<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>trajedi &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/trajedi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 23:30:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Taş Kağıt Makas</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 11 Mar 2016 08:12:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rukiye Özge Paksoy]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Aiskylos]]></category>
		<category><![CDATA[Dianisos]]></category>
		<category><![CDATA[Dionysos]]></category>
		<category><![CDATA[Florenski]]></category>
		<category><![CDATA[Giotto]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[Grek Tregadya]]></category>
		<category><![CDATA[Irıgaray]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzche]]></category>
		<category><![CDATA[Öklit]]></category>
		<category><![CDATA[Shiner]]></category>
		<category><![CDATA[Tersten Perspektif]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2611</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu gün bildiğimiz dünyanın ışıktan tamamen yoksun kaldığını düşünürsek, karanlık odalarımızın anahtar deliklerinden evrensel bir karanlığa düşeriz. Bu karanlıkta bir lider arayışı bizi körlere sürükler. Körler görünene dayalı olmayan bu yeni dünyada görünmeyenin yol göstericileri olarak, tutunmayı, koklamayı, dokunmayı öğreteceklerdir bizlere. Platon’un mağarasında ellerimiz bağlı geçip giden kuklaları seyrederken, ışığın bizi kör edeceğini bilmiyorduk. Korku [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/">Taş Kağıt Makas</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu gün bildiğimiz dünyanın ışıktan tamamen yoksun kaldığını düşünürsek, karanlık odalarımızın anahtar deliklerinden evrensel bir karanlığa düşeriz. Bu karanlıkta bir lider arayışı bizi körlere sürükler. Körler görünene dayalı olmayan bu yeni dünyada görünmeyenin yol göstericileri olarak, tutunmayı, koklamayı, dokunmayı öğreteceklerdir bizlere. Platon’un mağarasında ellerimiz bağlı geçip giden kuklaları seyrederken, ışığın bizi kör edeceğini bilmiyorduk. Korku insanı bilmeye, hükmetmeye çağırırken şiirin şuursuz gölgeleri bilinmeyenle sevişiyordu. İnsan kendini doğadan bir parça değil de ölümsüz ve doğal olmayan bir kültürü yaratırken bulduğunda Ortaçağ’ın gecelerinden, Aydınlanmanın gündüzlerine uyumuştu. Uyanmak sanılan bu tek gözlü geçiş derin bir uykunun imkanlı, mümkün ve mekanlı bir hakikatin yaratılışıydı. Mitosun cenazesinde Logosun ateşi yanıyordu. <strong>Florenski</strong>, Öklitçi ve Kantçı uzay şemasını, bir çocuğun resimlerinde olmayan perspektif anlayışını, ehlileşmekte olan insanın eğeri olarak sunarken ‘Varoluş bir kurtuluş, kurtuluş bir varoluş’ diyor. Antik Yunan Var olanların varlığı nedendir sorusunu sorduğunda, yokluğu yadırgamıyordu. Florenski’nin kurtuluş kayığında varoluşun küreklerini yok oluş çekiyordu.  Bu kadar aydınlıkta kör oluşumuzu, Florenski duvar sayesinde duvarın içinden belirli eylemlere bir bakış’ olan Giotto’nun fresklerinde ararken, Florenski ve Nietzche, Giotto’nun duvarı önünde buluşuyorlar… Dionysosçu müzik eşliğinde,  Grek Tregadya’sında, Ortaçağ’da, Mısır’lılarda var olan sanatı, temel sanatsal süreçlere yönelik öğrenilmiş algılarımızı alt üst ederek görünmeyenin coşkusunda karşılıyorlar. Bir gösteriye dönüşmüş bu günün dünyasından bakınca bu buluşma resmedilen ve satılan bir yanılsamadan başka bir şey olmuyor elbette.</p>
<p>Dünyanın perspektifle yapılan temsilinde özgürleşme ve tinselliğin yolları tıkanırken, Shiner’ın  gelip duvar işemesiyle, bir ses duyuyoruz; alınıp satılan şey’e dönüşen sanat tanımlarının ve paranın sesi. Prenslerin Nadir Şeyler Odaları’ndan müzelere ve ters çevrilmiş Pisuara doğru giderken, erke ve iktidara selam vermeliyiz (belki de bir küfür sallamalıyız). Çünkü her şeyle beraber duvarlar ve körlükler, en uzağa işemeye çalışan eril akılla örüldüler. Irıgaray, Nietzche’nin eril öğelerini, denizindeki aşık balıkların pullarından dökerek, kadının sanatı olarak yalanın, meselesi olarak görünüş ve güzelliğin ortaya konması karşısında, bunların hakikate yabancı olmadığını söyleyecektir. Yaratılan hakikat görünüş, güzellik (evrensel aklın belirlediği) ve yalandan oluşur.</p>
<p>Dianisos  sarhoşluğu sabit değildi, bir sarhoş asla sabit bir yerde durup dünyaya bakamazdı. Florenski büyük sanatçıların şaraptan gizlice içip suyu vaaz verdiklerini hatırlatır bize.</p>
<p>Yaşatan her şeyin aynı zamanda öldürdüğünü bilerek bir kımıldayış arzulayan insan, yanılsamacı görme ezberinin sağladığı iktidar ışığında baktığı yeri çürütürken, sanat yemeğinde ağzında dünyayı çiğniyor gibidir. Bir yüz tükürürken başka bir yüze sessizce, maskeyi ve Oidupus’un kör gözlerini anımsarım. Bazı şeylere göz ile bakamayız, Artaud’u gözle okuyamayız. Kaba’nın ciğerlerini Kutsal’ın kalbini bir tencerede kaynatıp, ’körlerle yemek’te ziyafet sunamayız.</p>
<p>Göz artık gözetim mekanizmasıdır her yerdedir. Coca Cola reklamında mobese kameralarının ‘dünyada mutlu olmak için bir milyon neden’i kaydettiği görüntüleri seyrederken gerçekliğin hakikati yerine görünüşün olabilirliğini görev edinen kullanmalık sanatın iktidarla işbirliği, retina kardeşliği açıkça görünüyor.</p>
<p>Orada, duvarda Shiner tuğlaları ustaca yapı sökümüne uğrattığında, Duchamp duvarın üzerine lütfen dokunun yazmıştı, Mayokovski Pantolonlu Bulutuyla duvarın üzerine oturmuştu, Nietzsche, Aiskylos’tan Goethe’ye imgeleminde insanlığa biçim veren insanı duvar dibine çekmişti (Irıgaray ona Dionusos’un kamışını hatırlatmıştı), <em>Florenski</em>, Öklit uzayında bir tur atıp geldikten sonra Kör Bilici ile duvarın görüntüsü üzerine uzun uzun sohbet etti. Bu görüntü anlardan oluşuyordu. Duvarın ötesinden Irıgaray kulağıma fısıldıyordu; Ötekinin doğurduğu görüntüler, çizgiler ya da düşlerden meydana geldiğinden, biçiminde yok edilemez bir maddeden oyulmuş kabuk gibi donmuş durur. Taşın değişmez çizgileri. Belki de gördüğüm duvar sadece taştı, taş, kağıt, makas oyunundaki taş makası yenerdi ama kağıt onu yutardı. Mobese kameralarına taş fırlatmaktansa gözümü kağıda teslim ettim. Eylemi yutarak sözün izinde…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/">Taş Kağıt Makas</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2611</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antik Yunan ve Roma Dramaları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 19 Dec 2015 13:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ada Şeyma Karaman]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[Aristo]]></category>
		<category><![CDATA[Aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[Dionysus]]></category>
		<category><![CDATA[Dithrambus]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[Elizabeth dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Oedipus]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[paganizm]]></category>
		<category><![CDATA[poetika]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Senekan Trajedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[Sophocles]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>
		<category><![CDATA[William Shakespeare]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1272</guid>
				<description><![CDATA[<p>Drama, tiyatronun M.Ö. 5 yüzyılda Antik Yunan&#8217;la doğmuş bir dalıdır. Tiyatro donanımsa drama onun bir parçası olan yazılımıdır. Antik Yunan&#8217;da altın çağını yaşamış olan bu tür, o dönemde öyle bir başarıya sahip oldu ki hiçbir dönemde onların üstünlüğüne erişilemedi&#8230; Elizabeth döneminde İngiltere&#8217;de dramanın çığ gibi yükselmesi, toplum tarafından büyük bir heyecanla karşılanması bile aslında Antik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/">Antik Yunan ve Roma Dramaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Drama, tiyatronun M.Ö. 5 yüzyılda Antik Yunan&#8217;la doğmuş bir dalıdır. Tiyatro donanımsa drama onun bir parçası olan yazılımıdır. Antik Yunan&#8217;da altın çağını yaşamış olan bu tür, o dönemde öyle bir başarıya sahip oldu ki hiçbir dönemde onların üstünlüğüne erişilemedi&#8230; Elizabeth döneminde İngiltere&#8217;de dramanın çığ gibi yükselmesi, toplum tarafından büyük bir heyecanla karşılanması bile aslında Antik dönemin taklitleriydi. Ancak bahsedilen Elizabeth dönemi Rönesans&#8217;a hitap eder. Rönesans İtalya&#8217;da doğmuş bir dönem olmakla beraber, Antik dönemin çevirisi olarak da anılır.</p>
<p>İngiltere&#8217;de doğan drama Roma dönemini baz alır. Dönemin en önemli yazarlarından biri William Shakespeare, özellikle Senekan Trajedisinin prensiplerini trajedilerine uyarlamıştır. Bu prensiplerden bahsetmeden evvel Antik Yunan dramasını biraz açıklamakta fayda var, çünkü Roma İmparatorluğu genişleyerek Yunanlılarla bağlantı kurarak, onların tiyatrodaki gelişmelerinden yola çıktılar.</p>
<p>Antik Yunan dönemi Klasik dönem olarak da adlandırılır. Bu dönemdeki eserler Dithrambus adlı verilen, şarap tanrısı Dionysus&#8217;u onurlandırmak adına yazılan eserlerdi. Dini festivallerden doğmuşlardı. Çok tanrılı (paganist) bir inanç sistemleri vardı ve de inandıkları tanrılar insanvari bir yapıya sahipti. Bundan dolayı eserleri yazarken bir kısıtlamanın altında olmaksızın yazdılar. Bu da onları dramanın en başarılı yazarları yaptı. Antik Yunan&#8217;daki trajedilerde, eserden tek bir kısım bile silinemezdi. Eserler son derece bütünlüklüydü, karakterler hybris (kibir) sebebiyle bir düşüş yaşardı ve böylelikle seyirciye eğitici, ahlaki bir ders verilirdi. Seyircinin aldığı bu derse kadar ki kısımda, acıma ve korkma duyguları hat safhada olurdu ve Aristoteles&#8217;in poetikasında bu duyguların refaha kavuşması &#8220;catharsis&#8221; (katarsis, arınma) adlı bir terimle karşılanırdı. Hatta Aristo&#8217;ya göre bu arınma olmazsa o eser trajediden sayılmazdı.</p>
<p>Trajedilerden sonra Antik dönemde komedi türü de önemli bir yere sahipti ve Eski Komedi (Old Comedy) / Yeni Komedi (New Comedy) olarak ikiye ayrılırdı. Eski formunda politik, toplumsal altyapı üzerinde eleştiri, göndermeler barınırdı, yeni komedi ise aşk konuları, ailesel problemler gibi günümüz komedilerine yakın konular işlenirdi. Trajediden farkı, iç tutarlılık o kadar da önemli bir yere sahip değildi ve birinde baş karakter olayın farkına vardığında kabusvari bir sona ulaşıyor diğerinde farkına vardığında sevinç ve kutlama meydana geliyor. Trajedi örneği olarak, günümüzde halen daha önemli bir yere sahip olan Sophocles&#8217;in Kral Oedipus&#8217;unu ele alırsak; Kral babasını öldürüp annesiyle evlendiğini öğrenince kendisine işkence ediyor, sürülmek istiyor. Fakat bu işkencenin hiçbir kısmı sahnede yapılmaz, sahnede şiddet gösterilmez.</p>
<p>İşte bu noktada Antik Roma dönemi farklılık göstererek Senekan ilkeleriyle farklılık göstermiştir. Şiddet sahnede gösterilir. Trajedi kahramanı kibirinden değil, kendisinden öte ya da kendisiyle eş bir güce meydan okuduğu için düşüş yaşar. Aynı zamanda Yunan oyunlarının prensiplerinde doğaüstü faktörler asla barındırılmazken, Roma&#8217;da bu sıkça kullanılır. Ancak Roma&#8217;lılar, Yunanlılara nazaran daha çok pratik sanatlarla yöneldiğinden bu dönemde drama ve trajedi yerine, komedi ve fars (basit komedi) üstünlük kazanmıştır.</p>
<p>Bu iki çağda da dini inancın çok tanrılı olmasından dolayı, tek tanrılı inancın yaygınlaşmasından sonra Avrupa tiyatrolarında düşüş yaşanmıştır. Fakat kilise bunu yasaklamasına rağmen litürjik (ayinsel) ibadetlerinde ironik bir şekilde tiyatro gösterilerine ev sahipliği yaparak yeniden doğuşuna yol açmıştır. Ortaçağ&#8217;da alegorik karakterlerle dini mesaj verip halkı eğitmede kullanılan drama, Rönesans&#8217;ta halk tarafından büyük bir ilgiye talep edildiğinden tekrar yükselişe geçmiştir. Rönesans&#8217;ı doğuran İtalya, tiyatro konusunda Yunanlıların yapıtlarını esas alıp onların izinden giderken, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri Roma döneminin ilkelerini takip etmiştir.</p>
<p><strong>Özetlersek;</strong></p>
<p>Günümüzde halen daha çok büyük bir sanatsal dilime sahip olan tiyatronun ortaya çıkışı ele alınmıştır. Doğuşundan sonra gelişiminin nasıl olduğu, bu gelişimi sağlayan faktörler nelerdi, gelişimin oluştuğu kültürler hakkında kısa bir inceleme yazısıdır. Antik Yunan dönemiyle toplumda ivme kazanıp bunu Roma kültüründe de devam ettiren drama, trajedi türlerinin yanı sıra komedi türünün ortaya doğuşu, içeriği ve de altyapısı ele alınmıştır. Dönemlerde tiyatroda ne gibi faktörler ön plandaydı, hangi işlevde tiyatro oyunları topluma sunuluyordu ve düşünürlerin yaptığı yorumlar yazı da açıklanmıştır. Bunların yanı sıra yazar-eser örneklerine de yer verilmiştir. Ayrıca, Antik Yunan&#8217;da doğup diğer kültürlere uzanan drama tarihinin, farklı kültürlerde gösterdiği değişiklikler de ele alınmıştır. Bu dönemlerin, özellikle Roma İmparatorluğu&#8217;nda farklılık gösteren prensiplerin yanında, oyun türünde de farklı türlere kapılar aralanmıştır. Oyunlarda işlenen olay ve karakterlerin temel özellikleri ve trajediyi trajedi yapan önemli faktörler (terimler) açıklanmış ve bu karakterlerin türden türe ne gibi farklılıklar gösterdiği incelenmiştir. Antik dönemden alınan gelenekler yeniden doğuş dönemi olan Rönesans&#8217;ta hangi ülkede, ne gibi düzenle sunulduğu hakkında ufak bir bilgiyle yazı tamamlanmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/">Antik Yunan ve Roma Dramaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1272</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
