<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Ayşe Ataman &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/ayseataman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 07:40:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>En İyi Arkadaşım A4</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/en-iyi-arkadasim-a4/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/en-iyi-arkadasim-a4/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 24 Jan 2017 08:15:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Ataman]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6962</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kenarda yıgın halinde durur, kırt kırt kırt sesleriyle yavasca yükselir&#8230; nedir, kimdir diye soracak degiliz elbette zaten tanıdıgımız bildigimiz kırk yıllık A4, tüm olup bitenlerin birinci dereceden tanıgıdır. &#160; Bize anlatan odur. &#160; Bu gerçek, böylece bilinsin. &#160; Iyi bir anlatıcıdır, taraf tutmaz. Tusların basım hızıyla kimi yerde delinir, kimi yerde hafifler harfler&#8230; yüzeyde hiçbir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/en-iyi-arkadasim-a4/">En İyi Arkadaşım A4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kenarda yıgın halinde durur, kırt kırt</p>
<p>kırt sesleriyle yavasca yükselir&#8230;</p>
<p>nedir, kimdir diye soracak degiliz elbette</p>
<p>zaten tanıdıgımız bildigimiz kırk yıllık A4,</p>
<p>tüm olup bitenlerin birinci dereceden</p>
<p>tanıgıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bize anlatan odur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu gerçek, böylece bilinsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Iyi bir anlatıcıdır, taraf tutmaz.</p>
<p>Tusların basım hızıyla kimi yerde</p>
<p>delinir, kimi yerde hafifler harfler&#8230;</p>
<p>yüzeyde hiçbir zaman homogen</p>
<p>bir leke sahibi olamaz A4.</p>
<p>Bazılarında sigara yanıgı, kimisinde cay</p>
<p>bardagı lekesi, tipex izleri, damlalar,</p>
<p>öf pöf sesleri, ilham yayılan suratlar,</p>
<p>kızgın bakıslar, cogu zaman kırıstırılıp</p>
<p>yerlere atılmıs bir sürü top&#8211;bunlar bir türlü sepete</p>
<p>cop sepetine giremez nedense&#8230;</p>
<p>Velhasıl, herbir topun üstünde bütün bunlar</p>
<p>ve daha bircok yazılmamıs öykü yer alır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Not: Daktilonun en iyi arkadasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kapı gıcırdayarak acıldı, A4 ucundan</p>
<p>hafifce havalandı.</p>
<p>Nereye gittigini bilen hızlı adımlar</p>
<p>odayı çabucak katetti,</p>
<p>daktilonun oturdugu masanın dibindeki</p>
<p>çöp sepetinin yanında zınk diye durdu.</p>
<p>Sepeti karıstırmadı, sadece icindeki</p>
<p>burusturulmus kagıtlara bir süre baktı.</p>
<p>Dogruldu. Masayı dikkatlice gözleriyle taradı,</p>
<p>döndü, kapıya gitti, kapının kulpuna bir süre</p>
<p>baktı, açtı ve çıktı.</p>
<p>Odada sadece 4 dakika geçirmisti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>A4 olayı kaydetti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aynı anda çöp sepetindaki burusuk A4 ler</p>
<p>aralarında konusmaya basladılar.</p>
<p>Her birinin üstünde yazılı olan cümle ilk</p>
<p>bakısta aynı gibiydi ama degildi.</p>
<p>O nedenle burusukların her biri yazılmaya</p>
<p>baslanan yazının gidisatı ile ilgili farklı</p>
<p>görüsler ileri sürdü ve öyküyü her biri</p>
<p>farklı sonlandırdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cümleler böyleydi:</p>
<ol>
<li><strong> Cok erken ve ılık bir sabahtı.</strong></li>
</ol>
<ol start="2">
<li><strong> Ilık bir sabahtı, çok erkendi.</strong></li>
</ol>
<ol start="3">
<li><strong> Sabah ılık, saat erkendi.</strong></li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cok erken ve ılık bir sabahtı</strong>.</p>
<p>Pencere ardına kadar açıktı, bahceden hiç ses</p>
<p>gelmiyordu.</p>
<p>Bu sessizlik onu tedirgin etti, aniden</p>
<p>yataktan fırladı. pencereye gidip dısarı</p>
<p>baktı.</p>
<p>Ürkütücü bir sessizlik sarmıstı bahçeyi,</p>
<p>zaman durmustu sanki. Bu düsünce aklından</p>
<p>geçince dönüp saate baktı.</p>
<p>Saatin gövdesinde hiçbirsey yoktu.</p>
<p>Ne rakam ne de akreple yelkovan. Hiçbir þey,</p>
<p>sadece bombos bir kadran&#8230;</p>
<p>Ödü koptu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ilık bir sabahtı, çok erkendi.</strong></p>
<p>Üsüdügünü hissetti ve çarsafı üstüne çekmek</p>
<p>istedi ama çarsaf yoktu.</p>
<p>Gün henüz agarmamıstı. Aslında soguk degildi,</p>
<p>enfes  ılık bir esinti vardı</p>
<p>tülü hafifçe havaladıran ama üsüyordu iste.</p>
<p>Tülün havalanması aniden durdu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sabah ılık, saat erkendi.</strong></p>
<p>Birazdan insan gürültüleri yavastan</p>
<p>baslayacaktı.</p>
<p>Konusmalar, homurtular, fincan sakırtıları,</p>
<p>dus sesi, çarpan kapılar&#8230;</p>
<p>Bunlara tutulmamak için fırladı, hafif bir</p>
<p>tshirt geçirdi, hemen dis fırçasını alıp</p>
<p>fırladı.</p>
<p>Su her zamaki gibi iplik seklinde akıyordu.</p>
<p>Fırcalamaya basladı, daha iki kez fırçayı</p>
<p>sürmüstü ki,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burusuk kagıtlar durdular ve A4’e döndüler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Saz, A4 de</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gutenberg iyiydi hostu ama epeyce de dalgındı. Iyi bir adamdı.</p>
<p>Ben o zaman tam olarak A4 olamıyordum,</p>
<p>kesimden mesimden dolayı biraz farklı</p>
<p>ölçülerde olabiliyordum.</p>
<p>Ama Gutenberg aldırmazdı,beni sever,hepimizi bir araya getirip itinayla istif eder, elleriyle her baskıdan sonra oksar, düzeltirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir gün mühim bir sipariþ aldı. Bir Incil.</p>
<p>1450 ler&#8230;</p>
<p>Ortalıkta hattatların yazdıgı tahta kalıplar, Pi sheng’in porselen hurufatları filan</p>
<p>yüzyıllar icinde kol gezerken aniden durup</p>
<p>“tek tek metal harflerle yüksek baskı</p>
<p>yapsak daha iyi olmaz mı Fust?”</p>
<p>diyerek ortagına dönüp bakan ilerici bir</p>
<p>adamdı Gutenberg..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O günden yaklasık üçyüzyıl kadar sonra ülkemizde bir bey de bu islere</p>
<p>soyundu ama bizlerde okumak diye bir konsept olmadıgından adam mecburen lugat bastı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir A4 olarak beni ennn mutlu eden olaylardan biri de söyle afilli italik hurufat ile yazılmıs muntazam bir metnin gövdemde yer alması,cümle baslarının büyük harf ile baslaması filan gibilerden derbederlige</p>
<p>son veren hosluklar oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söyle ki,</p>
<p>Safaratlar Osmanlı toprklarına geldiler,</p>
<p>bir yıl sonra da matbaa kurup sakır sukur baskılar yapmaya basladılar.</p>
<p>Ilk hurufatı, sayfa düzeni, folyo isaretleme teknigi, metnin bas harfinin büyük harfle belirtilmesi gibi yenilikleri matbaa</p>
<p>sanatına kazandıranlar ;</p>
<p>1530 da Italya yolu ile gelip Istanbula yerleþen SONSINO ailesi oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hatta Sonsinolar hızlarını alamadılar,</p>
<p>öyle bir Tevrat bastılar ki,</p>
<p>bugün asla yapamazsınız. Meraklısı bu müthis olayı merak edip ögrensin derim ben, sahsen!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>A4 dedigin muntazamlık sever (y.n)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Tamam kagıdız da, matbaa isine fazla daldsk galiba. Asıl konu, ben kagıdın hangi ormanın uzantısı oldugumdur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Iste tam o sırada, en sevdigi agaca sırtını yaslamıþ vaziyette bunları yazıyorduyken&#8230;kursun kalemin ucu kırılıverdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ah, agacım bana kızdi diye içinden geçirdi.</p>
<p>Niye kızsın, ne yaptım ki? Evet, kızıyorum tabii&#8230;bir kelime yazıp burusturuyorsun,  bir kenara atıyorsun.</p>
<p>Kalemi de cok fazla yontuyorsun,igne gibi olması sart mı bu ucun, neticede yazı yazıyorsun, ası yapacak degilsin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kalemin ucundan çıkan ısık, ısık hızıyla kagıdı deldi, topraga agacın sözlerini yazdı.</p>
<p>Kagıt çocuk korkmadı gerçi, sırtı hala en sevdigi agaca yaslı duruyordu. Hafif kımıldandı, üstünü basını düzeltti, yazısına devam etti.”Ası”dan bahsetmisti agaç, ası dedigin seni birseye</p>
<p>bagısık kılardı, neyin asısını yaptıysan ona yakalanmazdın çünkü ası seni hastalanacagın mikrobu vererek koruyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burada yaman bir çeliski gördü kagıtçocuk, nasıl yani dedi içini çekerek. Yani simdi ben bir kagıtcocuk olarak burusup</p>
<p>kırısmaktan,yırtılmaktan korunmak için azıcık kırısıp birazcık burusup yırtılmalı mıyım zaman zaman?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O zaman güpgüzel kagıtlıgım gider, çocuklugum da gıcırlıgını</p>
<p>kaybeder?? ne ne anladım ben bu isten?</p>
<p>Agaç bin pisman oldu bu ası konusunu açtıgına ama is isten</p>
<p>geçmisti, kagıtçocuk karalar baglamıs, kalem elinde kımıltısız oturuyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Agaç, hadi yeni bir giysi çiz kendine dedi, þöyle afili birsey olsun,</p>
<p>kocaman rengarenk dügmeler çiz, onlar çiçeklerdir, gökyüzü çiz ve</p>
<p>istedigin renkte boya, çıplak ayaklarını çiz ve git suya bas ki</p>
<p>yumusacık olsunlar, sonra topraga bas, yazının üstünde gez&#8230;</p>
<p>Kalemin ucunu güzelce yont, sipsipri olsun ki sen yerdeki kum tanelerini eteklerine çizebil&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonra aksam olunca yeni elbiseni güzelce düzelt, agacına sırtını iyice daya, gözlerini kaldır yıldızlara iyi geceler dile ve hafiiif rüzgarın eteklerinde gezerken çıkarttıgı küçük hısırtıların ninnisiyle tatlı bir uykuya dal, e mi kagıtçocuk…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kagıtçocuk bütün bunları aynen yaptı ve hep yaptıı.</p>
<p>O yüzden hep güpgüzel ve gıpgıcırçocuk olarak kaldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Daktilo içini</p>
<p>çekti.</p>
<p>Hangi birini anlatayım dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/en-iyi-arkadasim-a4/">En İyi Arkadaşım A4</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/en-iyi-arkadasim-a4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6962</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Daktilonun Anıları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-daktilonun-anilari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-daktilonun-anilari/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 20 Jan 2017 08:00:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Ataman]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6859</guid>
				<description><![CDATA[<p>BüyükR Daktilonun son arzusu -yani binlerce son arzusunun sonuncusu- bir anı defteri sahibi olmaktı. Bu defterin ilk harfi ne olmalıydı diye düsünmekteyken bir de baktık BüyükR harfi tepede ortada kendini konumlandırmıs vaziyette, sessiz sedasız durmakta&#8230; &#160; Neden defterin baslangıcını temsil etmek istedigi tam olarak anlasılamadı diyener oldu ama bir baslangıç ile anılmak da iyi birseydir, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-daktilonun-anilari/">Bir Daktilonun Anıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>BüyükR</h2>
<p>Daktilonun son arzusu -yani binlerce son arzusunun sonuncusu-</p>
<p>bir anı defteri sahibi olmaktı. Bu defterin ilk harfi ne olmalıydı diye</p>
<p>düsünmekteyken bir de baktık BüyükR harfi tepede ortada kendini</p>
<p>konumlandırmıs vaziyette, sessiz sedasız durmakta&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Neden defterin baslangıcını temsil etmek istedigi tam olarak</p>
<p>anlasılamadı diyener oldu ama bir baslangıç ile anılmak da iyi birseydir,</p>
<p>hak vermek lazım, bunda anlasılmayacak bi sey yok&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BüyükR harfinin kendini begenmis bir durusu oldugunu düsünen</p>
<p>cok kisi vardsr ama ans defterinin müellifi olan Daktilo acısından</p>
<p>onu diger harf kalabalıgından ayırt eden hicbir sey yoktu.</p>
<p>Ustelik dogustan BüyükR degildi, diger tüm harfler gibi tusların</p>
<p>üstünde büyük yazılmıs olmakla birlikte aslında küçük olup büyük</p>
<p>olması istendiginde ek bir müdahele ile büyüklesiyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Görünüs olarak biraz kaba saba bile denebilir belki, bilmiyorum.</p>
<p>Ben daktilo adına konusamam, sadece öylesine bir duygu iste&#8230;</p>
<p>Esasında bana soran olursa ısrarcı bir harf oldugunu söylerim&#8230;</p>
<p>Israrda ısrarcıdır, her defasında ikaz ederim, görevim bu,</p>
<p>dünyayı ukalalara bırakacak halim yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Adınız ne?</li>
<li>BüyükRe</li>
<li>Hani simdilerde rh rrr gibi hırıldıyarak gırtlaktan söyleniyor da</li>
</ul>
<p>adınız&#8230;ahı ahıahıı!!!</p>
<ul>
<li>Pardon, sunu da soralım&#8230; BüyükRe eski dilde mi oluyor??</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sacmaklıklara muhatap bile olmayan BüyükR vakur bir edayla</p>
<p>kalktı, bir savas filmi izlemek üzere kendini bedenen ve ruhen hazırladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>KLAVYE SAVASLARI. Tarihi bir film!</h2>
<p>F ve Q harflerinin temsil ettigi farklı harf dizilislerinden olusan</p>
<p>iki farklı klavye arasında sürüp giden bu savasın baslangıc tarihi neydi,</p>
<p>bunu ne daktilo biliyordu ne de BüyükR!</p>
<p>Gerçi bilgi edinmek an meselesidir malum günümüzde&#8230;Ki, bu bilgi</p>
<p>BüyükR nin ne isine yarardı diyen olursa onu da psikologundan dinleyelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söyle söylüyor psikolog: ?BüyükR nin bastıramadıgı bir sıradanlık komleksi vardır oldum olası, bunu tedavi edemedik. Kendine özgü bir klavyesinin olmayısı, onun ruhunda hic kapanmayacak bir yaradır. Dur bakalım, belki de senin de bir klavyen olur canım filan diyerek yıllardır idare ediyorum ama&#8230; ümitsiz!?</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Belki de tam tersidir, Register ın BüyükR siyim diye kasılıyordur.</li>
</ul>
<p>Klavyem yok ama ben de buyum!? diyor olamaz m? sayın psikolog?</p>
<p>&nbsp;</p>
<ul>
<li>Peh! Klavyesi olanı da gördük!!! Dogru.</li>
</ul>
<p>Bkz.F</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BüyükR derin bir nefes aldı ve filmi basa sardı.</p>
<p>Bu sacma sapan F ve Q nun nas?l olup da tipografi literatürüne damga vuran</p>
<p>mertebelerini kazandıklarını daha ayrıntılı tetkik etmek istiyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Seyir Baslasınnnn!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>trrrrrrrrr..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Binsekizyüzlü bir yılda, ikì isimli bir bey, icat ettigi bir yazı makinesinin mekanik harf kollarından herhangi ikisi aynı anda kagıda dogru havalandıgında sıkısmaya neden olduklarını fark eder.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bay Sholes (mucit beyin ikìnci adı) bu problemin çözümü için,</p>
<p>kullanıcının hızını yavaslatmak amacıyla harflerin yerini alabildigine</p>
<p>karıstırarak en çok kullanılan harfleri elin en zor ulasabilecegi yerlere</p>
<p>yerlestirmeyi uygun görür ve Q klavye adını verdigimiz yeni harf dizilimi ortaya çıkar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Niye Q?</h2>
<p>Biz de bunu merak ediyorduk.</p>
<p>Çünkü; üst tus grubunun sol üst kösesinde Q durmaktadır.</p>
<p>Hadise bundan ibarettir meraklı tursucular!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne yazık ki öyle degil iste!</p>
<p>iki saçmal?k var. Ilki; mucit beyin harf kolları birbirine dolanıyor diye</p>
<p>o dahi beyninde sekillenecek en son fikir, kullanıcının hızını kesmektir herhalde&#8230;</p>
<p>Git baska birsey daha icat et de, kullanıcı on parmagı ile</p>
<p>havada uçussun! Niye ugrastı didindi on parmakla yazmayı ogrendi¡</p>
<p>senin yetersiz tasarımın yüzünden yavaslasın, sıradan bir daklilograf</p>
<p>olarak anılsın diye mi? Peh!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ikinci sacmalık: neden ille basta duran harfin adını alıyor klavyeler??</p>
<p>Kolay tarif edilsin diye – hic zora gelemeyiz zaten!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peki F klavye nesiyle meshur? Türkceye uygunsuzluguyla!</p>
<p>Hadi bakalım gelsin yine icat&#8230; Bu defa üç isimli bir Türk mucidimiz,</p>
<p>Ihsan Sıtkı Yener, -bu isimle  bir büyükelçi olabilecekken-  tusları</p>
<p>yeniden dizmis ve Türkiyeye en uygun harf dizilimi olan F klavyeyi meydana getirmistir.</p>
<p>F klavye su anda dünya yüzünde toplam 14 kisi tarafından kullanılmaktadır. (yaklasık)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Film, bu son cümleyle Chaplinvari bir finalle kapandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BüyükR herzamanki gibi yine tatminsizdi-haklı olarak.</p>
<p>Chaplin finalleri hiçbir zaman böyle anlamsız olmamıstır zira!</p>
<p style="text-align: center;">xxx</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Kücüke takıntılı yazar</h2>
<p>Daktilo sarsıldı, kırt kırt kırt diye merdane döndü&#8230;</p>
<p>bir beyaz A4 kagıt yukarıya dogru yavasca yükseldi. Iste yine o&#8230;mazosist adam!</p>
<p>yüzlerce sayfa (300 syf) yazıyor ama e harfi kullanmıyor. Niye??</p>
<p>Bu sorunun cevabını ne daktilo ne de BüyükR* bilmiyordu. Isin hosu, kitabı okuyan hiç kimse bunu farketmedi.</p>
<p>Cok ironik!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Kaybolus”ta -kitabın adı-  altıncı harfin  romana hiç sızmayacagı bir yapı kurmustur yazar deniyor.</p>
<p>Insanoglunun beynine “görme terbiyesi”vermek için eziyetli bir yol yol secmis Georges Perec, Fransız yazar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rivayete göre yazarın kaybolmasına göz yumdugu e harfi, Fransız isbirlikçiler tarafından nazilere verilen ve toplama kampında ölen annesini simgeliyormus.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kitabın tercümesi de bir eziyet. Çeviren de tabiatiyle e harfini kullanmayacak. Buyrun bir mucizeci daha&#8230;</p>
<p>Cemal Yardımcı, Tükcelestiren cengaver. Bir yıl eve kapanıp ceviriyi tamamlamıs. Harika bir is.</p>
<p>Daktilo begendi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*BüyükR : Bir bilen. (Yazarın notu)</p>
<p style="text-align: center;">xxx</p>
<h3>Kaybettigin harfler masadan düsmüs olmasın?!</h3>
<p>Bir daktilonun basına gelebilecek en sıkıntılı durum iste tam karsısındaydı.</p>
<p>Yeteneksiz yazar, sandalyesini birkaç kez yerlestirmis, masayla uyum saglayacak sekilde iyice düzeltmis, tomarla A4 kagıdı muntazam istiflemis, kıpırtısız oturmaktaydı.</p>
<p>Romanın ilk cümlesini düsünüyordu. Tam 4 gündür!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Parmaklarını  çıtlatıyor, kollarını öne dogru uzatıyor, vücut gergin,</p>
<p>birdenbire sular seller gibi yazmaya baslayacak&#8230; derken, L, P, M</p>
<p>veya baska bir harfi bulamadıgı için, daha dogrusu hicbir harf daktiloda arayınca bulunmadıgı için meshur ilk cümlenin yazılamayıs kabahatini habire daktiloya yüklüyor!</p>
<p>“Yaa ne biçim daktilo bu da birader&#8230;”gibisinden laflar daktiloya hiç iyi gelmez esasında.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeteneksiz birden isi çözdü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Yahu” dedi “neden ilk cümle lazım? Besinci cümleden baslasam nolur ki?</p>
<p>Ilk cümleler olayın bütünü için önemli degildir, son cümleye bakmak lazım</p>
<p>Zaten!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Böylelikle sondan basa ilerleyen yazısına ortadan basladı.</p>
<p>Katil usaktı.</p>
<p>Gelgelelim usak baslangıçta henüz 3 aylıktı, yeni dogmustu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zaten cinayetini de 27 sene sonra, kitabın ortalarına dogru islemisti.</p>
<p>önce bircok degerli referans kazanmıs, son isinde 7 sene cok basarılı</p>
<p>bir usak olarak begenilmis, sonra da kalkıp cinayet islemisti.</p>
<p>isledigi cinayet de öyle eften püfen birsey degildi, bir usak icin</p>
<p>gerekli olan tüm degerleri katletmisti.. Sadakat, namus, sabır,</p>
<p>dayanıklılık&#8230; hepsini!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ortalık çalkalanıyordu. Ne olmustu da bu müstesna sahsiyet tam</p>
<p>tersine dönmüstü?</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Katil, sabahın ilk ısıklarıyla uyandı.</h3>
<p>Her zamanki gibi hemen banyoya kostu, dus/tras&#8230; misler gibi oldu, jile, ütülü pantolon, çizgili yelek, kar beyazı kolalı gömlek giyildi, köstekli saat yelekte, ayakkabılar zaten pırıl, sacta hafiiif bir biyantin&#8230;</p>
<p>Ve minik, tatlı bir tebessüm!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>iki haber vermesi gerekiyordu, biri iyi biri kötü!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>içindeki kötü ile dısındaki iyi, hazırlandılar.</p>
<p>Hangisinden baslayacagına o an karar verecekti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kötü haber tez yayılır hamfendi dedi aniden. Ne yazık ki&#8230;filan falan.</p>
<p>Minik tatlı tebessüm aynen dururken söyledi bütün bunları.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve sonra yine aniden, iyi haberden vazgeçti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Simdi bu karakter aslen berbat görünüyor-ama degil.</p>
<p>Onun da kendine göre sebepleri var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peki de, her kötülügü yapıp edip, zarar veren herkesin sebebi vardır elbet deyip</p>
<p>bagıslamaya hazır m? olmalıyız?</p>
<p>Sebep yani gerekce, bagıslama fiilini beraberinde tasır mı?</p>
<p>Sebepsiz hicbir seyi bagıslayamaz mıyiz? bagıslamamalı mıyız?</p>
<p>Niye??</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burada bir soru isareti bırakalım ve kötü haberin yıktıgı hamfendiye bir bakalım. Sapsarı kesilmisti, elini alnına hafifce degdirmis, sendeliyordu. Birden içi bosalmııs gibi düsüverdi.</p>
<p>Usak hiç kımıldamadı mı, kosarak çıkıp doktor doktor diye bagırdı mı? Bunu kimse bilmiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonraki günlerde hamfendi hiç iyilesmedi. iyi haberi hic bilmedi.</p>
<p>Usagın bu cinayeti hep konusuldu, hiç kimse bir anlam veremedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Usaga ne mi oldu?</h3>
<p>Ayakkabılarını degistirip, sokaktaki kalabalıga karıstı.</p>
<p>Sokak cok kalabalıktı, kadınlar ve erkekler itis kakıs, acele içinde kosar adımlarla bir o yana bir bu yana segirtiyorlardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir adam, saçı bası mis gibi, gayet tertipli kıyafeti ile gülümseyen bir adam, agır hareketlerle dalgalanan kalabalıga karıstı, sis oldu, bugu oldu,yavasca eridi, kayboldu.</p>
<p>Yerde duran bos ayakkabıları aceleci insanlar savurdular, ezdiler.</p>
<p>O pırıl pırıl ayakkabıları mahvettiler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-daktilonun-anilari/">Bir Daktilonun Anıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-daktilonun-anilari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6859</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
