<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>aşk &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/ask/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:15:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Dosta Mektup</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/#respond</comments>
				<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 11:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Murat]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=7039</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sevgili Dostum, Cevap vermeyeceğini bilmeme rağmen yine sana yazıyorum bu mektubu. İçinden geçenleri tahmin etmeme rağmen yazıyorum. Bıkmadan, usanmadan devam edeceğim yazmaya. Geçen gün yine karşılaştım onunla. Sokak arasında gördü beni. Yaklaştı yanıma hızlı adımlarla. Önce cesaret edemedi yüzüme bakmaya. Hafifçe kaldırdı başını. Hala eskisi gibiydi. Ay gibi parlıyordu yüzü. Hiç konuşmadan seni sordu bana. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/">Dosta Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Dostum,</p>
<p>Cevap vermeyeceğini bilmeme rağmen yine sana yazıyorum bu mektubu. İçinden geçenleri tahmin etmeme rağmen yazıyorum. Bıkmadan, usanmadan devam edeceğim yazmaya. Geçen gün yine karşılaştım onunla. Sokak arasında gördü beni. Yaklaştı yanıma hızlı adımlarla. Önce cesaret edemedi yüzüme bakmaya. Hafifçe kaldırdı başını. Hala eskisi gibiydi. Ay gibi parlıyordu yüzü. Hiç konuşmadan seni sordu bana. Halinden anladım belki de. Seni hala çok sevdiğini belli etmeye çalıştı bana. Cevap vermedim yine de. Sana mektup yazdığımı bilmesini istemedim. Senin bana cevap vermediğini öğrenir diye de korktum aslında. Parmağındaki yüzüğü de tanıdım. Hani, karanlık bir gecede deniz kenarında afili sözler ile hediye ettiğin yüzük. Çıkarmamış geçen yıllara rağmen. Yaptığın onca kötülüğe rağmen seviyor seni.</p>
<p>Hatırlıyor musun peşinden koşturduğun günleri. Her seferinde rezil olmayı göze alarak yaptığın tuhaflıkları. “Aşk” diyordun sadece. “Aşkımdan yapıyorum bunları”. Sonunda kavuştun işte aşkına. Sokak başındaki çöp tenekesinin arkasında soğuktan titreyerek kurduğun hayaline kavuştun. Bana her anlattığında gözlerinin nasıl parladığını bir görseydin keşke. O zamanlarda daha iyi anlıyordum seni. Fark ediyordum böyle bir iş yapacağını aslında. Her defasında demiyor muydum “dikkatli ol, akıllı davran” diye. Uyarmamışım gibi gittin işte. Çok mu zordu biraz daha yaşayabilmek bizimle.</p>
<p>Öldüğünü ilk haber verdiklerinde inanmamıştım, biliyor musun? Bize oyun yaptığını sanmıştım. Cenazende bile gülüyordu yüzüm. “Çok iyi şaka” diyordum herkese. Bu konularda başarılı olduğunu zaten herkes bilirdi. Seni o kara toprağa gömdükten sonra bile bekledim. Günlerce bekledim. “Kesin bir yerlerden çıkıp gelecek” ümidiyle bekledim. Gelmedin ama. Gelemedin. Belki de gelmek istemedin. 6 yıl, 2 ay, 12 gün, 3 saattir yoksun yanımda dostum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/">Dosta Mektup</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/dosta-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7039</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Can Kırıkları Sokağı</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 13 Dec 2016 09:49:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Okatali]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=6350</guid>
				<description><![CDATA[<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın oğluyum ben. Islaklığa tenezzül dahi etmeyen, kuru bir kalbin tohumuyum henüz toprakla buluşmamış. Kuraklık, daha bir fazla denizin ortasında bilakis. Boşver tüm bunları… Yanlıştan çekinmek mutlu adam işi. Oysa mest oluşlarımın izbe sokaklarına rastlamaktır benim kayboluşlarım. Sonra dans edercesine hareketli, susmak bilmiyor sözcükler&#8230; Varlığını uzatmak için anlatacak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/">Can Kırıkları Sokağı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın oğluyum ben. Islaklığa tenezzül dahi etmeyen, kuru bir kalbin tohumuyum henüz toprakla buluşmamış. Kuraklık, daha bir fazla denizin ortasında bilakis. Boşver tüm bunları… Yanlıştan çekinmek mutlu adam işi. Oysa mest oluşlarımın izbe sokaklarına rastlamaktır benim kayboluşlarım. Sonra dans edercesine hareketli, susmak bilmiyor sözcükler&#8230; Varlığını uzatmak için anlatacak bir şey bulamamaktı belki de dudaklarımın tek korkusu. Yeniden ellerinden bahsetmek geçiyor içimden. Yeniden avuç içlerin kadar büyüktü dünya ve uzun görünmüyordu yıllar çizgilerinde. Birbirlerine senkronize kıvrımlarıyla şüphe var mıydı? Yoksa mükemmeli bulmuş muydu gözlerim teninin kendine özgü hallerinde? Gözlerin mi öğretmişti yıldızlara parlamayı? Ay, böylece atmıştı utangaçlığını üzerinden. Şüphe yoktu… Peki neydi tüm bunları unutturan ufalanmış gülüşlere? Can Kırıkları Sokağı pek bir kalabalık bugünlerde. Üşüdüğüm kaldırımların dumanı tütüyor sıcaktan. İlk kara düşen aşık bir adam, tekrar geçemez buralardan, üşüyemediği halde ısrarla. Ağustos, Eylül&#8230;</p>
<p>Aşk için günlerce çocuk parkında sabahlamış bir adamın babasıyım ben. Ekim&#8217;e kış düştü velakin. Yaşım sizi aldatmasın, küçük bir çocuktur yüreğim, Güneşe de çarpar gökten gelen kara da. Yüzeyi nemli ceketimin, ucu yırtık cebinde kızımın verdiği mendil,ilk defa işe yarayacaktı gözlerimden akan çamurları silmeye. Kalorifer peteklerinden uzaktayım. Televizyonun karşısında uzanışlarım pek bir umursamaz bugün bana. Ağzımdan dökülecek ne varsa bekliyor dünya, küsmüşçesine suskun&#8230; Ayağa kalkmıyor sözcükler. Yakası kalkık ceketimin, kumaşı narin cebinde üç beş kuruş&#8230; İlk defa işe yarayacaktı dudaklarımı ıslatmaya. Kuru kalbimden bir tohum bıraktım yeryüzüne, Sonuçta çocuk parklarında kendinden vazgeçmiş adamlarız ikimizde.</p>
<p style="text-align: center;">Anlamıyorum&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Hâlâ neden sevgiyle,</p>
<p style="text-align: center;">Ah be!</p>
<p style="text-align: center;">&#8221;Gümmm!&#8221; diye atıyor kalbimiz?</p>
<p style="text-align: center;">Anlayamıyorum&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/">Can Kırıkları Sokağı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/can-kiriklari-sokagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6350</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tanrım, Asuman’ı Bana Yaz!</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/tanrim-asumani-bana-yaz/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/tanrim-asumani-bana-yaz/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 28 Sep 2016 05:18:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Köroğlu]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Demirkubuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5248</guid>
				<description><![CDATA[<p>“Asuman”, dedim. “Adın üç kere geldi dilimin ucuna, seslenemedim…” “Adım olması gereken en güzel yerdeymiş…”, demesini isterdim, “Eee?”, dedi. Bekâr evi gibi dağınık bir zihinle boş boş bakıverdi gözlerime. Eee… Bu muydu yani? Bazen insanların kayıtsızlığı karşısında, keşke bu kadar sabırlı olacağıma, kaygısız olsaydım diyorum. Bir insan, bir insana elbette kederken; sahip olabileceğin en büyük [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tanrim-asumani-bana-yaz/">Tanrım, Asuman’ı Bana Yaz!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>“Asuman”</em></strong>, dedim. <strong><em>“Adın üç kere geldi dilimin ucuna, seslenemedim…”</em></strong></p>
<p><strong><em>“Adım olması gereken en güzel yerdeymiş…”</em></strong>, demesini isterdim, “Eee?”, dedi.</p>
<p>Bekâr evi gibi dağınık bir zihinle boş boş bakıverdi gözlerime.</p>
<p>Eee… Bu muydu yani?</p>
<p>Bazen insanların kayıtsızlığı karşısında, keşke bu kadar sabırlı olacağıma, kaygısız olsaydım diyorum.</p>
<p>Bir insan, bir insana elbette kederken; sahip olabileceğin en büyük lüks kaygısızlık çünkü…</p>
<p>Annemin aldığı beyaz keten masa örtüsüne bile sevindiğim yıllardı.</p>
<p>Okuldan dönerken evi görür görmez önlüğümün yaka düğmesini çözdüğüm yıllar…</p>
<p><strong>‘Kaygısızlar’</strong> oynardı birinci kanalda.</p>
<p>Eğlenirdik, gülerdik amenna, ama bu ‘kaygısız’ lafı takılır kalırdı zihnimin bir kenarında.</p>
<p><strong><em>“Kaygısız ne demek anne?”</em></strong>, demiştim.</p>
<p>Hayatım boyunca tanıdığım en kaygılı kadın, kaygısızlığın özgürlük olduğunu öğretmişti bana.</p>
<p><strong><em>“Umursamamak yani hiçbir şeyi, kaygına kalbinde oda ayırmamak…”</em></strong>, demişti.</p>
<p>Hani şiir yazsa şair olurdu annem, zaten şiir gibi de kadındı.</p>
<p>Tadı damağında kalır ya bazı şiirlerin, devamı gelsin istersin dizeler.</p>
<p>Şair okudukça okusun…</p>
<p>Annem de yaşadıkça yaşasın isterdim.</p>
<p>Dünyanın bütün çocukları için, dünyanın bütün anneleri yaşamalıydı.</p>
<p>İzi karnımda, tadı damağımda, kokusu burnumda kaldı, kendisi gitti.</p>
<p>Bazı kadınlarda annemi görürüm, bazı kaygılı kadınlarda…</p>
<p><strong><em>‘Yemeğin tuzunu attım mı?’ </em></strong>telaşı vardır hani, bir anne telaşıdır o.</p>
<p><strong><em>‘Ocağın kapattım mı?’</em></strong>, gibi…</p>
<p>Asuman’la da ilk karşılaşmamız Bağcılar otobüsünde olmuştu.</p>
<p>Yan yana oturuyorduk, düşünsene, yol boyu yan yana oturmuştuk…</p>
<p>Bir anda sıçradı yerinden, telaşlandı.</p>
<p>Gayriihtiyari, <strong><em>“Ütüyü prizde unuttum!”</em></strong>, dedi.</p>
<p>Kalbinin kırlangıç gibi attığını hissetmiş, avucumun içerisine alıp sakinleştirmeyi dilemiştim.</p>
<p><strong><em>“Sakin olun… Önce bir emin olmaya çalışın.”</em></strong></p>
<p>İster istemez rahatsız olmuştu, aramızda gelişen gereksiz samimiyetten.</p>
<p>Utandı, yere çevirdi bilye karası gözlerini…</p>
<p>Yüzüme bakmadan, küçük harflerle konuşmaya başladı.</p>
<p><strong><em>“Çekmiştim sanırım fişini, boştan yere kaygılandım.”</em></strong></p>
<p>Kaygılandım dedi ya hani, işte o an aldım sarmaladım, göğsümün içerisine sakladım onu.</p>
<p>Konuşmanın devamı gelmeliydi, birkaç kelime mırıldandım, utandım da bir miktar…</p>
<p>İneceğim durağa yaklaşırken çantasını toparlamaya başladı Asuman.</p>
<p>İçimde bir bayram sevinci beliriverdi, aynı durakta mı inecektik?</p>
<p>Hoş, ayrı duraklarda insek de, benim aklım onun indiği durakta inip, onun peşinden gitmeye devam edecekti.</p>
<p>Önce ben kalktım yerimden, kapıya yaklaştım; sonra o kalktı yerinden.</p>
<p>Tanrım, hayatımda belki de ilk kez şansımın varlığına inanacaktım.</p>
<p>İndim, o da indi.</p>
<p>Yürüdüm pasaja doğru, o da yürüdü.</p>
<p>Pasajın kapısından içeri girdim, o da girdi.</p>
<p>Küçük adımları hızlandı, topuk tıkırtısı yükseldi, Asuman alt kata indi, ben arşa yükseldim sanki.</p>
<p>Durdum merdivenin ucunda, uzaktan baktım nereye gittiğine.</p>
<p>Süzüle süzüle girdi, Terzi Cengiz Abi’nin dükkânına.</p>
<p>Mavi saten elbiseler nasıl da yakışır diye geçirdim içimden.</p>
<p>Birkaç gün sonra tekrar gördüm, tekrar ve tekrar…</p>
<p>Önceleri hiç konuşmadan, sessizce bakıp selamlaştık, sonra küçük cümleler kurmaya başladık birbirimize.</p>
<p>‘Merhaba’ ya da ‘İyi günler’ gibi… Sıradan, bilindik şeyler işte.</p>
<p>‘Bana bir şey söyle!’ der gibi baktı her defasında.</p>
<p>O bilmiyordu belki, ama ben her bakışımda <strong><em>“Gördüğüme sevindim seni…”</em></strong>, diyordum.</p>
<p>Çok sevdiğim şarkıda, söylendiği tonda…</p>
<p>Aynı otobüse bindiğimiz bir gün topladım cesaretimi, öğrenmek istedim adını.</p>
<p>Hangi kelimelerde dans ettiğini bilmeliydim isminin.</p>
<p>O Asuman dedi, ben Yavuz…</p>
<p>Asuman… Hani tüm yaralarıma pansuman olabilecek türden bir Asuman…</p>
<p>İsmi diyorum, bir insanın ismi bu kadar güzel olabilir mi?</p>
<p>Cengiz Abi’nin kız kardeşiymiş, meğer annesi vefat edince evi çekip çevirmek için okulu bırakmış, ömrümün yaban mersini…</p>
<p>Abisine yardım etmeye gelirmiş her öğle vakti.</p>
<p>Biri lisede, diğeri üniversitede iki kardeşi daha varmış.</p>
<p>Kendisi de açıktan okumaya çalışırmış…</p>
<p><strong><em>“Okuduğun kitaplarda geçsin adım Asuman, ah diline düşeyim…”</em></strong></p>
<p>Bir gün pasaja doğru yürürken karşılaştık Asuman’la, bu kez yanında levent tipli bir herif vardı.</p>
<p>Kendi cılız bileklerime baktım, aksayan bacağıma, düşük omuzlarıma; bir de yanındaki herifin kalıbına.</p>
<p>Hem utandım halimden, hem kıskandım.</p>
<p>Ben o gün Asuman’la evlendim; evlendim de, aldatıldım, ayrıldım zihnimde.</p>
<p>Aynı sokağın kaldırımlarında yürüdük Asuman da, ben de, yanındaki de…</p>
<p>Ben arkada kaldım, onlar önümde ilerledi.</p>
<p>Buz gibiydiler, ama sevgiliydiler belli, belki de nişanlı…</p>
<p>Hissikablelvuku hali…</p>
<p>Pasaja girerken kocaman avuçlarının içine aldı, Asuman’ın ince parmaklarını.</p>
<p>Havaya hazan karıştı, gönlüme hüzün…</p>
<p><strong><em>“Ah be Asuman, senin serçeliğine yakışır mı bu ala karga?”</em></strong>, dedim.</p>
<p>O günü, o geceyi Asuman’ın hayaliyle konuşarak geçirdim.</p>
<p>İsyan ettim, itiraz ettim, kızdım, kırıldım, incindim…</p>
<p>Üzüme düştüm, bir üzüm bağında sabahladım.</p>
<p>Güneş vurunca kirpiklerime, ayıldım ben de.</p>
<p>Gelişigüzel çıktım evden, yok dedim Asuman falan, <strong>dünya ahiret acım</strong> artık…</p>
<p>Kendi kendime sözler verdim, üst üste, binlerce…</p>
<p>Görmeyecek, konuşmayacak, düşlemeyecektim onu.</p>
<p>Günlerce kendi kendimi yedim, ölmek üzereyken bana ‘yaşa’ der gibi bakıyorken o adamla işi neydi?</p>
<p>Zapt edemeyince kendimi bir öğleden sonra çıktım pasajın önüne, durdum bekledim saatlerce.</p>
<p>Asuman çıkacaktı, ben peşine düşecektim.</p>
<p>Yarım saat oldu olmadı çıktı pasajdan, yürümeye başladı öyle halsiz, güçsüz, üzerine kuş tüy düşse, olduğu yere düşecekti sanki…</p>
<p>Unuttum tüm hırsımı içimdeki, seslenmek istedim, ama bir yandan da izlemek yürüyüşünü.</p>
<p>O gitti, ben gittim…</p>
<p>Bir ara ayağı sendeledi, yaprak gibi süzüldü iki gözümün çiçeği, düştü kaldı.</p>
<p>Koştum hemen yanına, su getirenler, nabzına bakanlar, kolonya koklatanlar derken, geldi kendine.</p>
<p>Çıkardım o mavi şalını, aldım boynundan…</p>
<p>Baygın bir kuş gibiydi kollarımın arasında, cana geldi.</p>
<p>İyiyim dedi, kalkmak istedi, tutundu omzumdan.</p>
<p><strong><em>Elleri olabileceği en güzel yerdeydi…</em></strong></p>
<p>Gözlerinde ikinci bir ışıltı belirdi, belirdi de gizlemek istedi.</p>
<p>Güç bela ikna ettim gideceği yere kadar eşlik etmeye.</p>
<p>Yol hiç bitmesin, zaman hiç geçmesin, Asuman hiç susmasın istedim.</p>
<p>Biraz o konuştu, biraz ben anlattım.</p>
<p>Yanında gördüğüm heriften, isminin Kazım olduğundan, eskiden çalıştığı fabrikada tanıştıklarından bahsetti.</p>
<p>Birkaç aya kalmaz evleneceklerini söyledi, hatta gelinliğini kendi diktiğini.</p>
<p>Annesinin neden öldüğünü, babasını hiç tanımadığını, abisinin zulmünü anlattı.</p>
<p>Bütün cümlelerinden sonra, ağzımda acı bir tat kaldı.</p>
<p>Salon salamanje bölmüşlerdi sanki Asuman’ı; yarısı acıydı, yarısı kaygı…</p>
<p><strong><em>“Gel be ömrümün yaban mersini, gidelim buralardan birlikte, bırakalım bütün kaygıları…”</em></strong>, demek istedim.</p>
<p><strong><em>“Kaldır şu kalbimin odalarından beyaz örtüleri… Bak bir ömürlük misafirin geldi.”</em></strong></p>
<p>Yahu ben Asuman’a <strong><em>“Allah seni bana yazsın!”</em></strong>, demek istedim.</p>
<p>O da istedi bence ya da ben istediğini düşünmek istedim, bilmiyorum.</p>
<p>Eve yaklaşırken vedalaştık, o gitti, ben arkasından bakakaldım.</p>
<p>Masmavi şalı elimde kaldı.</p>
<p>İstemsizce götürdüm burnuma, kokusu Asuman’ı kucakladı getirdi bana.</p>
<p>Adı üç kere geldi dilimin ucuna, seslenemedim…</p>
<p>O gün orada son kez gördüm Asuman’ı, 7 yıl sonrasına kadar son kez.</p>
<p>Hayatına bir kaygı da sen olma şu kuş gibi kızın dedim, ağır aksak bacağımla onu kendimden kurtarmak için çektim gittim.</p>
<p>Erdek’te, anneanne yadigârı eve yerleştim.</p>
<p>Deniz havası hangi yarayı iyileştirmezdi ki?</p>
<p>Geceleri kitap okudum, gündüzleri çay bahçelerinde geçirdim.</p>
<p>Erdek’in şu meşhur çay bahçelerinde…</p>
<p>Bir kitap yazmaya bile yeltendim; Tanrım, Asuman’ı bana yaz…</p>
<p>Gökyüzünün ciğerime dolduğu bir yerde, Asuman’ı düşünmemek imkânsızdı elbette.</p>
<p>Ama yine de gönlümü eğlemeyi bildim işte.</p>
<p>Aklıma geldikçe eski bir dosta gülümser gibi gülümsedim.</p>
<p>Dudağının kıyısına vuran küçük tebessümü hatırladıkça, bozdum ağıdımı.</p>
<p>Aklımın bir tarafında neler yaptığını düşündüm kaldım.</p>
<p>Evlendi mi, çocuğu oldu mu, hasta mı, kaygılı mı hala?</p>
<p>Ya ütüyü prizde unuttuysa, bu kez gerçekten?</p>
<p>Eğer düşünmeseydim, kafayı yerdim.</p>
<p>İçimde hayali bir Asuman büyüttüm.</p>
<p>Hani güzel bir anın hemen öncesi, o anın kendisinden daha iyi diyorlar ya…</p>
<p>Asuman’ın hayaliyle yaşamak da, gerçeğinden daha iyiydi.</p>
<p>Ömrümün sonuna kadar o hayalle yaşayabilirdim.</p>
<p>Yine de yenik düştüm merakıma.</p>
<p>7 yıl olmuştu, tam 7 yıl.</p>
<p>Asuman’ın yüzü bile bulanık bir fotoğraf gibi netliğini kaybetmeye başlamıştı hafızamda.</p>
<p>Yeniden görmeliydim onu, hayallerimin tadının kaçmaması için.</p>
<p>Bir kez daha gülmeliydi bana, umudumun yaşaması için…</p>
<p>Tam 7 yıl sonra yine geldim o pasaja, eski dostları yokladım, Asuman’ı sordum soruşturdum derken, öğrendim nerede yaşadığını.</p>
<p>Öğleden sonra üç gibiydi, gittim bekledim oturduğu sokağın girişinde.</p>
<p>Birkaç saat geçti geçmedi, Asuman belirdi, elinde kara kuru bir oğlan çocuğunun elleriyle…</p>
<p>Oturduğum duvardan kalktım hemen, telaşlandım bir anda, o da fark etti beni.</p>
<p>Bir şeyler dedi, gönderdi çocuğu, muhtemelen evine doğru.</p>
<p>Benim ben olduğumu bilerek yaklaştı, küçük adımlarla, ama kendinden emin.</p>
<p>Şaşırmış mıydı, üzülmüş müydü, kızmış mıydı hiçbir zaman anlayamadım.</p>
<p><strong><em>“Neden geldin?”</em></strong>, dedi.</p>
<p><strong><em>“Ben de kalan bir şeyi vermek için…”</em></strong>, dedim.</p>
<p><strong><em>“Al bu şalı Asuman, al ki silinsin ömrümün bütün mavilikleri. Mavilerimi al benden, al da umutlanmayayım artık! Umudun rengi mavi Asuman, bazen beyaz, ama en çok mavi&#8230; Bazen hayaller kurulur, çoğu zaman hayaller yıkılır, ama insan hayal kurarken gökyüzü hep mavidir. Sen benim gökyüzüm oldun Asuman, adın gibi… Hiç eksilmedin penceremden, bir gün bile…” </em></strong>diyemedim.</p>
<p><strong><em>“Asuman, adın üç kere geldi dilimin ucuna, seslenemedim.”</em></strong>, dedim.</p>
<p><strong><em>“Eee…”</em></strong>, dedi.</p>
<p>Öylesine soğuk, öylesine bitkin, öylesine geçkin…</p>
<p>İş işten geçti demek ister gibi…</p>
<p>-Seslenseydim dönüp bakar mıydın?</p>
<p>-Ne söyleyecektin?</p>
<p>-Gel gidelim buralardan, Erdek’te yaşayalım birlikte…</p>
<p>-Neden demedin?</p>
<p>-Desem gelir miydin?</p>
<p>-Gelmek isterdim…</p>
<p>-Peki, şimdi?</p>
<p>-Mutluluk yanımızdan geçip gitti…</p>
<p>Ben zaten bu bacakla yakalayamazdım.</p>
<p>Zeki Demirkubuz’un kahramanları gibi, orada öylece kaybolup gittim.</p>
<p>Hiçbir aydınlığa erişemeden…</p>
<p>O yine gitti, ben yine arkasından baktım.</p>
<p>Elimde mavi bir şal, dilimde yalnızca bir cümle kaldı, Asuman’dan bana yadigâr:</p>
<p>Mutluluk yanımızdan geçip gitti…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/tanrim-asumani-bana-yaz/">Tanrım, Asuman’ı Bana Yaz!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/tanrim-asumani-bana-yaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5248</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Her Eylül’e Bir Mayıs Aşkı Gerek…</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/her-eylule-bir-mayis-aski-gerek/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/her-eylule-bir-mayis-aski-gerek/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 11 Sep 2016 08:00:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar mevsimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5100</guid>
				<description><![CDATA[<p>Sonbaharın serinliği ile sıcaktan bunalan salyangozlar gizlendikleri toprak altından yavaş yavaş çıkmaya başladılar. Yazın olanca sıcağında kavrulan vücutları, yağmurun ilk damlalarıyla yeniden hayat buldu. Hayatta kalmayı başarabilenler toprakta bıraktıkları izlerle canları pahasına çoğalmaya, yaşama ayak diretmeye devam edecekler… Sonbahar yağmurları başladığında en büyük endişelerimden biri daha küçücük bir çocukken den beri, yoluma çıkan salyangozların üzerine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-eylule-bir-mayis-aski-gerek/">Her Eylül’e Bir Mayıs Aşkı Gerek…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbaharın serinliği ile sıcaktan bunalan salyangozlar gizlendikleri toprak altından yavaş yavaş çıkmaya başladılar. Yazın olanca sıcağında kavrulan vücutları, yağmurun ilk damlalarıyla yeniden hayat buldu. Hayatta kalmayı başarabilenler toprakta bıraktıkları izlerle canları pahasına çoğalmaya, yaşama ayak diretmeye devam edecekler…</p>
<p><em>Sonbahar yağmurları</em> başladığında en büyük endişelerimden biri daha küçücük bir çocukken den beri, yoluma çıkan salyangozların üzerine basmaktır. Ayağımın altında çıtırdayan bir canlıyı hissetmek ben de adeta bir fobi halini almıştır. Bu korku yüzündendir ki çok şükür, hiç bu güne kadar böyle bir şey başıma gelmedi. Ne zaman sonbahar gelip havalar soğumaya başlasa, hele ki yağmur yağmışsa hoplaya zıplaya yürürüm yolda. Başım hep öne eğik nereye bastığıma çok dikkat ederek atarım adımlarımı. Onların bir kaplumbağadan bile daha yavaş hayatları, o vurdumduymaz tavırları ve asaletli kabuklarıyla toprak üzerindeki vakur yürüyüşlerine hayran kalırım. Yaşamlarının zorluklarına rağmen, hiç şikâyet etmeden hayatın tadını olabildiğince çıkardıklarına inanırım. Kışın soğuğuna ve yazın sıcağına dayanamaz narin vücutları. Bu yüzden sürekli saklanırlar, hem kış hem yaz uykusuna yatan ender hayvanlardandır salyangozlar… Nemli ortamda yaşamak zorunda olduklarından, yağmurlarla birlikte başlar hayatları…</p>
<p>O kadar yavaş hareket ederler ki, insanoğlunun hız tutkusuna inat yaşamak kokar her hareketleri, nereye gittiklerini, ne yaptıklarını bilen bilge bir tavırları vardır. Tek başlarına yaşarlar, eğer toprak altına giremezlerse kışın soğuktan, yazın sıcaktan ölürler. Saklandıkları kabuklarının içinde 3-4 ay hiçbir şey yemeden yaşayabilirler.</p>
<p>Hermafrodit (dişi ve erkek) olduklarından kendi kendilerine üreyebilen türleri mevcuttur. Ama çoğunlukla başka bir salyangoza ihtiyaç duyarlar. Bir tek çiftleşmede 2-3 yıllık yumurta depolayabilirler. Birçok doğa bilimci salyangozların çiftleşmeleri üzerine araştırmalar yapmıştır. Çünkü bir sanatçı gibidirler. Bir kaç saat süren uzun ve estetik bir seremonidir onların aşkları… Ortalama beş ila on yıl yaşadıkları düşünülecek olursa, bu seremoninin önemi daha iyi anlaşılır…</p>
<p><strong>Eylül</strong> ayının sonları ve Ekim ayının başlarında iklim yapısının uygunluğuna göre kış uykusuna girerler. Yine Mart &#8211; Nisan sonu gibi de çıkarlar. <strong>Mayıs</strong> ayı üreme mevsimleridir. Hava sıcaklığının en uygun olduğu aydır Mayıs… Üreme sonrasında yorgun düştüklerinden yazın pek ortalarda görünmezler. Eylül gelip çatana kadar…</p>
<p><strong>Eylül’ü sonbahar güzelliğiyle yaşayıp Mayıs gibi âşık olur salyangozlar.</strong> Tıpkı benim gibi… Yılın en güzel iki ayında Eylül ve Mayısta korkusuzca kendini yaşama adayıp, ölüme inat yaşam kokarlar…</p>
<p><strong><em>Mayısın aşkıyla Eylül’ün lezzetini yaşamayı bilen yegâne canlılardır salyangozlar…</em></strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/TkGTwwhfdLg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/her-eylule-bir-mayis-aski-gerek/">Her Eylül’e Bir Mayıs Aşkı Gerek…</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/her-eylule-bir-mayis-aski-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5100</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sevgi Üzerine Çeşitlemeler</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Aug 2016 06:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bedri Rahmi Eyüpoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bertolt Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun Sabah - Hatıram Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4839</guid>
				<description><![CDATA[<p>Coşkun Sabah’tan Hatıram Olsun! Aşk bu işte! Duyduğun tek bir şarkı ile dünyan bir anda harap olabiliyor… Hele bir de güne rüyayla başlamışsan… Sevdiğini görmüşsen uzun bir aradan sonra sabah uykusunda… Özlem dayanılmaz olmuşsa bunca aradan, bunca acıdan, uzaklıktan, kırgınlıktan sonra… Yerle yeksan olmuş yüreğin hala çarpıyorsa yalnız onun için, ne kadar ret etsen unuttum [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/">Sevgi Üzerine Çeşitlemeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>Coşkun Sabah’tan Hatıram Olsun!</h2>
<p>Aşk bu işte! Duyduğun tek bir şarkı ile dünyan bir anda harap olabiliyor… Hele bir de güne rüyayla başlamışsan… Sevdiğini görmüşsen uzun bir aradan sonra sabah uykusunda… Özlem dayanılmaz olmuşsa bunca aradan, bunca acıdan, uzaklıktan, kırgınlıktan sonra… Yerle yeksan olmuş yüreğin hala çarpıyorsa yalnız onun için, ne kadar ret etsen unuttum desen de, tek bir anda duyduğun tek bir şarkıyla geri geliverir unuttum dediğin ne varsa ne yoksa…</p>
<p>Vuslatı olmayan aşklar yakıcıdır. Kara sevdadır, dermanı yoktur… Yerine başka hiçbir şeyi koyamazsın dünyalık… Allah aşkından başka… Böyle der tasavvuf ilmi… Anlarsın Kays’ın neden adını bile yitirip Mecnun olduğunu… Çöllerin derdine deva olamayışını, onu bir çöl rüzgârına katıp oradan oraya sürükleyip duruşunu… Tarifi yoktur aşkın, ondan daha güçlü bir duygu var mıdır? Sanmam. Olmayan ne bilsin, ama aşkı hayatında bir kez olsun adam akıllı yaşamış bir kimse için, başkaca ne var diye sorsanız HİÇ diyecektir size… Sadece HİÇ!</p>
<p>Hiç olmak sevginin okyanusunda bir damla olmak demektir. Sevgi tek bir maddi varlığa yüklenen mana olamaz, olmamıştır da zaten doğası gereği… Maşuk aşığının derdiyle dertlenir, aşkının nefesiyle nefeslenir kanı canı aşk kokar… Öyle bir hal gelir oturur ki önünden ekmeğini alsanız ses çıkarmaz, sevdiğinin adını anan biri olsa yanında, sarılıp boynuna öpesi gelir…</p>
<p><strong>Mevlana</strong>’ya bir gün bir adam gelir ve Şems’den haber getirdim der… Mevlana üstünde başında ne varsa çıkarıp adama verir.</p>
<p>Derler ki adam doğru haber getirmedi size, yalan söylüyordu…</p>
<p>Mevlana, evet der biliyorum, zaten haber doğru olaydı canımı verirdim…</p>
<p>Doğu mistisizmi aşkı DNA’larına kodlanmış şifreleriyle yaşar… Bir tek sözcükle anlatamadığı için hissettiklerini, aşk der adına, sevgi der yetmez, sevda der, hatta o da yetmez kara sevda diye vurgulamaya çalışır anlaşılmak adına… Halk sanatının her alanına bir simge koyar… Türkülerine, folkloruna işler oya gibi sevdasını…</p>
<p>Batı kültüründe ise aşkın derin duygularına kendini kaptırıp koy vermeye pek sıcak bakılmaz… Yanmak, yakılmak, aşkından verem olmak, çöllere düşmek kabul gören bir durum değildir… Romeo ve Juliet tipi aşklara içten içe bir hayranlık duyulsa da, pek inandırıcı gelmez batı insanına… Ama böylesi aşkları yaşamak için de zemin arar bir anlamda…</p>
<p>Bertolt Brecht Sevgi Üstüne adlı yazısında şöyle der; “Sevenler tarihsel bir şeyler katarlar bu sevgiye, sanki bir gün tarihi yazılacakmış gibi. Onlar için kusursuzlukla tek bir kusur arasındaki fark korkunçtur. Oysa dünya bu farkı rahatça göz ardı edebilir. Sevgilerini olağandışı bir şey kılarlarsa, bunu yalnızca kendilerine borçlu olurlar; başaramazlarsa kendilerini sevdiklerinin kusurlarıyla pek de mazur gösteremezler, tıpkı halk önderlerinin kendilerini halkın kusurlarıyla mazur gösteremeyecekleri gibi&#8230;”</p>
<p>Epik tiyatronun kurucusu büyük usta bile sevgi adına yazmadan duramamıştır. Sevginin doğasına dokunmayıp yabancılaştırma efektini siyasi platforma taşımıştır… İki insan arasındaki ilişkiyi bir üretim haline dönüştürüp, sevginin bireyleşmesini fabrika dişlilerine katarak toplumsal bir olgu haline getirmeye çabalamıştır.</p>
<p>Son sözü bir başka ustaya bırakalım öyleyse;</p>
<p>“Bütün kitapları yakmalı<br />
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır<br />
Kitaplara göre insan<br />
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş<br />
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır<br />
Aptaldır, hastadır, kahramandır<br />
Bütün kitapları yakmalı<br />
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.<br />
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler<br />
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar<br />
Bir tek meyve veren dalı keserler<br />
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı<br />
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli<br />
Bir tek meyve veren dalı kesmeli<br />
İnsan dediğin derya misali<br />
Üstünde milyonlarca dalga<br />
İçinde kıyametler kopmalı<br />
İnsan dediğin derya misali</p>
<p>Uçsuz bucaksız olmalı. “</p>
<p><strong>Bedri Rahmi Eyüpoğlu</strong></p>
<p>Kim haklı karar vermeden önce bir de <strong>Coşkun Sabah</strong>’a kulak verin… Bakalım yüreğiniz hangisine eğilim gösterecek…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/C4CDxKK1ucM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/">Sevgi Üzerine Çeşitlemeler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sevgi-uzerine-cesitlemeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4839</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İşte Yine Karşımdasın</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/iste-yine-karsimdasin/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/iste-yine-karsimdasin/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 11 Jul 2016 13:30:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Betül Gür]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4398</guid>
				<description><![CDATA[<p>İşte yine karşımdasın. Sen farkında değilsin tabi. Mavi kapşonun, yana atılmış saçların ve gülüşün&#8230; Her zamanki gibi arkadaşların yanında. Sana bakıyorum. Uzun uzun bakıyorum&#8230; Her hareketini kazıyorum aklıma.Kalbimi paramparça eden adamın bir gülüşü için ömrümü verebilecek kadar çok seviyorum.  Göz göze geldiğimiz her sefer yeni bi yara bana&#8230; Bunları okumayacaksın biliyorum ama olur da okumaya [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iste-yine-karsimdasin/">İşte Yine Karşımdasın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İşte yine karşımdasın. Sen farkında değilsin tabi. Mavi kapşonun, yana atılmış saçların ve gülüşün&#8230; Her zamanki gibi arkadaşların yanında. Sana bakıyorum. Uzun uzun bakıyorum&#8230; Her hareketini kazıyorum aklıma.Kalbimi paramparça eden adamın bir gülüşü için ömrümü verebilecek kadar çok seviyorum.  Göz göze geldiğimiz her sefer yeni bi yara bana&#8230; Bunları okumayacaksın biliyorum ama olur da okumaya karar verirsen, seni seviyorum bayım&#8230; Bazen o kadar sen oluyorum ki yanında olmadan&#8230; Ben sende mahsur kalmışım uzun zamandır&#8230; Sana her baktığımda sanki ilk defa görüyormuşum gibi, öyle güzel, öyle taze yaram&#8230; Ben ellerini tutup huzurun en masumunu tatmak, sımsıkı sarılıp aramızdan rüzgarın bile geçememesini istedim. Senin için kimse böyle iç çekmedi, kimse hayalini kurup mutlu olmadı. Yıkık haldeyim işte, sanki büyük bi kargaşanın ortasında bulmuş gibiyim kendimi&#8230; Başkasın, bambaşkasın&#8230; Ben senden ne kaçabildim, ne vazgeçebildim. Ben sadece, seni sevebildim&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/iste-yine-karsimdasin/">İşte Yine Karşımdasın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/iste-yine-karsimdasin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4398</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bir Kadının Son Notu</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 07 Apr 2016 10:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Yasemin Tok]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=3026</guid>
				<description><![CDATA[<p>Gidelim buralardan&#8230; Ne bileyim işte kimsenin bizi bulamayacağı yerlere gidelim mesela, ya da atların yüzebildiği yerlere gidelim ama gerçekten yüzebildiği denizlerin derinliklerine kadar inebilen atlar olmalı gittiğimiz yerde yoksa o atlar neye yarar. Çocukların hiç büyümedikleri yerlere gidelim mesela, hiç büyümesin çocuklar hep çocuk kalsınlar, şimdi meraklı gibi soracaksın “iyi de çocuk dediğin nasıl büyümez? [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/">Bir Kadının Son Notu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Gidelim buralardan&#8230; Ne bileyim işte kimsenin bizi bulamayacağı yerlere gidelim mesela, ya da atların yüzebildiği yerlere gidelim ama gerçekten yüzebildiği denizlerin derinliklerine kadar inebilen atlar olmalı gittiğimiz yerde yoksa o atlar neye yarar. Çocukların hiç büyümedikleri yerlere gidelim mesela, hiç büyümesin çocuklar hep çocuk kalsınlar, şimdi meraklı gibi soracaksın “iyi de çocuk dediğin nasıl büyümez? yani çocuk kaç yaşında büyümüş olur ki?” ben de hemen soracağını önceden biliyormuş gibi cevap vereceğim, içi büyümesin çocukların temiz kalsınlar, küçük şeylerden mutlu olsunlar, büyükler bir zamanlar çocuk olduklarını unuttukları zaman büyümüş olurlar işte. Paraya önem vermesin çocuklar ya da bir dakika paraya önem verilmeyen yerlere gidelim biz ama sadece ikimiz başkaları gelmesin sen seversin kalabalık olmayı, sıra sıra gezmeyi ama ben seni severim. Senle olmayı baş başa kalmayı daha çok severim. Sana bakmayı, seni izlemeyi, yemek yiyişini, kahve içişini, bakışlarını, duruşunu, çikolata gözlerini… Neyse, ne diyordum gidelim buralardan baş başa olduğumuz yerlere gidelim mesela, ya da balıkların uçabildiği yerlere gidelim ama gökyüzünün sonlarına kadar uçabilsinler. Ne var canım uçsun işte balıklar ne olmuş. En güzeli insanların sustuğu yerlere gidelim biz. Gerçekten en güzeli bu, düşünsene kimse konuşmuyor sadece hayvanların sesleri, yaprak hışırtıları, dalga vuruşları, belki bir piyano sesi ama insan sesi yok, konuşma sesleri, gülme sesleri, bağırma sesleri, kavga sesleri hiç biri yok. Araba sesleri de olmasın. İnsanlar yürüsün yürüyün canım ne olacak eskiden araba mı varmış hem doğa da kirlenmez o iğrenç egzoz gazlarınızdan kurtuluruz. Araba dediysem sadece araba değil taşıtların hiç biri olmasın arabalar, motosikletler, vapurlar, uçaklar hiç biri olmasın hayat daha güzel olur belki.. Savaşların olmadığı yerlere gidelim, kimsenin kimseyi öldürmediği ya da öldürmek zorunda kalmadığı yerlere gidelim, bombaların patlamadığı, en önemlisi de masumların ölmediği yerlere gidelim. Ne çok gidelim dedim bence biz gerçekten gidelim. Peki, yanımıza ne alalım. Bir koli çikolata olsun ya da iki mi olsa? Senin için de kitap alalım birden fazla sayıda ama benim okumam için, sen benim sana kitap okumamı daha çok seversin bilirim. Okurum ben sana kitap, en çokta ben okurken dizime uzanıp saçlarımla oynamanı severdim bende. Bunu sana hiç söylemedim ne bileyim söylemedim işte. Kaç kitap alsak acaba sen kitap almaya bayılırsın seversin kokularını, kapaklarını, yazılarını, düşüncelerini bende en çok okumayı severim. O özenle düzenlediğin kitaplığında yüzlerce kitap vardı her zaman tozlarını alıp düzenleyip tekrar koyardın raflarına ben de sana öyle olur mu hiç diye çıkışmıştım, kitap bu okunmadan olur mu? Kitaplığına dünya sığdırmışsın okumadan olmaz düzenleme kitaplarını bırak kendi yerlerini kendileri seçsinler, bırak tozlansınlar tozlu raflardan al oku kitaplarını her kitap yeni bir dünya aç yeni dünyaların kapılarını demiştim. Bir şey dememiştin gülmüştün sadece zaten hep gülerdin benim sözlerime ne güzel de gülerdin içim giderdi bazen sırf yeniden gül diye saçma sapan konuşurdum yeniden gül de içim gitsin yeniden gül de içim ısınsın günüm güzel geçsin diye, o günden sonra karışmadın kitaplığına. Hep ben dokundum o kitaplığına. Sen kitaplar aldın ben de sana okudum o kitapları.</p>
<p>Kitapların nasıl? Benden başkası dokunmaz onlara dokundurtmazsın bilirim. Hadi gel eskiye dönelim yemek yapalım yine seninle. Sen benim zorumla salata yap yine, ben de o sevdiğin tavuklu yemekten yapayım. Sonra beraber sosunu hazırlayalım tavuğun. Ben bütün işlerimi konuşa konuşa yapayım sen de sadece bana gül, zaten dedim ya sırf sen bir kere daha gül diye ben saçmalarım. Sonra sofrayı hazırlayalım sen o sevdiğin yeşil mavi çizgili cam bardağını al ben de öylesine sıradan bir bardak, önemli değildi benim ne de ne içtiğim ne de ne yediğim önemli olan sendin senin varlığını kendi varlığımla azaltamazdım ben yapamazdım bunu. Sonra oturalım karşılıklı sarı ve mor çiçekli masamızda, senin sevdiğin yemeği yiyelim. Sadece senin sevdiğin şeyleri yapalım istiyorum ben. Eve geç geldiğinde yemek hazır olsun masada ya da sabah uyandığında şekersiz kahven beyaz bardağında hazır olsun. Bütün yemekler sadece senin sevdiklerin olsun, bütün çiçekler sadece senin kokladıkların olsun, bütün kahveler şekersiz ve beyaz bardakta içilsin ya da bunların hepsinin böyle olmasından vazgeçip hepsinin sadece sana özel kalmasını mı sağlasam? Evet evet hepsi sana özel kalmalı kimse senin yaptıklarını yapmamalı kimse senin gibi olmamalı kimse kahvesini şekersiz ve beyaz bardakta içmemeli bunlar sana ait başkasının olmamalı sevgilim.</p>
<p><strong>Son Not:</strong> Bir dizi de duymuştum adını hatırlamıyorum bilirsin unutkanlık biz de aile geleneği. Dizi de adam kadına “bir inanışa göre söylediğimiz her cümle, her kelime yani ağzımızdan çıkan her harf sonsuza kadar yankılanırmış yani ben sana Seni Seviyorum dersem bu sonsuza kadar yankılanır ve ben sana sonsuza kadar Seni Seviyorum demiş olurum” demişti. Şimdi ben de sana söylüyorum “<em>Seni Seviyorum.</em>”</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/">Bir Kadının Son Notu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/bir-kadinin-son-notu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3026</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Göreceksin Kendini</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 03 Mar 2016 07:41:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[ağaç kapmaca]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Eros]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Narkissos]]></category>
		<category><![CDATA[Nergis]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2505</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 7 Ağaçlara dokundunuz mu hiç? Elinizi kabuklarında gezdirdiniz mi bir kerecik olsun? O sert dokularına sürdünüz mü yüzünüzü? Anlamak için onların sessiz dostluğunu, dokunun yeter… Deneyin, önce kapatın gözlerinizi ve sarılın bir ağaca, sıkı sıkıya… Korkmayın sarılın, insanoğlu gibi vurmazlar sizi arkanızdan… Merak etmeyin hisseder bir ağaç sevildiğini ve sessizce [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/">Göreceksin Kendini</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle &#8211; 7</strong></p>
<p>Ağaçlara dokundunuz mu hiç? Elinizi kabuklarında gezdirdiniz mi bir kerecik olsun? O sert dokularına sürdünüz mü yüzünüzü? Anlamak için onların sessiz dostluğunu, dokunun yeter… Deneyin, önce kapatın gözlerinizi ve sarılın bir ağaca, sıkı sıkıya… Korkmayın sarılın, insanoğlu gibi vurmazlar sizi arkanızdan… Merak etmeyin hisseder bir ağaç sevildiğini ve sessizce teşekkür eder yapraklarının arasından, dinleyin… Sonra tanımaya çalışın onu, hangi ağaç olduğunu bulmaya çalışın… Kokusundan, dokusundan… Yapraklarından belki ona ulaşmaya, köklerinden inmeye çalışın toprağına… Pişman olmayacaksınız…</p>
<p>Okulumuzun küçük bir bahçesi vardı içinde ağaçları olan… Teneffüslerde soluğu doğruca bahçede alırdık, beton zeminden kurtarıp kendimizi, atardık ağaçların kucağına, toprağa… Zil çaldı mı yayından fırlayan oklar gibi adeta… Kapmak için ağaçları…</p>
<p>İlkokul üçüncü sınıftayım… Büyük- küçük bütün çocukların tek neşesi bu ağaçlar ve oyunumuz “ ağaç kapmaca”… Kızlı erkekli; kim tutarsa ilk, onundur ağaç sanki… Sona kalan ebe olur! Teneffüsün sonuna kadar kapamazsa bir ağaç, diğer teneffüs yine ebe; o olur…</p>
<p>Duvarın dibindeki ağaca göz dikerdim genellikle… Pek kimse istemezdi meşe palamudunu… En uzak o diye diğerlerine…</p>
<p><em>O gün yine kapayım derken, birde baktım <strong>O</strong> da kapmış benim palamudu… İkimiz aynı anda sardık gövdesini ağacın, ellerimiz değdi birbirine… Gözlerimiz gözlerimize… Su yeşili bu nasıl bir şey böyle! Sarı saçları uzuncaydı hafif… Beyaz teni parlak, gözlerimin içine bakarak </em></p>
<p><em>“Tamam ebe ben olayım” dedi ve gitti… Yüreğimi de alıp, sarıldığım ağaca sımsıkı beni bağlayıp…</em></p>
<p>Okulumuza ve sınıfımıza yeni gelmişti. Babası hava subayı olduğu için başka bir ilden tayin olmuşlardı… Annesi Türkçe öğretmeniydi… O yüzden mi nedir Türkçesi çok iyiydi, hikâyeleri hep ona okuturdu öğretmenimiz… Ses tonundaki yumuşaklıkla onu sonsuza kadar dinleyebileceğimi düşünürdüm… Kelimeler ağzından tek tek çıkar, virgül ve noktalarda nefeslenir ve tekrar okumaya başlardı…</p>
<p><em>Türkçe derslerini ne çok sevmiştim artık… Sadece Türkçe derslerini mi acaba?</em></p>
<p>Kızlar teneffüslerde kol kola gezerken bahçede, kendi aralarında fısıldaşıp konuşurlardı, ama değilsen gruplarından seni aralarına almazlardı…</p>
<p>Gruplarından değildim, bana göre değildi… Tek bir arkadaşım vardı o kadar. Annelerimizin birbirimize gitmesine izin verdiği… Eve dönüş yolunda ordan burdan konuştuğumuz, beraber ödev yaptığımız. Bir gün dayanamadık ve açıldık birbirimize… Böylece <strong><em>O</em></strong>nun nerde oturduğunu öğrendim, bir kız kardeşi olduğunu… Futbol oynamayı çok sevdiğini… Ve daha başka şeyleri… Çocuklukta aşk başkadır… Bir oyuncayı paylaşır gibi paylaşırsın sevdiğini, kıskanmak aklının ucuna gelmez, bilirsin senin olmadığını; bilirsin kimsenin olmadığını…</p>
<p><strong>Olabildiğince özgürdür AŞK çocuklukta, büyüdüğünde HİÇ olamayacağı kadar… </strong></p>
<p>Hayalinde senindir çünkü. Elini tutamaz, gidip dokunamaz, konuşamazsın bile ama… Adını söylersin içinden. Defterine kenar süsü yaparsın baş harflerinden… Kimse anlamasın diye rumuzlu… Boyarsın her harfini gökkuşağı renginde… Ağaçlar bilir bir tek sevdanı, sır saklayan  o ağaçlar… Bilgece gülümserler sana, otururken gölgesinde… Gözlerin gökyüzünde, hayallerinin izinde…</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/xvvZxV2uGUg?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p style="text-align: center;">Çocukluk rüyanda</p>
<p style="text-align: center;">Elele okul yolunda</p>
<p style="text-align: center;">Aniden başlayan</p>
<p style="text-align: center;">İlk gönül macerasında</p>
<p style="text-align: center;">Aşkına inanmayıp</p>
<p style="text-align: center;">Akan gözyaşımda</p>
<p style="text-align: center;">&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Görecek göreceksin kendini</p>
<p style="text-align: center;">O kırılan aynada</p>
<p style="text-align: center;">Beni ve ölümsüz sevgimi</p>
<p style="text-align: center;">Mutluluk arayan</p>
<p style="text-align: center;">Her genç kızın hülyasında</p>
<p style="text-align: center;">Sevgiyi inkar eden</p>
<p style="text-align: center;">Bu bencil ve nankör dünyada</p>
<p style="text-align: center;">Köşesine büzülmüş</p>
<p style="text-align: center;">Hayattan korkanlarda</p>
<figure id="attachment_2507" aria-describedby="caption-attachment-2507" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg" rel="attachment wp-att-2507"><img class=" td-modal-image wp-image-2507 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg?resize=600%2C581" alt="Nilüfer &quot;Göreceksin Kendini&quot;" width="600" height="581" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/03/nilufer-goreceksin-kendini.jpg?resize=300%2C291&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2507" class="wp-caption-text">Nilüfer &#8220;Göreceksin Kendini&#8221;</figcaption></figure>
<p>Nilüfer ve Göreceksin Kendini…  O yıl çıkmıştı plağı ve evlerimizde halen misafir muamelesi gören siyah- beyaz televizyonlarımızda çokça çalınır olmuştu. Sözlerini ezberlemiştik. Hayatımızı uydurmuştuk bu sözlere… Küçüçük yüreklerimize kocaman sevdalar sığdırmıştık bu sayede…</p>
<p><strong>Nergis çiçeklerinin gölgesinde…</strong></p>
<p>Narkissos’un hikayesini okuduk bir gün Türkçe dersinde, <strong>O okumuştu, o yumuşak güzel sesiyle…</strong></p>
<p>“ <em>Efsaneye göre dünyanın en güzel, yakışıklı erkeği Narkissos, Karaburun’da yaşar. Bu güzel ve yakışıklı erkeğe civarda yaşayan tüm kızlar, hatta periler bile aşıktır.</em></p>
<p><em>Narkissos’tan yüz bulamayan perilerden biri Tanrı Zeus’a yalvararak Narkissos’un cezalandırılmasını ister. Tanrı perinin bu isteğini kabul eder ve</em></p>
<p>“<em><strong>Başkalarını sevmeyen kendisini sevsin</strong></em>”der.</p>
<p>Erkek güzeli Narkissos bir gün su içmek için göle eğildiğinde suda kendini görür ve kendi kendine aşık olur; kendine bakmaya doyamaz,  aşkına karşı koyamaz ve yine kendine bakarken bir gün düştüğü gölde boğulup ölür.</p>
<p>Narkissos’a aşık periler sevdikleri yakışıklı adamı sudan çıkarıp gömmeyi düşünürlerken, sudan hiç bilmedikleri, görmedikleri bir çiçek çıkmaya başlar. Periler rengiyle, kokusuyla çok beğendikleri çiçeğe Narkissos adını verirler. Nergis adı da buradan gelir.”</p>
<p><em>Bizim kıyıda köşede kalmış okulumuzun en yakışıklı erkeğine de, bu hikâyeden hareketle Narkissos adını verdi kızlar. İki  “S” den ilkine vurgu yaparak… Tatmak için aşkın tadını, nasibimiz ölçüsünde sahiplendik bizde bu ortak aşı… Eros’un kepçesinden artık ne düşerse kısmetimize… Farklı düşler, farklı hasletlerde…  FAKAT! Aynı aşkın ümitsiz hasretinde…</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/">Göreceksin Kendini</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/goreceksin-kendini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2505</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şarkılarda Aşk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sarkilarda-ask/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sarkilarda-ask/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 27 Feb 2016 10:06:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Merve Altunkaya]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[aşkı anlatan şarkılar]]></category>
		<category><![CDATA[Emel Sayın]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Evgin]]></category>
		<category><![CDATA[Fesubhanallah]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Önal]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[şarkılar]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Müren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2430</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bizim yerimize kurulan tüm cümlelerdir şarkılar. Hani bilmediğimiz bir şarkının devamını tahmin etmek gibi. Şarkı beste ve güftelerin ses bulduğu bir dizin değil bana göre. Şarkı; Bizim başımıza esen yellerin başkalarının fırtınalarından kalan, yaşatılan aynı şeylerin, yaşattığı aynı duygudur aslında. Mesela, mutluluğu bekler bazen gözlerimiz pencerede.. Patlatırız o Hababam Sınıfıyla bildiğimiz &#8220;Fesubhanallah&#8220;ı. Arkası gelmez bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sarkilarda-ask/">Şarkılarda Aşk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim yerimize kurulan tüm cümlelerdir şarkılar. Hani bilmediğimiz bir şarkının devamını tahmin etmek gibi. Şarkı beste ve güftelerin ses bulduğu bir dizin değil bana göre.</p>
<p><strong>Şarkı;</strong></p>
<p>Bizim başımıza esen yellerin başkalarının fırtınalarından kalan, yaşatılan aynı şeylerin, yaşattığı aynı duygudur aslında. Mesela, mutluluğu bekler bazen gözlerimiz pencerede.. Patlatırız o Hababam Sınıfıyla bildiğimiz &#8220;<em>Fesubhanallah</em>&#8220;ı. Arkası gelmez bu dertlerimize bir fesubhanallah çeker bize de güler diyerekten kader, umuda bağlarız yüreğimizi boğan düğümleri. Sonra biri giriverir hayatımıza&#8230; Hissetmediğimiz şeyleri yaşatır bize. Kalbimiz kuş olur çırpınır içimizde. Her gün onlarca kişi geçer de yanımızdan bir yan gözle bakmayı bile ihanet belleriz ona karşı yapılan. Açarız telefondan bir&nbsp; <em>Füsun Önal</em>, gözümüz görmüyor&nbsp; deriz senden başka. Olur da dönerse diye arkasını bize, rica ederiz <em>Zeki Müren</em>&#8216;e söyleyiverir&nbsp; &#8220;Gitme sana muhtacım&#8221; diye.&nbsp; İnat edip de giderse eğer, sevmemiş deyip kalbimize gömeriz unutup da sileriz o zaman. <em>Erol Evgin</em>&#8216;i de yoldaş edip kendimize günahlarımızla sevaplarımızla alıp başmızı gideriz bi yerlere. Hani olurya otururuz bir masaya kemancı geliverir yanımıza. Şimdi de odur başımızın tacı, dertli dertli çal be kemancı. Nasıl geçtiğini bilmeden zamanın, akşam olup karanlığa kalırsak, derin derin uykulara dalarsak uyandırma deriz <em>Emel Sayın</em>&#8216;a. Sen de öyle demiyor muydun? Onu görebilmek için güneşi söndürmüyor muydun?</p>
<p>Aradan yıllar geçer ama gözümüz hala&nbsp; pencerede. Uzaktan&nbsp; görünür gül cemali, yanında şarkıların efendisi. Başlarlar ardından kül etmeye dizeleri</p>
<p style="text-align: center;">&#8220;Ben de unutamadım geçse de yıllar</p>
<p style="text-align: center;">Seviyorum seni dünyalar kadar</p>
<p style="text-align: center;">Dudağımda ismin gözümde yaşlar</p>
<p style="text-align: center;">Bir Tanrı&#8217;yı bir de beni sakın unutma</p>
<p style="text-align: center;">Çınladın durdun kulaklarımda</p>
<p style="text-align: center;">Süzülen yaşsın yanaklarımda</p>
<p style="text-align: center;">Bir şarkı oldun dudaklarımda</p>
<p style="text-align: center;">Senin sevgini söyledim durdum&#8221;</p>
<p>Açıp kollarını beklerse bizi, kıyamayıp gözyaşına, koşuveririz&nbsp; yanına. Başlarız sonra kadınız sonuçta, yılların intikamını çıkartırız dırdırla. &#8220;Sen gidinceeeee bak neler olduuuuu&#8221;, diyerekten anlatmaya&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sarkilarda-ask/">Şarkılarda Aşk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sarkilarda-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2430</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/#comments</comments>
				<pubDate>Wed, 24 Feb 2016 08:03:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[Don Kişot]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[Hicaz]]></category>
		<category><![CDATA[Hicaz Makamı]]></category>
		<category><![CDATA[makara teyp]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[Süpermen]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki Müren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2379</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 6 Çocuğum ben; oyun oynamaktır işim, Sormayın oyuncağın nedir diye? Ne bulursam odur derim, çünkü her şey benim… Bir kumaş bulurum kırmızı! İşte pelerinim … İster uçarım artık; Süpermenim… İster küçük prenses; Beyaz atlıyı beklerim… Bir sopa mı budum? Kılıçtır kuşanılmış… Seç! İster Don Kişot ol, ister Malkoçoğlu… Artık neresindeysen [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/">Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 6</strong></p>
<p style="text-align: center;">Çocuğum ben; oyun oynamaktır işim,</p>
<p style="text-align: center;">Sormayın oyuncağın nedir diye?</p>
<p style="text-align: center;">Ne bulursam odur derim, çünkü her şey benim…</p>
<p style="text-align: center;">Bir kumaş bulurum kırmızı!</p>
<p style="text-align: center;">İşte pelerinim …</p>
<p style="text-align: center;">İster uçarım artık;</p>
<p style="text-align: center;">Süpermenim…</p>
<p style="text-align: center;">İster küçük prenses;</p>
<p style="text-align: center;">Beyaz atlıyı beklerim…</p>
<p style="text-align: center;">Bir sopa mı budum? Kılıçtır kuşanılmış…</p>
<p style="text-align: center;">Seç!</p>
<p style="text-align: center;">İster Don Kişot ol, ister Malkoçoğlu…</p>
<p style="text-align: center;">Artık neresindeysen dünyanın…</p>
<p style="text-align: center;">Bir yastık ise kucağımdaki; odur bebeğim,</p>
<p style="text-align: center;">Masa altlarına kuruludur evim.</p>
<p style="text-align: center;">Çamurlardan yemek yaparım,</p>
<p style="text-align: center;">Gazoz kapaklarından tabak,</p>
<p style="text-align: center;">Sunarım hayalimde misafirlere…</p>
<p style="text-align: center;">Kimse bilmez düşümde</p>
<p style="text-align: center;">Nerelerdeyim kiminle gezerim…</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Betül Çetinay</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>&#8230;</strong></p>
<ul>
<li>Günaydın! Erkencisin yine?</li>
<li>Otobüsün sesini duydum… Gitti mi yoksa?</li>
<li>Dur koşma… Gitmedi daha burda!</li>
</ul>
<p>Pencereden aşağıya bakıyorum, henüz hareket etmemiş… Oh çok iyi, kaçırmadım demek ki… Motoru ısıtıyor daha, bir yandan da koltukların arasını süpürüyor. Beni görecek mi acaba? El sallayabilecek miyim? Ah! bir yukarı baksa… Niye bu kadar yüksek ki evimiz… Oysa ikinci kattayız yalnızca… Üstümüzde bir de teras var, koskoca… Hadi bir bakıver, başını kaldırıp bir kez olsun, ne olur el sallayayım sana…</p>
<ul>
<li>Ne yapıyor o orada?</li>
<li>Şu muavin yok mu? Ona el sallamak için kalkıyor bu saatte…</li>
<li>Hay Allah yatsana be çocuk… Çok ararsın bu zamanları…</li>
<li>Hiç sorma, bayramdan beri böyle, sabah akşam camda…</li>
</ul>
<p><em>Doğruydu, bayramdan beri böyleydim. “Şehirden gelirken senin için almış” demişti ya abim <strong>mavi balonu</strong>… Fakat o sabah uyandığımda patlamıştı ya <strong>mavi balonum</strong>… Ne ağlamıştım bütün gün için için… Susturamamışlardı, hiçbir şey kâr etmemişti… Ne şekerler, ne çikolatalar… Bayram zehir olmuştu bana. Sonra dediler ki; “<strong>Şehre inen tek otobüsümüz Magirus ”</strong> artık evimizin önüne park edecek… İşte o zaman sustum. Nasıl sevindim, dindi bütün kederim… O gün bugündür sabahları çıkmadan sefere onu camda gözlerim. Yakalayıp, el sallarım ve sonra akşama tekrar dönüşünü beklerim… </em></p>
<figure id="attachment_2382" aria-describedby="caption-attachment-2382" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Şehre-inen-tek-otobüsümüz-Magirus-sabah-akşam-camda-beklenen….jpg" rel="attachment wp-att-2382"><img class=" td-modal-image wp-image-2382 size-thumbnail" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Şehre-inen-tek-otobüsümüz-Magirus-sabah-akşam-camda-beklenen…-150x150.jpg?resize=150%2C150" alt="Şehre inen tek otobüsümüz Magirus; sabah akşam camda beklenen…" width="150" height="150" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2382" class="wp-caption-text">Şehre inen tek otobüsümüz Magirus; sabah akşam camda beklenen…</figcaption></figure>
<p>Beş yaşındayım, ev halkının yapacak bir sürü işi var. Her gün kimi işinde, kimi okulda, kimi evde… Ama benimle oyun oynayacak kimse yok.  Sabahtan akşama kadar radyo açık yalnızca… Oyuncak mı? Ne bulursak artık, ne rast gelirse o günün kısmetine…</p>
<p>Evimizde biri camın önünde diğeri duvar dibinde olmak üzere iki divan vardı. Ben duvar dibindekini severdim. Ucuna oturdum mu bir kez, artık kendimi otobüs şoförü olarak hayal ederdim. Evdeki erkek terliklerinden üç tanesini ters çevirip, fren, gaz ve debriyaj pedalı yapmıştım. Bulduğum küçük bakır tepsi ise, otobüsün kocaman direksiyonuydu. Bütün gün hayal arkadaşım  (muavin)  ile gezer dururdum dünyayı.  İnsanları kurtarırdım kötülerden. Toprak altında yaşardım köstebekler gibi. Kimse bulamazdı beni. Saklanırdım, bilemezdi kimse yerimi… Bana ihtiyaç olmazsa hiç dışarı çıkmazdım. Çünkü ben gizli bir kahramandım<strong>…</strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/77Cg-LXqXXY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Bugün annem izinli… Bana gelip ses yapmamamı söyledi. Çünkü arka odada sesini alacakmış teybe…  Bu hafta sonu abimin doğum günü, ona sürpriz yapacakmış…</p>
<p>Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına<br />
Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına<br />
Ayrılık görünmüşken yar tutmuyor elimden<br />
Misafirim bugün ben gurbet akşamlarına.</p>
<figure id="attachment_2385" aria-describedby="caption-attachment-2385" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp.jpg" rel="attachment wp-att-2385"><img class=" td-modal-image wp-image-2385 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp-300x168.jpg?resize=300%2C168" alt="Makara teyp" width="300" height="168" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Makara-teyp.jpg?w=320&amp;ssl=1 320w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2385" class="wp-caption-text">Makara teyp</figcaption></figure>
<p><strong>Annemin bu hicaz makamımdaki şarkıyı söyleyişini dinliyorum, nefesimi tutarak… Aşktan yanmış, ayrılığı tatmış kalbimle, içimden usulcacık mırıldanarak…</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/">Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgârına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kapildim-gidiyorum-bahtimin-ruzgarina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2379</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Vitrindeki Aşk</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/vitrindeki-ask/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/vitrindeki-ask/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 20 Feb 2016 07:54:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sevde Avcı]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[cadde]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[vitrin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2310</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir cadde, iki yanı mağaza dolu&#8230; Alışverişe çıkan insanlar var her yerde, kalabalık… İnsanlar yanlarından geçtikleri mağazaların vitrinine şöyle bir bakıyor hoşlanırsa içeri giriyor. İçerisini şöyle bir geziyor. İçerisi vitrin gibi değilse tat vermiyor ve çıkıyor mağazadan. Bazı mağazalar var ki vitrini ta öteden belli ediyor kendini ve durup bakınmayı bile gerektirmiyor. Hemen dalıyor insanlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vitrindeki-ask/">Vitrindeki Aşk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir cadde, iki yanı mağaza dolu&#8230; Alışverişe çıkan insanlar var her yerde, kalabalık…</p>
<p>İnsanlar yanlarından geçtikleri mağazaların vitrinine şöyle bir bakıyor hoşlanırsa içeri giriyor. İçerisini şöyle bir geziyor. İçerisi vitrin gibi değilse tat vermiyor ve çıkıyor mağazadan. Bazı mağazalar var ki vitrini ta öteden belli ediyor kendini ve durup bakınmayı bile gerektirmiyor. Hemen dalıyor insanlar böyle vitrinli mağazalara. Dalıyor ama o da ne tam bir rezalet, umutsuz bir vaka. Bu sefer de bu sahtekârlık yüzünden terk ediyorlar mağazayı. Bazılarının da vitrinleri öyle sade, öyle gösterişsiz ki insanlar hatırı kalmasın diye bir göz atmak için giriyor içeri. Fakat o da ne içerisi harika, muhteşem, huzur verici. Ama insanoğlu işte, bu güzelliğin içinde de bulamıyor kendine göre olanı ve acımasızca burun kıvırarak çıkıyor oradan da. Dönüyor dolaşıyor, vitrini güzel olan mağazanın önüne geliyor ve nefret ederek bakıyor ona sahtekâr görünümü yüzünden. Sonra son girdiği, vitrini gösterişsiz ama mutluluk ve huzur veren mağazanın önüne geliyor. Seviniyor, heyecanlanıyor ama olmuyor işte. İçi burkularak uzaklaşıyor.</p>
<p>İki yanı mağaza dolu bir cadde gibiydi hayat ve başladık bir ucundan sonu belli olmayan diğer ucuna doğru yürümeye… Her insan birer mağazaydı ve kalplerimiz de o cadde de alışverişe çıkan insanlar gibiydi. Dıştan alımlı bulduğuna sevda tuttu ilkin fakat içine girince, boşluğu sahtekârlığı görünce vazgeçti. Bazıları vardı bu insanlar içinde. Garip geldi dıştan bize ama içine girince farklıydı. Kalbi harikaydı. Ruhu huzur vericiydi. Mutluluğu bulduk onda ama kıymetini bilemedik ya da hak etmedik ve gücümüz yetmedi bu huzura sahip çıkmaya. Ama çıktıktan sonra bizde açılan yara çok derindi ve hiç kapanmadı içimizde! Başka gönüllere girdik, çıktık ya da olduğumuz yerde saydık durduk. Ama aklımız hep o son da, bizi mutlu eden ama değerini bilemediğimizde kaldı. Kalbimiz bir şans daha istedi..</p>
<p>Günün birinde ya aklının takılı kaldığına kavuşursun ya da kalbin dayanamaz artık acıya, vazgeçersin. Üçüncü bir şans daha var. Kalbin hep onda takılı kalır fakat başka bir kalbe girmen gerekir ebediyen, yola devam etmek için! İşte en acıklı olanı, yüreği en çok yakanı ve çevrene en çok hasar vermene sebep olanı budur.</p>
<p>Aşk işte çetrefili bol, iyileştirmeye zencefili olmayan çıkmaz sokağın ta kendisi. Öyle bir çıkmaz ki ne başı var ne sonu!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/vitrindeki-ask/">Vitrindeki Aşk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/vitrindeki-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2310</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Dağlar Dağlar – Barış Manço</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 13 Feb 2016 08:12:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Aytmatov]]></category>
		<category><![CDATA[Dağlar Dağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Diren Kasımpatı]]></category>
		<category><![CDATA[klasik kemençe]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Prens]]></category>
		<category><![CDATA[müzikli hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Selvi Boylum Al Yazmalım]]></category>
		<category><![CDATA[uşşak makamı]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2214</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 5 “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti!”  Cengiz Aytmatov- Selvi Boylum Al Yazmalım. Kasımpatıları vardı sonbahar renklerinde… Boğum boğum bağlanıp birbirlerine, demet demet özenle yerleştirilmiş Atatürk büstüne… Onlarcası, üst- üste, alt- alta, yan- yana dizilmiş&#8230; Hepsi bir arada, bütünle birleşmiş… Ezmeden biri diğerini, kırmadan, incitmeden, el ele, gönül gönüle [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/">Dağlar Dağlar – Barış Manço</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikâyelerimizin Müziği Çocuk Gözüyle &#8211; 5</strong></p>
<p><em>“</em><em>Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti!”  </em><strong>Cengiz Aytmatov- Selvi Boylum Al Yazmalım.</strong></p>
<p>Kasımpatıları vardı sonbahar renklerinde… Boğum boğum bağlanıp birbirlerine, demet demet özenle yerleştirilmiş Atatürk büstüne… Onlarcası, üst- üste, alt- alta, yan- yana dizilmiş&#8230; Hepsi bir arada, bütünle birleşmiş… Ezmeden biri diğerini, kırmadan, incitmeden, el ele, gönül gönüle aynı aşkta buluşmuş; Kasımpatıları…</p>
<p>Saygısı, duruşlarında; sevgisi, tohumlarında gizli… Yapraklarındaki sır, çiçeklerindeki lâl, dilsiz. Cins cins, renk renk Kasımpatıları… Hüznü öğrenmenin bilgeliğiyle, acıyı da sevinci de kokularına sindirmiş… Kasımpatıları…</p>
<figure id="attachment_2217" aria-describedby="caption-attachment-2217" style="width: 492px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg" rel="attachment wp-att-2217"><img class=" td-modal-image wp-image-2217 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?resize=492%2C492" alt="Saygısı, duruşlarında; sevgisi, tohumlarında gizli Kasımpatıları…" width="492" height="492" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?w=492&amp;ssl=1 492w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/Saygısı-duruşlarında-sevgisi-tohumlarında-gizli-Kasımpatıları….jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 492px) 100vw, 492px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2217" class="wp-caption-text">Saygısı, duruşlarında; sevgisi, tohumlarında gizli Kasımpatıları…</figcaption></figure>
<p>Sonbahar geçit törenindeydi sanki saat dokuzu beş geçe… Yaprak yaprak, ağaç ağaç, insan insan akan… Dokusu kanla örülmüş, ilmekleri ölümle bezenmiş bayrak, yarıya indirilmişti… Siren sesleriyle yürek atışları <em>An</em> ’da durmuş, bütün nefesler tutulmuştu… Sevgi bu muydu? Saygı, hürmet… Vefa? Aşk bu muydu?</p>
<p>İlkokuldayım birinci sınıfta. Siyah önlüklerimiz ve beyaz yakalarımızla aynı sırada, aynı sınıftayız. Kimimizin ayakkabıları siyah rugan parlak, kimimizin ki siyah mes-lastik, kimimizin ki renkli naylon… Kimimiz okuma-yazma biliyor, aritmetiği eksik. Kimimizin harflerden haberi bile yok… Ben, yaşça onlardan küçük, hevesle okumayı – yazmayı öğrenmeye çalışıyorum.</p>
<p><em>Nefesim tutulmuş ağlıyorum… Bir dakika boyunca… Saygı duruşu bitiyor… İstiklal marşı okunuyor… Ardından tören başlıyor…</em></p>
<p><em>Saat dokuzu beş geçe</em></p>
<p><em>Atam dolma bahçede </em></p>
<p><em>Gözlerini kapadı</em></p>
<p><em>Bütün dünya ağladı.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Doktor doktor kalksana</em></p>
<p><em>Lambaları yaksana </em></p>
<p><em>Atam elden gidiyor </em></p>
<p><em>Çaresine baksana.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Uzun uzun</strong><em> kavaklar</em></p>
<p><em>Dökülüyor yapraklar</em></p>
<p><em>Ben Atama doymadım</em></p>
<p><em>Doysun kara topraklar.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Müze müzeye bakar</em></p>
<p><em>Müzede Atam yatar</em></p>
<p><em>Atamın çocukları</em></p>
<p><em>Atama çelenk taka</em></p>
<p>Nasıl okuduğumu hatırlayamadığım şiirim bittiğinde büyük bir alkış koptu. Öğretmenim bana sarıldı. Ağlıyordu. Ağlıyordum.</p>
<p><em>Sol yanımda bir sızı, boğazımda düğüm, gözlerimden süzülen sicim tanelerine engel olamıyorum. Konuşamıyor, söyleyeceklerimi o düğümden çıkartamadan yutuyorum. Elimde kasımpatıları kürsüden inerken, dönüp öğretmenime bakıyorum bir kez. Gülümsüyor. Çiçekler için teşekkür bile edemiyorum. Ama o anlıyor hislerimi, hüzünle sevincin birliğinden doğan halimi… </em></p>
<p>Elimde çiçeklerle geldim eve. Annem olanları anlata anlata bitiremedi. Ben rüyada gibi çiçekleri hiçbir yere koyamadan öylece bekledim bir süre.</p>
<p>Sonra bir vazo çıkartıldı vitrinden, içine su kondu, çiçekler alındı elimden, vazoya kondu…</p>
<p><em>İçim cızz etti… Ama! Diyecek oldum… “Suya koymazsak ölür “dediler… “ Ölmesinler” dedim… “Ölmesinler… Ne olur” !</em></p>
<p>İki gün sonra:</p>
<p>Akşam okuldan eve döndüğümde, kasımpatılarımın dalga dalga yayılmış baygın kokusundan farklı bir kokunun izini sürmek istiyor, açıkmış midem. Küçük köpek yavrusu gibi koklayarak havayı, koşup mutfağa girmek üzereyken ben, girilemez levhası gibi duran abimle kapının köşesinde karşılaşıyorum. Öylece şaşkın, bakakalıyorum…</p>
<p>Sofadaki demir döküm kömür sobasının tek başına bütün evi ısıttığı, 3 odalı evimizde, yabancı gibi; kalakalıyorum. Oysa hiç unutmuş değilim, benden uzun devasa bu sobaya ellerimi iki kere yapıştırmak suretiyle, <em>aşkın ateşiyle</em> ilk kez karşılaştığımı…</p>
<ul>
<li>Ev sahipleri akşam bize geliyor, dedi abim.</li>
<li>Ben mutfağa niye giremiyorum?</li>
</ul>
<p>Göz kırptı, bıyık altından güldü.</p>
<ul>
<li>Anlarsın bekle!</li>
</ul>
<p>Memur ailesinin iki çocuğundan biri olan ben, doğum günü kutlamasıyla henüz hiç tanışmamıştım. Altı yaşım bitiyordu. Pasta üflemenin ne demek olduğunu öğrenecektim, az sonra; ev yapımı pastayla…</p>
<p><strong>(Bir doğum günü kutlaması daha olacaktı sanki hatırlıyorum geçen yıl Mart ayında amma… Neyse onu sonra anlatmalı… Sırası değil şimdi burada…)</strong></p>
<p>Ev sahipleri geldiler. Yaşça benden çok büyük bir abla vardı; ev sahiplerimizin kızları, adını bile hatırlayamadığım şimdi. Uzun siyah saçlı, uzun yelekler giyip, uzun uzun kolyeler takan. Annemin bir keresinde adına“ Hippi” dediği… Hippi Abla…</p>
<p>Elinde bir hediye ile bana doğru eğilen bu kız, yanaklarımdan öptü önce. Sonra elindekini uzattı bana…</p>
<ul>
<li>Doğum günün kutlu olsun!</li>
</ul>
<p><em>Doğum günüm mü? Benim mi? Bana bir hediye mi? Nasıl yani? Bütün bunlar benim için mi? İlk kez kutlanacak doğum günümde aldığım, ilk hediyem mi? Ya ne peki?</em></p>
<ul>
<li>Açsana, bakalım beğenecek misin?</li>
</ul>
<figure id="attachment_2215" aria-describedby="caption-attachment-2215" style="width: 220px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg" rel="attachment wp-att-2215"><img class=" td-modal-image wp-image-2215 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg?resize=220%2C220" alt="Barış Manço" width="220" height="220" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg?w=220&amp;ssl=1 220w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/02/baris-manco.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w" sizes="(max-width: 220px) 100vw, 220px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-2215" class="wp-caption-text">Barış Manço</figcaption></figure>
<p>“Çok teşekkür ederim.” Demişimdir sanırım. Bilemiyorum. Öyle şaşkındım ki… Susmuş da olabilirim. Yüzüne bakıp kalmış, hediyeyi elinden bir süre alamamış da olabilirim. Hatırlamıyorum. Sanırım paketi açmayı beceremediğimden olsa gerek, birisi aldı ve açtı… Kimdi hiç bilmiyorum? İçinden…</p>
<p>Barış Manço Dağlar Dağlar çıktı…</p>
<p><strong>Hemen evimizdeki pikap’a kondu plak ve başladı bir sürgünün anıları… Kokusunda Kasımpatı, ölümün gölgesinde bundan gayrı<em>… </em></strong></p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/3vvt8hAhNuM?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim<br />
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin<br />
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin.</p>
<p>Dağlar dağlar<br />
Kurban olam yol ver geçem<br />
sevdiğimi son bir olsun yakından görem.<br />
Kuşlar ötmez güller soldu yüce dağlar duman oldu<br />
Belli ki gittiğin yerden kara haber var<br />
Belli ki gittiğin yerden kara haber var.</p>
<p>Dağlar dağlar<br />
Kurban olam yol ver geçem<br />
sevdiğimi son bir olsun yakından görem.</p>
<p>Klasik kemençeyle <em>ilk </em>tanışma, Uşşak makamında taksim… İşte Aşk!<em> İşte ilk</em> vurgun… Henüz gitar girmemişken melodiye…  Dağlardan inen kayalar gibi,  uçuruma yuvarlanan o yâr gibi, o nasıl bir özlem, o nasıl bir hasret, o nasıl bir yangın diplere vuran… Sanki bütün yaşanacakları, sanki sonrasını hayatın bilir gibi; sanki ezelden ebede gelip de, usulca kulağa fısıldayan ilahi bir nefes gibi, <em>ilk</em> ezgi…</p>
<p>Gitar girebilir artık, gitarın girişiyle zahir açığa çıkabilir… Zuhur âlemindeki düş başlayabilir… Ölümüne savaşılacak yüce bir amaç bulunabilir… Bir anı değildir bu,  bir An’dır ve sonrası bir yaşamdır gayrı… <em>İlk</em> felsefesidir hayatın, <em>ilk </em>kalp kırıklığıdır, aşk ateşinin düştüğü <em>ilk</em> An’dır…</p>
<p>Barış Manço’nun eşsiz sesiyle bütünleşmiş hayali bir sevgili, hayali bir özlem, hayali bir aşktır… <em>Uzun</em> koskoca bir bedel ile ödenecek, peşinden sürgünden sürgüne yapayalnız gidilecek bir ömrün <em>ilk</em> durağı… <em>İlk</em> yarasıdır artık…</p>
<p>Yıllar, yıllar sonra; “ Küçük Prens” kitabının içinde kuruyup kalmış, sayfalara yapışmış bir kasımpatı bulunur… <em>İlk</em> çiçek… <em>İlk</em> yadigâr…<em> İlk</em> öğretmene duyulan sevgiden geriye kalan&#8230; Artık çoktan geçerliliğini yitirmiş vefa sözcüğüne örnek olan… Kokusu silinmiş bir kuru kasımpatı…</p>
<p>Ellerimle büyüttüğüm solarken dirilttiğim<br />
Çiçeğimi kopardın sen ellere verdin.</p>
<p><strong>Dememek için</strong><strong>… Diren Kasımpatı…</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/">Dağlar Dağlar – Barış Manço</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/daglar-daglar-baris-manco/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2214</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ben Bir Kadınım</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 06 Feb 2016 15:19:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Rana Arıbaş]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk mektubu]]></category>
		<category><![CDATA[Brecht]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=2112</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin. Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz. Ben bir kadınım ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bir kadınım ve bu Senin eserin.</p>
<p><strong>Ben Bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim</strong></p>
<p>Evet, Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Senden önce aslında çok sevmediğimi Senden sonra aynaya baktığımda gördüm. Alnıma dokunun her bir çizgiydik biz. Gözümün altına sebepli, sebepsiz, gece gündüz fark etmeden sızan her damla biz.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. İçindeki tüm siyahları bulmak için öncelikle çıktığım bu yolculukta, herkes sana böylesine hayranken, Ben Sende kendi karanlığımı keşfettim, kör noktalarımı ve sırf bunun için bile çok özelsin. Buradasın işte. Benim içimdeki en koyu karanlıksın Sen. Anlatamayacağım. Anlatamayacağın.</p>
<p>Hani diyor ya Bertol Brecht “Uzun Sustum. Ey Uzun Konuşanlar. Geçmedi Üşümem. Ben Bir Aşkın Kar Yağışından Geliyorum” Ben Senden sonra en çok susmayı öğrendim. Teşekkür ederim. İçimdeki tüm sesleri kapattım. Seni getirmesinler diye. Artık caz bile yapmıyorum. Belki bu halimi daha çok severdin. Gitmezdin.</p>
<p>Ben bir kadınım ve evet Seni çok sevdim. Sen de sınırlarımı gördüm, İçimdeki gücü. Gücünün karşısında ezilmemek için direnirken kaybettiğim bize yenildim. Sevmek güçsüz olmakmış aslında biraz da gittiğinde anladım. Teşekkür ederim.</p>
<p>Bana ilk dinlettiğin ezgiyi açıyorum ara sıra. Biz oluyoruz. Sonra şarkı bitiyor aniden.</p>
<p>Seni bana getiren tüm o yollara bakıyorum bazen. Ya gelirsen diye. Ya Sen de beni çok sevmişsen diye. Biliyor musun Ben bir Kadınım ve Seni Çok Sevdim sırf bu yüzden tüm o yollar Sen. Bitmeyen bir yolculuk olacaksın içimde. Daima.</p>
<p>Artık kırgın, kızgın değilim Sana da. Kendime de. Dünyanın bir yerinde bir biz vardı. Ha üç gün, ha bir ömür ve ben bu bizi çok sevdim. Şunu da biliyorum kimse, Sen bile bunu değiştiremez. Kalmaya gücün yetmese de anıları silecek bir ürün icat edilmedi daha.  O anlar bizim. O anlarda sana çok aşık, seni gücünden dolayı değil, sırf Sensin diye tüm defolarınla, coşkularınla, sadece benim keşfettiğim yönlerinle seven Çocuk hala orada.</p>
<p>Teşekkür ederim.</p>
<p>Ben artık bir Kadınım ve Bu Senin Eserin.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/">Ben Bir Kadınım</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ben-bir-kadinim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ey Şehr-i Yar İstanbul!..</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 25 Jan 2016 10:33:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aylin Can]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[şehr-i yar]]></category>
		<category><![CDATA[sevda]]></category>
		<category><![CDATA[sevda şiiri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1912</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir gemi süzülürken Hisar&#8217;a doğru.. Sessiz ve nazenin uzaklardan.. Selam mı getiriyor, aşk nağmesi mi bilinmez.. Raksederken Sevda Tepesi&#8217;nde kuş sesleri.. Ezgileri inletir Boğaziçi&#8217;ni.. Nazenin gemilere yanıt mı veriyorlar bilinmez.. Bir vapur sireni, bir martı çığlığı Eşlik eder bu nağmeye Boğaz&#8217;dan.. Her gün batımında bir renk cümbüşüdür izlenen.. Gökkuşağı Kız kulesi&#8217;ne selam verirken.. Her gören [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/">Ey Şehr-i Yar İstanbul!..</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gemi süzülürken Hisar&#8217;a doğru..</p>
<p>Sessiz ve nazenin uzaklardan..</p>
<p>Selam mı getiriyor, aşk nağmesi mi bilinmez..</p>
<p>Raksederken Sevda Tepesi&#8217;nde kuş sesleri..</p>
<p>Ezgileri inletir Boğaziçi&#8217;ni..</p>
<figure id="attachment_1913" aria-describedby="caption-attachment-1913" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1.jpg" rel="attachment wp-att-1913"><img class=" td-modal-image wp-image-1913 size-medium" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="Eski İstanbul,'dan bir görünüm." width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1913" class="wp-caption-text">Eski İstanbul,&#8217;dan bir görünüm.</figcaption></figure>
<p>Nazenin gemilere yanıt mı veriyorlar bilinmez..</p>
<p>Bir vapur sireni, bir martı çığlığı</p>
<p>Eşlik eder bu nağmeye Boğaz&#8217;dan..</p>
<p>Her gün batımında bir renk cümbüşüdür izlenen..</p>
<p>Gökkuşağı Kız kulesi&#8217;ne selam verirken..</p>
<p>Her gören büyülenir silüetin çarpınca..</p>
<p>Kelimeler kifayetsiz kalır,dilleri mühürlenir..</p>
<p>Can bulur sende sevda,nasip olmaz her kula..</p>
<p>Tüm sevda şarkıları hep senle ezberlenir..</p>
<figure id="attachment_1917" aria-describedby="caption-attachment-1917" style="width: 210px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4.jpg" rel="attachment wp-att-1917"><img class=" td-modal-image wp-image-1917 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4-210x300.jpg?resize=210%2C300" alt="Eski İstanbul" width="210" height="300" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4.jpg?resize=210%2C300&amp;ssl=1 210w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-4.jpg?w=252&amp;ssl=1 252w" sizes="(max-width: 210px) 100vw, 210px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1917" class="wp-caption-text">Eski İstanbul</figcaption></figure>
<p>Tılsımın vazgeçilmez,aşkın her dem canlarda..</p>
<p>Eser bayram havası tarihi Emirgan Parkı&#8217;nda..</p>
<p>Biran Beylerbeyi&#8217;nde, bir Bebek Yalısı&#8217;nda..</p>
<p>Sevdalar hep uçuşur kelebek kanatlarda..</p>
<p>Görkemin büyülerken, tarihin dünyaya el sallar..</p>
<p>Medeniyet utanır karşında,tarihsel kültür susar..</p>
<p>Bir Sultanahmet&#8217;ten seslenir, bir Dolmabahçe&#8217;de çağlar !..</p>
<p>Bir kuşbakışı yapar Galata Kulesi&#8217;nden..</p>
<p>Sonra bir bakarsın Eyüp Sultan&#8217;a uçuyor Hazarfen !..</p>
<p>Bir mendil sallanır birden Üsküdar vapurundan..</p>
<p>Ayrılırken limandan bir sevda türküsü çalar..</p>
<figure id="attachment_1915" aria-describedby="caption-attachment-1915" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg" rel="attachment wp-att-1915"><img class=" td-modal-image wp-image-1915 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2-300x189.jpg?resize=300%2C189" alt="Eski İstanbul'dan bir kare." width="300" height="189" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=300%2C189&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=312%2C198&amp;ssl=1 312w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=343%2C215&amp;ssl=1 343w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=326%2C205&amp;ssl=1 326w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?resize=163%2C102&amp;ssl=1 163w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-2.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1915" class="wp-caption-text">Eski İstanbul&#8217;dan bir kare.</figcaption></figure>
<p>Hafif bir umut eser Beykoz yamaçlarından..</p>
<p>Alır yüreklerdeki hüznü Çamlıca&#8217;ya el sallar !..</p>
<p>Ada vapuruyla geçer sevdalar hep Boğaz&#8217;dan..</p>
<p>Büyükada Heybeli&#8217;ye,Burgazada Kınalıada&#8217;ya göz kırpar..</p>
<p>Sedefadası Sivriada&#8217;yla havasıyla yarışır..</p>
<p>Kaşıkadası Yassıada&#8217;ya çiftetelli oynatır..</p>
<p>Tavşanadası&#8217;ndan hepsine bir kahkaha patlar !..</p>
<p>Bir Yerebatan Sarnıcı&#8217;nda tarihin ayak sesleri..</p>
<p>Bir Beşiktaş tramvayında İstiklal&#8217;e yol alır..</p>
<p>Haliç&#8217;e yönelirken eski harp gemileri..</p>
<p>Eminönü Balıkçısı&#8217;nın sesleri yankılanır !..</p>
<p>Tarih Beyazıt tramvayından Kapalıçarşı&#8217;da iner..</p>
<figure id="attachment_1914" aria-describedby="caption-attachment-1914" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1.jpg" rel="attachment wp-att-1914"><img class=" td-modal-image wp-image-1914 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1-300x169.jpg?resize=300%2C169" alt="İstanbul'da vapur ve deniz." width="300" height="169" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/istanbul-1-1.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1914" class="wp-caption-text">İstanbul&#8217;da vapur ve deniz.</figcaption></figure>
<p>Çemberlitaş&#8217;a selam söyler, Dikilitaş&#8217;a geri döner..</p>
<p>Fatih&#8217;ten Ezan sesini Sultanahmet&#8217;te dinler..</p>
<p>Senin Arz&#8217;ında kutsal, semanda tüm iklimler..</p>
<p>Sen; tarihimizin göz nuru, medeniyetimizin baş tacı..</p>
<p>Sen; ülkemizin gururu, sevdalı yüreklerin ilacı..</p>
<p>Kahrolsun seni üzen,kurusun kirli eller,bitsin artık bu acı..</p>
<p>Dağılsın sis perdesi,son bulsun tüm kargaşa,ölüm çok can yakıcı !..</p>
<p>Ey aşıkların şehri Aziz şehir İstanbul!..</p>
<p>Bozguna esir,hüzne layık değilsin,sende artık huzur bul !..</p>
<p>Seni sana anlatamaz,hiçbir dil ve hiçbir kul..</p>
<p>Şehirlerin Efendisi,Ey Şehr-i yar İSTANBUL !!!&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/">Ey Şehr-i Yar İstanbul!..</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ey-sehr-i-yar-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1912</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/#comments</comments>
				<pubDate>Sun, 03 Jan 2016 20:57:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Dinleme Listesi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Video Klip]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[bağlama]]></category>
		<category><![CDATA[eviç makamı]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[karlı sabah]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kış sabahı]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[saba makamı]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[seher vakti]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[TRT yurttan sesler korosu]]></category>
		<category><![CDATA[türkü]]></category>
		<category><![CDATA[yurttan sesler korosu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1570</guid>
				<description><![CDATA[<p>-Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 1- Bir türkü duyuluyor karanlık gecenin aydınlık seherinde… Eviç makamında, yücelerdeki gönüllerin yanık nağmeleriyle nereden geldiği bilinmeyen, ıssızlığın ta içinden… Bağlamanın mütevazı bildik mızraplarına eşlik eden, onunla adeta hemhal olmuş klasik kemençenin hüzünlü ezgisine açıyorum gözlerimi. Rüyamın neresindeyim bilemiyorum, ama karakışın yüzümü yalayan soğuğuna inat, yorganı yüzüme kapatıp gördüğüm rüyayı unutuyorum. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/">Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>-Hikâyelerimizin Müziği, Çocuk Gözüyle 1-</strong></p>
<p><strong><em>Bir türkü duyuluyor karanlık gecenin aydınlık seherinde… Eviç makamında, yücelerdeki gönüllerin yanık nağmeleriyle nereden geldiği bilinmeyen, ıssızlığın ta içinden…</em></strong></p>
<p>Bağlamanın mütevazı bildik mızraplarına eşlik eden, onunla adeta hemhal olmuş klasik kemençenin hüzünlü ezgisine açıyorum gözlerimi. Rüyamın neresindeyim bilemiyorum, ama karakışın yüzümü yalayan soğuğuna inat, yorganı yüzüme kapatıp gördüğüm rüyayı unutuyorum. Yenisini kurabilirim nasılsa… &nbsp;Güzel bir köyü hayal edebilirim mesela… Benim gibi sabahın bu vaktinde uyanmış, hiç bilmediğim ve belki de hiçbir zaman bilemeyeceğim bir hayatı süren bir başka çocuğu düşleyebilirim. Onun annesinin de benim ki gibi, radyoyu uyandırma alarmı olarak seçtiğini düşünebilirim pekâlâ… Ve işte şu anda aynı türküyü dinlediğimizi… Onun da sıcacık yataktan kalkmamak, okula gitmemek için benim gibi düşler kurduğunu, uykuya yenik düştüğünü…</p>
<figure id="attachment_1575" aria-describedby="caption-attachment-1575" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek.jpg" rel="attachment wp-att-1575"><img class=" td-modal-image wp-image-1575 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="TRT yurttan sesler korosu" width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/trt-radyo-dinlemek.jpg?w=421&amp;ssl=1 421w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1575" class="wp-caption-text">TRT yurttan sesler korosu</figcaption></figure>
<p>TRT yurttan sesler korosunun sesi geliyor hafiften…</p>
<p><strong>Sabahın seherinde ötüyor kuşlar<br />
Balınan yuğrulmuş o sırma saçlar<br />
Kudretten çekilmiş karadır kaşlar<br />
İşte bu gönlümün cananı geldi</strong></p>
<p><strong>Seher vakti keklik çıkar kabana<br />
Sallandıkça püskül değer tabana<br />
Korkarım sevdiğim vara yabana<br />
İşte bu gönlümün cananı geldi</strong></p>
<p><em>Düşüm değişiyor aniden… Bir kız giriyor sahneye esmer güzeli, kaşları kara… Ardından genç, yağız yiğit bir delikanlı tıpkı filmlerdeki gibi… Uzaktan birbirlerine bakışlarında aşk kıvılcımları… Bir mendil düşüyor çağıl akan ırmağa… Delikanlı aldırmadan soğuğa, atlıyor suya, dalıp çıkarıyor mendili, bir çırpıda geliyor güzel kızın yanına, uzatıyor mendili. Kız mahcup, kız yüreği serçe yavrusu gibi pır pır, bir göz atıp gözlerine delikanlının koşarak uzaklaşıyor, yarlardan düşercesine tutkun… Kalakalıyor kızın ardından delikanlı, elinde mendil, gönlüne vurulmuş aşk okuyla, artık sevdalı</em>…</p>
<figure id="attachment_1572" aria-describedby="caption-attachment-1572" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg" rel="attachment wp-att-1572"><img class=" td-modal-image wp-image-1572 size-medium" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi-300x225.jpg?resize=300%2C225" alt="Bir kış sabahının hissettirdikleri" width="300" height="225" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg?resize=300%2C225&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg?resize=1024%2C768&amp;ssl=1 1024w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/bir-kis-sabahi.jpg?w=1029&amp;ssl=1 1029w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1572" class="wp-caption-text">Bir kış sabahının hissettirdikleri</figcaption></figure>
<p>Annemin sesi, kesiyor hevesimi…</p>
<ul>
<li>Hadi daha kalkmadın mı sen? Geç kalacaksın…</li>
</ul>
<p>Duymazdan geliyorum onu, merak ediyorum ama ben bu masalın sonunu…</p>
<p><em>Bir diğer sahne açılıyor… Kız elinde tepsi, içinde kahve fincanları, köy evinde, misafir ağırlıyor…</em></p>
<p><em>Babası, annesi, tanımadığı kişiler ve bambaşka bir genç… Fincanları bırakıp gidiyor kız, ağlamaklı… Çaresiz yumup gözlerini kendi düşünü kuruyor ve ırmağa atlayan delikanlıyı hayal ediyor. Sadece bir kez görebildiği bu gözlere bırakıyor kendini… Tekrar ırmağa koşup varmak, onu bir kez daha görmek, keklik olup uçmak, yanına gitmek istiyor</em>…</p>
<figure id="attachment_1574" aria-describedby="caption-attachment-1574" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg" rel="attachment wp-att-1574"><img class=" td-modal-image wp-image-1574 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi-300x198.jpg?resize=300%2C198" alt="İşte bu gönlünün cananı geldi" width="300" height="198" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?resize=300%2C198&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?resize=214%2C140&amp;ssl=1 214w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/01/sabahin-seherinde-kus-sesi.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-1574" class="wp-caption-text">İşte bu gönlünün cananı geldi</figcaption></figure>
<p><strong>“İşte bu gönlünün cananı geldi” </strong><em>diyebilmek için…</em></p>
<ul>
<li>Sen hala kalkmadın mı?</li>
</ul>
<p>Bu sefer sertleşen sesle irkiliyorum… Ama diyorum ki kendi kendime, ya kavuşamazlarsa, ya ayrılırlarsa. Ya kızı sevmediği kişiyle evlendirirlerse, içim içime sığmıyor. Ama annem kararlı, başımda beliriyor… Düşüm yarım, kaybolan sevdalar gibi, umutlarım yarım… Türkünün son notaları kulağımda, isteksizce kalkıyorum yataktan.</p>
<p><strong>“İşte bu gönlümün cananı geldi”.</strong></p>
<p><strong><em>&nbsp;Annemin yaktığı soba kadar, üzerinde kaynayan ıhlamur kadar sıcak bir hüzünle uyanıyorum bu sabaha… Kızarmış ekmek kokusundan yanık, ardından okunan sabâ makamındaki içli sabah ezanına…</em></strong></p>
<p>Devamı gelecek&#8230;</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/YFRzRZcO-_c?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/">Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sabahin-seherinde-otuyor-kuslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1570</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Aşk ’’Yok Olmak’’ Mıdır?</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 26 Nov 2015 20:54:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Emel Atasoy]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Afiş]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Fragman]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Sinemadan Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Amy Adams]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Aşk filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Her]]></category>
		<category><![CDATA[Joaquin Phoenix]]></category>
		<category><![CDATA[Olivia Wilde]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar]]></category>
		<category><![CDATA[Oscar ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Phoenix]]></category>
		<category><![CDATA[platonik aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Rooney Mara]]></category>
		<category><![CDATA[Scarlett Johansson]]></category>
		<category><![CDATA[Spike Jonze]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=926</guid>
				<description><![CDATA[<p>Siz hiç aslında var olmayan birine aşık oldunuz mu? Her gün sesiyle hayat bulduğunuz, sesiyle geceyi sonlandırıp güne sesiyle beraber uyandığınız ama  kokusunu hiç bilmediğiniz, tenine hiç dokunamayıp sıcak nefesini boynunda hissedemediğiniz biri oldu mu? Sevişmeden sevebildiniz mi hiç? ‘’Her’’ ülkemizde yayınlanan adıyla ‘’Aşk’’ filmi tam da bu soruları soruyor bize. Gitgide yalnızlaşan bu dünyayla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/">Aşk ’’Yok Olmak’’ Mıdır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siz hiç aslında var olmayan birine aşık oldunuz mu?</strong></p>
<p>Her gün sesiyle hayat bulduğunuz, sesiyle geceyi sonlandırıp güne sesiyle beraber uyandığınız ama  kokusunu hiç bilmediğiniz, tenine hiç dokunamayıp sıcak nefesini boynunda hissedemediğiniz biri oldu mu?</p>
<p><strong>Sevişmeden sevebildiniz mi hiç?</strong></p>
<p>‘’Her’’ ülkemizde yayınlanan adıyla ‘’Aşk’’ filmi tam da bu soruları soruyor bize.</p>
<p>Gitgide yalnızlaşan bu dünyayla savaşan bir adamın, Theodore’un hikayesini konu alan filmde yönetmenliği ve senaristliği Spike Jonze üstlenirken başrolleri Joaquin Phoenix, Amy Adams, Rooney Mara, Olivia Wilde ve Scarlett Johansson paylaşıyor.</p>
<figure id="attachment_927" aria-describedby="caption-attachment-927" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-927 size-large" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi-1024x682.jpg?resize=640%2C426" alt="Spike Jonze &quot;Her - Aşk&quot;" width="640" height="426" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?resize=1024%2C682&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?w=1280&amp;ssl=1 1280w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/ask-filmi.jpg?w=1920&amp;ssl=1 1920w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-927" class="wp-caption-text">Spike Jonze &#8220;Her &#8211; Aşk&#8221;</figcaption></figure>
<p>Phoenix&#8217;in canlandırdığı Theodore Twombly&#8217;nin, Johansson&#8217;ın seslendirdiği Samantha adlı yapay zekâya sahip bir işletim sistemine aşık olması ve ikili arasında yaşanan ilişkiyi konu alan film adeta bizlere gelecekten bir ön izleme sunuyor.</p>
<p>Karşılığı olan bir aşk, ama kavuşmak imkansız! Çünkü aşık olduğun kişi aslında yok, yaşamıyor. Sesiyle seni orgazm edebiliyor, ama kodlandığı için. His yok, mış gibi yapmak var. Bir nevi, sesteki kişi yani Samantha,Theodore’u kandırıyor. Theodore, karısı tarafından terk edilen, gitgide yalnızlığında boğulan, tek yaptığı şey her gün uyanmak işe gitmek, eve gelip yayılmak olan bir adamdır. Bunları yaparken aniden bir program keşfeder ve bu işletim sistemi sayesinde en çok arzuladığı şey olan birine bağlanmak duygusunu yaşar. Düşmekle ayakta kalmak arasında çok ince çizgiler vardır bazen şeridi göremeyebilirsiniz.</p>
<figure id="attachment_928" aria-describedby="caption-attachment-928" style="width: 600px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-928 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?resize=600%2C400" alt="Aşk filminde Phoenix çok başarılı bir performans sergiledi." width="600" height="400" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?w=600&amp;ssl=1 600w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?resize=300%2C200&amp;ssl=1 300w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-ask.jpg?resize=104%2C69&amp;ssl=1 104w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-928" class="wp-caption-text">Aşk filminde Phoenix çok başarılı bir performans sergiledi.</figcaption></figure>
<p>İşte Theodore da o çizgidedir. Onu düşmekten kurtarması için bir şeye ihtiyacı vardır. Onun ne olduğunun önemi yoktur. Yeter ki bağlanayım düşüncesindedir. Ancak konuştukça daha çok bağlanır ve bu kez bağlarının imkansızlığı nedeniyle acı çeker. Hiçbir platonik ‘’AŞK’’bu kadar çaresiz olmamıştır.</p>
<p>Gelişen teknolojiyle beraber uzun yıllar sonra filmin gerçeğe dönüşmesi pek de imkansız değil gibi.</p>
<p>Aslına bakılırsa İnsanoğlu ezelinden beri böyle bir icat arıyordu. ‘’Şişme Bebek’’ bunlardan biri.</p>
<p>Söylenenlere göre 1940’lı yıllarda Adolf Hitler tarafından savaştaki askerler kadınlarla sevişip, mikrop kapmasınlar diye icat edilmiştir.</p>
<p>İlerleyen yıllarda da tüm insanlığa kazandırılmıştır.</p>
<figure id="attachment_929" aria-describedby="caption-attachment-929" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png"><img class=" td-modal-image wp-image-929 size-large" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film-1024x550.png?resize=640%2C344" alt="Tasavvuf edebiyatından bilfiğimiz &quot;aşk&quot;ın içinde yok olmak kavramı &quot;Her&quot; filminde başarılı bir şekilde beyaz perdeye aktarıldı." width="640" height="344" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png?resize=1024%2C550&amp;ssl=1 1024w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png?resize=300%2C161&amp;ssl=1 300w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2015/11/her-film.png?w=1271&amp;ssl=1 1271w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-929" class="wp-caption-text">Tasavvuf edebiyatından bilfiğimiz &#8220;aşk&#8221;ın içinde yok olmak kavramı &#8220;Her&#8221; filminde başarılı bir şekilde beyaz perdeye aktarıldı.</figcaption></figure>
<p>‘’Her’’, yani ‘’Aşk’’  aralarında Oscar dahil olmak üzere toplam 5 ödüllü bir yapıt. Bence ölmeden önce izlemeniz gereken filmler arasında.</p>
<p>Bugüne dek içinde Scarlett Johanson olan hiçbir kötü film görmediğimi de belirtmeliyim.</p>
<p>Spike Jonze bizlere aşka dair bugüne dek tüm bildiklerimizi unutturan, ezber bozduran bir bakış açısı sunuyor. ’’Her’’ yani ülkemizde ki adıyla ‘’Aşk’’ı konu alıyoruz ve aşkın ve yalnızlığın derinlerine iniyoruz. Yalnızlık sonradan öğrenilmiş bir çaresizlik mi? Yoksa hep var mıydı? Bir aşk bizi yalnızlıktan kurtarır mı? Peki, ne tür bir aşk?</p>
<p>Platonik aşkın en çaresiz hali bu filmde.</p>
<p>Ne dilediğinize dikkat edin!</p>
<p>Kaçırmayın derim.</p>
<p>İyi Seyirler.</p>
<p><iframe class='youtube-player' type='text/html' width='640' height='360' src='https://www.youtube.com/embed/CwZBetUh1IY?version=3&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;autohide=2&#038;showsearch=0&#038;showinfo=1&#038;iv_load_policy=1&#038;wmode=transparent' allowfullscreen='true' style='border:0;'></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/">Aşk ’’Yok Olmak’’ Mıdır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/ask-yok-olmak-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">926</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
