<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Duygu Çöplü &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/duygucoplu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 May 2016 08:56:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Öz Olarak Sevgi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/oz-olarak-sevgi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/oz-olarak-sevgi/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 20 May 2016 05:30:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Çöplü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Dilan Bozyel]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Sevgiliye Yazılmış Mektuplar]]></category>
		<category><![CDATA[Tezcan Topal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3738</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir imaj, bir hatıra, bir insan asla kalıcı değilken, hayatımızın özü olan sevgi kapasitemiz, kendi enerjimiz, kendi varoluşumuzda keskin hatlarımızla kalan, belki de bir başımıza kalan, sadece biziz. Bağlanmamak lazım aslında, sonuna kadar savunduğumuz düşüncelerimize bile. Bir şeye büyümesi, kendine farklı kabuklar örüp, tekrar tekrar onu kırması, değişip gelişmesi için vakit vermeyi öğrendim. Vakit geçtikçe, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oz-olarak-sevgi/">Öz Olarak Sevgi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir imaj, bir hatıra, bir insan asla kalıcı değilken, hayatımızın özü olan sevgi kapasitemiz, kendi enerjimiz, kendi varoluşumuzda keskin hatlarımızla kalan, belki de bir başımıza kalan, sadece biziz. Bağlanmamak lazım aslında, sonuna kadar savunduğumuz düşüncelerimize bile. Bir şeye büyümesi, kendine farklı kabuklar örüp, tekrar tekrar onu kırması, değişip gelişmesi için vakit vermeyi öğrendim.</p>
<p>Vakit geçtikçe, zaman hatıraları dizip bizi yordukça, yaşlanmak kavramı ortaya çıkıyor. Başımızdan geçen yoğun ilişkiler, beynimizi dolduran hatıralar git gide çoğalıyor. Gittiğimiz yerlerle, tanıdığımız insanlarla değişsek, farklılaşsak bile sevginin kaynağı bizde. Sevginin varoluşu, nereye yöneleceği, değişip üflenen küller gibi dünyanın dört bir yanına dağılsa bile aynıdır, kökeni bizde kaldığı için. Bedenimiz değişiyor, biz büyürken düşünce yapımız yeniden örülmeye devam ediyor. Bazen duvarların arasında terk edilmiş gibi hissetsek de gün geliyor ve göğün sonsuz tavanına yükselmiş buluyoruz kendimizi. İşte, hayatın ta kendisi! Hayat ise, bizimle. Kim bilir kaç tane eski sevgili geçmiştir, kaç tane asla bozulmayacağına yemin edilmiş ancak havada kalmış sözler verilmiştir yaşamımız boyunca? Saysan, sayamazsın. Dönem dönem bazı şeylerin yerine oturduğunu hissedip, belli bir rutine uyum sağladığımı düşünüyorum ancak an geliyor ve en kalıcı, en sağlam köklere sahip olduğumu düşündüğüm hayat tarzı, yanımdaki insanlar veya ideallerim yıkılmış iskambil kartlarına dönüyor ve darmadağın oluyorum. Bunu yenmek, toparlanmak, yine bana kalıyor, kendimin elinden tutmam gerekiyor. Her defasında yerden kalkarken, yeni ve olgun bir insan olarak kalkmak önemli, belki de yaşadığımız onca şeyin amacı budur.</p>
<figure id="attachment_3739" aria-describedby="caption-attachment-3739" style="width: 735px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Ara-Guler-Istanbul.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3739 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Ara-Guler-Istanbul.jpg?resize=640%2C427" alt="Değişmeyen tek şey değişimdir (Ara Güler - İstanbul)" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Ara-Guler-Istanbul.jpg?w=735&amp;ssl=1 735w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Ara-Guler-Istanbul.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/Ara-Guler-Istanbul.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3739" class="wp-caption-text">Değişmeyen tek şey değişimdir (Ara Güler &#8211; İstanbul)</figcaption></figure>
<p><strong>Tezcan Topal</strong> tarafından hazırlanan “<strong>Eski Sevgiliye Yazılmış Mektuplar</strong>” adlı kitapta, yenilenmek üzerine bir mektup okudum. <strong>Dilan Bozyel</strong>’in yazdığı “<strong>Unutmak Çok Mümkün</strong>” adlı mektup; beden yorulup yaşlansa da kırışıklıklar yaşanmışlıkların simgesi olarak yüzümüze konsa da zihnin açıklığı ve aklımızın enerjisiyle her zaman devam edebileceğimizi vurguluyor. Asla unutamayacağımızı zannettiğimiz geçmiş, aslında yeni bir yol çizmemiz için bize bir ipucu, motivasyon kaynağı. Her insan, iyi ya da kötü, bir başkasının hayatındayken ona bir şeyler öğretiyor, ders veriyor. Kısaca, tecrübe ediniyoruz çünkü zaman geçiyor ve asla gitmeyeceğini düşündüğümüz sevgili bile arkasına bakmadan gidiyor. Ondan geriye kalan tek şey değişen benliğimiz oluyor. “Şükrediyorum, iyi ki hayatıma girdin şimdi ismini bile bilmediğim eski sevgili.” (sayfa 35). Hayatın akışı doğrultusunda bazı şeylerin ayarına oturmasına izin vermek için, unutmak gerekiyor belki de. Beden yaşlandıkça, yani vakit geçtikçe, eski sevgilinin adı bile unutuluyor. Unutulan şeyler bazen insanlar oluyor, bazen kurulan hayaller&#8230; Ancak hüzünlenmeye gerek yok, yeni ve büyümüş karakterimiz doğrultusunda yeni hayaller de kurulacak. Bu kabullenildikten sonra belki de bazı şeyler eskisi kadar insana koymamaya başlıyor. Başı daha dik bir şekilde, başı dik yürümeye devam ediyor. Çünkü biz yaşadıkça, devam etmek zorundayız.</p>
<p>‘<em>Değişmeyen tek şey, değişimdir</em>’ felsefesinin doğruluğu, her geçen yıl kendimizi yeni bir bakış açısına sahip olarak bulmamızla kanıtlanabiliyor. Bunun için teşekkür edilmesi gereken acılar var. Bir sonraki ilişkiye hazır olmak, bir sonraki benliğe hazır olmak için bazı şeylerin yaşanması gerekiyor, biraz da insanın kendi gücüne hayran olması için&#8230; Bu gözler çok şey gördü, bu zihin çok fazla karmaşadan çıkmaya çalıştı ancak biz kendimizle var oldukça, başaracağız. Benlik olgusunun insanın kendisiyle kanıtlanması hala içindeki sevginin var olmasıyla alakalı bence. Sevgi gün gelir azalır, artar, değişir, gelişir; ancak asla yok olmaz. Bunun sebebi ise, bizim içimizde olmasıdır. Bir parçamız olduğu için, bizim başımızdan geçen olaylarla o da oradan oraya savruluyor belki, sevecek insan, sevilecek bir benlik arıyoruz. Bunun ilk hedefi, kendimiz olmalı. Umutla var oldukça insan, sevmeye, sevilmeye devam edecek. Sahip olduğumuz sevgi, değişim doğrultusunda değişmeyen tek şeydir.</p>
<p>Ben hala buradayım, kendimleyim. Vücut acılarla, bozulmuş sözlerle yıpransa da sevgimin özü hala benimle. İnsan büyürken ayrılırmış bir diğerinden, genişleyen kendine yer açmak için.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/oz-olarak-sevgi/">Öz Olarak Sevgi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/oz-olarak-sevgi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3738</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 16 May 2016 15:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Çöplü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3677</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘Beyoğlu baktı ki bir kuş havada.’ O kuş olmak isterdim, İstanbul’u yukarıdan da izleyebilmek için. Aslında İstanbul insanı biraz da kuşlara benzetiyor. Hiçbir yerde sabit değiliz, sürekli bir yerden bir yere uçuyoruz. Kaos&#8230; İstanbul denilince aklıma ilk gelenlerden. Genellikle 2-3 ayda bir giderim İstanbul’a, ayrı bir sevdam vardır. Her gidişimde de biraz değişmiş, biraz büyümüş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/">Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>‘Beyoğlu baktı ki bir kuş havada.’ O kuş olmak isterdim, <strong>İstanbul</strong>’u yukarıdan da izleyebilmek için. Aslında İstanbul insanı biraz da kuşlara benzetiyor. Hiçbir yerde sabit değiliz, sürekli bir yerden bir yere uçuyoruz. Kaos&#8230; İstanbul denilince aklıma ilk gelenlerden. Genellikle 2-3 ayda bir giderim <strong>İstanbul</strong>’a, ayrı bir sevdam vardır. Her gidişimde de biraz değişmiş, biraz büyümüş olarak dönerim. Bu hareketli şehrin her bir mekanının ayrı ayrı yaşattıklarının yeri farklıdır benim için. Son gidişimde de öğrenebileceğim en değerli derslerden birini öğrendim; İstanbul’da kuşlar gibi uçup farklı karakterlere bürünürken, nereden geldiğimizi asla unutmamamız gerektiği.</p>
<p>Gülü seven dikenine katlanır, yani İstanbul’u seven, pahalı İstanbul’u sevmektedir, durum böyle olunca da doyasıya gezmek için para harcamaktan kaçınmamalıdır. Bir metropol olduğu için yemenin içmenin, gezmenini, alışverişin fiyatları da doğal olarak yüksek oluyor. Yani İstanbul’a gitmeden önce bir birikimle gitmek lazım. Bu sefer popüler mekanlar yerine, kendim mekan keşfedeyim dedim. Artık herkes bilir İstiklal Caddesi’nin o kırmızı tramvayını, Taksim meydanını, bunların hemen arkasına saklanmış Cihangir’dir gözümde asıl orijinal olan. Fiyatları da göz önünde bulundurarak, Cihangir’de yeni açılan mekanları denemek istedim, kahvaltı ve öğle yemeği için. Aklımda belli bir yer olmadan, arkadaşımla beraber attım kendimi Cihangir sokaklarına. Orası hakkında en çok hoşuma giden şey, Cihangir’in kedileri&#8230; Her an her yerden minik yaratıklar fırlıyor, kimi rengarenk kimi ise simsiyah, bembeyaz. Biraz da kediler yol gösterdi bana, onları seveyim derken peşlerine takıldım ve bir apartman girişinde güzel bir restoran buldum. En üst katında lezzetli ve doyurucu bir kahvaltı, tabii boğaz manzarası da eksik olmuyor. Eh tabii durum böyle olunca da, pamuk eller ceplere. Yani İstanbul iyi güzel hoş da, hazırlıksız gelen yandı vallahi. Öğrenci olduğumuzu unutmamak lazım, bir gün böyle zengin bir kahvaltı yaptıktan sonraki sabah, elit bir menü olan ‘simit ve çay’ ile doyurdum karnımı&#8230;</p>
<p>Pahalı ama güzel mekanlarının yanı sıra, herhalde hiçbir mekanda oturmasanız bile, sadece gezerek inanılmaz keyif alabileceğiniz bir şehir İstanbul. Tarih kokan sokakları ve bir oradan bir buradan kültürü ile hem dünyaya karışmış hem de kendini koruyabilmiş. Beyoğlu sokaklarında gezerken Avrupa mimarisinin en net örnekleri çıkıyor karşıma. Mimarlık öğrencisi olduğum için de ayrıca ilgimi çekiyor. Birden bire bir inşaat alanı çıkıyor karşıma, bahçede sıraya girmiş öğrenciler gibi dizilmiş binaların arasında koca bir boşluk&#8230; Hayret ediyorum ilk, bu görüntü çıplak kokuyor. Kimsesiz ve de yurtsuz. Kızıyorum biraz, tarihi binaların yıkımına başlandığı için. Görkemli İstanbul, görkemini tarihini yansıtan binalarından alıyor ve bunun korunması lazım, İstanbul da nereden geldiğini unutmasın diye. Şimdilik çoğu bina yerinde, keyfimiz ve tarih tamamen bozulmuyor ancak umarım gelecekte eskiyi yıkıp yerine yeni ve kimliksiz binaların inşaatı artmaz&#8230;</p>
<p>Son olarak, dertsiz, pervasız, eğlenceli bir yüzü var İstanbul’un. İnsan dertlerinden kaçıyor, anlık olarak unutuyoruz hayatın önümüze çıkardığı engelleri. Kim bu şehirde hareketli ve kaotik yaşam tarzına kaptırmamıştır ki kendini&#8230; Filmlere, dizilere bile konu olan ve herkesin adını duyduğu İstanbul’un meşhur gece hayatı. Diğer şehirlerden ayrı olarak, sahil kenarında ve denizin içinde, hem vapur hem de yarı yüzen binalar şeklinde olan mekanları orijinalliği ile insanları kendine çekiyor. Evet, buralarda eğlenip kafayı boşaltmak güzel. Ancak anladım ki dertlerimizi ne kadar bastırırsak bastıralım, onlar biraz müzikli eğlence ve ya birkaç kadeh ile gitmiyor ne yazık ki. Eski sevgiliyi unutmaya çalışmak, küs olduğumuz arkadaşlarımızdan kaçmak veya pişman olduğumuz hataları sanki yapmamışçasına yaşamaya çalışmak&#8230; Belki sıkıntılarından boğulanlar için İstanbul’un bu umursamaz yüzü bir çare ama geçici bir süreliğine. Problemlerimizi çözmeyi erteleyip kendimizi hızlı yaşama verince, sorunlar çözülmediği gibi bir süre sonra tonla büyüyerek karşımıza çıkıyor. İşte bu hayatın filmlerde gösterilmeyen kısımları. Buna kapılıp gitmemek lazım&#8230; Asıl yapmamız gereken belki de düşüncelerimizi alıp, sorunlarımıza çözüm ararken sahil kenarında bir banka oturmak ve deniz havasını içimize çekerek ‘huzur’u aramak. Eminim ki İstanbul isteyene eğlenceli yüzünü sunduğu gibi, huzurlu ve sakin yüzünü de sunacaktır. Yani demek istediğim; İstanbul’da yüzeysel eğlenceyi her zaman bulabileceğiniz ancak iç huzuru bu şehirde bulmak için, biraz aramanız gerektiğidir.</p>
<p><em>İstanbul</em>’un insanları, boğazın martıları ile bir gözümde. Ekmek derdinde olup vapur kovalayanı da var, kafası nereye eserse oraya uçup, istediği kadar yükseleni de. İnsan, kendine yakışanı yapmalı ve kendini geliştirirken de nereden başladığını unutmamalı. Hepimiz bir kimlik arayışındayız ve bu şehir yeni tecrübeler arayışında olanlar için verimli bir şehir. Mekanları, sokakları ve hızlı hayatıyla bir çok şey katıyor insana. Tabii bu deneyimler bazen keyifli olduğu gibi bazen de insana ‘N’apıyorum ben’ dedirtiyor, her zaman pozitif olmuyor. Ancak iyi ya da kötü, büyütüyor insanı İstanbul, kendisi kadar kocaman yapıyor. Bir gerçek var ki, İstanbul; kuşlarıyla ve biz insanlarını kendine aşık ettirmesiyle güzel. İyi günde ve kötü günde, hem güzel hem de çirkin yüzüyle, içimde özel bir yeriyle denizin üstünde durmaya devam ediyor İstanbul.</p>
<p style="text-align: center">“Her dakikasını ayrı hatırlarım</p>
<p style="text-align: center">Erenköy’de geçen zamanın</p>
<p style="text-align: center">Rüyama girer bir arada</p>
<p style="text-align: center">İstanbul, bahar ve Türkan’ım.”</p>
<p style="text-align: center">&#8211;<strong>Oktay Rıfat (Hatırlama)</strong></p>
<p style="text-align: left">Ayrıca <a href="http://www.sanatduvari.com/attila-ilhanin-ben-sana-mecburum-kitabinda-istanbul/"><strong>İstanbul için yazılmış şiirler</strong></a> için bu makaleye bakabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/">Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3677</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
