<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Murat Aydemir &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/murat-aydemir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:15:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>DÖNEMEÇ &#8211; 1</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 05:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Aşık Veysel - Uzun İnce Bir Yoldayım]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Onural]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[İncesaz]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Tanbur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4845</guid>
				<description><![CDATA[<p>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış… “Uzun&#160;İnce&#160;Bir&#160;Yoldayım Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Bilmiyorum&#160;Ne&#160;Haldeyim Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece Dünyaya&#160;Geldiğim&#160;Anda Yürüdüm&#160;Aynı&#160;Zamanda İki&#160;Kapılı&#160;Bir&#160;Handa Gidiyorum&#160;Gündüz&#160;Gece.” Diyen Âşık Veysel’e selam ve sevgi ile başlayalım söze… Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h1>İncesaz &#8211; “Bilge”nin Işığındaki Arayış…</h1>
<p>“Uzun&nbsp;İnce&nbsp;Bir&nbsp;Yoldayım<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece<br />
Bilmiyorum&nbsp;Ne&nbsp;Haldeyim<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece</p>
<p>Dünyaya&nbsp;Geldiğim&nbsp;Anda<br />
Yürüdüm&nbsp;Aynı&nbsp;Zamanda<br />
İki&nbsp;Kapılı&nbsp;Bir&nbsp;Handa<br />
Gidiyorum&nbsp;Gündüz&nbsp;Gece.”</p>
<p>Diyen <strong>Âşık Veysel</strong>’e selam ve sevgi ile başlayalım söze…</p>
<p>Bu büyük ozanın gönül gözüyle görüp, aşkla coşan dili “uzun ince bir yol” benzetmesiyle bir insanın ömrünü anlatmaktadır bize…“ Dünyaya geldiğim anda, yürüdüm aynı zamanda” ve “ iki kapılı han” sözleriyle ise, doğumla başlamış ve ölümle bitecek olan bu yoldaki konumumuzu, yani yolcu olduğumuzu bildirmek istemiştir&#8230;“ Bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece” dizesi “an”da, yani dönülmez zamanda, bilinmez geleceğe gidişi özetler erenlerin “bilgece” deyişiyle…</p>
<p>Üzerinde yaşadığımız bereketli toprakların yetiştirdiği halk ozanlarından biri olan Âşık Veysel’i çocuk yaşımda, siyah beyaz televizyonda izlemiş şanslı kişilerden biriyim. Onun Âli halini, âmâ yüreklerin anlaması ne kadar zor elbette bilirim. Ancak o bizlere, mütevazı tavrı ve duruşuyla mahlûkata duyduğu engin sevgisini aktarmayı başarmıştır. Bu büyük ozanın ehli dilliliğine tanıklık ederken başlamıştır, benim “uzun ince yolum” da bu farkındalıkla…</p>
<p>Daha 9-10 yaşlarında iken, insan denen mucizenin gücüne inanmış ve her insanın bu dünyaya bir görevle geldiği hissine kapılmıştım. Böylece kendi görevimi aramak için uzun ve çetrefil bir yola koyulacaktım…</p>
<p>İnsan hayatının ilk otuz yılı çok hızlı bir koşuşturmacayla geçiyor. Hedefine kitlenmiş füzeler gibi, şuursuz yol alıyoruz. Durmak, dinlenmek, kendine gelmek, nefeslenmek zaman kaybı sayılıyor… Tam güç tırmanılıyor doruklara… Otuz yaş geçmeye ilk yorgunluk hissedilmeye başlandığında, bir nefes alımlık durup bakıyoruz yukarılara, ancak zirve görülmez oluyor. İşte ilk farkındalık böyle başlıyor. O bir nefes alımlık An’da; “Yaşamak nedir?” sorusu takılıyor akıllara…</p>
<p><strong>Varlığını sorgulamaya başlıyor kişi. Neden yaşıyorum, ne için, kim için? Nereye gidiyorum, niye gidiyorum, ne zamana kadar gideceğim?</strong></p>
<p>Sorular diziliyor ardı ardına… Her bir soru bir durak, her durak bir nefes oluyor; önce beyne sonra kalbe dolan&#8230; Nefes en iyi öğretmendir nefse… Beyne dolan oksijenle açılan damarlar, farkına varmayı muştular… Çakraları açılan insan anlar niye geldiğini bu dünyaya… Artık, kendi dere yatağına su pompalamak, kendi ürününü üretmek ister uçsuz bucaksız tarlalarda&#8230; Hele bir de cesareti varsa, ilk dönemece geldiğinde makas değiştirerek, gittiği yolun yönünü çevirecek hayati kararları alır korkusuzca…</p>
<p><strong><em>Otuzlu yaşlarımda, ilk dönemecimin hemen başında tanıdım ben de, uzun ince müzikli yolumun yeni yol arkadaşını; İncesaz’ı…</em></strong></p>
<p>Bir süre sistem dışı kalan ruhum, Rock müziğinin keskin, itaatsiz, başkaldıran seslerinde kurtuluşunu aramaya başlamıştı… Tedavi yöntemini ise elektrogitarın çığlıklarında, baterinin isyankâr ritimlerinde bulmuştu. Bireyin kayboluşuna, hiçe sayılışına dayanamayan biri olarak özgürleşmeye çabalamak, sorunları salt absürd ve nihilist sularda dolaşmakla çözülebileceği zannına sürükleyebiliyordu insanı…</p>
<p>Bir gün yemek yerken bir lokantada, önce kulağıma gelip oradan yüreğime inen nağmelerinde tanıdım incesazı… Sesler o kadar bildik ama bir o kadar da yeniydi… Sevdiğim İstanbul’umun samimi sokaklarında dolaşırken buldum kendimi. İncesaz, evine gelen konuğu özenle ağırlayan nazik ev sahibesi gibi başköşeye buyur etmişti beni… Çeyiz sandığından çıkarttığı antika çeşnileri, kendi elleriyle ördüğü, kullanmaya kıyamadığı dantel ezgilerine katmış, kırk yılın hatırına orta şekerli köpüklü şarkılarını, gümüş tepside sunmuştu adeta bana…</p>
<p>Türk müziğinin vazgeçilmez enstrumanları ud ve klasik kemençeye, çok sevdiğim ve hatta bir ara çalmayı denediğim klasik gitar da eşlik edince, uzaklarda bıraktığım kendimi gördüm, aralanan kapının ucundan… Yabancı sularda gezinen kaptan misali, konakladığım limanlarda çektiğim sıla hasretiyle sızladı burnumun direği… “<strong>Bilge</strong>” tam da böyle bir “An”da gelip bulmuştu beni…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/JzV6TAm8L28?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Gitarın ritmiyle giriyoruz serüvene, udun yumuşak dokunuşları ilk müzik cümlesinin sorusunu sorarken, ezberletiyor ezgiyi bizlere… Klasik kemençenin eşliğinde cevap geliyor… Sonrasında, hiç bilmediğim, ilk kez duyduğum derinlerden gelen bir ses, bir tını… Tanburdur bu tınının adı… Aynı soruyu farklı bir dil ile soruyor, başka bir perdeden ve düet başlıyor… Ardından kendi cevabını veriyor tanbur, yankılanan içsesindeki o eşsiz çarpmaları, o eşsiz motifleriyle yürekten…</p>
<p>Hani insan bir ömür boyu ruh ikizini arar, onu ilk gördüğünde tanır ve “İşte aradığım bu!” der ya… Ben de aradığım tınıyı ilk duyuşla bulmuştum… Tanburun ezelden gelen incesesi, naifliği, zarafeti kulağımda değil suskunluğumda, gönlümün tam orta yerindeydi sanki… Her şeyin bir sonu olduğunu bildirir gibi, nokta gibi, noktayı koyuyordu hayatıma… Yeni bir cümleye başlamak için… Nokta tanburdu… Tanburda ise Murat Aydemir!</p>
<p><strong><em>Tanbur sazı, daha ilk duyduğumda kendisine beni meftun eden yol arkadaşım olacaktı hayatımın geri kalanında…</em></strong></p>
<p>İncesazın 1999 yılında çıkan ilk albümüdür bir/<strong>ESKİ NİSAN</strong>. <em>Cengiz Onural</em> bestesidir “<strong>Bilge</strong>”. Bu eser ve ona tanburuyla can veren <em>Murat Aydemir</em>, hiç tanımadıkları beni dönemecimde bulup yakalamış, kolumdan tutup ait olduğum güvenli limana doğru çekmişlerdi duygusal anlamda… Böylelikle önce Türk müziğiyle, giderek kendimle yeniden buluşmuş ve barışmış olacaktım…</p>
<p>Bir kış günü, elimde fotoğraf makinam, çocuk ruhumu aramak için yıllarımı geçirdiğim Yedikule’ye gidecektim. “<em>Bilge</em>”nin ezgisinin ışığında, sesler kasetçalar ile kulağımda saklı, duyduğum nağmelerin fotoğrafını çekmek niyetiyle düşecektim yollara… Sokak sokak dolaşarak gördüğüm her çocukta kendi anılarımı arayacaktım, tüten her soba dumanında kestane kokusu alacaktım…</p>
<p>İlk duyduğumda beni, eski evleriyle bezenmiş bu dar sokaklara götürmüştü “<strong>Bilge</strong>”… Komşu teyzelerin pazar torbalarını taşıdığım zamanlara… Tüp kuyruklarında beklediğim kış soğuğuna, koşar adım eve gelip okul yoluna koyulduğum bostan aralıklarına… Sabah ezanında uyanıp, ilk dersi karanlıkta işlediğimiz uykulu okul yıllarına… Neşeye götürmüştü aynı zamanda, gülecek bir şeyler bulduğumuz sevince ölesiye doyduğumuz çocuk coşkusuna… Aşka sonra, yanan ilk yüreğin ilk kıvılcımlarına… Görmek için yüzünü çekilen onca ıstıraplara…</p>
<p>Müzik öyle evrensel bir dil ki, bir an’da duyduğunuz melodiyle, bir anlık fotoğraf karesini yakalayabilirsiniz… <strong><em>İşte bu yüzden her çektiğim fotoğraf karesi, bir müziğin tınısıdır benim için yalnızca…</em></strong></p>
<figure id="attachment_4847" aria-describedby="caption-attachment-4847" style="width: 837px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4847 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=640%2C408" alt="Müziğin Tınısı - 1" width="640" height="408" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?w=837&amp;ssl=1 837w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=300%2C191&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-1.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4847" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 1</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4848" aria-describedby="caption-attachment-4848" style="width: 436px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4848 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=436%2C653" alt="Müziğin Tınısı - 2" width="436" height="653" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?w=436&amp;ssl=1 436w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w" sizes="(max-width: 436px) 100vw, 436px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4848" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 2</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4849" aria-describedby="caption-attachment-4849" style="width: 799px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4849 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=640%2C480" alt="Müziğin Tınısı - 3" width="640" height="480" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?w=799&amp;ssl=1 799w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-3.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4849" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 3</figcaption></figure>
<figure id="attachment_4850" aria-describedby="caption-attachment-4850" style="width: 675px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4850 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=640%2C562" alt="Müziğin Tınısı - 4" width="640" height="562" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?w=675&amp;ssl=1 675w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/08/muzigin-tinisi-4.jpg?resize=300%2C264&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4850" class="wp-caption-text">Müziğin Tınısı &#8211; 4</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/donemec-1/">DÖNEMEÇ &#8211; 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/donemec-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4845</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Itri ve Bach Konserinin Ardından Bir Dinleyicinin Notları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 13 Jun 2016 14:45:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Akasya Park]]></category>
		<category><![CDATA[Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Çağ Erçağ]]></category>
		<category><![CDATA[Ertan Tekin]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Sebastian Bach]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Aydemir]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Kartal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4026</guid>
				<description><![CDATA[<p>Acıbadem Akasya Park’ta 11 Haziran 2016 Cumartesi akşamı bir konser verildi. Öyle büyük reklamları olmadan kendi doğallığı içinde mütevazı ama ihtişamı içinde bir konser… Buhurizade Mustafa Itri ve Johann Sebastian Bach gibi iki büyük müzisyen bir arada, bir yaz gecesi iftar sonrasında… “Itri ve Bach aynı yüzyılda yaşamış ancak farklı zamanlarda ve mekânlarda sanatlarında zirve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/">Itri ve Bach Konserinin Ardından Bir Dinleyicinin Notları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Acıbadem Akasya Park’ta 11 Haziran 2016 Cumartesi akşamı bir konser verildi. Öyle büyük reklamları olmadan kendi doğallığı içinde mütevazı ama ihtişamı içinde bir konser…</strong></p>
<p><strong>Buhurizade Mustafa Itri ve Johann Sebastian Bach gibi iki büyük müzisyen bir arada, bir yaz gecesi iftar sonrasında…</strong></p>
<p><em>“Itri ve Bach aynı yüzyılda yaşamış ancak farklı zamanlarda ve mekânlarda sanatlarında zirve yapmış iki büyük müzik adamı. Biri Klasik Batı müziğinde diğeri Klasik Türk müziğinde mihenk taşı olmuş iki büyük besteci. Bach’ın hayatı ne kadar detaylı biliniyorsa, Itrî’nin hayatı bir o kadar gizemli. Bach’ın günümüze ulaşan eseri ne kadar çoksa, Itrî’nin bir o kadar az.</em></p>
<figure id="attachment_4029" aria-describedby="caption-attachment-4029" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4029 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach-300x300.jpg?resize=300%2C300" alt="2012 yılının Unesco tarafından Itrî yılı ilan edilmesi neticesinde çıkmış bir albüm Itrî &amp; Bach…" width="300" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/itri-bach.jpg?w=420&amp;ssl=1 420w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4029" class="wp-caption-text">2012 yılının Unesco tarafından Itrî yılı ilan edilmesi neticesinde çıkmış bir albüm Itrî &amp; Bach…</figcaption></figure>
<p><em>Bütün bu farklılıkları bir yana bırakacak olursak hiç şüphesiz “ Müzik” Bach ile Itrî arasındaki en kuvvetli bağ. Bizi de bir araya getiren aynı kuvvet, müzik sadece müzik…”&nbsp; </em></p>
<p><em>Murat Aydemir</em></p>
<p><strong>2012 yılının Unesco tarafından Itrî yılı ilan edilmesi neticesinde çıkmış bir albüm Itrî &amp; Bach…</strong></p>
<p>Albümü defalarca kez mp4 çalarımdan dinlemiş olsam da, canlı dinlemenin keyfi bambaşka. Ay ışığı altında, ramazanın getirdiği huzur içinde bir duduk sesiyle başlıyor konser. Itrî’nin tüm dünyaya mührünü vuran Segah Bayram Tekbiri ile… Ardından tanbur ve duduk taksimi ve nefesimi tuttuğum an; Bach’ın muhteşem eseri…</p>
<p>Air on G String from Orchestral Suite No.3 in D majör, BWV 1068…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/IlUv-8R-5EY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p><strong><em>Gecenin, içinde 2 çello bir duduk ve bir tanbur… Müziğin evrenselliği üzerine ne kadar yazılsa, çizilse ne kadar konuşulsa işte şu an kadar sahici ve samimi olamaz diye geçiyorum içimden. </em></strong></p>
<p>Bu fani dünyada yaşayıp giderken birbirinden haberleri bile olmayan bu iki büyük usta, şu acıbadem akşamında bir araya gelebiliyorlar. Sanki aynı duyguyla birleşmişler gibi kendi lisanlarınca anlatıyorlar olanı biteni, karşılıklı düet yapıyorlar ve bizler bu muhteşem buluşmanın tanıkları oluyoruz.</p>
<p>İnsanlık dersi veriyorlar günümüz insanlığına. Birbirimizden farklı olmadığımızı, aynı gök kubbe altında yaşadığımızı ve düşmanlık tohumlarının ekilmediği bu topraklarda, tüm güzellikleri ellerimizle pek ala yeşertebileceğimizi muştuluyorlar. Sevgi ağacını dimdik diktiğimiz dünyamızda, müzikle, sanatla daha da büyüyebileceğimizi haykırıyorlar yüzyıllar ötesinden adeta…</p>
<figure id="attachment_4028" aria-describedby="caption-attachment-4028" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4028 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?resize=480%2C320" alt="Ertan Tekin dudukla, Murat Aydemir tanburla biz “Bir’İz “diyorlar… Kim ne derse desin, kim ayrıştırmaya çalışırsa çalışsın insanız, müzisyeniz ve derdimiz ortak. Çello’da Çağ Erçağ ve Salih Kartal batı’yı temsil ediyor. " width="480" height="320" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/ertantekin-murataydemir-cagercag.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4028" class="wp-caption-text">Ertan Tekin dudukla, Murat Aydemir tanburla biz “Bir’İz “diyorlar… Kim ne derse desin, kim ayrıştırmaya çalışırsa çalışsın insanız, müzisyeniz ve derdimiz ortak. Çello’da Çağ Erçağ ve Salih Kartal batı’yı temsil ediyor.</figcaption></figure>
<p><strong><em>Duduk isyanla nefes veriyor; Ermeni ulusal çalgısıdır… Tanbur, karşılık veriyor; Türk ulusal çalgısıdır.</em></strong></p>
<p>Ertan Tekin dudukla, Murat Aydemir tanburla biz “<strong><em>Bir’İz</em></strong> “diyorlar… Kim ne derse desin, kim ayrıştırmaya çalışırsa çalışsın insanız, müzisyeniz ve derdimiz ortak. Çello’da Çağ Erçağ ve Salih Kartal batı’yı temsil ediyor. Hani hiçbir siyasetçinin yapamadığı birleştirme var ya, işte müzik olmuş tam karşımda duruyor… Deyim yerindeyse huşu içinde gözlerimi kapatıp onları dinliyorum…</p>
<p><strong><em>Ben bu akşam onlarla kendimi Bir’liyorum…</em></strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/">Itri ve Bach Konserinin Ardından Bir Dinleyicinin Notları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/itri-ve-bach-konserinin-ardindan-bir-dinleyicinin-notlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4026</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
