<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Doğu &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/dogu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 06:07:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Amin Maalouf Eserlerinde Doğu ve Batı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/amin-maalouf-eserlerinde-dogu-ve-bati/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/amin-maalouf-eserlerinde-dogu-ve-bati/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 11 Mar 2016 12:33:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ümit Yiğit]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Afrikalı Leo]]></category>
		<category><![CDATA[Amin Maalouf]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Batı meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğunun Limanları]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümcül Kimlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Semerkant]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2618</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık adlı şaheser romanında; “İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir” der. Toprak ve insan arasındaki bağ o denli kuvvetlidir ki, bülbüle dahi altın kafes için de ‘’ille de vatanım’’ dedirtmiştir. Sürgünlerde memleket hasretiyle ölen şair-yazarları varın siz düşünün. Her yazarın kalemini [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amin-maalouf-eserlerinde-dogu-ve-bati/">Amin Maalouf Eserlerinde Doğu ve Batı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez <em>Yüzyıllık Yalnızlık</em> adlı şaheser romanında; “İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir” der. Toprak ve insan arasındaki bağ o denli kuvvetlidir ki, bülbüle dahi altın kafes için de ‘’ille de vatanım’’ dedirtmiştir. Sürgünlerde memleket hasretiyle ölen şair-yazarları varın siz düşünün.</p>
<p>Her yazarın kalemini kuvvetlendiren bir özlemi vardır. Bazı okuyuculara mübalağalı bir tespit gibi gelebilir fakat; sürgün yemiş, hapis yatmış, zoraki göç etmiş yazarlar en çok tutkuyla okunan , ölümsüzleşen yazarlar olmuşlardır. Gerek Türkiye edebiyatı, gerekse dünya edebiyatı bu emsallerle doludur. <em>Namık Kemal, Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Aziz Nesin, İsmail Beşikçi, Musa Anter (Apê Mûsa), Necip Fazıl </em>ve daha bir bu kadar edip/düşünür bu havanda dövülmüş, bu yollarda pişmişlerdir. Amin Mallouf’un da kaderi böyledir.</p>
<p><strong>Amin Maalouf</strong> , Beyrut doğumlu bir yazar. 26 yaşında, doğup büyüdüğü Lübnan’da gazetecilik yaparken Lübnan iç savaşından sonra Paris’e göç ediyor. Giderken de bu coğrafyaya dair izlenimlerini kendiyle götürüyor. Maalouf roman olsun, deneme yazıları olsun, hemen hemen bütün eserlerinde Doğu’ya da değinmeyi, Doğu’nun sorunlarına da eğilmeyi ihmal etmez.</p>
<figure id="attachment_2623" aria-describedby="caption-attachment-2623" style="width: 478px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Semerkant.jpeg" rel="attachment wp-att-2623"><img class=" td-modal-image wp-image-2623 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Semerkant.jpeg?resize=478%2C322" alt="Semerkant romanı" width="478" height="322" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Semerkant.jpeg?w=478&amp;ssl=1 478w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Semerkant.jpeg?resize=300%2C202&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Semerkant.jpeg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 478px) 100vw, 478px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2623" class="wp-caption-text">Semerkant romanı</figcaption></figure>
<p>Peki Maalouf’u dünya çapında bu denli bilindik kılan yanı neydi? Bunda, Maalouf’un öz kimliğinin ve ardından göç etmişliğinin payı en büyük dilimi oluşturuyor pastanın. Doğup büyüdüğü kültür ve çevre Maalouf şahsında da kalıcı bir etki bırakır. Amin Maalouf ‘’Lübnanlı’’ demiştik. Fakat o, çoğunun sandığı gibi Müslüman değil, Hıristiyan Arap ailede büyür. Bugün dahi Lübnan-Suriye hattı Hıristiyan Arapların en yoğun yaşadığı bölgedir. İslam denilince birlikte anılan, Kur’an’a ‘dil’ini vermiş bu halkın, Hıristiyan inancını benimsemiş ailesinden gelmiş olması, Maalouf’a, Doğu hakkında keskin bir düşünce avantajı kazandırmış. Bu avantajla Doğu’ya tek bir pencereden bakmıyor, Batı’ya da yaranma derdine düşmeyip iki zıt kutbun birbirini anlamasını istiyor. Çoğu eserinde bu niyeti sezilir Maalouf’un.</p>
<figure id="attachment_2619" aria-describedby="caption-attachment-2619" style="width: 805px" class="wp-caption alignnone"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Afrikalı-Leo.jpg" rel="attachment wp-att-2619"><img class=" td-modal-image wp-image-2619 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Afrikalı-Leo.jpg?resize=640%2C282" alt="Afrikalı Leo romanı" width="640" height="282" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Afrikalı-Leo.jpg?w=805&amp;ssl=1 805w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Afrikalı-Leo.jpg?resize=300%2C132&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2619" class="wp-caption-text">Afrikalı Leo romanı</figcaption></figure>
<p>Amin Maalouf, uzun yıllar Fransa’da yaşıyor olmasının da getirisiyle iki coğrafyayı da lâyıkıyla benimsemiş bir yazar. Eserlerinde Semerkant, Beyrut, Türkiye, Fırat, Dicle, Kuzey Afrika, Paris Amerika, Avrupa fışkırır. Gazeteci kimliği, gözlem gücünün de zenginleşmesini sağlamıştır. Asya’yı ve Avrupa’yı iyi tanır.</p>
<p><em>Semerkant</em> romanında örneğin, tarihin içinde canlanıp karşımıza çıkan bir Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizam’ül Mülk vardır. Bir de günümüzde, Amerika’da geçen canlı bir hayat. Titanic’le bir facia. Semerkant, İran, İstanbul, Amerika gözümüzde ayân beyân gibidir. Hayyam’ın <em>Rubaiyat</em>’ı elimizde gibidir. Geçmişi ve çağımızı harmanlar Maalouf.</p>
<figure id="attachment_2621" aria-describedby="caption-attachment-2621" style="width: 700px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Doğu’nun-Limanları.jpg" rel="attachment wp-att-2621"><img class=" td-modal-image wp-image-2621 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Doğu’nun-Limanları.jpg?resize=640%2C400" alt="Doğunun Limanları romanı" width="640" height="400" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Doğu’nun-Limanları.jpg?w=700&amp;ssl=1 700w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Doğu’nun-Limanları.jpg?resize=300%2C188&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Doğu’nun-Limanları.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Doğu’nun-Limanları.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Doğu’nun-Limanları.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2621" class="wp-caption-text">Doğunun Limanları romanı</figcaption></figure>
<p><em>Afrikalı Leo</em> ile Müslüman iken Hassan el-Wazzan olarak bilinen fakat sonunda Roma’da Hıristiyan olup Giovanni Leone de Medici adını alan bir kahramanın biyogrofik serüvenine tanık oluruz. Granada, Roma, Osmanlı diyarı, Afrika birbirine siner. Maalouf, Afrikalı Leo’da kendini bulmuştur sanki. Beyrut’tan çıkıp Paris’te yaşadığı hayat ister istemez hatırımıza Afrikalı Leo’yu getirir.</p>
<p>Aynı izlenim daha yoğun bir şekilde <em>Doğu’nun Limanları </em>romanında da sezilir. Bu sefer kahramanımız annesi Ermeni, babası Türk bir Osmanlı prensidir. Serüven Beyrut-Paris hattında geçer. Kahramanımız Paris’te hoş bir Yahudi kadınla evlenir.</p>
<p>Gerek sıraladığım eserlerinde, gerekse kalan diğer eserlerinde Maalouf’un, Doğu’yu ve Batı’yı işlemediği eseri yok gibidir. Sınırları bertaraf ederek kültürleri birbirine tanıtır, onun meylini buna, bunun meylini ona verir.</p>
<figure id="attachment_2622" aria-describedby="caption-attachment-2622" style="width: 191px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ölümcül-Kimlikler.jpg" rel="attachment wp-att-2622"><img class=" td-modal-image wp-image-2622 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ölümcül-Kimlikler-191x300.jpg?resize=191%2C300" alt="Ölümcül Kimlikler romanı" width="191" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ölümcül-Kimlikler.jpg?resize=191%2C300&amp;ssl=1 191w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Ölümcül-Kimlikler.jpg?w=204&amp;ssl=1 204w" sizes="(max-width: 191px) 100vw, 191px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2622" class="wp-caption-text">Ölümcül Kimlikler romanı</figcaption></figure>
<p>Maalouf’un romanlarının dışında kurgusuz bir şekilde görüşlerini en net çizdiği eseri <em>Ölümcül Kimlikler</em> adlı eseridir. Bu eserle  Maalouf, Doğu’nun ağırlıklı din olmak üzere, siyasî, dil ve kültür çekişmelerine değinir ve bundan duyduğu üzüntü her satırında sezilir. Doğup büyüdüğü ülkesi Lübnan dahil, savaşların bir gün olsun durmadığı bu coğrafyaya Paris’ten bakıp ‘’Oh olsun size!’’ umarsızlığına düşmez. Ki Hıristiyan kimliğiyle bugün artık Doğu’nun bir ‘’öteki’’si olduğu hâlde. <em>Beatrice&#8217;den Sonra Birinci Yüzyıl</em> romanında dikkat çektiği gibi; ‘’Ta 1000 yılına dayanan anlaşmazlıkları çözmek için 2000 yılının silahları kullanılıyor’’ bu coğrafyada.</p>
<p>Amin Maalouf eserlerini Fransızca yazıyor. Batı’nın en estetik diliyle anlattığı Doğu, O’nun sadece eserlerine meze ettiği bir konu değil, bilakis kendine görev bildiği bir dava. Bu, Doğu’yu allayıp pullayıp Batı’ya şirin göstermek değil. Bu, Batı’nın Doğu’yu anlaması için girişilen bir gayret. Yine Beatrice&#8217;den Sonra Birinci Yüzyıl romanından bir alıntıyla bitirelim yazıyı:</p>
<p>‘’Benim vatanımın bir kentler galaksisi olduğunu anlat onlara! Senin ve benim Doğu’nun ışığından doğduğumuzu ve Batı’nın bizim ışığımızla uyandığını anlat onlara! Bizim Doğumuzun her zaman karanlıklara gömülü olmadığını söyle! Onlara İskenderiye’yi, İzmir’i, Antakya’yı, Selanik’i, Krallar Vadisi’ni ve Ürdün’ü ve Fırat’ı anlat.’’</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/amin-maalouf-eserlerinde-dogu-ve-bati/">Amin Maalouf Eserlerinde Doğu ve Batı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/amin-maalouf-eserlerinde-dogu-ve-bati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2618</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Batı&#8217;nın Büyülü Rüyası: Oryantalizm</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/batinin-buyulu-ruyasi-oryantalizm/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/batinin-buyulu-ruyasi-oryantalizm/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 12 Dec 2015 11:23:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[İlkay Çelik]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[egzotik]]></category>
		<category><![CDATA[kahvehane]]></category>
		<category><![CDATA[Lady Montagu]]></category>
		<category><![CDATA[Mozart]]></category>
		<category><![CDATA[oryantalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Pierre Loti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1117</guid>
				<description><![CDATA[<p>Doğu Bilimi ve Şarkiyatçılık olarak da anılan Oryantalizm, Batı&#8217;nın, Uzak ve Yakın Doğu toplumlarının dinlerine, dillerine, giyim kuşamlarına, kültürlerine olan merakından oluşan bir konu bütünü, adeta dönemin bir modasıdır. Bir akım olmaktan ziyade bir konu olarak görülen oryantalizmin, 18. yüzyılda Napoléon&#8217;un Mısır Seferi ile başlayıp 19. yüzyılda gelişerek, I. Dünya Savaşı&#8217;nın başlamasıyla etkisini yitirdiğini söyleyebiliriz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/batinin-buyulu-ruyasi-oryantalizm/">Batı&#8217;nın Büyülü Rüyası: Oryantalizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Bilimi ve Şarkiyatçılık olarak da anılan Oryantalizm, Batı&#8217;nın, Uzak ve Yakın Doğu toplumlarının dinlerine, dillerine, giyim kuşamlarına, kültürlerine olan merakından oluşan bir konu bütünü, adeta dönemin bir modasıdır. Bir akım olmaktan ziyade bir konu olarak görülen oryantalizmin, 18. yüzyılda Napoléon&#8217;un Mısır Seferi ile başlayıp 19. yüzyılda gelişerek, I. Dünya Savaşı&#8217;nın başlamasıyla etkisini yitirdiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Doğu ilgisinin Avrupa&#8217;ya yayılmasında en önemli merkez Venedik&#8217;tir.Gentile Bellini&#8217;nin 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet&#8217;in portresini yapması, dönemin Osmanlı kıyafetlerinin eskizlerini çizerek yanında götürmesi, Avrupa&#8217;da Osmanlı giyim kuşamının ilgi görmesine ve Batı insanının bu farklı kültüre büyük bir merak ve hayranlık duymasına neden olmuştur. Batı insanı, Doğu&#8217;ya seyahat eden seyyahlardan, tüccarlardan, sanatçılardan duydukları birçoğu anlatanların fantezi dünyasının ürünü olan hikayeler ile kendi Doğu&#8217;larını oluşturmuşlardır. Doğu, artık Avrupalı&#8217;nın gözünde zevkin, eğlencenin, şehvetin büyülü bir dünyasıdır.  Şüphesiz, bu büyülü dünya Avrupalı sanatçıları da etkilemiş ve onlar da eserlerinde fantastik bir Doğu imgesi yaratmışlardır. Birçok Avrupalı sanatçı, Doğu&#8217;yu ziyaret etmeden tamamen kendi hayal dünyasını yansıtmıştır eserlerine. Haremde çıplak bir şekilde arzı endam eden ve bütün zamanını boş oturarak geçirip kendisini erkeğine hazırlayan kadınlar, kahvehanelerde kendine has giyim kuşamlarıyla,  nargileleriyle sohbet eden bıyıklı, sakallı, sarıklı erkekler, kaba, cahil, şehvet düşkünü bir Doğu imajı yaratmışlardır.</p>
<figure id="attachment_1119" aria-describedby="caption-attachment-1119" style="width: 504px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-1.jpg" rel="attachment wp-att-1119"><img class=" td-modal-image wp-image-1119 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-1.jpg?resize=504%2C518" alt="Jean - Auguste Dominique Ingres, Le Bain Turc (Türk Hamamı), 1862" width="504" height="518" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-1.jpg?w=504&amp;ssl=1 504w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-1.jpg?resize=292%2C300&amp;ssl=1 292w" sizes="(max-width: 504px) 100vw, 504px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1119" class="wp-caption-text">Jean &#8211; Auguste Dominique Ingres, Le Bain Turc (Türk Hamamı), 1862</figcaption></figure>
<p>Büyük bir kitleyi etkileyen bu büyüleyici coğrafya, resim sanatının yanı sıra edebiyat, müzik, opera, tiyatro, mimari gibi pek çok sanat dalını da etkilemiştir. Artık sanatın pek çok dalında orient bir hava, bir tat vardır. Mozart’ın Saraydan Kız Kaçırma adlı operası, yine Mozart’ın Mehter Marşı’nın ritminden esinlenerek yaptığı Türk Marşı dönemin ilgi çeken oryantalist sanat eserleri arasında yerini almıştır. Binbir Gece Masalları&#8217;nın Fransızca&#8217;ya çevrilmesi ile birlikte kendinden olmayana olan merak artmış, bu masalsı, fantastik coğrafya, Batı dünyasında adeta cennetten bir köşe gibi hayal edilmiştir. Bu düşsel dünyaya hayranlık duyan sanatçıların dışında Doğu’yu barbar, cahil ve öteki olarak gören sanatçılar da vardır elbette. Bunların en bilineni de İngiliz şair Shakespeare’dir. Shakespeare, eserlerinde özellikle İslamiyet’i ve Türkleri aşağılayıcı ifadeler kullanmıştır. Othello adlı eserinde bir diyalogda geçen ‘’yalanım varsa Türk olayım’’ ifadesi, yazara göre Türk olmanın ne kadar kötü bir şey olacağına işaret eder.</p>
<figure id="attachment_1120" aria-describedby="caption-attachment-1120" style="width: 657px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-2.jpg" rel="attachment wp-att-1120"><img class=" td-modal-image wp-image-1120 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-2.jpg?resize=640%2C490" alt="Eugene Delacroix, Algerian Women in Their Aparments (Cezayirli Kadınlar), 1834" width="640" height="490" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-2.jpg?w=657&amp;ssl=1 657w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-2.jpg?resize=300%2C230&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-2.jpg?resize=600%2C460&amp;ssl=1 600w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1120" class="wp-caption-text">Eugene Delacroix, Algerian Women in Their Aparments (Cezayirli Kadınlar), 1834</figcaption></figure>
<p>18. yüzyıla kadar fantezilerle dolu bir rüyanın yansıtılmasıyla oluşan oryantalizm konusu, bu yüzyılla birlikte Batılı sanatçıları da iki kısma ayırmıştır. Bir kısım sanatçı hayali Doğu imgesini sürdürürken, bir kısım sanatçı da elçilerin maiyetinde ya da sultanların özel davetleriyle Doğu coğrafyasını ziyaret ederek gerçek Doğu&#8217;yu, Doğu insanını, coğrafyasını, kültürünü eserlerine yansıtma şansı bulmuşlardır. Boğaziçi ressamları olarak da anılan bazı sanatçılar, başta İstanbul olmak üzere pek çok şehri gezip gördüklerini resmetme şansı bulmuşlardır. Bu dönemde dini yapılar, sokak satıcıları, sokak hayvanları, kahvehaneler, Osmanlı giyim tarzı sanatçıların dikkatini çekmiş ve eserlerinde yerlerini bulmuştur. Oldukça egzotik bulunan Osmanlı kıyafetleri, elçi ve eşleri, sanatçılar, seyyahlar tarafından ilgi görmüş, bu kıyafetler içinde kendilerini resmederek Osmanlı kıyafet modasını başlatmış ve kıyafet albümleri oluşmaya başlamıştır.</p>
<figure id="attachment_1121" aria-describedby="caption-attachment-1121" style="width: 641px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-3.jpg" rel="attachment wp-att-1121"><img class=" td-modal-image wp-image-1121 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-3.jpg?resize=640%2C366" alt="Pierre Loti, &quot;Rochefort-sur-Mer&quot;deki evinde." width="640" height="366" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-3.jpg?w=641&amp;ssl=1 641w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/oryantalizm-3.jpg?resize=300%2C172&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1121" class="wp-caption-text">Pierre Loti, &#8220;Rochefort-sur-Mer&#8221;deki evinde.</figcaption></figure>
<p>18. yüzyılla birlikte, Batı ile olan gerek ticari gerekse siyasi ilişkilerin yoğunlaşması sonucunda Doğu cahil, kaba, zorba olan imajını kırmıştır. Özellikle de bu dönemde Osmanlı-Fransız ilişkilerinin artmasıyla birlikte &#8221;barbar Türk&#8221; imajı yerini &#8221;gönlü yüce Türk&#8221; gibi söylemlere bırakmıştır. Bu dönemde bir elçi eşi olan Lady Montagu, hareme girme şansı bulmuş ve haremin anlatılandan farklı olduğunu, kadınların burada sadece kendini erkeğine hazırlayan birer figür olmadıklarını, eğitim aldıklarını bugün bir belge niteliği taşıyan mektuplarında anlatmıştır. Bu dönemde ticari ilişkilerin gelişmesiyle birlikte Doğu&#8217;dan gelen eşyalara da ilgi artmıştır. Türk ve İran halıları, seramikler, çiniler Batılılar’ın evlerini süslemiştir. Doğu&#8217;nun adeta bir simgesi haline gelen kahvehaneler de bu dönemde Batı&#8217;nın ilgi odağına dönüşmüştür. Özellikle Fransızlar Türk kahvehanelerini örnek alarak Fransa&#8217;da bir kafe kültürünün oluşmasına ön ayak olmuşlardır. Osmanlı topraklarını ziyaret eden ve bu kültürün etkisi altında kalan, adeta Türkleşen Avrupalı’lar da vardır bu dönemde. Bunun en iyi örneği ise kuşkusuz Pierre Loti’dir. Aslında bir deniz subayı olan Loti 19. yüzyılda İstanbul’a görevli bir subay olarak gelmiştir. Bu şehre ve kültürüne hayran kalan Loti, bu coğrafyayı sadece eserlerinde anlatmakla kalmamış aynı zamanda bu coğrafyanın kültürü içerisinde kendi kimliğinden sıyrılmış ve adeta bir Türk gibi yaşamıştır.</p>
<p>Akademik çevrelerce üzerine çeşitli görüşlerin öne sürüldüğü, hatta Batı&#8217;nın gizli ve gayrimeşru yönlerinin bir ifadesi olarak görülen oryantalizm, tüm bu farklı görüşlere karşın sanat dünyasında kendisine hatırı sayılır bir yer edinmiştir. Doğu, büyülü, egzotik, gizemli havası sayesinde uzun yıllar Batı insanını etkisi altında bırakmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/batinin-buyulu-ruyasi-oryantalizm/">Batı&#8217;nın Büyülü Rüyası: Oryantalizm</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/batinin-buyulu-ruyasi-oryantalizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1117</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
