<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>varoluşçuluk &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/varolusculuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 08:12:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Mar 2016 15:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hülya Kaya Erden]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız adam]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2702</guid>
				<description><![CDATA[<p>İkinci Bölüm: Şeyda Yaşam umutsuzluğun Öbür yanında başlar. &#8220;Nietzsche&#8221; Dışarısı… Giyiniyorum ve savruk vücuduma bakmadan dalıyorum insanların içine. Geçmişin elindeki sokaklar yalnız ve ıssız… Yaşamak için yalnız mı olmak gerekiyor? Hissetmek ve var olduğumu hissettirmek için biraz nefes almaya ihtiyacım var. Karanlık duvarların yakınmalarını dinlememek adına bugün, insanların içine dalıyorum. Her nefretin altında yatan boşalma [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>İkinci Bölüm: Şeyda</strong></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yaşam umutsuzluğun</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Öbür yanında başlar.</em></p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Nietzsche&#8221;</p>
<p>Dışarısı… Giyiniyorum ve savruk vücuduma bakmadan dalıyorum insanların içine. Geçmişin elindeki sokaklar yalnız ve ıssız… Yaşamak için yalnız mı olmak gerekiyor? Hissetmek ve var olduğumu hissettirmek için biraz nefes almaya ihtiyacım var. Karanlık duvarların yakınmalarını dinlememek adına bugün, insanların içine dalıyorum. Her nefretin altında yatan boşalma gibi… İnsanlara ihtiyacım olduğunu biliyorum. Hadi bırak beni insanların arasına… Durma herkes gibi olmak için savaşmaya&#8230; Sorgusuzca at kendini gerçek oluşumun içine…</p>
<p>Yazık ki, maalesef, üzülerek söylüyorum uzaklığın verdiği boşluk ve yakınlığın verdiği samimiyet –samimiyetsizlik- olsa da onlarla ötekileşmeye mecbursun. Çünkü insanlar ancak başkalarının gözünden kendini tanır…</p>
<p>Öyle dağınık ve yoklar ki aslında, boğuluyorum. Bu şehir sadece bir sokaktan ibaret. Bir kadın geçiyor yanımdan acı çeken siyah çarşafıyla. Sonra bir kadın ve bir kadın daha… Milyonlarca yalnız kadın geçiyor yanımdan. Bu şehirde yaşayan kadınların hepsi mi yalnız? Bırak kendini bütün kadınların vücuduna. İçki istiyor canım. İşemek istiyor umarsızca birayla dolan midemi boşaltmak için. Pis bir yer biliyorum. Öyle pis ki, oturmaya korkarsın, öyle pis ki, gülmeye korkarsın ve öyle pis ki, inatla oturup bir bira içmek istersin boşalan masaların en sadesinde… Biraz ayakta bekledikten sonra iyi manzarası olan, iki kişilik bir masaya yerleşebildim. Neden olduğunu bilmediğim bir sebepten, bedenimi rahatlama, huzur ve geç gelen mutluluk duygusu kapladı. Geniş ağızlı kadın yanıma yaklaşırken gülümsüyor, garsonmuş. Ne içersiniz? Çok resmi. Bir bira. Öyle soğuk ve yalnız olsun ki, benim olsun. Düşünerek hareket etmenin kasıntısını yaşamadan, meraklı bakışlardan kaçıyorum bu gece. Bira… Kadının elindeki bira bardaklarından sıyrılarak elime kavuşuyor. Arjantin…</p>
<p>Çok uzaklarda olsan da sıyrılamazsın…</p>
<p>Arjantinin ağırlığı bileğimi zorlarken, kadın garsonu yanımda dikilirken gördüm. Buyurun oturun. Rahatsız etmiyorum umarım. Yoo… Ne içersiniz? Belki birazdan. Nasıl isterseniz. İlk defa mı geliyorsunuz? İki ya da üçüncü olabilir. Arkadaşınız yok mu? Bu gece yok. Buraya genelde dağıtmaya gelirler. Bu konuşmanın durumu pek iç açıcı görünmüyor. İsminiz nedir? Şeyda. Ne güzel bir isim. Sizin isminiz? Benim? Unuttum… Gülüyor, kahkahaları tüm masalardaki gözleri uyandırıyor. Ben fazla dikkat çekmekten hoşlanmam. Fazla konuşmaktan da hoşlanmıyorsunuz herhalde.</p>
<p>Kadın kokusu, kadın gülüşü… Bu gece ne olur sen konuş, sabaha kadar seni dinleyebilirim. İyi şeylerden bahset, güzel şeylerden. Umuttan, gelecekten… Ölümden uzak olalım bu gece.</p>
<p>Sana rüyalarımdan bahsetmemi ister misin? Dedi, benden ümidini keserek. Gururlu bir kadına benziyor. Doğru bildin. Burada olmaktan dolayı ağladığımı, sızlandığımı duymayacaksın. Memnunum hayatımdan. Her gece yeni bir erkek tanımaktan. İçki sunmaktan, farklı sigara dumanlarını içime çekmekten… Eğer istemezsem çeker giderim. Başka bir şehirde yaparım işimi. Ne diyordum? Rüyalarını anlatacaktın. Rüyalarım… İnsan düşünmekten vazgeçince rüyaları da saçma sapan oluyor. Ama bir kere dalarsa gerçeğin içine… Gece devam ediyor o gizemin bilinmedik ayrıntılarında. Güzel değil bu kadın, sempatik de değil, ama çekici… Evet, erkekler ağlamadığım için benden etkilenirler. İçimi nasıl duyabiliyorsun? Sen zaten sesli konuşuyorsun.</p>
<p>Müzik, o karanlık anlara seni çağırıyor… Evet, karamsar biriyim. Ve bu karamsar durumdan, insanların mutluluklarını bozabilirim diye vazgeçme niyetinde değilim. Sadece anlaşılmak istiyorum. Onaylanmak değil! Anlaşılmak… Sözler ise hiçbir zaman yeterli olmuyor!</p>
<p>İstersen dışarıda da görüşebiliriz. İşte dışarıdayız! Zamandan ve insanlardan sıyrılmış bir anı yaşıyoruz. Peki, sen nasıl istersen Şeyda. Düşünüyor… Bana anlatacaklarını kafasında toparlamaya çalışıyor olmalı. Bırak, onlar çıksın ağzından. Ben herkes gibi değilim. Rahatlık en sevdiğim yaşam şeklidir. Karşı masadan biri bağırıyor. Tam sırası! Ya unutursa söyleyeceklerini. Biranın sonuna geldim. Bana da daha getirir misin? Başıyla onaylıyor. Tepsisindekileri tek tek boşaltarak en son benimkini getiriyor. Sonra yine kaldığı yerden bana dönüyor. Gitme bir daha… Bırakma beni… Esaretimi fark et ama gitme… Ölü olduğumu fark et ama gitme… Gözleri de kocaman, dudakları da… Bütün iletişim araçları belirgin Şeyda’nın. Benim ince dudaklarım, kısık gözlerim gibi değil iletişimi. Daha olağan, kolay ve sıcak… Rüyalarım demiştim ya, onlar uçurumlarla dolu. Çünkü ben yükseklikten çok korkarım. Akıp gitmekten, uçmaktan,  havanın delicesine yüzüme vurmasından. Karabasanlarım hep uçurumlarla doludur küçüklüğümden beri. Balkonun yıkılması, evin uçuruma dönüşmesi ve toprağın görünmeyen yanı… Dedi, yeniden önüne bakarak. Ya seninkiler? Uçurum var mı? Ölüm var mı? Benim… Uçurumlar yerine daha belirgin kaçışlar var. Hatırlamıyorum. Belki de senin kadar üzerinde durmuyorum. Herhalde ölümden senin kadar korkmuyorum. Sen hiç sevdiğin birini kaybettin mi? Şeyda, ben hayatta hep kaybettim. Hayır, sevdiğin birini kaybettin mi? Hayır. O zaman çok şanslısın. Patron bana bakıyor. İzin verirsen kalkmalıyım. İşimi kaybetmek istemiyorum. Şey… Senin için üzüldüm. Neden? İşte üzüldüm. Şeyda…</p>
<p>Her insanın adı var bende. Bir de tadı. Yaşamsal alanların içinde sadece anların paylaşımı var. Üzüntünün, sevincin, yalnızlığın, acının… Sonra yine baş başa katlanmak zorunda kaldığım kendim var. Kadın… Bu gece beni ifade etmek zorunda mıydın? Ben sadece içki içmek istiyordum. Derin mutsuzluğumu delmeye hakkın yoktu…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2702</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 22 Feb 2016 12:36:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hülya Kaya Erden]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız adam]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2346</guid>
				<description><![CDATA[<p>Birinci Bölüm: Orospu Herkes, Kendi ömrünün dikenlerinde açmış çiçeklerin Kelebekleriydi biraz: Anlaşılmaz derecede Anlaşılmak için çırpınan; Çırpındıkça Kendi yemişine yem olan… Sözleriniz ne kadar yavan dedi kadın, alaycı ve keskin gülümsemesinin ardından. Sigarasından aldığı derin bir nefesten sonra bacak bacak üzerine attı. Çıplak bedeni parlıyordu loş odanın içinde. Güzeldi bacakları çirkin olan diğer yerlerine göre. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 21.75pt; margin: 0cm 0cm 21.75pt 0cm;" align="center"><strong><span style="font-size: 12.5pt; font-family: 'Verdana','sans-serif'; color: #222222;">Birinci Bölüm: Orospu</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><em>Herkes,</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kendi ömrünün dikenlerinde açmış çiçeklerin</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kelebekleriydi biraz:</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Anlaşılmaz derecede</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Anlaşılmak için çırpınan;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Çırpındıkça</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kendi yemişine yem olan…</em></p>
<p>Sözleriniz ne kadar yavan dedi kadın, alaycı ve keskin gülümsemesinin ardından. Sigarasından aldığı derin bir nefesten sonra bacak bacak üzerine attı. Çıplak bedeni parlıyordu loş odanın içinde. Güzeldi bacakları çirkin olan diğer yerlerine göre. Daha da yerleşti oturduğu koltuğa. Hala gülüyordu. Neden? Bir cevap bekliyordu. Senin derdin sadece fazla yorgun olmak dedi yine aynı edayla. Yorgun mu? Evet yorgun dedi. Çünkü enerjini saçma sapan şeylerle harcıyorsun çalışmak yerine dedi. Buda hayatımı zorlaştırıyormuş. Beni rahatsız etmek istediği belliydi. Ama rahatsız olmuyordum. Tersine eğlendiğim bile söylenebilirdi. Çekici görünmek istediği belliydi sigarasını söndürürken. Oysa iki parmak arasına takılmıştı gözlerim. O iki meyveyi yemek istiyordum nikotin tadını içime çekerek. Uzun zamandan beri tanışıyorduk. İhtiyacım olduğunda arıyordum, iki saat sonra geliyordu bu eve. Benim evime.</p>
<p>Gizlerin ardında hayat. Gizlerin dibinde. Bir ben bir de ölüm. Daha ne var ki? Yaşayacaksın, yaşamdan bıkacaksın. Ve bir baban olmayacak bu yaşamda. Varsa şansına küs.</p>
<p>Ellerini bacaklarında gezdiriyordu. Sözünü tutmuştu çünkü ter kokmuyordu. Ben de yıkanmıştım. Önceki gelişinde böyle karar vermiştik. Sevişmelerimizi daha çekilir hale getirebilmek için. Ne düşünüyorsun? Dedi merak ettiğine kendini zorlayarak. Hiç… Sadece bacaklarını. Vücudumun en beğendiğin tarafı değil mi? Bir de ellerin. Neden? Çünkü çok iyi kavrıyorlar. Benim kocam olmak ister misin? Burada istediğin kadar kalabilirsin. Karın olarak mı? İstediğin gibi. Sana yemek yapmamdan hoşlanır mısın? Düzenli yemek yemekten hoşlanmam. Ama düzenli sevişmek hoşuma gider. Yüzündeki kırışıklıklar artmıştı somurttuğu için. Nasıl geçiniriz? Sen orospuluğa devam edersin ben de böyle yaşamaya. Ya çalışmak istemezsem? Olur. Kahkaha atarak gülmeye başladı. Tüm yaşamını bu kahkahaların içinde boğuyordu. Yalnızdı. Sadece kahkahalarıyla. Organını göstererek bunu sadece sana yedirmem dedi. Hala gülüyordu. Bende gülmeye başladım.</p>
<p>Ölümün ardından gelen ayak izleri bana ait. Yaklaşmak uzaklaşmaktan daha zor. Ölüm beni ararken onu buldu. O herkesten uzaklaşarak bıraktı kendini boşluğa. Ölüm yine de memnun kalmadı. Çünkü ölüm sadece kendisiyle hesaplaşıyordu başka bedenlerde. Aynı aynaya bakan bizler gibi…</p>
<p>Bulabileceğim tüm kelimeleri tüketmiştim. O da sıkılmıştı benden. Bu gece benimle kalacaksın değil mi? Evet, hep kalmıyor muyum? Karnım acıktı dedi. Dolapta dünden kalan yemek olacak. Oturduğu koltuktan kalktı, mutfağa doğru emin adımlarla yürümeye başladı. Bense onu izliyordum. Karşımda duran boş koltuğa doğru bir sigara yaktım. Ellerimi sakallarıma götürdüm. Çok uzamışlardı. Panjurun açık olan aralıklarından sızan ışıklar hoşuma gitmişti. Buna karşılık yaklaşık beş saattir sadece kapıyı açmak için ayrıldığım koltuktan kalkarak radyoyu açtım. Sonra yine gömüldüm koltuğuma. Kalçalarımın ağrıdığını hissettim hareketsizlikten. Aralıktan sızan ışık demetleri çok iyi gelmişti. Yaşadığımı hissettiriyordu yorgun bedenime. O böyle söylemişti. İnce dilimleri elimle kavramaya çalışıyordum. Öpmek için, sonra gözlerime değdirmek için. Hep böyle ulaşılmaz olmak zorunda mısınız? Böyle gizemli ve uzak… Ve yakınımda birilerinin daha yaşadığını haber vermek zorunda mısınız? Denizin ardında… Karşı apartmanda… Karşı kaldırımda… Karşı sokakta… Karşı mahallede… Karşı şehirde… Karşı ülkede… Karşı kıyıda… Işık başka ne işe yarar?</p>
<p>Sıyrılmaya çalışıyorum. Bu dibi görünmeyen yaşamdan. Elimden geldiğince yaklaştığımı hissediyorum. Ölüm yorulmasın ben yakınındayım. Her yaşamın bir inişi vardır. Öyle inanılması güç ve saçmalık dolu…</p>
<p>Kapıda duruyordu. Beni yakalamıştı ışık demetleriyle konuşurken. Kafasını iki yana salladıktan sonra doymanın verdiği rahatlıkla yeniden koltuğuna oturdu. Bu sefer bacaklarını iki yana açarak. Onun doymasının verdiği rahatlık şimdi beni daha fazla rahatlatmıştı. Ellerim terliyordu yavaş yavaş. Yavaşlık heyecanla beraber ilerliyordu. Nasıldı yemek, beğendin mi? Güzel yemek yapıyorsun, ancak acele etmeden daha yavaş yapmalısın dedi. Sonra ekledi bildiği bir konu üzerinde yorum yapmaktan zevk duyarak: Fazla kurcalamadan, kendi haline bırakmalısın pişen yemeği. Beni hala nasıl heyecanlandırabiliyorsun? Dedim artık kendimi engellemekten vazgeçerek. Cinselliğinin objesi olduğum için. Kadın! Sen harikasın, olamadığın biri gibi davrandığın için. Hali hazırda bulunan kimliğinden yemediğin için. Bense hala biri olamadım. Olma zorunluluğu da hissetmedim. Beni çok yalnız bırakıyorsun dedi dudaklarını bükerek. Şimdi bir çocuk duruyordu karşımda. Elimde olmadan dedim.</p>
<p>Sorun? Benim içindeki benden süratle uzaklaşmaktı. Benim ne olduğu anlamına sahip olduğum bu yaratıktan kurtulmaktı. Ölüme sığınmak istiyordum. Korkuyordum. Çünkü biri ölürken o korkunun nasıl olduğunu hissetmiştim.</p>
<p>Beni hiç merak ettin mi? Bazen ettim dedim. Ama bildiklerimde yeterli diye düşünüyorum. İlişkimiz için bu kadar yeterli. Bunca yıldır hiç soru sormadın. Seninle ilgili sorduğum soruları da hep geçiştirdin. Verdiğim cevaplarda beni ne kadar tanıyacağını sanıyorsun? Tanırdım dedi kararlı. Konuşmayı beceremem.  Beni ciddiye almadığını hissediyorum. Saçmalıyorsun. Haddimi aştığımı, sana yaranmak istediğimi düşünüyorsun. Neden zorlaştırıyorsun? Biz böyle mutluyuz. Ben… Ben birileri tarafından ciddiye alınmak istiyorum. Önemli mi olmak istiyorsun dedim üzülerek. Evet… Evet kesinlikle. Senin için önemli olmak istiyorum. Ne önemi var ki… Kim kimin hayatında önemli ki? Bu çıkar ilişkisinden ibaret sadece. Parayı söylüyorsan buna mecburum. Hayır. Bütün ilişkilerden bahsediyorum.</p>
<p>Kadın üzgündü… Çünkü başkası tarafından hissedilmek istiyordu. Hissedilmek… Çöküş demekti. Hissedilmek bile dürüst değildi kendi içinde.</p>
<p>Şimdi ışık demetleri kadının yüzündeydi. Kadını şimdi daha çok seviyordum. Kafasını yana yatırması ne güzel olmuştu. Hayat özgür bir ışığın içinde başlamış ve yana yatan bir yüzün solgun derisinde bitmişti. Paramparça olmuştu yüzün her bölümü. Gece feneri şimdi bu yüz için dönüyordu aydınlatmak için. Deniz ara vermişti içini göstermeye. Hadi gül biraz. Benimle eğlen istersen ama ileriye gitme. Alınganlık en kötü huyumdur. Neden sakallarını kesmedin? Rahatsız olur musun? Seçme şansımın olmadığını biliyorum dedi. Suratıma fazla sürtmezsen sevinirim. Öyleyse yatalım. Nasıl istersen patron. Yatağıma gitmemize gerek yok. Bu odanın her yanı bizim. Ellerini ver bana, onları içime alacağım. Bacakların bu kadar pürüzsüz olmak zorunda mı? Her anın anlamı vardı. Işık demetlerinin içinde kayboluyordum. Boğuluyordum artık yüzmek istemezken.</p>
<p>Unuttum nefes almayı… Görmeyi… Neyse ney…</p>
<p>Uyandım. Neredesin? Gitmiş. Oysa ben kahvaltı edeceğimizi düşünmüştüm. Arada sırada kaldığı gibi yine gitmeyebilirdi. Karşımda duran bir tel saçına bakıyorum. Ne kadar bakımsız ve savruk. Taranmaktan bıkmış, boyanmaya doymamış. Yorgunum. Canım artık kahvaltı etmekte istemiyor. Öylece uzanmak yatakta… Acelem yok. Akşamı bekliyorum avutması için yüreğimi. Sonra dolaşmak istiyorum. Nefesimi geri almak istiyorum hayattan. Ödünç olarak…</p>
<p>Ben başladın yine ben bitiririm… Bu kadar hakkım olmalı ölüme karşı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2346</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Eğitimin Felsefi Temelleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/egitimin-felsefi-temelleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/egitimin-felsefi-temelleri/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 29 Aug 2015 19:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[Brameld]]></category>
		<category><![CDATA[daimicilik]]></category>
		<category><![CDATA[dawey]]></category>
		<category><![CDATA[değerler felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim ve felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimin felsefi temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[essensializm]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[idealizm]]></category>
		<category><![CDATA[ilerlemecilik]]></category>
		<category><![CDATA[mantık]]></category>
		<category><![CDATA[natüralizm]]></category>
		<category><![CDATA[özcülük]]></category>
		<category><![CDATA[perennializm]]></category>
		<category><![CDATA[platon]]></category>
		<category><![CDATA[pragmatizm]]></category>
		<category><![CDATA[progressivizm]]></category>
		<category><![CDATA[realizm]]></category>
		<category><![CDATA[sartre]]></category>
		<category><![CDATA[varlık felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden yapılanmacılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=567</guid>
				<description><![CDATA[<p>Eğitim kavramını, insanı belli amaçlara uygun olarak yetiştirme süreci olarak tanımlayabiliriz. İnsanı kültürel hayata hazırlayan bu süreç amaçlı ve planlı olarak yapılandırılır. Her amaç ve planda bir “kasıt” vardır. Özellikle devletin ve toplumun geleceği için insana yönelik yatırımlar söz konusu olunca belli bir amaç, belli bir içerik önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, eğitim bedensel ve zihinsel [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/egitimin-felsefi-temelleri/">Eğitimin Felsefi Temelleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim kavramını, insanı belli amaçlara uygun olarak yetiştirme süreci olarak tanımlayabiliriz. İnsanı kültürel hayata hazırlayan bu süreç amaçlı ve planlı olarak yapılandırılır. Her amaç ve planda bir “kasıt” vardır. Özellikle devletin ve toplumun geleceği için insana yönelik yatırımlar söz konusu olunca belli bir amaç, belli bir içerik önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, eğitim bedensel ve zihinsel olarak hedeflenen davranışları kazandırmak ele alınabilir. Bundan dolayıdır ki eğitim, insanı, bir “kasıt” doğrultusunda kültürleme ve şekillendirme sürecidir diyebiliriz.</p>
<p>“Felsefe” kavramı ile, bireyin ya da toplumun kendine özgü görüşleri, idealleri, yaşama ait düşünceleri veya iyi, güzel, gerçek ile ilgili konulardaki varsayımları kastedilmektedir. Her bireyin bu anlamda kendine özgü bir yaşam felsefesi olduğu gibi bu durum toplumlar ve devletler için de geçerlidir. Bundan dolayı bireyler ve toplumlar geleceklerini, amaçlarını ve bunun gerçekleştiği yaşam sürecini kendi “felsefi” tutumları doğrultusunda gerçekleştirmeye çalışırlar. Sorunlarını bu tutumla çözmeye, amaçlarına bu duruşla ulaşmaya çalışırlar.</p>
<p><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitimin-felsefi-ilkeleri.jpg"><img class="td-modal-image wp-image-569 size-full alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitimin-felsefi-ilkeleri.jpg?resize=350%2C200" alt="egitimin-felsefi-ilkeleri" width="350" height="200" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitimin-felsefi-ilkeleri.jpg?w=350&amp;ssl=1 350w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitimin-felsefi-ilkeleri.jpg?resize=300%2C171&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" data-recalc-dims="1" /></a>Felsefe Nedir?</strong></p>
<p>Felsefe (philosophy) terimi, Yunanca iki ayrı sözcüğün, <em>philo</em> ve <em>sophia</em> sözcüklerin birleşmesinden oluşmuştur. Philo / phillia; sevgi, seven, sophia; bilgi, bilgelik, hikmet anlamındadır. Kelime anlamıyla felsefe, “bilgelik arayışı”, “bilgeliği sevmek”tir. Filozof terimi de aynı kökten gelmektedir; “bilgelik arayışında olan”, “bilgeliği seven” anlamındadır. Ancak bugün, kelime kökünden farklı olarak, felsefe terimi “bilgelik”, “hikmet”; filozof terimi de, “bilge”, “hikmet sahibi”, anlamında kullanılmaktadır.</p>
<p>Sözcük anlamı dışında “felsefe nedir?” sorusuna gelince, birbirinden farklı felsefe tanımlarına rastlamak olasıdır. Bunlar; “hakikat arayışıdır” ya da “yaşamın anlamını, amacını anlamaktır” v.b. gibi tanımlara sığdırılamaz. Felsefenin anlamı ilgi alanıyla anlam kazanır. Evrenin yapı ve düzeni, yaşamın anlamı ve amacı, bilginin kaynağı ve değeri, iyi, güzel ve doğrunun ne olduğu, nitelikleri, kısaca, bilgi, varlık ve değer alanına ilişkin soru ve sorunlar insanoğlunun sürekli olarak yanıtlamaya çalıştığı sorunlardır. Bu sorular özellikle de filozofların ilgi duyduğu alanlardır.</p>
<p>Bilim ile felsefe iç içedir çünkü, gerçek ve duyularla algılanabilen bir dünyada yaşayan, ayağı ile yere basan filozof ve bilim adamı, fiziksel dünyayı , ilişkileri, bunların neden ve sonuçlarını görmezlikten gelmezken, duyusal olan şeylerin ötesiyle, gerçekliğin özünü anlamaya çalışıp, “genellemelerin en yükseğime”, “ilk nedenlere” ulaşmaya çalışmadan da kendilerini alamamışlardır. Diğer bir açıdan da buna bilimler felsefenin kutsal bir işbirliği diyebiliriz; yeni yetişen bireylere, bugüne kadar felsefe alanında üretilmiş çeşitli görüşlerle, bilim alanında elde edilmiş bilgi ve kuramları aktarmak da eğitimin “aydınlatma” görevi olmaktadır. Platon’un dediği gibi felsefe, “doğruya varmak ve var olanı bilmek için düşüncenin yöntemli bir çabasıdır.”</p>
<p><strong>Varlık Felsefesi</strong></p>
<p>Metafizik, varlığın, hakikatin, gerçekliğin ne olduğu üzerinde durur. Gerçek olan şeyin doğasını araştırır. “Yaşamın ve varlığın değişken yanları dışında, değişmeden kalan öz / gerçeklik nedir?” sorusunu sorar. Metafizik bütünsel olarak, hangi biçim altında olursa olsun, var olan her şeyi ele alır ve onun temel doğası üzerine sonuca ulaşmaya çalışır. Bu sorulara verilen cevaplar gerçekliğin algılanmasındaki realist ya da idealist düşünüş farkını ortaya koymaktadır. Gerçekliğin özünü idealist düşünce maddi olmayan tanımlamalarla açıklarken realist düşünce gerçekliği insandan ve düşünceden bağımsız bir varlık olarak algılar. Pragmatist düşünce ise gerçekliğe, içeriği deneyle belirlenmiş bir olgu olarak yaklaşır.</p>
<p>Felsefenin varlık konusundaki sorunsalının eğitim felsefesi ile ilgili sorularını şu şekilde özetleyebiliriz:</p>
<ul>
<li>Şeylerin bize görülme biçimleri ile oldukları biçim arasında fark var mıdır?</li>
</ul>
<ul>
<li>Meydana gelen her şey önceden belirlenmiş midir?</li>
</ul>
<ul>
<li>Bir şeyi farklı iki zamanda aynı şey yapan nedir?</li>
</ul>
<ul>
<li>Bir şahsı tüm hayatı boyunca aynı şahıs yapan nedir?</li>
</ul>
<p><strong>Bilgi Felsefesi</strong></p>
<p>Bilgi kuramı ya da bilginin bilgisi diyebiliriz. “Bilgi” olgusuyla “bilme” olayını inceleyen bir alandır. Felsefenin bilimi ve bilgiyi açıklaması, diğer bir deyimle bilgi ve bilimin felsefe açısından incelenmesidir.</p>
<p>Çeşitli bilimlerin ve bilgi türlerinin nesnel önemini belirlemek amacıyla konuyla ilgili ilkeleri, varsayımları, sonuçları, dayandıkları kaynakları, mantıksal temelleri, eleştirel incelemeye tabi tutmak bilgi kuramının işidir. Bu eleştirel inceleme hem bilginin özünü, ilkelerini, yapısını, kökenini, hem de bilginin yöntemini, geçerliğini, koşullarını, olanak sınırlarını araştırır. Bütün bunlar eğitim için yol göstericidir.</p>
<p><strong>Değerler Felsefesi</strong></p>
<p><strong>            </strong>“Değer”, kuramı ile ilgili olan Aksiyoloji, “iyi nedir?, doğru eylem hangisidir?”, sorularına cevap bulmaya çalışır. Aksiyolojinin alt bilimi etik ve estetiktir. Etik (ahlak), moral değerler ve eylemlere felsefi bir bakışı temel alır. Estetik de sanat ve güzellik alanları üzerine düşünmektir. Haz, hoşlanma, güzel vb. kavramların ya da algıların temellerini irdeler. Eğitim ve eğitimcinin genel amaçları içinde yer alan amaçlardan birinin, bireyin değer yargılarında ve beğeni düzeylerinde belli bir seviyeye ulaşmak olması eğitimin felsefi temeli olmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p><strong>Mantık</strong></p>
<p><strong>            </strong>Mantık, doğru ve geçerli düşünme kurallarının ne olduğunu içerir. Düşünme ve fikir oluşturma sürecinde, ileri sürdüğümüz argümanlarımız önermelerimizi doru temellendirmemizi, fikirlerimizi tutarlı olarak oluşturmamızı sağlayan geçerli, uygun çıkarsama kuralları sunar. Tümdengelimci (dedüktif) mantık, genel ilkeler ve yasalardan hareketle özel olaylar ve durumlar üzerine akıl yürütmeye dayanır. Tümevarımcı (indüktif) mantık ise özel durumlar ve olaylardan hareketle genel yasalara ulaşan bir akıl yürütmeyi temel alır.</p>
<p><strong>Felsefe- Eğitim İlişkisi</strong></p>
<p><strong>            </strong>Yaygın biçimde kullandığımız “en önemli sorun, eğitim sorunudur” derken aslında kastettiğimiz “en önemli sorun felsefe sorunudur”. Çünkü eğitimi sadece uygulanan eğitim politikaları ve eğitim programları olarak ele almak büyük yanılgıdır.</p>
<p>Eğitim sürecinde, öğretimin nasıl olması gerektiğini belirlemek kadar, “kime”, “niçin”, “hangi amaca yönelik” olarak “ne öğretileceği” konusundaki değer yargıları eğitimin özünü ve temel sorununu oluşturmaktadır ya da oluşturmalıdır.</p>
<p>Felsefeyle eğitim arasındaki ilişkiyi;</p>
<ul>
<li>Eğitim çalışmalarını ve araştırmaları yönlendirme,</li>
</ul>
<ul>
<li>İnsanların hangi amaçlar için nasıl yetiştirileceği konusunda yol gösterme,</li>
</ul>
<ul>
<li>Eğitim ile diğer toplumsal olgular arasındaki ilişkiye anlam vermeye çalışma,</li>
</ul>
<ul>
<li>Eğitim politikalarının ve programlarının belirlenmesi</li>
</ul>
<p>olarak özetleyebiliriz.</p>
<p><strong>Felsefi Akımlar</strong></p>
<p>Felsefe ile eğitimin arasındaki ilişkiyi daha derinlemesine incelemeden ve eğitimde felsefi ekolleri ele almadan önce bu temel felsefi yaklaşımlara kaynaklık eden temel felsefi akımlarını kısaca özetleyelim.</p>
<p><strong>İdealizm</strong></p>
<p>Felsefedeki idealizm terimi günlük dildeki kullanımdan oldukça farlı bir anlama sahiptir. İdealizm, felsefede “idea” kelimesinin anlamıyla belirlenmiştir. İdealizm, gerçekliğin özdeksel nesneler ve güçlerden çok, fikirlerden idealardan ya da ben’lerden meydana geldiğini iddia etmektedir. İdealizm akımı temelde gerçeklik üzerine düşüncelerin üretildiği bir akımdır. İdealist felsefeye göre gerçeklik aslında ruhsal ve düşünseldir. Var olan gerçeklik evrensel ruhun bir yansıması, bir parçasıdır. İdealizmin temelleri Platon’a kadar uzanır. İdealizmin en temel ayrımları öznel idealizm, nesnel idealizm ve kişisel idealizm ayrımlarıdır. 18. ve 19. yüzyılda J. G. Fichte ve G. W. Friedrich Hegel gibi filozoflar, idealist felsefeyi biçimlendirmişlerdir. Descartes, Leibniz, Berkeley, ve I. Kant da bu akımın en önemli düşünürleri olarak sayılabilir. İdealizmin varsayımları özetle şöyledir:</p>
<ul>
<li>İnsanların gördüğü ve hissettiği doğa dünyası, bir görünüşler dünyasıdır.</li>
<li>Bir şeyin var olduğunu söylemek, o şeyin kendilerince ya da başkalarınca algılandığını söylemektir.</li>
<li>Evrende aşağıdan, ilkelden, yukarıya, karmaşığa doğru bir evrim ve gelişimi amaçlayan düzenli bir süreç vardır.</li>
</ul>
<p>Bu akıma göre gerçekliğin temeli zihinsel ve tinsel / ruhsaldır. Esas gerçeklik yalnız düşündedir ve evren genelleşmiş zihinsel bir algıdır. Var olan, bireyin zihinsel ve ruhsal olarak var olduğu kadar, zihinsel olarak algılayabildiğidir.</p>
<p>İdealizm, felsefi bir akım olduğu kadar en eski eğitim kuramıdır da. Şu halde idealizm duyular dünyasının karşısında hiçbir koşula bağlı olmayan kendinde / özsel, mutlak olanı anlamaya çalışmaktadır ve bu boyutlarda kuramlar ve görüşler geliştirir. İdealizmin eğitimdeki temel anlayışı insanı olduğu gibi değil olması gerektiği gibi eğitmektir. İdealist eğitim, bireyi, iyi, doğru ve güzel olana yöneltmek ister. Öğrenme – öğretme sürecinde öğrencilerin, doğuştan getirdikleri yeteneklerin farkına varmalarını amaçlar. Temeli zihinsel ve düşünsel olan gerçekliğin, aynı zamanda kültürel birikimle aynı şey olmasından dolayı, okul bu değerleri topluma aktaran bir kurum olmak durumundadır. Bu nedenle, eğitimde materyalist değerlere, uzmanlaşmaya ve yararcılığa dönük tüm amaçlara karşı çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Realizm</strong></p>
<p>Realizm ise idealizmin tersine bireyin yaşadığı evreni ve varlığı, reel gerçekliğin algısı ve somut yaşantısı olarak açıklar. Aslında var olan şey bizim zihnimiz yokken yani biz yokken de vardır. Realizme göre varlık, nesneler, kendi başına varlıktırlar. Var olmaları için bizim onları algılamamız gerekmez. Ben’den ayrı olarak nesnel gerçeklik vardır ve evren bir illüzyon değil gerçekten ve somut olarak var olan bir şeydir. Bu akımın öncüsü ise Aristoteles’tir.</p>
<p>Realizmin eğitime dair düşüncelerinde idealizmden farklı olarak, akıldan bağımsız olarak dış dünyanın varlığı varsayımından hareketle gerçeklik, yargılarımızın tecrübe olgularıyla ya da dünya ile uyuşmasıdır. Akıl kendi dünyasını oluşturma yerine var olan gerçeklikten yararlanmalıdır. Bilginin bu öğelerini öğrenmek, öğrencinin sorumluluğudur.</p>
<p>Klasik realistlere göre insan, akıl varlığı olduğu için, okul, aklın gelişimine öncelik vermelidir. Doğacı realistlere göre ise doğal bilimler insana en güvenilir bilgiyi sağlamaktadır. Bu nedenle “bilim” okul programında en önemli yeri almak durumundadır. Eğitimin amacı ise öncelikle her bireyi kendine özgü, farklı bir kişi yapmak değil, fakat fiziksel ve kültürel çevreyle bedenen ve zihnen uyumlu bir şekilde hoşgörülü bir kişi olmasını sağlamaktır.</p>
<p><strong>Natüralizm</strong></p>
<p>Natüralizm, doğanın tüm gerçeklik olduğu düşüncesinden hareket eder. Doğanın kendisi insanları, insan doğasını ve tüm varlıkları içeren, bunları açıklayan bütünsel bir sistemdir.</p>
<p>Natüralizm eğitimle ilgili olarak şu düşünceleri temele alır:</p>
<ul>
<li>Eğitim hedefleri belirlenirken evrensel düzenin bir parçası olan doğa ve insan doğası dikkate alınmalıdır.</li>
<li>Doğayı anlamanın yolu duyumlardan geçer, duyum ise gerçekliğe ilişkin bilgimizin temelidir.</li>
<li>Doğadaki süreçler yavaş ve aşamalı olduğu için eğitimsel süreç de yavaş ve aşamalı olarak ilerlemelidir.</li>
<li>Çocukların öğretimi, kitaplarda ve derslerde yer alan bilgilerin kelimesi kelimesine öğretmek, telkin etmek değil, direkt çevreyle kuracakları duyusal etkileşime dayandırılmalıdır.</li>
<li>Çocukluk, insanın geliştiği önemli bir evredir. Öğretim ve programda çocuğun dürtü ve duyuları dikkate alınmalıdır.</li>
<li>Okul, çocuğun çevresinden ayrı düşünülmemeli tersine öğretim çocuğun çevresini de içermelidir.</li>
</ul>
<p>Natüralistlere göre eğitimin temel amacı, toplumun yapaylığına karşın, kendi kendine gelişen, özgür bir insan doğası yaratmaktır.</p>
<p><strong>Pragmatizm</strong></p>
<p>Pragmatizm, C. S. Peirce’ın geliştirdiği ve daha sonraları William James ve John Dawey’nin çabalarıyla yaygınlaştırılan bir Amerikan felsefesidir. Pierce, “şüphe” ve “inanç” sözcüklerini ne kadar önemli ya da önemsiz olursa olsun, bir problemin hareket noktasıyla ilişkilendirmektedir. İnanç, zihinsel eylemin yalnızca bir hareket alanıdır. Bilgiye giden yegane yolun bilimsel yöntem olduğu ve felsefenin bilimleri taklit etmesi gerektiği Peirce’ın argümanıdır. Tüm bilgi deneye dayandırılmak zorundadır ve doğrulanabilir bilgi, gözlem ve deneysel tecrübe ile kazanılabilir.</p>
<p>William James ise pragmatizm, kategorilerden, ilkelerden ve varsayılan zorunluluklardan uzaklaşma; bunların yerine sonuçlara, olgulara, ürünlere ve son şeylere bakmak olarak gösterilir. Fikirlerin, yaşantımızın diğer yanlarıyla tatmin edici ilişkiler kurmamıza yardımcı oldukları ölçüde doğru olduğu görüşünü benimsemektedir.</p>
<p>Dawey’e göre eğitim, bilim yöntemi yoluyla sistematik olarak araştırma yapmaya yönelik öğrenme sürecidir. Çünkü varoluşsal durumlar sürekli değişmekte ve insanın nihai cevaplara ulaşması mümkün görülmemektedir.</p>
<p>Pragmatizm eğitimi bir “gelişme” süreci olarak görür. Nesnel bir hakikat tanınmayan pragmatizmde esas olan “sonuç”tur. “Ne ki yararlıdır o vardır. Ne ki vardır o yararlıdır” pragmatizmin temel tezidir. Pragmatizmin eğitim anlayışında “içgüdüler” ön plandadır. Öğretmen ve ders kitapları eksenli eğitim anlayışının tersine, “öğrenme” olayının içsel bir süreç olduğu ve bunun temelinde çocuğun içgüdülerinin bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu süreçte eğitimin amacı ve öğretmenin görevi çocuğun yeteneklerini etkilemek ve gelişme yollarını açmaktır.</p>
<p><strong><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/j-p-sartre.jpg"><img class="td-modal-image wp-image-571 size-full alignleft" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/j-p-sartre.jpg?resize=274%2C274" alt="j-p-sartre" width="274" height="274" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/j-p-sartre.jpg?w=274&amp;ssl=1 274w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/j-p-sartre.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 274px) 100vw, 274px" data-recalc-dims="1" /></a>Varoluşçuluk</strong></p>
<p>Varoluşçu düşünceler 19. ve 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden F. Nietzsche, M. Heidegger, G. Marcel, J. P. Sartre gibi filozofların görüşleri çerçevesinde geliştirilmiştir. Kelime anlamı olarak, varlığın özünü ifade eden “existence” (varoluş) kavramı, varlığın, varoluş ilkliğini ve önceliğini ortaya koymak isteyen bir felsefi akımdır. J. P. Sartre’ın deyimiyle “varoluş”un, “öz”den önce geldiğini savunan akımdır. Bu var oluş sadece insana özgü olan bir varoluştur.</p>
<p>Varoluşçu felsefeye göre insan önceden tanımlanamaz, belirlenemez. Hiçbir şey değildir. ne olacaksa sonradan bir şey olacaktır. O halde her şey olabilecektir. Kısaca, var olma süreci, insanın bilinç ve yaşam sürecidir. Bu akımın temel ilkeleri gereği, insan, insan olma (eğitim) sürecinde özgür olmalıdır. Kendisini, kendisince desteklemek gerekir. İnsan sadece “olan” bir varlık değil, “oluşum” içinde bir varlık olarak görmek gerekir.</p>
<p>Varoluşçuluğun eğitimle insana vermek istediği nitelikler, her şeyin merkezini insan olarak görme ilkesinden kaynaklanır. Toplumun ya da insan topluluklarının karşısında bireyin biricikliği ve özgürlüğü ön planda gelir. Temel tezi ise “varlık özden önce gelir” felsefesinde gizlidir. Varoluşçuluğun bu çıkışı, modern çağın endüstri anlayışına ve teknolojik çağın insanı yutan doğasına ve kitle içinde ezen eğilimine karşı bir tepkidir.</p>
<p>Varoluşçuluk akımının eğitimsel çıkarımları ise şu şekilde özetlenebilir:</p>
<ul>
<li>Birey özgürdür fakat kendini gerçekleştirmeye mahkumdur.</li>
<li>Eğitimin amacı, insanları içinde bulundukları uyuşukluktan kurtulmaları için teşvik etmektir.</li>
<li>İnsanın eğitiminde kendi araştırmasının yerini alacak başka hiçbir şey yoktur. Hiçbir insan bu temel konularda başkasına yardım edemez.</li>
<li>Eğitimin amacı insandaki boşluğu dışarıdan doldurmak değil, onun kendini bulmasına, ortaya koymasına yardımcı olmaktır.</li>
<li>Eğitim kişiye kendi benini, kendi amaçlarını geliştirme, yaşam içinde yapacağı seçimlerin sorumluluğunu kabullenme alışkanlığı kazandırmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitim-felsefesi-akimlari.jpg"><img class="td-modal-image wp-image-568 size-full aligncenter" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitim-felsefesi-akimlari.jpg?resize=579%2C187" alt="egitim-felsefesi-akimlari" width="579" height="187" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitim-felsefesi-akimlari.jpg?w=579&amp;ssl=1 579w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/08/egitim-felsefesi-akimlari.jpg?resize=300%2C97&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 579px) 100vw, 579px" data-recalc-dims="1" /></a>Eğitim Felsefesi Nedir?</strong></p>
<p>Eğitim felsefesi, eğitim sürecinin ve aynı zamanda eğitimin biliminin felsefesidir. Eğitim veya eğitilme sürecinin amaçları, biçimleri, yöntemleri veya sonuçları ile ilgili olan disipline eğitim felsefesi diyoruz. Eğitimin konusu, içeriğin ötesinde, genel anlamda insan olduğuna göre bunun felsefesi de haliyle insan sorununu ele almak olacaktır. İnsan, kendi oluşu içinde ele alınırken her varlık gibi, o da bir varlıktır ve bu niteliği ile zaten felsefenin konusu içerisinde yerini alır. Felsefenin diğer temel konuları olan bilgi ve değerler, insan tarafından kazanılırken insanın bunun için kullandığı araç “eğitim”dir.</p>
<p>Her eğitim girişiminin bir amacı vardır. Bu amacı gerçekleştirmeye yönelik katılım ise pedagojik bir süreçtir. Eğitim sürecinde hem eğitilene hem de eğiticiye ait bir amaçlar kütlesi bir “kasıt”lılık söz konusudur. Bunlar ortak gelecek isteği ile birbirine bağlıdır. Eğitim, salt birey için değil, insan ve toplum içindir. Bundan dolayı insanın ve toplumun varlığı, değerleri ve geleceğine ilişkin beklentileri ümitleri, hayalleri, dünya görüşü kısaca yaşamının düşünsel ve felsefi temelleri kaçınılmaz bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Eğitim Felsefesinde Başlıca Akımlar</strong></p>
<p>Eğitim ve felsefe arasındaki ilişki çerçevesinde incelediğimiz felsefi akımlar ve bu akımlardan hareketle oluşturulmuş bazı eğitim felsefesi akımları vardır.</p>
<p><strong>Özcülük (Essensializm)</strong></p>
<p>Essensialistlere göre olgusal dünyanın gerisinde kozmosun temeli olan sonsuz ruh bulunur; bu nedenle kaçınılmaz olarak tanrının varlığın sığınırlar. Essensialist ontolojinin, gerçeklik hakkındaki inançları, kusursuz bir düzel tarafından yöneltilen bir dünya kavramına dayanır.</p>
<p>Essensializm, geçmişte yararlı olan, sanatların ve temel yeteneklerin öğretimini ve geleceğe aktarılmasını savunan bir kuramdır. Temel eğitimin gereksinimleri olan okuma, yazma, matematik v.b. toplumsal davranışların öğretilmesinin, insanı en iyi varlık durumuna getireceğine inanılır. Başlı başına bir eğitim hareketi olarak başlamıştır.</p>
<p><em>            Bilgiye Essensialist Yaklaşım: </em>Mükemmel ve evrensel olan akıl, rasyonalitenin bir parçası olduğundan dolayı, insan zihni mutlak varlığı kavramaya açıktır. Bu da bilinçlilik durumudur. Eğer insan, kendi gerçeğinde evrenin bir mikrokosmosu ise, onun bilgisi, evreni yansıtan aklın derecesindedir.</p>
<p><em>            Essensialist Eğitim Programı: </em>Essensializmin müfredat düzeneğinde genellikle öğrenciye, gerçek, doğru ve değerlendirilebilir olan bir dünya gözüyle bakılmaktadır. Essensialistler için her yerde ve her zaman geçerli, belirli bir okul ve müfredat yoktur. Essensialist anlayış, sınırsız bir bilgi bütünlüğüne dayalı, zengin, dizinsel ve sistematik bir programda demokratik bir kültüre göre olan genel davranışları savunur. “Öğrenci yol gösterilmeye, disipline edilmeye, öğretilmeye muhtaçtır” görüşüyle de, sert, baskıcı ve disiplinci bit eğitim yapısına sahiptir.</p>
<p>Bu akımın eğitim sürecine yönelik genel görüşlerini şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Öğrenme güç bir iştir, disiplin gerektirir.</li>
<li>Bu disiplin daha çok dışsaldır.</li>
<li>Eğitimde girişim öğrenciden çok öğretmendedir.</li>
<li>Çocuk, yetişkinlerin denetim ve rehberliğinde gizil güçlerini geliştirecektir.</li>
<li>Eğitim sürecinin özü, yapısallaştırılmış içeriğin özümlenmesidir.</li>
<li>Tarih boyunca test edilmiş bilgiler çocuk yaşamından daha önemlidir.</li>
<li>Kültürü korumak ve devamlılığını sağlamak gerekir.</li>
</ul>
<p><strong>İlerlemecilik (Progressivizm)</strong></p>
<ol start="20">
<li>yüzyılın eğitim felsefesi olarak ortaya çıkan progressivizm, daha çok Amerikan felsefecilerinden destek bulmuştur. Sosyo – politik akım gibi ilerlemecilik de insan toplumunun politik araçlarla yeniden biçimlendirilebileceğine inanır. Progressivizm, okul öncesi eğitiminden, yetişkin eğitimine kadar her düzeydeki eğitim anlayışlarını etkilemiştir. Progressivizm, her şeyden önce, insanın, kendi yapıp – etmelerine, kendi düşüncesi ve kendi hüneriyle problemlerini çözebilme yetisine inanır.</li>
</ol>
<p><em>Progressivist Düşüncenin Genel Karakteri: </em>Genel olarak pragmatik felsefeye dayanır ve onun eğitime uygulanması olarak kabul eidlir. Progressivizmin değer yargısı olarak, salt değer ve enstrumental değerlerden söz etmek mümkündür. Sanat kavramını da aynı şekilde, insanın yaptığı ve hoşlandığı, sahip olduğu, insanın gelişim aşamasında ortaya koyduğu estetik düzenlemeler olarak değerlendirir.</p>
<p><em>Bilgi ve Gerçeklik: </em>Bilgi ve geçeklik konusunda progressivizm, temelde düşüncelerimizin verimliliğini, sonuç olarak işe yararlılığını göz önünde bulundurmaktadır.</p>
<p><em>Progressivizm ve Eğitim: </em>İlerlemecilik, Amerikan eğitiminde biçimciliğe, geleneksel okulun sıkıcılığına, baskısına ve sert disiplin anlayışına karşı bir hareket olarak başladı. İlerlemecilik, hem mümkün olan hem de arzu edilen reform ve gelişmeye inanan insan tipine doğru bir yönelimdir.</p>
<p><em>İlerlemeci Öğretmen: </em>İlerlemeci eğitim, geleneksel öğretmenden, yöntem ve tutum olarak farklı bir öğretmen anlayışını yerleştirmek istemektedir. İlerlemeci öğretmenin, öğrencileri nasıl uyarabileceğini bilmesi gerekir. Öğrencinin ilgilerini merkeze alan öğretmen, öğretimin düzenleyicisi, planlayıcısı, yürürlüğü koyucu kişisi ve kılavuzudur.</p>
<p>İlerlemeci eğitim şu pedagojik süreci izler:</p>
<ul>
<li>Temel becerilerin doğrudan ortaya konmasından çok, çocukların gereksinimlerini karşılamaları, sorunlarını çözerek, araştırmaları ve öğrenme yöntemini kazanmaları daha iyidir.</li>
<li>Öğrenme, öğretim programı ve öğretim, çocuğun ilgilerine yönelik oluşturulmalıdır.</li>
<li>Okul, yoğun olarak sosyal sorunlarla iç içedir ve sosyal değişimi hızlandırır.</li>
<li>Okul yöneticileri ve öğretmenler, okulu toplumdan ayıran kuramsal ve politik duvarları yıkmalıdır. Kendi içinde konulara, düzeylere ve bölümlere ayrılan okul organizasyonundaki içsel duvarları yıkmalıdırlar.</li>
<li>Öğretmenler bilgiyi aktarandan çok, danışman, psikolog, terapist, öğrenme uyarıcıları ve proje yöneticileri olmalıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Daimicilik (Perennializm)</strong></p>
<p>Topluma ve insanlara, karşılaşılan problemlerde ya da çözümsüzlük hallerinde, tek dayanılacak ve güvenilecek merci olarak tanrıyı ve tanrısal gücü göstermesi, Perennializmi hala çekici kılmaktadır. Perennializmin öncüleri, insanları daha büyük bir otoriteye boyun eğmeleri için koşullandırmıştır. Bu da bireyin, kişiliğin ön plana çıkmasını değil, uyumluluğunu gerektirmektedir.</p>
<p><em>            Perennializm ve Eğitim: </em>Perennializm, Essensialist eğitim akımı gibi, eğitimi, tarihsel ve ruhsal bir açılımın yayılma süreci olarak ele almaktadır. Bu şekilde, idealist epistemolojiye olan bağımlılığını ortaya koymaktadır. Öğretmen anlayışı ise, kültürel ve ahlaki bir model olma yönündedir. Perennializm, metot olarak Sokratik yöntemle, öğrencinin hafızasını canlandıracak sorgulamaya önem verir. Perennialistler, doğaüstü bir tasarıdan ibaret olan ve maddi olmayan kaynaklarca desteklenen bir eğitim modelini benimserler. Buna göre insan kendisinden üstün olan bit güce (tanrı, öğretmen) saygı duyar / duymalıdır.</p>
<p>Perennialistler, eğitimi, geçmiş dönemlerdeki büyük düşünceler ve klasikler üzerinde uzmanlaşma olarak görürler. Bütün dönemlerin problemlerine, geçmişin büyük fikirleri ve mantığının dolambaçlı uzun yollarını takip etmekle çare bulunabilir.</p>
<p><strong>Yeniden Yapılanmacılık</strong></p>
<ol>
<li>Brameld, yeniden yapılanmacılığı bir kavşak noktasında yapılan bir tercih olarak sunar ve felsefeyi bir “bunalım felsefesi” olarak adlandırır. Çünkü Yeniden yapılanmacı anlayış, günümüzde bunalım içinde bulunan bir toplumsal durumda oluşmuştur. Eğitim, tüm insanlığı yeniden yapılanmaya yönlendirmelidir.</li>
</ol>
<p>Yeniden yapılanmacı, her şeyden önce çağdaş kültürde bir yeniden doğuşa kararlıdır. Endüstriyel sistemin kontrolü, halk hizmetlerinin kontrolü, kültürel ve doğal kaynakların, insanlar tarafından ve insanlar için kontrolü mutlaka gerçekleştirilmelidir.</p>
<p>Yeniden yapılanmacılar göre çağdaş toplum kriz içindedir. Krizin temel nedeni ise modern yaşamın gereklerini karşılayacak kurum ve değerleri yeniden yapılandırmamasıdır. Krizi atlatabilmek için insanlar geçmişin mirasını incelemelidir. Okullar geçmişin mirasını inceleyerek, toplumu yeniden yapılandırmada kullanılacak öğeleri belirlemelidir.</p>
<p><em>            Yeniden Yapılanmacı Eğitim Programı: </em>İdeal toplum, demokratik bir toplum olduğuna göre bunun gerçekleştirilmesi de demokratik kurallara göre olmalıdır. İnsanlar yaşadığı toplumu yeniden düzenlemeye ikna edilmelidir. Bu ikna okulda başlamalıdır. Okul, yeni bir düzenin gelişmesine yol açacak biçimde öğrencilerin zihinlerini ve karakterlerini eğiterek, geleceğe yönelik olmalıdır. Bu onlara zorla değil, istekle kazandırılmalıdır.</p>
<p>Yeniden yapılanmacı eğitim, çocuğun, okulun ve eğitimin sosyal ve kültürel güçler tarafından ne ölçüde şekillendirildiğine önem verir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/egitimin-felsefi-temelleri/">Eğitimin Felsefi Temelleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/egitimin-felsefi-temelleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">567</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
