<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>fantazya &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/fantazya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 08:08:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Nov 2016 05:00:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Scissorhands (Makas Eller)]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik bilim - kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Potter]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Yolcusunun Karısı]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanda Aşk (About Time)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5835</guid>
				<description><![CDATA[<p>Fantastik dedik mi genellikle, “Gerçekte var olmayan, hayal ürünü ve gerçekte yaşanması pek mümkün olmayan olayları konu edinen sanat eserleridir”. gibi tanımları yapılır. Büyü, sihir, ölümsüzlük, geçmiş e ve geleceğe yolculuk ve buna benzer konulu üzerine yapılan filmler ve diziler fantastik yapımlara örnektir. Öyleyse “Neden fantastik yapımlar ilgi çeker? Fantastik yapımlar insan üzerinde nasıl etki [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/">Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fantastik</strong> dedik mi genellikle, “Gerçekte var olmayan, hayal ürünü ve gerçekte yaşanması pek mümkün olmayan olayları konu edinen sanat eserleridir”. gibi tanımları yapılır. Büyü, sihir, ölümsüzlük, geçmiş e ve geleceğe yolculuk ve buna benzer konulu üzerine yapılan filmler ve diziler fantastik yapımlara örnektir. Öyleyse “Neden fantastik yapımlar ilgi çeker? Fantastik yapımlar insan üzerinde nasıl etki oluşturur? Fantastik yapımlar sadece çocuklara yönelik midir? Fantastik yapımları izlemek sadece hayallerde yaşamaktan mı ibarettir yoksa bu hayalleri gerçekleştirmenin yolları var mıdır?” sorularının yanıtlarını arayalım&#8230;</p>
<h2>Fantastik Filmler</h2>
<p><strong>Fantastik filmler</strong>in ilgi çekmesinin en bilindik nedeni, doğa üstü güçler, başka dünyaları görebilme, ışınlanma, ölümden sonraki yaşam ya da ölümsüzlük, ruhlar ve periler alemini ilgi çekici ve hoş görünen görsel efektlerle verilmesi olarak tanımlanabilir. Ayrıca, birçok filminde zamanda yolculuk konu temaslı olması fantastik filmlerin izlenmesindeki önemli etkilerden biridir. Çünkü gerçek hayatta geçmişe dönüp şimdi pişman olduğumuz şeyleri yapmama gibi bir şansımız olmuyor ya da bazı durumlarda, “Geçmişte şöyle yapsaydım da, şimdi daha iyi yerlerde olurdum.” gibi cümleler kurarken buluyoruz kendimizi. Bu tarz filmleri izleyerek, gerçekte de fantastik güçlerimiz imkanlarımız olmasını istiyoruz bir yerde. Keşke ışınlanabilsem, keşke sihirli gücüm olsa da bir şıklatmakla çok paraya sahip olsam dediğimiz oluyor. Bundan başka, eğer bir yakınımız öldüyse bu fantastik öğeler sayesinde onların ruhunu, ya da ölümden sonraki yaşamını görebileceğimizi, başka dünyalarla iletiş im kurabileceğimizi umuyoruz. Dahası <strong>fantastik filmler</strong>i izlediğimizde normal, gündelik yaşamın durağan halinden biraz olsun sıyrılıp bambaşka renkli dünyalara da yolculuk etmiş oluyoruz. Aslında hem ilgi çekme de, hem de üzerimizde yarattığı etkilerde birazda filmlerde kullanılan görsel efektlerin ne kadar yaratıcı ve can alıcı olmasıyla da ilgisi es geçilmemelidir. Bu örneklemlerden yola çıktığımızda, hem fantastik yapımların ilgi çekmesinin nedeninden tutup, insanlar üzerinde oluşturduğu etkileri de anlamış olduk&#8230;</p>
<figure id="attachment_5839" aria-describedby="caption-attachment-5839" style="width: 776px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5839 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?resize=640%2C360" alt="Bir fantastik film olan Harry Potterʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir." width="640" height="360" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?w=776&amp;ssl=1 776w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/harry-potter-filmi.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5839" class="wp-caption-text">Bir fantastik film olan Harry Potterʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir.</figcaption></figure>
<h2>Çocuklar ve Büyükler İçin Fantastik Filmler</h2>
<p>Bazı insanlar, fantastik filmlerin sihir, büyü ve doğaüstü güçlerle sınırlı olup sadece çocuklara yönelik olduğunu düşünürler. Hatta saçma ve komik bulanlar bile olabilir aralarında. Geçmişte ve günümüzde televizyonlarda yayınlanmış sihir içeren komedi yapımları böyle düşünenlerin temel nedeni olarak başta geliyor. Bu tür yapımları da genellikle çocuklar izlemeyi tercih ediyor. Ancak, fantastik çalışmalar sadece televizyonda yayınlanan ve çocuklara hitap eden dizilerden ibaret değildir. Bizim toplumumuz daha çok bu yapımları çocuklara yönelik düşünerek daha hafif ve komedi tarzda yapıp izleyiciye sunmayı tercih ediyor ve daha çok çocuk oyuncularla çalışıyor. Fakat <strong>fantastik</strong> dediğimiz hayal ürünü eserler bilim kurgu ve dramla karıştığı zaman o kadar da çocuklara yönelik ve komik olmadığını görüyoruz. Örneğin, Harry Potter serisi başta çocuklara yönelik gibi gözükmesine rağmen, kitaplarını okuyup filmlerini izlediğinizde aslında anlaşılması güç fantastik öğeler barındırdığını ve anlamak için belki, birkaç defa daha izlemek gerektiğini görebilirsiniz.</p>
<figure id="attachment_5840" aria-describedby="caption-attachment-5840" style="width: 208px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5840 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller-208x300.jpg?resize=208%2C300" alt="Edward Scissorhands (Makas Eller)" width="208" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/makas-eller.jpg?w=441&amp;ssl=1 441w" sizes="(max-width: 208px) 100vw, 208px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5840" class="wp-caption-text">Edward Scissorhands (Makas Eller)</figcaption></figure>
<p><strong>Harry Potter</strong>ʼın her filminde, yeni yeni öğeler, efektler eklenmiştir. Dolayısıyla konu ve kurguda fantastik efektlerle birbirine kemikten bağlıdır. Her bir filmi an az 2 buçuk saat sürmektedir ve izleyenin daha rahat anlayabilmesi için öncesinde kitabının okunması herkes tarafından önerilmektedir. Harry Potter serisi, ülkemize geldiği günden beri “sihir ve büyü kitabı” kelimelerini barındırdığından öncelikle çocukların ilgisini çekmeyi başardı. Fakat sonradan bu sayı çocuklardan gençlere, hatta yetişkinlere kadar yükseldi. Bundan başka, “The Notebook” filmiyle tanıdığımız Rachel Mcdamsʼın başrolünde oynadığı, <strong>Zaman Yolcusunun Karısı</strong> ve <strong>Zamanda Aşk (About Time)</strong> filmleri fantastik öğelerle dramı ve bilim kurguyu karıştırmış üzerine düşünülmesi ve kafa yorulması gereken, yüklüce emek harcanmış filmler arasında yerini almaktadır. Sonrasında Johnny Deppʼin başrolünde oynadığı, 1990 yapımı <strong>Edward Scissorhands (Makas Eller) </strong>filmi eski bir film olmasına rağmen, o dönemin şartlarında gayet iyi makyaj ve görsel efektlerle derlenmiş ve de izleyici üzerinde oldukça duygusal etkiler bırakan filmler arasında yerini bulmaktadır. Daha benzer pek çok film örneği verilebilir ve buradan da anlıyoruz ki, her fantastik öğe çocuklara yönelik değil ya da basit geçilebilecek türden değil&#8230;</p>
<figure id="attachment_5837" aria-describedby="caption-attachment-5837" style="width: 577px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5837 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?resize=577%2C371" alt="Zaman Yolcusunun Karısı" width="577" height="371" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?w=577&amp;ssl=1 577w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/fantastikfilmler.jpg?resize=300%2C193&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 577px) 100vw, 577px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5837" class="wp-caption-text">Zaman Yolcusunun Karısı</figcaption></figure>
<h2>Fantazilerimiz ve Fantastik Filmler</h2>
<p>Fantastik yapımları izlemek hayallerde yaşamak değildir aslında. Çünkü bu tür filmler dikkatli izlediğinizde hayallerinizi gerçekleştirme ya da yaptıklarınız ve yapmadıklarınız için pişman olma konusunda, size ders verir kimi zaman. Başka bir deyişle, hayatımızla ilgili karar alırken, insanlarla ilişki kurarken ya da biriyle tartışırken, hatta kavga ederken bile hayatımızın akışında değişiklikler yapabiliyoruz günlük yaşantımızda. Kimi <strong>fantastik filmler</strong>de, geçmişe dönüp bu hatalarımızı telafi etme, ya da hatalarımız ve davranışlarımız sonucu başımıza gelenleri görme imkanı buluyor ve bunları yaşamamak için şimdiki ana dönüp o hataları hiç yapmıyoruz. Buna benzer kimi filmlerde de bir hata sonucu beden değiştirme işleniyor. Birbirini sevmeyen iki kişinin ruhu birbirlerinin bedenlerinde buluyor kendini. İzlerken, gülüyoruz, eğleniyoruz ama unutulan bir şey var ki, bu filmler bize karşımızdaki kişiyle empati kurmayı ve onu anlamayı öğretiyor. Aslında ilişkilerimiz ve hayatımızın akışı konusunda yön veriyorlar bize bir yerde. Bazı filmlerde de, öbür dünyayla iletişim kurabilen figürlere şahit oluyoruz… Bu bize çok hayal ürünü, belki de saçma geliyor. Kendimize göre öyle belki, ama öbür dünyayı kimse bilmediği için, herkes kendi kafasında bir şey kurguluyor ve hayal ediyor. <em>Fantastik filmler</em>, sadece bu hayalleri görsel efektlerle görünür ve somut bir hale getiriyor. Belki de, gerçekten kaybettiğimiz sevdiklerimizle konuştuğumuzda ya da onlar için üzüldüğümüzde bizi görüyorlar ve o filmlerdeki gibi bize cevap veriyorlar&#8230; Filmlerden farkı da, sadece biz somut olarak algılamıyoruz. Sonuçta çoğumuz küçüklüğümüzden beri buna inandık. Aslında hayal desek de, gerçekliğine inandığımız şeyin somutlaştırılarak gözlerimizin önüne serildiğine şahit oluruz. Bazı filmlerin sonunda ise izlediğimiz o fantastik öğelerle, tamamen filmin başrolündeki ana karakterin kendine istediği hayalindeki gibi bir dünya kurduğunu görürüz. Aslında birçok şeyin gerçek olmadığının o ana karakterde farkındadır… Hayal kurmuştur sadece… Geçmişe gitmiştir. Geçmiş teki figürlerle iletişim kurmuştur. Kendini mutlu etmiştir. Kişinin hayaliyle fantastik öğeler öylesine güzel kurgulanıp harmanlanmıştır ki, filmin nasıl bittiğini anlamazsınız bile. Bunu gerçek yaşamda çoğu zaman bizde yaparız. Rönesans döneminde hissederiz ve sürekli o döneme ait kitaplar okurken, filmler izlerken, birden Leonardo Da Vinci ile konuşurken buluruz kendimiz. Biz de aslında bir çeşit fantazi kurarak gerçek hayatın monoton halinden biraz olsun sıyrılma imkanına sahip oluruz&#8230;</p>
<figure id="attachment_5836" aria-describedby="caption-attachment-5836" style="width: 1229px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5836 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=640%2C226" alt="İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler" width="640" height="226" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?w=1229&amp;ssl=1 1229w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=300%2C106&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/11/en-iyi-fantastik-filmler.jpg?resize=1024%2C362&amp;ssl=1 1024w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5836" class="wp-caption-text">İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</figcaption></figure>
<h2>İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</h2>
<p>Son olarak;</p>
<ul>
<li>The Lovely Bones (Cennetimden Bakarken),</li>
<li>Age of Adaline (Adelineʼin Yaşı),</li>
<li>The Odd Life Of Timothy Green (Timothy Greenʼin Sıradışı Yaşamı),</li>
<li>The Secret Life of Walter Mitty (Walter Mittyʼnin Gizli Yaşamı),</li>
<li>Groundhog Day (Bugün Aslında Dündü)</li>
</ul>
<p>izlemenizi önereceğim en güzel 5 fantastik film arasında geliyor&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/">Fantastik Filmlerin İnsanlar İçin Önemi ve İzlenebilecek En İyi Fantastik Filmler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/fantastik-filmlerin-insanlar-icin-onemi-ve-izlenebilecek-en-iyi-fantastik-filmler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5835</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Huzursuz Balıkçılar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/huzursuz-balikcilar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/huzursuz-balikcilar/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 04 Aug 2016 05:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nalan Önat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik bilim - kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik öykü]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4736</guid>
				<description><![CDATA[<p>Söylemediğim bir şey var; der gibi duruyordu balıkçıllar. Beyaz ve mağrur boyunlarının bükülüşünde bir sır gizliydi. Bu yüzdendi hep, gözden uzak oluşları. Bir sazlığın dibinde, bir dere kenarında, ansızın belirip kaybolan hayallerden ibarettiler anılarda. Ender zamanlarda bir araya gelip, damarlı mermerden yontulmuş heykeller gibi dururlardı. İzleyenlerden, hareketlerini görebilecek kadar şansı olanlar, en sabırlılardandı. Suyu yemyeşil [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/huzursuz-balikcilar/">Huzursuz Balıkçılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Söylemediğim bir şey var; der gibi duruyordu balıkçıllar. Beyaz ve mağrur boyunlarının bükülüşünde bir sır gizliydi. Bu yüzdendi hep, gözden uzak oluşları. Bir sazlığın dibinde, bir dere kenarında, ansızın belirip kaybolan hayallerden ibarettiler anılarda. Ender zamanlarda bir araya gelip, damarlı mermerden yontulmuş heykeller gibi dururlardı. İzleyenlerden, hareketlerini görebilecek kadar şansı olanlar, en sabırlılardandı.</p>
<p>Suyu yemyeşil görünen büyük nehrin kenarında, konaklıyordu balıkçıllar ve banyo yapmaya gelen birkaç yabancı tarafından rahatsız edildiler. Uzun zamandan beri kimse onları bu kadar huzursuz görmemişti. Yabancıları da görmüyorlardı. Balıkçıllardan başka suda hareket eden tek şey, giderek genişleyen dalgalardı. Ancak nehir, dikkatli gözlere biraz daha yeşil görünür oldu. Nedenini ise öğrenemediler.</p>
<p>O günden sonra, balıkçılların davranışları tamamen değişti. Sessiz sedasız yaşayan bu mağrur hayvanlar, hiç durmadan bağırıp gürültü yapar oldular. Sadece yemek yerken sesleri kesiliyordu. Onları hayranlıkla izleyenler, şaşkınlıkla izlemeye başladı. Gördüklerine hayret ediyor, sebebini bulamıyorlardı.  Nehrin başka yerlerinde, başka balıkçıl toplulukları da vardı. Onların davranışları değişmemişti; yalnız bu kıyıdakilerin, yalnız yabancılar tarafından rahatsız edilenlerin.</p>
<p>Uzaktan izlemekle anlaşılabilecek bir durum olmadığı açıklığa kavuşunca, kuşlara yaklaştılar. Aralarına girmeye çalışanlar olunca, balıkçıllar daha da hırçınlaştı. Kimseye saldırmadılar ama yerlerinde de duramadılar. Oradan oraya zıplıyor, uçuyor, pisliyorlardı. Görünen o ki, ne sazlıkta ne de nehrin bu yakasında olağanüstü bir durum, her hangi bir sorun yoktu. Bunca gürültüye aldırış etmeden yüzmeye devam eden balıklar ve bir sürü su böceği sayesinde de kuşlar karınlarını gayet güzel doyurmaktaydılar.</p>
<p>Nehrin üstünde ve balıkçılların konakladığı kıyıda bir ipucu bulamayınca, suya dalmaya karar verdiler. Artık nehir, tüm gözlere daha yeşil görünür olmuştu. Birkaç kişi, yabancıların arkalarında dalga bıraktıkları yerden yavaş yavaş suya girdi. Gittikçe derinleşen nehrin içinde, suyun taşıdığı alüvyon, görüşü engelliyordu. Daha çok el yordamıyla nehrin yatağını aradılar. Yüzük, madeni para ve saç tokasından başka tuhaf şeye rastlamadılar. Her biri, bulduğu nesneyi, o günün hatırasına, alarak evine gitti.</p>
<p>Ertesi gün ya da devam eden günlerden birinde,  balıkçılların eski hayranlık uyandıran hallerine geri döndüğü fark edildi. Nehir de yine eski nehirdi, o tuhaf yeşillik kaybolmuştu. Bu değişime çok sevinseler de, nehirden yüzük, madeni para ve saç tokasını çıkaranlar, buldukları nesnelerden şüphelendiler. Hangi eşyanın bu duruma sebep olduğunu bilmelerine imkân olsa dahi, bundan haberleri yoktu.</p>
<p>Eşyaları, kendilerinde tutmak istemiyorlardı. Bu durumda onları bir yere atmak da çözüm sayılmazdı çünkü; bu sefer de başkalarını rahatsız ederlerdi. Uzun zaman ne yapacaklarını düşündüler. Bu süre zarfında fark ettiler ki, bu eşyalar suyun dışında kimseye huzursuzluk vermiyor. Tabi bu eşyaların huzursuzluğa sebebiyet verip vermediği de muamma. En sonunda, üç nesne de metal olduğundan, hepsini beraber eritmeye karar verdiler.</p>
<p>Yüzük ve madeni para eriyip birbirine karıştı ama saç tokası ısındıkça erimedi. Buharlaştı ve yok oldu, gitti. Eriyen metali, balıkçıl şeklinde hazırladıkları minik kalıba döktüler, soğuması için bir kenara bıraktılar. Bu sırada, eritme kabındaki parıltı dikkatlerini çekti. Ufacık, zor görülen yeşil bir taş duruyordu kabın dibinde. Kalıptaki balıkçıl tam katılaşmadan, taşı kuşun gözü yerine oturttular. Tek taraflı minik kuş figürü, katılaştığında inanılmaz derecede pürüzsüz ve parlaktı.</p>
<p>Böylesine göz alıcı bir nesne yaptıklarına inanmakta zorlandılar. Ancak sonuç ellerine alamayacakları denli çekici ve inanılmaz bir şekilde önlerinde duruyordu. Yaptıkları nesnenin güzelliğine kapılmak üzerelerken, akıllarına bir fikir geldi. Bu güzelliğe mücevher olmak yakışırdı. Yeşil gözlü metal balıkçılı, kendisi kadar parlak bir zincire göre ayarladılar.</p>
<p>Kolyeyi, üzerine balıkçılı simgeleyen minik bir rün işledikleri abanozdan yapılma kutunun içinde uzun zamandır saklıyorlar, yalnız arada bakmak için kutuyu açmaları dışında,  yeşil gözlü balıkçıl hiç güneş görmüyordu. Ne yapacaklarını tam da bilemeden, böylesine güzel bir mücevher yapanlar, böyle bir güzelliğin uzun zaman saklı kalamayacağının farkındaydılar. Yine de bunca zaman, balıkçıllar huzur içinde yaşamış ve kimse kolyeyi fark etmemişti.</p>
<p>Yine bir gün, balıkçılları izledikleri esnada; ilerde, nehirde süzülen bir cisim gördüler. Hava puslu olduğundan tam olarak seçilemiyordu. Suyun üzerinde süzülerek ilerliyor ve yavaş yavaş balıkçılların konak alanına yaklaşıyordu. Görüş alanlarını heybetli bir kayık kaplamıştı. Balıkçılların neredeyse ortalarına dalmış olmasına rağmen kuşlar bu duruma aldırış ediyor değildiler.</p>
<p>Kayıktan, bunca pusa rağmen kıp kırmızılığı gözlerini yakan elbisesiyle, biri karaya iniyordu. İnen kişiye daha yakından bakabilme isteğiyle karşı kıyıya koştularsa da yetişemediler. Pus içinde dağılan renkler, ne yöne gittiğini görünmez kılıyordu. Kıyıya yakın durduğunu tahmin ettikleri kayık da seçilemiyordu. Bunun üzerine evlerinin yolunu tuttular.</p>
<p>Ertesi gün, hava açmış ve tüm nehrin üzerini parlak bir ışık kaplamıştı. Sabahın ilk saatlerinde, henüz uyanık olsalar dahi yataktan çıkmak istemeyecekleri bir saatte, kapıları çalındı. Kapının dışında onları, dün gece gördükleri kıpkırmızı elbiseli kadın bekliyordu. Pus yüzünden göremedikleri yemyeşil gözler, dosdoğru onlara bakıyordu.</p>
<p>Kadın, “Kaybettiğim şeyin sizde olduğu söylendi.”  dedi. Bunun üzerine içlerinden biri abanoz kutuyu getirerek  “Emanetiniz burada majesteleri.” dedi ve kutuyu kadına uzattı. Kadın kutuyu almadan kapağını açarak kolyeyi eline alıp avucunu kapadı. Avucunu tekrar açtığında kolye orada yoktu ve sanki gözleri biraz daha yeşermiş gibiydi, tabi bu mümkünse.</p>
<p>Kıpkırmızı elbiseli kadın, tekrar akşam çöktüğünde, balıkçılların uykularını bile bölmeden, kayığına binip geldiği gibi usulca nehrin üzerinde süzülerek, gitti.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/huzursuz-balikcilar/">Huzursuz Balıkçılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/huzursuz-balikcilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4736</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Buluşma Yeri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bulusma-yeri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bulusma-yeri/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 17 Jun 2016 11:00:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nalan Önat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik öykü]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[fasntastik edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[masal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4100</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ağır ateşte pişen kahve gibi takırdıyor dişlerim. Soğuğun bu kadar soğuyabileceğini hayal bile edemezdim. Eldivenlerimi bile hissedemiyorum, avuçlarım çıplak sanki. Hava, burnumu tırmalayarak giriyor içeri, ciğerlerime dek taşıyor keskinliğini. Bu donuk zamanda; son baharın dökülen yapraklarını bile özledim, yeter ki hareket olsun. Beklemek, tek başına olmaktan daha yalnız hissettiriyor. Ağlamaktan değil, soğuktan yaşarıyor gözlerim. Göz [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bulusma-yeri/">Buluşma Yeri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ağır ateşte pişen kahve gibi takırdıyor dişlerim. Soğuğun bu kadar soğuyabileceğini hayal bile edemezdim. Eldivenlerimi bile hissedemiyorum, avuçlarım çıplak sanki. Hava, burnumu tırmalayarak giriyor içeri, ciğerlerime dek taşıyor keskinliğini. Bu donuk zamanda; son baharın dökülen yapraklarını bile özledim, yeter ki hareket olsun. Beklemek, tek başına olmaktan daha yalnız hissettiriyor.</p>
<p>Ağlamaktan değil, soğuktan yaşarıyor gözlerim. Göz kapaklarımın kuytusunda, kirpiklerimin birleştiği yerde, aşağı süzülemeyen damlalar katılaşıyor. Durduk yere insanın canı yanar mı? Parçalanıp, pul pul dökülüyorum işte. Kalbim, kaburgalarımı çatırdatarak hareket ediyor. Daha fazla bekleyemeyeceğim.</p>
<p>Rüzgarın oluşamayacağı kadar soğuktan ağırlaşmış havanın içinde, yol açmaya çalışıyorum bedenime. Taşa dönmüş ayaklarımı oynatan, sahiden ben miyim? Kar yok, buz yok, yalnızca soğuk&#8230; Tüm eklemlerimin varlığını sızlatacak kadar soğuk. Yürüdükçe, çivilerin üzerinde yol alır gibi, sancılarla hayata dönmeye başlıyor ayak parmaklarım. Yürümek de denemez ya buna, sürüklüyorum kendimi heykele dönmeden önce. Kalbim, bedenimi ısıtmak için öylesine çırpınıyor ki; salıversem, kanatsız da uçabilecek.</p>
<p>Uçamayan balonlardan yapılma yuvama varınca rahatlıyorum biraz. Ardımda bıraktığım dünyada hava koyulaşıyor. Karanlık da yok, aydınlık da zamanın bu köşesinde. Açılıp koyulaşan renksiz bir gök asılı, bulutlar bizi terk ettiğinden beri. Onlara kızamıyorum. Umarım, bekleyemediğim için O da bana kızmaz.</p>
<p>Evimin ortasında, şimdi yapraksız kalmış bir meşe ağacı var. Onun meyvelerinden başka yiyeceğim kalmadı. Yemesi zevksiz olsa da, hayatta kalmamı sağlıyor. Kovuğundan akan pınarın ılık suyuyla ısınıyorum. Bir köşede çoktandır uyuyan kaplumbağanın nefesi arkadaşlık ediyor rüyalarıma. Her uyandığımda, tavanımın mavi balonlarını sayıyorum. Hepsine gülen yüz çizdim, onlar da beni saysınlar diye.</p>
<p>Baş parmağımdan sarkan ipi çekip söküyorum eldivenlerimi. Özgür kalan ellerim, hemen bir atkı örüyor onlardan, kar tavşanlarının hapşırıklarını duydum çünkü. Meşenin en tepesine, balonların da üzerine çıkıp izliyorum. Hava kadar donuk, gökyüzü kadar koyu kürkleri görülmelerini zorlaştırıyor. Tek şansım, minik pembe burunlarını oynatmaları, çünkü hapşırıyorlar.</p>
<p>Atkıyı, birinin kuyruğuna dolamayı başarıyorum. Aniden sıçrayıp kurtulmaya çalışıyor. O kadar kolay değil! Meşe ağacım ve balonlarımla, ne zamandır bu güne hazırlanıyorduk. Tavşanın sıçramasıyla, balon evim, ben ve içindekiler havalanıyor. Neyseki; kaplumbağa bu kalkışla uyanmadı. Durduğu yere kadar tavşanlayız. Balonların dışında, kaskatı, kuyruğunu bırakmıyorum.</p>
<p>Durduğu yere kadar gitmek zorunda değiliz. Bu güzel papatyaları bulmuş olmak bizim için yeterli. Kış tavşanı, bağımız koptuğu anda gözden yitiyor. Burada; meşe filizlenip, kaplumbağa uyanana dek bekleyebilirim. Ve yolculuğa hazır kırlangıçlarla O&#8217;na haber gönderip, buluşma yerimizin değiştiğini söyleyebilirim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bulusma-yeri/">Buluşma Yeri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bulusma-yeri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4100</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Gezgin</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gezgin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gezgin/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 26 May 2016 14:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nalan Önat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik öykü]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3782</guid>
				<description><![CDATA[<p>Göçebe bir hayat yaşıyor, pek çok kişiyle tanışıyordu. Arkadaş canlısı davranışları, bu hayat tarzını sürdürürken, ihtiyaçlarını karşılamasını ve yardım bulmasını kolaylaştıran vazgeçilmezlerdi. Aslında, kimseyle gerçekten arkadaş olmuyordu. Çünkü fazla yakınlık kurmanın, istediği zaman çekip gitmesine engel olacağından endişeleniyordu. O, tüm dünyayı görmek ve tanımakla görevlendirilmişti. Bir ömür öncesi kadar uzun bir zaman önce, bambaşka bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gezgin/">Gezgin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Göçebe bir hayat yaşıyor, pek çok kişiyle tanışıyordu. Arkadaş canlısı davranışları, bu hayat tarzını sürdürürken, ihtiyaçlarını karşılamasını ve yardım bulmasını kolaylaştıran vazgeçilmezlerdi. Aslında, kimseyle gerçekten arkadaş olmuyordu. Çünkü fazla yakınlık kurmanın, istediği zaman çekip gitmesine engel olacağından endişeleniyordu. O, tüm dünyayı görmek ve tanımakla görevlendirilmişti.</p>
<p>Bir ömür öncesi kadar uzun bir zaman önce, bambaşka bir dünyada açmıştı gözlerini. Henüz hayatının ilk yıllarında, diğerlerinden farklı olduğu anlaşılmıştı. Bunu anlamak o kadar zor değildi çünkü; kendisi turuncumsu bir pembeyken, geri kalanlar yeşildi. Yine de, ona farklıymış gibi davranmadılar, en azından gözleri onlarınki gibi maviydi. Bu da bir benzerlik sayılır. Hem şekil olarak da öyle göze çarpan bir farklılık yoktu.</p>
<p>Yaşadığı yerin sakinleri, teninin rengi yüzünden ona farklı davranmayacak kadar bilgeydiler. Uzun ömürleri ve diğer uzak dünyalara yaptıkları yolculuklar sayesinde, hayata bakışları geniş ve hoşgörülüydü. İçinde büyüdüğü aile ona, kendi dillerinde gezgin anlamına gelen, Panra ismini verdiler.</p>
<p>Panra; büyüdükçe, canlı davranışları ile ilgilenmeye başladı. Bu konuda bulduğu tüm kitapları okuyor ve diğer dünyaların dillerini öğrenmeye çalışıyordu. Çalışmaları sürerken, kitaplardan birinde, kendi renginde canlıların olduğu bir resim  gördü. Bu canlılara insan deniliyor ve Yeryüzü&#8217;nde yaşıyorlardı. Panra, insanların dilini öğrenmeye kalktığında çok şaşırdı. Diğer dünyalar gibi tek bir dil yoktu burda, milyonlarcası vardı. Cesareti kırılsa da, araştırmalarını sürdürdü ve bazı dillerin artık kullanılmadığını ve bazılarının da neredeyse ortak dile dönüştüğünü öğrendi. Bu dillerden iki tanesini öğrenerek, Yeryüzü  gezegenini araştırma ekibine katıldı.</p>
<p>Araştırma ekipleri; göreve başlamadan önce, uzun yolculuğa ve gidilen dünyanın atmosferine dayanıp dayanamayacaklarını görmek için sağlık kontrolünden geçiyordu. Bu kontroller sırasında, Panra&#8217;nın gerçekte insan olduğu ortaya çıktı, bundan elbetteki şüpheleniliyordu ama kendi istemeden önce kimse bunu araştırmayı düşünmemişti; onu sevdikleri sürece ne fark ederdi ki. Bu durumda ise insan olması, araştırma ekibi için harika bir fırsattı. Böylece insanlara, daha önce hiç yaklaşamayacakları kadar yaklaşabilecekler ve bilinmezliklerinin daha büyük kısmı açığa çıkabilecekti.</p>
<p>Panra, kısa bir eğitim sürecinden sonra Yeryüzü&#8217;ne gitmeye hazırdı. Üç kişi ile birlikte çalışacaktı. Bunlardan biri, onu taşıyacak ve ara sıra bulunduğu yeri ziyaret edecek olan aracın sürücüsüydü. Bir diğeri, dördü arasındaki iletişimi sağlayacak ve sonuncusu da Panra&#8217;nın topladığı bilgileri raporlayacaktı. İçlerinden yalnız Panra, Yeryüzü halkıyla birebir görüşecekti. Diğerleri, kimi zaman atmosferin biraz dışından kimi zaman kimse görmeden Panra&#8217;nın yanına gelerek, kimi zaman da kendi kırmızı gezegenlerinde görevlerini sürdüreceklerdi.</p>
<p>İlk yolculukta; sürücü, Panra&#8217;yı Yeryüzü&#8217;ne bırakıp geri dönecekti. Yolculukları, öngörülemeyen meteor ve toz bulutları yüzünden istedikleri gibi gitmedi. Yön göstergeleri bozulmuş; Yeryüzü&#8217;ne indiklerini gösteriyor, ancak hangi bölgesinde olduklarını söyleyemiyordu. Panra, araçtan çıkıp etrafı dolandı. Bembeyazdı ve soğuk. Yürüme mesafesinde, yine de yakın olmayan bir uzaklıkta minik beyaz yapılar görünüyor ve kimilerinden duman sızıyordu. Giysisinin hava şartlarına uygun olduğunu gören Panra, araca dönüp araştırma için gereken eşyalarını aldı ve sürücüye, önceden planlandığı gibi onu bırakıp dönmesini söyledi.</p>
<p>Sürücü, arkadaşını varışı planlanmayan bu bölgede tek başına bırakmak konusunda tereddütlüydü. Birlikte geri dönüp, göstergeleri onardıktan sonra planlanan bölgeye gitmeyi teklif etti. Ancak Panra, &#8221; Burası Yeryüzü, ben de bir insanım. Yaşamak için bir yol bulurum. Görevim bu değil mi zaten? &#8221; diye karşılık verdi. Bunun üzerine, bir sonraki görüşmelerine kadar vedalaşıp ayrıldılar.</p>
<p>Panra; renkleri bulması gerektiğini hissedene kadar, bu uçsuz bucaksız bembeyaz diyarda, diğer insanlar nasıl yaşıyorsa öyle yaşadı. Ve bir gün, umutları ve hayallerini de alarak, kızağıyla buradaki en yüksek dağa tırmanıp beyaz örtünün sınırını aşacağı yolculuğuna başladı. Bu yolculuk, Yeryüzü&#8217;nde yapacağı pek çok gezinin başlangıcıydı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gezgin/">Gezgin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gezgin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3782</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Günyenisi</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/gunyenisi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/gunyenisi/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 17 Apr 2016 13:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Nalan Önat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu ve fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik öykü]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3214</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gün gibi aydınlık bir yüzü varmış. Yüzündeki tek karanlık nokta olan burnu, yıldızlara gün ışığı biriktirirmiş. Bu yüzden, hava nasıl olursa olsun gündüz dört duvar arasında tutmamak gerekliymiş. Eğer tek bir gün bile güneşi göremezse, yıldızlar solup giderlermiş. Günyenisi&#8217;ne kimse sahip olamaz ancak onu koruyabilirmiş. Korunmaya da ihtiyacı varmış çünkü; içinde biriktirdiği güneş enerjisi servet [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gunyenisi/">Günyenisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gün gibi aydınlık bir yüzü varmış. Yüzündeki tek karanlık nokta olan burnu, yıldızlara gün ışığı biriktirirmiş. Bu yüzden, hava nasıl olursa olsun gündüz dört duvar arasında tutmamak gerekliymiş. Eğer tek bir gün bile güneşi göremezse, yıldızlar solup giderlermiş. Günyenisi&#8217;ne kimse sahip olamaz ancak onu koruyabilirmiş. Korunmaya da ihtiyacı varmış çünkü; içinde biriktirdiği güneş enerjisi servet değerindeymiş. Bu yüzden, bu servetin sahibi olmak isteyen pek çok kişi peşindeymiş, bazen onu koruyanlar bile. Koruyucuların, güneş tepedeyken tehlikelerden korkmaları gerekmezmiş çünkü; gücünü güneşten alan Günyenisi, karanlıkta kalmadığı sürece kendini koruyabilirmiş. Geceleri ise, çok mecbur kalırsa yıldızlara biraz az gün ışığı vererek kendini koruyabilirmiş ama; bu yıldızların hem solmasına hem de ömürlerinin kısalmasına yol açıyormuş.</p>
<p><strong>Günyenisi</strong>; uzaktan bakıldığında elleri, kolları ve bacakları olmayan sarı bir bez bebeğe benziyormuş. Başında da ne saç ne kulak ne de ağız varmış. Yalnızca, yüzünün ortasında kocaman ve yusyuvarlak, koyu mavi bir burnu varmış. Onu eline alanlar, yumuşacık ve sevimli bir oyuncak bebeği kucakladıkları hissine kapılırlarmış ve yüzü olmayan bu bebeğin kendilerine gülümsediğine yemin edebilirlermiş.</p>
<p>Geleneklere göre, Günyenisi&#8217;nin üç asil koruyucusu olması gerekirmiş. Bunlardan biri gündüz, diğeri gece nöbeti tutar, üçüncü de bu ikisinin görevlerini takip eder ve arada bir onları dinlendirirmiş. Üç kişi olmasının bir sebebi bu görevin fiziksel zorlukları, diğer sebebi ise arzuları baştan çıkaran servetmiş. <em>Günyenisi</em>, gün doğumundan batımına kadar , Asil Koruyucuların Evi&#8217;nin bahçesindeki cam bölmede tutulur, gündüz nöbetindeki koruyucu da hemen bu bölmenin yanında bu görev için tasarlanmış bölmesinde etrafı izlermiş. Gün battığında ise, Günyenisi&#8217;ni evin içinde, tavanındaki küçük bir camdan yıldızların görülebildiği odada tutarlarmış.</p>
<p>Asil Koruyucuların Evi, yukarıdan bakıldığında rüzgar gülüne benzeyen bir labirentin gizli bir bölümüymüş. Ve bu labirentten eve giren bir yol ve evden çıkan ayrı bir yol varmış. Eve giden yoldan çıkılamaz, çıkılan yoldan da girilemezmiş ve bu yolları yalnız asil koruyucular bilirlermiş. Bir asil koruyucunun hayatı sona ermeden yerine yenisi geçemez ve hiç kimse bu görev için seçilemezmiş. Asırlardır, asil koruyucuların nasıl görevlendirildiği bilinmiyor hatta onların bu dünyadan olmadıkları düşünülüyormuş. Bazen, bu evi ve içindekileri görmek isteyen meraklılar, labirenti geçmeye cesaret edermiş ama; yolu bilmeyen biri, ne kadar uğraşırsa uğraşsın tam labirentin çıkışını bulup eve vardığını sandığı anda, kendini girdiği yerden çıkmış bulurmuş.</p>
<p>Yılda iki gün, geceyle gündüz eşit olur, yalnız bu günlerde Günyenisi, üç asil koruyucusuyla beraber labirentten çıkar ve Fersah Ormanı&#8217;nın ortasındaki, ağaçlar içinde bir ada olan Denizi Gören Tepesi&#8217;ndeki gün dönümü törenlerine katılırmış. Törenler sırasında rengarenk uçurtmalar uçurulur, yörenin en iyi kristal ustasının maharetiyle gökkuşağı nehirleri altında şarkı söyleyip, gece çökene kadar çıplak ayakla dans ederlermiş. Gün batarken, sekiz notalı yerel çalgıları ve iki davul ile çalınan geleneksel gün dönümü marşıyla <strong>Günyenisi</strong>, bir sonraki törene kadar mabedine uğurlanırmış.</p>
<p>Gün dönümü töreninin ertesi günü, ahali genelde geç uyanır ve kalabalık kahvaltıların verildiği, büyük su sığlığındaki yaşlılar evini ziyaret ederlermiş. Burada, yaşlanmış ya da kendini yaşlı hissedenler nane ferahlığıyla huzur bulurlar ve güçlerini toplayıp, yaşamlarına dönerlermiş. Zaman zaman, asil koruyucuların da burada dinlendiği görülürmüş.</p>
<p>Bir gün, yörede hiç bilinmeyen bir böcek ortaya çıkmış. Minicik ve uçan bir şeymiş. O kadar şeffaf kanatları ve gövdesi varmış ki; kanat çırpma sesini duysanız bile göremezmişsiniz ta ki bir yerinizden ısırılana kadar. Boyundan beklenmeyen bir şekilde çok can yakıyormuş bu böceğin ısırığı. İlk başlarda ahali, ısırığının verdiği acı yüzünden ne zaman &#8220;vızzz&#8221; sesi duysa kaçar olmuş. Neden sonra fark etmişler ki; bu bilinmeyen yaratık tarafından ısırılanlar kısa sürede güçten düşüp soluyorlar ve hayata bağlanan ipleri kesiliyormuş.</p>
<p>Bu, görülmeden etrafta kol gezdiren tehlikeye karşı tüm şifacılar yaşlılar evinde birleşmiş. Fark etmişler ki; burada kullanılan nane ferahlığı, bu yaratıkları uzak tutuyormuş. Bunun üzerine, herkes evinde nane yetiştirmeye ve kulak arkalarına nane esansı sürmeye başlamış. Etkili bir tedbir olsa da, ısırılanlara çare değilmiş yine de. Yaşlılar evinin ferah ortamına getirilen solmuş kişiler, rahatlasa da hayat ipleri kesilmeye devam ediyormuş.</p>
<p>Son olarak şifacılar, yıldız ışığını eritmeye karar vermişler ve ancak o zaman yıldızların solmakta olduğu fark edilmiş. Bu haber, yaşlılar evinden çıkıp tüm yöreye yayılmış. Geceden geceye yıldızların solması gösteriyormuş ki; Günyenisi, karanlıkta kalmış. Ve bu durumda tek açıklama, asil koruyucuların da bu minik böcek tarafından ısırılmış olduğuymuş.</p>
<p>Pek çok kişi, yol bulma umuduyla labirentin etrafında toplanmış. Girdikleri yerden çıkıp duruyorlar, tırmanmaya kalktıklarında ise biraz yukarı çıkmayı başardıkları anda yine zeminde buluyorlarmış kendilerini. Yıldızlar, tamamen sönmüş ve insanlar hayal kuramaz olmuşlar. Hayal kuramadıkları için hiçbir şey yapamıyor, güçsüzleşiyor, kendilerini yaşlanmış hissederek yaşlılar evine gidiyorlarmış, ama burası da çare değilmiş artık.</p>
<p>Bir gece, yöreden biri, Fersah Ormanı&#8217;nın ortasındaki tepede sırt üstü uzanmış ve gecenin karanlığına inat, yıldızların hatırasını canlandırmaya çalışmış gözlerinde. Gece , gittikçe koyulaşıyor gibi görünse de yılmamış. Aklının yittiğini zannedecek kadar zorlamış kendini ve bir yıldızın hatırası soluk soluk titreşmiş gözlerinde ve sönmüş. Yorgunluktan tükenmiş ama, umudu artmış göğüs kafesinin hiç dokunulmamış kuytularında ve çalıların orda bir hışırtı duymuş. Uzandığı yerden doğrularak sesin geldiği yöne bakmış. Baktığı yerde, geceden daha karanlık olduğu için siluetini seçebildiği bir tavşan duruyormuş.</p>
<figure id="attachment_3216" aria-describedby="caption-attachment-3216" style="width: 213px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/gunyenisi-hikayesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-3216 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/gunyenisi-hikayesi-213x300.jpg?resize=213%2C300" alt="Yıldızları sevenler için bir hikaye. &quot;Günyenisi&quot;. Fantastik kurgu öykü dalında yazılmış mükemmel bir öykü. Okuyanlar gerçekten büyülenmiş hissedecekler." width="213" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/gunyenisi-hikayesi.jpg?resize=213%2C300&amp;ssl=1 213w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/04/gunyenisi-hikayesi.jpg?w=454&amp;ssl=1 454w" sizes="(max-width: 213px) 100vw, 213px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-3216" class="wp-caption-text">Yıldızları sevenler için bir hikaye. &#8220;Günyenisi&#8221;. Fantastik kurgu öykü dalında yazılmış mükemmel bir öykü. Okuyanlar gerçekten büyülenmiş hissedecekler.</figcaption></figure>
<p>Tavşan, görüldüğünü anlayınca kıpırdanmış, kuyruğuyla kulakları dans eder gibi bir ritim tutturmuşlar. Yıldızlardan inen kahkahalar serpilmiş tavşanın üzerine ve bir an durmuş. Üzerinde, gün doğumu kadar turuncu çizgiler belirmiş tavşanın ve onu izleyen gözler, gördükleriyle büyülenmiş. Tavşan, geceden de karanlık renginin üzerinde hem enine hem boyuna çizgilerle parlamaya başlamış. Zıplayarak belli bir yönde ilerlemeye koyulmuş ama; artık ayağa kalkıp büyülenmiş gibi onu izleyen takipçisinin ayak uydurabileceği bir hızda gidiyormuş.</p>
<p>Tavşan, Asil Koruyucuların Evi&#8217;nin saklandığı labirentin doğru girişine vardığında ışığını arttırıp yolu görünür kılmış ki, takipçisi bu yolu öğrenebilsin. Sarmaşıkların ve somurtkan çalıların arasından geçerek Günyenisi&#8217;nin gece tutulduğu odaya gelmişler. Tavşanın arkasındaki ayak sesleri, koşarak Günyenisi&#8217;ni bulunduğu yerden alıp bahçedeki cam bölmeye götürüp beklemiş. Ve gün doğumuyla beraber tavşanın kaybolmasıyla, asil koruyuculardan biri olmuş.</p>
<p>Günyenisi&#8217;nin bulunduğu yeri gösteren tavşan, hiçbir hikayede ve efsanede adı geçmeyen, Günyenisi&#8217;nin gerçek koruyucusu Geceyenisi&#8217;ymiş. Asil koruyucular, görevlerinde başarısız olduklarında ya da hayat ipleri kesildiğinde, gecenin en karanlığında bile ısrarla umut etmeyi başaran birini, asil koruyucu olarak seçer ve gün doğmadan onu Günyenisi&#8217;ne götürürmüş. Gün doğumunun turuncusuyla ortadan kaybolup hafızalardan silinirmiş. Bu yüzden de hiçbir masalda bile adı geçmezmiş.</p>
<p>Günyenisi&#8217;nin bahçedeki yerine konumlandırıldığı geceden sonra, yıldızlar yavaş yavaş parlamaya başlamadan önce, iki asil koruyucu daha getirmiş Geceyenisi. Yöre halkı, bir sonraki gün doğumu şenliğine kadar bu koruyucuları tanımayacaklarmış. Şimdilik, yıldızların tekrar parlamaya başlaması yöre halkını mutlu etmeye yetmiş ve labirentin etrafındaki kalabalık dağılmış. Halen yaşlılar evinde böcek ısırığına tedavi bulmaya çalışan şifacılar, yıldız ışığını eriterek bundan içmesi zor bir çay yapmışlar. Solgun insanlar bu çaydan içtiklerinde kesik kesik öksürüyorlar ve bu sırada da renkleri yerine geliyormuş. Bir süre daha dinlenmeye ihtiyaç duysalar da hayat ipleri sağlamlaşıyormuş.</p>
<p>Zamanla, bu çayın içine nane şekeri katıp kaynattıklarında, bu garip böceklerin buhardan kaçtıklarını fark etmişler. Yörenin pek çok yerinde, koca koca kazanlarla bu karışımı kaynatarak yaşadıkları yeri istilacılardan temizlemişler. Pek çok evde ve bahçede nane yetiştirmek gelenek haline gelmiş. Geceleri, yıldızlar bu yörede bir başka güzel göründüğünden, Deniz Gören Tepesi&#8217;nde yıldızları izlemek için başka diyarlardan gelenler olurmuş. Yöre halkının yaşadıkları yeri nasıl isimlendirdikleri bilinmese de, ziyaretçiler burayı Naneli Yıldız Kasabası diye anar olmuş.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/gunyenisi/">Günyenisi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/gunyenisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3214</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocukluk Kahramanımız Harry Potter Yeni Baskıları İle Raflarda</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 28 Nov 2015 21:44:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Can Yasa]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyattan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[1990'lı yıllar]]></category>
		<category><![CDATA[90'lar]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu]]></category>
		<category><![CDATA[bilim kurgu edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[fantazya]]></category>
		<category><![CDATA[fasntastik edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Felsefe Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Harry Potter]]></category>
		<category><![CDATA[Jim Kay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=962</guid>
				<description><![CDATA[<p>Çocukluğun, başlı başına efsanevi bir serüven olduğunu düşünüyorum. Kendi büyülü dünyalarını yaratmak konusunda çocuklar, yetişkinlere oranla çok daha başarılılar. Çocukluk yıllarımda ben de kendime ait büyülü bir dünya kurmuştum. Bu dünyanın gerçek olanını ise pek önemsediğim söylenemezdi. Bir silgi tozu adamım vardı, kalem kutumun içinde sakladığım. İsmi de Ruhi idi. Her gün silgimle, Ruhi’yi daha [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/">Çocukluk Kahramanımız Harry Potter Yeni Baskıları İle Raflarda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğun, başlı başına efsanevi bir serüven olduğunu düşünüyorum. Kendi büyülü dünyalarını yaratmak konusunda çocuklar, yetişkinlere oranla çok daha başarılılar. Çocukluk yıllarımda ben de kendime ait büyülü bir dünya kurmuştum. Bu dünyanın gerçek olanını ise pek önemsediğim söylenemezdi. Bir silgi tozu adamım vardı, kalem kutumun içinde sakladığım. İsmi de Ruhi idi. Her gün silgimle, Ruhi’yi daha fazla büyütmeye çalışırdım. En yakın sırdaşımdı. Onun özel yeteneklerinin olduğuna inanırdım. Bir gün benimle konuşacağını ya da esrarengiz herhangi bir şey yapacağını düşlerdim. Kısaca, çocukluk kahramanım kendi yarattığım Ruhi idi. Ama bir kahramanım daha vardı ki o çok daha başka biriydi. Üstelik onu kendim yaratmamıştım. Her haliyle beni büyülemeyi başarıyordu. Alnındaki yara izinden ve kocaman yuvarlak çerçeveli gözlüklerinin içinden ışıl ışıl bakan gözleri ile tanıdığımız Harry Potter.</p>
<p>Bugün, özellikle benim gibi 1990’ların başında doğan çocukların “tek geçerim” dediği süper kahraman yüksek oranda <strong>Harry Potter</strong>’dır. Annesini ve babasını doğduktan hemen sonra kaybeden, kendisine kötü davranan eniştesi, teyzesi ve kuzeni ile uzun yıllar aynı çatı altında yaşamak zorunda olan lakin hiç beklemediği bir anda talihi dönen, bir büyücü olduğunu öğrenen Harry Potter. İyiler ve iyilikler için mücadele eden, arkadaşlık ilişkileri kuvvetli, paylaşmayı seven ve bunun yanında başı hiç mi hiç beladan kurtulamayan minik bir karakter.</p>
<figure id="attachment_963" aria-describedby="caption-attachment-963" style="width: 655px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-963 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg?resize=640%2C342" alt="Harry Potter roman serisi yeni baskılarıyla raflardaki yerini aldı." width="640" height="342" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg?w=655&amp;ssl=1 655w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/harrypotter.jpg?resize=300%2C160&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-963" class="wp-caption-text">Harry Potter roman serisi yeni baskılarıyla raflardaki yerini aldı.</figcaption></figure>
<p><strong>Yapı Kredi Yayınları</strong>, Harry Potter serisini 2015 baskıları ile tazeledi ve kitapseverler ile buluşturdu. Ben de yeni baskılar çıkmışken seriye tekrar başlama kararı aldım. Harry Potter’ı bir yetişkin olarak tekrar okumak, bu büyülü dünyanın içine dalmak bana da çok iyi geldi. Yapı Kredi Yayınları bir sürpriz yaparak serinin ilk kitabı olan <strong>Felsefe Taşı</strong>’nın bir de resimli özel baskısını hazırladı. İçerisinde <strong>Jim Kay</strong>’in yüzden fazla enfes resmi bulunmakta. Harry Potter hayranlarına, bu resimli özel baskıya kitaplıklarında özel bir yer açmalarını tavsiye ediyorum. Harry Potter’in çocuk yüreği, ışıltılı gözleri ve şirin gülümseyişi üzerinizdeneksik olmasın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/">Çocukluk Kahramanımız Harry Potter Yeni Baskıları İle Raflarda</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cocukluk-kahramanimiz-harry-potter-yeni-baskilari-ile-raflarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">962</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
