<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>estetik nedir &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/estetik-nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Dec 2016 09:17:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sanatçı Nedir?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanatci-nedir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanatci-nedir/#comments</comments>
				<pubDate>Tue, 21 Jun 2016 11:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Çağlar Jm]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal bağ]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal görev]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal işlev]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal misyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4136</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanatçı Olmak Yolunda İlerleme “Sanatçı olunmaz doğulur.” Sanatçının sözlük anlamı her ne kadar güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan eser veren kimse olsa da, sanatçı kelimesi bu tanıma sığamayacak kadar sanatsal bir anlam taşır, aslında. Sanat insanlık tarihinin hemen hemen her döneminde tüm etkinliklerin üzerinde tutulmuş, insanın güzel olana ve estetiğe ulaşma isteğini ifadesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatci-nedir/">Sanatçı Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Sanatçı Olmak Yolunda İlerleme</h2>
<p>“Sanatçı olunmaz doğulur.”</p>
<p>Sanatçının sözlük anlamı her ne kadar güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan eser veren kimse olsa da, sanatçı kelimesi bu tanıma sığamayacak kadar sanatsal bir anlam taşır, aslında. <strong>Sanat</strong> insanlık tarihinin hemen hemen her döneminde tüm etkinliklerin üzerinde tutulmuş, insanın güzel olana ve estetiğe ulaşma isteğini ifadesi olarak çok büyük değer görmüştür. Sanat öyle bir kavramdır ki tam olarak “şudur” diyebileceğimiz bir şey yoktur. Her döneme göre düşünürler onu farklı tanımlamışlar ve bazı yaşayışlar bile sanatsal kabul edilmiştir. Sanatçının gördüğü şeyi ifade biçimidir denilebilir sanat için. Fakat bu görünen şey daha çok soyut bir anlam taşır. Sanatçının hayali, düşleri, düşünceleri, toplumu algılama biçimi, değerleri ve en çokta duygularıdır. Oluşturduğu esere sevincini, kederini, korkularını, aşkını, kaygılarını ve daha birçok duygusunu katar. Tarih boyunca toplumda binlerce sanatçı eser vermiş hepsi bulunduğu toplumu temsil etmiştir. Bu yüzden sanat estetik anlayışının yanı sıra, toplumları temsilen de kullanılan bir etkinliktir. Kültürün ayrıştırılamaz bir parçası ve insanoğlunun zekâ ve hayal gücünün doğaya yansıtılmasıdır.  Hangi toplumda yapılmış olursa olsun tüm dünya insanlarının ortak malıdır aslında tüm sanat eserleri. Zaten sanat kavramını önemli kılan faktörlerden öne çıkanlardan biridir evrensel olması. Tüm insanlar ondan kendileri adına bir anlam çıkarmakta özgürdürler. <u>Sanat</u> birçok alanda yapılan bir etkinliktir. Edebiyat, müzik, resim, heykel tıraş, dans, tiyatro, sinema gibi birçok sanat türü vardır.  Bütün bunlar tarihi yansıttığı gibi bulunduğu döneminde anlaşılması için anı niteliği taşır.</p>
<figure id="attachment_4138" aria-describedby="caption-attachment-4138" style="width: 620px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Francis-Bacon.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4138 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Francis-Bacon.jpg?resize=620%2C336" alt="&quot;Sanat, doğayla insanın toplamıdır.&quot; - Francis Bacon" width="620" height="336" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Francis-Bacon.jpg?w=620&amp;ssl=1 620w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/Francis-Bacon.jpg?resize=300%2C163&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4138" class="wp-caption-text">&#8220;Sanat, doğayla insanın toplamıdır.&#8221; &#8211; Francis Bacon</figcaption></figure>
<p>“Sanatsız kalan bir toplumun, hayat damarlarından biri kopmuş demektir”  Mustafa Kemal ATATÜRK</p>
<p>&#8220;Sanat, doğayla insanın toplamıdır.&#8221; &#8211; Francis Bacon</p>
<p>Gecenin karanlığı siyah bir örtü gibi çoktan örtünmüştü gökyüzüne. Oturduğu odada düşüncelere daldı genç adam. Işıksız odada eşyaların gölgeleri en uç ressamların onları düşünerek çizdiği kara kalem resimler gibi olduğundan çok farklı uzayıp gidiyordu. Ay ışığıydı bu gölgelere hayat veren. Pencereden içeriye izinsizce giriyor, sanki çok kalmayıp gidecek gibi de telaşlı duruyordu. Bu odadaki her şey sanki bazen tanımadığı bir evdeki eşyalar oluveriyordu. Eskilikleri ve yaşanmışlıkları vardı. Hem sadece onun yaşadıkları değil başkalarının yaşadıkları anılarda vardı bazı eşyalarda. Gitarı mesela. Kurumuş ağacıyla yıllardır tellerinden çıkan her ses insanın kucağına eski bir gülüşü ya da hüznü getiriyor bırakıp gidiyordu. Sonrasında insan o duyguyla ne yaparsa yapsındı. Bundan sonrası onun kaderiydi. Şimdi karanlıktı o. Uzun zamandır bakılmamış küçük televizyonun yanında kılıfında duruyor olmayan telleri ve burgularıyla tamir edileceği günü bekliyordu. Köşede oturduğu yatağından kalkıp balkonuna doğru ilerledi genç adam. Kapıyı açtı. Henüz bahar ayında olmanın verdiği bir rahatlık ve tatlılık vardı havada. Birkaç adım attığında artık göğün yıldız sosuna batırılmışlığını seyredebiliyordu. Kapının hemen yanına ilişti. Dizlerini yan yana kavuşturdu ve kollarının arasına alıp düşünmeye devam etti. Aklından düşünceler okyanustaki balıklar gibi çeşitli büyüklü küçüklü geçip gidiyordu. Kıvrımları vardı hepsinin de. Hepsi sonu belli olmayan bir bilinmezlikte kilitleniyor ve sil baştan başlıyor gibiydi. İlk elle tutulur düşüncesi kırmızı bir kâğıt kayık oldu. Küçük bir çocuğun biraz oynayıp elinden düşürdüğü bir kayıkta olabilirdi bu, hiçbir çocuğun varlığından bile haberdar olmadığı bir kayıkta. Onun kırmızılığında biraz üşümüş biraz mutlu, yüzdürmek istiyordu tüm hayatını. Nede olsa kırmızıydı. Bütün duygularını sığdırabilirdi bu kayığa ve hiçbir zaman batma ihtimalini göze almazdı. Geçmişte yaşadığı aşklarını, sevinçlerini, utançlarını ve korkularını tek başına hayatın derin ve bir o kadarda anlaşılmaz tutkularla dolu denizinde yüzdürebilirdi bu kayık. Nedense onu sanki daha öncede düşünmüş gibi geldi genç adama.  Ama kırmızı değildi o zamanlar. Bembeyazdı. Henüz her renge boyanmaya hazır olduğu zamanlardı. Bir kuşun havalandığında vurulmasını, bastonu eskimiş bir dedenin beyaz yüzlü içten gülüşünü ya da görüşemedikleri o uzun zamanlarda yastıklarını gözyaşlarıyla ıslatan iki sevgilinin buluştuklarındaki birbirlerine sarılışını ve daha binlercesini kayığa yüklemeden çok önceydi bu beyazlık. O zamanlar her şey hiç yazılmamış bir defter kadar temizdi. Bu genç adamın doğumuna yakın olan bir şeydi. Ve sonrasında genç adam hayatına başladı. İşte o anda çocukluğunun oyuncağı o kâğıt kayık küçüklü büyüklü yüklerle dolmaya başladı. Doldukça değişti rengi, hemen hemen her renk oldu. Ama en son kırmızıda karar kıldı. Çünkü kırmızı içinde bütün duyguları barındıran tek renkti…(YAŞANMIŞ DUYGULARIN YOLU)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2.perde</p>
<p>Aşkı eritiyorum gözlerinde</p>
<p>Sarhoş olmak sanki seni sevmeye özgü</p>
<p>Son kalkan vapurlara biniyorum başka şehirlerden</p>
<p>Hiçbir liman gidermiyor varmak özlemimi</p>
<p>Ben buradayım işte olduğum yerde</p>
<p>Sana ait değilken duyduğum hiçbir ses</p>
<p>Okunmamış bir şiiri yırtarken şair</p>
<p>Ölü doğduğunda bir bebek</p>
<p>Sen yine de rüzgâra karışıyorsun</p>
<p>Dumanı oluyorsun ciğeri beş para etmez adamların</p>
<p>İçtiği sigaraların</p>
<p>Acımıyorsun halime</p>
<p>İzin istiyorum diz çöküp geceden</p>
<p>Ama razı gelmiyorsun intihar etmeme</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sen işte sen</p>
<p>Anılara lanet ettiren</p>
<p>Bunca insan yoldan gelip geçerken</p>
<p>Olmadığını olmayacağını bile bile</p>
<p>Bakışlarımı o hayaletlerin yüzüne çevirten</p>
<p>Bütün bir şehri tepeden izlerken</p>
<p>Cesetlere ait ışıklardan umut bekleten</p>
<p>Bir hayat yaşamak isterken bir insan</p>
<p>O hayata adını koyupta yok eden</p>
<p>Yakıp küllerini saçıp denize</p>
<p>Bir ömür boyunca hırsla</p>
<p>O denizde boğulmadan</p>
<p>Seni birleştirmemi bekleyen</p>
<figure id="attachment_4137" aria-describedby="caption-attachment-4137" style="width: 448px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/davinci-mona-lisa.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4137 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/davinci-mona-lisa.jpg?resize=448%2C678" alt="Da Vinci’nin Mona Lisa’sına nasıl sıradan bir tablo olarak bakabilir miyiz ki?" width="448" height="678" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/davinci-mona-lisa.jpg?w=448&amp;ssl=1 448w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/davinci-mona-lisa.jpg?resize=198%2C300&amp;ssl=1 198w" sizes="(max-width: 448px) 100vw, 448px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4137" class="wp-caption-text">Da Vinci’nin Mona Lisa’sına nasıl sıradan bir tablo olarak bakabilir miyiz ki?</figcaption></figure>
<p>Çabucak karaladı elindeki deftere genç adam dizelerini. Gecenin karanlığına dalıp giderken gözleri kül rengi oldu diğer her şey gibi. İçinden delice şeyler yapmak geçiyordu. Mesela atlamalıydı balkonundan. Süzülüp betondan akmalıydı kanalizasyona, su gibi damla damla. Uzanmalıydı denize kadar. Birleşmeliydi mavi sularla. Sabaha karşı yoksul bir balıkçının ağına takılmalı, yerinde duramayıp küçük kayıktan zıplamalıydı yine denize atmalıydı kendini. Belki küçük anlamsız bir balık olurdu. Ama biliyordu o her şeyin bir anlamı olduğunu. Anlamsızlığın bile…</p>
<p>Peki, sonra ne olacak diye düşündü genç adam. Denizdekiler bilecekler miydi onun derdinin ne olduğunu? Neden yanlarında olduğunu. Binlerce insan her gün yoldan gelip geçerken biliyorlar mıydı birbirlerinin ne hissettiklerini? Ya da sormaya cesaretleri var mıydı?  Soramayacak kadar onları meşgul eden şey neydi? Duygusuzlukları mı? Yoksa tam aksine duygusallıkları mı? Bütün bunlar dedi genç adam kendi kendine. Bütün bunlar insanlara özgü. O insan olmakla sınırlı kalmak istemiyordu oysaki. Onun içinde milyonlarca hayal vardı. O kadar çok şey olmak istiyordu ki o. Bazen kumsalda gelgitlere yakın bir kum tanesi olmak istiyordu mesela. Denizin serinliğini hissetmek, gündüz çocukların kumdan kalesi olmak, gece âşıklarla birlikte mehtabı seyretmek. Ve herkes gittiğinde bütün tutkulu gençler adına kumsalda sabahlamak istiyordu. Öyle ya daha bir sürü şey. Bir damla gözyaşı olmaya da hayır demezdi doğrusu. Sarışın bir kızın mavi gözlerinden akmış ya da esmer bir kızın deniz yeşili gözlerinden. Fark etmezdi onun için. O kadar özel hissedecekti ki kendini. Mutsuzluğun mutluluğu olacaktı belki de bu. Kuş olup insanlara gülmek, çiçek olup hoş görmek, şarkı olup dilden dile söylenmek, resim olup düşündürmek, şarap olup içilmek, baston olup yollara düşmek, simit olup martılara gitmek, rüzgâr olup izinsiz gezmek, bilgi olup dolaşmak, bilge olup koşuşmak, âşık olup kavuşmak, insan olup yaşamak ve her şeyden öte özgür olup özgür olmak istiyordu genç adam. (HAYAL GÜCÜNÜN ÖZGÜRLÜĞÜ)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>3.perde</p>
<p>Selamlar!</p>
<p>Anlaşılmayan herkese selam olsun…</p>
<p>Benim asil dostlarım… Kardeşlerim, Sessiz çığlık atanlar… Gözyaşı dökmeden ağlayanlar…</p>
<p>Hepinize selam kardeşlerim… Dostlarım!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çok sevdiniz biliyorum… Hala aklınızda değil mi o?</p>
<p>Size boş verin demiyorum… Yaşayın hayatı onunla…</p>
<p>Açın şarkınızı inadına… Hüzünlü anlarınızın nedeni olsun…</p>
<p>O yaşadıkça yaşayın sizde onu… Kasmayın onu düşünün zamanı geldiğinde…</p>
<p>Ama başkalarıyla da gülümseyebileceğinizi unutmayın…</p>
<p>Gülümseyene ihanettir somurtmak bu hayatta!</p>
<p>Gülümseyin!</p>
<p>Sizde gülümseyin yaşayın hayatınızı dostlarım…</p>
<p>Öyle ya çok mu zamanımız var?</p>
<p>Hangimiz dün ne yaptığını biliyor… Oysaki daha dündü öyle değil mi?</p>
<p>Ama geçip gitti işte… Yaşamadıktan sonra ne anlamı kaldı dostlar?</p>
<p>Kardeşlerim hanginiz çektirdi hüzünlü anında fotoğraf?</p>
<p>Yok, öyle değil mi? O zaman fotoğraf çekinecek haller yaratın kendinize gülün eğlenin…</p>
<p>Yıllar nasıl akıp gidiyor hiç birimiz yetişemiyoruz hızına.</p>
<p>Saçlarınız beyazladığında anlamını bulmuş olmalısınız bu güzel hayatın!</p>
<p>Anlaşılmayan dostlarım… Kardeşlerim sizler bu dünyanın en harika insanlarısınız…</p>
<p>İnadına gülümseyin…</p>
<p>Ama asla ve asla es geçmeyin hayatı…</p>
<p>Hepimiz zaten ölmeyecek miyiz?</p>
<p>Eee boş boş durmak niye dostlar…</p>
<p>Kalkın ayağa herkes uyurken bir yürüyüş yapın…</p>
<p>Yarım saatliğine yaşadığınız yerin nöbetçisi olun, sabah güneşinde!</p>
<p>Açın dünyada milyonlarca kitap var…</p>
<p>Okuyun bakalım ne yazıyor o sayfalarda?</p>
<p>Yeni bir müzik dinleyin dostlar…</p>
<p>Belki sözleri olmasa da melodisi hoşunuza gider?</p>
<p>Merak edin&#8230; Araştırın dostlar!</p>
<p>Öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki kardeşlerim…</p>
<p>İnanın bana ömrümüz yetmez…</p>
<p>Şaşıracağız…</p>
<p>Gülümseyişiyle sizi de gülümsetecek o kadar çok bebek var ki bu dünyada!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gidip görmeliyiz onları ömrümüz tükenmeden önce, çabuk!</p>
<p>Tanımadığınız bir insanla ekmeğinizi paylaşın dostlar…</p>
<p>Bir parça ekmekle mutlu olan insanları görün…</p>
<p>Göründe selam verin onların bu mutluluğuna!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hayat kısa!</p>
<p>Benim yazılarımda öyle!</p>
<p>Kısacası kardeşlerim…</p>
<p>İfade edin kendinizi…</p>
<p>Anlaşılmadıkça daha çok daha çok mücadele edin.</p>
<p>En azından “ben kendimi ifade etmeye çabaladım” diyebilin…</p>
<p>“Ne mutlu kendimi tam anlamıyla ifade ettim” diyebilene!</p>
<p>Sizler bu dünyanın umutlarının saklandığı yersiniz&#8230;</p>
<p>Sınırlarınızı zorlayın kardeşlerim…</p>
<p>Anlatın… Korkmadan… Çekinmeden… Göze alın…</p>
<p>Ölüp gideceksek eğer hiç kimse rezil olmaz…</p>
<p>Hiç kimse inanarak yaptığı bir şeyden utanmaz…</p>
<p>Ve hiç kimse kendi düşüncesinden korkmaz&#8230;</p>
<p>Duygularınızdan çekinmeyin… Sizi siz yapan onlar değil mi?</p>
<p>Anlaşılmak için ne bekliyorsunuz?</p>
<p>Bunu onlar değil siz yapacaksınız…</p>
<p>(FARKINDA OLMANIN GÜVENİ)</p>
<figure id="attachment_4140" aria-describedby="caption-attachment-4140" style="width: 499px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/shakespeare-romeo-ve-juliet.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4140 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/shakespeare-romeo-ve-juliet.jpg?resize=499%2C666" alt="Shakespeare’in Rome ve Jüliyet’i hiç sıradan bir eser olabilir mi?" width="499" height="666" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/shakespeare-romeo-ve-juliet.jpg?w=499&amp;ssl=1 499w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/06/shakespeare-romeo-ve-juliet.jpg?resize=225%2C300&amp;ssl=1 225w" sizes="(max-width: 499px) 100vw, 499px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4140" class="wp-caption-text">Shakespeare’in Rome ve Jüliyet’i hiç sıradan bir eser olabilir mi?</figcaption></figure>
<ol start="4">
<li>Perde</li>
</ol>
<p><strong>Sanatçı nasıl olunur</strong> sorusuna şahsi bir cevabım yok. Aslında düşününce insan sanatın daha tam olarak tanımını bulamayınca sanatçının tanımını yapmak ve olmak yolunda ilerlenecek adımları bilmekte çok zor. Anlamlılığında kaybolunan büyük bir deniz hatta okyanus bu. Zaten şöyle bir düşününce hemen fark ederiz aslında gerçek yaşamda neye sanat dediğimizi ve kimlere sanatçı olarak baktığımızı. Adını koyamadığımız hisleri, gizemleri, tutkuları yaşatır ve yansıtır bazı şeyler. Ama tam olarak yine de isim veremeyiz onlara. İşte onlardır sanat. Da Vinci’nin Mona Lisa’sına nasıl sıradan bir tablo olarak bakabilir miyiz ki? Ya da ona “resim” demek tatmin eder mi bizi? Peki, bizi tatmin etse de Mona Lisa’yı “resim” kelimesi tam olarak anlatır mı? Tabi ki hayır. Peki ya Shakespeare’in Rome ve Jüliyet’ine ne demeli. Hangimiz ciddi anlamda okuduktan sonra hayran olmayız ki. Bizi dünyamızın bayağılığından bir parçada olsa koparıp duyguların hala yaşanılabilir olduğu bir yerlere götüren o büyülü hikâye <em>sanat</em> değil de nedir?</p>
<p>Peki, bunları yaratan insanlar nasıl bu noktaya gelir. Açıkçası ben bunun öğrenimle olacağına inanmıyorum. Elbette ki eğitim ve öğrenim insana birçok şeyi katar. Hatta kişinin yaşam kalitesi bununla sınırlıdır. Ama yetenekler ancak ve ancak onların peşinden gidildiği sürece gelişir ve hayatta kalır. Sanatçının sanat işlevi yeteneğidir. Bu yeteneğin eğitimle ve öğrenimle gelişimi bir noktaya kadar gelir ve kalır. Onun asıl gelişimi aslında eğitim ve öğrenim işin içinden çıktıktan sonra toplumla sanat adamının baş başa kalmasıyla başlar. Okuma yazma bilmeyen çok yetenekli bir kişinin elbette ki önce eğitim alması gerekir. Ama bu kişinin bir şaheser yaratması içinde içinde yaşadığı hayatı tecrübe etmesi mutlaktır. İşte bu tecrübe etmesi denilen kavram kişinin derinliğiyle alakalı bir kavramdır. Kişi öncelikle hayatı nasıl algıladığının farkına varmalıdır mesela. Kendi içinde kendi kendini sorgulamalı ve söyleyecek bir şeyleri var mı düşünmelidir. Olaylara bakış açısı nedir, nasıl değerlendiriyor? Daha da önemlisi yaşanan olaylar ona ne hissettiriyor. Bütün bunlarla başlar ilk adımlar. Sonrasında kendini dinler sanat insanı. Söylemek istediği şeyin ne olduğunu fark etmeye başlar. Bunun önemini kavrar ve kendi kendine bunu kabullendirir. Bu paylaşılmaya değer ve insanların yararına olacak bir oluşumdur. Çünkü içinde her şeyden öte bir düşünce yada bir duygu vardır. İşte o anda anlarız ki sanatçı duygusal bir insandır. Çünkü gündelik yaşamda her insan duygularını kayda alıp, bir esere nakledip paylaşma isteği duymaz. Bu yeteneksizlikten değil gereksizliktendir. Burada sanatçının bir özelliği daha ortaya çıkar. Sanat insanı yaptığı eserin beğenilip beğenilmeyeceğini, gerekli olup olmadığını düşünmez. Böyle bir şey onun için zaten söz konusu bile olamaz. Onu yaparken duyduğu hazdır ona onu yaptıran. Sonrasında alacağı tepkinin bir anlamı yoktur. Ve kendini eseriyle ilgilenirken özgür kılar. Ortaya koymak istediği kavram bazen yıkıcı, şaşırtıcı, tutkulu, âşık ya da hüzünlü bir şekilde belirir. Bir oyun, şiir, kitap ya da film olabilir bu.  Ortaya çıktığında insanlara bir şeyler hissettirecek ya da insanları düşünmeye sevk edecek bir eserdir. Bu konudaki becerisi tamamen sanatçının becerisiyle eş değerdir. Yani bir eser ne kadar alanında başarılı olursa sanatçısı da o kadar yetenekli demektir. Onun yeteneği de toplumunun içinde bulunup onların göremediklerini gözlemleyip sunmasından oluştuğundan bu bir kısır döngüdür. Böylece sanatçıyla toplumu birbirinden ayıramayız. Ve ortaya birde şu özellik çıkar ki, sanatçı toplumla sürekli iç içe olacağından toplumda kabul görmüş bir kişi olmalıdır. Buda sanatçının ahlak sahibi, sevgi dolu, hoş görülü, nezaketli ve erdemli olması gibi toplumun genel geçer ahlak kurallarına uyması gerektiği düşüncesidir. Böylelikle sanatçı gerek yaptığı sanatla gerekse karakteriyle ve duruşuyla örnek bir kişi olmalıdır. Öyle olmalıdır ki sanat eserinin içeriğini yansıtsın…</p>
<p>Her ne anlamda olursa olsun <strong>sanat</strong>, insana güzel gelen ve ortaya çıktığında gözlemleyenlerde duygu uyandıran bir oluşumdur. Beğeni, takdir ve sevgi kazanmalıdır. Çünkü bunların ardında bir anlam taşımaktadır. Anlamı sanatçı yükler. Çünkü onun (yaşanmış duyguların yolundan geçmişliği, hayal gücünün özgürlüğü ve farkında olmanın güveni) ruhu vardır. Ve çoğu zaman <strong>sanatçı olmak</strong> için açık açık yazmak değil de parantez içinde dünyalar kurmak gerekir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanatci-nedir/">Sanatçı Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanatci-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4136</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dünyanın Yeniden Keşfi ve Sanat</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 16 Jan 2016 21:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Tuğçe Üçtepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[düşünen insan]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[keşif]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sanatın keşfi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1794</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyamız 4.5 milyar yaşında, insan ise yaklaşık 200.000 yıldır yeryüzünde hüküm sürüyor. O günden beri de gezegeni keşfetmeye devam ediyor. İnsanda doğuştan varolan merak güdüsü ve akılcılığı da buna yardım ediyor. İnsan bu sayede gezegende tecrübe ettiği şeyleri bilgiye dönüştürmeyi başardı. Bu bilgiler ışığında da taş devrinden bugünkü modern çağa ulaştı. İnsanoğlu yüzyıllardır birçok kez [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/">Dünyanın Yeniden Keşfi ve Sanat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyamız 4.5 milyar yaşında, insan ise yaklaşık 200.000 yıldır yeryüzünde hüküm sürüyor. O günden beri de gezegeni keşfetmeye devam ediyor. İnsanda doğuştan varolan merak güdüsü ve akılcılığı da buna yardım ediyor. İnsan bu sayede gezegende tecrübe ettiği şeyleri bilgiye dönüştürmeyi başardı. Bu bilgiler ışığında da taş devrinden bugünkü modern çağa ulaştı. İnsanoğlu yüzyıllardır birçok kez hayatta kalma mücadelesi vermek zorunda kaldı ve şimdiye kadar türünün devamlılığını sürdürdü. Üreyerek çoğalan ve toplum oluşturan insan genel geçer kurallarla bu toplumu yönetmeyi de başardı. Medeniyetler kuruldu, gelişti ve yıkıldı. Toprak parçaları ayrıldı, devletler ortaya çıktı. Değişim hiç durmadan devam etti. Tüm bunlar yaşanırken sanat da gelişmeye devam etti. İnsan yeryüzünü keşfetmeye başladığı andan itibaren gezegenin görünenden fazlası olduğunu hissetti ve bunun peşinden gitti. İnsanoğlu ne zaman ki kalbinin derinliklerindeki inceliği ve farklılığı, aklının içindeki işlevselliği ve mantığı farketti işte o zaman kendi dünyasını keşfetti ve bu dünyanın penceresinden bakarak içinde bulunduğu dünyayı bir kez daha keşfetti.</p>
<figure id="attachment_1795" aria-describedby="caption-attachment-1795" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg" rel="attachment wp-att-1795"><img class=" td-modal-image wp-image-1795 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan-300x300.jpeg?resize=300%2C300" alt="Düşünen insan, İnsan düşünendir." width="300" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/Düşünen-İnsan.jpeg?w=400&amp;ssl=1 400w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1795" class="wp-caption-text">Düşünen insan, İnsan düşünendir.</figcaption></figure>
<p>Bu büyük keşiften sonra insan karnı gibi ruhunu da doyurmak istedi. İnsanın ruhunu kendi yaratıcılığından doğan sanat besledi. Milattan öncesine dayanan örnekleri de olduğu gibi, o zamanlarda içinden gelene karşı koyamadı ilkel insan, tek tek kazıdı hayatında anlam içeren resimleri dipsiz bucaksız mağaralara sonra tapınaklara resimler çizdi, piramitlere yazılar yazdı. Önce kendi sesiyle mırıldanarak döndü ateşin etrafında sonra doğanın sesinden esinlenerek enstrümanlar yaptı, çılgınca dans etti. Yaprakla örtünmeyi bırakıp, ipekten elbiseler giydi. Yer altından çıkardığı elması işleyip taktı boynuna. Ahşap evini boyundan yüksek yapılara dönüştürdü. Su kanalları, asma köprüler, saraylar inşa etti. Sanat sayesinde kendi içinden başka izler başka sesler ortaya çıkardı.</p>
<p>Sanat tüm bunların dışında en önemlisi olan, özgür düşünceyi yarattı. Özgür düşüncenin dışarıya resim, müzik, heykel ya da herhangi bir şekilde yansımasını sağladı ve daima özgürlükten esinlendi. Hayatlarımızın <strong>SANAT DUVARI </strong>olan kalplerimiz hep pusulamız oldu ve ibremiz daima özgürlüğü gösterdi. Sonunda, sanattan güç almayı, sanatla intikam almayı, zorluklara sanatla göğüs germeyi ve sanatla gülmeyi öğrendik.</p>
<p>Bu yazıyla ilgili olarak <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">Sanat Nedir?</a></strong> adlı makaleyi de okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/">Dünyanın Yeniden Keşfi ve Sanat</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1794</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Üretilen Varlık Alanı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 02 Jan 2016 18:41:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Xebat Veysel Kayacı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[Antikçağ]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[modernizm]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern sanat]]></category>
		<category><![CDATA[postmodernizm]]></category>
		<category><![CDATA[sanat felsefesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsellik]]></category>
		<category><![CDATA[üretim felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[varlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1556</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanatın alanına girmek birçok şeyin alanına girmek ve biçemini sorgulamak anlamına gelebilir. Sanata dair tarihsel bağlamıyla ele alış aynı zamanda geleneksel bir tavır takınmaya mı yoksa çağdaş ve modern diyebileceğimiz değişimi öngören tavrı benimsemek mi olduğuna dair tartışmaları beraberinde getirebilir. Nitekim birçok şeyin olduğu gibi sanatın da tarihi, kendi dönemi ile birlikte farklı düşünce formlarını [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/">Üretilen Varlık Alanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sanatın alanına girmek birçok şeyin alanına girmek ve biçemini sorgulamak anlamına gelebilir. Sanata dair tarihsel bağlamıyla ele alış aynı zamanda geleneksel bir tavır takınmaya mı yoksa çağdaş ve modern diyebileceğimiz değişimi öngören tavrı benimsemek mi olduğuna dair tartışmaları beraberinde getirebilir. Nitekim birçok şeyin olduğu gibi sanatın da tarihi, kendi dönemi ile birlikte farklı düşünce formlarını oluşturmuştur. Söz gelimi sanatın neliğine dair belki de en radikal saptamalar ve düşünceler Antikçağ diye nitelediğimiz zaman süzgecinde kendini göstermiştir. Sanatın kendisini sorgulamada doğadan veya insandan ilham alma ya da doğrusunu söylersek insanı da doğanın içinde görme ve doğayı bir bütünsel form şeklinde görme fikri pekte haksız sayılmaz.</p>
<p>Sürekli olarak bir üretim vardır ve bu üretimin nasıl ve niçin meydana geldiği sorulur. Ki bu da eski dönem için doğanın taklidi ile yani sanatın dayandığı bir dayanak noktasını belirleyerek aslından sanatın kendi için değil de bir oluşma sürecinin olduğunu nesnesinden yoksun bir halde iken sanatın mümkün olmadığı varsayımıdır. Buda bize gösterir ki uzamın aslında bölünmüş bir resim olduğudur. İnsanın tarihinde her dönem ve her asırda amansız bir biçimde tartışılan özne-nesne ilişkisidir. Mevcut tartışma sanattan bağımsız yürütülmemiş ve sanatında buna dair olduğu gözler önüne serilmiştir. Yani egemen olan özne-nesne kırılmasına dair görüş, sanatı da karşısında elleri kolları bağlı olarak bırakmıştır. Yazının ilk paragrafında bahsettiğimiz dönemler için değil aynı zamanda onu takip eden sonraki dönemler için de sanata dair yaklaşım sanatın üretimini yadırgamaz; ancak bunun arka planına yönelik tartışmayı çok açık bir şekilde gözler önüne serer. O da “güzelin” kendinde olmadığı bir şeylere eklemlenmiş bir biçimde bir yerde durduğu ve sanatın araçları ile bunu ortaya çıkardığıdır. Kimi heykelle kimi resimle kimi mimariyle ya da en temel biçimde sayılar ve sözlerle olduğu. Bunlar kabul edilirdir ancak sorgulanması gereken şudur ki bunları zihnimize ya da uzama olduğu gibi bırakan nedir? Tam da bu noktada sanatın gücü açığa çıkar, tüm bunlar sanatın içinde potansiyel olarak var olan şeylerdir ve bu potansiyelin toplumda örgütlemiş ve kişi de ortaya çıkmış hali sanatçıyı doğurur. Post-modern sanat görüşü asıl şey olarak gördüğü sanatın aktarımsal gücü bunlara eklemlenmiş şeylerden yalnızca biridir yani temelde yatan sebep gibi görülemez. Ve asıl olan şey tüm bunlarla beraber bütünselleştirilmiş sanatın ve güzelin üretim imgesidir. Bu noktada üretim kendi için var olandır ve belki de kimine göre mistiktir. Mistik olma hali onu yüceltebilir lakin tüm bileşenlerini ifade etmede yetersiz kalabilir ya da dışsal olanı içsel gibi gösterme halini alabilir ve bu da başından sonuna kadar karşı durulması gereken şeydir. Dışsal olanı içselleştirme bizi yalnızca mantıksal olanın dışına iter ve bunun sonucu da zincirin halkalarından birinin ya da birçoğunu zayıf şekilde devam etmesidir. Ve bunda sonuç kopmadır.</p>
<p>Peki, sıklıkla ifade ettiğimiz bütünlük formu nedir ve nasıl sağlanır? Yazının başında ifade ettiğimiz şey buna da cevap olabilir ki bu da tarihsel bağlamdır. Sanatı bütünlüğünden ve kendi dinamiğinden koparmadan gücünü belirten şey onun tarihselliğidir. Ancak bu tarih genel manada anlaşılacak kronolojik tarihten uzaktır. Daha çok tarihin belli bir dönemine ilişkin sanatın neliğini ifade eden genel formun içinden çekilip çıkarılması ve sunulmasıdır. Tarihsellik tam da böyle sanatla bir bütünleşme halinde ve sanatın da bütünlük formunu ifade eden şey olarak kendini gösterir. Bu kendini gösterme hali basit bir biçimde disiplinler arası geçiş ya da bir disiplinin başka bir disipline yardımcı olabilmesi değildir. Varlık alanında bulunanın özsel var oluşunu belirlemedir.</p>
<p>Bu yazıyla ilgili olarak <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/sanat-nedir">Sanat Nedir?</a></strong> ve <strong><a href="http://www.sanatduvari.com/dunyanin-yeniden-kesfi-ve-sanat">Dünyanın Yeninden Keşfi ve Sanat</a></strong> adlı makaleleri de okuyabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/">Üretilen Varlık Alanı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/uretilen-varlik-alani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1556</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sanat Nedir?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 29 Nov 2015 20:40:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ercan Nalbantoğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[estetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1011</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sanat, Sanat nedir? Sanat, sanat için mi? Sanat toplum için mi? Tüm bu soruları yanıtlamak sanat tanımlamasını geniş bir perspektife oturtacaktır. Sanat avcı toplayıcı toplumlarda (paleolitik topluluklar) majik (büyüsel) anlamda başlamıştır. Mağara duvarlarına, üzerine mızrak saplanmış av hayvanı resimleri avın iyi geçmesini isteyen resimsel büyücü  anlatımlardır. Sonraları sanat toplum içindir tanımlaması da yapılmıştır. Gerek av [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/">Sanat Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><em>Sanat,</em></p>
<p><strong>Sanat nedir?</strong></p>
<p><em>Sanat, sanat için mi? Sanat toplum için mi?</em></p>
<p>Tüm bu soruları yanıtlamak sanat tanımlamasını geniş bir perspektife oturtacaktır. Sanat avcı toplayıcı toplumlarda (paleolitik topluluklar) majik (büyüsel) anlamda başlamıştır.</p>
<figure id="attachment_1013" aria-describedby="caption-attachment-1013" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1013 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu-300x169.jpg?resize=300%2C169" alt="Sanatın doğuşu çok eskilere dayanır." width="300" height="169" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanatin-dogusu.jpg?w=640&amp;ssl=1 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1013" class="wp-caption-text">Sanatın doğuşu çok eskilere dayanır.</figcaption></figure>
<p>Mağara duvarlarına, üzerine mızrak saplanmış av hayvanı resimleri avın iyi geçmesini isteyen resimsel büyücü  anlatımlardır. Sonraları sanat toplum içindir tanımlaması da yapılmıştır. Gerek av iyi geçsin diye yapılsın,  gerekse toplum için yapılsın sonuç olarak; sanatın gelip dayandığı nokta birey olarak insanın ta kendisidir.  İnsan, sanatla neden ilgilenir? Hangi sanat dalını seçer? Tüm bu soruların yanıtı da bireyden bireye değişir. Öyle ise sanat:  bireyin içinde bulunduğu pisiko-sosyolojik birikim ve dürtülerin eylemsel olarak biçimlenmesidir diyebilir miyiz? Birinin resim sanatına ilgi duyması diğerinin bir müzik aletini çalması vb. kişilerin ilgi alanı ve sanat olarak tanımlanmaz mı?</p>
<figure id="attachment_1014" aria-describedby="caption-attachment-1014" style="width: 268px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-nedir.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1014 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-nedir.jpg?resize=268%2C188" alt="Sanat Nedir?" width="268" height="188" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1014" class="wp-caption-text">Sanat Nedir?</figcaption></figure>
<p>Bana göre; <strong>sanat</strong>, bireyin içinde bulunduğu psiko-sosyal birikimin eylemsel olarak dışavurum biçimidir.  Sanatın olmazsa olmazlarından ya da sanatı etkileyen önemli öğelerden biri de estetiktir. <em>Estetik nedir?</em> Tanımı da yine topluma dolayısıyla onu meydana getiren bireylere iner. Çevreye duyarlılık ve bakış açısından tutun da kişinin tüm beğeni ve bireysel yaşam kalitesine etki eden olgu değil midir?  <strong>Estetik</strong>, sanatla, güzellikle ve hatta güzelliğin oluşturulması ve değerlendirilmesiyle ilgilenir. Duygu ve beğeninin yargılanma biçimi olarak da tanımlanabilen estetik sanatsal değerleri inceler. Kısacası sanat felsefesinin de olmazsa olmazıdır.</p>
<p>Bireyin, öncelikle yetiştiği kentsel ya da kırsal çevre sonra da eğitimi ile üzerine koydukları onun estetik duygularını belirler. Bu da sanata bakış açısı ve ilgisini ortaya koyar. Dolayısıyla sanat ve estetik, kişinin yaşadığı çevreden aldıklarını kente geri yansıtmasında da etkendir.</p>
<figure id="attachment_1015" aria-describedby="caption-attachment-1015" style="width: 687px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-1015 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg?resize=640%2C269" alt="Sanat ve Esteik bir bütündür." width="640" height="269" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg?w=687&amp;ssl=1 687w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/sanat-ve-estetik.jpg?resize=300%2C126&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1015" class="wp-caption-text">Sanat ve Esteik bir bütündür.</figcaption></figure>
<p><em>Antik dönem</em> tanımlamalarından biri der ki: <em>“Kenti kent yapan çevresindeki surlar değil, içinde yaşayan insanlardır.”</em> Bu açıdan bakıldığında estetik kaygılardan yoksun bireylerin kentten beklediği ne olabilir? Yürüyeceği, dinleneceği, soluk alabileceği mekanları mı talep eder yoksa geniş yolları, arabasını koyabileceği yerleri mi?</p>
<p>İşte burada bir kez daha görüyoruz ki, sanat ne için veya kimin için olursa olsun, estetik kaygıları olmayan toplumlarda, sanat kısır alanlarda kalır ve döner o toplumun kültürel yapısını dolayısıyla buna bağlı olan yaşam alanlarının, kent veya köy olsun,  fiziksel yapılarını dahi etkiler.</p>
<p>Şimdi asıl soru şu: <strong>sanatsal ve estetik kaygıları olmayan bir toplum düşünebilir miyiz?</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/">Sanat Nedir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sanat-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1011</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
