<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Tanbur &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/tanbur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:15:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>DÖNEMEÇ &#8211; 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Veysel - Uzun İnce Bir Yoldayım]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Onural]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[İncesaz]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Tanbur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4845</guid>
				<description><![CDATA[<p>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış… “Uzun&#160;İnce&#160;Bir&#160;Yoldayım Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Bilmiyorum&#160;Ne&#160;Haldeyim Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Dünyaya&#160;Geldiğim&#160;Anda Yürüdüm&#160;Aynı&#160;Zamanda İki&#160;Kapılı&#160;Bir&#160;Handa Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece.” Diyen Âşık Veysel’e selam ve sevgi ile başlayalım söze… Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h1>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış…</h1>
<p>“Uzun&nbsp;İnce&nbsp;Bir&nbsp;Yoldayım<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece<br />
Bilmiyorum&nbsp;Ne&nbsp;Haldeyim<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece</p>
<p>Dünyaya&nbsp;Geldiğim&nbsp;Anda<br />
Yürüdüm&nbsp;Aynı&nbsp;Zamanda<br />
İki&nbsp;Kapılı&nbsp;Bir&nbsp;Handa<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece.”</p>
<p>Diyen <strong>Âşık Veysel</strong>’e selam ve sevgi ile başlayalım söze…</p>
<p>Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla başlamış ve ölümle bitecek olan bu yoldaki konumumuzu, yani yolcu olduğumuzu bildirmek istemiştir&#8230;“ Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece” dizesi “an”da, yani dönülmez zamanda, bilinmez geleceğe gidişi özetler erenlerin “bilgece” deyişiyle…</p>
<p>Üzerinde yaşadığımız bereketli toprakların yetiştirdiği halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel’i çocuk yaşımda, siyah beyaz televizyonda izlemiş şanslı kişilerden biriyim. Onun Âli halini, âmâ yüreklerin anlaması ne kadar zor elbette bilirim. Ancak o bizlere, mütevazı tavrı ve duruşuyla mahlûkata duyduğu engin sevgisini aktarmayı başarmıştır. Bu büyük ozanın ehli dilliliğine tanıklık ederken başlamıştır, benim “uzun ince yolum” da bu farkındalıkla…</p>
<p>Daha 9-10 yaşlarında iken, insan denen mucizenin gücüne inanmış ve her insanın bu dünyaya bir görevle geldiği hissine kapılmıştım. Böylece kendi görevimi aramak için uzun ve çetrefil bir yola koyulacaktım…</p>
<p>İnsan hayatının ilk otuz yılı çok hızlı bir koşuşturmacayla geçiyor. Hedefine kitlenmiş füzeler gibi, şuursuz yol alıyoruz. Durmak, dinlenmek, kendine gelmek, nefeslenmek zaman kaybı sayılıyor… Tam güç tırmanılıyor doruklara… Otuz yaş geçmeye ilk yorgunluk hissedilmeye başlandığında, bir nefes alımlık durup bakıyoruz yukarılara, ancak zirve görülmez oluyor. İşte ilk farkındalık böyle başlıyor. O bir nefes alımlık An’da; “Yaşamak nedir?” sorusu takılıyor akıllara…</p>
<p><strong>Varlığını sorgulamaya başlıyor kişi. Neden yaşıyorum, ne için, kim için? Nereye gidiyorum, niye gidiyorum, ne zamana kadar gideceğim?</strong></p>
<p>Sorular diziliyor ardı ardına… Her bir soru bir durak, her durak bir nefes oluyor; önce beyne sonra kalbe dolan&#8230; Nefes en iyi öğretmendir nefse… Beyne dolan oksijenle açılan damarlar, farkına varmayı muştular… Çakraları açılan insan anlar niye geldiğini bu dünyaya… Artık, kendi dere yatağına su pompalamak, kendi ürününü üretmek ister uçsuz bucaksız tarlalarda&#8230; Hele bir de cesareti varsa, ilk dönemece geldiğinde makas değiştirerek, gittiği yolun yönünü çevirecek hayati kararları alır korkusuzca…</p>
<p><strong><em>Otuzlu yaşlarımda, ilk dönemecimin hemen başında tanıdım ben de, uzun ince müzikli yolumun yeni yol arkadaşını; İncesaz’ı…</em></strong></p>
<p>Bir süre sistem dışı kalan ruhum, Rock müziğinin keskin, itaatsiz, başkaldıran seslerinde kurtuluşunu aramaya başlamıştı… Tedavi yöntemini ise elektrogitarın çığlıklarında, baterinin isyankâr ritimlerinde bulmuştu. Bireyin kayboluşuna, hiçe sayılışına dayanamayan biri olarak özgürleşmeye çabalamak, sorunları salt absürd ve nihilist sularda dolaşmakla çözülebileceği zannına sürükleyebiliyordu insanı…</p>
<p>Bir gün yemek yerken bir lokantada, önce kulağıma gelip oradan yüreğime inen nağmelerinde tanıdım incesazı… Sesler o kadar bildik ama bir o kadar da yeniydi… Sevdiğim İstanbul’umun samimi sokaklarında dolaşırken buldum kendimi. İncesaz, evine gelen konuğu özenle ağırlayan nazik ev sahibesi gibi başköşeye buyur etmişti beni… Çeyiz sandığından çıkarttığı antika çeşnileri, kendi elleriyle ördüğü, kullanmaya kıyamadığı dantel ezgilerine katmış, kırk yılın hatırına orta şekerli köpüklü şarkılarını, gümüş tepside sunmuştu adeta bana…</p>
<p>Türk müziğinin vazgeçilmez enstrumanları ud ve klasik kemençeye, çok sevdiğim ve hatta bir ara çalmayı denediğim klasik gitar da eşlik edince, uzaklarda bıraktığım kendimi gördüm, aralanan kapının ucundan… Yabancı sularda gezinen kaptan misali, konakladığım limanlarda çektiğim sıla hasretiyle sızladı burnumun direği… “<strong>Bilge</strong>” tam da böyle bir “An”da gelip bulmuştu beni…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/JzV6TAm8L28?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Gitarın ritmiyle giriyoruz serüvene, udun yumuşak dokunuşları ilk müzik cümlesinin sorusunu sorarken, ezberletiyor ezgiyi bizlere… Klasik kemençenin eşliğinde cevap geliyor… Sonrasında, hiç bilmediğim, ilk kez duyduğum derinlerden gelen bir ses, bir tını… Tanburdur bu tınının adı… Aynı soruyu farklı bir dil ile soruyor, başka bir perdeden ve düet başlıyor… Ardından kendi cevabını veriyor tanbur, yankılanan içsesindeki o eşsiz çarpmaları, o eşsiz motifleriyle yürekten…</p>
<p>Hani insan bir ömür boyu ruh ikizini arar, onu ilk gördüğünde tanır ve “İşte aradığım bu!” der ya… Ben de aradığım tınıyı ilk duyuşla bulmuştum… Tanburun ezelden gelen incesesi, naifliği, zarafeti kulağımda değil suskunluğumda, gönlümün tam orta yerindeydi sanki… Her şeyin bir sonu olduğunu bildirir gibi, nokta gibi, noktayı koyuyordu hayatıma… Yeni bir cümleye başlamak için… Nokta tanburdu… Tanburda ise Murat Aydemir!</p>
<p><strong><em>Tanbur sazı, daha ilk duyduğumda kendisine beni meftun eden yol arkadaşım olacaktı hayatımın geri kalanında…</em></strong></p>
<p>İncesazın 1999 yılında çıkan ilk albümüdür bir/<strong>ESKİ NİSAN</strong>. <em>Cengiz Onural</em> bestesidir “<strong>Bilge</strong>”. Bu eser ve ona tanburuyla can veren <em>Murat Aydemir</em>, hiç tanımadıkları beni dönemecimde bulup yakalamış, kolumdan tutup ait olduğum güvenli limana doğru çekmişlerdi duygusal anlamda… Böylelikle önce Türk müziğiyle, giderek kendimle yeniden buluşmuş ve barışmış olacaktım…</p>
<p>Bir kış günü, elimde fotoğraf makinam, çocuk ruhumu aramak için yıllarımı geçirdiğim Yedikule’ye gidecektim. “<em>Bilge</em>”nin ezgisinin ışığında, sesler kasetçalar ile kulağımda saklı, duyduğum nağmelerin fotoğrafını çekmek niyetiyle düşecektim yollara… Sokak sokak dolaşarak gördüğüm her çocukta kendi anılarımı arayacaktım, tüten her soba dumanında kestane kokusu alacaktım…</p>
<p>İlk duyduğumda beni, eski evleriyle bezenmiş bu dar sokaklara götürmüştü “<strong>Bilge</strong>”… Komşu teyzelerin pazar torbalarını taşıdığım zamanlara… Tüp kuyruklarında beklediğim kış soğuğuna, koşar adım eve gelip okul yoluna koyulduğum bostan aralıklarına… Sabah ezanında uyanıp, ilk dersi karanlıkta işlediğimiz uykulu okul yıllarına… Neşeye götürmüştü aynı zamanda, gülecek bir şeyler bulduğumuz sevince ölesiye doyduğumuz çocuk coşkusuna… Aşka sonra, yanan ilk yüreğin ilk kıvılcımlarına… Görmek için yüzünü çekilen onca ıstıraplara…</p>
<p>Müzik öyle evrensel bir dil ki, bir an’da duyduğunuz melodiyle, bir anlık fotoğraf karesini yakalayabilirsiniz… <strong><em>İşte bu yüzden her çektiğim fotoğraf karesi, bir müziğin tınısıdır benim için yalnızca…</em></strong></p>
<figure id="attachment_4847" aria-describedby="caption-attachment-4847" style="width: 837px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4847 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=640%2C408" alt="Müziğin Tınısı - 1" width="640" height="408" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?w=837&amp;ssl=1 837w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=300%2C191&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4847" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 1</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4848" aria-describedby="caption-attachment-4848" style="width: 436px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4848 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=436%2C653" alt="Müziğin Tınısı - 2" width="436" height="653" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?w=436&amp;ssl=1 436w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 436px) 100vw, 436px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4848" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 2</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4849" aria-describedby="caption-attachment-4849" style="width: 799px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4849 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=640%2C480" alt="Müziğin Tınısı - 3" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?w=799&amp;ssl=1 799w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4849" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 3</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4850" aria-describedby="caption-attachment-4850" style="width: 675px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=640%2C562" alt="Müziğin Tınısı - 4" width="640" height="562" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?w=675&amp;ssl=1 675w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4850" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 4</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4845</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gamzedeyim Deva Bulmam &#8211; Barış Manço</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gamzedeyim-deva-bulmam-baris-manco/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gamzedeyim-deva-bulmam-baris-manco/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 28 Mar 2016 10:26:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Tanbur]]></category>
		<category><![CDATA[Tatyos Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Uşak makamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2858</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 11 Uyumak zordur kimi zaman; Ilık bir bardak sütün içine karıştırılan bal bile kar etmez bazen. Tatlı bir uykunun içinde gizemli âlemlere doğru uçarken, birden bire uyanıp kan ter içinde; evinde, yatağında hissetmek istersin kendini. Güvenmek gerekir hayata, tazelemek umudu, sevinci bir daha… Uyku akar gözlerinden, sen dua edersin içinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gamzedeyim-deva-bulmam-baris-manco/">Gamzedeyim Deva Bulmam &#8211; Barış Manço</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 11</strong></p>
<p><em>Uyumak zordur kimi zaman; Ilık bir bardak sütün içine karıştırılan bal bile kar etmez bazen. Tatlı bir uykunun içinde gizemli âlemlere doğru uçarken, birden bire uyanıp kan ter içinde; evinde, yatağında hissetmek istersin kendini. Güvenmek gerekir hayata, tazelemek umudu, sevinci bir daha… Uyku akar gözlerinden, sen dua edersin içinden görmemek için aynı kâbusu yeniden. Geçti çoktan o karanlık geceler dersin. Bilirsin gelmeyecek artık gidenler, akan ırmağın suyu dönmeyecek gerisin geriye bir daha…</em></p>
<p><strong>Zil çaldı. </strong></p>
<p>Zil çalar uyanırız. Zil çalar kalkarız… Zil çalar okula koşarız. Zil çalar, teneffüse çıkarız. Zil çalar midelerimiz; okul kantininden 25 kuruşa hamur olmuş lahmacunları alır; sustururuz bu zili. Sıcak sıcak sepetinden çıkan lahmacunlar mis gibi kokar…  Ellerimiz yanar; midelerimiz doyar…</p>
<figure id="attachment_2862" aria-describedby="caption-attachment-2862" style="width: 236px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zil-çalan-midelere-mis-kokan-lahmacun….jpg" rel="attachment wp-att-2862"><img class=" td-modal-image wp-image-2862 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zil-çalan-midelere-mis-kokan-lahmacun….jpg?resize=236%2C181" alt="Zil çalan midelere mis kokan lahmacun…" width="236" height="181" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zil-çalan-midelere-mis-kokan-lahmacun….jpg?w=236&amp;ssl=1 236w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Zil-çalan-midelere-mis-kokan-lahmacun….jpg?resize=235%2C181&amp;ssl=1 235w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2862" class="wp-caption-text">Zil çalan midelere mis kokan lahmacun…</figcaption></figure>
<p>Çil çalar sınıflardan fırlarız, ellerimizde çantalarımız… Başlarız hep bir ağızdan;</p>
<p>“<strong>Zil çaldı. Ördek suya</strong> <strong>daldı. Zil çaldı.”</strong></p>
<p>Önce bahçeye, sonra atarız kendimizi caddeye… Kimi koşturur nedense. Kimi sakindir. Kimi her zaman ki gibi… Kimi arkadaşının girer koluna. Kimi yürür okul yolunda, yalnız başına…</p>
<p><strong>Oyundur her şey nasılsa, çocuk olunca! </strong></p>
<p>Okul yolu düz gider</p>
<p>Çocuklar bayram eder.</p>
<p>Öğretmenler olmasa</p>
<p>Emekler boşa gider.</p>
<p>Okul yolu taş olur</p>
<p>Çalışkanlar baş olur.</p>
<p>Tembel tembel gezenin</p>
<p>İki gözü yaş olur.</p>
<p><strong>Şarkı söyleyerek okuldan çıkmak ve neşeyle o çantaları sallamak ne keyiftir bilene…</strong></p>
<figure id="attachment_2860" aria-describedby="caption-attachment-2860" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Keyifle-sallanan-çantalar-karlı-havalarda-kızak-olurlar….jpg" rel="attachment wp-att-2860"><img class=" td-modal-image wp-image-2860 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Keyifle-sallanan-çantalar-karlı-havalarda-kızak-olurlar…-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="Keyifle sallanan çantalar, karlı havalarda kızak olurlar…" width="300" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Keyifle-sallanan-çantalar-karlı-havalarda-kızak-olurlar….jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Keyifle-sallanan-çantalar-karlı-havalarda-kızak-olurlar….jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Keyifle-sallanan-çantalar-karlı-havalarda-kızak-olurlar….jpg?w=446&amp;ssl=1 446w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2860" class="wp-caption-text">Keyifle sallanan çantalar, karlı havalarda kızak olurlar…</figcaption></figure>
<p>Kızlar bir grup, erkekler başka bir grup yürürler evlere. Sokağına gelen ayrılır gruptan, ertesi günü görüşmek üzere…</p>
<p>Cumartesileri okul yarım gündür… İstiklal marşı söylenip göndere bayrak çekildi miydi başlar hafta sonu tatili…</p>
<p>Bir Cumartesi günüydü, gelenler pek azdı okula, biz bir avuç çocuk çıktık yola… Üç kız bir arada, bir de biraz uzağımızda “<strong><em>Narkissos</em></strong>”la;</p>
<p><strong>Birden durdu ve dedi ki “ Kim bizim eve kadar çantamı taşımak ister?”</strong></p>
<p>Havada bulduk parmaklarımızı bir anda…</p>
<p>Kızların ona olan ilgisinin farkında, kendine duyduğu güvenle bu tablo karşında; mağrur gülümsedi…</p>
<p><strong>“Kura çekelim o zaman aranızda” dedi</strong></p>
<p>“Gerek yok” dedim ben… “Üçümüz de taşırız”.</p>
<p><strong>“Nasıl olacak o” dedi.</strong></p>
<p>“Üst yoldan gideriz, her birimiz bir sokak taşır”. Dedim</p>
<p>Ve elinden kaptığım gibi çantasını… Baktım arkamda kala kaldı…</p>
<p>Öğrenmek için evinin tam yerini, işte bu iyi bir fırsattı…</p>
<p><em>Üç sokak dolaşıp getirdik çantasını evine. Konuşmak için bulduk bir sürü bahane… Kendini beğenmişliğini perçinlemek miydi niyeti, yoksa evini öğrenmemizi mi istemişti bilemedim. Çok konuşup çok güldük, birlikte olmak ne kadar keyifliydi onunla&#8230; Bildiğim tek şey bundan sonra, aklımın yalnız kaldığıydı “<strong>O”</strong> nda…  </em></p>
<p>23 Nisan törenleri için öğretmenimiz bir tiyatro oyunu sahnelemek istiyordu. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler oynanacaktı… Türkçesi ve ezberi iyi olan öğrenciler arasından bir seçme yapıldı… Ancak Pamuk prenses ile prens rolü ikişer kişi arasında paylaştırdı… Hangi grup daha iyi ezberler ve daha iyi oynarsa, onlar sahneye çıkacaktı…</p>
<p><em>Seçilen prenseslerden biri bendim, seçilen prenslerden biri de <strong>“O”. </strong></em></p>
<p><em>Fakat ayrı gruplardaydık<strong>. </strong> Ne olurdu sanki birlikte oynasaydık. Ben başka bir prensle provaları yapıyordum, o başka bir prensesle… Hayal kuruyordum her gece, ikimiz seçiliyorduk, ben beyaz elbisem ve tozpembe pelerinimle çıkıyordum karşısına… Uzun saçlarımda pembe yapma çiçeklerden bir taçla… Bana kırmızı gül uzatıyordu reveransla… Gülü nazikçe alıyor ve kokluyordum yavaşça…</em></p>
<p>Seçimler yapıldı, sonuç açıklandı. Bizim grup kazanmıştı. Sevinmeli miydim yoksa üzülmeli mi bilemedim…</p>
<p><em>Pamuk prensi oynayacaktım evet ama neredeydi hayallerimdeki prens karşımda? </em></p>
<p>Okuldan ilk ben çıktım, çünkü dayanamamıştım… Eve gelene kadar ağladım… Hayaller ile gerçeklerin farkına ilk kez vardım… Radyomuz yetişti imdadıma; bıraktım kendimi onun huzuruna… Barış Manço söylüyordu, daha önce olduğu gibi yine o yumuşak sesiyle, yine Uşak makamından sımsıkı yakalamıştı beni…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/alPklKQd_l4?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Gamzedeyim deva bulmam garibim bir yuva kurmam<br />
Kaderimdir hep çektiğim inlerim hiç reha bulmam</p>
<p>Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor<br />
Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor<br />
Elem beni terk etmiyor hiçte fasıla vermiyor<br />
Nihayetsiz müteakiben doğrusu ömür yetmiyor.</p>
<figure id="attachment_2861" aria-describedby="caption-attachment-2861" style="width: 257px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Tanbur-yeni-yol-arkadaşım….jpg" rel="attachment wp-att-2861"><img class=" td-modal-image wp-image-2861 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Tanbur-yeni-yol-arkadaşım…-257x300.jpg?resize=257%2C300" alt="Tanbur, yeni yol arkadaşım…" width="257" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Tanbur-yeni-yol-arkadaşım….jpg?resize=257%2C300&amp;ssl=1 257w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Tanbur-yeni-yol-arkadaşım….jpg?w=300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 257px) 100vw, 257px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2861" class="wp-caption-text">Tanbur, yeni yol arkadaşım…</figcaption></figure>
<p><em>Tatyos Efendi’nin en tanınmış eserlerinden biri olan bu şarkı, yol arkadaşım olacaktı bundan böyle uzun ince hayat yolculuğunda… Yaşanacak her hayal kırıklığında ilk kucağını o açacak, birlikte daha nice badireler atlatılacaktı.  Yeniden doğrulup, topladığımız kırıklarla devam edecektik uzayıp giden yola… </em></p>
<p><strong><em>Yıllar sonra bir gün, bu eski dostu tanburla çalmak bizzat nasip olacaktı bana…</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gamzedeyim-deva-bulmam-baris-manco/">Gamzedeyim Deva Bulmam &#8211; Barış Manço</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gamzedeyim-deva-bulmam-baris-manco/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2858</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
