<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Pink Floyd &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/pink-floyd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Jul 2018 09:12:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 4 &#8211; Mavi Sümbül &#038; Pembe Lale</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 30 May 2018 06:30:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Çığlık]]></category>
		<category><![CDATA[Comfortably Numb]]></category>
		<category><![CDATA[Edvard Munch]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[The Wall]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=14623</guid>
				<description><![CDATA[<p>“ Hiç kimse benim gibi değildi ve ben de hiç kimse gibi değildim. Ben tek başınaydım onlarsa herkes” Dostoyevski  Yürüyordun, hatırlıyor musun? Bir gece vaktiydi, vakit 00.00 olmadan hemen önceydi. Yeni bir güne dönmeden gece daha, daha sıfırlamadan gelip geçeni &#8211; artık neyi sıfırlıyorsa &#8211; bitirmeden uykunun gölgesinde görülen rüyaları, zaman herkes için hızla akıyorken [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 4 &#8211; Mavi Sümbül &#038; Pembe Lale</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“ </strong><strong>Hiç kimse benim gibi değildi ve ben de hiç kimse gibi değildim. Ben tek başınaydım onlarsa herkes” Dostoyevski </strong></p>
<p>Yürüyordun, hatırlıyor musun? Bir gece vaktiydi, vakit 00.00 olmadan hemen önceydi. Yeni bir güne dönmeden gece daha, daha sıfırlamadan gelip geçeni &#8211; artık neyi sıfırlıyorsa &#8211; bitirmeden uykunun gölgesinde görülen rüyaları, zaman herkes için hızla akıyorken karanlığın koynunda, sen, hızlı adımlarla yürüyordun bilmediğin yollarda… Korkun, yüreğinin bir köşesinde sinmiş bekliyordu ağzından çıkmayı ve delicesine geceye haykırmayı… Oysa sen, korkuna yenik düşmeden, usulca ağlıyordun neye ağladığını bile bilmeden… Değil haykırmak, tek kelime bile geçmiyordu kafandan, geçmiyordu zaman, geçmiyordu damarlarının içinde akan kan, sinende yanan kor alevleniyordu durmadan…</p>
<figure id="attachment_14790" aria-describedby="caption-attachment-14790" style="width: 513px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg"><img class=" wp-image-14790" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg?resize=513%2C289" alt="" width="513" height="289" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg?w=852&amp;ssl=1 852w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/10.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 513px) 100vw, 513px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14790" class="wp-caption-text">Gece Yarısı Sokakta Yürüyen</figcaption></figure>
<p>Soğuktan morarmış parmaklarına bakmadan, çisileyen yağmura aldırmadan, adımlarını hızlandırıyordun an be an&#8230; Kızgın kumların üzerinde yürüyordun sanki&#8230;Telefon ettiğinde “hemen gel” demişti sana karşındaki… Kimdi? Neyin nesiydi? Daha kaç günlük bir tanışıklıktı sizinkisi, hakkında ne düşünürdü bilmiyordun. Bilme lüksün yoktu, sabaha kadar kalacak bir yere ihtiyacın vardı, o kadardı, yapacak başka bir şey yoktu, gece bir türlü bitmek bilmiyordu…</p>
<p>Otobüse bindin, şoförün bakışlarını umursamadan en arka koltuğa gidip oturdun, yaşlı bir adam ve sen… Kimse yoktu koskoca otobüste… Evsizdi yaşlı adam büyük bir ihtimalle. Son seferden önce sıcak bir yatak bulmanın keyfiyle, horluyordu. Beton zemindeki yatağıyla buluşmadan önce, beyaz sakallarının arasında kaybolmuş dudaklarıyla, gülümsüyordu. Otobüs gecenin ıssızlığında hızla ilerliyordu. Son seferini yapan şoförün, bu münasebetsiz yolcuları bir an evvel yerlerine ulaştırmayı istemek dışında bir niyeti yoktu. Uzun günün ardından evine varacak, yumuşak yastığına başını gömecek ve derin bir uykuya dalacaktı. Neyse ki senin yolun yakındı. Bir kaç durak kalmıştı inmene, otobüs durağında karşılayacaktı bekleyen seni&#8230; Bekleyen o muydu gerçekten, yoksa bilinmezliğe seni götüren kaderin miydi? Birazcık ısınmıştı ellerin, hızla savrulan otobüsün içinde ne kadar da biçareydin. Durağa yaklaşınca ayağa kalktın ve düğmeye bastın. Oracıkta indin, kimse yoktu otobüs durağında. Şaşırdın ilkin&#8230;</p>
<figure id="attachment_14794" aria-describedby="caption-attachment-14794" style="width: 543px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg"><img class=" wp-image-14794" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=543%2C362" alt="" width="543" height="362" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=960%2C640&amp;ssl=1 960w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/BELGAIMAGE-114263165-e1517993354491-960x640.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 543px) 100vw, 543px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14794" class="wp-caption-text">Gecenin İçinde Hızla Savrulan Otobüs</figcaption></figure>
<p>Gecenin bir yarısında, bilmediğin bir semtte doğru düzgün tanımadığın biri seni ekmişti. Oysa telefonda ne kadar da müşfik geliyordu sesi. Nasıl da heyecanlanmıştı sesini duyunca, hiç tereddüt etmeden buyur etmişti kendi evine, güven vermişti sana sesi… Oysa şimdi, kalakalmıştın işte bir başına, otobüs durağında. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladın, öfke, kızgınlık ve çaresizlikle birlikte baş başa kalmıştın. Duraktaki banka oturdun. Sabaha kadar burada otururum dedin içinden. Üstü kapalıydı en azından, yağmur yağsa gece, ıslanmazdın hiç değilse. Sonra  durağın adına bakmak geldi aklına birden. Yanlış bir durakta mı inmiştin acaba? Sevindin, tabi ya yanlış durakta inmiştin. Bir durak daha vardı, silip gözyaşlarını hızlı adımlarla yürüdün bomboş caddede boylu boyunca. Ya beklemezse beni diye korkuya kapıldın. Koşar adım yürüyordun artık. Peşinden gelen gölgeyi fark etmemiştin daha. Sen hızlanınca gölge de hızlandı ve arkadan koşmaya başladı. Bütün cesaretini toplayıp döndün arkana bir hışımla&#8230; Bir de ne göresin, ufacık bir yavru köpekti  peşinden gelen senin…</p>
<p>Durdun caddenin ortasında ayaklarının dibinde seni kokluyordu, fır dönüyordu etrafında. O da senin gibi yapayalnız kalmıştı bu koskoca dünyada. Eğilip kucağına aldın onu, sıcaklığını sevdi, yaladı senin boynunu. Birlikte yürümeye başladınız. Sanki geceden seni koruyacak bir melek göndermişti tanrı. Korkularından arındıracaktı seni ve sevilecektin yeniden, bu bir işaretti güzele yönelen&#8230;</p>
<p>Az kalmıştı otobüs durağına, bir karaltı mı vardı orada?</p>
<p>Seni bekliyordu. Üşümüştü, telaşlıydı. O halinle görünce seni bir oh çekti ve elini uzattı hemen sana… İçin ısındı bir anda ona… Hızlıca anlattın olan biteni, neden geciktiğini&#8230; O, sen ve minik köpek yavrusu yürüyordunuz gecenin içinde, yeni bir yola doğru… Gülümseyen su yeşili gözleriyle, uzun kıvırcık saçlarını başıyla geri atıp elini omzuna koyduğunda “ hallederiz&#8221; dedi sana…</p>
<p>Bodrum kattaki kiralık dairede kimseler yoktu. Finaller yüzünden yurtta kalıyordu arkadaşları. Gelip gitmek zor oluyordu okuldan eve, tesadüf uğramıştı o da bugün zaten kendi evine…</p>
<figure id="attachment_14804" aria-describedby="caption-attachment-14804" style="width: 484px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg"><img class=" wp-image-14804" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg?resize=484%2C595" alt="" width="484" height="595" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg?w=250&amp;ssl=1 250w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/fft16_mf2242777.jpeg?resize=244%2C300&amp;ssl=1 244w" sizes="(max-width: 484px) 100vw, 484px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14804" class="wp-caption-text">Edvard Munch’un Çığlık Tablosu</figcaption></figure>
<p>“ Aç mısın” dedi sana. Açtın ama farkında değildin neye aç olduğunun, midendeki yangın açlıktan mı öfkeden mi bilemeyecek haldeydin. “ Bir şeyler yerim “dedin.</p>
<p>Bir şeyler yediniz, mutfakta yumurta pişirdiniz ve sıcak çayın etkisiyle rahatlayınca “ hadi anlat bakalım” dedi sana…</p>
<p>Nerden başlayacağını bilemedin. Gözlerin duvardaki resme takılı kaldı. Sanki seni anlatıyordu. Bütün yaşadıklarının özetiydi adeta ve senin için resmedilmişti öyle geldi o zaman sana&#8230; Söyleyecek ne kadar da çok sözün vardı aslında. Çocukluğundan beri tüm yaşadıkların dudaklarından değil, gözlerinden dökülmeye başlamıştı. Hiç tanımadığın bir evde, tanımadığın birinin omzunda katıla katıla ağlıyordun. Ağzından tek bir kelime bile çıkmadan, gözyaşlarınla konuşuyordun. Gece çok uzun olacağa benziyordu. Bir şarap açtı, bir kaset koydu teybe, bardaklara boşalan lal gibiydi dudakların… İlk kez duyduğun müziğin tınısında kendini buldun…</p>
<p>” Is there anybody out there… “ dışarda birileri var mı?&#8221; diye hıçkıran sendin, duvardaki Edvard Munch’un Çığlık tablosundaki sen… Elektro gitarın ağıtları senin içindi. Sen çınlıyordun kulaklarda. İlk kez sesini duymuştu birileri ve sana bakıyordu tüm içtenliğiyle, insanca&#8230; Yumdun gözlerini, müziğe bıraktın kendini… Gözlerinin önünde alabildiğince uçsuz bucaksız mavi bir sümbül tarlası uzanıyordu. Küçük bir kız çocuğu koşturuyordu içinde, birden pembe elbisesiyle sen oluyordun o kız çocuğu… Pembe bir lale olarak kalıyordun mavi sümbüllerin içinde…</p>
<p style="text-align: center;">İşte bütün olan biteni açıklıyordu bu…</p>
<figure id="attachment_14635" aria-describedby="caption-attachment-14635" style="width: 332px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg"><img class="wp-image-14635 " src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg?resize=332%2C221" alt="" width="332" height="221" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg?w=275&amp;ssl=1 275w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2018/05/images-1-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-14635" class="wp-caption-text">Mavi Sümbüller İçindeki Pembe Lale</figcaption></figure>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/vPTb-5ofBX8?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/">Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 4 &#8211; Mavi Sümbül &#038; Pembe Lale</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-4-mavi-sumbul-pembe-lale/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">14623</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Karanfil Kokulu Nergis</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 29 Nov 2017 05:00:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[is there anybody out there]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[The Wall]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=11894</guid>
				<description><![CDATA[<p>Kaybolmak yaşarken daha, Güpegündüz silinmek hafızalardan, Sil baştan başlamak hayata! Mümkün olsa… Bırakıp gidemeyeceğimi bile bile çaresizliğimle dolaşıyorum hiç bilmediğim sokaklarında bu kentin… Kimsesizler gibi parklarında yatıyorum üç gündür bir çatının sıcaklığından uzakta… Kayboldum sevdiğim ve sevmediğim bütün yüzlerin kırışıklığında. Kulaklarımda sesleri çınlıyor hâlâ… Gözümü kapattığımda yuvarlanıyorum sonu olmayan bir çukurdan tepetaklak aşağıya… El ediyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Karanfil Kokulu Nergis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Kaybolmak yaşarken daha,</p>
<p>Güpegündüz silinmek hafızalardan,</p>
<p>Sil baştan başlamak hayata!</p>
<p>Mümkün olsa…</p>
<p>Bırakıp gidemeyeceğimi bile bile çaresizliğimle dolaşıyorum hiç bilmediğim sokaklarında bu kentin… Kimsesizler gibi parklarında yatıyorum üç gündür bir çatının sıcaklığından uzakta… Kayboldum sevdiğim ve sevmediğim bütün yüzlerin kırışıklığında. Kulaklarımda sesleri çınlıyor hâlâ… Gözümü kapattığımda yuvarlanıyorum sonu olmayan bir çukurdan tepetaklak aşağıya… El ediyor birisi, çıkmak için uzatıyorum elimi tekrar itiyor beni, kahkahalarında boğuluyorum… Sarı bir ışık yanıyor cılız, o tarafa yürüyorum…</p>
<p>Güneş battı, evler ışıklarıyla aydınlandı… Akşamın serinliği yaladı geçti yanaklarımı, çocukluğumdaki okul dönüşleri gibi sevinç kapladı her yanımı&#8230; Bir yuvanın sıcaklığındaydı anılarım, babamın sesi annemin ıslak nefesi geldi oturdu boğazıma, düğümlendi boğazım&#8230;</p>
<p>Ayağıma takıldı minicik bir sokak kedisi… Kucağıma aldım, üşümüş. Yok ki benim sana verecek sütüm. Anneni mi kaybettin benim iki gözüm? Yoksa sevgisizlikleriyle seni de mi sokağa attılar?  Yok mu senin de kardeşin? Benim sana verecek sevgimden başka neyim var? Isındın mı göğsümün üstünde? Yüreğimin yarasını duydun, acısını hissettin değil mi sen de? Şuncağızı bile sevmekten uzak bir güruh yaşıyor şu koca kentte… Varsa yoksa korunaklı şatolarındaki dere beyliklerini sürdürme telaşı… Aman düzenleri bozulmasın, eksilmesin cüzdanlarındaki para sakın! Bir lokma ekmek için sürdürülen onca tantana…</p>
<p>Saçma!</p>
<p>Her şey bir oyundan ibaret kim çıkarsa bu oyunun dışına fırlat at sokağa…</p>
<p>Soru sorma! Sorgulama! Soysuzluğa ey başını, sakın ha titanların hükümranlıklarından ayrılma! Kendini yarı tanrı sayanların uygarlığı bu işte… Hapsoldukları rollerinde prangalarla bağlılar köleliklerine…</p>
<p>Ziyandalar!</p>
<p>Bilmiyorlar!</p>
<p>Göz alabildiğince geniş bahçelerinde içkilerini yudumlarken servis ediliyor her gün beyinlerinden kalplerine kokuşmuş sahte hezeyanlar… Kim sahici? Onlar mı biz mi? Kim yabancı bu evrene? Onlar mı biz mi daha yakınız insanlığın özüne? Çoktan ayaklar altına aldınız onurunuzu, her an damlamakta toprağa kanınız, ağlıyor bir köşede utancından insanlığınız&#8230;</p>
<p>Beş paraya sattınız vicdanlarınızı. Hırsınızdan hırsızlığa doğru durmadan yol aldınız. Kimse durduramadı sizi, önünüze ne çıktıysa savurup bir kenara attınız… Bakalım daha kaç gün kaç gece sallanacak veballerimiz üzerlerinizde… Uyuyamayacaksınız gözlerinizi ne kadar da yumsanız. Kâbusunuz olup çörekleneceğiz başınıza. Usulcacık kaçacak dilinizin ucundan sakladığınız yalanlarınız… Saklanacak bir yer bulamayacaksınız, fare delikleri bile kabul etmeyecek sizi. Kendi karanlığınızla boğulacaksınız yüzdüğünüz sığ sularda… Biz aç olduğumuz için siz toksunuz o duvarların ardında…</p>
<p>Öf be kedicik, açlık başıma vurdu benim, söylettin beni kötü kötü akşam akşam… Oysa şimdi sıcacık bir mercimek çorbası ne iyi giderdi değil mi? Sıktın mıydı limonu içine kaşık kaşık içersin, mis gibi karabiberi de üstüne dökersin… Hele fırından çıkmış taze pideyle, yumul yumulabildiğince… Zil çalıyor karnım… Üç gündür bir lokma geçmedi kursağımdan…</p>
<p>Mutfaklardan kokular sızıyor dışarıya, hangi evde ne yemek piştiğini söylüyorlar bana… Biz dışardayız, onlar içerde&#8230; Ve hiç bir zaman içerde olamayacağımızı vuruyorlar yüzümüze&#8230; Alıyor musun sen de kokuyu? Hamsi kızartıyorlar işte şu evde. Bak! Pencereyi açmışlar kokusu sinmesin diye evlerine… Oysa balık kokusu çıkmaz öyle kolay kolay, hele kızartırsan tavada, sirkeli su kaynatsan da çıkmaz çoğu kere… Akşam yemeği çıktı sana kedicik, şanslısın gene… Hadi koş açık duran pencereye, insaflıysa ev sahibi, bu akşamlık açlıktan kurtuldun bile…</p>
<p>Rahmetli dedem sirkeli su hazırlattırırdı haminneme, tuttuğu balıklarla ne zaman eve gelse, haminnem romatizmalı bacaklarını sürüye sürüye kaynatırdı suyu… Balığa çıktığı günler sokağın başında beklerdim dedemi. Bilirdi köşe başını tuttuğumu, sözde saklanırdım ben de oyun olsun diye… Yakalandığımda saçımdan öper, elime tutuştururdu helva kabını… Ceplerime çok sevdiğim kuşlokumlarını gizlice koyar ‘hadi bir an evvel varalım eve’ diye koştururdu beni. Eve varınca da doğru tavan arasına çıkardım. Renklerine göre seçerek yerdim lokumlarımı basma minderlerimin üzerinde… Önce yeşilleri, sonra turuncuları, kırmızıları, en son limonlu sarıları yerdim… Sarıyı ne çok severdim… Belki de bu yüzden kapımızın önünde açardı baharda nergis soğanları…</p>
<p>Sarı Sarı açarlardı… Kokusuyla bütün mahalleyi sararlardı… Sokağa girenler soluğu bizim kapının önünde alırlardı… Keskin ıtırlı kokusunu sevmezdim nedense, ama renklerine bayılırdım. Yeşil kılıç yapraklarının arasındaki dimdik duruşlarına, uzun boylarına ve kendini beğenmiş havalarına adeta âşık olmuşçasına hayran baka kalırdım… Çok kısa ömürlü olmalarına bir türlü alışamamıştım. Ne zaman yapraklarını döküp ölseler, hıçkıra hıçkıra ağlardım. Bir sonraki baharı beklemek zulüm gelirdi bana. Bir hikâye uydurmuştum avutmak için kendimi…</p>
<p>Karanfillerin kokusu mest ederdi beni. Öyle mütevazıydı ki duruşları, incecik saplarında eğik boyunlarıyla dik duramazlardı ya bir türlü üzülürdüm onlar için, ama uzun yaşarlardı… Üstelik yeniden yeniden açarlardı…</p>
<p>Karanfil kokan nergis bahçelerim olsun isterdim… Alabildiğince büyük olan bahçemde sarı renklerinin içinde kaybolup gideceğimi, kalın saplarının altına saklanıp hiç bitmeyecek yiyeceklerle orda öylece yaşayacağımı düşlerdim. Karanfil kokan nergislerim hiç ölmeyecekler, beni bırakıp hiç gitmeyeceklerdi… Karanfiller gibi yeniden yeniden açacaklar, o dik duruşlarıyla beni hep kendilerine hayran bırakacaklardı…</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Kaybolmak yaşarken daha,</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Güpegündüz silinmek hafızalardan,</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Sil baştan başlamak hayata!</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>Mümkün olsa…</em></strong></p>
<figure id="attachment_11989" aria-describedby="caption-attachment-11989" style="width: 416px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg"><img class="wp-image-11989" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?resize=416%2C416" alt="Nergis Olamayan Karanfiller" width="416" height="416" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/11/9549762002994.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 416px) 100vw, 416px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-11989" class="wp-caption-text">Nergis Olamayan Karanfiller</figcaption></figure>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/aHN6AViJAvI?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Karanfil Kokulu Nergis</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-karanfil-kokulu-nergis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11894</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Gün Batımında İki Güneş</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-gun-batiminda-iki-gunes/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-gun-batiminda-iki-gunes/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 19 Jul 2017 10:16:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Final Cut]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[Two Suns In The Sunset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10202</guid>
				<description><![CDATA[<p>Arabayı sen kullanıyordun. Yağmur henüz yağmaya başlamamıştı. Susuyordun, elin direksiyonda gaz pedalına biraz daha dokunuyordun. Biraz daha… Gittikçe artıyordu sürat, nereye gittiğimizi soramamıştım sana. Sonun yaklaştığını bildiğim gibi, senin gibi benim gibi susuyordum ben de, sen gibi… Neden diye soramamıştım sana. Günlerdir bitmeyen bağırmalarına bir kez olsun ses çıkaramamıştım… Beni sevdiğini söylüyordun her haykırışında suratıma, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-gun-batiminda-iki-gunes/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Gün Batımında İki Güneş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Arabayı sen kullanıyordun. Yağmur henüz yağmaya başlamamıştı. Susuyordun, elin direksiyonda gaz pedalına biraz daha dokunuyordun. Biraz daha… Gittikçe artıyordu sürat, nereye gittiğimizi soramamıştım sana. Sonun yaklaştığını bildiğim gibi, senin gibi benim gibi susuyordum ben de, sen gibi…</p>
<p>Neden diye soramamıştım sana. Günlerdir bitmeyen bağırmalarına bir kez olsun ses çıkaramamıştım… Beni sevdiğini söylüyordun her haykırışında suratıma, tokatların patlamıyordu belki ama hemen ardından başlıyordun beni aşağılamaya… İnandırmıştın beni bir kere, sevginin böylesine… Sarmalarken bedenimi, ruhumu esir almıştın bin kere…</p>
<p>Suçlu olduğuma öylesine emindim ki, vereceğin her hükmün cezasını çekmeye hazırdım sanki…</p>
<p>Sahi suçlu kimdi?</p>
<p>Kıskançlıklarına öylesine alışmıştım ki, önümden başka yere bakamaz olmuştum yolda yürürken. Tanımadığım erkekler yüzünden utanmak zorunda kalırdım kendimden. ‘Kim di o? ‘diye başlayan sorularına, ‘ne bileyim ben’ diyememekten bile yorgun düşmüştüm, başım önümde küsmüştüm…</p>
<p>Sanki güzel bir kadınmışım gibi, sanki bütün erkekler hep bana bakıyormuş gibi, sanki ben yosmanın tekiymişim gibi, sanki sana ihanet ediyormuşum gibi utanıyordum gözlerimden, bakışlarımı kaçıyordum gördüğüm her erkekten.</p>
<p>Arabanın sürati gittikçe artıyordu… Sonum yaklaşıyordu…</p>
<p>Yağmuru işte tam da o anda fark ettim. Silecekleri çalıştırdığın vakit… Fonda Pink Floyd çalıyordu. Sen koymuştun CD’yi. Arabayı çalıştırmadan önce kendi ellerinle seçmiştin. Yüzüme bakmadan, ne dinlemek istersin diye sormadan. Sanki daha önceden planlamışsın gibi, sanki daha önceden yazılmış bir senaryoyu oynar gibi… Bir leitmotifti Final Cut… Sonuna gelmiştik CD’nin, ne var ne yoksa yaşanmış onca şeyin sonuna gelmiştik… Sevginin, aşkın, güzelliklerin, çekilmiş onca çilenin, verilmiş sözlerin, kurulmuş hayallerin, bitmeyen ayrılıkların, çektiğimiz fotoğrafların, gittiğimiz ve gitmediğimiz yerlerin, pek tabii ilişkinin sonuna, belki de hayatın, bilinmezliğin sonuna… Sonuydu, gün batımındaki iki güneş her şeyin…</p>
<p>Two Suns In The Sunset, çalıyordu… Saksafon suskunluklarımızı bize anlatıyordu… Benim yerime o, çığlık çığlığa söyleyemediklerimi yine bana haykırıyordu. Araba efekti motor gürültüsüne karışıyordu. Motor bile ağlıyordu…</p>
<p>Ağlıyordum… Neden diye soramadan ağlıyordum durmadan… Gözyaşlarımla birlikte son sürat gidiyorduk asvalt yolda… Gün çoktan batmıştı, karanlıkta tek bir ışık bile yanmazdı, neden yanmazdı sahi sokak lambaları?</p>
<p>Hıçkırmadan ağlıyordum, çaresizlikten, bitmişlikten ağlıyordum, bitmiştim gerçekten…</p>
<p>Ağlıyordun, soluma dönüp baktığımda sen de ağlıyordun… İşte o zaman rahatladım biraz. Bir elin direksiyonda, gözlerin cama mıhlı ağlıyordun. Gözyaşlarını görüyordum karanlıkta. İçinin parçalanışını duyuyordum ıssızlığında.  Acıyı paylaşmaktan, senin de çektiğin ızdıraptan belki de pişmanlıklarından ağladığını düşününce içimden bir ferahlık geçti rüzgâr gibi, bıraktım kendimi olacaklara…</p>
<p>Hiç bitmesin bu şarkı diye geçirdim içimden, hep ağlayalım birbirimizi ezmeden. Böylesi daha adildi. İki insan ağlarken, birbirine bakıp karşılıklı konuşmalarına gerek kalmıyordu sanki… Eşitleniyordu ilişki, sen ben çatışması yaşanmıyordu. Ağlıyorsa iki kişi, ceza ortadan kalkıyordu.</p>
<p>Susuyordun, ölümüne hızlandığını biliyordum. Senin için kurtuluş buydu. İkimiz için biçtiğin son virajı dönememekti… Beni terk edemediğin için kendini cezalandırmaktı niyetin… Ben de emniyet kemerini çözdüm ve bekledim dönmeni son virajımızı…</p>
<p>Şarkı bitmek üzereydi. Yol bitmek üzere. Karanlık bitmek üzereydi. Uzaktan sokak lambaları sarı bir ışık vermekteydi…</p>
<p>Gazdan ayağını çektin, arabayı kendi hızına verdin. Uçuruma doğru sürüklenirken, tam virajı dönemeyecekken, direksiyonu kırkın sola aniden… Yavaşladı araba… Durdu bir ağacın tam yamacında…</p>
<p>Kalp atışlarımız durdu bir anda, CD durdu…</p>
<p>Başladı hayat yeniden oynamaya…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-gun-batiminda-iki-gunes/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE / Gün Batımında İki Güneş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-gun-batiminda-iki-gunes/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10202</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fonda Gaye Su Akyol Çalıyor, Pink Floyd Duvara Bir Tuğla Daha Koyuyor</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 04 Apr 2016 06:33:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2958</guid>
				<description><![CDATA[<p>Fonda Gaye Su Akyol çalıyor. Pink Floyd’un dediği gibi. O sırada Pink Floyd’un dediklerine aldırmayan Virginia Woolf, kitaplığımdan esrarlı ve de aynı mühim derecede hüzünlü bir bakış fırlatıyor odanın orta yerine. Orta yerinde bir cümbüş başlıyor bu sefer, odanın. Kendine ait bir odası olmayan ben, tüm hüzünlerini ciğerlerine çeken bir süpürge makinesi gibi tütmeye başlıyorum. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/">Fonda Gaye Su Akyol Çalıyor, Pink Floyd Duvara Bir Tuğla Daha Koyuyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Fonda Gaye Su Akyol çalıyor. Pink Floyd’un dediği gibi. O sırada Pink Floyd’un dediklerine aldırmayan Virginia Woolf, kitaplığımdan esrarlı ve de aynı mühim derecede hüzünlü bir bakış fırlatıyor odanın orta yerine. Orta yerinde bir cümbüş başlıyor bu sefer, odanın. Kendine ait bir odası olmayan ben, tüm hüzünlerini ciğerlerine çeken bir süpürge makinesi gibi tütmeye başlıyorum. Pervasız ve de aynı mühim derecede kişisel. Mayası tutmamış bir yoğurt gibi, kapağını sevmeyen bir tencere gibi, fezaya füze fırlatırcasına fırlatıyorum tüm hıncımı odanın tavanına. Odanın tavanından fırlayan tüm hınçlar, halının orta yerinde dans etmeye başlıyor bu sefer. Huysuz bakışlarla süzüyorum onları, kimonosuz kalmış bir Japon, etsiz yemek yiyemeyen bir Roman misali dağıtıyorum onları ortalıktan; iki bel hareketi, iki haşin bakış.</p>
<p>Buzdolabına yönelip bir içki alasım geliyor ama içki içmediğimi hatırlıyorum. Alt raflara doğru bir süt kutusu ilişiyor gözüme, durmaksızın içiyorum. Hayata ve cümle aleme karşı inatla süt içiyorum. Sütün beyazlığı ve saflığı yayılsın istiyorum ilmime, ruhuma, tek kaşıma ve saçlarıma. Biraz daha ileri gidip süt banyosu yapmak istediğimi hissediyorum, bir arınma, bir yeniden diriliş farikası olarak.</p>
<p>Uzun kirpiklerimin gazabı çok sürmüyor. Yeniden koltuğa dönüyor ve uzun bir uykuyu düşlüyorum. Bu aralar yalnızca düşleyebiliyorum zaten uykuyu. Devamı gelmiyor, devamı bir ufo misali bir görünüp bir kayboluyor. Odamın içinde garip şeyler oluyor, fezada garip hadiseler yaşanıyor. Pink Floyd, bir başka tuğla daha koyuyor duvara. Neden duvar örüyor gecenin bu saatinde? Niçin ben duvarları seviyorum hayata ve insanlara karşı? Bilmiyorum. Fonda yine Gaye Su Akyol çalıyor. O biliyor, biliyorum diyor şarkıda. Bense hiçbir haltı bilmiyorum. O rakıyı onsuz içemiyor, sevdiğine güzelliyor tüm rakıları. Bense süt içiyorum, sütü güzelliyorum kendime. Güzelleşiyoruz bu gece birlikte, yalnızca sesler ve tınılar ile. O bir şişe daha içiyor köprüyü geçmek için, bense çoktan köprüden dönmüşüm. Gidenlere el sallıyor, yeniden doğuşun köküne turp suyu sıkıyorum.</p>
<p>Böyle bir cümbüşle bitiyor bir gece daha. Gece, Melek ve Bizim Çocuklar geliyor aklıma. Hiç aklımdan çıkmıyor. Melekler, gece ve bizim çocuklar, bizim çocuklar, melek ve gece. Hepsi zihnimin bir parçasında uyuyakalıyor. Bense kalamıyorum, uyuya kalamıyorum. Kuyulara saklanasım geliyor. Kuyularda oynaşasım geliyor. Böyle bir cümbüşle bitiyor gece, göz kapaklarım oynaşıyor ve gün ışıyor.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/">Fonda Gaye Su Akyol Çalıyor, Pink Floyd Duvara Bir Tuğla Daha Koyuyor</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fonda-gaye-su-akyol-caliyor-pink-floyd-duvara-bir-tugla-daha-koyuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2958</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Fabl ile Mükemmel Bir Hiciv Örneği: Hayvan Çiftliği</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fabl-ile-mukemmel-bir-hiciv-ornegi-hayvan-ciftligi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fabl-ile-mukemmel-bir-hiciv-ornegi-hayvan-ciftligi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 24 Jan 2016 19:34:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Fevzi Solmaz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Animal Farm]]></category>
		<category><![CDATA[Animals]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Peri Masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Boxer Ayaklanması]]></category>
		<category><![CDATA[fabl]]></category>
		<category><![CDATA[fabl sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[George Orwell]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[hiciv]]></category>
		<category><![CDATA[hiciv sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[iğretileme]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>
		<category><![CDATA[mecaz]]></category>
		<category><![CDATA[peri masalı]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd Animals]]></category>
		<category><![CDATA[Retro Hugo Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Stalinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Stalinizm eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1905</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayvan Çiftliği (Animal Farm), George Orwell&#8216;in tarafından çeşitli mecazlar kullanılarak yazılmıştır. George Orwell, romanında fabl sanatını çok iyi bir şekilde kullanmıştır. Yani hayvanlara insan özelikleri yükleyerek insan yaşamına dair anlatmak istediklerini dolaylı ve iğretilemeli bir yolla anlatmıştır. Ayrıca hiciv sanatını da romanında uygulayan yazar, bir kişi, olay ya da durumun, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirmiştir… [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fabl-ile-mukemmel-bir-hiciv-ornegi-hayvan-ciftligi/">Fabl ile Mükemmel Bir Hiciv Örneği: Hayvan Çiftliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hayvan Çiftliği (Animal Farm),</strong> <em>George Orwell</em>&#8216;in tarafından çeşitli mecazlar kullanılarak yazılmıştır. George Orwell, romanında <em>fabl</em> sanatını çok iyi bir şekilde kullanmıştır. Yani hayvanlara insan özelikleri yükleyerek insan yaşamına dair anlatmak istediklerini dolaylı ve iğretilemeli bir yolla anlatmıştır. Ayrıca <em>hiciv</em> sanatını da romanında uygulayan yazar, bir kişi, olay ya da durumun, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirmiştir…</p>
<p>Roman ilk olarak 1945&#8217;te yayınlandıysa da asıl ününe 1950&#8217;lerde kavuştu. 1996&#8217;da ise geçmiş tarihler için verilen <strong>Retro Hugo Ödülü</strong>&#8216;nü 1946 senesi için almıştır.</p>
<p>Hayvan Çiftliği çok yankı uyandırmış ve olumlu eleştiriler almıştır. Stalinizm eleştirisi olmakla birlikte, II. Dünya Savaşı yıllarında müttefiklerini kızdırmak istemeyen İngiltere&#8217;de sansüre uğramıştır. Roman 1999&#8217;da bu kez konusuna daha sadık bir senaryoyla filme çekilmiştir. Bunun yanı sıra animasyon filmleri de mevcuttur.  Ayrıca birçok tiyatro oyununa uyarlanmıştır.</p>
<p>Hayvan Çiftliği, <strong>Pink Floyd</strong>&#8216;un <strong>Animals</strong> albümüne ilham kaynağı olmuştur.</p>
<p>&#8220;Hayvan Çiftliği&#8221; Türkiye&#8217;de ilk kez 1954 yılında <strong>Halide Edip Adıvar</strong>&#8216;ın Türkçe çevirisiyle bastırtılmıştır.</p>
<p>Romanın alt başlığı <em>Bir Peri Masalı</em>&#8216;dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.</p>
<p><strong>Romanda kim kimdir?</strong></p>
<p><strong>Napoleon</strong></p>
<p>Çiftliğin en büyüğü ve en kudretlisidir. Çiftlikteki hayvanların hepsi Napoleon’u dinlerler. İçki ve sigara içilmesine izin verip, insan giysileri giyme ayrıcalığı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Snowball</strong></p>
<p>O da bir domuzdur,  ancak çiftlikteki geçmişi o kadar da eskiye dayanmaz. Hayvanlar için kahramanca mücadele eder ancak köpekler tarafından çiftlikten sürülür. Hem retoriği hem de yaratıcılığı daha gelişkindir onun.</p>
<p><strong>Boxer</strong></p>
<p>&#8216;En zekilerden sayılamayacak&#8217; türden bir at. Çok sıkı çalışırdı. Düsturu “Daha çok çalışacağım.”dı ve öyle de yaptı. Napolyon ne dediyse inandı. Boksör derdi ki: “Napolyon haklı.”. Çiftlikte çok saygı gören bir hayvandı; çünkü herkesten çok çalışırdı. Çin’deki <em>Boxer Ayaklanması</em>’nı simgeler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fabl-ile-mukemmel-bir-hiciv-ornegi-hayvan-ciftligi/">Fabl ile Mükemmel Bir Hiciv Örneği: Hayvan Çiftliği</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fabl-ile-mukemmel-bir-hiciv-ornegi-hayvan-ciftligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1905</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
