<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>umutsuzluk &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/umutsuzluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 08:12:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>İdam Gerektiren Tek Suç; Umut Hırsızlığı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/idam-gerektiren-tek-suc-umut-hirsizligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/idam-gerektiren-tek-suc-umut-hirsizligi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 05 Apr 2016 10:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Stepne]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2986</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu seferki yazım özümden gelen damlalardan oluşacak.  Özümden gelen damlalardan oluşan denizde size küçük bir sandal sefası gibi olacak. Tabi bu sefa, yarası olanlara cefada olabilir. Sözüm zehir gibi olsa da muhakkak ki derde derman olsun diye düşünerek söylerim. Hırsızlık ne kadar kötü, hele birde yoksulun en değerlisini çalan ne alçak ne kadar aşağılık biri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/idam-gerektiren-tek-suc-umut-hirsizligi/">İdam Gerektiren Tek Suç; Umut Hırsızlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu seferki yazım özümden gelen damlalardan oluşacak.  Özümden gelen damlalardan oluşan denizde size küçük bir sandal sefası gibi olacak. Tabi bu sefa, yarası olanlara cefada olabilir. Sözüm zehir gibi olsa da muhakkak ki derde derman olsun diye düşünerek söylerim.</p>
<p>Hırsızlık ne kadar kötü, hele birde yoksulun en değerlisini çalan ne alçak ne kadar aşağılık biri değil mi? Düşünsene hayal et garip yoksul o kişi anca idare ederken, biri gelip kaşla göz arasında alıp gidiyor bütün birikimi. Bide hayalleri çalanlar var,  ümitsiz bir hayat yenilebilmekle alakalı, ümidi bitmiş bayat bir dilim kek gibidir, güzel olabilme ihtimalini öncelerde yitirmiş gideceği ve sonu belli bir yolculukta seyreden, sefil yolcu gibi mağdur.</p>
<p>Söyle bana bir insan bir serveti bir ömürde yapabilir mi? Yapar dersin bana hadi tamam ama bir insan hayallerini çaldırsa birine bir daha o kadar güzel hayalleri bir daha ne Zaman yapabilir? Ya da doğru şekilde sorayım, bir daha o hayaller bu adam yada hanımın karşısına kim bilir ne zaman çıkar? Ben söyleyeyim şanslı değilse bir daha hiç çıkmayacak. Düşün.</p>
<p>Fakirin malını çalmak ne kadar zelil bir davranışsa, umutları yok etmek insanı yaşama bağlayan damarlarını kesmekle aynı anlama gelmez mi?</p>
<p>Düşün. Yazık değil mi yatağına yatarken ağlamaya sebep olmak ya da yazık değil mi geleceğe öyle anlamsız boş boş bakmaya sebep olmak.</p>
<p>Dinle kulak ver! Sahip çık umutlarına benim ki gitmedi kurtuldu ipten çevirdi idamlık mahkum azat ettirildi, döndü geldiği yere. Ya gitseydim, ya gitseydim bir daha çok zor gelirdim aranıza bi daha gülemezdim en içten neşemle, komik diye izlediğim her şeye ağlardım, bağırırdım suçu günahı olmayan sabi sıbyana, önüme çıkan herkese&#8230; Ben aslında hiç gitmedim öbür tarafa sanki öyle ağırlaştı omuzlarım her şeyin farkındalığında.</p>
<p>Senin hayatın, senin omuzunda yazık ne kimseye yük yap kendini ne de yere seril. Bir daha onurun olmayacakmış gibi pervasızca.</p>
<p>Sev ama çok sev kaderine isyan etmeden elindekini, elinde yoksa hayallerindekini çok sev çünkü o senin.</p>
<p>Ağla ama sadece mutluluğa, değerini karşılayabilir mi dünyalık hiçbir şey gözyaşının karşılığını; Ancak en mutlu anda kahkahalar arasında istemsiz akan gözyaşını o kahkahalar ödeyebilir hem de misliyle.</p>
<p>Çok mutlu ol en sevdiklerinin yanında sahip olduklarına bedel olarak.</p>
<p>Acı çekme zaten yeterince acı çeken var şu hayatta.</p>
<p>(Sonuç olarak kutup ayıları çok yalnız.)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/idam-gerektiren-tek-suc-umut-hirsizligi/">İdam Gerektiren Tek Suç; Umut Hırsızlığı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/idam-gerektiren-tek-suc-umut-hirsizligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2986</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 17 Mar 2016 15:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hülya Kaya Erden]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız adam]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2702</guid>
				<description><![CDATA[<p>İkinci Bölüm: Şeyda Yaşam umutsuzluğun Öbür yanında başlar. &#8220;Nietzsche&#8221; Dışarısı… Giyiniyorum ve savruk vücuduma bakmadan dalıyorum insanların içine. Geçmişin elindeki sokaklar yalnız ve ıssız… Yaşamak için yalnız mı olmak gerekiyor? Hissetmek ve var olduğumu hissettirmek için biraz nefes almaya ihtiyacım var. Karanlık duvarların yakınmalarını dinlememek adına bugün, insanların içine dalıyorum. Her nefretin altında yatan boşalma [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>İkinci Bölüm: Şeyda</strong></p>
<p style="text-align: center;"><em>Yaşam umutsuzluğun</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Öbür yanında başlar.</em></p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Nietzsche&#8221;</p>
<p>Dışarısı… Giyiniyorum ve savruk vücuduma bakmadan dalıyorum insanların içine. Geçmişin elindeki sokaklar yalnız ve ıssız… Yaşamak için yalnız mı olmak gerekiyor? Hissetmek ve var olduğumu hissettirmek için biraz nefes almaya ihtiyacım var. Karanlık duvarların yakınmalarını dinlememek adına bugün, insanların içine dalıyorum. Her nefretin altında yatan boşalma gibi… İnsanlara ihtiyacım olduğunu biliyorum. Hadi bırak beni insanların arasına… Durma herkes gibi olmak için savaşmaya&#8230; Sorgusuzca at kendini gerçek oluşumun içine…</p>
<p>Yazık ki, maalesef, üzülerek söylüyorum uzaklığın verdiği boşluk ve yakınlığın verdiği samimiyet –samimiyetsizlik- olsa da onlarla ötekileşmeye mecbursun. Çünkü insanlar ancak başkalarının gözünden kendini tanır…</p>
<p>Öyle dağınık ve yoklar ki aslında, boğuluyorum. Bu şehir sadece bir sokaktan ibaret. Bir kadın geçiyor yanımdan acı çeken siyah çarşafıyla. Sonra bir kadın ve bir kadın daha… Milyonlarca yalnız kadın geçiyor yanımdan. Bu şehirde yaşayan kadınların hepsi mi yalnız? Bırak kendini bütün kadınların vücuduna. İçki istiyor canım. İşemek istiyor umarsızca birayla dolan midemi boşaltmak için. Pis bir yer biliyorum. Öyle pis ki, oturmaya korkarsın, öyle pis ki, gülmeye korkarsın ve öyle pis ki, inatla oturup bir bira içmek istersin boşalan masaların en sadesinde… Biraz ayakta bekledikten sonra iyi manzarası olan, iki kişilik bir masaya yerleşebildim. Neden olduğunu bilmediğim bir sebepten, bedenimi rahatlama, huzur ve geç gelen mutluluk duygusu kapladı. Geniş ağızlı kadın yanıma yaklaşırken gülümsüyor, garsonmuş. Ne içersiniz? Çok resmi. Bir bira. Öyle soğuk ve yalnız olsun ki, benim olsun. Düşünerek hareket etmenin kasıntısını yaşamadan, meraklı bakışlardan kaçıyorum bu gece. Bira… Kadının elindeki bira bardaklarından sıyrılarak elime kavuşuyor. Arjantin…</p>
<p>Çok uzaklarda olsan da sıyrılamazsın…</p>
<p>Arjantinin ağırlığı bileğimi zorlarken, kadın garsonu yanımda dikilirken gördüm. Buyurun oturun. Rahatsız etmiyorum umarım. Yoo… Ne içersiniz? Belki birazdan. Nasıl isterseniz. İlk defa mı geliyorsunuz? İki ya da üçüncü olabilir. Arkadaşınız yok mu? Bu gece yok. Buraya genelde dağıtmaya gelirler. Bu konuşmanın durumu pek iç açıcı görünmüyor. İsminiz nedir? Şeyda. Ne güzel bir isim. Sizin isminiz? Benim? Unuttum… Gülüyor, kahkahaları tüm masalardaki gözleri uyandırıyor. Ben fazla dikkat çekmekten hoşlanmam. Fazla konuşmaktan da hoşlanmıyorsunuz herhalde.</p>
<p>Kadın kokusu, kadın gülüşü… Bu gece ne olur sen konuş, sabaha kadar seni dinleyebilirim. İyi şeylerden bahset, güzel şeylerden. Umuttan, gelecekten… Ölümden uzak olalım bu gece.</p>
<p>Sana rüyalarımdan bahsetmemi ister misin? Dedi, benden ümidini keserek. Gururlu bir kadına benziyor. Doğru bildin. Burada olmaktan dolayı ağladığımı, sızlandığımı duymayacaksın. Memnunum hayatımdan. Her gece yeni bir erkek tanımaktan. İçki sunmaktan, farklı sigara dumanlarını içime çekmekten… Eğer istemezsem çeker giderim. Başka bir şehirde yaparım işimi. Ne diyordum? Rüyalarını anlatacaktın. Rüyalarım… İnsan düşünmekten vazgeçince rüyaları da saçma sapan oluyor. Ama bir kere dalarsa gerçeğin içine… Gece devam ediyor o gizemin bilinmedik ayrıntılarında. Güzel değil bu kadın, sempatik de değil, ama çekici… Evet, erkekler ağlamadığım için benden etkilenirler. İçimi nasıl duyabiliyorsun? Sen zaten sesli konuşuyorsun.</p>
<p>Müzik, o karanlık anlara seni çağırıyor… Evet, karamsar biriyim. Ve bu karamsar durumdan, insanların mutluluklarını bozabilirim diye vazgeçme niyetinde değilim. Sadece anlaşılmak istiyorum. Onaylanmak değil! Anlaşılmak… Sözler ise hiçbir zaman yeterli olmuyor!</p>
<p>İstersen dışarıda da görüşebiliriz. İşte dışarıdayız! Zamandan ve insanlardan sıyrılmış bir anı yaşıyoruz. Peki, sen nasıl istersen Şeyda. Düşünüyor… Bana anlatacaklarını kafasında toparlamaya çalışıyor olmalı. Bırak, onlar çıksın ağzından. Ben herkes gibi değilim. Rahatlık en sevdiğim yaşam şeklidir. Karşı masadan biri bağırıyor. Tam sırası! Ya unutursa söyleyeceklerini. Biranın sonuna geldim. Bana da daha getirir misin? Başıyla onaylıyor. Tepsisindekileri tek tek boşaltarak en son benimkini getiriyor. Sonra yine kaldığı yerden bana dönüyor. Gitme bir daha… Bırakma beni… Esaretimi fark et ama gitme… Ölü olduğumu fark et ama gitme… Gözleri de kocaman, dudakları da… Bütün iletişim araçları belirgin Şeyda’nın. Benim ince dudaklarım, kısık gözlerim gibi değil iletişimi. Daha olağan, kolay ve sıcak… Rüyalarım demiştim ya, onlar uçurumlarla dolu. Çünkü ben yükseklikten çok korkarım. Akıp gitmekten, uçmaktan,  havanın delicesine yüzüme vurmasından. Karabasanlarım hep uçurumlarla doludur küçüklüğümden beri. Balkonun yıkılması, evin uçuruma dönüşmesi ve toprağın görünmeyen yanı… Dedi, yeniden önüne bakarak. Ya seninkiler? Uçurum var mı? Ölüm var mı? Benim… Uçurumlar yerine daha belirgin kaçışlar var. Hatırlamıyorum. Belki de senin kadar üzerinde durmuyorum. Herhalde ölümden senin kadar korkmuyorum. Sen hiç sevdiğin birini kaybettin mi? Şeyda, ben hayatta hep kaybettim. Hayır, sevdiğin birini kaybettin mi? Hayır. O zaman çok şanslısın. Patron bana bakıyor. İzin verirsen kalkmalıyım. İşimi kaybetmek istemiyorum. Şey… Senin için üzüldüm. Neden? İşte üzüldüm. Şeyda…</p>
<p>Her insanın adı var bende. Bir de tadı. Yaşamsal alanların içinde sadece anların paylaşımı var. Üzüntünün, sevincin, yalnızlığın, acının… Sonra yine baş başa katlanmak zorunda kaldığım kendim var. Kadın… Bu gece beni ifade etmek zorunda mıydın? Ben sadece içki içmek istiyordum. Derin mutsuzluğumu delmeye hakkın yoktu…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları &#8211; 2</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2702</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 22 Feb 2016 12:36:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hülya Kaya Erden]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk duygusu]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[varoluşçuluk]]></category>
		<category><![CDATA[yalnız adam]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2346</guid>
				<description><![CDATA[<p>Birinci Bölüm: Orospu Herkes, Kendi ömrünün dikenlerinde açmış çiçeklerin Kelebekleriydi biraz: Anlaşılmaz derecede Anlaşılmak için çırpınan; Çırpındıkça Kendi yemişine yem olan… Sözleriniz ne kadar yavan dedi kadın, alaycı ve keskin gülümsemesinin ardından. Sigarasından aldığı derin bir nefesten sonra bacak bacak üzerine attı. Çıplak bedeni parlıyordu loş odanın içinde. Güzeldi bacakları çirkin olan diğer yerlerine göre. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 21.75pt; margin: 0cm 0cm 21.75pt 0cm;" align="center"><strong><span style="font-size: 12.5pt; font-family: 'Verdana','sans-serif'; color: #222222;">Birinci Bölüm: Orospu</span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><em>Herkes,</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kendi ömrünün dikenlerinde açmış çiçeklerin</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kelebekleriydi biraz:</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Anlaşılmaz derecede</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Anlaşılmak için çırpınan;</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Çırpındıkça</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Kendi yemişine yem olan…</em></p>
<p>Sözleriniz ne kadar yavan dedi kadın, alaycı ve keskin gülümsemesinin ardından. Sigarasından aldığı derin bir nefesten sonra bacak bacak üzerine attı. Çıplak bedeni parlıyordu loş odanın içinde. Güzeldi bacakları çirkin olan diğer yerlerine göre. Daha da yerleşti oturduğu koltuğa. Hala gülüyordu. Neden? Bir cevap bekliyordu. Senin derdin sadece fazla yorgun olmak dedi yine aynı edayla. Yorgun mu? Evet yorgun dedi. Çünkü enerjini saçma sapan şeylerle harcıyorsun çalışmak yerine dedi. Buda hayatımı zorlaştırıyormuş. Beni rahatsız etmek istediği belliydi. Ama rahatsız olmuyordum. Tersine eğlendiğim bile söylenebilirdi. Çekici görünmek istediği belliydi sigarasını söndürürken. Oysa iki parmak arasına takılmıştı gözlerim. O iki meyveyi yemek istiyordum nikotin tadını içime çekerek. Uzun zamandan beri tanışıyorduk. İhtiyacım olduğunda arıyordum, iki saat sonra geliyordu bu eve. Benim evime.</p>
<p>Gizlerin ardında hayat. Gizlerin dibinde. Bir ben bir de ölüm. Daha ne var ki? Yaşayacaksın, yaşamdan bıkacaksın. Ve bir baban olmayacak bu yaşamda. Varsa şansına küs.</p>
<p>Ellerini bacaklarında gezdiriyordu. Sözünü tutmuştu çünkü ter kokmuyordu. Ben de yıkanmıştım. Önceki gelişinde böyle karar vermiştik. Sevişmelerimizi daha çekilir hale getirebilmek için. Ne düşünüyorsun? Dedi merak ettiğine kendini zorlayarak. Hiç… Sadece bacaklarını. Vücudumun en beğendiğin tarafı değil mi? Bir de ellerin. Neden? Çünkü çok iyi kavrıyorlar. Benim kocam olmak ister misin? Burada istediğin kadar kalabilirsin. Karın olarak mı? İstediğin gibi. Sana yemek yapmamdan hoşlanır mısın? Düzenli yemek yemekten hoşlanmam. Ama düzenli sevişmek hoşuma gider. Yüzündeki kırışıklıklar artmıştı somurttuğu için. Nasıl geçiniriz? Sen orospuluğa devam edersin ben de böyle yaşamaya. Ya çalışmak istemezsem? Olur. Kahkaha atarak gülmeye başladı. Tüm yaşamını bu kahkahaların içinde boğuyordu. Yalnızdı. Sadece kahkahalarıyla. Organını göstererek bunu sadece sana yedirmem dedi. Hala gülüyordu. Bende gülmeye başladım.</p>
<p>Ölümün ardından gelen ayak izleri bana ait. Yaklaşmak uzaklaşmaktan daha zor. Ölüm beni ararken onu buldu. O herkesten uzaklaşarak bıraktı kendini boşluğa. Ölüm yine de memnun kalmadı. Çünkü ölüm sadece kendisiyle hesaplaşıyordu başka bedenlerde. Aynı aynaya bakan bizler gibi…</p>
<p>Bulabileceğim tüm kelimeleri tüketmiştim. O da sıkılmıştı benden. Bu gece benimle kalacaksın değil mi? Evet, hep kalmıyor muyum? Karnım acıktı dedi. Dolapta dünden kalan yemek olacak. Oturduğu koltuktan kalktı, mutfağa doğru emin adımlarla yürümeye başladı. Bense onu izliyordum. Karşımda duran boş koltuğa doğru bir sigara yaktım. Ellerimi sakallarıma götürdüm. Çok uzamışlardı. Panjurun açık olan aralıklarından sızan ışıklar hoşuma gitmişti. Buna karşılık yaklaşık beş saattir sadece kapıyı açmak için ayrıldığım koltuktan kalkarak radyoyu açtım. Sonra yine gömüldüm koltuğuma. Kalçalarımın ağrıdığını hissettim hareketsizlikten. Aralıktan sızan ışık demetleri çok iyi gelmişti. Yaşadığımı hissettiriyordu yorgun bedenime. O böyle söylemişti. İnce dilimleri elimle kavramaya çalışıyordum. Öpmek için, sonra gözlerime değdirmek için. Hep böyle ulaşılmaz olmak zorunda mısınız? Böyle gizemli ve uzak… Ve yakınımda birilerinin daha yaşadığını haber vermek zorunda mısınız? Denizin ardında… Karşı apartmanda… Karşı kaldırımda… Karşı sokakta… Karşı mahallede… Karşı şehirde… Karşı ülkede… Karşı kıyıda… Işık başka ne işe yarar?</p>
<p>Sıyrılmaya çalışıyorum. Bu dibi görünmeyen yaşamdan. Elimden geldiğince yaklaştığımı hissediyorum. Ölüm yorulmasın ben yakınındayım. Her yaşamın bir inişi vardır. Öyle inanılması güç ve saçmalık dolu…</p>
<p>Kapıda duruyordu. Beni yakalamıştı ışık demetleriyle konuşurken. Kafasını iki yana salladıktan sonra doymanın verdiği rahatlıkla yeniden koltuğuna oturdu. Bu sefer bacaklarını iki yana açarak. Onun doymasının verdiği rahatlık şimdi beni daha fazla rahatlatmıştı. Ellerim terliyordu yavaş yavaş. Yavaşlık heyecanla beraber ilerliyordu. Nasıldı yemek, beğendin mi? Güzel yemek yapıyorsun, ancak acele etmeden daha yavaş yapmalısın dedi. Sonra ekledi bildiği bir konu üzerinde yorum yapmaktan zevk duyarak: Fazla kurcalamadan, kendi haline bırakmalısın pişen yemeği. Beni hala nasıl heyecanlandırabiliyorsun? Dedim artık kendimi engellemekten vazgeçerek. Cinselliğinin objesi olduğum için. Kadın! Sen harikasın, olamadığın biri gibi davrandığın için. Hali hazırda bulunan kimliğinden yemediğin için. Bense hala biri olamadım. Olma zorunluluğu da hissetmedim. Beni çok yalnız bırakıyorsun dedi dudaklarını bükerek. Şimdi bir çocuk duruyordu karşımda. Elimde olmadan dedim.</p>
<p>Sorun? Benim içindeki benden süratle uzaklaşmaktı. Benim ne olduğu anlamına sahip olduğum bu yaratıktan kurtulmaktı. Ölüme sığınmak istiyordum. Korkuyordum. Çünkü biri ölürken o korkunun nasıl olduğunu hissetmiştim.</p>
<p>Beni hiç merak ettin mi? Bazen ettim dedim. Ama bildiklerimde yeterli diye düşünüyorum. İlişkimiz için bu kadar yeterli. Bunca yıldır hiç soru sormadın. Seninle ilgili sorduğum soruları da hep geçiştirdin. Verdiğim cevaplarda beni ne kadar tanıyacağını sanıyorsun? Tanırdım dedi kararlı. Konuşmayı beceremem.  Beni ciddiye almadığını hissediyorum. Saçmalıyorsun. Haddimi aştığımı, sana yaranmak istediğimi düşünüyorsun. Neden zorlaştırıyorsun? Biz böyle mutluyuz. Ben… Ben birileri tarafından ciddiye alınmak istiyorum. Önemli mi olmak istiyorsun dedim üzülerek. Evet… Evet kesinlikle. Senin için önemli olmak istiyorum. Ne önemi var ki… Kim kimin hayatında önemli ki? Bu çıkar ilişkisinden ibaret sadece. Parayı söylüyorsan buna mecburum. Hayır. Bütün ilişkilerden bahsediyorum.</p>
<p>Kadın üzgündü… Çünkü başkası tarafından hissedilmek istiyordu. Hissedilmek… Çöküş demekti. Hissedilmek bile dürüst değildi kendi içinde.</p>
<p>Şimdi ışık demetleri kadının yüzündeydi. Kadını şimdi daha çok seviyordum. Kafasını yana yatırması ne güzel olmuştu. Hayat özgür bir ışığın içinde başlamış ve yana yatan bir yüzün solgun derisinde bitmişti. Paramparça olmuştu yüzün her bölümü. Gece feneri şimdi bu yüz için dönüyordu aydınlatmak için. Deniz ara vermişti içini göstermeye. Hadi gül biraz. Benimle eğlen istersen ama ileriye gitme. Alınganlık en kötü huyumdur. Neden sakallarını kesmedin? Rahatsız olur musun? Seçme şansımın olmadığını biliyorum dedi. Suratıma fazla sürtmezsen sevinirim. Öyleyse yatalım. Nasıl istersen patron. Yatağıma gitmemize gerek yok. Bu odanın her yanı bizim. Ellerini ver bana, onları içime alacağım. Bacakların bu kadar pürüzsüz olmak zorunda mı? Her anın anlamı vardı. Işık demetlerinin içinde kayboluyordum. Boğuluyordum artık yüzmek istemezken.</p>
<p>Unuttum nefes almayı… Görmeyi… Neyse ney…</p>
<p>Uyandım. Neredesin? Gitmiş. Oysa ben kahvaltı edeceğimizi düşünmüştüm. Arada sırada kaldığı gibi yine gitmeyebilirdi. Karşımda duran bir tel saçına bakıyorum. Ne kadar bakımsız ve savruk. Taranmaktan bıkmış, boyanmaya doymamış. Yorgunum. Canım artık kahvaltı etmekte istemiyor. Öylece uzanmak yatakta… Acelem yok. Akşamı bekliyorum avutması için yüreğimi. Sonra dolaşmak istiyorum. Nefesimi geri almak istiyorum hayattan. Ödünç olarak…</p>
<p>Ben başladın yine ben bitiririm… Bu kadar hakkım olmalı ölüme karşı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/">Yaşlıdır Bu Ülkenin İnsanları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/yaslidir-bu-ulkenin-insanlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2346</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
