<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>varlık &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/varlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Jan 2016 21:21:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Var Olmak Algılamaktır!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/var-olmak-algilamaktir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/var-olmak-algilamaktir/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 03 Jan 2016 16:56:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rümeysa Akbulut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[algılama]]></category>
		<category><![CDATA[Berkely]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[George Berkely]]></category>
		<category><![CDATA[ontoloji]]></category>
		<category><![CDATA[var olmak]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1566</guid>
				<description><![CDATA[<p>&#8220;Var olmak algılamaktır. Ağaçlar algılayan birileri olduğu sürece vardırlar. Ormanda bir ağaç devrilse kimse duyar mı?&#8221; &#8211;George Berkely&#8211; Varlığın var olup olmadığı ontolojide esaslı bir problemdir. Yüzlerce yıl filozoflar bu sorunu araştırmış ve kendilerine göre bir sonuca ulaşmışlardır. Bir nesneye baktığımızda hepimizin götürdüğü şey farklıdır. Bir elmadan bahsedersek eğer, kardeşimin gördüğü elma &#8220;kıpkırmızı bir Amasya [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/var-olmak-algilamaktir/">Var Olmak Algılamaktır!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>&#8220;Var olmak algılamaktır. Ağaçlar algılayan birileri olduğu sürece vardırlar. Ormanda bir ağaç devrilse kimse duyar mı?&#8221;</em> &#8211;<strong>George Berkely</strong>&#8211;</p>
<p>Varlığın var olup olmadığı ontolojide esaslı bir problemdir. Yüzlerce yıl filozoflar bu sorunu araştırmış ve kendilerine göre bir sonuca ulaşmışlardır.</p>
<p>Bir nesneye baktığımızda hepimizin götürdüğü şey farklıdır. Bir elmadan bahsedersek eğer, kardeşimin gördüğü elma &#8220;kıpkırmızı bir Amasya elması&#8221; iken benim gördüğüm &#8221; kurtlu, ekşi bir elma&#8221; olabilir. Kendi kafamızda nasıl algılarsak o elmayı öyle görüyoruz.</p>
<p>Hani bir hikaye vardır: &#8220;Renkli kişiliği ve düşük not vermesiyle öğrencileri arasında özel bir üne sahip olan felsefe öğretmeni, sınavda sandalyesini kaldırıp masanın üstüne koydu ve &#8220;Sınav sorumu soruyorum. Bu sandalyenin var olmadığını kanıtlayınız.&#8221; dedi. Ancak sınav kağıtlarını okuduktan sonra ününe gölge düşüreceğini bilmesine rağmen ilk kez bir öğrencisine tam puan verdi. Öğrencinin sınav kağıdında şu iki sözcük yazıyordu: &#8220;Hangi sandalye?&#8221;</p>
<p>Bu örnekte de olduğu gibi biz algılayamadığımız sürece o nesne yoktur. Örneğin; küçük çocuklara kuşları öğretmeden önce onlar henüz kuşları bilip algılayamadıkları için onların dünyasında kuş diye bir kavram yoktur. Onlar büyüyüp dünyadaki kuş denen türleri öğrendikleri anda kuşları algılamaya başlarlar ve evet artık &#8220;kuş&#8221; kavramı onların dünyasında da yer alır.</p>
<p>Evrendeki yıldızlardan her gün milyonlarcası sönerken bunları duyan bilen birileri var mıdır? Varlığından haberimizin olmadığı, bilmediğimiz yıldızların kayboluşunu da bilmemiz imkansızdır. Çünkü onları algılamamış ve kendi evrenimize yerleştirmemişizdir. Bu da ölümlerinin de bizi etkilemediği anlamına gelir.</p>
<p>Peki, o halde sorunumuz şudur: &#8220;Bu evren sadece ben algıladığım için mi var?&#8221;</p>
<p>Hayır. Yani, eğer bir zihin algılamayı bırakırsa varlık yok olmayacak, başka zihinler algılamaya devam ettiği için varlığın sürekliliği sağlanmış olacaktır.</p>
<p>Pastacının elindeki kremşantiyi pastanenin dışındaki çocuğun algılamaması nesneyi yok etmez, çünkü pastacı o nesneyi algılamıştır, yani varlığı kesindir.</p>
<p>Ama eğer hiç kimse algılamasaydı, bu zaten nesnenin var olmadığını gösterirdi. Bu yüzden o nesne hakkında konuşmaya gerek bile yoktur.</p>
<p>Hatta bu ifadeyi tanrısallığa vuracak olursak; bütün zihinlerin üstünde de tanrının zihni vardır. Yani bütün zihinler algılamayı bıraktığında bile, tanrının mutlak algısı, varlığın var olmasını sağlamaya yetecektir. Mesela melekler&#8230; Biz meleklerin var oluşunu duyularımızla algılayamıyoruz. Fakat dine göre melekler vardır. Çünkü tanrı melekleri algılar.</p>
<p>Sonuç olarak; varlığın var olma koşulu birileri tarafından algılanmaktır. Var olmak algılamaktır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/var-olmak-algilamaktir/">Var Olmak Algılamaktır!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/var-olmak-algilamaktir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1566</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üretilen Varlık Alanı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Jan 2016 18:41:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Xebat Veysel Kayacı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antikçağ]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[postmodernizm]]></category>
		<category><![CDATA[sanat felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsellik]]></category>
		<category><![CDATA[üretim felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1556</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanatın alanına girmek birçok şeyin alanına girmek ve biçemini sorgulamak anlamına gelebilir. Sanata dair tarihsel bağlamıyla ele alış aynı zamanda geleneksel bir tavır takınmaya mı yoksa çağdaş ve modern diyebileceğimiz değişimi öngören tavrı benimsemek mi olduğuna dair tartışmaları beraberinde getirebilir. Nitekim birçok şeyin olduğu gibi sanatın da tarihi, kendi dönemi ile birlikte farklı düşünce formlarını [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/">Üretilen Varlık Alanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatın alanına girmek birçok şeyin alanına girmek ve biçemini sorgulamak anlamına gelebilir. Sanata dair tarihsel bağlamıyla ele alış aynı zamanda geleneksel bir tavır takınmaya mı yoksa çağdaş ve modern diyebileceğimiz değişimi öngören tavrı benimsemek mi olduğuna dair tartışmaları beraberinde getirebilir. Nitekim birçok şeyin olduğu gibi sanatın da tarihi, kendi dönemi ile birlikte farklı düşünce formlarını oluşturmuştur. Söz gelimi sanatın neliğine dair belki de en radikal saptamalar ve düşünceler Antikçağ diye nitelediğimiz zaman süzgecinde kendini göstermiştir. Sanatın kendisini sorgulamada doğadan veya insandan ilham alma ya da doğrusunu söylersek insanı da doğanın içinde görme ve doğayı bir bütünsel form şeklinde görme fikri pekte haksız sayılmaz.</p>
<p>Sürekli olarak bir üretim vardır ve bu üretimin nasıl ve niçin meydana geldiği sorulur. Ki bu da eski dönem için doğanın taklidi ile yani sanatın dayandığı bir dayanak noktasını belirleyerek aslından sanatın kendi için değil de bir oluşma sürecinin olduğunu nesnesinden yoksun bir halde iken sanatın mümkün olmadığı varsayımıdır. Buda bize gösterir ki uzamın aslında bölünmüş bir resim olduğudur. İnsanın tarihinde her dönem ve her asırda amansız bir biçimde tartışılan özne-nesne ilişkisidir. Mevcut tartışma sanattan bağımsız yürütülmemiş ve sanatında buna dair olduğu gözler önüne serilmiştir. Yani egemen olan özne-nesne kırılmasına dair görüş, sanatı da karşısında elleri kolları bağlı olarak bırakmıştır. Yazının ilk paragrafında bahsettiğimiz dönemler için değil aynı zamanda onu takip eden sonraki dönemler için de sanata dair yaklaşım sanatın üretimini yadırgamaz; ancak bunun arka planına yönelik tartışmayı çok açık bir şekilde gözler önüne serer. O da “güzelin” kendinde olmadığı bir şeylere eklemlenmiş bir biçimde bir yerde durduğu ve sanatın araçları ile bunu ortaya çıkardığıdır. Kimi heykelle kimi resimle kimi mimariyle ya da en temel biçimde sayılar ve sözlerle olduğu. Bunlar kabul edilirdir ancak sorgulanması gereken şudur ki bunları zihnimize ya da uzama olduğu gibi bırakan nedir? Tam da bu noktada sanatın gücü açığa çıkar, tüm bunlar sanatın içinde potansiyel olarak var olan şeylerdir ve bu potansiyelin toplumda örgütlemiş ve kişi de ortaya çıkmış hali sanatçıyı doğurur. Post-modern sanat görüşü asıl şey olarak gördüğü sanatın aktarımsal gücü bunlara eklemlenmiş şeylerden yalnızca biridir yani temelde yatan sebep gibi görülemez. Ve asıl olan şey tüm bunlarla beraber bütünselleştirilmiş sanatın ve güzelin üretim imgesidir. Bu noktada üretim kendi için var olandır ve belki de kimine göre mistiktir. Mistik olma hali onu yüceltebilir lakin tüm bileşenlerini ifade etmede yetersiz kalabilir ya da dışsal olanı içsel gibi gösterme halini alabilir ve bu da başından sonuna kadar karşı durulması gereken şeydir. Dışsal olanı içselleştirme bizi yalnızca mantıksal olanın dışına iter ve bunun sonucu da zincirin halkalarından birinin ya da birçoğunu zayıf şekilde devam etmesidir. Ve bunda sonuç kopmadır.</p>
<p>Peki, sıklıkla ifade ettiğimiz bütünlük formu nedir ve nasıl sağlanır? Yazının başında ifade ettiğimiz şey buna da cevap olabilir ki bu da tarihsel bağlamdır. Sanatı bütünlüğünden ve kendi dinamiğinden koparmadan gücünü belirten şey onun tarihselliğidir. Ancak bu tarih genel manada anlaşılacak kronolojik tarihten uzaktır. Daha çok tarihin belli bir dönemine ilişkin sanatın neliğini ifade eden genel formun içinden çekilip çıkarılması ve sunulmasıdır. Tarihsellik tam da böyle sanatla bir bütünleşme halinde ve sanatın da bütünlük formunu ifade eden şey olarak kendini gösterir. Bu kendini gösterme hali basit bir biçimde disiplinler arası geçiş ya da bir disiplinin başka bir disipline yardımcı olabilmesi değildir. Varlık alanında bulunanın özsel var oluşunu belirlemedir.</p>
<p>Bu yazıyla ilgili olarak <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">Sanat Nedir?</a></strong> ve <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat">Dünyanın Yeninden Keşfi ve Sanat</a></strong> adlı makaleleri de okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/">Üretilen Varlık Alanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1556</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
