<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>baba &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/baba/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 06:08:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Babasız Büyümek</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 08:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Aycan Arıcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6519</guid>
				<description><![CDATA[<p>Babasız kalmak, zordur kaç yaşında olursak olalım. Hele küçükken ilk kelimelerimizi söylemeye başladığımız zamanlarda eğer bir aile içinde dünyaya gözlerimizi açtıysak, söylediğimiz ilk kelime baba olur. Çünkü söylemesi kolaydır. Sonra baba diye hep peşinden koşar dururuz yıllarca ve bir gün gelir ki  onu sonsuza dek kaybettiğimizi anlarız. Artık yanımızda yoktur. Hayatımızın geri kalanı hep yarım [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/">Babasız Büyümek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Babasız kalmak, zordur kaç yaşında olursak olalım. Hele küçükken ilk kelimelerimizi söylemeye başladığımız zamanlarda eğer bir aile içinde dünyaya gözlerimizi açtıysak, söylediğimiz ilk kelime baba olur. Çünkü söylemesi kolaydır. Sonra baba diye hep peşinden koşar dururuz yıllarca ve bir gün gelir ki  onu sonsuza dek kaybettiğimizi anlarız. Artık yanımızda yoktur. Hayatımızın geri kalanı hep yarım geçecektir.Bir nevi ikiye bölünmüştür hayatımız. Bazı çocuklar ise, babalarını tanıma fırsatını bile elde edemezler. Ya doğmadan ölmüştür, ya da terk edip gitmiştir bir ihtimal. Ama değişmeyen bir şey vardır ki acı hepsinde aynı acı,boşluk hepsinde aynı boşluktur..</p>
<p>Babasını çok küçük yaşta kaybeden bir çocuğun hisleri başkadır, ergenlik ve  gençlik döneminde kaybedenin başka, yetişkin ya da yaşlıyken kaybedenin başka.. Çünkü bu bahsettiğim kayıpları verenlerin, hepsi birbiriyle kıyaslandığında, babalarını tanıma ya da hatırlama fırsatı bulamayan da var, babalarıyla çok şeyi yaşamaktan mahrum kalanda , yaşamak istediği her şeyi yaşadıktan sonra o kaybı verende var. Hissedilen eksikliğin ve yaşanan acının diğerleriyle kıyaslaması yapılamaz. Tamam babanı kaybettin ama hayat devam ediyor, bu dünyada hem babasız hem annesiz büyüyen kimsesiz bir sürü çocuk var. Bu cümleyi bir avutma</p>
<p>ya da haline şükretmelisin, der gibi söyler çoğu insan. Ama babasızlığın da annesizliğin de haline şükredilecek bir tarafı yoktur. Evet, senin yaşadığından çok daha fena kayıplar veren milyonlarca insan var bu coğrafyada. Onları düşündüğünde, yaşadığın acı ya da hissettiğin boşluk için, belki de sahip olduklarınla haline şükretmediğin için kendini kötü hissedebilirsin gerçekten, ya da “İnsanların sanki tek babasız büyüyen sensin” sözlerini duymak da kendini kötü hissetmene bir neden olabilir. Ama kendinle kaldığında, geçmişteki ve  şimdi  çekilen fotoğraflara baktığın zaman o eksiklik her zaman kendini gösterir işte, ne hissedersen hisset bu böyledir. Bir lokantaya gittiğinde ya da annen evde babanın sevdiği bir yemeği yapıp önüne koyduğunda “Babam bu yemeği çok severdi”  derken bulursun kendini. O lokmaları ağzına her attığında, babanın nasıl iştahla yediğini hatırlarsın. Bundan başka, radyoda babanın sevdiği bir sanatçının şarkıları çıktığında, sen o şarkıları sevmesen bile kanalı değiştirmezsin. Çünkü babanı yanında hissedersin o şarkılarla. Sonra rüyana baban girdiğinde, gerçek gibi gelir, rüyadayken de belki rüya olduğunun farkındasındır ama uyanmak istemezsin işte. Çünkü uyandığında gidecektir..Artık onu tek görebileceğin, sarılabileceğin yer düşlerindir ve umutsuzca her gece düşlerine gelmesini   beklersin..</p>
<p>Çevrendeki insanların, babalarıyla çekildiği resimleri, yaşamaya devam  ettiği  anıları görürsün için gider. Babalar günü geldiğinde hediye alacak, ya da boynuna sarılıp “Babalar günün kutlu olsun iyi ki benim babamsın” diyecek birini bulamamak ve gene çevrendekilerin babalarına sarıldığını görmek yaşadığın boşluğu hatırlatır. Annen yanındaysa, babandan kalan boşluğu o devralmıştır ve sana hem anne hem de baba olmuştur. Gidip onun boynuna sarılırsın. “İyi ki sen varsın anneciğim” dersin. Mezuniyet törenlerinde, başta annen olmak üzere, tüm ailen ve dostların yanındadır, senin başarını ve sevincini paylaşmak için. Onlarla başarını paylaşmaktan mutlu da hissedersin kendini. Mutsuz hissetmek için bir nedeninde yoktur zaten,hem başarmışsındır, hem de yalnız değilsindir. Ama dönüp etrafına baktığında, babalarına sarılan insanları gördüğünde içindeki burukluk yine gün yüzüne çıkar. Benim babam da bir yerlerden beni görüyor, mutlu oluyor diye düşünür avutursun kendini. Sonra akrabalarının, yakınlarının ya da arkadaşlarının nişan ve düğünlerine gittiğinde, bir yanında annesi diğer yanında babası olduğunu gördüğünde bir kıskançlık hissi kaplar içini ister istemez. Çünkü sen zamanı gelip de evlenmeye karar verirsen, seni evden çıkaracak,o gün yüzüne bakıp  sana  sarılıp “Yıllar ne çabuk geçti, büyüdün evleniyorsun ama benim gözümde hala bebeksin” diyecek bir baban yoktur. Hele bir de babanın, çocukları çok sevdiğini biliyorsan ileride bir gün seninde çocuğun olduğunda, dedesini sadece fotoğraflardan bilecek olması içine dokunur. Hep çocuğunla babanı bir arada hayal edersin. Dedesinin onu parka götürdüğünü, oyuncaklar aldığını, oyunlar oynadığını gözünün önüne getirirsin ve gene kaderine isyan ederken bulursun kendini. Keşke babam hayatta olsaydı, torununu sevseydi, onunla zaman geçirseydi dersin.</p>
<p>Evet babasız kalmak da, babasız büyümek de çok zor..Babalarını tanımayan, babaları tarafından terk edildiği için onlara öfke kusan insanlarda var bu dünyada biliyorum.Ama  eğer  babanız  yanınızdaysa  ve  sizi  seviyorsa,  tek  söylenebilecek</p>
<p>şey, ona sıkıca sarılın ve yaşamak istediğiniz her şeyi doyasıya yaşamaya bakın. Çünkü hayat gerçekten çok kısa ve ölüm denen şey de zamansız bu  dünyada&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/">Babasız Büyümek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/babasiz-buyumek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6519</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Babanın Ayrıksı Evladı: CAN YÜCEL</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-babanin-ayriksi-evladi-can-yucel/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-babanin-ayriksi-evladi-can-yucel/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 09 Dec 2015 07:48:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ümit Yiğit]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[baba ve devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Can Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Ali Yücel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1074</guid>
				<description><![CDATA[<p>Baba; dünya sol literatürün dilinde ‘’iktidar/devlet’’ tanımının bir nüvesi, bir yaratımıdır. Babalık, evdeki iktidardır, reisliktir. Baba, bu rolünü erkek olmasından kazanır. O erktir, zira erkektir. Bu sebeple dünyayı kasıp kavuran 68 gençlik hareketlerinin karakteristik özelliklerinden biri de babaya/devlete/iktidara olan itiraz ve protestoydu. Yalnız analistler Türkiye için aynı şeyi söylemeyeceklerdi maalesef. Şu farka dikkat çekildi hep [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-babanin-ayriksi-evladi-can-yucel/">Bir Babanın Ayrıksı Evladı: CAN YÜCEL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Baba; dünya sol literatürün dilinde ‘’iktidar/devlet’’ tanımının bir nüvesi, bir yaratımıdır. Babalık, evdeki iktidardır, reisliktir. Baba, bu rolünü erkek olmasından kazanır. O erktir, zira erkektir. Bu sebeple dünyayı kasıp kavuran 68 gençlik hareketlerinin karakteristik özelliklerinden biri de babaya/devlete/iktidara olan itiraz ve protestoydu. Yalnız analistler Türkiye için aynı şeyi söylemeyeceklerdi maalesef. Şu farka dikkat çekildi hep Türkiye 68 hareketi için: Kendini babaya ispat etmek.</p>
<p>Babaya itiraz ve babaya <em>‘’ben varım’’</em> demenin ayrımı&#8230; İtiraz hakkı varlığı ispatla mükelleftir. İspat etmek, kendini kabullendirmektir. Türkiye 68 hareketi dünya hareketlerinden bu yönüyle biraz geriden gelirken, söylemi ve varlığıyla bir emsal doğdu edebiyata. O hem öz babaya, hem devlet babaya ayrıksıydı: Can Yücel</p>
<figure id="attachment_1077" aria-describedby="caption-attachment-1077" style="width: 250px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hasan-ali-yucel.jpg" rel="attachment wp-att-1077"><img class=" td-modal-image wp-image-1077 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hasan-ali-yucel.jpg?resize=250%2C250" alt="Hasan Ali Yücel" width="250" height="250" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hasan-ali-yucel.jpg?w=250&amp;ssl=1 250w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/hasan-ali-yucel.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1077" class="wp-caption-text">Hasan Ali Yücel</figcaption></figure>
<p>Can Yücel; Maarif (Millî Eğitim) bakanı Hasan Âli Yücel’in oğlu. Can Yücel’in düşüncede babasıyla düştüğü ayrıksı fark, devlete düştüğü ayrıksılığın da nişanesiydi. Zira Hasan Âli Yücel ideolojisiyle Cumhuriyet Türkiye’sinin bir prototipiydi. Fakat ne çare.. Rûmî’nin deyimiyle ‘’öz çocuğunu yiyen bir dev anadır dünya.’’ Can Yücel babasının savunucusu/gönüllüsü olduğu devlet baba tarafından uzun yıllar mahpusta kaldı.</p>
<p>Muhakkak onları ortak paydada tutan baba-evlad ilişkisi hep girift kalmış, bunu da büyük bir sorun olarak görmemişlerdi. Fakat Can Yücel geldiği aristokrat/devletçi gelenekten de kendini sıyırmasını bilmiş ve kendi deyimiyle <em>“Dionysos kavmindenim, yani yaşama sevinci veren bir Anadoluluyum’’</em>sözünün ispatlayıcısı olmuştu. O’nun hapisliği, sürgünlüğü devlet-babayla giriştiği sapak yollardan, ayrıksı kişiliğinden, Anadolu’nun bağrından yetişmişçesine argolarından, küfürlerinden gelir. O<em>, ‘’hurûc-u alessultan’’</em>dır. O munis bir nazır oğlu olmaktansa, kalemiyle kizir oğlu olmuştur.</p>
<p>Oğul Can Yücel ile baba Hasan Âli Yücel yazın ve yaşam dünyalarında iki ayrı kutuptu. Baba Yücel eylemleriyle sistem/devlet babanın varlığını yaşatırken, oğul Yücel bu babanın soğuk nefesini hep ensesinde hissediyordu. <em>Ak koyunun kara kuzusu olmuştu.</em></p>
<figure id="attachment_1078" aria-describedby="caption-attachment-1078" style="width: 208px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/pazartesi-konusmalari.jpg" rel="attachment wp-att-1078"><img class=" td-modal-image wp-image-1078 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/pazartesi-konusmalari-208x300.jpg?resize=208%2C300" alt="Hasan Ali Yücel &quot;Pazartesi Konuşmaları&quot;" width="208" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/pazartesi-konusmalari.jpg?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/pazartesi-konusmalari.jpg?w=310&amp;ssl=1 310w" sizes="(max-width: 208px) 100vw, 208px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1078" class="wp-caption-text">Hasan Ali Yücel &#8220;Pazartesi Konuşmaları&#8221;</figcaption></figure>
<p>Hasan Âli Yücel makalelerinden oluşan <em>Pazartesi Konuşmaları</em> adlı eserinde <em>‘’Varsın Arabcalı, Farsçalı sözlerden ayrılmak istemeyen üç beş tiryaki Osmanlıca ile (haşr) olsun. Biz Sadabad bahçelerinden arta kalmış bülbüllerin sesini değil. yaşamak isteyen bir yığının dilek haykırışını duymak, can kulağımızı onun bağrı üstüne koymak istiyoruz.’’ </em>derken Can Yücel <em>Gezintiler</em> adlı şiir kitabında <em>‘’Fuzulî’den okuyorum / İranlı barmen anlamıyor.’’</em> diyerek içerleniyordu. Yine baba Hasan Âli Yücel aynı adlı eserinde <em>‘’Öz Türkçeyi varsın üç beş eskici anlamasın, anlamak istemesin. Biz milyonluk ulusla konuşmak, onunla anlaşmak istiyoruz. Ona &#8220;Uyan, iyi yaşa. Eski Türk ataların gibi güçlü, kuvvetli ol.’’</em> şeklinde telkinlerde bulunurken, ayrıksı evlad Can Yücel aynı adlı eserinde <em>‘’Kurmanci ne tuhaf /Bunca mutsuzluğun içinden umum /Bir nedircik yavrusu baş veriyor döşünde..’’ </em>diyordu.</p>
<p>Baba ile oğul arasındaki bu çekişmenin özünde en hafif olanıdır bu restleşme.</p>
<p>Can Yücel’in İbrahim Ethem misali tahtı/tacı terk eyleyip yazın hayatında ayrı bir soluk araması ileride kendi doğuşunun habercisi olacaktı. Sancılı bir doğuş fakat.. Mahpusluk, tütünden sararmış bıyık, sürgünlük, rakı sofraları… Metaforik izahatı yapılabilecek tüm bu çeşitlilikler Can Yücel şahsında bir anti-baba tutum olarak var oluyordu.<br />
Tabii ‘’Baba’’yı terk etmek babanın gücünden de azade olmak demekti. Türkiye gibi askerî vesayetlerin etkisinin hissedildiği ülkelerde politika yapıyor olmak ve hele ki bunu ülkenin körpe zamanlarına denk gelirken yapmak, şüphesiz çok güçlü bir konum ve olanak verir. Hasan Âli Yücel böylesi bir ortamda  cumhuriyet tarihi boyunca en uzun süreli bakanlık yapanların başında geliyor. Böylesi bir politik çevrenin atmosferi altında büyüyen Can Yücel’in <em>‘’Refah güzel bir çiçekse eğer / N’aapayım hiç kokmuyor’’</em> demesi, yahut benzer bir şekilde <em>‘’Gurbet el kadar somun / Ye ye bitmiyor’’</em> demesi ciddi bir refleksin belirtisi. Can Yücel’i böylesine yoğuran ne olmuştur?</p>
<figure id="attachment_1076" aria-describedby="caption-attachment-1076" style="width: 171px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/can-yucel-gezintiler.jpg" rel="attachment wp-att-1076"><img class=" td-modal-image wp-image-1076 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/12/can-yucel-gezintiler.jpg?resize=171%2C249" alt="Can Yücel &quot;Gezintiler&quot;" width="171" height="249" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1076" class="wp-caption-text">Can Yücel &#8220;Gezintiler&#8221;</figcaption></figure>
<p>Ünlü şair <em>Enis Akın,</em> <em>heves dergisi</em>ne verdiği bir röportajda ‘’Nazım Hikmet cezaevine girmeseydi <em>‘’Bugün Pazar / Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar’’</em> demezdi. Deseydi de beni ilgilendirmezdi.’’ der. Bizim için açıklayıcı bir örnek olması itibariyle önemli. Hasıl-ı kelâm kendisini ‘’özgürlük uğruna hapis yatan bir ozan’’ olarak özetleyen Can Yücel de kaleminin mürekkebini cezaevlerine Çukurova’ya, Toroslar’a, tütün ekicilerin tarlalarına bandırdı. Kâh şair grev gözcüsü oldu O, kâh başka bir  toplumsal mecrada.</p>
<p>Kitleler tarafından benimsenen neredeyse her dizesi bir kabullenmezliğin, itirazın belirtisiydi. Şu dizesi onu olabildiğince özetliyordu: <em>‘’Ne kadar yalansız yaşarsak, o kadar iyi.’’</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-babanin-ayriksi-evladi-can-yucel/">Bir Babanın Ayrıksı Evladı: CAN YÜCEL</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-babanin-ayriksi-evladi-can-yucel/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1074</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
