir dizi teste tabi tutar. Goodwin ona trendeki bombayı bulmasını emreder ve sorulan sorulara tatmin edici cevaplar vermeden onu tekrardan geçmişe gönderir. C. Stevens ilk sahnede uyandığı yerden tekrar uyanır, karşısındaki kadın Christina aynı konulardan bahseder, yanından geçen kadın tekrar ayağına kola döker hemen ardından geçen seferki gibi görevli gelir ve biletleri sorar. Yaşanan bütün olaylar birebir aynıdır. Colter Stevens bunun eğitim amaçlı bir simülasyon olduğuna karar verir ve bombayı bulur. Bombayı etkisiz hale getiremeyince, tren yeniden havaya uçar ve C. Stevens yeniden kapsülün içinde uyanır.</p>
<figure id="attachment_4260" aria-describedby="caption-attachment-4260" style="width: 560px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4260 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?resize=560%2C373" alt="Michelle Monaghan - Jake Gyllenhaal" width="560" height="373" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?w=560&amp;ssl=1 560w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/kaynak-kod.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4260" class="wp-caption-text">Michelle Monaghan &#8211; Jake Gyllenhaal</figcaption></figure>
<h2>Geçmişe Yolculuk</h2>
<p>Bu sefer kahramanımız, Goodwin ve Dr. Rutledge’den tatmin edici cevaplar ister. Lakin bu sefer de ona bombayı oraya yerleştirip telefon yoluyla patlatan kişiyi bulması görevi verilir. Yüzbaşı Colter Stevens birçok kere daha aynı geçmişe 8 dakikalığına döner ve bombacıyı bulmaya çalışır. Bu esnada fark eder ki geçmişte her zaman aynı olaylar yaşansa da kendisi bu olayların gidişatını değiştirebilmektedir. Birçok başarısız denemenin ardından sonunda bombacıyı bulur.</p>
<p>Bu esnada her seferinde parça parça aldığı cevaplar bize şu hikayeyi anlatır: bu sabah Chikago’da bir tren patlatılmıştır ve bunu yapan kişi öğleden sonra daha büyük bir patlama yapacağını haber verir. <strong>Source Code</strong> adlı makine Savunma Bakanlığından onayını yeni almıştır ve denenmek için beklemektedir. Yüzbaşı Colter Stevens ölmek üzeredir ancak zihinsel olarak <em>Source Code</em> adlı makineye tam uyum sağlamaktadır ve ilgili birim Yüzbaşı Colter Stevens’ın resmi ölüm haberini yayınlar ancak onu geçmişe gönderip görev vermek adına 2 ay boyu bitkisel hayatta tutar. Gün bugündür Yüzbaşı Colter Stevens aynı ana tekrar tekrar giderek görevini tamamlamaya çalışır. Bu sırada tek derdi babasıyla konuşmaktır lakin bu mümkün değildir çünkü babası onun ölüm haberini almıştır bile. Yüzbaşı Colter Stevens, Dr. Rutledge’den bir söz alır; görevi tamamladıktan sonra hayati ünitelerinin fişi çekilecektir ve sonunda ona ölüm huzuru verilecektir.</p>
<p>Bu arada Yüzbaşı Colter Stevens’ı biz sürekli konuşurken görürüz lakin bitkisel hayatta olduğu için düşünmek dışında hiçbir şey yapamaz. Onun konuşmaları C. Goodwin’in bilgisayarına yazı metni olarak gelir. Colter Stevens’ın geçmişe gönderildiği bedenin sahibi olan Sean’ın seçilme sebebi ise; bedenen birbirlerine benzemeleri ve patlayan bombanın Sean’ın oturduğu yere yakın olmasıdır. Yani beden Sean’ın bedenidir lakin bilinç Yüzbaşı Colter Stevens’ın bilincidir. Tabii ki Yüzbaşı Colter Stevens Sean’ın arkadaşı güzelim Christina Warren’a da aşık olmaya başlar. Hatta nasıl olsa 8 dakika sonra her şey baştan alınacak deyip Christina’yı sebepsizce öper. Burada görürüz ki Christina’da aslında Sean’a karşı boş değilmiş. Benim kafama takılan soru ise: tamam Yüzbaşı Colter Stevens’ın bilinci, Sean’ın bedenine yerleşerek geçmişe döndü ama peki ya Sean’ın bilincine ne oldu?</p>
<p>Gelelim esas kritik noktaya. Yüzbaşı Colter Stevens her geçmişe gidişinde bunun ayrı bir dünya olduğunu açık bir şekilde ifade etmese de her yolculuğun bir paralel evren olduğunu hatta bazı paralel evrenlerde birkaç kişinin hayatını kurtardığını iddia eder. Ama Dr. Rutledge buna şiddetle karşı çıkar; açıklayamayacağı parabolik denklemlerden oluşan bu aletin, bir paralel evren yaratmayacağını sadece 8 dakikalığına geçmişte bir sanal tur attıracağını söyler. Yüzbaşı Colter Stevens’ın kurtardığını iddia ettiği kişilerin isimleri kontrol edilir lakin bu isimler ölenler listesindedirler. Yüzbaşı Colter Stevens’ın bu savını kanıtlamak için tek bir yola ihtiyacı vardır, bilincinin gönderildiği geçmişte ölmemek. Son gidişinde bombacıyı teşhis eder ama bu sefer bombacı tarafından vurulur ve yeniden ölür. Zihninin içini tasvir eden küp-odada uyandığında bombacının kim olduğunu söyler ve Amerika’nın kahraman asker ve polisleri bir kez daha seçilmiş kişi(choosen one) sayesinde, bombacıyı yakalayarak günü kurtarır.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens’ın son bir isteği vardır; onu geçmişe bir kereliğine daha göndermeleri ve sonrasında onu hayatta tutan aletlerin fişlerinin çekilerek ölüme terkedilmesi. Kapitalist Doktor Rutledge bunu saçma bulur ve kabul etmez lakin vatansever bir askerin hissettiklerini anlayan duygusal C.Goodwin, Yüzbaşı Colter Stevens’ı gizlice bir kez daha geçmişe gönderir. Artık haylice tecrübelenmiş olan Stevens bütün işlerini temizce halleder ve 8 dakikanın dolmasını bekler. 8 dakika dolduğunda tekrar gözlerini küpün içinde açarsa Dr. Rutledge haklıdır paralel evren diye bir şey yoktur ama 8 dakika sonunda yaşamaya devam ederse Stevens kendine bir paralel evren bulmuştur ve orada yaşamaya devam edecektir.</p>
<p>Savunma Bakanlığı tarafından bütün tebrikleri alan acımasız Doktor Rutledge ise Yüzbaşı Colter Stevens’ın hafızasının sıfırlanmasının ve gelecek görevler için hazır tutulmasının emrini verir. Lakin masmavi gözleriyle onurlu asker Goodwin bunu kabul etmez ve gizlice Yüzbaşı Colter Stevens’ın fişini çekmeye gider. Burada ilk defa Yüzbaşı Colter Stevens’ı ‘küvez’in içinde ve belden aşağısı kesik bir şekilde görürüz.</p>
<p>Fırsat bu fırsat diyen Stevens gittiği geçmişte son bir dakika kala güzelim Christina’nın dudaklarına yapışır. 8 dakika dolar, mavi gözlü duygusal ama onurlu asker Goodwin, Yüzbaşı Colter Stevens’ın fişini çeker. Amma ve lakin Yüzbaşı Colter Stevens bilincinin gönderildiği geçmişte yaşamaya devam eder. Bir de bakar ki kızla hala öpüşüyor. Tamam der Doktor Rutledge halt etmiş, işte bu paralel evren ve ben burada bu güzelim hatunla huzurlu bir yaşam kuracağım. He tamam Sean denen adamın vücudundayım, o garibin bilincine ne oldu kim bilir ama banane bundan der. Her ihtimale karşı yaşadığı paralel evrendeki Goodwin’e de mesaj atar: “Hey, Goodwin bugün aslında bir bomba patladı siz beni geçmişe gönderdiniz ama yaptığınız makinenin nelere kadir olduğundan haberiniz yok, bu makine paralel evren yaratıyor ben de farklı bir paralel evrenden geldim. Şu hemen yanında bir küvezin içinde yatan, görev için beklettiğiniz asker var ya, işte o benim. Hadi sağlıcakla.” der. Goodwin şok.</p>
<p>Yüzbaşı Colter Stevens’ı oyanayan Jake Gyllenhaal’a zaten hayranım, beni bu filmde de hayal kırıklığına uğratmadı. Yönetmen Duncan Jones’in ise gelecek filmlerini sabırsızlıkla bekliyorum.</p>
<p>Aynı günün tekrarı konusu 1993 yapımı Groundhog Day filmiyle ön plana çıktı ve çok beğenildi. Konunun çıkışı ise Nietzsche’nin aynı kötü günü tekrar tekrar yaşayan bir adamın hikayesinden geliyor. 2014 yapımı Edge of Tomorrow filmi de yine bu şekilde işlenmiş güzel bir filmdir, tavsiye ederim. Bu tarz filmler aynı sahneyi çok çok farklı açıdan çekmek zorunda kaldıkları ve her birini bize izletmek zorunda kaldıkları için farklı bir kurgu yapısına ve izlerken merak uyandıran bir içeriğe sahip oluyorlar.</p>
<p>Değinmek istediğim bir nokta da Dr. Rutledge konusu. Klasik bir kötü adam, tam bir kapitalist. Süper teknolojik bir alet icat ediyor sonrasında o aleti kullanabilmek için bir felaket olmasını bekliyor. İddiası felaketlerin yol açtığı zararları kontrol altına almak ve terörist eylemleri önleyebilmek ama görünen amacı gücünü ispatlamak; kadere yön verme söylemiyle gücünü ispatlamak. Dr. Rutledge, icadını kullanabileceği bir felaket olmasaydı, belki de kendisi sahte bir felaket oluşturup, icadını kullanma fırsatını kendi kendine sunacaktı. Benim paranoyak tavsiyem; her bilim adamına güvenmeyin, her felaketin gerçekliğine inanmayın.</p>
<p>Paralel evren konusuna gelecek olursak; gerçekte bu sadece bir teoridir, hiçbir kanıtı yoktur ama bazı astrofizikçiler paralel evrenlerin var olduğuna inandıklarını söylerler. Eğer paralel evrenler var olsaydı, sonsuz sayıda ihtimalin olduğu kadar paralel evren olabilirdi. Mesela bir paralel evren bizimkisiyle birebir aynı ancak bizimkinden bir sinek daha fazla ya da az olabilirdi. Ya da füzyon enerjilerinin kullanıldığı bambaşka bir yönde ilerlemiş bir paralel evren de olabilirdi. Belki de vardır kim bilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/">Source Code &#8211; Kendini Tekrar Eden Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/source-code-kendini-tekrar-eden-gun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4259</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Adaletin Temin Edicisi &#8211; Don Vito Corleone</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 30 Jun 2016 11:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ferhat Eren]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Marlon Brando]]></category>
		<category><![CDATA[Salvatore Corsitto]]></category>
		<category><![CDATA[The Godfather]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4255</guid>
				<description><![CDATA[<p>Defalarca izlesek de, izlemeye doyamadığımız bir başyapıt Godfather. Oyuncusuyla, yönetmeniyle, görüntüsüyle, müziğiyle… Bu başyapıtın sosyoloji derslerine konu olacak, yaklaşık altı buçuk dakika uzunluğunda bir de giriş sahnesi var ki burada, cenaze levazımatçısı Bonasera, adalet için Don Vito Corleone’a gelir ve olaylar ilginç bir şekilde gelişir… Sahnede aktif olarak iki kişi rol alır; Biri Baba olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/">Adaletin Temin Edicisi &#8211; Don Vito Corleone</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Defalarca izlesek de, izlemeye doyamadığımız bir başyapıt <strong>Godfather</strong>. Oyuncusuyla, yönetmeniyle, görüntüsüyle, müziğiyle… Bu başyapıtın sosyoloji derslerine konu olacak, yaklaşık altı buçuk dakika uzunluğunda bir de giriş sahnesi var ki burada, cenaze levazımatçısı Bonasera, adalet için <strong>Don Vito Corleone</strong>’a gelir ve olaylar ilginç bir şekilde gelişir…</p>
<p>Sahnede aktif olarak iki kişi rol alır; Biri Baba olarak tanıdığımız <strong>Marlon Brando</strong> diğeri ise Godfather dışında hiçbir filmde rol almamış, Sicilyalı bir tiyatro oyuncusu <strong>Salvatore Corsitto</strong>; filmdeki adıyla Amerigo Bonasera.</p>
<h2>Marlon Brando – Salvatore Corsitto</h2>
<p>Bonasera, bir cenaze levazımatçısıdır yani ölülerle ilgilenir, onları yıkar, yaralarını temizler, define hazır hale getirir. Sicilya’dan Amerika’ya göçtüğü aksanından dahi belli olan Bonasera; filmin hemen başında her ne kadar Amerika’ya inandığını, talihinin Amerika’da döndüğünü söylese de Sicilyalı geleneklerine halen bağlıdır. Hatta muhafazakar Sicilyalılık ile özgür Amerikalılık arasında ikilemde kalmış ve kızını benim deyimimle denetimli özgür bırakmıştır. Olay zaten burada başlıyor. Bonasera’nın kızı, gece geç saatlere kadar erkek arkadaşlarıyla vakit geçirir, sinemalara gider, viski içer; buraya kadar her şey özgür Amerikan kültürüne uygun olarak ilerler lakin sonunda erkek arkadaşı Bonasera’nın kızıyla cinsel ilişkiye girmek istediğinde kızın içindeki muhafazakar Sicilyalı ortaya çıkar ve aile şerefini korumak adına bunu reddeder. Bunu hazmedemeyen Amerikalı gençler ise kızı öldüresiye döverler lakin öldürmezler.</p>
<p>Bonasera kızını feci halde dayak yemiş bir halde görünce iyi bir Amerikan vatandaşı olarak hemen polise gider;&nbsp; Kızı döven gençler yargılanır 3 yıl hapse mahkum edilir ama cezalarına erteleme kararı çıkınca, ar damarı kabaran Bonasera; sonuna kadar inandığı, Amerikan adalet sistemine olan güvenini yitirir. Amerikan mahkemerlini reddeder ve karısına şöyle der: “Adalet için Don Corleone’a gitmeliyiz. (Amerikan mahkemelerine değil)”</p>
<p>Hakimler, yargıçlar, polisler, mahkemeler, duruşmalar, bürokrasi… Bunlar muhafazakar bir Sicilyalıyı tatmin etmemiştir, edemez. Bonasera’yı ancak adaletin geleneksel kısasa kısas şekli tatmin edebilir. Onu ancak kendisi gibi aynı kültürden gelen birisi anlayabilir; daha önce hiç tanımadığı güvenip güvenmeyeceğini bilemediği işini sadece memuriyet göreviyle yapan modern bir hakim değil. Zaten Bonasera gibi insanların varlığı ve çokluğudur Don Corleone’u güçlü yapan.</p>
<p>Bonasera bu sinirli lakin o Amerikalı gençlerin önüne çıkacak kadar gücü olmayan aciz haliyle Don Corleone’dan kızını döven çocukları öldürmesini ister. Adaletin temin edicisi <u>Don Vito Corlerone</u> buna hemen karşı çıkar, bunun adalet değil intikam olduğunu söyler. Bir üst mahkemeye çıkmak, karara itiraz etmek yerine kendini Don Corleone’nun adaletli kollarına bırakan Bonasera; o zaman kısasa kısas yöntemiyle o çocukların da kızı gibi acı çekmesini ister.</p>
<figure id="attachment_4256" aria-describedby="caption-attachment-4256" style="width: 623px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4256 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg?resize=623%2C350" alt="The Godfather dışında hiçbir filmde rol almamış, Sicilyalı bir tiyatro oyuncusu Salvatore Corsitto; filmdeki adıyla Amerigo Bonasera." width="623" height="350" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg?w=623&amp;ssl=1 623w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Adaletin-Temin-Edicisi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 623px) 100vw, 623px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4256" class="wp-caption-text">The Godfather dışında hiçbir filmde rol almamış, Sicilyalı bir tiyatro oyuncusu Salvatore Corsitto; filmdeki adıyla Amerigo Bonasera.</figcaption></figure>
<p>Adalet ve güç… Bu ikisi hali zatında birbirlerine bağlıdır ve bir araya geldiklerinde Don Corleone gibi insanları doğurur. Adaleti sağlayacak gücü olmayan birisine adalet için başvurmazsınız. Adaleti sağlamak için yaptırım gücü gerekir, bu gücün nasıl ve nereden geldiği ise tartışılabilir. Bazen bu güç size devlet(daha büyük bir güç) tarafından verilir, bazen de Don <em>Corleone</em> gibi o gücü kendiniz elde edersiniz. Eğer o gücü kendiniz elde ederseniz, çok yüksek bir ihtimalle bu adaleti sağlama gücünü size Tanrının verdiğini iddia edeceksinizdir. Keza eski Dünyadaki birçok hükümdar, kendisine verilen bu hükümdarlığın Tanrıdan geldiğini iddia eder. Ve tarihte birçok hükümdar yaptığı her eylemi, adaleti sağlamak adına gerçekleştirdiğini de iddia etmeyi unutmaz.</p>
<p>Diğer bir yandan eğer adaleti gerçek manada sağlarsanız, insanların güvenini kazanır ve itibar elde edersiniz. Bu da kaçınılmaz olarak gücü beraberinde getirir. Güçlendikçe adaleti temin edebilir, adaleti temin ettikçe güçlenebilirsiniz…</p>
<p>Şimdi ben burada adaleti ikiye ayırmak istiyorum: geleneksel adalet ve modern adalet. 21. Yüzyılda yaşayan modern bir insan adalet için mahkemelere güvenir. Bir cinayet hatta katliam durumunda bile mahkemeler çoğu ülkede en ağır ceza olarak müebbet hapis cezası vermektedir. Bazı bölge veya ülkelerde idam halen uygulanmakta olsa da bu çağdışı olarak nitelendirilir. Geleneksel adalet yönetiminde ise; kısasa kısas ceza durumu hakimdir. Bizim Bonasera modern ve geleneksel ikileminde kalmıştır, hatta Bonasera gibi onun çağında yaşayan birçok insan da.</p>
<p>Farz edelim ki, Bonasera’nın kızını döven Amerikalı çocuklar cezaları ertelenmeden 3 yıl hapse mahkum edildiler veya Bonasera’nın kızını öldürdüler ve 15 yıl hapse mahkum edildiler. Ben Bonasera’nın tatmin olacağını sanmıyorum. Böyle bir durumda dahi Bonasera inanmış olduğu gerçek adalet için, yine kendisinin adalet inancını paylaşan Don Corleone’a gidecekti ve kısasa kısas isteyecekti.</p>
<p>Nihayetinde Bonasera istediğini değiştirilmiş haliyle <strong>Don Corleone</strong>’a kabul ettirir ama bunun bir karşılığı olmalıdır. Bonasera hemen para teklif eder ama Don Corleone buna alınır. Çünkü adalet eğer geleneksel yöntemle çözülecekse karşılığı da yine geleneksel bir yöntemle olmalıdır. Para ise özgür Amerika’da oldukça ön plana çıkmış modern bir yöntemdir. Bonasera’nın para yerine sadece bir el öpüp itaat etmesi yeterli olacaktır. Modern yöntemde ise adalet için kimsenin elini öpmeye gerek yoktur(en azından reel manada) dava ve <a href="https://idilsuaydin.av.tr/">avukat</a> giderlerini karşılamak yeterli olacaktır. Bir modern ve geleneksel çatışması da burada: el öpüp itaat etmek gibi bir sembole karşı para. Bonasera, Don Corleone’nun önünde eğilip onun elini öptüğünde ve ona Baba(Godfather) diye hitap ettiğinde artık Amerikan mahkemelerine olan inancını ve bağlılığını resmi olarak yitirmiştir.</p>
<p>Don Corleone adaletin temin edicisi olarak Amerikan mahkemeleri yerine kendisini resmi olarak tanıyan Bonasera’ya aynen şöyle söyler: “Bir gün, ki o gün asla gelmeyebilir senden bir hizmet isteyeceğim…” Para günlük yaşamda kullanıma girmeden önce insanlar mübadele(takas) yöntemiyle alışveriş yaparlardı, üç kilo domatese karşılık bir çift ayakkabının takası gibi. Don Corleone’nun bu sözü geleneksel ticaret yöntemi olan mübadeleye çok iyi bir örnektir. Dor Corleone, para istemiyor, vereceği adaletin karşılığını bir hizmet olarak istiyor. Ama kendisi çok güçlü bir insan olduğu ve o gün de kızının düğün günü olduğu için alacağı hizmet konusunda acelesi yok. Zaten oğlu Sonny öldüğünde, <u>Don Vito Corleone</u> borcuna karşılık cenaze levazımatçısı Bonasera’dan oğlunun vücudunu kurşunlardan temizleyip define hazır hale getirmesini istiyor. Böylece borç mübadele yöntemiyle kapanıyor.</p>
<p>Tabii ki adaleti sağlayan mercilerin herhangi bir talepte bulunması beklenemez ama hakimlerin, savcıların, yargıçların maaşlarının vergiler yoluyla ödendiğini düşünürsek adalet, dolaylı da olsa para ile sağlanmış oluyor. Tabii yine bu eski zamanda da böyleydi devletin yargıçları, kadıları vs. yine devletten maaş alırlardı. Ama Don Corleone gibi insanlar devlet içinde devletlerdir ve kendi sistemlerini, kurallarını koyarlar. Bonasera gibi insanlar da, Don Corleone gibi insanlara tabii olarak onlara güç ve itibar kazandırırlar, onların küçük imparatorluklarını daimi ve zaruri bir hale getirirler.</p>
<p>Adeleti sağlamak konusunda bir diğer önemli nokta da, adaleti kimin sağladığıdır. Örneğin Bonasera’nın durumunda adaleti ya Amerikan mahkemesi sağlamalıdır ya da <strong>Don Corleone</strong>. Eğer Bonasera adaleti kendisi sağlamaya çalışsaydı; kızını döven gençleri öldürme yoluna giderdi. Bu da <strong>Don Corleone</strong>’nin deyimiyle adalet değil intikam olurdu. <em>Don Vito Corleone</em>’nun ise en büyük zaafı ve vahşiliği ise burada. Onun için adaleti sağlayacak kimse olmadığı için(yada kendisi olmadığına inandığı için veya ailesinin sorunlarının başkalarının halletmesini bir hakaret olarak saydığı için) ailesi ve kendisi konusunda adaleti yine bizzat kendisi sağlamaya çalışıyor ama bu sefer Bonasera durumundaki kadar adil ve rasyonel olamıyor kısasa kısas yerine kendisini kızdıranlara sadece tek bir şey söylüyor: “Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım.” Tabii ki bu reddedilemeyecek teklif, ilgili kişinin ya Don Corleone’nun isteğini yerine getirmesi ya da ölümü ile sonuçlanıyor. Bonasera’nın yerinde Don Vito Corleone olsaydı, o iki Amerikalı genç çoktan ölmüştü diyebiliriz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/">Adaletin Temin Edicisi &#8211; Don Vito Corleone</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/adaletin-temin-edicisi-don-vito-corleone/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4255</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
