<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Goethe &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/goethe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Feb 2017 18:26:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Dünya ve Uygarlık Tarihi Üzerine</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunya-uygarlik-tarihi-uzerine/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunya-uygarlik-tarihi-uzerine/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 20 Feb 2017 18:26:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Burak Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeolojik]]></category>
		<category><![CDATA[etnosentrizm]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[hegel]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Hayyam]]></category>
		<category><![CDATA[Seyehatname]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Vakanüvis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8195</guid>
				<description><![CDATA[<p> ‘3000 yıllık geçmişin hesabını yapmayan insan günübirlik yaşayan insandır’ GOETHE Bir konuya bilimsel yaklaşabilmek için öncelikle konunun ‘Nedir?’ sorusuna cevabını araştırmamız gerekir. Tarih nedir? Ulusların, toplumların yaşayışlarının doğurduğu sonuçları nedenler dizisiyle açıklamaya çalışan bilimdir. Yani bir neden-sonuç ilişkisidir. İnsan yaşamı sırasında hem neden-sonuç ilişkisini oluşturur hem de bu ilişkiyi inceler. İnsan ne kendi başına bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunya-uygarlik-tarihi-uzerine/">Dünya ve Uygarlık Tarihi Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"> ‘3000 yıllık geçmişin hesabını yapmayan</p>
<p style="text-align: right;">insan günübirlik yaşayan insandır’</p>
<p style="text-align: right;"><strong>GOETHE</strong></p>
<p>Bir konuya bilimsel yaklaşabilmek için öncelikle konunun ‘Nedir?’ sorusuna cevabını araştırmamız gerekir.</p>
<h2>Tarih nedir?</h2>
<p>Ulusların, toplumların yaşayışlarının doğurduğu sonuçları nedenler dizisiyle açıklamaya çalışan bilimdir. Yani bir neden-sonuç ilişkisidir. İnsan yaşamı sırasında hem neden-sonuç ilişkisini oluşturur hem de bu ilişkiyi inceler.</p>
<p>İnsan ne kendi başına bir şekil alır ne de çevresi tarafından tam bir biçime girer. Thomas Carlyle derki ‘Her insan bir tarihçidir.’ Evet insan tarihi yapandır. Oysa tarih yazmak tarih yapmak kadar önemli ve zordur.</p>
<h2>Peki nedir tarih yazımı?</h2>
<p>Tarih yazımının; arkeoloji bilimi, vakanüvislerin tuttuğu belgeler, yaşanan olayın üstünden belli bir zaman geçtikten sonra yazılmaya başlanması gibi birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en güveniliri arkeoloji bilimidir. Çünkü arkeolojik kazılar bizim için 1. kaynaktır. Ama bu bağlamdaki yöntemlerin sadece birine bağlı kalıp tarihi inceleyemeyiz. Hatta bilim dediğimiz olguya yaklaşamayız bile.</p>
<p>Vakanüvislerin yazdığı tarih ise yaşanılan dönemin büyük ölçüde izlerini taşır. Burada önemli soru tarihte başrolü kim oynar? Tarihte başrolü tabi ki de insan oynar. Ama görünürdeki cevabın altında yatan sorunlar vardır. Vakanüvisler genellikle kralların ve devlet adamlarının kahramanlıklarını anlatırlar. Çünkü onların yaptıkları tarihin görünüşünü ve gidişini belirler, böyle durumlarda da başkalarına yalnızca dilsiz rolü kalır. Türk tarihinden örnek vermek gerekirse misal Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde gezip gördüğü yerlerin halkının özelliklerini, dilini, dinini, gündelik yaşamlarını kısaca toplumsal biçimini kendi üslubu ile anlatmıştır. Fakat gittiği yerlerin valisine ve dönemin padişahına karşı yazdıklarına objektifliği tartışma konusudur.</p>
<figure id="attachment_8197" aria-describedby="caption-attachment-8197" style="width: 848px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarih-yazimi-uzerine.jpeg"><img class="size-full wp-image-8197" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarih-yazimi-uzerine.jpeg?resize=640%2C427" alt="Tarih yazımının; arkeoloji bilimi, vakanüvislerin tuttuğu belgeler, yaşanan olayın üstünden belli bir zaman geçtikten sonra yazılmaya başlanması gibi birçok yöntemi vardır." width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarih-yazimi-uzerine.jpeg?w=848&amp;ssl=1 848w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarih-yazimi-uzerine.jpeg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/02/tarih-yazimi-uzerine.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-8197" class="wp-caption-text">Tarih yazımının; arkeoloji bilimi, vakanüvislerin tuttuğu belgeler, yaşanan olayın üstünden belli bir zaman geçtikten sonra yazılmaya başlanması gibi birçok yöntemi vardır.</figcaption></figure>
<p>Dünya tarihini ele alırken salt kendi değerlerimiz açısından yaklaşmamamız gerekir. Toplumlar kendi ülkelerinin tarihini incelemeye kalktıklarında ya da genel olarak dünya tarihini ele aldıklarında salt kendi değerlerinden hareketle yorumlarlarsa etnosentrizm denen büyük hatanın içine düşmüş olurlar. Tarihçi olabildiğince tarafsız olmalıdır. Kendi ülkelerindeki ideolojilerden kendisini soyutlayarak tarihi incelemelidir. Tarihe bilimsel yaklaşmanın gereği budur. Başka toplumları incelerken de o toplumun içinde bulunulan zihniyetinden, ideolojisinden sıyrılmak gerekir. Çünkü halklar farklı kültürlere sahiptir. Halkların bizden farklı kültürlerinin ne olduğunu anlayamazsak ortaya yine doğru bir tarih koyamayız.</p>
<p>Tarih olan sonuçların nedenler dizisini oluşturmaktır dedik. Tarihi yapan insan bu nedenler dizisini doğru ortaya koymazsa yahut koyamazsa kulaktan kulağa, araştırılmamış, incelenmemiş olaylar günümüzde tartışma konusu yaratır. Hatta tartışma konusundan ziyade bir sahiplenme yarışı başlatır. Mevlana’nın, Ömer Hayyam’ın Türk olabileceği iddiası gibi. Bu yüzdendir ki bir tarihçi yazacağı haber üzerinde düşünmeli, araştırmalı, incelemeli; gerekirse tarihçi olarak ad yapmış olanlara, geleneğe başkaldırmalıdır. Hiçbir zaman uydu olmamalı, kuruntulara kapılmamalıdır.</p>
<p>Tabi tarihteki tutarsızlıkların faturasını da tamamen tarihçilere kesmek doğru olmaz. Bizlerde bir tarihi olayı araştırırken olabildiğince kaynaktan yararlanarak objektif görüşler ortaya koymalıyız. Nitekim hepimiz birer tarihçiyiz.</p>
<p style="text-align: right;">                                      ‘Tarih yazmak, tarih yapmak</p>
<p style="text-align: right;"> kadar</p>
<p style="text-align: right;">önemlidir. Yazan yapana doğrulukla</p>
<p style="text-align: right;">  bağlı kalmazsa, değişmeyen gerçek</p>
<p style="text-align: right;">insanlığı şaşırtıcı bir nitelik kazanır.’</p>
<p style="text-align: right;"><strong>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK </strong></p>
<p style="text-align: right;">‘Tarihten öğrendiğimiz tek şey, insanların ondan hiçbir şey öğrenmediğidir.’</p>
<p style="text-align: right;"><strong>HEGEL</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunya-uygarlik-tarihi-uzerine/">Dünya ve Uygarlık Tarihi Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunya-uygarlik-tarihi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8195</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Taş Kağıt Makas</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 11 Mar 2016 08:12:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rukiye Özge Paksoy]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Aiskylos]]></category>
		<category><![CDATA[Dianisos]]></category>
		<category><![CDATA[Dionysos]]></category>
		<category><![CDATA[Florenski]]></category>
		<category><![CDATA[Giotto]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[Grek Tregadya]]></category>
		<category><![CDATA[Irıgaray]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzche]]></category>
		<category><![CDATA[Öklit]]></category>
		<category><![CDATA[Shiner]]></category>
		<category><![CDATA[Tersten Perspektif]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2611</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bu gün bildiğimiz dünyanın ışıktan tamamen yoksun kaldığını düşünürsek, karanlık odalarımızın anahtar deliklerinden evrensel bir karanlığa düşeriz. Bu karanlıkta bir lider arayışı bizi körlere sürükler. Körler görünene dayalı olmayan bu yeni dünyada görünmeyenin yol göstericileri olarak, tutunmayı, koklamayı, dokunmayı öğreteceklerdir bizlere. Platon’un mağarasında ellerimiz bağlı geçip giden kuklaları seyrederken, ışığın bizi kör edeceğini bilmiyorduk. Korku [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/">Taş Kağıt Makas</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bu gün bildiğimiz dünyanın ışıktan tamamen yoksun kaldığını düşünürsek, karanlık odalarımızın anahtar deliklerinden evrensel bir karanlığa düşeriz. Bu karanlıkta bir lider arayışı bizi körlere sürükler. Körler görünene dayalı olmayan bu yeni dünyada görünmeyenin yol göstericileri olarak, tutunmayı, koklamayı, dokunmayı öğreteceklerdir bizlere. Platon’un mağarasında ellerimiz bağlı geçip giden kuklaları seyrederken, ışığın bizi kör edeceğini bilmiyorduk. Korku insanı bilmeye, hükmetmeye çağırırken şiirin şuursuz gölgeleri bilinmeyenle sevişiyordu. İnsan kendini doğadan bir parça değil de ölümsüz ve doğal olmayan bir kültürü yaratırken bulduğunda Ortaçağ’ın gecelerinden, Aydınlanmanın gündüzlerine uyumuştu. Uyanmak sanılan bu tek gözlü geçiş derin bir uykunun imkanlı, mümkün ve mekanlı bir hakikatin yaratılışıydı. Mitosun cenazesinde Logosun ateşi yanıyordu. <strong>Florenski</strong>, Öklitçi ve Kantçı uzay şemasını, bir çocuğun resimlerinde olmayan perspektif anlayışını, ehlileşmekte olan insanın eğeri olarak sunarken ‘Varoluş bir kurtuluş, kurtuluş bir varoluş’ diyor. Antik Yunan Var olanların varlığı nedendir sorusunu sorduğunda, yokluğu yadırgamıyordu. Florenski’nin kurtuluş kayığında varoluşun küreklerini yok oluş çekiyordu.  Bu kadar aydınlıkta kör oluşumuzu, Florenski duvar sayesinde duvarın içinden belirli eylemlere bir bakış’ olan Giotto’nun fresklerinde ararken, Florenski ve Nietzche, Giotto’nun duvarı önünde buluşuyorlar… Dionysosçu müzik eşliğinde,  Grek Tregadya’sında, Ortaçağ’da, Mısır’lılarda var olan sanatı, temel sanatsal süreçlere yönelik öğrenilmiş algılarımızı alt üst ederek görünmeyenin coşkusunda karşılıyorlar. Bir gösteriye dönüşmüş bu günün dünyasından bakınca bu buluşma resmedilen ve satılan bir yanılsamadan başka bir şey olmuyor elbette.</p>
<p>Dünyanın perspektifle yapılan temsilinde özgürleşme ve tinselliğin yolları tıkanırken, Shiner’ın  gelip duvar işemesiyle, bir ses duyuyoruz; alınıp satılan şey’e dönüşen sanat tanımlarının ve paranın sesi. Prenslerin Nadir Şeyler Odaları’ndan müzelere ve ters çevrilmiş Pisuara doğru giderken, erke ve iktidara selam vermeliyiz (belki de bir küfür sallamalıyız). Çünkü her şeyle beraber duvarlar ve körlükler, en uzağa işemeye çalışan eril akılla örüldüler. Irıgaray, Nietzche’nin eril öğelerini, denizindeki aşık balıkların pullarından dökerek, kadının sanatı olarak yalanın, meselesi olarak görünüş ve güzelliğin ortaya konması karşısında, bunların hakikate yabancı olmadığını söyleyecektir. Yaratılan hakikat görünüş, güzellik (evrensel aklın belirlediği) ve yalandan oluşur.</p>
<p>Dianisos  sarhoşluğu sabit değildi, bir sarhoş asla sabit bir yerde durup dünyaya bakamazdı. Florenski büyük sanatçıların şaraptan gizlice içip suyu vaaz verdiklerini hatırlatır bize.</p>
<p>Yaşatan her şeyin aynı zamanda öldürdüğünü bilerek bir kımıldayış arzulayan insan, yanılsamacı görme ezberinin sağladığı iktidar ışığında baktığı yeri çürütürken, sanat yemeğinde ağzında dünyayı çiğniyor gibidir. Bir yüz tükürürken başka bir yüze sessizce, maskeyi ve Oidupus’un kör gözlerini anımsarım. Bazı şeylere göz ile bakamayız, Artaud’u gözle okuyamayız. Kaba’nın ciğerlerini Kutsal’ın kalbini bir tencerede kaynatıp, ’körlerle yemek’te ziyafet sunamayız.</p>
<p>Göz artık gözetim mekanizmasıdır her yerdedir. Coca Cola reklamında mobese kameralarının ‘dünyada mutlu olmak için bir milyon neden’i kaydettiği görüntüleri seyrederken gerçekliğin hakikati yerine görünüşün olabilirliğini görev edinen kullanmalık sanatın iktidarla işbirliği, retina kardeşliği açıkça görünüyor.</p>
<p>Orada, duvarda Shiner tuğlaları ustaca yapı sökümüne uğrattığında, Duchamp duvarın üzerine lütfen dokunun yazmıştı, Mayokovski Pantolonlu Bulutuyla duvarın üzerine oturmuştu, Nietzsche, Aiskylos’tan Goethe’ye imgeleminde insanlığa biçim veren insanı duvar dibine çekmişti (Irıgaray ona Dionusos’un kamışını hatırlatmıştı), <em>Florenski</em>, Öklit uzayında bir tur atıp geldikten sonra Kör Bilici ile duvarın görüntüsü üzerine uzun uzun sohbet etti. Bu görüntü anlardan oluşuyordu. Duvarın ötesinden Irıgaray kulağıma fısıldıyordu; Ötekinin doğurduğu görüntüler, çizgiler ya da düşlerden meydana geldiğinden, biçiminde yok edilemez bir maddeden oyulmuş kabuk gibi donmuş durur. Taşın değişmez çizgileri. Belki de gördüğüm duvar sadece taştı, taş, kağıt, makas oyunundaki taş makası yenerdi ama kağıt onu yutardı. Mobese kameralarına taş fırlatmaktansa gözümü kağıda teslim ettim. Eylemi yutarak sözün izinde…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/">Taş Kağıt Makas</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tas-kagit-makas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2611</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
