<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Damla Onuk &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/damlaonuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 May 2016 09:02:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Yeme Kürküm Yeme!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yeme-kurkum-yeme/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yeme-kurkum-yeme/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 19 May 2016 08:30:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Damla Onuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3706</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çaya alışmışız. Ekmeğe alışmışız. Şekere alışmışız. Sevip tutunduğumuz, mutluluk bulduğumuz her bir şey alışkanlığımız olmuş. Bırakın bu alışkanlıkları diyorlar. “Çayı bırakın, ekmeği ve şekeri bırakın.”, “Size sahte mutluluklar aşılayan alışkanlıklarınızı bırakın.” Bu hususta bize mutluluk veren nedenlerin sahte olup olmadığını araştırmak lazım. Çay mı ekmek mi şeker mi sahte? Benim mutluluğum sahte değil. Sıcacık ekmeğin  [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeme-kurkum-yeme/">Yeme Kürküm Yeme!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çaya alışmışız.</p>
<p>Ekmeğe alışmışız.</p>
<p>Şekere alışmışız.</p>
<p>Sevip tutunduğumuz, mutluluk bulduğumuz her bir şey alışkanlığımız olmuş. Bırakın bu alışkanlıkları diyorlar. “Çayı bırakın, ekmeği ve şekeri bırakın.”, “Size sahte mutluluklar aşılayan alışkanlıklarınızı bırakın.”</p>
<p>Bu hususta bize mutluluk veren nedenlerin sahte olup olmadığını araştırmak lazım. Çay mı ekmek mi şeker mi sahte?</p>
<figure id="attachment_3708" aria-describedby="caption-attachment-3708" style="width: 366px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3708 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum.jpg?resize=366%2C550" alt="Yediğimiz içtiğimiz tüm gıdaların genetiğiyle oynayanlar sahte." width="366" height="550" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum.jpg?w=366&amp;ssl=1 366w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3708" class="wp-caption-text">Yediğimiz içtiğimiz tüm gıdaların genetiğiyle oynayanlar sahte.</figcaption></figure>
<p>Benim mutluluğum sahte değil. Sıcacık ekmeğin  arasına Erzincan Tulumu koyup yanına bir demlik çay bıraktığım zamanki mutluluğum sahte değil. Ya da muhtaç birine gizliden hazırladığım ekmek çay ve şeker kolisini, evinin önüne bırakıp kaçarken yaşadığım mutluluk sahte değil. Annem: “Sen geliyorsun diye kuzinede ekmek yaptım, tereyağını bana bana yersiniz” derken ruhumu cıvıldatan mutluluk sahte değil.</p>
<p>Peki ne sahte o zaman?</p>
<figure id="attachment_3709" aria-describedby="caption-attachment-3709" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum-yeme.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3709 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum-yeme-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Yasaklanan tüm abur cuburlarda ebeveyni ve çocukları zor duruma koyacak cezbedici reklamlar sahte." width="300" height="200" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum-yeme.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum-yeme.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum-yeme.jpg?w=350&amp;ssl=1 350w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3709" class="wp-caption-text">Yasaklanan tüm abur cuburlarda ebeveyni ve çocukları zor duruma koyacak cezbedici reklamlar sahte.</figcaption></figure>
<p>Yediğimiz içtiğimiz tüm gıdaların genetiğiyle oynayanlar sahte.</p>
<p>Topraktan biteni, ticari kaygılarla elin oğluna satıp bize yine elin ne idüğü belirsiz gıdalarını yediren sistem sahte.</p>
<p>İnsanın insanı çok düşünüyor gibi görünüp aslında hiç de umursamadığı kurallar şirketi sahte.</p>
<p>Bir zamanlar tarlada, bağda bahçede doğum yapıp bebelerini peştamala sarıp getiren analara, iki çuval şeker yüklemesini dayayıp bıçak altına girmeye zorlayan nedenler sahte.</p>
<figure id="attachment_3710" aria-describedby="caption-attachment-3710" style="width: 250px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum-yeme-kurkum.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3710 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/05/yeme-kurkum-yeme-kurkum.jpg?resize=250%2C276" alt="Sevip tutunduğumuz, mutluluk bulduğumuz her bir şey alışkanlığımız olmuş. Bırakın bu alışkanlıkları diyorlar." width="250" height="276" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3710" class="wp-caption-text">Sevip tutunduğumuz, mutluluk bulduğumuz her bir şey alışkanlığımız olmuş. Bırakın bu alışkanlıkları diyorlar.</figcaption></figure>
<p>Yasaklanan tüm abur cuburlarda ebeveyni ve çocukları zor duruma koyacak  cezbedici reklamlar sahte.</p>
<p>Ya bu inekler sahte ya da mayalanan yoğurtlar&#8230;</p>
<p>Ya bu arılar sahte ya da kavanoza dökülen ballar&#8230;</p>
<p>Ya bu döngü sahte ya da bu döngüye kapılan insanlar&#8230;</p>
<p>Sahi Ademoğlu bir baksana bizim hamurumuzda ne katkısı var?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yeme-kurkum-yeme/">Yeme Kürküm Yeme!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yeme-kurkum-yeme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3706</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kadın&#8230;</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kadin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kadin/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 09 May 2016 06:48:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Damla Onuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3555</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kadın, doğum yaptığı andan itibaren çiçekli böcekli tokalarını saklar. Topuklu rugan  ayakkabısıyla aynı renkte ve modelde olan çantasını rafa kaldırır. Saçlarını toplar, süt sağar&#8230; Kadın, gözleri öylece boşluğa bakınıp dudakları aranan bir yavru için temel ihtiyaçtır. Yavru ıslaksa kadın kurular. Gömleğini ıslatan sütle işlerini yapar. Kadının birinci adımı kendi içinse ikinci adımı yavru içindir. Çorabının [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kadin/">Kadın&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadın</strong>, doğum yaptığı andan itibaren çiçekli böcekli tokalarını saklar. Topuklu rugan  ayakkabısıyla aynı renkte ve modelde olan çantasını rafa kaldırır. Saçlarını toplar, süt sağar&#8230;</p>
<p><strong>Kadın</strong>, gözleri öylece boşluğa bakınıp dudakları aranan bir yavru için temel ihtiyaçtır. Yavru ıslaksa kadın kurular. Gömleğini ıslatan sütle işlerini yapar.</p>
<p>Kadının birinci adımı kendi içinse ikinci adımı yavru içindir. Çorabının biri mavi diğeri pembedir. Eşikten içeri bırakılmışlık vardır, boşverilmişlik. Sürahi koridorda ayakkabılık üzerindedir. Sıvı sabun salonda vitrin gözündedir. Kakalı bezler, banyoda sıraya girer. Kadının süte bulanmış çamaşırları üstündedir, yıkanmaz, kurulanmaz. Misafir terliklerinin teki yoktur. Telaşadan hatırlanmaz. Mutfak havasız kalmıştır, bir iki sinek çıkamaz. Yarım dilim helva ve yarım bardak su akşama kadar kadını bekler.</p>
<p><strong>Kadın</strong> süte yatar. Baba işten gelir, yemek olmaz. Ekmek arası peynir zeytin demektir kadının yalnızlığı. Sırttan yelek çıkmamalı, ayağa tek çorap koymamalıdır. İçecek arar baba, yarım bardak su kadının bıraktığı&#8230;</p>
<p>Düzenle serilmiş fiskoslu, dantelli gelinlik gibi yatak örtüleri nerde?</p>
<p>Yatak bağrını açmış, yavrunun kokusu her yerde. Damlamış süt ve kusmuk sarısı mendiller yastık üstünde. Gece olmuştur, haber yok&#8230;</p>
<p>Yavruya eğilmiş omuz ve fedai olmuş surat. O emdikçe simaya yansıyan huzur. Saat 3, saat 5, saat 7 ; iki saatte bir kucaklanan muhtaciyet&#8230;</p>
<p><strong>Kadın</strong>, mutlu.</p>
<p>Evinin her köşesine onun amacıyla yönelir kadın. Evin her yerini kullanıp hiçbir yeriyle ilgilenememenin farkında değildir. Süt vardır, o vardır.</p>
<p>Vizyona giren filmler, yeni açılan AVM’ler, indirime giren ürünler, acı veya tatlı haberler, diziler, tv programları, karşı daireye taşınan yeni komşu, dış kapının mandalı dahi kulağından, gözünden, dilinden ötedir.</p>
<p><strong>Kadın</strong>, kadın olduğundan da bazen bihaberdir.</p>
<p>Evinin kapısını eşine açar, eştir, hoşgelmiştir.</p>
<p>Oysa ki süt de gelmiştir.</p>
<p>Baba kapıyı hafif aralar. Önden düğmeli , hemen süt vermeye hazır tasarlanmış geceliğiyle emziren karısına bakar. Karısı, eşidir ama boşvermiştir.</p>
<p><strong>Kadın</strong> bu&#8230;</p>
<p>Anadır, yapar&#8230;</p>
<p>Doğursa bile erkekler, yine kadınları bakar.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kadin/">Kadın&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3555</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Pılım Pırtım Sobe!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/pilim-pirtim-sobe/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/pilim-pirtim-sobe/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 29 Apr 2016 12:14:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Damla Onuk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3413</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aslında dertleşmek istiyorum. Kimselere açamadığım bu iç çöküntümün görünen aydınlığı gibisiniz. Başım iki saattir havada, bulunduğum nokta çukur olsa bile, ışık sizsiniz. Eğer ki üç beş kol bir küreği doldurup üstüme püskürtmezse, siz hep oradasınız. Umut dedikleri şey&#8230; Bakın ben dilimi pek kullanmam. Dilim tat alma organımdır. Şükrolsun&#8230; Fakat ellerim; ellerimi görüyor musunuz? Ben çürüdükçe [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pilim-pirtim-sobe/">Pılım Pırtım Sobe!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında dertleşmek istiyorum. Kimselere açamadığım bu iç çöküntümün görünen aydınlığı gibisiniz. Başım iki saattir havada, bulunduğum nokta çukur olsa bile, ışık sizsiniz. Eğer ki üç beş kol bir küreği doldurup üstüme püskürtmezse, siz hep oradasınız. Umut dedikleri şey&#8230;</p>
<p>Bakın ben dilimi pek kullanmam. Dilim tat alma organımdır. Şükrolsun&#8230; Fakat ellerim; ellerimi görüyor musunuz? Ben çürüdükçe onlar yeniden tazeleniyorlar. Şu keresteyi törpüledikçe su bulmuş çöllü gibi seviniyorlar. Ellerim diyorum, ben hep yazarım da&#8230;</p>
<p>Yazmak, mutsuz olmak gibi bir gerekçeyi ister bazen. Ne tuhaf bir hissiyat! Mutluluktan uçanı gördük ama yazanı asla. “Yav öyle mutluyum ki, bunun üstüne bir şiir gider.” “Bugün sabaha kadar yazmak istiyorum, çok mutluyum!” Böyle vatandaşlar varsa bir ara bana uğrasın.</p>
<p>Yoo&#8230; Mutluluk da yazdırır elbet. Düşünsene Çiçek Abbas’ı? Sırılsıklamdı Nazlı. Hafiften gülümsedi, kızaran avurtlarının altında büzüşen dudakları: “Sana kaçtım.” Dedi. Abbas ömür boyu yazdı, sen bilmiyorsun. Abbas’ın bu demine bizler sevdalanıp yazdık. Zaten o gün bugündür kırmızı Fort minibüsümüz olmadı bizim. Modellerimiz yükseldi. Eskidi, çöpe attık. Her yeni bir öncekini kuş lastiğiyle gerdi ve fırlattı.</p>
<p>Ben de eskidim, fırlatılmadan&#8230;Kaçtım!</p>
<p>Henüz beş yaşında annesi Sara hastası, babası kumarbaz diyerek devletin el koyduğu mirastım ben. Dört katlı, bol çiçekli, duvarları abur cubur boyalı, kirli çorap ve ter kokan koridorlarda yaş günümü kutladık. Televizyonda müzik kanalını açıp gümbür gümbür sesle zıplattılar hepimizi. Eğleniyorduk. Ortama uyum sağlamayanların saçları kazılıyordu. Ağzımızdan köpük gelene kadar oynuyorduk. Yaş günümdü, ailecek kutluyorduk.</p>
<p>Hiç yalnızlık hissetiğimi bilmem. Derslerimizi pop müzik eşliğinde yaptık çoğu kez. Bazen beyaz defter sayfalarımıza arkadaşlarımızın kesilmiş tırnakları fırlıyordu. Hatıra diye saklıyorduk. Birbirimizin usluluk sembolü saçlarını tarıyorduk. Tekmeler yiyorduk sırtımıza, hiç acı gelmiyordu. Ben annemi düşünürdüm o esnada. Ona da acı gelmiyordu demek&#8230;</p>
<p>Üniversite kazandık, yurtlara yerleştik. Sayımız azdı, kalabalığa alışmıştım. Yalnızlık hissedeceğim diye çok korktum. Benim gibi yırtık giyinen de az görünüyordu. Bir yıl boyunca okula gittim. Ders aldım, adam dövdüm, saç çektim, diş kırdım. Ödev verdim, araştırdım, buluşturdum, icat ettim. Hak yemedim, dedikodu etmedim, çok yemedim.</p>
<p>Epey kilo verdim&#8230;</p>
<p>“Işığı söndürün artık, uyuyamıyoruz!” diye bağıran ranzalı bireylerden uzak bir mesken tuttum kendime. Orada yazdım, orada çizdim. Orada uyudum, oraya götürdüm çayımı, kahvemi. İçimden geçen ama dilime varmayan tüm kötü sözleri oraya sümkürdüm. Ne güzeldi&#8230;</p>
<p>Okul bitti. Yurt bitti. Arkadaşlık bitti. Bir ben vardım, bir de ben. Yolda uzayıp giden halk otobüsleri vardı. Sarı taksiler, mavi dolmuşlar&#8230;Çocuklar vardı annelerinin dizine yapışan. Babalar vardı onları ardında bırakan. Gözü kulaklığından başka bir şey görmeyen son model gençler vardı. İhtiyarlar, ihtiyar gibi görünenler, sevenler, sevilenler&#8230;</p>
<p>Ben de vardım. Aralarında yürüyen&#8230;</p>
<p>İki yıl işçilik yaptım. Kazandığım helaldi, yedim, içtim, sadaka verdim. Kalem aldım, bol bol defter. Pis kelimesinin bile temiz kaldığı bazı pislikleri not ettim.  Her ay bir defter bitirdim. Defterlerin bu kadar çabuk tükenmesi neye işaretti?</p>
<p>Komşularım vardı selam sabahı olmayan. Ara sıra bisküvili pasta verirdim ellerine. Tabak geri dönmezdi. Doğum günlerim de kendi pastamı kendim keserdim. Televizyonda müzik kanalını açar, deli gibi zıplardım. Aşağıdan kalorifer demirine vururlardı. Bir tek o zaman muhatap olurdum komşularımla. Bekardım. Onlara göre müstesna&#8230;</p>
<p>Siz hiç bir pastanenin önünden geçerken cam altında ışıl ışıl parlayan çikolatalı pastaları görüp iç geçirdiniz mi? Hadi ama yapma&#8230; Bal gibi de ağzın sulandı. Ben kırtasiye önünden geçerken bu hisse kapıldım hep. Kalem ve defterler&#8230; Karamelli kalem, çikolata soslu defter, bol fıstıklı kalem, vanilyalı defterler&#8230;</p>
<p>Kırtasiye sahibi yanlış anlamasın diye hasta rolü yaptım. Sokaklarda yalnızlığı sevmedim hiç. Sigara da istemedi canı yalnızlığımın. Kimselere de özenmedim tekil şahısım diye. Benim 35 ‘e 40 cm ebatlarında siyah deri bir çantam vardı. İçinde defter ve kalemim. Ne kadar zengin ve kalabalık olduğumu var sen hayal et.</p>
<p>Açıkçası o günden beri ne Sara hastası annemi ne de kumarbaz babamı taleb ettim. Ara sıra düşündüm, merak ettim. En fazla ölmüşlerdir, dedim nereye kaçacaklar? Ben kaçtım da ne oldu? Her şeye sahip olabilirim ya da her şeyimi kaybedebilirim arafında özgürlük bayrağını göndere çekmiş yürüyorum.</p>
<p>Sahi sen nerede olduğumu merak ediyor musun? Bak ben seni görüyorum, sen başımın iki üç metre yüksekliğindeki beyaz ışıksın. Ne oluyor ya, akşam mı oluyor sizin orada? Hafif maviliğe bürünmüşsün. Olsun zifiri kalmaktan iyidir. Senden ricam, o üç beş kişiye söyle, kazma kürek dikilmesinler başıma. Seninle var olmak, sana yazdıklarımı okumak, daha çok anılarımı sana aktaracağımı bilmek hoşuma gidiyor. Sen benim ille de kaçtığım umudumsun. Şimdi anlıyor musun?</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/pilim-pirtim-sobe/">Pılım Pırtım Sobe!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/pilim-pirtim-sobe/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3413</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
