Öyle Bir Yerdeyim ki

0

İçimdeki boşluk duygusunu en derin hüznümde gördüğüm bir akşam daha buradayım. Ne yapacağımı, bu dünyaya nasıl alışacağımı henüz bilemiyorum. Ne yaparsam yapayım olmayacak gibi, ne hırsım; ne tutkum ne de umudum var. Umudum belki biraz var ama o da bir gidiyor, bir geliyor.

Yaşamanın ne demek olduğunu da anlayamadım hiç. Yani her gün uyanıyorum, nefes alıyorum, yüzüme iki su çarpıp aynana bakıyorum. Gördüğüm yüze bir süre bakınca yabancı geliyor. Ben gibi değil hiç; bakışı, esnemesi, gözlerinin içi, dünya üzerindeki her zerre gibi yabancı.

Sonra başka bir gün oluyor, kendime sözler veriyorum. Bu sabah sıfırlayıp yeniden başlamak için umut dolduruyorum kendimi. Bir müddet gidiyor bu durum, sonra yine değişiyor. Evden çıkıp servise kadar yürürken gözlüklerimle kendimi saklıyorum. Ben kimseyi görmek istemiyorum; belki onlar da beni görmek istemiyordur. Ama yine de insan insana bakıyor.  Bakarken ne düşüyorlar onu da bilmiyorum ama insanların düşüncelerini okumak çok sağlıklı bir durum olmayabilir zamanla.

Yaşamaya çabalayıp oyalandığım zamanlarda çok düşünmeme gerek kalmıyor ama o bazı anlarda; en mutlu anlarımda en derin hüzün gelip çöküyor, esir alıyor. İçinde yaşadığım o güzel an yerini bilemediğim bir kedere bırakıyor.  Sanki çok sevdiğim birini yeni kaybetmişim de acısı hala çok tazeymiş gibi bir duygu ile acıyor ruhum. Bana bu duyguyu hatırlatan evrenin kendisi mi? Bedenim neden fiziki ortamına ayak uydurup elinde olanla yetinemiyor? Ne istiyor, niye çırpınıyor?

Cevabını henüz bulamadığım bir sürü sorum var. Bulmak da istemiyorum aslında, ben bıraktım onları; onlar beni bırakmıyor. Düşünmekten vazgeçmek değil demek istediğim, acı çekmekten vazgeçmek. Bana verilenin farkına varıp yaşamak. Ama bu farkındalığım bile ruhuma iyi gelemiyor. Farklı bir şeyler var henüz çözemediğim. Hayat bu kadar olmamalı, sadece biz ve benler değil biliyorum. Ama neye inanacağım bile netleşmiyor düşüncelerimde. İnandıklarımdan şüphem var; en az inanmadıklarım kadar. Dünyaya gelişimizde bir sır var. Bu kadar insan, tabiat, diğer canlılar, bir anlamı olmadan hepsi koca bir hiçlikten ibaret olur.

Hayatıma giren her insanın bir rolü var, hayatıma giriyorlar, bana bırakmaları gerekeni bırakıp çıkıyorlar.  Bazılarının benim hayatımdaki görevi on yıllar sürerken, bazılarının haftaları, saatleri bazen de sadece saniyeleri bulduğu oluyor. Yanımdan öylece geçip giden biri bile o an orada olması gerektiği için oluyordur. Tüm bunları düşünüp yazarken anlayabiliyorum ama kendi hayatımın içinde yaşarken bu anlara neden hâkim olamadığımı anlayamıyorum. Madem her şey olması gerektiği zaman olacak irade bunun neresinde? Yok, eğer her şey bizim karar ve irademiz ile oluyorsa ruhumun acı çekişini nasıl açıklayayım?

Bilemiyorum şimdilik…

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Sevim Sunar

1986 Tunceli doğumluyum. Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme lisans mezuniyetinden sonra Bahçehir Üniversitesi MBA yüksek lisansımı tamamladım. 4 yıl bankacılık yaptıktan sonra ayrıldım, şu an sigorta şirketinde çalışıyorum.

Cevap bırakın