<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>psikolojik gerilim &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/psikolojik-gerilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 23:06:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Karanlık Bir Şarkı (A Dark Song)</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 10 May 2017 10:53:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nilhan Değirmenci]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[a dark song]]></category>
		<category><![CDATA[catherine walker]]></category>
		<category><![CDATA[liam gavin]]></category>
		<category><![CDATA[mark huberman]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=9250</guid>
				<description><![CDATA[<p>Siz Olsanız, Karanlık Tarafta Nereye Kadar Devam Edebilirdiniz? Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen Liam Gavin, ilk uzun metrajlı filmi olan A Dark Song&#8216;da, yüzleşmemeyi seçtiğimiz insani duyguların metaforlar üzerinden anlatımı ile izleyicinin, kendisine olan inancı ve şüphesi arasındaki o ince çizgiyi sorgulamasını sağlıyor. A Dark Song 3 yıl önce oğlunu bir grup [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/">Karanlık Bir Şarkı (A Dark Song)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siz Olsanız, Karanlık Tarafta Nereye Kadar Devam Edebilirdiniz?</strong></p>
<p>Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen <strong>Liam Gavin</strong>, ilk uzun metrajlı filmi olan <strong>A Dark Song</strong>&#8216;da, yüzleşmemeyi seçtiğimiz insani duyguların metaforlar üzerinden anlatımı ile izleyicinin, kendisine olan inancı ve şüphesi arasındaki o ince çizgiyi sorgulamasını sağlıyor.</p>
<h2>A Dark Song</h2>
<p>3 yıl önce oğlunu bir grup gencin karanlık ritüeline kurban veren <strong>Sophia</strong>&#8216;nın kendisi de, karanlık bir ritüel olan ve kişiyi hem fiziksel hem de ruhsal olarak aşırı zorlayan <strong>Abramelin</strong>&#8216;i, bu tip ritüeller üzerinde uzman olan <strong>Neil</strong> ile gerçekleştirmeye karar verir.</p>
<figure id="attachment_9254" aria-describedby="caption-attachment-9254" style="width: 783px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg"><img class="size-full wp-image-9254" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg?resize=640%2C317" alt="A Dark Song" width="640" height="317" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg?w=783&amp;ssl=1 783w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song.jpg?resize=300%2C149&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9254" class="wp-caption-text">A Dark Song</figcaption></figure>
<p><strong>Abramelin </strong>hakkında kısaca söylenebilecekler ise, <strong>Abraham ben Simeon, of Worms </strong>tarafından 15.yüzyılda yazılmış olan &#8216;<strong>The Book of Abramelin&#8217; </strong>kitabında anlatıldığı üzere <strong>Abra-Melin</strong> isimli Mısırlı bir sihirbazın, kendi adını verdiği bir yağı kullanarak uyguladığı karmaşık bir dinsel bir ritüel olduğudur.</p>
<p><strong>Neil</strong>, <strong>Sophia</strong>&#8216;nın 1 senelik tuttuğu bir kır evinde, kendisine yoğun derecede soğuk sularla arındırma seansları yaparak, <strong>Sophia</strong>&#8216;nın bildiği diller olan Fransızca ve Almanca duaları kendisine okutmakta, seksin hiçbir çeşidi olmaksızın<strong><u>(</u></strong><u>bunlara, mastürbasyon da dahil<strong>)</strong></u> sadece gün doğarken ve gün batarken yemekler yemesini sıkı bir şekilde takip ederek bu karmaşık ritüeli uygular. Bu sürede <strong>Neil</strong>, <strong>Sophia</strong>&#8216;ya psikoloijk ve fiziksel olarak da bir işkence uygulamakta, kendisinin sözünden hiçbir şekilde çıkmasına izin vermemektedir. <strong>Sophia</strong>&#8216;nın, <strong>Abramelin</strong>&#8216;i gerçekleştirmek istemesindeki amacı ise, oğlu ile konuşabilmek ve oğlunun katillerinden, onları lanetleyerek intikam almayı istemektir. Lakin <strong>Neil</strong>, kendisine bunu neden yapmak istediğini sorduğunda ise, tamamen dürüst olması gerektiğini söyler ama <strong>Sophia</strong> ona yalan söyleyerek yaşadıklarının acısı sebebiyle utandığını belli etmemeyi seçmiştir.</p>
<figure id="attachment_9251" aria-describedby="caption-attachment-9251" style="width: 1110px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg"><img class="size-full wp-image-9251" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=640%2C427" alt="Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen Liam Gavin, ilk uzun metrajlı filmi olan A Dark Song..." width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?w=1110&amp;ssl=1 1110w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/karanlik-bir-sarki.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9251" class="wp-caption-text">Kendisinin yazıp yönettiği kısa filmlerinden sonra, İrlandalı yönetmen Liam Gavin, ilk uzun metrajlı filmi olan A Dark Song&#8230;</figcaption></figure>
<p><strong>2016</strong> yapımı olan film, ne bir korku filmi ne de bir gerilim filmidir. Bence anlatılmak istenenler, betimlemeler ve görsel metaforlar üzerinden, bir annenin yaşadığı pişmanlığı ve acıyı tüm çıplaklığı ile göstermektir. Oğlunu kaybetmenin acısını yaşarken, yaptığı bir hata sonucu ömrünün sonuna kadar çekeceği bedellere katlanmak istemeyen bir kadının çaresizliği ile insan olarak, bizlerin karanlık tarafta nereye kadar gidebileceğimizin sınırlarını gözler önüne sermektedir. Bir nevi, insani acıların yükünü kaldırmanın zorluğu ile kayboluşun arasındaki o karmaşık çizginin nerede yok olabileceğini gösteren bir ağıttır.</p>
<p>Bir açıdan filmde, uzun zaman önce psikolojide kullanılmış olan <strong>(</strong><u>ve maalesef ki, adını bir türlü hatırlayamadığım</u><strong>)</strong>, bir grup bireyin günlerce tek bir mekana kapatılarak korkutulmaları sonucu yaşadıkları ruhsal değişimlerin gözlemlenmesi tekniği kullanılmış diyebiliriz. Aslında birçok korku ve gerilim filmi bu tekniği kullanarak, izleyici üzerinde istediği izlenimi yakalamaktadır. <strong>A Dark Song</strong>&#8216;da da bu yöntem kullanılmış, ana karakterler üzerinden izleyiciye ayna tutulmaya çalışılmıştır.</p>
<p><strong>Sophia</strong>&#8216;nın yaşadığı pişmanlık, günlük hayatımızda her an karşımıza çıkabilecek bir pişmanlık niteliğindedir. Sevdiğini kaybetmenin acısı ve bu acıyı hafifletmek adına çaresizce yapılan her şey, insan olmanın getirdiği duygusal yüklere ilaç özelliği taşımaktadır. Tabi <strong>Neil</strong>&#8216;ın uyguladığı psikolojik ve fiziksel işkence de, bizlerin günlük hayatta birbirimize yaşattığımız ya da başkalarından gördüğümüz  baskının ve zulmün ta kendisidir.</p>
<figure id="attachment_9252" aria-describedby="caption-attachment-9252" style="width: 700px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg"><img class="size-full wp-image-9252" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg?resize=640%2C265" alt="2016 yapımı olan film, ne bir korku filmi ne de bir gerilim filmidir." width="640" height="265" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/05/a-dark-song-film.jpg?resize=300%2C124&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-9252" class="wp-caption-text">2016 yapımı olan film, ne bir korku filmi ne de bir gerilim filmidir.</figcaption></figure>
<p>Başrolleri, <strong>Dark Touch(2013)</strong> ve <strong>Frank(2014)</strong> filmlerden hatırlanabilecek <strong>Mark Huberman</strong> ve yine, <strong>Dark Touch(2013)</strong> ve <strong>Leap Year(2010)</strong> filmlerinden tanıyabileceğimiz <strong>Catherine Walker</strong> paylaşmaktadır.</p>
<p>Filmi izledikçe, biraz biraz <strong><u>(</u></strong><u>tabi izlediyseniz, ki onlar da mutlaka izlenmeli<strong>)</strong></u><strong> The VVitch(2016)</strong> ile <strong>Babadook(2014)</strong>&#8216;un bir harmanı gibi gelebilir ama kesinlikle onlara özenmemektir. Başlı başına, kendi bütünlüğünü koruyabilen bir psikolojik gerilim.</p>
<p><strong>Liam Gavin</strong>, tam olarak ne anlatmak istediğini müthiş bir incelikle betimlemiş ve izlemesini bizlerin insiyatifine bırakmıştır. Bu başarılı filmi, en kısa zamanda şiddetle izlemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>Herkese iyi seyirler.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/">Karanlık Bir Şarkı (A Dark Song)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karanlik-bir-sarki-a-dark-song/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">9250</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Denize Girmeden Önce Düşündüren Film: Karanlık Sular</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Aug 2016 12:32:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Belen Uzunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Blake Lively]]></category>
		<category><![CDATA[deniz korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Jaws]]></category>
		<category><![CDATA[köpekbalığı filmi]]></category>
		<category><![CDATA[korku filmi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4802</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu yaz denize girmeden önce 10 kere düşünmenizi gerektirecek olan film salonlarda gösterime başladı, Karanlık Sular orijinal adıyla The Shallows. Sony Pictures ve Columbia Pictures’ın yapımı olan filmin starı ise Blake Lively. Uzun bir aradan sonra film camiasına flaş bir giriş yapmış Lively bu filmde oldukça güzel ve izleyiciye geçen bir performans sergilemiş. Karanlık Sular [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/">Denize Girmeden Önce Düşündüren Film: Karanlık Sular</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz denize girmeden önce 10 kere düşünmenizi gerektirecek olan film salonlarda gösterime başladı, <strong>Karanlık Sular</strong> orijinal adıyla <strong>The Shallows</strong>.</p>
<p>Sony Pictures ve Columbia Pictures’ın yapımı olan filmin starı ise <strong>Blake Lively</strong>. Uzun bir aradan sonra film camiasına flaş bir giriş yapmış Lively bu filmde oldukça güzel ve izleyiciye geçen bir performans sergilemiş.</p>
<h2>Karanlık Sular (The Shallows)</h2>
<p><strong>Karanlık Sular</strong> alıştığımız filmlerin aksine biraz daha farklı bir film. Gerek konusu gerek de filmde kullanılan görsel içeriklerden ötürü. Konuları aynılaşan filmlerden sonra sürekli aksiyon ve kalıplaşmış filmlerden sonra bu denli farklı bir film izlemek beni mutlu etti.</p>
<figure id="attachment_4804" aria-describedby="caption-attachment-4804" style="width: 768px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4804 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?resize=640%2C427" alt="Deniz Korku Filmi: Karanlık Sular." width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?w=768&amp;ssl=1 768w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/deniz-korku-filmi.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4804" class="wp-caption-text">Deniz Korku Filmi: Karanlık Sular.</figcaption></figure>
<p>Filmin konusunu düşününce 1 buçuk saat boyunca bir kızın nasıl kurtulacağını mı izleyeceğiz diye düşünmeyin sakın. Çünkü bu film her saniyesiyle kendisini izletmeyi başarıyor. Filmin hiç bir anında sıkılmıyorsunuz, sürükleyici bir şekilde devam ediyor film.</p>
<p>Tabi ki <strong>köpekbalığı filmleri</strong> arasında kültleşmiş olan Jaws’ın aslı önünce geçebilecek bir film olamaz ilk defa izlediğimiz bir köpekbalığı filmi olan Jaws’ın hayatımızdaki yeri büyük. Fakat bu film ise oldukça iddialı. Gerçekten büyüleyici görüntü ve sahneleriyle, başarılı görsel efektleriyle belki de 2010’ların en etkileyici <u>Deniz Korku filmi</u> olabilir.</p>
<p>Bu filmden kendine pay çıkaran bir başka kurum ise GoPro Aksiyon Kameraları. Filmin hikayesinde temel bir role sahip olan ve her geçen gün iyice dikkat çeken bu kameralara filmde çok yer verilmiş.</p>
<figure id="attachment_4806" aria-describedby="caption-attachment-4806" style="width: 704px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4806 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?resize=640%2C427" alt="Lively’nin etkileyici performansının üstüne bir de gerçekçi görsel efektleri eklenince muhteşem bir görsellik oluşuyor." width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?w=704&amp;ssl=1 704w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/karanlik-sular-filmi.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4806" class="wp-caption-text">Lively’nin etkileyici performansının üstüne bir de gerçekçi görsel efektleri eklenince muhteşem bir görsellik oluşuyor.</figcaption></figure>
<p>Kendim de kullandığım için bazı mantık hataları olan noktaları fark ettim bu kameraların kullanımıyla alakalı fakat filme çok da fazla etki etmiyor bu hatalar.</p>
<p>Lively’nin etkileyici performansının üstüne bir de gerçekçi görsel efektlerin eklenmesi ve gerçekten büyüleyici, sıradanlığı bozan su altı çekimleri filmi çok daha ilgi çekici hale getiriyor.</p>
<p>Yeni şeyler görmek her zaman güzeldir. <strong>Karanlık Sular</strong> filminde telefondaki içerikleri, görüntülü konuşmaları 1. gözden bizler de görebiliyoruz. Bu tarz bir özellik getirmeleri filmi güzelleştirmiş. Çok abartmak istemiyorum ama neden olmasın Oscar’da aday gösterilebilecek bir film olmuş bence.</p>
<figure id="attachment_4803" aria-describedby="caption-attachment-4803" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg"><img class=" td-modal-image wp-image-4803 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?resize=640%2C427" alt="Muhteşem performansı ile Blake Lively." width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/Blake-Lively.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4803" class="wp-caption-text">Muhteşem performansı ile Blake Lively.</figcaption></figure>
<p>Filmin hikâyesinde bazı boşluklar olsa da oldukça güzel uzun süredir izlemediğim türden bir filmdi. İzlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum beğeneceğinizi umuyorum.</p>
<p>Tatil planı yaparken köpekbalığı bölgesinde yapmadığınıza emin olun.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/">Denize Girmeden Önce Düşündüren Film: Karanlık Sular</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/denize-girmeden-once-dusunduren-film-karanlik-sular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4802</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ne Mi Oldu? İyi – Kötü Birbirine Karıştı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 14 Mar 2016 07:15:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Figen Güntürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Jane'e Ne Oldu?]]></category>
		<category><![CDATA[Bette Davis]]></category>
		<category><![CDATA[Grande Dame Guignol]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Farrell]]></category>
		<category><![CDATA[Hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[Joan Crawford]]></category>
		<category><![CDATA[Lukas Heller]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Ödülleri]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik film]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>
		<category><![CDATA[What Ever Happened to Baby Jane?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2642</guid>
				<description><![CDATA[<p>1962&#160;ABD&#160;yapımı psikolojik gerilim filmidir. Özgün adı&#160;What Ever Happened to Baby Jane?&#160;olan film çevrildikten dört yıl sonra Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmiş, 1987&#8217;de ise TRT-2 televizyonunda özgün adının tam çevirisiyle, yani Bebek Jane&#8217;e Ne Oldu?&#160;adıyla da yayına verilmiştir. Amerikalı romancı ve senarist&#160;Henry Farrell&#8216;ın 1960 tarihli aynı adlı&#160;gotik&#160;korku romanından uyarlanan bu siyah-beyaz filmin yönetmeni ve yapımcısı Amerikan yaşam tarzının [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/">Ne Mi Oldu? İyi – Kötü Birbirine Karıştı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>1962&nbsp;ABD&nbsp;yapımı psikolojik gerilim filmidir. Özgün adı&nbsp;<strong><em>What Ever Happened to Baby Jane?</em></strong>&nbsp;olan film çevrildikten dört yıl sonra Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmiş, 1987&#8217;de ise TRT-2 televizyonunda özgün adının tam çevirisiyle, yani <strong><em>Bebek Jane&#8217;e Ne Oldu?</em></strong>&nbsp;adıyla da yayına verilmiştir.</p>
<p>Amerikalı romancı ve senarist&nbsp;<em>Henry Farrell</em>&#8216;ın 1960 tarihli aynı adlı&nbsp;gotik&nbsp;korku romanından uyarlanan bu siyah-beyaz filmin yönetmeni ve yapımcısı Amerikan yaşam tarzının aksayan yönlerini en sert biçimde eleştiren &nbsp;sinemacılardan biri olan&nbsp;Robert Aldrich&#8217;tir. Senaryosunu&nbsp;<em>Lukas Heller</em>&#8216;ın yazdığı filmde, kariyerlerinde olgunluk yıllarına gelmiş olan&nbsp;<strong>Bette Davis</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Joan Crawford</strong> oynamışlardır. Eskimeye yüz tutmuş demode bir&nbsp;Hollywood&nbsp;malikânesinde toplumdan uzak yaşayan, bir zamanların ünlü sinema oyuncuları olan iki yaşlı kız kardeşin öyküsünün anlatıldığı filmde, eskinin çocuk yıldızı&nbsp;<em>Bebek Jane&#8217;</em>in (Bette Davis), tekerlekli sandalyeye mahkûm kız kardeşi Blanche&#8217;a (Joan Crawford) uyguladığı sistematik işkence ve psikolojik terör ürkütücü bir gerçekçilikle perdeye aktarılır.</p>
<figure id="attachment_2644" aria-describedby="caption-attachment-2644" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bebek-Jane.jpg" rel="attachment wp-att-2644"><img class=" td-modal-image wp-image-2644 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bebek-Jane-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="What Ever Happened to Baby Jane? &quot;bebek Jane'e Ne Oldu?&quot;" width="200" height="300" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2644" class="wp-caption-text">What Ever Happened to Baby Jane? &#8220;bebek Jane&#8217;e Ne Oldu?&#8221;</figcaption></figure>
<p>Kısa sürede belli bir hayran kitlesi toplayarak bir &#8220;kült film&#8221;haline gelen &#8220;Küçük Bebeğe Ne Oldu?&#8221;nun bir başka özelliği de &#8220;psikolojik gerilim&#8221; türünün &#8220;<em>Grande Dame Guignol</em>&#8221;&nbsp;adı verilen bir alt türünü oluşturan ilk film olmasıdır.</p>
<p>Filmin kostüm tasarımcısı Norma Koch&#8217;tu. Filmde Bette Davis&#8217;in canlandırdığı&nbsp;<em>Baby Jane Hudson</em>&nbsp;karakteri,&nbsp;Amerikan Film Enstitüsünün&nbsp;2003&#8217;te yayımladığı&nbsp;AFI&#8217;nın 100 Yılı 100 Kahraman ve Kötü Adam&nbsp;listesinde&nbsp;<em>kötü karakter</em>&nbsp;olarak 44. sırada yer almıştır.</p>
<p>Filmin özgün müziğini ABD&#8217;li besteci&nbsp;Frank DeVol&nbsp;bestelemiştir. Filmde Bette Davis&#8217;in Debbie Burton&#8217;la birlikte seslendirdikleri tema şarkısı filmle aynı yıl &#8220;MGM Records&#8221; tarafından 45&#8217;lik vinil plak olarak da basılmıştı (K13107). Ön yüzünde filmle aynı adı taşıyan şarkı &#8220;What Ever Happened To Baby Jane?&#8221;, arka yüzünde ise &#8220;I&#8217;ve Written A Letter To Daddy&#8221; adlı şarkının yer aldığı plâkta onlara &#8220;Bobby Helfer ve Orkestrası&#8221; eşlik ediyordu. Koruma zarfında filmin tanıtım broşüründen alınmış bir fotoğrafın yer aldığı 45&#8217;lik plâğın üzerinde satılmak için değil sadece&nbsp;disk jokeylerin&nbsp;kullanımı için üretildiği ibaresi yer almaktadır.</p>
<p>2 saatten uzun olmasına rağmen temposunu asla düşürmemesi ve gerilimi her an yüksek tutmasından dolayı göz kırpmadan izlenecek bir filmdir.</p>
<p>Filmi sanatından daha çok ilginç kılan başrol oyuncularının gerçekte birbirlerinden nefret ediyor oluşudur. Yönetmenin filmin başrol oyuncularını seçerken bu ayrıntıyı yakalamış olması</p>
<p>Filmdeki iki kardeşin şiddet sahnelerine yansımıştır. Sahneleri çekerken birbirlerinin canını yakmaktan hiç çekinmemişlerdir. Birbirleri hakkında yaptıkları ve söyledikleri de ilginçtir.</p>
<ul>
<li>Prodüksiyon sırasında Bette Davis sette mutlaka bir Coca Cola makinesi olmasını şart koşmuştur. İçeceğinden değil Joan Crawford&#8217;un kocası Pepsi&#8217;nin yönetim kurulunda olduğundan.</li>
<li>Filmin bir sahnesinde rol gereği Bette Davis Joan Crawford&#8217;un kafasını tekmeler. Bette metod oyunculuğunu konuşturur, Crawford&#8217;un kafasına 6 dikiş atılır.</li>
<li>Yine rol gereği Bette&#8217;nin Joan&#8217;ı taşıması gerekmektedir. Joan elbisesinin ceplerine o kadar çok taş doldurur ki Bette belini sakatlar.</li>
<li>Bette Davis&#8217;in Joan Crawford ile ilgili yorumları da unutulmaz. Yıllar sonra kendisine Joan Crawford&#8217;un ölüm haberi geldiğindeyse &#8220;Asla bir ölünün arkasından kötü konuşmam. Joan Crawford öldü, iyi&#8221; demekle yetinmiştir.</li>
</ul>
<figure id="attachment_2643" aria-describedby="caption-attachment-2643" style="width: 250px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane.jpg" rel="attachment wp-att-2643"><img class=" td-modal-image wp-image-2643 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane-250x300.jpg?resize=250%2C300" alt="Kısa sürede belli bir hayran kitlesi toplayarak bir &quot;kült film&quot;haline gelen &quot;Küçük Bebeğe Ne Oldu?&quot;nun bir başka özelliği de &quot;psikolojik gerilim&quot; türünün &quot;Grande Dame Guignol&quot; adı verilen bir alt türünü oluşturan ilk film olmasıdır." width="250" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane.jpg?resize=250%2C300&amp;ssl=1 250w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Baby-Jane.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2643" class="wp-caption-text">Kısa sürede belli bir hayran kitlesi toplayarak bir &#8220;kült film&#8221;haline gelen &#8220;Küçük Bebeğe Ne Oldu?&#8221;nun bir başka özelliği de &#8220;psikolojik gerilim&#8221; türünün &#8220;Grande Dame Guignol&#8221; adı verilen bir alt türünü oluşturan ilk film olmasıdır.</figcaption></figure>
<p>Aslında tüm bu olaylara set ekibi dışında kimse şahit olmamıştır. Ancak <em>Oscar</em> gecesi yaşananlar, herkesin huzurunda gerçekleşmiştir. Bette Davis “<em>En İyi Kadın Oyuncu</em>” dalında adayken, Crawford aday olamamıştır. Ancak yine de Oscar’ı Davis değil, o almıştır. Diğer adaylardan Anne Bancroft törene gelemeyip kazanan da o olunca Crawford onun yerine sahneye çıkmıştır. Hatta üçüncü Oscar’ını alarak tarihe geçmeyi heyecanla bekleyen Bette Davis’e dönüp “Affedersin, almam gereken bir Oscar var” diyerek sahneye çıkması ve Bancroft’un adına Oscar’ı kabul etmesi unutulacak gibi değildir. Bu olaydan sonra ise Bette Davis, Oscarı almaması için Crawford’un asistanına akademi üyelerini aratarak, kendi aleyhine bir kampanya yaptığını açıklamıştır. Özellikle Crawford’un Oscar’larda yaptıkları, filmden sonra düşmanlıklarıyla ilgili en fazla konuşan tarafın Bette Davis olmasına neden olmuştur.</p>
<p><strong>Adaylıkları</strong></p>
<ul>
<li>En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü- Bette Davis</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Akademi Ödülü- Victor Buono</li>
<li>En İyi Sinematografi Akademi Ödülü, (siyah-beyaz dalında) &#8211; Ernest Haller</li>
<li>En İyi Ses Miksajı Akademi Ödülü- Joseph D. Kelly</li>
<li>BAFTA En İyi Kadın Oyuncu Ödülü- Bette Davis</li>
<li>BAFTA En İyi Kadın Oyuncu Ödülü- Joan Crawford</li>
<li>En İyi Kadın Oyuncu Altın Küre Ödülü &#8211; Drama (Sinema)- Bette Davis</li>
<li>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Altın Küre Ödülü &#8211; Sinema- Victor Buono</li>
<li>Cannes Film Festivali1963,&nbsp;Altın Palmiye&nbsp;&#8211; Robert Aldrich</li>
<li>ABD Yönetmenler Derneği, &#8220;Sinemada Seçkin Yönetmenlik Başarısı Ödülü&#8221; &#8211; Robert Aldrich</li>
</ul>
<p><strong>Kazandıkları</strong></p>
<ul>
<li>En İyi Kostüm Tasarımı Akademi Ödülü, (siyah-beyaz dalında) &#8211; Norma Koch</li>
<li>Laurel Ödülü&#8221;Altın Defne&#8221; &#8211; Yılın çıkış yapan filmi.</li>
<li>Laurel Ödülü (3. lük) &#8220;Altın Defne&#8221; &#8211; Bette Davis (en iyi kadın oyuncu)</li>
</ul>
<p>Filmin sonunda özellikle Blache &#8216;ın yaptığı itiraf tüyleri diken diken eder. Sinema tarihinin ters köşe yaptıran sahnelerindendir ve unutulmayan sahneler arasına girmektedir.İyi ile kötü birbirine karışır. Nitekim konu her insanın karanlık bir tarafının bulunduğuna bağlanır.</p>
<p>Hayat denilen karmaşık yolculukta akıl ve bilme yetisiyle yol bulmaya çalışan insanlar duygularının ve hissedebildiklerinin karanlık! İyi ve kötü yüzünü sanatla aydınlatır.</p>
<p>Aydınlanan hayatlarla ve sanatla yol bulmak umudu ile…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/">Ne Mi Oldu? İyi – Kötü Birbirine Karıştı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ne-mi-oldu-iyi-kotu-birbirine-karisti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2642</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İçinde Yaşadığım Deri &#038; Tarantula</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 12 Feb 2016 16:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nihan Vardar]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Banderas]]></category>
		<category><![CDATA[Elena Anaya]]></category>
		<category><![CDATA[İçinde Yaşadığım Deri]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Mygale]]></category>
		<category><![CDATA[Pedro Almodovar]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim film]]></category>
		<category><![CDATA[Tarantula]]></category>
		<category><![CDATA[Thierry Jonquet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2199</guid>
				<description><![CDATA[<p>İspanyol Sineması’na Genel Bakış 1936-39 İspanya İç Savaşı’nın genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak adlandırılışı gibi, İspanya’nın Francoculuktan demokrasiye şaşırtıcı bir hızla geçişi de 1945’i izleyen Soğuk Savaş paradigmasının ani çöküşünün habercisi olarak görülebilir. İspanyol Sineması sadece 1975’de Faranco’nun ölümünden sonra değil, önceki yıllarda da İspanya’nın demokrasiye geçişinde önemli bir rol oynamıştır. Sımsıkı kapalı olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/">İçinde Yaşadığım Deri &amp; Tarantula</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İspanyol Sineması’na Genel Bakış</strong></p>
<p>1936-39 İspanya İç Savaşı’nın genellikle İkinci Dünya Savaşı’nın provası olarak adlandırılışı gibi, İspanya’nın Francoculuktan demokrasiye şaşırtıcı bir hızla geçişi de 1945’i izleyen Soğuk Savaş paradigmasının ani çöküşünün habercisi olarak görülebilir. İspanyol Sineması sadece 1975’de Faranco’nun ölümünden sonra değil, önceki yıllarda da İspanya’nın demokrasiye geçişinde önemli bir rol oynamıştır. Sımsıkı kapalı olan İspanya, 1950’lerden itibaren yabancı etkilere açılmaya başlarken yeni bir İspanyol Sineması da dünya sahnesine çıkıyordu.</p>
<p>Yeni  İspanyol Sineması 1960’larda Garcia Escudero’nun , Farga tarafından  sinemanın yeni genel müdürü olarak yeniden atanıp bu sanat sinemasını  yurtdışında resmen tanıtacağı günlerde ‘’ Sinema bir bayraktır, bu bayrağı yükseltmeliyiz …Hollywood’u kendi alanında (ticari sinema ) yenemiyorsanız Avrupa alanında aklınızı kullanarak yenebilirsiniz.’’ diyerek tanıttığı bir terimdi. Ne var ki muhalif sinemacılar için baş düşmen hala içeride sansür dayatmayı sürdüren Francocu rejimdi.</p>
<p>1970’lerin başı, Franco’nun ölümünden önceki beş altı yıllık dictablanda denilen ılımlı diktatörlük dönemi İspanyol sanatçıların devlet sansürüne karşı yeni mücadeleler başlatıp Yeni İspanyol Sineması’nın dünya çapındaki büyük başarılarından bazılarını kazandığı bir dönemdi.</p>
<p>1980’lere geldiğimizde İspanyol tv’sinin reklam satışları, bu dönemde diğer ülkelere kıyasla daha hızlı bir büyüme oranıyla yediye katlandı. Bu artış, sinema sayısında alarm veren bir azalmayla birlikte, sinemaya gidenlerin sayısında keskin bir gerilemeye yol açtı. Yabancı filmlerin daralan pazardan pay alışı durumu iyice kötüleştiriyordu. 1985’ e gelindiğinde İspanyol filmleri, 1970’teki %30’luk paya karşılık, iç pazarın sadece %17,5’ini kapsıyordu ve on yılın sonunda bu rakam %10a dek geriledi. İspanya’nın tüm bölgelerinden sinemacılar, özellikle bölgesel dillerinin ve kültürlerinin ifade edilmesi artık yasak olmadığı için Kastilyalı egemenliğinden çok Katalan ve Basklı yönetmenleri tehdit eden bu şiddetli mali krizle başa çıkmak zorundaydı.</p>
<p>1982’de yeni seçilen Felipe Gonzales başkanlığındaki sosyalist hükümet, sosyalist sanatsal özgürlük döneminin başlangıcını belirtircesine, sinemacı Pilar Miro’yu sinema genel müdürlüğüne atadı ve Miro hemen krizi çözmeye koyuldu. Miro 1983’te çok az İspanyol filminin iç pazarda hayatta kalabileceğini fark etti ve bu yüzden yabancı filmlere karşı İspanyol filmlerini koruyup devlet yardımlarını önemli ölçüde arttıran yeni bir yasayı yürürlüğe koydu. Yine de İspanyol film üretimi büyük bir hızla düşüşünü sürdürdü.(1989 ‘da kırkyedi filmle gelmiş geçmiş en düşük sayısına ulaştı.);artışlar sadece üretim maliyetleri ve hükümet harcamalarındaydı. Miro’yu eleştirenler ona,’’kendi isteklerine düşkün’’ sanatçıları piyasanın gerçekliklerini ve İspanyol izleyicilerin değişen zevklerini görmezden gelmeye teşvik ettiği şeklinde saldırmaktaydı.</p>
<p>Değişim zamanıydı ve değişim aşağıdaki sözlerin sahibi Pedro Almodovar tarafından sağlandı:</p>
<p>‘’Benim filmlerim… Franco öldükten- özellikle 1977’den sonra İspanya’da doğan yeni bir mantaliteyi temsil eder….Herkes artık İspanya’da her şeyin farklı olduğunu duymuştur….ama bu değişimi İspanyol sinemasında bulmak kolay değildir…..benim filmlerimde İspanya’nın nasıl değiştiği görülür…çünkü şimdi Arzu’nun Yasası gibi bir film yapmak mümkündür.</p>
<p>Almodovar espanolada’nın yerine farklı kalıplara girebilen cinselliği, büyük bir liberalleşme sürecine giren Franco sonrası İspanya için yeni bir kültürel klişe olarak yerleştirmeyi başardı. Böylece merkezi, marjinal diye tanımlayarak çökertti ve bu müdahale, ironik bir biçimde İspanyol sinemasının dünya pazarında marjinallikten çıkmasına yardım etti. Gerçekten de 1991’de Variety. İspanya’nın ABD’ye ihraç ettiği  gelmiş geçmiş  en iyi onüç filmden altısını Almodovar’ın yönettiğini bildirecekti.</p>
<figure id="attachment_2204" aria-describedby="caption-attachment-2204" style="width: 583px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg" rel="attachment wp-att-2204"><img class=" td-modal-image wp-image-2204 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?resize=583%2C325" alt="Pedro Almodovar" width="583" height="325" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?w=583&amp;ssl=1 583w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Pedro-Almodovar.jpg?resize=300%2C167&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2204" class="wp-caption-text">Pedro Almodovar</figcaption></figure>
<p><strong>Pedro Almodovar </strong><strong>(d. 24 Eylül 1949):</strong> Uluslar arası alanda tanınmış film yönetmenlerinden olan Almadóvar, filmlerinde melodram öğeleri sıklıkla kullanmaktadır. Filmleri, kompleks anlatımlar, popüler kültür, popüler şarkılar, güçlü renkler ve kuvvetli bir dekor anlayışıyla göze çarpmaktadır.</p>
<p>Almodovar’ın tanıtacağmız filmi olan İçinde Yaşadığım Deri, Tarantula isimli kitaptan senaryolaştırılmıştır. Antonio Banderas&#8217;ın doktor rolünde olağanüstü bir performans sergilediği film de kitap kadar ilgi çekicidir.</p>
<figure id="attachment_2211" aria-describedby="caption-attachment-2211" style="width: 234px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg" rel="attachment wp-att-2211"><img class=" td-modal-image wp-image-2211 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?resize=234%2C215" alt="Thierry Jonquet" width="234" height="215" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?w=234&amp;ssl=1 234w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet.jpg?resize=233%2C215&amp;ssl=1 233w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2211" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet</figcaption></figure>
<p>Polisiye ve suç romanlarıyla tanınan Fransız yazar Thierry Jonquet’in en ünlü kitabı olarak kabul edilen (1954-2009) “Tarantula” (Orijinal ismi “Mygale”) 1995’te yayımlanmıştır.</p>
<figure id="attachment_2205" aria-describedby="caption-attachment-2205" style="width: 599px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2205"><img class=" td-modal-image wp-image-2205 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=599%2C396" alt="PedroAlmodóvar - Tarantula" width="599" height="396" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?w=599&amp;ssl=1 599w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/PedroAlmodóvar-Tarantula.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w" sizes="(max-width: 599px) 100vw, 599px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2205" class="wp-caption-text">PedroAlmodóvar &#8211; Tarantula</figcaption></figure>
<p>Tarantula” bir intikam romanıdır. İntikamcının klasik refleksi olarak , edinilen amaç aynı şeyi karşı tarafa yaşatmak.. Aynı acıyı ona da tattırmak. Bu bazen fiziksel olarak mümkün olabilir. Adalet sistemi izin vermese de fizik yasaları müsade eder. İçine intikam ateşi düşmüş zihin sağlıklı düşünemez. Adaleti kendisi sağlamaya kalkarak karşı atak denebilecek simetrik suçu ince ince planlar. Bazen de karşı tarafa aynı deneyimi yaşatmak fiziksel olarak mümkün değildir. Ancak intikamcı bir estetik cerrahsa, fiziksel koşulları intikamı mümkün kılacak biçimde yeniden düzenleyebilir. Normal şartlarda fantezi boyutunda kalacak planı elindeki neşterle çizerek soğukkanlılıkla hayata geçirebilir.</p>
<figure id="attachment_2203" aria-describedby="caption-attachment-2203" style="width: 150px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg" rel="attachment wp-att-2203"><img class=" td-modal-image wp-image-2203 size-thumbnail" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale-150x150.jpg?resize=150%2C150" alt="Thierry Jonquet &quot;MYGALE&quot;" width="150" height="150" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/mygale.jpg?resize=184%2C185&amp;ssl=1 184w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2203" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet &#8220;MYGALE&#8221;</figcaption></figure>
<p>Dr. Ledgard’ın çok sevdiği karısı bir trafik kazası sonucu yanarak bütün güzelliğini kaybediyor. Bu durum Dr. Ledgard’ı ‘yapay deri’ üretme çalışmaları yapmaya itiyor ancak karısını kaybettiği güzelliğine geri döndürmek için yaptığı deneyler henüz sonuç bulmadan karısı intihar ediyor. Annesinin ölümüne tanık olduğu için sorunlu bir yaşam süren kızları Norma’nın bir düğün sırasında tecavüze uğraması ise asıl olayları başlatan ve bu talihsiz serüvenler dizisini ateşleyen olay oluyor. Tecavüze uğrayan kızının geçirdiği travma onu da tıpkı annesi gibi intihar ile biten bir sonuca götürürken Dr. Ledgard’ı intikama yönlendiren süreç başlamış oluyor.</p>
<figure id="attachment_2206" aria-describedby="caption-attachment-2206" style="width: 197px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2206"><img class=" td-modal-image wp-image-2206 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-197x300.jpg?resize=197%2C300" alt="Tarantula filmi, psikolojik gerilim filmidir." width="197" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg?resize=197%2C300&amp;ssl=1 197w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula.jpg?w=300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 197px) 100vw, 197px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2206" class="wp-caption-text">Tarantula filmi, psikolojik gerilim filmidir.</figcaption></figure>
<p>Almodovar filmlerinde daha öncede gördüğümüz (Tutkunun Kanunu, Yüksek Topuklar, Kötü Eğitim, Kırık Kucaklaşmalar) önemli temalarından olan ‘tek bedende iki kimlikli yaşam’ meselesi ‘İçinde Yaşadığım Deri’de bir level atlayıp bu duruma hapsedilme ve zorunda kalmışlıkla Vera’nın nezdinde yer bulurken karakterin yaşadığı bu bedensel dönüşümün, özünde nasıl bir karşılık bulacağı sorgulanıyor.  Vera’nın bedensel dönüşümü gerçekleşirken televizyonda keşfettiği yoga dersleri sayesinde gerçek benliğini içinde koruma felsefesiyle karşılaşması aslında filmin vermek istediği mesajın bir özeti niteliğinde…</p>
<p>Thierry jonquet ‘in Mygale (tarantula) adlı romanını incelediğimizde kitabın örümcek, zehir ve av olmak üzere üç bölümden oluştuğunu görüyoruz. Kitap genel bir anlatımla giriş gelişme ve sonucu bize verirken bir yandan da döngüsel kurgularla olay örgüsünü güçlendirmektedir;  ki bu Pedro Almodovar’ın kitaptan uyarladığı İçinde Yaşadığım Deri filminin biçimsel özellikleri açısından da ortaklık teşkil etmektedir. Filmde zaman kavramı başta karışık gibi gelse de şimdiki zamanla başlayıp altı yıl öncesine gidip sonrasında yine şimdiki zamanı anlatmaktadır. Romanın ana karakterleri üzerinden gidecek olursak estetik cerrah olan Lafargue romanda daha sert mizaçla çıkarken karşımıza, filmde zaman zaman Eve’e merhamet gösterdiği oluyor.  Romandaki karakterin isminin Eve olması da ismini Havva anadan almış olmasıdır Burada kısaca bir yücelik atfedilmiştir yalnız burada Eve aracılığıyla da Lafargue’ye tanrısal güç betimlenmiştir. Filmde Lafargue’nin ismi Dr Ledgard ve Eva’nın ismi de Vera olarak çıkıyor karşımıza.</p>
<figure id="attachment_2210" aria-describedby="caption-attachment-2210" style="width: 189px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2210"><img class=" td-modal-image wp-image-2210 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula-189x300.jpg?resize=189%2C300" alt="Thierry Jonquet - Tarantula" width="189" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Thierry-Jonquet-Tarantula.jpg?w=440&amp;ssl=1 440w" sizes="(max-width: 189px) 100vw, 189px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2210" class="wp-caption-text">Thierry Jonquet &#8211; Tarantula</figcaption></figure>
<p>Kitaptaki detaylı betimlemeler filmde de sık sık karşımıza çıkarken.  Almodovar mekan renklerini, ışığı gerçeğe oldukça yakın sahnelemişken bir o kadar da görsel zevki ön plana çıkarıyor.</p>
<p>Filmde ve romanda da bahsi geçen Lafargue’nin kızı Normanın tecavüze uğramasının ardından yatırıldığı klinikte geçirdiği sinir krizleri kitapta oldukça iyi betimlenirken. Filmde kan donduran ama acıtasyona sebep olmayan hisler uyandırıyor. Kitapta Norma’ya tecavüz edilirken olaya sonradan eklenen Alex Filmde karşımıza çıkmıyor.</p>
<p>Kitapta gerilim ve irrite edici durumlar ön plandayken filmde biraz daha yumuşatılmış haliyle karşımıza çıkıyor. Örnek verecek olursak işkence sahnelerinin görselleri kitapta oldukça iyi betimlenirken. Filmde başlatılıp gerisi seyircinin hayal gücüne bırakılmış durumda.</p>
<figure id="attachment_2209" aria-describedby="caption-attachment-2209" style="width: 717px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg" rel="attachment wp-att-2209"><img class=" td-modal-image wp-image-2209 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?resize=640%2C360" alt="Tarantula (İçinde Yaşadığım Deri)" width="640" height="360" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?w=717&amp;ssl=1 717w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-film.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2209" class="wp-caption-text">Tarantula (İçinde Yaşadığım Deri)</figcaption></figure>
<p>Son olarak da söylenmeli ki ara sıra araya giren senaryo akışı romana haraket katmaktadır.</p>
<figure id="attachment_2207" aria-describedby="caption-attachment-2207" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg" rel="attachment wp-att-2207"><img class=" td-modal-image wp-image-2207 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas-1024x554.jpg?resize=640%2C346" alt="Antonio Banderas" width="640" height="346" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?resize=1024%2C554&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?resize=300%2C162&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-banderas.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2207" class="wp-caption-text">Antonio Banderas</figcaption></figure>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<ul>
<li>Ü. İLEF RADYO TV SİNEMA BÖLÜMÜ Çağdaş Dünya Sineması Ders Okumaları 1</li>
<li>Jonquet, Thierry ‘’Tarantula(Mygale) ‘’</li>
<li>Kinder, Marsha ‘’Pleasure and the New Spanish’’</li>
</ul>
<figure id="attachment_2201" aria-describedby="caption-attachment-2201" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg" rel="attachment wp-att-2201"><img class=" td-modal-image wp-image-2201 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=640%2C426" alt=" Pedro Almodóvar2ın Tarantula filmi birçok anlamdan dünyta sinema tarihine geçmiştir." width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/film-tarantula.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2201" class="wp-caption-text">Pedro Almodóvar2ın Tarantula filmi birçok anlamdan dünyta sinema tarihine geçmiştir.</figcaption></figure>
<figure id="attachment_2208" aria-describedby="caption-attachment-2208" style="width: 819px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg" rel="attachment wp-att-2208"><img class=" td-modal-image wp-image-2208 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=640%2C426" alt="Elena Anaya" width="640" height="426" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?w=819&amp;ssl=1 819w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/tarantula-Elena-Anaya.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2208" class="wp-caption-text">Elena Anaya</figcaption></figure>
<figure id="attachment_2200" aria-describedby="caption-attachment-2200" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg" rel="attachment wp-att-2200"><img class=" td-modal-image wp-image-2200 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=640%2C427" alt="Antonio Banderas ve Elena Anaya &quot;Tarantula&quot;" width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Elena-Anaya.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2200" class="wp-caption-text">Antonio Banderas ve Elena Anaya &#8220;Tarantula&#8221;</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/">İçinde Yaşadığım Deri &amp; Tarantula</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/icinde-yasadigim-deri-tarantula/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2199</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 09 Feb 2016 13:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Figen Güntürk]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[determinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Freud]]></category>
		<category><![CDATA[Gregory Peck]]></category>
		<category><![CDATA[Hitchcock]]></category>
		<category><![CDATA[Ingrid Bergman]]></category>
		<category><![CDATA[kült film]]></category>
		<category><![CDATA[North By Northwest]]></category>
		<category><![CDATA[Öldüren Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[psikanalitik]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[Psycho]]></category>
		<category><![CDATA[Rear Window]]></category>
		<category><![CDATA[Sigmund Freud]]></category>
		<category><![CDATA[The Birds]]></category>
		<category><![CDATA[Vertigo]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2151</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gerilim janrının zihinsel olarak izleyicisini en zorlayan alt türü olarak psikolojik gerilimi gösterebiliriz. Genelde stabil olmayan duygusal durumlara sahip ana karakterlerin yer aldığı ve gizemli hikayelerin anlatıldığı psikolojik gerilim filmleri bu açıdan izleyiciyi korku öğelerine çok girmeden anlatısı ile diken üstünde bırakır. Hiç şüphesiz gerilim film yönetmenleri arasında sayacağımız usta yönetmen Alfred Hitchcock’tur. Alfred Hitchcock; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/">Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gerilim janrının zihinsel olarak izleyicisini en zorlayan alt türü olarak psikolojik gerilimi gösterebiliriz. Genelde stabil olmayan duygusal durumlara sahip ana karakterlerin yer aldığı ve gizemli hikayelerin anlatıldığı psikolojik gerilim filmleri bu açıdan izleyiciyi korku öğelerine çok girmeden anlatısı ile diken üstünde bırakır.</p>
<figure id="attachment_2152" aria-describedby="caption-attachment-2152" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Alfred-Hitchcock.png" rel="attachment wp-att-2152"><img class=" td-modal-image wp-image-2152 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Alfred-Hitchcock-300x252.png?resize=300%2C252" alt="Psikolojik gerilim film türünün usta yönetmeni Alfred Hitchcock." width="300" height="252" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2152" class="wp-caption-text">Psikolojik gerilim film türünün usta yönetmeni Alfred Hitchcock.</figcaption></figure>
<p>Hiç şüphesiz gerilim film yönetmenleri arasında sayacağımız usta yönetmen <strong>Alfred Hitchcock</strong>’tur. Alfred Hitchcock; Psycho, North By Northwest, Vertigo, Rear Window, The Birds gibi kült filmleriyle tanınır. 70&#8217;e yakın filmi mevcuttur. Yönettiği filmlerden 37 tanesinde çok kısa rollerde şöyle bir göründü. Cameo roller de denen bu roller nerede ise Hitchcock&#8217;un bir imzası haline gelmişti. Bunların ortalama süresi birkaç saniyeyi geçmiyordu. Cameo bir film oyun gibi gösteri sanatlarında insanlar tarafından çok bilinen birinin kısa süre ile görülmesine denir.</p>
<p>Alfred Hitchcock&#8217;un bana göre ilk 5&#8217;e giren filmlerinin arasında Öldüren Hatıralar yerini alır. <strong>Öldüren Hatıralar</strong> başrollerini <strong>Ingrid Bergman</strong> ve <strong>Gregory Peck</strong>&#8216;in paylaştığı 1945 yapımı psikolojik gerilim filmdir. 1950 yılında Türkiye&#8217;de sinemalarda gösterilmiştir.</p>
<p>Filmin konusu psikiyatri ve psikanaliz üzerine kuruludur. Alfred Hitchcock Öldüren Hatıralarda Sigmund Freud&#8217;un psikanaliz teorileriyle bir cinayet çözümlemesi yapıyor. Hitchcock&#8217;un düş sekansları için ressam Salvador Dali ile çalıştığı bu film göreve yeni atanan müdürünü bekleyen bir akıl hastanesinde başlıyor. Hitchcock bu filmde cameosunu Ingrid Bergman&#8217;ın gittiği otelin lobisinde asansörden puro içerek çıkan adam olarak yapar.</p>
<p>Filmin öyküsü psikanalizin iki temel ilkesini destekler görünmektedir. Bunlardan ilki olan nedensellik ya da psişik determinizme göre insanın hiçbir davranışı nedensiz ya da rastgele degildir.</p>
<figure id="attachment_2154" aria-describedby="caption-attachment-2154" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Öldüren-Hatıralar.png" rel="attachment wp-att-2154"><img class=" td-modal-image wp-image-2154 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Öldüren-Hatıralar.png?resize=300%2C226" alt="Alfred Hitchcock &quot;Öldüren Hatıralar&quot;" width="300" height="226" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2154" class="wp-caption-text">Alfred Hitchcock &#8220;Öldüren Hatıralar&#8221;</figcaption></figure>
<p>Yapılan her davranışın söylenen her sözün bir nedeni vardır ve bu neden insanın çevresiyle ilgili olmaktan çok iç dünyasıyla ilgilidir. Bu iç dünya bilinç dışı sistemlerdir ve bilinçdışının varlığı da psikanalitik kuramın ikinci temel ilkesidir. Toplum tarafından kabul edilmeyen düşünceler, arzular ve istekler travmatik deneyimler ve acı veren duyguların psikolojik bastırma yoluyla bilinçdışında depolandığını söyleyen Freud&#8217;a göre bilinçdışının varlığı rüyalar, hipnoz, serbest çağrışım, dil sürçmeleri, unutkanlıklar gibi zihin kontrolünün ortadan kalktığı anlarda kanıtlanabilir. Nevrozların kaynağında bilinçdışı çatışmalar bulunmaktadır. Kişinin davranışlarının yaşadığı travmaların daha eski deneyimleriyle ve hatta çocukluğuyla ilgili olması filmde John&#8217;un geçmişiyle her şeyi bilinçdışına atmasında kendini gösterir. Constance ve hocası bu bilinçdışı çatışmaları çözmek için John&#8217;un rüyalarına başvururlar. &#8211; psikanalizde büyük rol alan rüya analizleri psikanalizin babası olarak adlandırdığımız Sigmund Freud ve öğrencisi Carl Gustav Jung&#8217;un hastalarının tedavisinde sıklıkla kullandığını hepimiz biliriz &#8211; Constance&#8217;n hocası rüyalar için tam olarak şu cümleyi kurmuştur &#8220;rüyalar saklamaya çalıştığın şeyi söylerler ama bunu bulmacanın parçaları gibi karışmış bir halde sunarlar&#8221;. John&#8217;un rüya sahneleri hikayedeki gizemi ortaya çıkarmasında olduğu kadar sürrealist ressam Salvador Dali tarafından tasarlanmış olması bakımından da oldukça ilgi çekicidir. Filmin sonunda John&#8217;un rüyası Constance ve asıl katil olan Dr. Murchison tarafından analiz edilir. Rüyadaki pek çok sembol John&#8217;un travmasıyla ilgili göndermeler taşımaktadır. Örneğin; kumarhanedeki gözlerle süslü perde klinikteki doktorlar ve peşlerindeki polisleri, çatıdaki maskeli adam katili, elindeki tekerlek silahı ve John yokuş aşağı koşarken peşinden gelen kuş ise Cebrail&#8217;i temsil etmektedir. Film birçok dalda aday gösterilmiştir.</p>
<ul>
<li>En iyi müzik</li>
<li>En iyi yardımcı erkek oyuncu</li>
<li>En iyi sinematografi</li>
<li>En iyi siyah beyaz film</li>
<li>En iyi film</li>
<li>En iyi özel efekt</li>
<li>En iyi kadın oyuncu</li>
</ul>
<p>Her ne kadar bireyin hayatında hatıralar öldürücü darbeleri yapsa da Tanrı&#8217;nın içimizde var oluşu kadar gereklidir.</p>
<p>Yaşamın basamaklarında hatıralar ve sanatla her daim adım atmak umudu ile&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/">Bir Hitchcock Klasiği: Öldüren Hatıralar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-hitchcock-klasigi-olduren-hatiralar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2151</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
