<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Farid Farjad &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/farid-farjad/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Sep 2018 11:04:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 9 &#8211; Ağlayan Keman</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-9-aglayan-keman/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-9-aglayan-keman/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 23 Sep 2018 05:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Farid Farjad]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan el Rıfai]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar Wilde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=15528</guid>
				<description><![CDATA[<p>Oysa herkes öldürür sevdiğini Kulak verin bu dediklerime, Kimi bir bakışıyla yapar bunu, Kimi dalkavukça sözlerle, Korkaklar öpücük ile öldürür, Yürekliler kılıç darbeleriyle Kimi gençken öldürür sevdiğini Kimi yaşlı iken Şehvetli ellerle boğar kimi Kimi altından ellerle Merhametli kişi bıçak kullanır Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur. Kimi yeterince sevmez Kimi fazla sever Kimi satar kimi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-9-aglayan-keman/">Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 9 &#8211; Ağlayan Keman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Oysa herkes öldürür sevdiğini<br />
Kulak verin bu dediklerime,</p>
<p>Kimi bir bakışıyla yapar bunu,<br />
Kimi dalkavukça sözlerle,<br />
Korkaklar öpücük ile öldürür,<br />
Yürekliler kılıç darbeleriyle<br />
Kimi gençken öldürür sevdiğini<br />
Kimi yaşlı iken<br />
Şehvetli ellerle boğar kimi<br />
Kimi altından ellerle<br />
Merhametli kişi bıçak kullanır<br />
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.<br />
Kimi yeterince sevmez<br />
Kimi fazla sever<br />
Kimi satar kimi de satın alır<br />
Kimi gözyaşı döker öldürürken,<br />
Kimi kılı kıpırdamadan</p>
<p><em><strong>Çünkü herkes öldürür sevdiğini</strong></em><br />
<em><strong>Ama herkes öldürdü diye ölmez</strong></em></p>
<p><strong><em>Oscar Wilde</em></strong></p>
<p><strong>15.08.20.. 19:54:58</strong></p>
<p>“O çocuğu bir daha kimse göremeyecek” dedin ya, bugün tam ayrılacakken, tam sana veda edip yanaklarından öperek hasret busesi alacakken… Beni çekip vursaydın daha az acı çekerdim inan ki, eğer taksiyi çağırmamış olsaydın, el edip durdurmamış olsaydın, o bitmek bilmeyen uzun yürüyüşlerimizden birini daha yapardık. Bir ceset gibi bindim arabaya. Ne diyeceğimi bilemedim. Sen gittin, arkandan bakakaldım. Siluetin göründü buğulu camdan. Sana el bile sallayamadım. Sızlayan yüreğime engel olamadım. Bütün ömrümü böyle geçirdim ben. Bir ceset gibi, yeniden yaşattın bunu bana sen&#8230; Bir kez daha ölümü hissettim bütün hücrelerimde, dondu gülümsemem dudağımın köşesinde. Ölmek istemiyorum bir kez daha, bunu bana yaşattırma lütfen. Yedi yıl oldu seni tanıyalı, 7 yaşında bir çocuğum şimdi, yetim bırakma beni. Neşeni göremezsem ölürüm biliyorsun, sendeki çocukla yaşıyorum alma onu benden… Kimsesiz bırakma bizi kurda kuşa karşı, yem oluruz ıssızlıkta, kavruluruz susuzluktan dağlarda…</p>
<p><strong>15.08.20.. 23:05:07</strong></p>
<p>Hayata karşı nötr kalmak bir tavırdır, saygı duyarım. Ama kaçmak gerekçeli olamaz. Ben de çoğu kez nötr davranırım ama yaratılmış olanlara değil. Olup bitene karşı evet, gelen musibetleri görmezden gelebiliriz. Ama Allah’ın yarattığı mahlukata karşı nasıl nötr olabiliriz? Olamayız bunu bana sen öğrettin zaten unuttun mu? Bildiğin konularda ahkâm kesemem sana. Sadece söylediğin bir sözü hatırlatabilirim belki.</p>
<p>“Ben aynayım demiştin. Bana bakan kendini görür.”</p>
<p>Ne çok etkilenmiştim. Günlerce anlamaya çalışmıştım seni. Nötr bir aynada ben neyi göreceğim şimdi? Sana baktığımda kendimi göremezsem eğer, yolumu nasıl bulacağım? Gözlerin sevgi dolu bakmadığında ne farkın kalacak diğerlerinden? İnsanlar ne görecekler senin nötr olan suretinde?</p>
<p>“Beni ilgilendirmiyor. Kim ne görmek istiyorsa onu görsün diyeceksin.”</p>
<p>Kızgınsın, öfkelisin biliyorum. İnsandan umudunu kestin. Öylesine kırılgansın ki en ufak bir sarsıntı da tuzla buz oluyorsun sırça bir biblo gibi… Bu yüzden koruyorsun kendini girdiğin kalıpların içinde saklıyorsun olan biteni…</p>
<p>Senin sorunun ne biliyor musun? Sevmekten korkuyorsun sen. Aslında sorumluluk almaktan… Sevmek sorumluluktur çünkü. Seven kaçamaz, ne olursa olsun vazgeçemez sevdiğinden. Sen vazgeçememekten korkuyorsun. Bu hayatta birini, kim olduğu hiç önemli değil ama yalnızca birini vazgeçemeyecek kadar sevmekten korkuyorsun…</p>
<p><strong>16.08. 00:03:13</strong></p>
<p>Monologa devam ediyorum. Gece yarısı oldu uyuyamadım, kalktım, kulaklarım uğulduyordu. Senin sözcüklerin bir bir aklımdan geçiyordu. Okuyup okumadığını bilmiyorum mesajlarımı. Umurumda değil, bakmazsın biliyorum hele bu saatte gelen mesajlara hiç bakmazsın. Büyük bir ihtimalle kapatmışsındır telefonunu da… Sabahleyin görürsün nasılsa… Sen uyandığında ben çoktan yola çıkmış olacağım. Öğlene doğru varırım kısmetse, yolda sana yazamayacağıma göre…</p>
<p>Allah bütün evreni aşkla yarattı demiştin hani bir keresinde. Big bang’ in patlaması aşkın ateşiyle değil miydi? Sen kime ve neye karşı isyan ettiğini bir düşün istersen. Nefsinin sana neler söylettiğini bir daha düşün lütfen. Nokta.</p>
<p><strong>16.08.20.. 16:33:43</strong></p>
<p>Aşk meydan okumaktır. Kerem gibi yana yana kül olmak, ölümüne sevdalı kalmaktır. Ferhat gibi deldiğin dağın altında can vermek, Mecnun gibi varlığından vazgeçmektir. Çölün ortasında gördüğü serabın Leyla olmadığını bildiği halde, devesini yine de o seraba doğru sürmektir aşk… Gözleri Leyla’yı gördü diye, Leyla’nın evinin sokağındaki bütün köpekleri sevip okşamaktır… Aşk varlığından soyunmak, aklın, nefsin zulmünden sıyrılmaktır… Yâri yâr’da bulmak fakat yarı yolda bırakmamaktır aşk…</p>
<p><strong>17.08.20.. 01:05:02</strong></p>
<p>&#8220;Allah-ı taala maide suresinde der ki. “Benim nazarım daima senin üzerindedir. Senin için de böyledir. Fakat benim nazarım suretine değil kalbine ve niyetinedir.”</p>
<p>Okuduğum kitaptan alıntı. “ Kitap okumayı sevmem “ demiştin. İlme olan açlığını kısa ve öz hap bilgilerle kapatmaya çalışmıştın. Bana da bir gün,</p>
<p>“ Fazla derinlere kaçma çıkamasın sonra” demiştin. Hatırla! “Derinlere dalmazsam nasıl bileceğim o vakit “ demiştim sana.</p>
<p>“Benden söylemesi. Bu uğurda maazallah delirenler çok olmuştur “ demiştin. Susmuştum.</p>
<p>Gaflet içinde akıllı kalacağıma, ilim içinde deli olmayı yeğlerim. Kendimi ararken kaybolmaya razıyım ben…</p>
<p>İşte şimdi cevabımı verdim&#8230;</p>
<p><strong>17.08.20.. 05:54:58</strong></p>
<p>İki sabahtır güneşin doğuşunu izliyorum. Ayın ve güneşin aynı gökyüzünde birbirlerinin yansımalarına karışmadan aynı aşkla ve fakat birbirlerinden onca uzakta, sessizce bütün kâinatın gözü önünde, iç çekerek birbirlerine duydukları derin aşkın seremonisini izliyorum. Bütün varlık âlemi, melekût âlemi, ceberut âlemi aşkla yaratıldı ve vuslatı bekliyor&#8230;</p>
<p>Kesrette kalan bizler, izlerimizi çoktan kaybettik… Neden yaratıldığımızı unuttuk… Sevgiliye verdiğimiz sözü hatırlamaz olduk. Kurbanlık olduğumuzu bilmeden yeni kurbanlar aradık kendimize, zulmettik nefsimize… Âdem olamadık, ademde kaldık… Hiçliğimizi bileydik kurtulurduk hiç olmaktan, onu da aramaktan vazgeçtik… Vahdetti arar iken kesrette yolumuzu kaybettik…</p>
<p><strong>18.08.20.. 05:08:16</strong></p>
<p>Yarasalar benimle geldiler deniz kıyısına, görmedikleri benden korkarak, tepemde dönerek geldiler… Ben onlardan, onlar benden korktu… Issızlığın orta yerinde kanat çırpışlarını duydum ilkin, karartılarını fark ettim sonra. İki gündür okuduğum kitabın etkisinden kurtulmak istemiyorum. Sana yazıyorum, mesaj kutun dolmuştur büyük bir ihtimalle ve sen eminim ki okumuyorsundur, yazdıklarımı. İşte belki de bu yüzden öylesine rahat yazıyorum ki… Okuma bundan sonra zaten, sil at bütün yazdıklarımı. Söylediklerimi unut, beni bir daha gördüğünde görmemezlikten gel.</p>
<p>Körüm ben de yarasalar gibiyim… Görmem gerekeni saklayan bir duvar var sanki sende… Sadece sesini duyuyorum, gözlerin gelmiyor gözlerimin önüne… Yüzünü unuttum. Güneş doğacak birazdan. Denizin rengine kavuşacağım. Taş atıyorum ona, bildiğim ne varsa içimden geçen, anlamları yüklüyorum taşlara, fırlatıyorum olabildiğince uzağa…</p>
<p>Şeytanı taşlıyorum şimdi, bitsin içimde kalan ne var ne yoksa…</p>
<p><strong>19.08.20.. 05:05:03</strong></p>
<p>“Ey rab, ey eğiten, öğreten! Bu nefis perdesi, bu dünya arzu ve isteği, benlik zevki ile seni nasıl bilebilirim. Ancak seni sana ait sıfatlarla görebilirim. O halde lütfet ki, ben de sana ait olandan başka bir şey kalmasın. İşte o zaman bir âlemden diğer âleme, yani senin bir zuhurundan diğer zuhuruna seyran edebilirim.” Kenan el Rifai…</p>
<p><strong>20.08.20.. 05.01.01</strong></p>
<p><em>Bir müzik kulağımda, kitabımı bitirdim. Hiç unutmayacağım bir tatil oldu benim için. Yarın dönüşe geçeceğim. Senin için bir önemi yok biliyorum. Okumadın bile yazdıklarımı işte bunun için özellikle teşekkür ederim. Okuyup okumaman hiç önemli değildi. Benim yazmamdı önemli olan. Birine, herhangi birine… Belki de hiç kimseye… Hiç kimsenin okuması önemli değildi… </em><em>Ben de önemli değilim… Dedim ya kulağımda bir müzik, onu dinliyorum hiç susmuyor içimdeki melodiler… Birinden diğerine geçiyor… </em></p>
<p><em>Bir keman ağlıyor dünyanın bir yerinde… İçli içli sessiz sessiz ağlıyor, duyuyorum onun sesini. Kelebekler uçuyor kanatlarında çırpınıyorum ben de onlarla… Bir kadın saçlarını dağıtmış elinde şimşir tarağıyla tarıyor uzun lepiska saçlarını, örüyor sonra, dokunuyorum parmaklarına…</em></p>
<p><em>Sana gönderiyorum dinlediğim şarkıyı… Farid Farjad’ın kemanıyla… </em></p>
<p><em>Dinleme sakın! Nasılsa anlamazsın boşuna…</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/vhNOIFwWM34?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-9-aglayan-keman/">Mavi Rüya Öyküleri &#8211; 9 &#8211; Ağlayan Keman</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/mavi-ruya-oykuleri-9-aglayan-keman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">15528</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE/ Katre</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 19 Dec 2017 07:00:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Farid Farjad]]></category>
		<category><![CDATA[Robabeh Jan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=12060</guid>
				<description><![CDATA[<p>Irakta bıraktım yarımı. Yaramdan yar sızar, Yar sızım, Yarın sızı. Yar yuvasız kanadına tutunduğum. Serçe parmağı kırık sırça kuşumun, Tükendi yüreğimin kırıntıları. Kıyısındayım benden kalan son umudumun. &#160; Bırakın damlasın kanım, Kandığım zamanlar kadar sızım. Sızıyorum canına an be an&#8230; Ansızın bir damla sıçrıyor kanımdan, Büyüyorum içre halka halka anılarından, Issızlığım çınlıyor kulaklarımdan… Yarsızım, Yarınsızı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE/ Katre</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Irakta bıraktım yarımı.</p>
<p>Yaramdan yar sızar,</p>
<p>Yar sızım,</p>
<p>Yarın sızı.</p>
<p>Yar yuvasız kanadına tutunduğum.</p>
<p>Serçe parmağı kırık sırça kuşumun,</p>
<p>Tükendi yüreğimin kırıntıları.</p>
<p>Kıyısındayım benden kalan son umudumun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bırakın damlasın kanım,</p>
<p>Kandığım zamanlar kadar sızım.</p>
<p>Sızıyorum canına an be an&#8230;</p>
<p>Ansızın bir damla sıçrıyor kanımdan,</p>
<p>Büyüyorum içre halka halka anılarından,</p>
<p>Issızlığım çınlıyor kulaklarımdan…</p>
<p>Yarsızım,</p>
<p>Yarınsızı,</p>
<p>Yarım yardan aşağıya kaydı…</p>
<p>Yürüyordun. Yürümeye doyamıyordun. Aşınmazdı yollar yürüdükçe, biliyordun. Sen ki daha çok aşınıyordun yollardan. Attığın adımlarla parçalanıyordun zamandan. Atmadıklarını sırtına yüklüyordun. İnatla, yüklerinle yürümeye devam ediyordun. İncinmiş anılarını ayıklıyordun belleğinden. Bir yandan, yana açılmış kanatlarını yolan bir kartal gibi arınıyordun eskiyen kusurlarından. Yaşın 40’ a gelmişti. Küllerinden doğan Anka kuşu misali ikinci bir hayatı bahşeden Yaradan’a şükrediyordun. Ya şimdi ya hiçbir zaman diyerek gaganı taşlara vura vura parçalıyordun kimsesiz dağların zirvesinde. Bekliyordun sabrın kuşağını bağlayarak yaralarına, aç bil aç tek başına… Yeni gagan çıkmaya başlayınca, eskimiş pençelerini söküyordun yerlerinden… Çektiğin acılar dayanılmazdı. Sen dayandın, hiç kimseye sırtını dayamadan. Seni öldürmeyen acı güçlü kılardı. Gücün inancındaydı. Gönlünün kanatlarının altındaydı yolunu ışıtan. Yoldun işe yaramaz, eskimiş ne var ne yoksa elinde olanları… Bekledin çıksın diye tertemiz başkaları…</p>
<p>Yürüyordun. Yürümeye doyamıyordun. Aşınmazdı yollar yürüdükçe, biliyordun. Kulağındaki melodi seni nereye götürürse o yöne doğru yürüyordun. Dağ yollarına sapıyordun istemsizce. Hiç kimsenin girmeye cesaret edemediği yarlara doğru ilerliyordun.  Düşmek, bir daha ayağa kalkamamak vardı serde, sen yürüyordun inanarak işittiğin içindeki o sese…</p>
<p>Bir gün sarp kayalığa rastladın. Aldırmadan yükseklik korkuna çıkmak istedin zirvesine. Başındaki bulutlar cezbediyordu seni mavi gökyüzünün üzerinde. Gel dercesine elini uzatıyordu… Haleli doruklarından büyülenmiş bir halde sana göz kırpıyordu. Kim bilir manzara nasıl da güzel görünüyordu oradan. Yavaşça tırmanmaya başladın, dikkatliydin hiç olmadığın kadar.  Canını yakmamaya kararlıydın. Sanki seni beklemiş gibiydi sarp kayalıklar. Kolayca tırmandın, ortasına gelince soluklanmak için mola verdin kendine. Manzaraya bir göz atmak istiyordun, ölesiye merak ediyordun. Bunca zahmetin ceremesini almak istiyordun bir an önce… Sırtını kayalıklara dayadın, ilk kez yaslandın birine. Hayatında hiç bu kadar yükseğe tırmanmamıştın. Şaşırdın cesaretine, övündün yapabildiklerinle. Yüzünü döndün manzaraya büyük bir iştiyakla. Bir de ne göresin! Sıradan, alabildiğine soluk, düzlükte kalmış kurak bir yayladan başkası yoktu karşında&#8230; Sen hiç bilmediğin bir diyarı düşlemiştin oysa. Denizi görmeyi umuyordun uzaktan bile olsa, çağlayanları, yemyeşil ovaları, ovalarda otlayan kuzuları, bin bir renkli kır çiçeklerini… Beklediğin cennet bu değildi.</p>
<p>Çektiğin bunca zahmete değecek bir güzellik yoktu, kandırmıştın kendi kendini… Daha yükseğe tırmanmak faydasızdı artık. Zirvesine çıksan ne yazardı, orada en tepede yaşayamazdın, kanatların yoktu uçamazdın. Kendini kartal sanmaktan vazgeçme zamanıydı artık&#8230; Gerçeklerle yüzleşmenin acını hissettin, sızladı için… Kızdın kendine ölesiye. Şimdi aşağıya inmek daha da zor olacaktı. Yorulmuştun, açtın, susuzdun, gücünü kaybediyordun, inancını yitiriyordun. Zirveye çıkmak kolaydır her zaman inmekten, biliyordun. Bir anda gözün karardı, yükseklik korkun seni çepeçevre sarmalamıştı. Tutunduğun, sırtını dayadığın, güvendiğin kayalık ufalanmaya başladı. Başına taşlar düşüyordu tepeden, ayağının altındaki toprak kayıyordu…</p>
<p>Gözünü açtığında yerde yatıyordun, başını kaldıramıyordun ağrıdan. Üstün başın kan içindeydi. Diken tarlasındaydın. Ayağa kalkmak için ellerini kullandın, kanadı bütün parmakların. Tırmandığın sarp kayalıklar, güvendiğin dağlar seni aşağıya atmıştı. Hem de koskoca bir diken tarlasının üzerine. Öfken acını geçmişti. Vücudunun her zerresi kan içindeydi, dikenler ayaklarına batıyordu sen yürümek istedikçe. Biri görse bu halde seni, bir kirpiye benzetirdi. Yaşamak arzusu acını yendi, kendini kurtardın diken tarlasından. Temizlemeye başladın vücudundaki dikenleri. Bağıramıyordun bile, kendine kızıyordun delicesine. Kendi düşen ağlamazdı, ama sen ağlıyordun acıdan, öfkeden, hırsından, utancından… En çok da utancından ağlıyordun… Kendini düşürdüğün durumdan, zedelenmiş gururundan, kaybolan hayallerinden, yitip giden onca zamandan…</p>
<p>Her şeyin bir şifası vardı oysa. Bu can bu tende durdukça şifa sana gelecekti hiç beklemediğin bir anda&#8230; Yeter ki sen bil kendini, nefsinin oyunlarından kurtul. Övünme tavus kuşu gibi, arada bir ayaklarının çirkinliğini gör de, böbürlenme kanatlarının güzelliğiyle…</p>
<p>Bir su sesi duydun uzaktan, kanayan ayaklarınla son gayret yüzünü çevirdin sesin geldiği yöne. Bir çağlayandı bu kendi kendine akan, ırmak olup taşan… Seni çağırıyordu, belli ki denize doğru gidiyordu. Canının acısıyla, susamışlığınla koştun kalan son gücünle ırmağa. Kana kana içtin billur sudan, kanayan yaralarına sürdün şifalı sudan. Yanan bağrına merhem oldu, soğuttu yüreğinin yangınını. Atıverdin kendini suya, bıraktın suyun akışına… Su her damlasıyla yaralarına şifa oluyordu. Alıp götürüyordu seni gittiği yere. Güneşin ateşinden, toprağından dikeninden koruyordu seni… Sadece akıyordu… Kendini akışa bırakanları deryaya taşıyordu.</p>
<p>Katre olanlar bilmezler ateşi, külü, dumanı. Acıyı, derdi, gamı, tasayı… Varsa yoksa ummana varmaktır emelleri. Ummanda yok olup ummana karışmaktır. Katre, dokunduğu yere şifa olandır. Katre bilmez bile katre olduğunu, ummanın içinde umman olmaktır katrenin sonu…</p>
<p>Esin kaynağı; içteki melodi Farid Farjad / Robabeh Jan</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/ISnf0jda6zQ?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİNDE/ Katre</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesinde-katre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12060</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
