<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Can Yayınları &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/can-yayinlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 06:07:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Tarık Akan’ın Kaleminden Tutukluluk Süreci; Anne Kafamda Bit Var</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 21 Dec 2016 05:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Kurt]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Can Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tanıtımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Akan]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilçam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6409</guid>
				<description><![CDATA[<p>Tarık Akan, ‘Anne Kafamda Bit Var’ adlı kitabında 1980 darbesinden sonra tutuklu kaldığı süreci anlatıyor. Anne Kafamda Bit Var kitabı, Tarık Akan’ın ilk ve tek kitabı olma özelliğini taşıyor. Anne Kafamda Bit Var Eser, Müjdat Gezen’in Akan’ı rahatlatmak için söylediği “Sana hiçbir şey olmayacak, göreceksin bak. Elini kolumu sallayarak dışarı çıkacaksın.” cümlesiyle başlıyor. Tarık Akan, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/">Tarık Akan’ın Kaleminden Tutukluluk Süreci; Anne Kafamda Bit Var</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarık Akan</strong>, ‘<em>Anne Kafamda Bit Var</em>’ adlı kitabında 1980 darbesinden sonra tutuklu kaldığı süreci anlatıyor. <strong>Anne Kafamda Bit Var</strong> kitabı, Tarık Akan’ın ilk ve tek kitabı olma özelliğini taşıyor.</p>
<h2>Anne Kafamda Bit Var</h2>
<p>Eser, Müjdat Gezen’in Akan’ı rahatlatmak için söylediği “Sana hiçbir şey olmayacak, göreceksin bak. Elini kolumu sallayarak dışarı çıkacaksın.” cümlesiyle başlıyor. <strong>Tarık Akan</strong>, yaklaşık iki buçuk aylık tutukluluk sürecinde yaşadıklarını oldukça samimi bir üslupla okuyucusuna anlatıyor. Kendini olduğundan farklı göstermeye ihtiyacı yok. Sinirlendiğinde kendini tutamayışını, korkusunu, tedirginliğini olduğu gibi yansıtıyor. Zaten kitabın giriş cümlesinden bile bunu görebiliyorsunuz. Kendinden büyük bir Yeşilçam yıldızı olarak değil de sıradan bir insan gibi bahsediyor Akan. Ne kadar alçak gönüllü olduğunu bir kez daha görebiliyorsunuz. Hücrelerde yanı başında çocukların yediği dayağı, her gün işkenceye götürülen hücre-koğuş arkadaşlarını (kitaba göre kendisi babasının yardımları sayesinde fiziksel işkenceye maruz kalmamıştır, babasının yardımını sonradan öğreniyor.), bir memurun işkenceden dönen çocuğa ölmüş ağabeyinin fotoğrafını göstermesi, çiş kokulu hücrelerde bitlenmesi gibi olaylar, dönemin acı gerçeklerini göz önüne seriyor.</p>
<p>Tarık Akan, <strong>Anne Kafamda Bit Var</strong> kitabını sekiz bölüm ve bir albüm ile tamamlıyor. Kitabın, dördüncü bölümünde tutukluluk sürecine bir ara vererek Yol filmini çekebilmek için sansürden nasıl izin aldığını, çekim esnasında karşılarına çıkan zorlukları anlatıyor. Altıncı bölüm ve sonrasında ise, tutukluluk sürecinin bitişiyle birlikte dışarıda özgürlüğünü elde etmeye çalışırken uğradığı haksızlıkları ve ifadelerin sahteliğini ispatladığı mahkeme sürecinden bahsediyor.</p>
<p><u>Anne Kafamda Bit Var</u> eserini, içimizden birinin sohbet eder gibi anılarını yazdığını düşünerek okursanız hızlıca bitirirsiniz. Evet, yazı dili muhteşem olmayabilir zaten Tarık Akan’da bir edebiyatçı değil, sinema sanatçısı. Bunu göz önünde bulundurmanız faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Kitabı vesile ile de <em>Tarık Akan</em>’ı bir kez daha anıyor ve ışıklar içinde uyumasını temenni ediyorum.</p>
<h3>Anne Kafamda Bit Var Künyesi</h3>
<ul>
<li>Kitap Adı: Anne <strong>Kafamda Bit Var</strong></li>
<li>Yazar: <strong>Tarık Akan</strong></li>
<li>Kapak Tasarım: Ayşe Çelem Design</li>
<li>Yayınevi: Can Yayınları</li>
<li>İlk baskı: 2002</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/">Tarık Akan’ın Kaleminden Tutukluluk Süreci; Anne Kafamda Bit Var</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tarik-akanin-kaleminden-tutukluluk-sureci-anne-kafamda-bit-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6409</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Öykü Kitabı Analizi: Stefan Zweig</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 07 Mar 2016 12:03:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Hazel Güney]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Kadının Yaşamından 24 Saat]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yüreğin Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Can Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Stefan Zweig]]></category>
		<category><![CDATA[Zweig]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2556</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Kuşkusuz devletin mahkemesi bu tip olayları benden daha sert değerlendiriyor; onun görevi genel ahlak kurallarını ve gelenekleri acımasızca korumaktır; bu da onun insanları affetmesini değil, yargılamasını gerektiriyor. Kaldı ki resmi kimliği olmayan ben, neden bir savcının rolünü üsteleneyim ki? Ben savunmayı tercih ediyorum. İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.” İşte böyle demişti kadın Mrs [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/">Bir Öykü Kitabı Analizi: Stefan Zweig</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>“Kuşkusuz devletin mahkemesi bu tip olayları benden daha sert değerlendiriyor; onun görevi genel ahlak kurallarını ve gelenekleri acımasızca korumaktır; bu da onun insanları affetmesini değil, yargılamasını gerektiriyor. Kaldı ki resmi kimliği olmayan ben, neden bir savcının rolünü üsteleneyim ki? Ben savunmayı tercih ediyorum. İnsanları yargılamaktan değil, anlamaya çalışmaktan zevk alıyorum.”</p>
<p>İşte böyle demişti kadın Mrs C’ye. Bir Bebek Evindeki Nora gibi kadınların da seçme hakkının olduğunu bir kez daha hatırlıyordu. ilk gün tanıştığı bir erkekle kaçıp gitmesi –hele ki bir kadınsa asla Kabul edilemezdi. Erkeğin durumu sorgulanmazdı; sanki kaçan tek başına bir kadınmış gibi. Stefan Zweig “Bir Kadının Yaşamından 24 Saat” adlı romanında kıvrak zekasıyla inceden inceye dokunduruyor ruhumuza.</p>
<figure id="attachment_2557" aria-describedby="caption-attachment-2557" style="width: 189px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum.jpg" rel="attachment wp-att-2557"><img class=" td-modal-image wp-image-2557 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum-189x300.jpg?resize=189%2C300" alt="Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı iki öyküden oluşan 122 sayfalık bir Stefan Zweig kitabı." width="189" height="300" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum.jpg?resize=189%2C300&amp;ssl=1 189w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Bir-Kadinin-Yasamindan-24-Saat-Ve-Bir-Yuregin-Olum.jpg?w=399&amp;ssl=1 399w" sizes="(max-width: 189px) 100vw, 189px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2557" class="wp-caption-text">Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı iki öyküden oluşan 122 sayfalık bir Stefan Zweig kitabı.</figcaption></figure>
<p>Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü adlı iki öyküden oluşan 122 sayfalık bir Stefan Zweig kitabı elimizdeki. Kitabı okurken akışına kapılıp dalgalarla boğuşuyorsunuz. Çünkü Zweig’ın anlatım tarzı sizi alıp başka dünyalara götürüyor. Öyle güzel benzetmelerle kelime oyunları yapıyor ki, siz  ‘o’ kadın ve ‘o’  adam oluyorsunuz. Kitap hem bir kadının, hem de bir adamın hikayesini anlatıyor. Bizi kendi yalnızlıklarına, çaresizliklerine, yapmak istediklerine ve yapamadıklarına; olmak zorunda kaldıkları karakterler oluşlarının sahteliğine ve acımasızca onlara dayatılan normlar altında yaşamaya çalıştıklarını anlatıyor.</p>
<p>İlk hikayede Mrs. C’nin yıllarca kimseye anlatamadığı bir günlük  anısına şahit oluyoruz. Bu hikayeyi de sadece birkaç dakikadır tanıdığı bir kadına anlatıyor. Kadın olmanın, tutkuların, yapabileceklerimizin, aşkın, yalanların, tahribatların, mutsuzluğun, paranın, kumarın, toplumsal olarak ahlakçılığın ve ahlakçıların resmini getiriyor gözümüze. Hangimiz bugün aşkı tatmak istemiyoruz ki? Mantık olmadan sevmek ve tutkularının peşinden gitmek&#8230; Bir erkek olarak her yapılanın normal karşılandığı; ama bir kadının hele ki çocukluysa devrimlere karşı gelmesinin anlamsız olduğu bir çağı; bugünde de, yarında da ve gelecekte de bu durumun asla değişmeyeceğini söylüyor. Öyle güzel metaforlar kullanıyor ki, bir kemanın sesi de size etkileyen tınısı ile kıyas edilemez güzellikte.</p>
<p><em>“Fakat bu ellerin beni öncelikle korkunç derecede şaşırtan yanı tutkularıydı, anlaşılmaz tutkulu ifadeleri, birbirleriyle güreşmeleri ve birbirlerini tutuşlarıydı.”</em></p>
<figure id="attachment_2558" aria-describedby="caption-attachment-2558" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg" rel="attachment wp-att-2558"><img class=" td-modal-image wp-image-2558 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg?resize=500%2C281" alt="Stefan Zweig" width="500" height="281" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/Stefan-Zweig.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2558" class="wp-caption-text">Stefan Zweig</figcaption></figure>
<p>İkinci bölümde bir erkeğin gözünden aile olmayı –olamamayı- yalnızlığı, ölümü ve bu ölümü tercih edişini, yozlaşmışlığını insanların, kavramların altının oyulduğu bir zamanı; Kafka’nın Dönüşüm’ünü andıran baba otoritesini ve günden güne kopma noktasına gelen aile kavramının kasvetli yapısını bir çırpıda okuyoruz. Okurken bazen kahramanımızın düşüncelerine kızıyoruz, bazen de yanında oluyoruz. İçinde sıkıştığı bu distopik vücutta varlığını sorgulayan, var olmanın acısını çeken yüreğini söküp atan ve onu daha canlıyken yok etmeyi başaran bir adamın hikayesini. Yüreği olmayan adam: uyuyor, görüyor; ama hissetmiyor. Hissedemiyor…</p>
<p>Bu iki hikayenin ortak kavramlarından biri de para. Paranın insan dünyasında yarattığı acılar, sinsice ruhumuza girip bizi dağıtan ve  bir uyuşturucu gibi tutsağı olmamızın ve değerleri yitirmemizi sğlayan bir trafik canavarı oluşunun hikayesi. Toplumsal bir yerde konum bulmanın yegane şartlarından biri de önce birey olabilmekken; birey olmamıza karar veren şeyin bu kağıt parçası olmasının trajik durumları kadın ve erkek olmanın üzerinden veriliyor.</p>
<p>Kalbini daha yaşarken durdurmayı başaran adamın nefessiz yaşadığının altını çizen şu satırlarla bitirmek istiyorum:</p>
<p><em>“Bir yüreğin adamakıllı sarsılabilmesi için her zaman ille de kaderin güçlü bir tokadı ya da her şeyi sert bir şekilde söküp atan bir güç gerekmez, hatta gelişigüzel nedenle yıkımı yaratmak, kaderin ele avuca sığmaz heykeltıraş isteğini tahrik eder. Biz insanoğlu, kendi anlaşılmaz dilimizde bu ilk hafif dokunuşlara bahane deriz. Ve onun o küçücük cüssesiyle çoğu zaman muazzam etkili gücüne şaşar kalırız; fakat bir hastalık nasıl sinsice ortaya çıkarsa, bir insanın kaderi de ancak her şey gözle görülür hale geldiğinde ve olaylar başladığında kendini belli eder. Kader, yüreğe dıştan dokunmadan çok önce beyinde ve kanda içten içe ilerler her zaman. Kişinin kendini tanımaya başlaması aslında kendini savunmaya başlamasıdır ve bu çoğu zaman beyhude bir savunmadır.” </em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/">Bir Öykü Kitabı Analizi: Stefan Zweig</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-oyku-kitabi-analizi-stefan-zweig/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2556</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
