<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Gezi &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/gezi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Apr 2017 06:29:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Bir Roma Yoluna Düştüm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-roma-yoluna-dustum/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-roma-yoluna-dustum/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 23 Feb 2017 08:30:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlkyaz Besnili]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8270</guid>
				<description><![CDATA[<p>22 Şubat Bugün Roma’nın sahaflarında elim kitapların üzerinde gezerken- Türkçe bir kitap bulabilir miyim umuduyla bakarım arada- elinde tuttuğun bu defteri buldum. Sana olanları anlatma ihtiyacı duyuyordum, sıkı sıkıya olan dostluğumuz yazma hissi uyandırdı. Hem anlatıp hem yazmak beni sonsuz rahatlatacak. Belki de anlatabileceğim tek kişi sen olduğun için. Doğum günlerimizde hediye alırdık. İçine mektuplar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-roma-yoluna-dustum/">Bir Roma Yoluna Düştüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>22 Şubat</h2>
<p>Bugün Roma’nın sahaflarında elim kitapların üzerinde gezerken- Türkçe bir kitap bulabilir miyim umuduyla bakarım arada- elinde tuttuğun bu defteri buldum. Sana olanları anlatma ihtiyacı duyuyordum, sıkı sıkıya olan dostluğumuz yazma hissi uyandırdı. Hem anlatıp hem yazmak beni sonsuz rahatlatacak. Belki de anlatabileceğim tek kişi sen olduğun için.</p>
<p>Doğum günlerimizde hediye alırdık. İçine mektuplar döşediğimiz, bazen sıradan bazen içinde mizah gizli hediyeleri özledim. Ben sana genelde defter aldığımı fark ettim amma ve lakin şimdi içi senin de ‘sonunda’ diyeceğin şeylerle dolu. Öncelikle sakin olmanı istiyorum. Sırayla anlatıyorum sana. Sana ulaşıp ulaşmayacağı ve devam edip edemeyeceğim hakkında biraz endişeliyim. Sana söz vermeye korkuyorum.</p>
<p>İlk hikayeyi biliyorsun. Babamın beni evden atması. Dur durumu daha fazla açıklığa kavuşturalım. Babamla kavga ettikten sonra evle bağlantımı kestim. Daha sonra ben Ankara’ya gittim. Orada üniversiteden bir zamanlar takıldığım çocukla kalıyordum hani. Senle iletişim kurduğum son zamanlardı. O zamanlar iki ay çalışıp para kazandım. Bir alışveriş merkezinde kasiyer olarak çalıştım. Çok az ihtiyacımı karşıladım. İddia bile oynayıp az da olsa katkı sağladım. Önceki birikimlerim ve altınlarım da çok işe yaradı. Mezuniyette hediye edilen ucunda kelebek sarkan kolyem hayatımın sonuna saklayacağım bir anı olarak kalacaktı. Tek seferde çıkarıp sattım. Elimde bir miktar para birikmişti. Amacım dünyada gitmek istediğim yerleri görmekti. Kimsenin bilmediği bir sırrı elinde tutmak ne kadar tehlikeli?</p>
<p>***</p>
<p>Annemden sonra bana da kanser teşhisi kondu. Tedavi olmama gibi bir karar aldım. Ne kadar yerinde bir karar tartışılır. Benim ruhsal durumuma bakılırsa yapamayacağım belli. Her an pozitif ve güçlü olup hastanelerde diğer hastalarla tedavi olmak mı? Bunu başaramam. Biliyorum. Sana gelmemi isterdin. Saklanmam da gerekmiyor. Doktor geç kaldığımı söyledi zaten. Bana çok kızdı Zel. Neden yanımda değildin ki? Annemin ölümünden sonra benim devamlı kontrollere gitmem gerekirmiş. Neyse bana kızma.</p>
<p>***</p>
<p>Ama yapacağımı yaptım. Ucuz bir bilet ve vize işlemleri sonrası Roma’ya geldim. Haritada bazı yerleri işaretlemiştim. Nerelere gidip iş dileneceğimi biliyordum. Tahmin edeceğin üzere bunun için uzun araştırmalarım oldu. İnternet gerçekten büyük bir hazineymiş. Gezgin insanların bloglarını ve Roma’ya yerleşen insanların yazılarını da buldum. Bana okuduklarımın birçoğunun gerçekçi olmadığını söyledi internet kütüphanesi. Ancak bana bunun tehlikeli bir serüven olacağını söylemedi. Öyle ki Navona Meydanı gibi yerleri sadece gezmeliydim. Cidden çok pahalı. İşe girmeyi aklımdan bile geçirmedim. Ama her defasında beni içine hapseden bir ruhu var meydanın. Gezerken huzurlu hissettiğim tılsımlı noktalardan.</p>
<p>Havaalanından çıkarken ellerim ve ayaklarım titriyordu. Sanki herkes benim acınası olduğumu düşünüyordu. Açlık, heyecan, mide bulantısı ve kanser beni yorgun düşürmüştü. Valizin biri ayağıma çarptı kenara çektim sonra oturmak için etrafıma baktım. Herkes valizlerini almak için sırada bekliyordu. Bir yere tutunamadan kendimi yatar vaziyette buldum. Herkes bana doğru koşmaya, bağırmaya başladı. Onları duyuyordum duymasına ama sanki transtaymışçasına Oğuz Atay’ın ‘’Tutunamayanlar’’ romanını düşünüyordum. ‘Kendine gelsene artık romanın içine düşmedin’ diye azar çektim kendime. Beni kollarında tutan bir adam vardı. Güçlü kollarından anlıyordum. Bir kadın mor çiçekli gömlek giymişti. Elbise de olabilir. Bilemiyorum. Birisi yüzüme su döktü ve yüzümü ovdu. Bu ise bir kadındı, çok nazik hareketleri vardı. Gözlerim açıktı ama sanki yeni uyanmış gibi kalkıp insanlara baktım. Hepsi aynı anda konuşuyordu. Anlamak ne mümkün!</p>
<p>Heyy, ben iyiyim sadece açım, dedim. Hepsi bir anda sevindi. Ölümden dönmüşüm gibi. Ama beynime kazınan şeyler bedenimi bırakmamıştı. Ölüyordum yavaş yavaş çünkü. Tekrar tökezledim. Sonra bir bayan beni tuvalete götürdü. Akan makyajımı sildi. Bir güzel tazeledi. Daha önce hiç kırmızı far kullanmamıştım. Elbisem de kırmızıydı, çiçekli köylü işi olanlardan. Bu uyumla biraz toparlandım sanki. Kadının sakinliği hoşuma gitmişti. Hala iyi değildim ve konuşmak iyi gelebilirdi. Kadına teşekkür edip, nereli olduğunu sordum. Brezilyalıydı. Ama İngilizcesi yoktu pek. Gülümseme dilinde konuştuk.</p>
<p>İlk gün çok zordu. Her yerde iş ve ucuza kalacak yer aradım. Sonunda tam hüsrana uğradım derken ucuz bir ev kiralama şansına nail oldum. Hani şu stüdyo daire denilen evlerdendi. Haftalık olarak ucuz bir fiyata kiraladım.</p>
<p>Akabinde bir hafta boyunca elimde kitaplarla sokaklarda gezerken ya da iş ararken bir ilan gördüm; bir bar garson aranıyordu. Sırtımı döndüğüm gibi başka mahallelere daldım. Görmek istediğim en son şey ayyaşlardı. Taştan yollarda ayakkabı ayağımı vura vura gezdim.</p>
<p>Olmuyordu param azdı ama ne yapsam bilmiyordum. Ağlamaya başladım. Sonra çok utandım. Derin nefes alarak yürüdüm. Rüzgar sert esiyordu. Saçlarım gözyaşlarımı alıp havalanmaya başladı. Koyu kahverengi saçlarımı toplayıp açık omuzlarımı sarması için şalımı çıkarıp iskelet üzeri deriye sardım. Karşımda bir kilise vardı. Rahip ile karşı karşıya geldim. Yaşlı, kızarmış gözlerimi gördü. İtalyanca bilip bilmediğimi sordu. Az çok bildiğimi söyledim. Yanına sokuldum. Buraya yeni geldiğimi ve iş aradığımı söyledim. Bu cümleleri kurmak kolaydı artık. Tatlı bir gülümsemeyle iş verecek biri olmadığını söyledi. Bende ona tüm yaşadıklarımı anlatmak istedim. Bir gülümseme bana çok fazla iyi gelmişti. Sende Zel hiç ufak güzelleri sevip, korumak istedin mi? Ben bir Müslüman olarak büyüdüm. Tüm kavramlarını bilmiyorum ama bana açılan kapıların aslında benim kendi elimle açtığım kapılar olduğunu biliyorum. Dolayısıyla bu adam inandığı şeyler için hayatını adıyorsa benim ona saygı duymam gerekir. Kaybolmuş yıldızlar içinde belki bizi çekip çevirecekler onlar. Kitaptan kelimeleri kopyaladım ona yavaş yavaş kanser olduğumu, ailemden kaçtığımı, tedaviden kaçtığımı, anneme olanlardan sonra asla kimseye aynı hüsranı yaşatamayışımı anlattım.</p>
<p>Müslüman mısın, dedi.</p>
<p>Evet, dedim. Önemli mi, diye sordum.</p>
<p>Hayır, kesinlikle değil. Buraya bana gelip danışman büyük bir olay, dedi. Ben sana saygı duyuyorum, dedi el hareketleriyle. Bana bir yer tarif etti elime de referans olduğunu belirten bir kağıt tutuşturdu. Eliyle ağzını işaret etti. Bende aç olmadığımı, kahve içebileceğimi söyledim. Ancak bana papatya çayı getirdi. Benim yaptığım gibi acı da değildi. Zel görmelisin ne tatlı adamdır Peder Aleandro. Müslümanmış Hristiyanmış farketmiyormuş tekrar anladım. Gözlerim doldu yine.</p>
<p>Peder Aleandro’nun tarif ettiği yere gittim. Garson arıyorlardı. İtalyancam yok diye pek surat astılar ama sonra tamam dediler. En büyük peder bizim peder. Tövbe tövbe. İşi alınca rahatça gülümsedim. Kadın bir şey dedi ama anlamadım. Gözlerini devirdiler. Gülüşüm mü, dedim. Tamam anlamıyorum ama görüyorum, dedim. Hahh aptalım ya. Sonradan anladım ki benim için kıyafet var mı onu sormuş. Kabul aptalım.</p>
<p>On gün sonra çok mutluydum. Öğlenleri kiliseye gidiyordum. Pedere civarda cami olup olmadığını sordum o gün. Şaşırdı. Dindar olup olmadığımı sordu. Her gün kiliseye giden bir Müslüman az rastlanır şey. Allah bilir dedim. Böyle şeylerin ölçüsü olmaz Peder dedim. Neden buraya geliyorsun, dedi. Sen iyi birisin, bana umut kapısı açtın, ne zaman ölürüm bilmem ama iyi insanlar arasında ölmek istiyorum, dedim. Bunu o kadar ilkel bir dille anlattım ki yaşlı adam zor anladı. Hiçbir şey kolay olmuyor.</p>
<p>Peki, nasıl bir yerde çalışıyorum? Bitkilerle dolu- hatta alerjimin tavan yapmasına neden olan dikenli bitkilerden- bir bahçesi olan, sıcak(kırmızı yani) tuğlalarla yapılmış, restore edilmiş iki katlı geniş bir evden restoran. Bodrum katında bir şarap mahzeni var. Eskitilmiş şaraplar şık bir şekilde sıralanmıştı. İlk katta on masa bulunuyordu. Bir de meşe ağacından yapılmış köşede ufak bir bar vardı. Dışarıda ise on altı masa bulunuyordu. Beni kaşındıran bitkiler bütün tavanı sarıyordu. Bahçe zemini taşlarla döşenmişti, ara ara yeşil, pembe, kırmızı ve açık mavi renklerinde led ışıklar yerleştirilmişti. Akşam masalardaki mumlarla birlikte harika bir tablo ortaya çıkıyordu. Evin arka tarafında kocaman bir şefin resmi var. Resmi kim yaptı bilmiyorum ama kadın olduğu kesin. Sorduğumda patron çok hüzünlendi. Bekardı ve cidden yakışıklıydı. İtalyan genlerini güzel yansıtıyordu. Tek sorunu biraz kambur olması; uzun boyunu absürt bir şekle sokuyordu çünkü. İyi bir şef olmasının yanı sıra heykeltıraşmış, o yapmış bahçeyle beraber ufak kabartmaları. Benim sanatla uzaktan ilişkimi anlayınca şaşırdı. Ne resim yapardım ne de heykel. Zaten sorsan hepsi Leonardo ya da Michelangelo anasını satayım. Neyse bak yine sinirlendim.</p>
<p>Kanser olduğumu öğrendiklerinde çok üzüldüler. Patron arada flört ederdi benle, baba kesildi birden mübarek. Ben alışıyordum onlarda alışmalılardı. Neden olmasındı ki? Sende alışacaksın. Acılı tost yediğimizde burnundan sümük akar ya aynı onun gibi alışacaksın. Zorundasın. Anneme ben nasıl alıştıysam, yaralarımı annem mezardan kalkıp nasıl sardıysa sende alışacaksın.</p>
<p>Seni unutmuyorum. Sen olsaydın şunu anlatırdım deme lüksüm olmadığı için yazıyorum. Bilmeye hakkın var Zeliha. Yazmaya ve sana ihtiyacım olduğu için yazıyorum. İkimiz için ömürlük dostum.</p>
<p>İşte her hafta bir gün patronun arkadaşları toplanır yemek yerler tamam mı? Genç-yaşlı, zengin-fakir ayrımı olmaksızın dostlar çağırılır. ‘Hatun düşürme’ tabiri çok doğru olur herhalde patron için. Ama erkekler hep daha ağır basar. Yine de ben bunun her zaman harika olduğunu düşünürüm. Perşembe akşamları gece yarısına gelindiğinde biz ortalığı toplarken dostlar teşrif eder. Herkes kendi yaptığı ya da aldığı ikramlarla gelirler. Patron pizza yapar. Ben mantar sevmediğim için- bunu duyduğunda bütün restoran içinde bana bağırmıştı- ne kadar kızsa da sade pizza yapardı fazladan. Ama ben çok kalamıyordum. Evim uzak sayılırdı ve gidene kadar ya kusuyordum ya da ara ara oturmak zorunda kalıyordum.</p>
<p>İçlerinde ressam olan biri var Emanuele. Benim kıyafet ve takılarıma çok iltifat eder hep. Türkler hakkında hep bir şeyler sorardı. Sonra Kolyesini beğendiğim için bana hediye etmişti. Aslında kaba duruyordu, yine de sevmiştim. Yakınlaşmamız uzun sürmedi. Sakın yanlış anlama o bir eşcinsel ve erkekler hakkındaki zevkimiz neredeyse bir. Ailesi onu reddetmiş bu yüzden. Bana da bu yüzden çok düşkün. Aile konuları pek sarmıyor bizi. Benim yanımda şu an ve içinde benim olduğum koca resmi çiziyor. O kadar yetenekli ki.</p>
<p>Bolca güneş alan bir evi var. Bembeyaz duvarları, her yerde özenle sıralanmış kitapları var. İçlerinden biri Atatürk’ü anlatıyor. Kitabı gördüğümde oturup hunharca ağladım. Düşünmediğim kadar özlemişim toprağımı.</p>
<p>Televizyon yok ancak üç bilgisayarı var. Araştırma yapması içinmiş. Evi çok güzel ve ciddi anlamda zengin biri. Çokça geniş olan salon dar ama yoğun olan bir caddeye bakıyor. Boydan boya cam olan cepheden içerisinin görülmemesi için tül perdeleri belli aralıklarla asılmıştı. Uçlarından sarkan beyaz iplerle oynayan evin kedisi Sisi var bir de. Ankara kedisi denirmiş ona. Ankara’da üniversite okudum ama kedinin adını birkaç kez duydum doğrusu. Hiç bu kadar da güzel olduğunu bilmiyordum. Cahillik başa bela azizim. Tekrardan Emanuele’nin Türkiye’ye olan ilgisinin farkına vardım. Neyse. Uzun olan salonun bir yarısında dışarıyı ve birazda manzara gören deri bir kanepe yerde, taba renginde tüylü bir halı, ona uyacak iki küçük haki yeşili renginde koltuğu var. Diğer yarısı ise resim yapma olanı. Pencere kenarında ise kiremit renginde kleopatra tarzı koltuk bulunuyor. Arka tarafındaki vitrinde birçok heykel ve mumlar var. Zaman zaman yerlerinin değiştiğini gördüm. Benim gibi modellerin resimlerini çizerken esin kaynağı oluyormuş. Tek kaşım yukarıda ağzım açık kalmıştı duyduğumda. Hatta dediğine göre yeşil uzun bibloyu bir keresinde ağaç olarak çizmişti bir manzara resminde.</p>
<p>Evin diğer kısmında iki yatak odası ve tuvalet bulunuyordu. Mutfağı ise girişte ufak ve karışık bir şekilde öylesine konmuş gibiydi. Beğenip beğenmediğimi sordu. Bayıldım dedim -bazen İtalyancam yetmediğinde İngilizce konuşuyoruz- Çok iyi anlaşacağımızı çünkü bir odayı bana ayırdığını söyledi. Benim evimden eşyalarımı aldı küçük odaya yerleştirdi. Zaten iki valizim vardı. Önceden boş muydu bilmiyorum ya da ne yapıyordu bilmiyorum orada ama bana çok güzel bir oda hazırladı. Üstelik ben en sevdiğim çilekli milkşeykimi içerken.</p>
<p>Geceleri Özdemir Erdoğan’dan Bana Ellerini Ver dinleyip dans ediyoruz. Ben bilmiyorum nasıl dans edilir ama o beni kuş misali uçuruyor. O da şarkıyı bilmiyor ama ben mest olmuş şekilde gözlerim kapalı mırıldanıyorum. Esmer tenimin vermiş olduğu zarafet ve köprücük kemiklerimin eşsiz olmasından bahsederek beni resmediyor şimdi. Tombula benzeyen bedeni var ve çok şarap içmekten kırmızı durumda şu an. Ela gözlerini kesinlikle çok güzel ve yanağına bulaşmış boyaya aldırmadan konuşuyor. Sanırım buradan sonraki rotam olması gereken Barselona’ya gidemeyeceğim. Burayı seviyorum. Mutluyum.</p>
<h2>22 Mart</h2>
<p>Nereye gitsem bu defter de benimle geliyor. Sana yazabilmek adına tüm yolları denedim. Ama deftere bakınca o beyaz tenli, içimde ufacık bir ışık yakan, hep gülerken hatırladığım mavi-gri karışımı gözlerin karşımdaymışçasına vücut buluyor ve yazamıyorum. Zaman zaman ağlama nöbetleri geçirir oldum. Tenime yapışan bu kara lekeyi unutamıyorum. Neyse…</p>
<p>Öncelikle bana nereye gittin ki defteri yanından ayırmadın diyeceksin(kahkahalar). Biliyorum evet. Diyeceksin. Bundan yaklaşık olarak bir ay önce -çarşamba günleri izin günüm olduğundan- salı günü iş çıkışı arabaya atladığımız gibi havaalanına gittik. Hava yağmurluydu o gün ve sırılsıklam halde o yorgunluğa rağmen uçağa binmek için koşuşturduk. Prag’a gidiyorduk. Kesinlikle gitmem gerekenler listesindeydi. Günübirlik bir gezinin bu kadar güzel olabileceğini bilmezdim. Benim bolca uyumam için erkenden otele vardık. Sabah erkenden otele parasını alelacele ödeyip kaçar gibi sokağa attık kendimizi. Kahvaltı, görülmesi gereken yerler, fotoğraf çekme çilesi sonra tekrar yemek yeme derdi derken akşam oldu. Ara ara devamlı tatlı ya da atıştırmalık alıp hızlı adımlarla sokaklarda gezdik. Gülüşmelere karışan ayak seslerini sanırım unutmam asla.</p>
<p>Ama sana şikayet etmem gereken bir şey varsa o da yemeklerdir. Yemeklerin içine sence şeker konulur mu? Ben sevmedim asla da sevemem herhalde. İçinde şeker varsa tatlı olur. Değil mi? Kremalı yemeklerde beni pek sarmadı. Az yemek yemem iyi olmadı zira Em çok rahatsız oldu. Koruyucu meleğim rolünü harika üstlenmiş durumda. O üzüle dursun alışveriş yaparken ben bir köşeden gelen kokuyu almamla zıplayıp çığlık atmam bir oldu. Bir döner salonu buldum. Onlardan alışveriş yapmasını benim hunharca yemek yiyeceğimi söyledim. Merak ettiler onlar da geldiler. Ben İskender ısmarladım, onlara şiş kebabının gözlerden yapıldığını söylediğim zaman ondan istediler. Aslında kanmadılar yalanıma ama daha önce bahsettiğim baharat tadını almak istediklerini söylediler. Yersen! Kokunun peşinden geldiler avanaklar!</p>
<p>Döner etinin başında bir Türk vardı. Anladığım kadarıyla restoranın sahibiydi. Çalışanlar ise başka başka uyruktanlardı. Öyle güzel koku geliyordu ki anlatamam. Gözlerim sürekli döneri kesen Türk’e kayıyordu. Em’e Roma’da da dönerci var mıdır diye sordum. Görmedim ben bu tarz yerlere girmem dedi ama göz gelmesinden az korksa da gelen eti löp löp götürdü koca midesine. Biraz kızdım ama herhangi bir yorumda bulunmadım. Türkçe küfrettim. Burasını çok ilkel buluşlardı. Çokta kötü bir şey demedim ama yanımda döneri kesen silahşör geldi. Öyle utandım ki kıpkırmızı oldum. Tereyağı isteyip istemediğimi sormak için eğildi. Lütfen, dedim. Bir el işaretiyle çocuk geldi ve ekledi. Adamla biraz konuştuk ve afiyet olsun dedi ve gitti. Uzun zamandır yapmadığım şeyi, flörtü yaptım. Tuhaf olsa da eğlenceliydi de.</p>
<p>Millet yemeğini yerken bende kendi yemeğimi yedim. Bana Türklerin ne tarz yemek yediklerini sordular. Zor bir soruydu. Çünkü her bölgenin ayrı yemekleri vardı. Az uz anlatmaya çalışsam da pek anlamış görünmüyorlardı. Bende bir gün Türkiye’ye gitmelerini ve kültürü anlamalarını önerdim. En sevdiğim yemeği sordular tabii ki dolma dedim ve hesabı ödemeye gittiğimizde yemekten baya haz almışlardı. Yediklerinin göz olmadığını biliyorlardı ama neden öyle bir şey dediğimi sordular. Şaka yaptığımı söyledim. Dehşet veren bir yemek gelse acaba ne yaparlardı? Onları test ettiğimi söyledim. Önyargılarının olduğunu ama hiçbir şey bilmediklerini söyledim.</p>
<p>Ne dersem diyeyim benim içimdeki kırgınlığı anlamadılar bende göz ardı ettim. Babam hiç anlamadı beni. Boş avare gezinen biri olduğumu, içimdeki –bunu ne zaman düşünsem aklıma Halil Sezai gelir- küçük çocuğu görmez ve beni öyle yargılardı. Bu insanlar da içimdeki Türklüğü anlamıyordu. Ne kadar Em Türkiye hayranı olsa da.</p>
<p>Sonra bir sergiye merak saldık ve girmeye karar verdik. Emmanuel’in sergileri gibi kalabalık değildi. Onun yaptığı resimlere oranla daha küçük ve portre resimlerden oluşuyordu. Bir tanesini çok beğendim. Bir anne yeni doğmuş bebeğine sarılmak istiyordu ama uzanamıyordu. Bebek sanki göbek bağıyla sürükleniyordu. Siyah taban üzerine bembeyaz saf ten rengi masumiyeti sergiliyor olsa gerekti. Ben ise baş dönmesi mi desem bir trans hali mi desem değişik bir his içinde nerde, nasıl ve kiminle olduğumu unutmuş halde ayakta durmakta zorlanıyordum. Hani bilirsin okuduğumuz o romanda adam kendi portresini çizen ressama aşık olmuş ve çok geçmeden ona bağlanmıştı. Bende öyle hissediyordum. Gücüm çok gezmekten yorulmuştu ve yere seriliverdim. Öyle ki birkaç kişi dışında kimse fark etmedi. Kalabalık içinde bayılmam herkesin önünde ölmüşüm hissi uyandırıyordu bende.</p>
<p>Nazik bir elin beni tutması ve kendime gelmem herhalde birkaç saniye sürdü. Em ve yanındakileri hemen dibimde bittiler. ‘’Neredesin? Neden gittin?’’ dedim. ‘’Anlamıyorum seni, Türkçe konuştuğunun farkında mısın?’’</p>
<p>Toparlanıp ayağa kalktım. Siyah deri çantamı koluma astım. Herkes bana bakıyordu. O an nasıl göründüğümü merak ediyordum. Gülümsedim bana şaşkın halde bakan insanlara. Aralarından geçip lavaboya gitmek üzere izin istedim. ’Hamileyim.’ diye de ekledim. Oysa buna imkan yoktu.</p>
<p>Aynada siluetime bakarken yarı akmış makyajım, yorgun gözlerim, derin nefes almaya programlanmış burun deliklerimi ve akciğerimdeki lekeleri görebiliyordum. Hızla kendimi toparlayıp kalabalığa dönüyordum ki Em içeri girdi. ‘’Hey burada n’apıyo&#8230;’’ demeden bana kocaman sarıldı.       Bende izin verdim ve şişko bedeninde biraz dinledim. Bilim adamları sarılmanın acıları azalttığını ve neden birbirimizi öptüğümüzü çözememişler. O an sihirli bir değneği olan peri gibi beni güçlendiren bu kız-adam galiba yaşam gücüm olmaya başlamıştı. Elimden tutup beni uzun, zayıf, sarı saçlarını ensesinde toplamış, ince yüzlü, güçlü bakışları olan bir adamın yanına götürdü. Serginin sahibi ressam hatırlayamadığım bir isim. Önce elimi öptü. Nazik kibar elleri vardı. Beni yerden alan kişi olduğunu anlayınca biraz kızardım. O ise nasıl olduğumu ve bebeğimi sordu. O zaman yalancı kişiliğim patlak verdi. Arada baş dönmelerinin normal olduğunu, bebeğimin içimde güvende olduğunu söyledim. Elimle karnımı sıvazlarken bir an gerçekten hamileymişim hissine kapılmadım değil.  Diğerlerine baktığımda benden utanırcasına önlerine bakıyorlardı. Biraz sessizlik oldu ve beğendiğim resmin yerinde olmadığını gördüm. İri gözlerimi sonuna kadar açıp daha çirkin bir ifade ile nerede olduğunu sordum. Ressam satıldığını ve paketlendiğini söyledi. Elimden tutup beni sakin bir yere çekti. Çok güzel bakıyordu Zel. Bir an orada yıllarımı geçirip bu karşımda duran adamla yaşlanmak, omzunda her gün güneşin doğuşunu izlemek istedim. Gerçekten o an onu çok istedim. Belki şıpsevdi huyum belki cidden aşık oldum bilmiyorum. Vücudum titrek halde gümbür gümbür atan kalbime eşlik ederken; ressam bana hasta olup olmadığımı sordu. Tüm romantikliği bırakıp ellerimi çektim. Birden korkup kaçmak istedim. ‘Ne münasebet’ dedim. Yine Türkçe konuşmaya başlamıştım. Kendimi toparlayıp bana sırıtan adama özürlerimi diledim ve hasta olduğumu nerden çıkardığını sorup gitmek üzere hareketlendim. Böyle soluk tenim olduğu için merak etmiş.  Kaba olduğunu düşünmememi gibi zırvalıkları saydı ama dinlemedim. ‘Bilmeniz gerekir ki hamilelikte mide bulantısı normaldir. Bu halde soluk tenimin olması gayet normal’ dedim. Ellerinin arasına zayıf yüzümü aldı ve ekledi: Babası nerede?</p>
<p>Hava serindi. Üzerimde füme rengi dokuma elbisem dizimin bir karış üstünde bitse de ucundaki dantelli tül daha aşağılarda bitiyordu. Hava kararmaya başlamıştı. Elbisem uçuşmaya bense üşümeye başlamıştım. Kollarımı göğsümde bağlayıp diğerlerini beklerken bir poster gördüm. Üzerinde Çekçe bir şeyler yazıyordu ama dövme yapan bir çiftin reklamı olduğu belliydi. O an karar verdim. Dünyayı kurtarmaya giden Avengers üyeleri gibi büyük bir karar almıştım. Öyle emindim yani. Durdurulamayacak isteklerim vardı. Gidip dövme yaptıracaktım. Tepemde bir sokak lambası aydınlanırken bizimkiler elinde koca bir resimle geldiler. Ben daha hangi resmi aldıklarını öğrenemeden beni sürüklemeye başladılar ve ressamla aramda ne olup bittiğini sordular. Galiba bu ressam onları benden daha fazla etkilemişti. Elimdeki ilanı gösterip dövme yaptırmak istediğimi söyledim. Em ve ben hemen dükkanın yolunu tuttuk. Google’dan yol tarifi alıp dükkana vardığımızda saat 7’e geliyordu. Bir saat içinde işimizi bitirip gitmemiz gerekiyordu. Acele ile istediğim dövmeyi tarif ettim. Şu yaşıma kadar öylesine korkunç geliyordu ki dövme yaptırmak! Bilirsin canım kıymetlidir. Yakında ölecek olmasam yaptırmazdım inan. O anın verdiği telaş, geç kalma korkusu daha ağır bastı.</p>
<p>Loş yeşil ışıkların arasında birbirine aşık bu haşin çiftin fotoğraflarıyla lekelenmiş duvarlar cidden karanlık bir görünüm katıyordu. Siyah deri kanepeler düzgün yerleştirilmemiş, masanın üzerinde kirli kahve bardakları karışık bir tablo gibi dursa da benim üzerinde yattığım sedye bir o kadar temiz ve tertipliydi. Sedye üzerindeki ışık yakıldı, kadın ellerine eldiveni çok profesyonelce geçirdi ve Em’in çizdiği resmi yapmaya başladı. Ressam olması o kadar işi kolaylaştırdı ki…</p>
<p>Resmi ikiye ayırmasını istedim. Birinci kısım renkli ikinci kısım siyah-beyaz olsun istedim. Profilden, gökyüzüne bakan tek boynuzlu bir pegasus çizmesini istedim öncelikle. Aslında kararsızdım. Spektrum ışıkları saçmasını isterdim hep ama o an mümkün mü değil mi bilemediğimden ve telaş halinde olduğumdan sadece gökyüzünde bir güneş istedim. İkinci kısımda pegasusa simetrik biçimde bir kurt çizmesini istedim. Bu sefer gökyüzüne dolunay ve yıldızlar donatmasını istedim. Biz bunları çizerken dövmeci adam beni delip geçecek makineyi hazırladı.</p>
<p>Önce bir tırstım. Geri dönüşü yoktu artık. Kadın kopyayı çoktan çıkarmıştı. Bu kadar işin içine batıp kaçamazdım. Biliyorsun, her şeyden kaçamazdım. Her şeyden önemlisi Em benimle alelacele bir şekilde buraya sürüklenmişti. Vakit hırsızlığı ve haksızlık olurdu. Nefesimi tutup elbisemi indirdim. Yüzüstü sedyeye uzandım. Belimde kalçamdan bir karış yukarıda, göğüs kafesimin aşağısında kalacak şekilde istedim. Em elimi sıkıca tuttu. Korkup korkmadığımı sordular. ‘Çok fazla’ diye cevap verdim. Bir o kadar da arzu ediyordum.</p>
<p>‘Pegasus; hayallerim, çocukluğum, gündüzüm, dostlarım, eski aşklarım, hiç olamayacak aşklarım. O benim gülümsediğim, parıl parıl parıldadığım anlar. Ağladığım, kaçtığım zamanlardan çok uzakta yerler. Annemle beraber çilek reçeli yaptığımız zamanlar. Beraber oturup Yalan Rüzgarını izlediğimiz zamanlar. Kutladığım en güzel doğum günüm. Yoga yaparken gökyüzüyle yüzleşip sırıttığım an. Kısaca içimdeki güzel şeyler. Kurt ise; benim Türklüğüm. İnatçı yanım. Aç kalsam da susuz kalsam da dönmeyeceğim ilkelerim. Anadolu’da yetişen bir anayım. İleriye dönük adil, insancıl fikirler doğuran bir ana. Şefkatle büyüttüğüm, aşkla baktığım yarınlarım. Her zaman iyi bir insan olma hedefim. Benim gecem; rüzgarlı, alacakaranlık ve ben ateşimi yakmış bir gezginim.’</p>
<p>Em bunları dinlerken, ben acımın azalması için konuşmaya çalıştım. En sonunda İtalyancayı düzgün konuşuyorsun, dedi sırıtarak. O an bir çığlık bastım. Tam omurga kemiğimin üzerinden geçmişti. Derin bir nefes alıp bekledim. Yarım saat içinde büyük kısmını yapmıştı. Sadece dışındaki halka kalmıştı.</p>
<p>Şimdi ufak ayrıntıları yapıyorum, dedi. Em bana güzel bir şekilde güldü ve çok güzel bulduğunu söyledi. Bende ise öylesine bir merak vardı ki, devamlı arkama bakıp nasıl olmuş diye merak ediyordum. Doğuştan meraklıydım ve Em’den fotoğraf çekmesini merak ettiğimi söyledim. Bitti zaten beklemelisin, dedi. Yahu merakımdan çatlamak üzereydim. Üstelik o kadar sızlıyordu ki derim buna değdi mi diye düşünmeden edemiyordum. Hem deli gibi yaptırmak istedim yıllarca kafamda fikirler ürettim hem de sanki dünyanın en saçma olayının içindeymişim gibi hissediyorum. Benim bu ikilemlerimin tükenmesini sağlamanın yolu yoktu. Dostoyevski ne demiş: Her şeyi anIıyorum ve bu beni öIdürecek. Yaşadıklarımı, yapamadıklarımı, korkularımı, isteklerimi gördükçe kahroluyorum. Dahası içime yerleşen urdan çok içimde yeşeren umutlar beni öldürecek. Şimdi anlıyorum işte.</p>
<p>Ben kavgaya tutuşurken dövme bitmişti, vazelin sürülüyordu. Aynada sırtıma baktım. Kızarıklıklara hayret etmekten tamamına dikkat edemedim. Önce kurdun sonra atın yüz hatları öylesine beni kendine çekti ki acısı önemli değildi artık. Emmanuel parayı ödemiş ve gitmek üzereydik. Üzerimi giyinmeden önce kadın fotoğrafımı çekmek istedi. Peki, dedim sırıtarak.</p>
<p>Caddeye koşup otobüs bileti aldık. Daha sonra yakalamak için koşmak zorunda kaldık. Islık çaldım ve biri durdurdu otobüsü. Bilmem bilir misin hiç ıslık çalmamıştım hayatımda. Ahahah o anı düşününce tüylerim diken diken oldu. Neyse, bir buçuk saatimiz vardı uçağa yetişmek için broşürlerden anladığım kadarıyla yarım saat içinde varmış olmamız gerekiyordu. Em diğerlerine mesaj gönderdi ve yolda olduğumuzu söyledi. Bense çantamdan gofret çıkardım ve otobüsün direğine başıma yasladım. Gülümsedim. Em gözlerimin içine bakarken bir yandan diğerlerinin on dakika içinde varacaklarını söyledi. Hala ona bakıp gülüyordum. Dayanamadım en sonunda ona gofretin yarısını verdim. Biliyordu kıyamacağımı. Bana bu kadar destek veren birine –üstelik karşılıksız- nasıl kötülük yapardım? Gözlerimi ona dikip yan yan sırıttım.</p>
<p>&#8211; Come va?</p>
<p>&#8211; Bellissimo, dedim gülümseyerek. Çikolata yedikten sonra kötü olmam imkansızdı. Bir de bir de bunca telaş ve yorgunluk ile acımı unutmuş olmam fevkaledenin fevkindeydi. Orta alanda yer boşalmıştı. Em ile cam kenarında ayakta gitmek olduğumuz şehri izleyerek sessizce bekledik. Koluna girip başımı omzuna yasladım. O da başını benim başıma yasladı. Pofuduk yanağını alnımda hissediyordum. Yüzümüzde caddenin renkli ışıkları slayt gösterisi gibi akarken; biz donuk bir ifadeyle vaktinde yetişmeyi umuyorduk.</p>
<p>&#8211; Daha çikolata var mı?</p>
<p>&#8211; Hayır, kalmadı.</p>
<p>Uçağa tam vaktinde yetiştik. El ele tutuşup herkesten özür dileyerek kalabalığı yardık. Uçakta sırtım ağrıdığı için yan yatmış halde Em ile beraber uykuya daldık. Eve dönerken de bir pizza ısmarladık ve kiremit rengi kanepe üzerinde çekildiğimiz resimlere bakarak yedik. Tabii ki mantar yoktu.</p>
<p>Seher vakti uyandığımda o bayıldığım ‘Primavera’* tablosunu duvarda gördüm. Kiraz ağacının çiçekleri açmış, birçok çiçekle beraber gökyüzünde savruluyordu. Ne kadar da beni anlatan bir resimdi. Burnumun dibindeydi hep ama hiç farketmedim. Em harika bir dosttu. Bir an ressam aklıma geldi ve o zaman keşke bir bebeğim olsa dedim.</p>
<p><script async src="//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js"></script><br />
<ins class="adsbygoogle" style="display: block;" data-ad-format="autorelaxed" data-ad-client="ca-pub-1385937189085107" data-ad-slot="4943199474"></ins><br />
<script>
     (adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
</script></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-roma-yoluna-dustum/">Bir Roma Yoluna Düştüm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-roma-yoluna-dustum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8270</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 16 May 2016 15:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Duygu Çöplü]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3677</guid>
				<description><![CDATA[<p>‘Beyoğlu baktı ki bir kuş havada.’ O kuş olmak isterdim, İstanbul’u yukarıdan da izleyebilmek için. Aslında İstanbul insanı biraz da kuşlara benzetiyor. Hiçbir yerde sabit değiliz, sürekli bir yerden bir yere uçuyoruz. Kaos&#8230; İstanbul denilince aklıma ilk gelenlerden. Genellikle 2-3 ayda bir giderim İstanbul’a, ayrı bir sevdam vardır. Her gidişimde de biraz değişmiş, biraz büyümüş [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/">Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>‘Beyoğlu baktı ki bir kuş havada.’ O kuş olmak isterdim, <strong>İstanbul</strong>’u yukarıdan da izleyebilmek için. Aslında İstanbul insanı biraz da kuşlara benzetiyor. Hiçbir yerde sabit değiliz, sürekli bir yerden bir yere uçuyoruz. Kaos&#8230; İstanbul denilince aklıma ilk gelenlerden. Genellikle 2-3 ayda bir giderim <strong>İstanbul</strong>’a, ayrı bir sevdam vardır. Her gidişimde de biraz değişmiş, biraz büyümüş olarak dönerim. Bu hareketli şehrin her bir mekanının ayrı ayrı yaşattıklarının yeri farklıdır benim için. Son gidişimde de öğrenebileceğim en değerli derslerden birini öğrendim; İstanbul’da kuşlar gibi uçup farklı karakterlere bürünürken, nereden geldiğimizi asla unutmamamız gerektiği.</p>
<p>Gülü seven dikenine katlanır, yani İstanbul’u seven, pahalı İstanbul’u sevmektedir, durum böyle olunca da doyasıya gezmek için para harcamaktan kaçınmamalıdır. Bir metropol olduğu için yemenin içmenin, gezmenini, alışverişin fiyatları da doğal olarak yüksek oluyor. Yani İstanbul’a gitmeden önce bir birikimle gitmek lazım. Bu sefer popüler mekanlar yerine, kendim mekan keşfedeyim dedim. Artık herkes bilir İstiklal Caddesi’nin o kırmızı tramvayını, Taksim meydanını, bunların hemen arkasına saklanmış Cihangir’dir gözümde asıl orijinal olan. Fiyatları da göz önünde bulundurarak, Cihangir’de yeni açılan mekanları denemek istedim, kahvaltı ve öğle yemeği için. Aklımda belli bir yer olmadan, arkadaşımla beraber attım kendimi Cihangir sokaklarına. Orası hakkında en çok hoşuma giden şey, Cihangir’in kedileri&#8230; Her an her yerden minik yaratıklar fırlıyor, kimi rengarenk kimi ise simsiyah, bembeyaz. Biraz da kediler yol gösterdi bana, onları seveyim derken peşlerine takıldım ve bir apartman girişinde güzel bir restoran buldum. En üst katında lezzetli ve doyurucu bir kahvaltı, tabii boğaz manzarası da eksik olmuyor. Eh tabii durum böyle olunca da, pamuk eller ceplere. Yani İstanbul iyi güzel hoş da, hazırlıksız gelen yandı vallahi. Öğrenci olduğumuzu unutmamak lazım, bir gün böyle zengin bir kahvaltı yaptıktan sonraki sabah, elit bir menü olan ‘simit ve çay’ ile doyurdum karnımı&#8230;</p>
<p>Pahalı ama güzel mekanlarının yanı sıra, herhalde hiçbir mekanda oturmasanız bile, sadece gezerek inanılmaz keyif alabileceğiniz bir şehir İstanbul. Tarih kokan sokakları ve bir oradan bir buradan kültürü ile hem dünyaya karışmış hem de kendini koruyabilmiş. Beyoğlu sokaklarında gezerken Avrupa mimarisinin en net örnekleri çıkıyor karşıma. Mimarlık öğrencisi olduğum için de ayrıca ilgimi çekiyor. Birden bire bir inşaat alanı çıkıyor karşıma, bahçede sıraya girmiş öğrenciler gibi dizilmiş binaların arasında koca bir boşluk&#8230; Hayret ediyorum ilk, bu görüntü çıplak kokuyor. Kimsesiz ve de yurtsuz. Kızıyorum biraz, tarihi binaların yıkımına başlandığı için. Görkemli İstanbul, görkemini tarihini yansıtan binalarından alıyor ve bunun korunması lazım, İstanbul da nereden geldiğini unutmasın diye. Şimdilik çoğu bina yerinde, keyfimiz ve tarih tamamen bozulmuyor ancak umarım gelecekte eskiyi yıkıp yerine yeni ve kimliksiz binaların inşaatı artmaz&#8230;</p>
<p>Son olarak, dertsiz, pervasız, eğlenceli bir yüzü var İstanbul’un. İnsan dertlerinden kaçıyor, anlık olarak unutuyoruz hayatın önümüze çıkardığı engelleri. Kim bu şehirde hareketli ve kaotik yaşam tarzına kaptırmamıştır ki kendini&#8230; Filmlere, dizilere bile konu olan ve herkesin adını duyduğu İstanbul’un meşhur gece hayatı. Diğer şehirlerden ayrı olarak, sahil kenarında ve denizin içinde, hem vapur hem de yarı yüzen binalar şeklinde olan mekanları orijinalliği ile insanları kendine çekiyor. Evet, buralarda eğlenip kafayı boşaltmak güzel. Ancak anladım ki dertlerimizi ne kadar bastırırsak bastıralım, onlar biraz müzikli eğlence ve ya birkaç kadeh ile gitmiyor ne yazık ki. Eski sevgiliyi unutmaya çalışmak, küs olduğumuz arkadaşlarımızdan kaçmak veya pişman olduğumuz hataları sanki yapmamışçasına yaşamaya çalışmak&#8230; Belki sıkıntılarından boğulanlar için İstanbul’un bu umursamaz yüzü bir çare ama geçici bir süreliğine. Problemlerimizi çözmeyi erteleyip kendimizi hızlı yaşama verince, sorunlar çözülmediği gibi bir süre sonra tonla büyüyerek karşımıza çıkıyor. İşte bu hayatın filmlerde gösterilmeyen kısımları. Buna kapılıp gitmemek lazım&#8230; Asıl yapmamız gereken belki de düşüncelerimizi alıp, sorunlarımıza çözüm ararken sahil kenarında bir banka oturmak ve deniz havasını içimize çekerek ‘huzur’u aramak. Eminim ki İstanbul isteyene eğlenceli yüzünü sunduğu gibi, huzurlu ve sakin yüzünü de sunacaktır. Yani demek istediğim; İstanbul’da yüzeysel eğlenceyi her zaman bulabileceğiniz ancak iç huzuru bu şehirde bulmak için, biraz aramanız gerektiğidir.</p>
<p><em>İstanbul</em>’un insanları, boğazın martıları ile bir gözümde. Ekmek derdinde olup vapur kovalayanı da var, kafası nereye eserse oraya uçup, istediği kadar yükseleni de. İnsan, kendine yakışanı yapmalı ve kendini geliştirirken de nereden başladığını unutmamalı. Hepimiz bir kimlik arayışındayız ve bu şehir yeni tecrübeler arayışında olanlar için verimli bir şehir. Mekanları, sokakları ve hızlı hayatıyla bir çok şey katıyor insana. Tabii bu deneyimler bazen keyifli olduğu gibi bazen de insana ‘N’apıyorum ben’ dedirtiyor, her zaman pozitif olmuyor. Ancak iyi ya da kötü, büyütüyor insanı İstanbul, kendisi kadar kocaman yapıyor. Bir gerçek var ki, İstanbul; kuşlarıyla ve biz insanlarını kendine aşık ettirmesiyle güzel. İyi günde ve kötü günde, hem güzel hem de çirkin yüzüyle, içimde özel bir yeriyle denizin üstünde durmaya devam ediyor İstanbul.</p>
<p style="text-align: center">“Her dakikasını ayrı hatırlarım</p>
<p style="text-align: center">Erenköy’de geçen zamanın</p>
<p style="text-align: center">Rüyama girer bir arada</p>
<p style="text-align: center">İstanbul, bahar ve Türkan’ım.”</p>
<p style="text-align: center">&#8211;<strong>Oktay Rıfat (Hatırlama)</strong></p>
<p style="text-align: left">Ayrıca <a href="http://www.sanatduvari.com/attila-ilhanin-ben-sana-mecburum-kitabinda-istanbul/"><strong>İstanbul için yazılmış şiirler</strong></a> için bu makaleye bakabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/">Unutma İstanbul, Bazen Güzel Bazen Çı̇rkı̇n Ama Hep Özel</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/unutma-i%cc%87stanbul-bazen-guzel-bazen-ci%cc%87rki%cc%87n-ama-hep-ozel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3677</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Monet’in Cenneti</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 23 Feb 2016 17:13:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Cladue Monet]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonist]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonist resim]]></category>
		<category><![CDATA[emresyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[kültür turu]]></category>
		<category><![CDATA[manzara resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Monet]]></category>
		<category><![CDATA[Monet'in evi]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[sanat gezisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2370</guid>
				<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yaz, Paris&#8217;te on beş gün süren bir sanat yolculuğu yaptım. Monet&#8216;in Giverny bölgesinde yer edinen, yeşillikler içindeki evi de bu yolculuğun bir parçası oldu. Giverny&#8217;e, Paris&#8217;teki Saint Lazare garından trenle yaklaşık kırk dakikada ulaştım. Trenden indikten sonra adeta kendinizi huzur veren bir köyde hissedeceğiniz, etrafı yeşilliklerle ve mütevazi görünümlü köy evleriyle örülü uzunca yolda, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/">Monet’in Cenneti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yaz, Paris&#8217;te on beş gün süren bir sanat yolculuğu yaptım. <strong>Monet</strong>&#8216;in Giverny bölgesinde yer edinen, yeşillikler içindeki evi de bu yolculuğun bir parçası oldu. Giverny&#8217;e, Paris&#8217;teki Saint Lazare garından trenle yaklaşık kırk dakikada ulaştım. Trenden indikten sonra adeta kendinizi huzur veren bir köyde hissedeceğiniz, etrafı yeşilliklerle ve mütevazi görünümlü köy evleriyle örülü uzunca yolda, bir saat kadar yürüdükten sonra Monet&#8217;in evine girdim. Şimdi sizlere Monet&#8217;in cennetini anlatalım&#8230;</p>
<p>Herkesin bildiği gibi <strong>Cladue Monet</strong> manzara resimleriyle tanınmış <em>emresyonist bir ressam</em>. Böyle olmasının nedeni ise pek çok çiçeğin, yeşilliğin yer bulabildiği , insanda üstü açık bir sera izlenimi uyandıran bir evde yaşamış olmasıdır. Sadece ev de değil, evin içinde yer edindiği kasabanın da yürürken, bisikletle gezerken, insana huzur veren bir köye benzemesinin de ressamın manzara ve doğa resimleriyle bilinmesindeki etkisi göz ardı edilmemelidir.</p>
<figure id="attachment_2372" aria-describedby="caption-attachment-2372" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/monetin-cenneti.jpg" rel="attachment wp-att-2372"><img class=" td-modal-image wp-image-2372 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/monetin-cenneti.jpg?resize=288%2C216" alt="Monet'in evi" width="288" height="216" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2372" class="wp-caption-text">Monet&#8217;in evi</figcaption></figure>
<p><em>Monet&#8217;in evi</em>nin girişinden geçtiğinizde, karşınızda evin planını anlatan bir kroki görüyorsunuz.. O kroki haritasının hemen yanından merdivenlerden iniyorsunuz ve Monet&#8217;in muhteşem bahçesinde kendinizi buluyorsunuz. Bahçenin girişinin sol aşağı kısmında tavukların ve civcivlerin yaşadığı bir kümes bulunuyor. Sağ kısmında düz ilerlediğinizde ise Monet&#8217;in evinin verandasına çıkıyorsunuz. Kapıdaki güvenlik kontrolünden geçip, eve girdiğinizde sol tarafta duvarda Monet&#8217;in çeşitli tablolarıyla dolu bir odaya giriyorsunuz. Odadan çıkıp üst kata geçtiğinizde, evin penceresinden bahçe bütünüyle insanın içini ferahlatacak şekilde gözükmekte olup, buradan bahçe manzarası fotoğrafı alabilmekte mümkündür. Koridordan düz ilerlediğinizde, Monet&#8217;in yatak odasını görüyorsunuz ve odanın hemen yanındaki merdivenlerden aşağı inip mutfak kapısından tekrar bahçeye çıkıyorsunuz.</p>
<p>Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinden geçip, onları fotoğrafladıktan sonra bahçenin arka tarafındaki kapıdan küçük bir tünelden, Monet&#8217;in meşhur nilüferlerinin sırrına ulaşıyorsunuz. Üstündeki köprüler aracılığı ile tüm göletin çevresini gezebilme ve fotoğraf çekebilme imkanına sahip oluyorsunuz&#8230; Ayrıca, göletin etrafını yemyeşil ağaçlar çevrelemiş ve bu ağaçların görünümü göletteki nilüferler ile birleştiğinde, adeta kendinizi cennette hissediyorsunuz. Monet’in evi değil de sanki cennetini görmeye gelmiş gibi oluyorsunuz&#8230;</p>
<figure id="attachment_2371" aria-describedby="caption-attachment-2371" style="width: 336px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg" rel="attachment wp-att-2371"><img class=" td-modal-image wp-image-2371 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?resize=336%2C252" alt="Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinde Monet'in cennetini bulacaksınız." width="336" height="252" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?w=336&amp;ssl=1 336w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/cennetten-bir-bahce.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2371" class="wp-caption-text">Yeşilliklerin ve çiçeklerin içinde Monet&#8217;in cennetini bulacaksınız.</figcaption></figure>
<p>Üniversitede, “<em>Sanat Yönetimi</em>” eğitimi alırken de Monet, beğendiğim ressamlar arasında yer almaktaydı. Bunda, manzara resimlerine ilgi duymamın ve okuduğum bölümün de etkisi de göz ardı edilemez tabi ama ben empresyonist sanata ilgi duyan, sanatı kendine meslek edinmiş ya da hayatının anlamı yerine koyan herkesin, “Monet’in Cenneti’ni” görmesi gerektiği düşüncesindeyim. Saint Lazare garından bir trenle ulaşmak mümkün. Sanatla kalın&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/">Monet’in Cenneti</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/monetin-cenneti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2370</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karaköy&#8217;de Hayat</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/karakoyde-hayat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/karakoyde-hayat/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 13 Jan 2016 08:11:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ecem Yalnızcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[eski Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[FilBooks]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[İkinci Kat]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy mekanları]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy sokakları]]></category>
		<category><![CDATA[Patisserie]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1714</guid>
				<description><![CDATA[<p>Babam müşterilerinden dolayı belli bir süre Karaköy semtine çok gider gelir olmuştu. Sorma gereği hissetmeden Anadolu yakasında olduğu ve boydan boya iş merkezi olan bir yerdi benim hayalim… Bir gün arkadaşım Karaköy’de İkinci Kat adında bir tiyatro olduğunu ve Karaköy’ün de Taksim’in aşağısında bir yerde kaldığını söyledi. Burada iki nokta beni şaşırtmıştı. Neden ben Karaköy’ü [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karakoyde-hayat/">Karaköy&#8217;de Hayat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Babam müşterilerinden dolayı belli bir süre Karaköy semtine çok gider gelir olmuştu. Sorma gereği hissetmeden Anadolu yakasında olduğu ve boydan boya iş merkezi olan bir yerdi benim hayalim…</p>
<p>Bir gün arkadaşım Karaköy’de İkinci Kat adında bir tiyatro olduğunu ve Karaköy’ün de Taksim’in aşağısında bir yerde kaldığını söyledi. Burada iki nokta beni şaşırtmıştı. Neden ben Karaköy’ü Anadolu yakasında sanıyordum? Sadece iş merkezlerinin olduğu yerde tiyatro sahnesi olur muydu? Eee bu kadar soru işaretinden sonra en iyisi gidip görmeliydim Karaköy’ü…</p>
<figure id="attachment_1715" aria-describedby="caption-attachment-1715" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy.jpg" rel="attachment wp-att-1715"><img class=" td-modal-image wp-image-1715 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy-300x282.jpg?resize=300%2C282" alt="Karaköy'ün sokaklarında ve mekanlarında çok ilgi çekici özellikler keşfedilebilir." width="300" height="282" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy.jpg?resize=300%2C282&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1715" class="wp-caption-text">Karaköy&#8217;ün sokaklarında ve mekanlarında çok ilgi çekici özellikler keşfedilebilir.</figcaption></figure>
<p>Karaköy&#8217;e vardığımda sanki ikiye bölünmüş bir yer gördüm. Bir tarafında sadece iş merkezleri olan diğer bir tarafında ise sadece cafe ve restaurantların olduğu yerler vardı. İlk defa gittiğim için gezerken kaybolmuştum. Fakat Karaköy&#8217;e gidip geldikçe neyin nerede olduğunu daha iyi öğrendim. Sonra bu kadar gidip geldiğim için yakın arkadaşlarım sormaya başladılar. &#8216;Ecem bu kadar Karaköy&#8217;e gidiyorsun bizi de götür&#8217; dedikleri için onları da alıp gitmeye başladım.  Hatta vize sınavlarından sonra yerine getirmem gereken 2 sözüm bile var düşünün artık… Ne kadar bahsettiysem herkesin üzerinde bir merak uyandırdı bu Karaköy sevdam.</p>
<p>Güzel ve gerçekten farklı bir atmosferi olduğuna inanıyorum Karaköy’ün… Şayet bir gün yolun düşerse diye beğendiğim mekanları yazıyorum gidip gitmemek sana kalmış:)</p>
<figure id="attachment_1716" aria-describedby="caption-attachment-1716" style="width: 271px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoyde-hayat.jpg" rel="attachment wp-att-1716"><img class=" td-modal-image wp-image-1716 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoyde-hayat-271x300.jpg?resize=271%2C300" alt="İkinci Kat'ta oynayan çok sayıda tiyatro oyunları bulunmaktadır." width="271" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoyde-hayat.jpg?resize=271%2C300&amp;ssl=1 271w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoyde-hayat.jpg?w=289&amp;ssl=1 289w" sizes="(max-width: 271px) 100vw, 271px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1716" class="wp-caption-text">İkinci Kat&#8217;ta oynayan çok sayıda tiyatro oyunları bulunmaktadır.</figcaption></figure>
<p><strong>İkinci Kat</strong></p>
<p>&#8221;Nerede bu tiyatro?&#8221; diye Karaköy etrafında dört döndüğüm bulunca da sevindiğim yer… Fakat şu da bir gerçek ki iş merkezlerinin ara sokağında olduğu için biraz ürkütücü. Öyle hemen de korkmayın canım&#8230; İçeriye girdiğinizde çalışanların güler yüzüyle karşılaştığınızda her şey bir anda uçup gidiyor. 3 katlı ve ilk merdivenlerden çıktığınızda tiyatro sahnesi ve hemen yan tarafında oyuncuların hazırlandığı bir kulis var. Bir üst kata daha çıktığında ise tiyatronun kafesiyle birlikte oyun saatini beklemek için salonu var.</p>
<p>Ben tiyatro oyunlarını hep büyük sahnelerde izledim ve İkinci Kat aslında bir cep tiyatrosu. Oyunun başlamasına yakın müziği başlıyor. Ben ilk kez odaya girdiğimde şaşırmıştım. Sandalyeler ve sahne birbirine o kadar yakın ki etkilenmemek mümkün değildi.Sonra etraf kararmaya başladı ve oyuncular yerlerine geçti,oyun başladı&#8230; Bana oyun sürecinde hissettirdiği ise öyle bir dekor yapmışlar ki oyuncularla ev ortamında oturuyormuşsun geldi. Yani anlayacağın sıcak ve samimi bir ortam yaratılmış&#8230;</p>
<p>Ha şunu da söyleyeyim; Oldu da gitmeye karar verdin bence denemekten zarar gelmez <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f609.png" alt="😉" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> İkinci Kat&#8217;ta oynanılan oyunların isimlerini yazacağım hangisine gitmek istersen karar senin&#8230;</p>
<p><strong>P*rk</strong></p>
<p>Oynayanlar: Barış Gönenen, Uğur Uzunel, Heves Duygu Tüzün.</p>
<p><strong>Üst Kattaki Terörist </strong></p>
<p>Oynayanlar: Denizhan Akbaba, Banu Çiçek Barutçugil, Bedir Bedir, Gözde Kocaoğlu.</p>
<p><strong>İki Kardeş</strong></p>
<p>Oynayanlar: Haki Biçici, Elit Andaç Çam, Yezdan Kayacan, Aslı Menaz.</p>
<p><strong>FÜ</strong></p>
<p>Oynayanlar: Deniz Türkali, Serra Yılmaz, Canan Atalay, Aziz Caner İnan.</p>
<p><strong>Kar Küresinde Tavşan</strong></p>
<p>Oynayanlar: Defne Halman, Pınar Çağlar Gençtürk.</p>
<p><strong>Kasap</strong></p>
<p>Oynayanlar: Mert Denizmen, Evrim Doğan, Oğuzhan Ayaz, Adnan Devran, Melis Öz.</p>
<p><strong>Poz</strong></p>
<p>Oynayanlar: Selen Uçer, Esra Dermancıoğlu, Banu Çiçek Barutçugil, Gülce Oral.</p>
<p>Bazı oyunlar ise turne kapsamında ve İstanbul&#8217;da değişik tiyatro sahnelerinde oynuyor, haberiniz olsun…</p>
<ul>
<li>Şimdi size gittiğim iki yerden söz edeceğim umarım beğenirsiniz:)</li>
</ul>
<figure id="attachment_1718" aria-describedby="caption-attachment-1718" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy-mekanlari.png" rel="attachment wp-att-1718"><img class=" td-modal-image wp-image-1718 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy-mekanlari-300x300.png?resize=300%2C300" alt="Kitap ve çantaları satın alıp salıncakta sallanmak ister misiniz?" width="300" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy-mekanlari.png?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy-mekanlari.png?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/karakoy-mekanlari.png?w=319&amp;ssl=1 319w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1718" class="wp-caption-text">Kitap ve çantaları satın alıp salıncakta sallanmak ister misiniz?</figcaption></figure>
<p><strong>FilBooks</strong></p>
<p>Tesadüf üzerine bulduğumuz fakat bir o kadar sempatik ve şirin bir mekan. İçeride satın alabileceğin kitap ve çantalar mevcut üst katında ise salıncakta gönlünüzce sallanabilirsiniz <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Sakinlik ve huzur isteyen biri olarak hoşuma gitti. Garsonlar cana yakın ve istediğiniz doğrultusunda farklı tatlar öneriyorlar. Birde kafa dinlemeye birebir&#8230;</p>
<p>Böylesine güzel bir mekanda hem alışveriş yapılabilir hem de dinlenilebilir.</p>
<p><strong>Patisserie</strong></p>
<p>Eğer benim gibi tatlı düşkünüyseniz önereceğim yerlerden birisidir Patısserıe&#8230; Hemen Pim Karaköy&#8217;ün yanındadır. Kahve-tatlı keyfi yapmak istiyorum diyorsanız işte size fırsat. Önerebileceğim çikolatalı pasta ve beyaz çikolatalı brownie&#8217;si var aklınızın bir köşesinde bulunsun. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/12.0.0-1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Tekrar görüşmek üzere şimdilik hoşça kalın&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/karakoyde-hayat/">Karaköy&#8217;de Hayat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/karakoyde-hayat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1714</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Artemis’in Tılsımlı Kenti EFES</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/artemisin-tilsimli-kenti-efes/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/artemisin-tilsimli-kenti-efes/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 29 Nov 2015 13:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bora Eşiz]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Amazon]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Androklos]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Artemis]]></category>
		<category><![CDATA[Celsus]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kültür Mirası Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyanın Yedi Harikası]]></category>
		<category><![CDATA[Efes]]></category>
		<category><![CDATA[Efes Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ephesus]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Hadrianus]]></category>
		<category><![CDATA[kale]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Ana]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Şirince]]></category>
		<category><![CDATA[Traianus]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<category><![CDATA[Yamaç Evler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=969</guid>
				<description><![CDATA[<p>Adını ilk kez duyanlara efsanevi bir fısıltı gibi gelen Efes (Ephesus), birçokları içinse dünyanın en önemli ve ünlü antik kentlerinden biri. Zengin geçmişine binlerce insanı, anıtı ve efsaneyi sığdıran Efes, günümüzde de popülerliğini koruyor. Coğrafyasının sağladığı ayrıcalıklı liman sayesinde gelişen Efes, gitgide büyümüş ve kalabalıklaşmış. Öyle ki bir dönem nüfusunun 200.000&#8217;i aştığına inanılıyor. Dünyanın Yedi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/artemisin-tilsimli-kenti-efes/">Artemis’in Tılsımlı Kenti EFES</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Adını ilk kez duyanlara efsanevi bir fısıltı gibi gelen <em>Efes (Ephesus)</em>, birçokları içinse dünyanın en önemli ve ünlü antik kentlerinden biri. Zengin geçmişine binlerce insanı, anıtı ve efsaneyi sığdıran Efes, günümüzde de popülerliğini koruyor. Coğrafyasının sağladığı ayrıcalıklı liman sayesinde gelişen Efes, gitgide büyümüş ve kalabalıklaşmış. Öyle ki bir dönem nüfusunun 200.000&#8217;i aştığına inanılıyor. Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak kabul edilen Artemis Tapınağı, Efes’in asırlarca ziyaretçi akınına uğramasını sağlamış. Bu tapınağın önemini yitirmesinin ardındansa Efes’e eski şaşaalı günlerini <strong>Meryem Ana</strong> geri vermiş. Günümüzde de görkeminden ve çekiciliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan Efes, dünyanın en  ünlü antik kentleri arasında kabul ediliyor.</p>
<figure id="attachment_971" aria-describedby="caption-attachment-971" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-3.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-971 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-3-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Celsus Kitaplığı" width="200" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-3.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-3.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-3.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-3.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-971" class="wp-caption-text">Celsus Kitaplığı</figcaption></figure>
<p><strong>Yaban Domuzunun Peşinden</strong></p>
<p>Böylesine etkileyici bir kentin kuruluşuna dair değişik söylenceler üretilmiş. Kimi araştırmacılara göre Efes, Atina Kralı’nın oğlu Androklos tarafından kurulmuş. Bu hikayeye göre Androklos, yeni bir kent kurmak için yer arıyormuş. Ancak bu tip önemli kararlar, o zamanlarda kahinlere danışılarak alınırmış. Androklos da geleneğe uymuş ve kahine danışmış. Aldığı yanıt çok ilginç, bir o kadar da anlaşılmazmış. Kahin, kentin yerini bir balığın işaret edeceğini ve bir yaban domuzunun yol göstereceğini söylemiş. Kahinin bu garip kehanetine pek anlam veremeyen Androklos ve yoldaşları, yollarına devam ederek uygun yer aramaya devam etmişler. Yine uzun bir yolculuğun ardından mola vermek üzere kamp kurmuşlar ve yakaladıkları balıkları pişirmek üzere ateş yakmışlar. Tam bu sırada balıklardan biri otların arasına sıçramış, oradaki bir yaban domuzu da balıktan korkarak koşmaya başlamış. Olayı gören Androklos kahinin sözlerini anımsamış. Hızla yerinden kalkıp atına atlamış ve domuzu takip etmiş. Okuyla domuzu öldürdüğü yere kentini kurmuş. Bu söylecenin yanı sıra, Androklos’tan önce kentin bir Amazon tarafından kurulduğu da anlatılan bir diğer söylence. Ephesus, bu yiğit savaçı kadınların kraliçelerinden birinin adıymış. O dönemde Amazon kraliçelerinin isimlerinin kentlere verilmesi yaygın bir gelenekmiş. Diğer örnekler arasında yer alan <em>Smyrna</em> (İzmir) ve <em>Pitane</em> (Çandarlı) da isimlerini <em>Amazon</em> kraliçelerinden almış.</p>
<figure id="attachment_972" aria-describedby="caption-attachment-972" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-4.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-972 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-4-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Celsus Kitaplığı" width="300" height="200" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-4.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-4.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-4.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-4.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-4.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-972" class="wp-caption-text">Celsus Kitaplığı</figcaption></figure>
<p><strong>Efes&#8217;in Mirası</strong></p>
<p>İlk kuruluşundan beri birkaç kez yer değiştiren kent sonunda, bugün bizi görkemli kalıntıları ve hayret verici eserleriyle karşılayan yere taşınmış. Yüzyıllık yalnızlıklarını bir kenara bırakarak gezginlere yoldaşlık etmek istercesine, uzanıp giden sütunların çoğu Roma egemenliği zamanından kalma. Arkadiane Caddesi olarak bilinen ve ziyaretçilerini masalsı bir zaman tünelinden geçirerek Büyük Tiyatro’ya ulaştıran cadde, MÖ 5. yüzyılda kandiller ve meşalelerle aydınlatılıyormuş. Sadece bu aydınlatılmış caddeyi hayal etmek bile  Efes’e ve Efeslilere karşı hayranlık uyandırıyor. Antik sütun gölgelerini takip ederek ulaşılan <strong>Efes Tiyatrosu</strong> tam anlamıyla bir Antik Çağ armağanı. 24.000 kişilik kapasitesi ve  mimarlık harikası oturma düzeniyle bu anıtsal tiyatro, günümüzde de sanatsal işlevine, konserler, tiyatrolarla ve gösterilerle devam ediyor.</p>
<figure id="attachment_973" aria-describedby="caption-attachment-973" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-973 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Celsus Kitaplığı" width="200" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-973" class="wp-caption-text">Celsus Kitaplığı</figcaption></figure>
<p>Tiyatronun en üst sıralarında, sahne binasının üzerinden Efes’in antik limanı görülebiliyor. Her ne kadar liman, Menderes Nehri’nin alüvyonları ile dolmuş olsa da eskiden deniz olan alan kolaylıkla ayırd edilebiliyor. Tiyatronun ardından mermer kaplı bir başka cadde, ziyaretçileri bir zamanların politik tartışmalarının çınladığı, ateşli pazarlık seslerinin yükseldiği agoraya ulaştırıyor. Agoraya komşu olan ve Celsus Kitaplığı olarak anılan yapı, Efes&#8217;in en önemli simgesel yapılarından biri. Efes’e çok emeği geçen Vali Celsus’un anısına, oğlu tarafından yaptırılan bu kitaplığın altında valinin mezarı da bulunuyormuş. Kentin diğer önemli caddesi olan Kuretler Caddesi de ünlü yapılara ev sahipliği yapıyor. Bu sebeple günün her saatinde, dünyanın pek çok yerinden gelen turistlerin oluşturduğu kalabalıkları ağırlıyor. İmparator Hadrianus adına yapılmış zarif tapınak, süslemeleri ve kentin kuruluş efsanesini anlatan kabartmalarıyla hayranlık uyandırıyor. Tapınağın kemerinde yer alan  kentin koruyucu tanrıçası Tykhe’nin kabartması, sanki geçen yıllara inat, hala koruyor sevgili Efes’ini. Yamaç Evleri, Efes’in son zamanlarda kazılan ve pek çok değerli buluntunun gün ışığına çıkartıldığı bir alan. Rengarenk fresklerin ve ince işçilikli mozaiklerin yanı sıra, burada ortaya çıkartılan bronz, fildişi ve mermer heykelcikler Yamaç Evleri’nin zenginliğine dair ipuçları veriyor.</p>
<figure id="attachment_970" aria-describedby="caption-attachment-970" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-970 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-2-300x200.jpg?resize=300%2C200" alt="Celsus Kitaplığı" width="300" height="200" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-2.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/celsus-kitaplığı-2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-970" class="wp-caption-text">Celsus Kitaplığı</figcaption></figure>
<p>Efes’in gösterişli ev hayatına tanık olduktan sonra yol, hamamların, aşk evi olarak anılan yapının ve kamu binalarının kalıntılarının içinden geçerek Traianus Çeşmesi’ne ulaşıyor. Bir başka anıtsal çeşme olan  Domitianus Meydanı’ndaki  anıtsal Pollio Çeşmesi&#8217;nin kalıntıları suyun, bu kent için ne kadar önemli olduğunu düşündürtüyor. <em>Herakles</em> (Herkül) Kapısı olarak adlandırılan kapı, adını üzerindeki Herakles kabartmalarından almış. Kentin diğer ana kapısı olan Magnesia Kapısı’na doğru ilerlerken Prytaneion karşılıyor ziyaretçileri. Kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen ateşin hiç durmadan yandığı bu yapıda, zamanında salonun çevresinde tanrı ve imparator heykelleri dururmuş ve bir görevli bu ateşin hiç sönmeden yanmasını sağlarmış. Buradaki kazı çalışmalarında, bugün <strong>Efes Müzesi</strong>&#8216;nin süsleyen Artemis heykelleri gün ışığına çıkartılmış. Efes geziniz sırasında görülmesi gereken diğer kalıntılar arasında odeon (küçük tiyatro), yukarı agora, gymnasion ve Magnesia Kapısı da bulunuyor.</p>
<figure id="attachment_974" aria-describedby="caption-attachment-974" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/efes-ana-cadde-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-974 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/efes-ana-cadde-2-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Efes Ana Cadde" width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/efes-ana-cadde-2.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/efes-ana-cadde-2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/efes-ana-cadde-2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/efes-ana-cadde-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/efes-ana-cadde-2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-974" class="wp-caption-text">Efes Ana Cadde</figcaption></figure>
<p><strong>Meryem Ana Evi</strong></p>
<p>Efes&#8217;i dünya çapında ünlü bir merkez haline getiren bir diğer yer ise el değmemiş çam ormanlarının arasındaki Meryem Ana Evi. Her ne kadar tarihsel bir kesinlik yoksa da Meryem Ana’nın Kudüs’ten ayrıldıktan sonra Efes’e geldiğine ve bu evde yaşadığına inanılıyor. Bu evin keşfedilmesinin hikayesi oldukça ilginç. Almanya’da yaşayan bir rahibe olan Catherine Emmerich, Meryem Ana’nın yaşadığı evi rüyasında görmüş ve tüm ayrıntıları ile çevresindekilere anlatmış. Araştırılmalar sonucunda buradaki yıkık ev bulunmuş.1892 yılında hac merkezi olarak kutsanan ev, daha sonra değişik tarihlerde papalar tarafından ziyaret edilerek dini merkez niteliği kazanmış.</p>
<figure id="attachment_975" aria-describedby="caption-attachment-975" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-ana-cadde.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-975 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-ana-cadde-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Efes Ana Cadde" width="200" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-ana-cadde.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-ana-cadde.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-ana-cadde.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-ana-cadde.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-975" class="wp-caption-text">Efes Ana Cadde</figcaption></figure>
<p><strong>Dünyanın Yedi Harikasından Biri </strong></p>
<p>Efes&#8217;in ününe ün katan yapılardan biri de Tanrıça Artemis&#8217;e adanmış anıtsal bir tapınak. Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak tanınan bu tapınak, tamamıyla mermerden yapılmış. Antik kaynaklara göre tapınak, sanki mermer bir sütun ormanını andırıyormuş. İyon düzeninde inşa edilen tapınağın 127 sütunu varmış, hatta bazı sütunların üzerinde mitolojik kabartmalar varmış. Bu kadar ince işçilikli bir yapının yapımı,  elbette uzun sürmüş. Öyle ki antik yazarlardan Yaşlı Plinius, bu tapınağın 220 yılda inşa edildiğini yazmış. MÖ 6. yüzyılda yapımına başlanan tapınak birçok defa yanmış, yıkılmış; ama her seferinde Efeslilerin çabasıyla yeniden yapılmış. Günümüzde eski, görkemli günlerini arayan Artemis Tapınağı&#8217;nın pek çok parçası, anavatanından çok uzakta Londra&#8217;daki Britanya Müzesi&#8217;nde (British Museum) sergileniyor.</p>
<figure id="attachment_977" aria-describedby="caption-attachment-977" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-977 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-2-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Efes Müzesi" width="200" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-2.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-977" class="wp-caption-text">Efes Müzesi</figcaption></figure>
<p><strong>UNESCO&#8217;nun Son Gözdesi </strong></p>
<p><em>Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı</em>&#8216;nın (UNESCO), 2015&#8217;in Temmuz&#8217;unda  yapılan 39. Dünya Miras Komitesi Toplantısında Türkiye&#8217;nin iki alanı daha Dünya Kültür Mirası Listesine eklendi. Almanya&#8217;nın Bonn kentinde gerçekleştirilen toplantıda Türkiye’nin listede bulunan kültürel varlıklarının sayısı Efes antik kenti ile Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri&#8217;nin eklenmesiyle 15’e yükseldi. .</p>
<p>Bonn&#8217;daki toplantıya kadar Türkiye&#8217;den, Boğazköy&#8217;deki Hattuşa, İstanbul&#8217;un Tarihi Alanları, Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Nemrut Dağı, Antalya&#8217;daki Xanthos ve Letoon antik kentleri, Safranbolu, Troya antik kenti, Selimiye Camisi ve Külliyesi, Çatalhöyük, Bergama, Cumalıkızık, Pamukkale ve Kapadokya UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde bulunuyordu.</p>
<figure id="attachment_978" aria-describedby="caption-attachment-978" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-dedetay-1.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-978 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-dedetay-1-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Efes Müzesi &quot;Artemis Heykeli&quot;" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-dedetay-1.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-dedetay-1.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-dedetay-1.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-dedetay-1.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-dedetay-1.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-978" class="wp-caption-text">Efes Müzesi &#8220;Artemis Heykeli&#8221;</figcaption></figure>
<p><strong>UNESCO tarafından listeye alınan alanlar, toplumların ve hükümetlerin gözünde  farkındalık kazanırken, bu alanların turizm bilinirliği artıyor. Böylece buraları ziyaret eden yerli ve yabancı turist sayısında artış sağlanıyor. Söz konusu listede yer almanın diğer kazançları arasında yerli halk tarafından sahiplenme ve yerel ekonomiye katkısı da önem taşıyor. Üstelik bu alanların korunması için </strong>UNESCO tarafından finansal bir destek sağlanabiliyor.</p>
<figure id="attachment_979" aria-describedby="caption-attachment-979" style="width: 200px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-detay-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-979 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-detay-2-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Artemis Heykeli" width="200" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-detay-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-detay-2.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-detay-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-detay-2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-979" class="wp-caption-text">Artemis Heykeli</figcaption></figure>
<p>Listede yer alan alanların korunması ve olası hasarların giderilmesi amacıyla ayrılan bir fon bulunuyor. Belirlenen koruma kurallarına uymayan alanların UNESCO tarafından listeden çıkartılabiliyor olması, yerel yönetimlerin bu alanları uygun şekilde korumasına özen göstermelerini sağlıyor.</p>
<figure id="attachment_980" aria-describedby="caption-attachment-980" style="width: 200px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-980 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2-200x300.jpg?resize=200%2C300" alt="Artemis Heykeli" width="200" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-Heykeli-2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-980" class="wp-caption-text">Artemis Heykeli</figcaption></figure>
<p>UNESCO&#8217;nun <strong>Dünya Kültür Mirası Listesi</strong>nde de yer alan Efes antik kentine yapılacak gezilerde Artemis Tapınağı, Meryem Ana Evi, Yedi Uyurlar Mağarası, Selçuk Kalesi, Aziz Yuhanna Kilisesi, İsa Bey Camisi, Efes Müzesi ve Şirince Köyü&#8217;ne de zaman ayırmayı unutmamak gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_981" aria-describedby="caption-attachment-981" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-heykeli.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-981 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-heykeli-683x1024.jpg?resize=640%2C960" alt="Artemis Heykeli" width="640" height="960" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-heykeli.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-heykeli.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-heykeli.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-Artemis-heykeli.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-981" class="wp-caption-text">Artemis Heykeli</figcaption></figure>
<figure id="attachment_982" aria-describedby="caption-attachment-982" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-982 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Efes Müzesi" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Efes-Müzesi.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-982" class="wp-caption-text">Efes Müzesi</figcaption></figure>
<figure id="attachment_983" aria-describedby="caption-attachment-983" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Hadrianus-Tapinagi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-983 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Hadrianus-Tapinagi-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Hadrianus Tapınağı" width="640" height="427" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Hadrianus-Tapinagi.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Hadrianus-Tapinagi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Hadrianus-Tapinagi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Hadrianus-Tapinagi.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Hadrianus-Tapinagi.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-983" class="wp-caption-text">Hadrianus Tapınağı</figcaption></figure>
<figure id="attachment_984" aria-describedby="caption-attachment-984" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Herakles-Kapısı.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-984 size-large" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Herakles-Kapısı-683x1024.jpg?resize=640%2C960" alt="Herakles Kapısı" width="640" height="960" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Herakles-Kapısı.jpg?resize=683%2C1024&amp;ssl=1 683w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Herakles-Kapısı.jpg?resize=200%2C300&amp;ssl=1 200w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Herakles-Kapısı.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Herakles-Kapısı.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-984" class="wp-caption-text">Herakles Kapısı</figcaption></figure>
<figure id="attachment_985" aria-describedby="caption-attachment-985" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Nike-kabartmasi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-985 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Nike-kabartmasi-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Nike Kabartması" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Nike-kabartmasi.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Nike-kabartmasi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Nike-kabartmasi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Nike-kabartmasi.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Nike-kabartmasi.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-985" class="wp-caption-text">Nike Kabartması</figcaption></figure>
<figure id="attachment_986" aria-describedby="caption-attachment-986" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-2.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-986 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-2-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Selçuk Kalesi" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-2.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-2.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-2.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-2.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-2.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-986" class="wp-caption-text">Selçuk Kalesi</figcaption></figure>
<figure id="attachment_987" aria-describedby="caption-attachment-987" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-987 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Selçuk Kalesi" width="640" height="427" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Selçuk-Kalesi.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-987" class="wp-caption-text">Selçuk Kalesi</figcaption></figure>
<figure id="attachment_988" aria-describedby="caption-attachment-988" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-geleneksel-mimari.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-988 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-geleneksel-mimari-1024x768.jpg?resize=640%2C480" alt="Şirince &quot;Geleneksel Mimari&quot;" width="640" height="480" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-geleneksel-mimari.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-geleneksel-mimari.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-geleneksel-mimari.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-geleneksel-mimari.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-988" class="wp-caption-text">Şirince &#8220;Geleneksel Mimari&#8221;</figcaption></figure>
<figure id="attachment_989" aria-describedby="caption-attachment-989" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-genel.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-989 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-genel-768x1024.jpg?resize=640%2C853" alt="Şirince" width="640" height="853" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-genel.jpg?resize=768%2C1024&amp;ssl=1 768w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-genel.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-genel.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sirince-genel.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-989" class="wp-caption-text">Şirince</figcaption></figure>
<figure id="attachment_990" aria-describedby="caption-attachment-990" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Yamaç-Evler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-990 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Yamaç-Evler-1024x683.jpg?resize=640%2C427" alt="Yamaç Evler" width="640" height="427" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Yamaç-Evler.jpg?resize=1024%2C683&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Yamaç-Evler.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Yamaç-Evler.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Yamaç-Evler.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/Yamaç-Evler.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-990" class="wp-caption-text">Yamaç Evler</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/artemisin-tilsimli-kenti-efes/">Artemis’in Tılsımlı Kenti EFES</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/artemisin-tilsimli-kenti-efes/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">969</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
