<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Aleyna Nisa Mülayim &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/yazar/aleynanisamulayim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 06:42:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Eleştirilerle Attilâ İlhan</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/elestirilerle-attila-ilhan/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/elestirilerle-attila-ilhan/#comments</comments>
				<pubDate>Sat, 20 Aug 2016 07:00:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna Nisa Mülayim]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4915</guid>
				<description><![CDATA[<p>Attilâ İlhan’ın seveni olduğu kadar, eleştireni de var. 12 Eylül döneminde yazdığı şiirlere yer verilen kitap, Korkunun Krallığı’nda Attilâ İlhan şiirleri ve yazıları üzerine yazılmış bu eleştirilere de yer verilmiş. Biz de diğer şairler ve eleştirmenler gözünden bir bakalım dedik. Öncelikle dönemin büyük eleştirmenlerinden olan, Nurullah Ataç’ın eleştiri yazısına kısaca bir göz atalım. Keyifli okumalar.. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/elestirilerle-attila-ilhan/">Eleştirilerle Attilâ İlhan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Attilâ İlhan</em></strong>’ın seveni olduğu kadar, eleştireni de var. 12 Eylül döneminde yazdığı şiirlere yer verilen kitap,<strong><em> Korkunun Krallığı’</em></strong>nda <a href="http://www.sanatduvari.com/attila-ilhanin-ben-sana-mecburum-kitabinda-istanbul/"><strong><em>Attilâ İlhan </em></strong>şiirleri</a> ve yazıları üzerine yazılmış bu eleştirilere de yer verilmiş. Biz de diğer şairler ve eleştirmenler gözünden bir bakalım dedik. Öncelikle dönemin büyük eleştirmenlerinden olan, <strong><em>Nurullah Ataç</em></strong>’ın eleştiri yazısına kısaca bir göz atalım. Keyifli okumalar..</p>
<p><strong>Bilmeyenler için yazıya girmeden önce küçük bir bilgilendirme yapalım. <em>Nurullah Ataç</em>, dil ustası olarak anılır. Türkçenin özleşmesinde öncülük etmiştir. </strong></p>
<h2>&#8220;Bir Ozan&#8221; Attilâ İlhan</h2>
<p><em>&#8220;<strong>Cumhuriyet Halk Partisi</strong> ozanlar yarışmasına gönderilmiş yırlar(şiirler) arasında öden(mükâfat) almağa değerli bulacaklarımızı seçmek için toplanmıştık. <strong>Behçet Kemal Çağlar</strong> okuyor, biz de dinliyorduk. <strong>Attilâ İlhan</strong>’ın &#8220;<strong>Cebbar Oğlu Mehmet&#8221;</strong> koçaklaması okunurken çoğumuz bir doğrulduk:</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Rivayet şöyledir kim:</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Dumanlı bir güz akşamı</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Şu mor dağlar efendim</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Destur demiş de yürümüş,</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Silkinip kalkmış ayağa.&#8221;</em></p>
<p><em>Tanımıyorduk kendisini. Ancak kim olursa olsun, kaç yaşında olursa olsun, bu <strong>Attilâ İlhan</strong>’ın güzel deme nedir kavramış bir kişi olduğu belliydi. Sekiz yargımandık(jüri), yanılmıyorsam altımız, ikinci öden için oyumuzu ona verdik.&#8221;</em></p>
<p><strong><em>Attilâ İlhan</em></strong><em>’ı</em> ilk görüşünü böyle anlatan yazar yine de sadece bir şiir ile bir şairin değerini belirleyemeyeceğini düşünür ve bekler. Şairin <strong><em>Duvar</em> </strong>kitabı yayınlandığında ise artık üzerinde düşünebileceğine karar verir.</p>
<p><em>&#8220;<strong>Duvar</strong>’da sevdiğim yerler de var, sevmediğim yerler de. <a href="http://www.sanatduvari.com/attila-ilhanin-ben-sana-mecburum-kitabinda-istanbul/"><strong>Attilâ İlhan</strong></a>, Anadolu deyişlerine özenince içinde Türkçe olmayan tilcikler(kelimeler) bulunsa bile seviyorum dediklerini. Doğrusu, bunu tellim(daima) başaramıyor, güzel güzel giderken bir de bakıyorsunuz şaşırıveriyorlar, o konuşma sözleri arasına, o toprak kokan sözler arasına birtakım betik sözleri karıştırıveriyorlar. </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Şimdi bir türkü yakılmaz mı adına</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Dal boylu, dalyan vücutlu çilekeş Ümmühan’ın?</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Pehlivan ile birleşmiş macerası.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Birinin bağrı oyulmuş, diğeri üryan kılınmış,</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Derken ağızdan ağza yayılmış türküsü…&#8221;</em></p>
<p><em>Vücut, macera, diğer gibi tilciklerin ne yeri var burada? Demek istediğim yanlış anlaşılmasın: o tilcikler öz Türkçe olmadıkları için yadırgamıyorum. Üryan da Türkçe değildir, gene de işlemiştir tüzün diline. Vücut, macera, diğer ise işlememiştir. Oysaki <strong>Attilâ İlhan</strong> o çizekleri aldığım yırını tüz dille yazmağa özenmiştir.&#8221;</em></p>
<p><strong><em>Attilâ İlhan</em></strong>’ın yazdığı şiirlerden daha birçok örnek gösteren yazar, şairin Amerikalı şair <strong><em>Whitman</em></strong>’ a benzetmektedir. Şiirlerinde onun etkisinin izlerini görür gibi olduğunu söyler.  Şairin kusurlarını görmezden geldiğini belirten <strong><em>Nurullah Ataç</em></strong>, Anadolu esintilerini gördüğü şiirleri beğendiğini dile getirir.  Ve yazısını birkaç notla neticelendirir;</p>
<p><em>&#8220;Duvar’da beğenmediğim, sevmediğim yerler de oldu. Yırların birkaçını, örneğin, betiğe adını veren &#8220;<strong>Duvar</strong>&#8220;ı biraz karanlık buldum, onda da okuyanı sarıveren sözler yok değil, ancak bütünü ışıksız kalmış… Betiğin üçüncü bölümü, &#8220;Aşka dair şarkılar&#8221;… Attilâ İlhan bunlarda da sevgilisiyle baş başa kapanmıyor, gene kişi oğul sevisinden, özgürlük dileğinden ayrılmıyor; yalnız şu var ki bunlarda ozanlığı bırakıp, anadolu dilini bırakıp ozansılığa(şairaneliğe) özeniyor. Bir yırında şöyle diyor;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Saçların örülmüş, örülmüş olsun</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Ve beyaz ellerin geceye çıplak.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Porselen tabakta yıkanmış kayısılar.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yere düşmüş bu kitap, bir şiir kitabı.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>İçinde hürriyetten bahseden mısralar.&#8221;</em></p>
<p><em>Bir başka yerde de;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Saatler gelip geçerken başımızdan</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Usul usul tül yelkenli gemiler…&#8221;</em></p>
<p><em>gibi… </em></p>
<p><em>Bunları okuyana artık <strong>Whitman</strong>’ı, benim gibi<strong> Attilâ İlhan</strong>’ın da sevdiğini sandığım daha başka şairleri değil, Fransızların şu tüyler ürpertici <strong>Samain</strong>’leri, <strong>Paul Geraldy</strong>’leri yok mu? İşte onları andırıyor. ‘’Tül yelkenl gemiler’’, ‘’yıkanmış kayısı dolu porselen tabakların yanında yere yuvarlanmış koşuk betikleri’’ düşünecek olduktan sonra ‘’Çukurova’nın nihayetinde(neden ta bir ucunda değil de nihayetinde?)</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Tutturmuşlar cümle ufku, pervasız</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yücesinde kuş barınmaz Gavurdağları.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Uçma şahan, uçma garip düşersin,</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Maraş’tan bu yana geçit bulunmaz.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Bu dağlar Gavurdağlarıdır.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Karşı durulmaz.&#8221;</em></p>
<p><em>gibi sözleri neden söylemeli?</em></p>
<p><strong><em>Attilâ İlhan</em></strong><em>’ın ozansılıktan günden güne kurtulacağını, dilini daha yalınlaştırıp olgunlaştıracağını, belki de büyük koçaklamalar(destanlar) yazmağa özeneceğini sanıyorum. Şimdiden şunu söyleyebiliriz; onda öyle işlere girişeceğini, girişince de başaracağını umduran bir güç seziliyor, erkekçe bir ses duyuluyor. Yeni ozanlarımızın iyilerinden biri diye sayabiliriz.’’</em></p>
<p>Bir sonraki eleştiri yazısı da <strong><em>Ümit Yaşar</em></strong>’a ait. Zamanın büyük şairlerinden olan <strong><em>Ümit Yaşar</em></strong>, <strong>Attilâ İlhan</strong>’ı çok cephecilikle eleştirmiştir. Sanatına politik fikirlerini işlemiş olması, yazarın hoşuna gitmemektedir. Uzunca bir yazı yazıp, çoğu şiirini tahlil etmiş ve bir sonuca varmıştır. Kısaca tenkitlerine bir  göz gezdirip, neticeye geçelim.</p>
<figure id="attachment_4918" aria-describedby="caption-attachment-4918" style="width: 215px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/elestirilerle-attila-ilhan.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4918 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/elestirilerle-attila-ilhan.jpg?resize=215%2C320" alt="&quot;Topyekûn Attilâ İlhan&quot;" width="215" height="320" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/elestirilerle-attila-ilhan.jpg?w=215&amp;ssl=1 215w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/elestirilerle-attila-ilhan.jpg?resize=202%2C300&amp;ssl=1 202w" sizes="(max-width: 215px) 100vw, 215px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4918" class="wp-caption-text">&#8220;Topyekûn Attilâ İlhan&#8221;</figcaption></figure>
<h2>&#8220;Topyekûn Attilâ İlhan&#8221;</h2>
<p>&#8220;…<strong>Attilâ İlhan</strong> çok cepheli, fakat durulmamış bir şairdir. Durulmasını beklemek de kanaatımca boş olur, o daima böyle bozbulanık akmakta devam edecek ve bir gün cılız bir nehir gibi yatağında kuruyup gidecektir. Bu peşin hüküm ağır ve biraz da insafsızca olmakla beraber; şair hakkında zamanın ve vicdanların vereceği hükümlerden daha munis ve daha iddiasızdır. Ben hiç değilse, <strong>Attilâ İlhan</strong>’ın şairliğine inanmış bir insandım, inanamadığım ve sevemediğim onun garip ve modası geçmiş fikirleri ve şariliğini bu fikirlere feda edişidir. Esasen bir yazısında ‘’Biz Marksistiz, edebiyat işleriz.’’ Diyen, diyebilen bir şairden şairliğini her türlü politika oyunlarından ve ideoloji çığırtkanlıklarından üstün ve münezzeh tutması beklenemezdi.&#8221;</p>
<p><strong><em>Atilla İlhan</em></strong>’ın Sosyal Realizm adı altında yazdığı şiirlere de bir eleştirisi olmuş yazarın;</p>
<p><em>&#8220;…Bir Sosyal Realizm’dir tutturmuş gidiyor… İnsanın sen bir garip kişin nene gerek senin Sosyal Realizm’ler, Marksizsm’ler diyesi geliyor. Kendine sorarsanız bu her şeyden evvel Atatürkçülüktür!..&#8221;</em></p>
<p><em>Uğrunda şairliğini feda ettiği ve çığırtkanlığını yaptığı bu davanın Atatürkçülükten ne kadar uzak olduğunu şairin kendi mısralarında görmek kabildir.</em></p>
<p><strong><em>Attilâ İlhan</em></strong><em>’a göre Türkiye sefalet, işsizlik ve esaret içinde bir yerdir.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>&#8220;Sayende sayeban olduk İstanbul şehri</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Sefalet akıyor gürül gürül sokaklardan</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yol üstünde bir şehvet çarşısı tıklım tıklım</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yol üstünde sevda pazarlığı aşk pazarlığı</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kurtulamadık gitti bu denlü kepaze hayatından</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Sağımız sefalet solumuz ölüm,</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>İşte geldik gidiyoruz</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kahrolasın</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kahrolasın İstanbul şehri&#8221;</em></p>
<p><em>Bu kabil satırları çoğaltmak mümkün. Fakat yukarıdaki misalden de şairin Türkiye’yi nasıl bir atmosfer içinde gördüğü ve göstermek istediği kolayca anlaşılabilir. Bugün için ‘’Türkiye’mizin hiçbir noksanı, derdi yoktur. Türkiye günlük gülistanlık bir yerdir.’’ Demek ne kadar safdillilikse, onu tamamen aç, fakir, dirliksiz, düzensiz ve hürriyetsiz göstermek de o kadar insafsızlık olur. Sosyal Realizm dediğinin hiçbir zaman Atatürkçülük olmadığını <strong>Attilâ İlhan</strong> da bilir, fakat itiraf edemez. Çünkü o büyük adamın ismiyle ideolojisini maskelemektedir. Diğer taraftan <strong>Attilâ İlhan</strong> ifratla tefrit arasında bocalayan, realitelere gözlerini kapamış bir şairdir.</em></p>
<p><em>&#8220;…Reel Sosyalizmi Sosyal Realizm adı altında benimseyen <strong>Attilâ İlhan</strong> evvela kendisini, sonra etrafında toplananları aldatmakta, başkaları tarafından istismar edildiği gibi, başkalarını istismar etmeğe çalışmaktadır. Bu gayesinde ne dereceye kadar muvaffak olacaktır bilinmez. …’’</em></p>
<p><strong><em>Attilâ İlhan</em></strong>’ın dilini, şiirlerindeki temalarını, ideolojisini birçok yönden eleştiren yazar, yazısını bir neticeyle sonlandırır;</p>
<p><em>&#8220;…Bütün bu yazdıklarımdan sonra <strong>Attilâ İlhan</strong>’ın yarına kalacak gerçek ve usta bir şair olmadığını söyleyebilirim. Kendisinde de şairlik vasfı az çok mevcut olmakla beraber ifade ve şiiriyet bakımından daha zayıf oluşu yarına kalmasına mani teşkil edecek sebeplerin başında gelmektedir. Bu arada bazı güzel şiir ve mısraları varsa da, <a href="http://www.sanatduvari.com/attila-ilhanin-ben-sana-mecburum-kitabinda-istanbul/"><strong>Attilâ İlhan</strong> şiir</a> adı altında bütün yazdıkları ile mütalaa ve tahlil edilecek olursa; hüküm ve netice biraz acı ve aleyhinde olacak.&#8221;</em></p>
<p><em>Fikir yazıları ve tenkitleri ise hiçbir zaman müptedi bir yazarın basit kalem denemeleri mahiyetinden öteye geçememekte ve sosyal realizm diyerek bağlandığı davanın acemice çığırtkanlığını intibaını vermektedir.</em></p>
<figure id="attachment_4917" aria-describedby="caption-attachment-4917" style="width: 194px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/attila-ilhan-kitaplari.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4917 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/attila-ilhan-kitaplari.jpg?resize=194%2C260" alt="Attila İlhan &quot;Korkunun Krallığı&quot;" width="194" height="260" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4917" class="wp-caption-text">Attila İlhan &#8220;Korkunun Krallığı&#8221;</figcaption></figure>
<h2>Attilâ İlhan’ın Romancılığına gelince</h2>
<p><strong><em>Sokaktaki Adam</em></strong><em> güzel bir roman sayılabilir. <strong>Attilâ İlhan</strong>’ın, kuru ve sevimsiz şiirlerinin yanında, bir roman tekniğine sahip olduğunu söyleyebiliriz. </em></p>
<p><em>Bir zamanlar şairliğine inandığım <strong>Attilâ İlhan</strong>’ı kötü bir şair olarak yermek ne kadar acı ise, iyi bir romancı olarak takdir etmek de o kadar yerindedir.</em></p>
<p><strong><em>Sokaktaki Adam</em></strong><em>’ın romancılık tekniği bakımından tenkidi bana düşmez, ben sadece lalettayin bir okuyucu olarak onu hazla okuduğumu söyleyebilirim. <strong>Attilâ İlhan</strong>’ın kendisini tamamen romancılığa vermesi kanaatimce en yerinde hareket olacaktır. </em></p>
<p><strong><em>Sokaktaki Adam</em></strong><em> sağ olup da <strong>Sisler Bulvarı’</strong>ndan geçse idi, kendi haline muhakkak kendisi de ağlar ve sisler bulvarına lanet ederdi.</em></p>
<h2>Korkunun Krallığı</h2>
<p><strong>Korkunun Krallığı</strong>’nda daha birçok yazarın ve şairin eleştirileri bulunuyor. Daha kapsamlı bir şekilde görmek isterseniz eleştirileri kitapta bulabilirsiniz. Ve tabii ki <strong><em>Attilâ İlhan</em></strong>’ın da çok güzel şiirleri yer almakta kitapta. Ben de bu yazımı <strong><em>Attilâ İlhan</em></strong>’ın en sevdiğim şiiriyle bitirmek istedim.</p>
<h3 style="text-align: center;">İstanbul Ağrısı</h3>
<p style="text-align: center;">Kanatları parça parça bu ağustos geceleri<br />
Yıldızlar kaynarken<br />
Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen<br />
Sen<br />
Eğer yine İstanbul&#8217;san<br />
Yine kan kopuklu cehennem sarmaşıkları büyüteceğim<br />
Pançak pançak şiirler tüküreceğim<br />
Demek yine ben<br />
Limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor<br />
Kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler<br />
Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları<br />
Mavi asfaltlara çökmüş<br />
Diz bağlıyor<br />
Eğer sen yine İstanbul&#8217;san<br />
Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan<br />
Sirkeci Garı&#8217;nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp<br />
İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa&#8217;dan<br />
Anadolu üstlerine bakıp bakıp<br />
Ağlayan<br />
Sen eğer yine İstanbul&#8217;san<br />
Aldanmıyorsam<br />
Yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa<br />
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar<br />
Yine senin emrindeyim<br />
Utanmasam<br />
Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak<br />
Kendimi yani şu bildiğim Attila İlhan&#8217;i<br />
Zehirleyebilirim<br />
Sonbahar karanlıkları tuttu tutacak<br />
Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor<br />
İmtihan çığlıkları yükseliyor üniversite&#8217;den<br />
Tophane İskelesi&#8217;nde diesel kamyonları sarhoş<br />
Direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şöförler<br />
Uykusuz dalgalanıyor<br />
Ulan İstanbul sen misin<br />
Senin ellerin mi bu eller<br />
Ulan bu gemiler senin gemilerin mi<br />
Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında<br />
Liman liman götüren<br />
Ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi<br />
Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar<br />
Neden durmaksızın imdat kıvılcımlari fışkırıyor<br />
Antenlerinden<br />
Neden<br />
Peki İstanbul ya ben<br />
Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy<br />
Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas<br />
Ya benim kahrım<br />
Ya senin ağrın<br />
Ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın<br />
Çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi<br />
Burgu burgu içime boşalttığın<br />
O senin ağrın<br />
O senin<br />
Eğer sen yine İstanbul&#8217;san<br />
Yanılmıyorsam<br />
Koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim<br />
Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine<br />
Satır satır okumak istediğim<br />
Sen<br />
Eğer yine İstanbul&#8217;san<br />
Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim<br />
Ulan yine sen kazandın İstanbul<br />
Sen kazandın ben yenildim<br />
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar<br />
Yine emrindeyim<br />
Ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa<br />
Parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam<br />
Hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa<br />
Yanılmıyorsam<br />
Sen eğer yine İstanbul&#8217;san<br />
Senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar<br />
Gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan<br />
Bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir<br />
Ulan bunu sen de bilirsin İstanbul<br />
Kaç kere yazdım kimbilir<br />
Kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken<br />
1949 Eylül&#8217;ünde birader mirc ve ben<br />
Sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık<br />
Sana taptık ulan<br />
Unuttun mu<br />
Sana taptık.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/elestirilerle-attila-ilhan/">Eleştirilerle Attilâ İlhan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/elestirilerle-attila-ilhan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4915</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 29 Jul 2016 14:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna Nisa Mülayim]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[2. yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4661</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlkokulda başladı Edebiyat sevdam. Elime ne geçtiyse okudum, değerlendirdim. Tüm edebi türler içerisinde, en sevdiğim hep şiir oldu. Bir sürü şair okudum, bir sürü şiir ezberledim. Hiçbirini birbirinden ayıramam tabii ki. Bütün şairlerin hissettikleri ve hissettirdikleri bambaşka. Ama içlerinden biri var ki; her şiirini ayrı ayrı dünya harikası sayabilirim. Ece Ayhan Baktığımızda İkinci Yeni şiir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/">Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İlkokulda başladı Edebiyat sevdam. Elime ne geçtiyse okudum, değerlendirdim. Tüm edebi türler içerisinde, en sevdiğim hep şiir oldu. Bir sürü şair okudum, bir sürü şiir ezberledim. Hiçbirini birbirinden ayıramam tabii ki. Bütün şairlerin hissettikleri ve hissettirdikleri bambaşka. Ama içlerinden biri var ki; her şiirini ayrı ayrı dünya harikası sayabilirim.</p>
<h2>Ece Ayhan</h2>
<p>Baktığımızda İkinci Yeni şiir akımının tüm şairleri, akımın tüm eserleri belki de edebiyat tarihine damgasını vurmuş. O dönemlerde, “Soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent” diye nitelendirdiği İstanbul’da yaşayan huysuz, hırçın bir şair kalemine sımsıkı sarılmış. Ve bugünlere kadar gelen bir sürü güzel şiir bırakmış ardında. Aykırı, farklı ve dilin uçlarında gezinen şiirleriyle o dönemlerde dahi adından çok fazla bahsettirmiş. Kapalı anlatımlarıyla aslında söylemek istediğini bu denli gözler önünde tutup aynı zamanda saklayan şair olarak kazınmış akıllara. Entellektüelliğine nazaran sokak diline böyle hakim olması ve bu dili yeri geldiğinde şiirlerinde çok güzel harmanlaması onun ne kadar usta bir şair ve aynı zamanda halktan biri olduğunu gösterir biçimde. Alışılagelmiş sistemle sorunları olan ve bunları dile getirmekten çekinmeyen şairin, devletle barışması çok üzücüdür ki hastanelerde, sağlık problemleriyle uğraşması sonucu gerçekleşmiş. Bütün bu maddi ve sağlıkla ilgi problemlerle uğraşırken, <strong>Ece Ayhan</strong> hayata 12 Temmuz 2002’de gözlerini yummuş. Bugün bize bıraktığı bir sürü şiir ve “<em>Kara duygulu şair</em>” lakabıyla akıllarımızın bir köşesinde hep. Saygıyla anıyoruz.</p>
<figure id="attachment_4663" aria-describedby="caption-attachment-4663" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4663 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg?resize=500%2C275" alt="Ece Ayhan &quot;Mor Külhani&quot;" width="500" height="275" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg?resize=300%2C165&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4663" class="wp-caption-text">Ece Ayhan &#8220;Mor Külhani&#8221;</figcaption></figure>
<h3>Mor Külhani</h3>
<ol>
<li>Şiirimiz karadır abiler</li>
</ol>
<p>Kendi kendine çalan bir davul zurna</p>
<p>Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan</p>
<p>Taşınır mal helalarında kara kamunun</p>
<p>Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir</p>
<p>Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="2">
<li>Şiirimiz her işi yapar abiler</li>
</ol>
<p>Valde Atik&#8217;te Eski Şair Çıkmazı&#8217;nda oturur</p>
<p>Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür</p>
<p>Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta</p>
<p>Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir</p>
<p>Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="3">
<li>Şiirimiz gül kurutur abiler</li>
</ol>
<p>Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın</p>
<p>Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga&#8217;ya kaçan</p>
<p>Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu</p>
<p>Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir</p>
<p>Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="4">
<li>Şiirimiz erkek emzirir abiler</li>
</ol>
<p>İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister</p>
<p>Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun</p>
<p>Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla</p>
<p>Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir</p>
<p>Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="5">
<li>Şiirimiz mor külhanidir abiler</li>
</ol>
<p>Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz</p>
<p>Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde</p>
<p>Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle</p>
<p>Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.</p>
<p>Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="6">
<li>Şiirimiz kentten içeridir abiler</li>
</ol>
<p>Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir</p>
<p>Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla</p>
<p>Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_4662" aria-describedby="caption-attachment-4662" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4662 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg?resize=480%2C467" alt="Ece Ayhan &quot;Galata Kantosu&quot;" width="480" height="467" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg?resize=300%2C292&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4662" class="wp-caption-text">Ece Ayhan &#8220;Galata Kantosu&#8221;</figcaption></figure>
<h3>Galata Kantosu</h3>
<p>Benim hiç Çin&#8217;de bir ablam olmadı</p>
<p>Hiç çiçekçi dükkânım İvan Milinski</p>
<p>Üç Galata gecesi Ceneviz kerhânesinde</p>
<p>Boyalı kunduralarıma büyük erkekliğime baktı kaldı</p>
<p>Dişleri kâmilen altın dövülmüş bir kadının yüzü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peki bu Güzel Avratotu da kim yahu?</p>
<p>Oldum olası ayakta bira içiyor</p>
<p>Galiba yine yüz kişi ütülemiş kayıkta kızcağızı</p>
<p>Biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş</p>
<p>Hem ne demeye o Güllü Agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş</p>
<p>Eve gitmek istemiyorum pazarlık ederiz hamamda yatarız</p>
<p>Ulan git şimdi milli gelirden söz açma bana defol bas git yıkıl</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mübeccel Mübeccel ben ben olayım da seni hiç anlamayayım ha</p>
<p>N&#8217;olur uzat bacaklarını Galata&#8217;dan denizlere uzat uzat da</p>
<p>Zırlamadan anlat on ikisi de deli olan kardeşlerini Mübeccel</p>
<p>Anlat kimlerin yüreğinde Kız Kulesi gibi grev çivileri var</p>
<p>Kimler boş sarnıçlara iğilmiş ha bağırır ha bağırır</p>
<p>Sen kahırlanma bana gözlerim Çin&#8217;de benim çiçek bahçelerine kaçmış</p>
<p>Benim hiç Çin&#8217;de bir ablam olmamış hiç çiçekçi dükkânım olmamış</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geceleri Galata&#8217;da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme</p>
<p>Diyeceğim şu İvan Milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken</p>
<p>Galata&#8217;da</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/">Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4661</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
