<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Edip Cansever &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/edip-cansever/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Aug 2017 08:53:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>SARI ÇİZGİNİN ÖTESİ / Alıp Başını Gidemeyen</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesi-alip-basini-gidemeyen/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesi-alip-basini-gidemeyen/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 28 Aug 2017 21:00:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Cansever]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=10695</guid>
				<description><![CDATA[<p>Acımayı unuttum Sevinmeyi unuttum Ben her şeyi artık unutuyorum Ama o geçerken ne yalan söyleyeyim Şuramda bir ağrı duydum. EDİP CANSEVER “Cesedimi çiğnersin, buradan çekip gidersen!” demiştin. Çocuktum. Sen, büyüktün benden. Dağlar kadar büyük, Kızılırmak kadar uzundun. Ben, sana hayran çocuksu bakışlarıma aldırmadan, öylece bekler bulurdum kendimi usanmadan… Beklerdim, sundurmanın altında. Seyrederdim, tozpembe güllü perdelerinizin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesi-alip-basini-gidemeyen/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİ / Alıp Başını Gidemeyen</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Acımayı unuttum</em></strong><strong><em><br />
Sevinmeyi unuttum<br />
Ben her şeyi artık unutuyorum<br />
Ama o geçerken ne yalan söyleyeyim<br />
Şuramda bir ağrı duydum.</em></strong></p>
<p><em><strong>EDİP CANSEVER</strong></em></p>
<p>“Cesedimi çiğnersin, buradan çekip gidersen!” demiştin. Çocuktum. Sen, büyüktün benden. Dağlar kadar büyük, Kızılırmak kadar uzundun. Ben, sana hayran çocuksu bakışlarıma aldırmadan, öylece bekler bulurdum kendimi usanmadan… Beklerdim, sundurmanın altında. Seyrederdim, tozpembe güllü perdelerinizin dantellerini, rüzgâr savururdu fistolu eteklerini… ‘Sen git artık’ diye pencerenizden el etmeden, ayrılmazdım kapınızın önünden. İçimdeki sevinci boşluğa bırakırdım. Keder dolardı yerine, sızlayan burnumun direğine inat dönüp bir daha bakardım açık duran pencerenize. Kaybolurdu hüzünlü gözlerimin önündeki perde. Sen, görmezdin batan güneşimi, sana hoşça kal diye seslenişimi, duymazdın… Ben, peşinde gölgenle birlikte dolanır dururdum güneşin doğuşundan geceye…</p>
<p>Seni görmediğim günler olurdu bazen, köye tatile gittiğimizde falan. Hele bir keresinde hastaydım otuz dokuz derece ateşle yatıyordum kızamıktan, işte o zaman giriş kattaki evimizin penceresine bir saksının içinde leylak bırakıp gitmiştin. Kız kardeşimin kulağına ‘ geçmiş olsun, çabuk iyileşsin emi’ demiştin.</p>
<p>Yolda yürürken eğer arkandaysam hemen, kırmızı omuz çantanı düşürdün mahsusçuktan, dönüp bakardın sonra bana. Koşup ardından alırdım çantanı, uzatırdım senin hiç yüzüne bile bakmadan. Mahcup kahramanın olarak geçerdim yanından. Lavanta kokan bembeyaz duru teninle, bakışlarımız göz göze gelirdi. O güzelim ela gözlerinle bakıp gözlerimin içine, eğilip hafifçe, yanağıma küçücük bir öpücük kondururdun… Sevilmenin gücüyle sallanırdı uzun sarı saçların, ben çocuk, ben bahtiyar, gece geç saatlere kadar yalnızca hep seni düşünüp dururdum.</p>
<p>Muhallebiciye giderdin arkadaşlarınla bazı. Kasaba yerinde söz olmasın diye kızlı erkekli buluşmalarınızı, Laz Bahrinin babasından kalma dükkânında yapardınız. Lisenin bütün gençleri burayı mesken eylemişti. Su muhallebisi sevenlere dondurmayı bol koyardı Bahri, dondurma uğruna severdim muhallebisini. Siz otururken, camdan izlerdim sohbetinizi. Arada göz kırpardın bana, daha çok bekleyeyim diye seni. Bir keresinde içeri çağırmıştın hatta masanıza buyur etmiştin beni. Sonra sarılıp omzuma koymuştun başını, ‘benim küçük sevgilim’ demiştin benim için. Gülmüştü masadaki oğlanlar. Ama ölesiye kıskanmışlardı beni, ben ise sırılsıklam kalkmıştım masadan utancımdan.</p>
<p>Rüya mıydı yaşadıklarım, serap mıydın uçsuz bucaksız ıssız çöllerimde? Bilmiyordum hiç. Seni yaşamak için doğuyordum anamım rahminden her gün bir kez daha… Adım mecnuna çıksa kaç yazardı 11. yaşımın sevdasıydın. Söyle başka kim bana böyle içli, böyle sevgi dolu edayla bakardı? Bir çift ela göz uğruna bütün kasaba beni alaya alsa ne yazardı, kâğıdım kalemimden başka. Dünya bir yana senin bir öpücüğünün değeri bir yanaydı… Çocuktum daha, bütün kasaba benim sana olan aşkımla çalkalansa da, ben senin uğruna heba olmaya razıydım çoktan…</p>
<p>Lisenin mezuniyetinde bahçe kapsından görmüştüm seni. Uzun leylak renkli elbisenle, lavanta kokuyordu yeryüzü, sarı saçlarına beyaz papatyalardan bir taç takmıştın. Uzun boyun daha da uzamıştı. İlk kez orada dans ettin onunla. Kaymakamın oğlu, doladı kollarını ince beline, sonra elini tutup öptü gecenin içinde. Gülümsedin sen de ona, sarıldın gizlice… Renkli ampullerin ışığında mutluydun olabildiğince, eğlendin Haziranın serinliğinde…</p>
<p>O yaz gittiniz kasabadan. Evinizi kiraya verdiniz. İstanbul’a taşındığınız söyleniyordu. Senin akıbetini ise kimse bilmiyordu. Konuşmuyordu insanlar, sorular havada cevapsız kalıyordu.</p>
<p>Ben biliyordum oysa senin onunla kaçtığını. Gizli gizli buluşmalarınızı biliyordum. Tam üç kez benimle haber salmıştın ona. Sana gönderdiği mektubu okumuştum gizlice. Sen Leylak dolu sepetle dönmüştün bir keresinde evinize. Kaymakam babası razı olmadı evliliğinize. O da seni alıp başka diyarlara götürdü. Gitmeden bir gün önce, sundurmanızın altında söylediklerini hiç unutmadım ama.</p>
<p>“ Büyük olsaydın keşke” demiştin bana… Büyük olsaydım keşke&#8230; !</p>
<p>“Cesedimi çiğnersin, buradan çekip gidersen.” Demiştin. Değil senin cesedini, saçının bir tek telini bile çiğneyemediğimden, çiğniyorum yıllardır kendi esaret zincirimi. Aradan tamı tamına yirmi sene geçti. Geçtiğin bütün sokaklarda cesedimi dolaştırıyorum şimdi, gölgeni arıyorum unutulmaya yüz tutan anılarımla&#8230; Sellerin coşturduğu Kızılırmak sularına, taşlaşmış yüreğimden parçalar atıyorum. Sektiriyorum bazısını, seviniyor kırlangıçlar…</p>
<p>Ardına dönüp bakmadan buralardan çekip gittiğin günden beri, penceremde bıraktığın Leylaklar gibi döküldüm ömrümün hasret yollarına… Bir şarkı söylüyorum artık dilimin ucuyla, “ Mademki sen yoksun şimdi yanımda, Leylaklar dökülüp güller ağlasın.”</p>
<figure id="attachment_10770" aria-describedby="caption-attachment-10770" style="width: 466px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/leylaklar.jpg"><img class=" wp-image-10770" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/leylaklar.jpg?resize=466%2C350" alt="Leylaklar dökülüp, güller ağlasın" width="466" height="350" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/leylaklar.jpg?w=800&amp;ssl=1 800w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2017/08/leylaklar.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 466px) 100vw, 466px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-10770" class="wp-caption-text">Leylaklar dökülüp, güller ağlasın</figcaption></figure>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesi-alip-basini-gidemeyen/">SARI ÇİZGİNİN ÖTESİ / Alıp Başını Gidemeyen</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sari-cizginin-otesi-alip-basini-gidemeyen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">10695</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Beterin Beterinden Nazım&#8217;a Sığınmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Dec 2015 21:12:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Başak Alara Karademir]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Süreya]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Cansever]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Günler Göreceğiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet Ran]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Uyar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1062</guid>
				<description><![CDATA[<p>Güzel insanlar, canım ülkemin içinde bulunduğu durum malumunuz. Bunca kargaşa, bunca kin-nefret, içimizdeki sıkıntılar, özel hayatlarımızdaki sorunlar, kafa karışıklıklarımız ve böylece uzatıp devam ettirebileceğimiz onlarca problem varken, hayattan bir an olsun uzaklaşıp nefes almak için ne yapabiliriz diye düşünürken sanki biri beni duymuş, hissetmiş gibi bir anda kitaplığımın şiir kitaplarını barındıran bölümünün en sevdiğim üyelerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/">Beterin Beterinden Nazım&#8217;a Sığınmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Güzel insanlar, canım ülkemin içinde bulunduğu durum malumunuz. Bunca kargaşa, bunca kin-nefret, içimizdeki sıkıntılar, özel hayatlarımızdaki sorunlar, kafa karışıklıklarımız ve böylece uzatıp devam ettirebileceğimiz onlarca problem varken, hayattan bir an olsun uzaklaşıp nefes almak için ne yapabiliriz diye düşünürken sanki biri beni duymuş, hissetmiş gibi bir anda kitaplığımın şiir kitaplarını barındıran bölümünün en sevdiğim üyelerinden “Henüz Vakit Varken Gülüm” kendini hatırlatmak ister gibi pat diye yere ters ve açık bir şekilde düşüverdi. Hayattaki her şeyin bir işaret olduğuna inanan benliğimle açık durduğu sayfayı karıştırmamaya dikkat ederek kitabı elime aldım, ilk  dörtlüğe gözüm ilişir ilişmez tanıdık dizelere bakıp gülümsedim, mesaj için teşekkür ettim içimden. Siz deyin yaratıcıya, ben diyeyim evrene. Hiç fark etmez;</p>
<p dir="ltr">“Yaşamak şakaya gelmez</p>
<p dir="ltr">Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın</p>
<p dir="ltr">Bir sincap gibi mesela</p>
<p dir="ltr">Yani bütün işin gücün yaşamak olacak”</p>
<p dir="ltr">Sahi, hangimiz gerçekten yaşıyoruz? En son ne zaman göğün sonsuz maviliğinin tadını çıkardık mesela? Bir çocuğun gülümsemesine en son ne zaman uzun uzun baktık? Veya bir şiirin dizesinde kaybolup gittik? Şiir demişken, “Sanki bir dize daha söylesek her şey düzelecek” demiş Süreya. Bir gece olsun odamıza kapansak, telefonlardan televizyonlardan kurtarsak kendimizi, dize denen o  peri tozlarıyla kaplansak.. Belki düzelir her şey?  Belki bir an olsun Nazım’a kanar, “Güzel günler göreceğiz” deriz. Ya da en sevdiğimizi hatırlayıp iç geçirirken “Ne güzel şey hatırlamak seni” diye geçiririz içimizden. Ya da Edip Cansever olup Mavi’yi huy belleriz belki? Göğe bakarız Turgut Uyar gibi&#8230;  Belki öfkemiz dizelerle çıkar gün yüzüne, usulca söyleriz:</p>
<p dir="ltr">“Artık biz seninle düşman bile değiliz”</p>
<p dir="ltr">Fazla uzatmak istemiyorum. Demem o ki barışa hasret güzel ülkemin sevgiye aç güzel insanları: ölüm, bomba, ayrılık, terör, şehit, deprem, bela, lanet… Bunlar dünya üzerinden tarih boyu hiç yok olmamış gerçekler. Öyle ki, “cehennem bu dünyanın ta kendisi” derdi eski bir tanıdığım.  Ama siz, güzel olan her şeye hasretseniz benim gibi, bir dize fazladan okuyun bu gece.</p>
<p dir="ltr">Göreceksiniz:</p>
<p dir="ltr">“GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/">Beterin Beterinden Nazım&#8217;a Sığınmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/beterin-beterinden-nazima-siginmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1062</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
