<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>Antik Yunan dramaları &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/antik-yunan-dramalari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 23:30:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Sibella</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/sibella/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/sibella/#respond</comments>
				<pubDate>Thu, 23 Feb 2017 11:30:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Dut]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğa.]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[venüs]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama bağlılık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama tutkusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=8273</guid>
				<description><![CDATA[<p>Onun adı Sibel. Ancak, güzelliği ve zerafeti özellikle de bakımlılığı nedeniyle çevresindekiler ona Sibella adını vermişlerdi. Bakımlılık derken; onu uzaktan tanıyanların  düştüğü yanılgı misali öyle basit, sıradan bir bakımlı kadın imajı canlanmasın gözünüzde. Onunki bir yaşam tarzı. O Antik Yunan’lıların varlıklarına inandığı efsanevi Sibyl’ların günümüze uyarlaması&#8230; Ya da gezegeni Venüs olan bir genç kızın sahip [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sibella/">Sibella</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Onun adı Sibel.</p>
<p>Ancak, güzelliği ve zerafeti özellikle de bakımlılığı nedeniyle çevresindekiler ona Sibella adını vermişlerdi. Bakımlılık derken; onu uzaktan tanıyanların  düştüğü yanılgı misali öyle basit, sıradan bir bakımlı kadın imajı canlanmasın gözünüzde.</p>
<p>Onunki bir yaşam tarzı.</p>
<p>O <em>Antik Yunan</em>’lıların varlıklarına inandığı <strong>efsanevi Sibyl</strong>’ların günümüze uyarlaması&#8230; Ya da gezegeni Venüs olan bir genç kızın sahip olabileceğinin tam ve gerçek karşılığı&#8230; Hatta belki de biraz fazlası. O yalnızca kendine olan özeniyle değil aynı zamanda bulunduğu ortama, çevresine ve arkadaşlarına dokunuşlarıyla kattığı güzelliklerle de adeta Tanrıça’nın ta kendisi. Tek farkı, o tüm güzelliği ve varlığıyla gerçek. <u>Sibel</u>’i sadece güzellikle sınırlandırmak yanlışına düşmeyin sakın. Onu Sibella yapan asıl şey sevgisini, ilgisini herkese ve her şeye uzatabilme gücü&#8230;</p>
<p>Eğitim için gittiği küçük kasabada hiçbir daireyi beğenmeyip sonunda  kışın soğuğuna rağmen kiraladığı o alengirli teras katındaki içiçe mutfak ve odayı öyle güzel döşemişti ki nihayet onu kendini çevreleyen güzelliklerin ısıttığı anlaşılıyordu. Sibella tüm gücünü değerlerinden alıyor. Öylesi bir güç ki onunki her sabah uyandığında kendini yeniden inşa ediyor. Geceleri yatağa da öyle alelade bir şekilde girdiği sanılmasın. Çünkü o;  günü ne kadar zorlu ya da kötü geçerse geçsin asla kendini salıvermiyor. Özenle sildiği makyajı, uyku için hazırladığı saçı ve süpriz bir dolaptan açılan arka tahtası süslemelerle ve peluşlarla renklendirilmiş yatağına da adeta bir prenses gibi giriyor. Ve ertesi gün yine hayatına kaldığı yerden aynı ihtişamıyla uyanıyor.</p>
<p>Onun için kendi gezegeninde yaşıyor diyebiliriz. Evet dışarıda herkesle uyumlu olan güçlü bir sosyal yaşamı, aşkları, dertleri, başarıları ve problemleri var ancak bunların hiçbiri onun kendine inşa ettiği asıl değerlere uzanabilecek güçte değil. Dolayısıyla onun dışarıdan yara alabilmesi mümkün değil. Buradan da asla yaralanmadığı anlaşılmamalı. Ancak bizler çoğu zaman zayıf düştüğümüzde çarçabuk yaşamımızın iplerini elden bırakır ve üstümüze başımıza özen göstermeyi bırakır- sanki bunu sadece erkekler ya da dışarıdakiler için yapıyormuşuz  gibi- yetmezmiş gibi bir de arkamızı toplayan yoksa evi yerle yeksan eder ya hiç çıkmayız ya da dışarıda yarı ölü bir kılıkta gezeriz. Güneş artık bize doğmaz olur. Sibel’de ise bunların hiçbirini görmeniz mümkün değil, yaşamı boyunca da mümkün olmayacak gibi&#8230; Kendini şöyle bırakıp salıvermeyi bırakın;  güneş hiç doğmayacak olsa bile o yine de tavanın köşesine herhangi bir nesneyi güneş objesi ihtişamıyla dikebilmenin bir yolunu bulacak ama asla oturup beklemeyecektir.</p>
<p>O sıradan bir t-shirt ile en şık yerlere layık bulduğumuz bir eteği kombine edebilir. Boyfriend jean’lar henüz moda değilken dahi erkek kotlarını ve gömleklerini üzerine geçirip en kadınsı elbiselerin yapabileceğinden çok daha iyi bir görünüm yakalayabilirdi. Kafasına sıradan bir bandı en farklı şekilde bağlayıp derse gelebilir ya da piknik yapmaya giderken rengarenk eteği ile bembeyaz bluzünü giyer yine de incelikli hareketlerle sofrayı kurup kaldırma sorumluluğunu tek başına üstlenirken üzerini tek bir leke etmeden eve dönebilirdi. Bir sabah evden çıkarken, her gün uğradığı manavda çalışan yaşlı tezgahtar ona: “Kızım, bu seninki insanın yaşadığı yerle, parayla pulla olacak şey değil. Bu insanın içinden gelecek” demiş.</p>
<p>Yine buradan da tüm bunları dışarıya gösteriş için yaptığı anlamı çıkarılamaz. Onun iç dünyasını da buna programlanmış halde bulmanız pek tesadüf olmayacak gibi. İçine düştüğü en zorlu, karmaşık ve hatta tehlikeli durumda dahi rimellerinin daha da bir güzelleştirdiğinin pekala farkında olduğu ışıklı gözlerini kısar ve daima bir plan düşünür. Onun zihni hareket etmek üzere çalışır: “Peki bununla n’apacağım?” Aklındaki soru daima bu. Eline geçen her şeyi büyük bir yaratıcılık ve incelikle estetik bir objeye dönütürmesine yol açan da bu değil mi? Kalemini, defterini, eski bir örtüyü ya da sıradan bir kahvaltı sofrasını&#8230;  Bunları kendi yaratıcı kimliğini öne çıkarmak için de yapmıyor üstelik; o yüzdendir ki onunkisi duru bir gerçek. O kadar gerçek ki artık görünen şey Sibel’in kendisi değil adeta bir altından dağılan ve kimseye ait olmayan tozlar&#8230; Her yere ve her şeye sızan&#8230; Bir kişiye ya da varlığa atfedilemeyecek derecede yayılan&#8230;Onun istediği de tam olarak bu. Görünen şeyin bizzat kendisi olmasını dert etmiyor.  Onun takdir edilmesini beklediği şey, güzelliğin kendi ihtişamı. Bunu sağlamalı ki herkes ona kapılabilsin ve bu altın tozlarından nasibini alabilsin. Gerçekten de onun çevresinde toplanan ve görünüm olarak umutsuz durumda olan kızların ve erkeklerin dahi, zamanla kendileriyle en uyumlu olan imaja büründüğü ve içlerinde gizli olan güzellik potansiyellerinin şaşırılacak derecede dışarıya yansıdığı gözlemlenir. Tüm payı kendine saklayan birinin çevresinde bunlara rastladınız mı hiç?</p>
<p>Onun tüm bunları ellerinin hünerlerinden üfürürcesine çıkardığını en iyi yakın arkadaşları bilir ve her zaman etrafında olmak için can atar. Aynı şey kendisi için de geçerli. O da başkalarıyla beraber olmaya her an isteklidir. Onun çevresi, sürekli genişlemekte olan bir evren misali her daim katlanarak çoğalır. Hemen hemen her yere girip çıkabilir ve bunun için ille de aidiyet duyduğu bir topluluğu yanına katması gerekmez. Bir bakarsınız, tek başına yaşlı bir kadının evinden çıkıyor, bir bakarsınız pazardan ellerinde yeni tanıştığı dostlarına yardım için dolu poşetlerle dönüyor, bir bakarsınız erkeklerle beraber oyun salonunda diğer kızların anlamadığı konularda skorlar yapıyor ve bir de bakarsınız saçını tepeden toplamış basket potasına zıplıyor. Bunları yaparken o kimseye ihtiyaç duymuyor; fakat ondan gelen yaşam enerjisine ihtiyaç duyanlar bitmez tükenmez bir hevesle çevresinde toplanıyor.Bu yüzden de hiçbir zaman <em>Sibel</em>’i yalnız görmek mümkün olmuyor.</p>
<p>Falcı bir kadın bir keresinde ona kesinlikle kendisini koruyan bir şeyin olduğunu söylemiş. Bana öyle gelir ki bu güç çevresini saran kalabalıktan başkası değil.</p>
<p><strong>Sibel</strong>’in yaşamına bir kere dahil olanlar başta onun güzelliğiyle büyülenir hatta biraz çekinir de bundan; ancak zamanla enerjisine hayran kalır ve nihayet ondaki gerçekliğin ve altında yatan temel güdünün farkına varırlar. Bunun adı çok basit: sorumluluk. Yaşamı ciddiye alma ve an’a dair her ne varsa ona değer katma sorumluluğu&#8230; Tüm bunları büyük bir gerçeklikle ve samimiyetle yapabilmenin katalizörü ise: sevgi.</p>
<p>İşte estetiğin içini bunlarla doldurabilmeyi başarmış ve güzelliğin şifrelerini değiştirerek ismini Sibella yapabilmiş bir genç kızın yaşamına hakim olan asil değerler…</p>
<p><b>Sibel&#8217;e sevgilerimle&#8230;</b></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/sibella/">Sibella</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/sibella/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8273</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Antik Yunan ve Roma Dramaları</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 19 Dec 2015 13:09:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Ada Şeyma Karaman]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[antik]]></category>
		<category><![CDATA[antik dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[Aristo]]></category>
		<category><![CDATA[Aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[Dionysus]]></category>
		<category><![CDATA[Dithrambus]]></category>
		<category><![CDATA[drama]]></category>
		<category><![CDATA[Elizabeth dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[komedi]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Oedipus]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[paganizm]]></category>
		<category><![CDATA[poetika]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma dramaları]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Senekan Trajedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Shakespeare]]></category>
		<category><![CDATA[Sophocles]]></category>
		<category><![CDATA[trajedi]]></category>
		<category><![CDATA[William Shakespeare]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=1272</guid>
				<description><![CDATA[<p>Drama, tiyatronun M.Ö. 5 yüzyılda Antik Yunan&#8217;la doğmuş bir dalıdır. Tiyatro donanımsa drama onun bir parçası olan yazılımıdır. Antik Yunan&#8217;da altın çağını yaşamış olan bu tür, o dönemde öyle bir başarıya sahip oldu ki hiçbir dönemde onların üstünlüğüne erişilemedi&#8230; Elizabeth döneminde İngiltere&#8217;de dramanın çığ gibi yükselmesi, toplum tarafından büyük bir heyecanla karşılanması bile aslında Antik [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/">Antik Yunan ve Roma Dramaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Drama, tiyatronun M.Ö. 5 yüzyılda Antik Yunan&#8217;la doğmuş bir dalıdır. Tiyatro donanımsa drama onun bir parçası olan yazılımıdır. Antik Yunan&#8217;da altın çağını yaşamış olan bu tür, o dönemde öyle bir başarıya sahip oldu ki hiçbir dönemde onların üstünlüğüne erişilemedi&#8230; Elizabeth döneminde İngiltere&#8217;de dramanın çığ gibi yükselmesi, toplum tarafından büyük bir heyecanla karşılanması bile aslında Antik dönemin taklitleriydi. Ancak bahsedilen Elizabeth dönemi Rönesans&#8217;a hitap eder. Rönesans İtalya&#8217;da doğmuş bir dönem olmakla beraber, Antik dönemin çevirisi olarak da anılır.</p>
<p>İngiltere&#8217;de doğan drama Roma dönemini baz alır. Dönemin en önemli yazarlarından biri William Shakespeare, özellikle Senekan Trajedisinin prensiplerini trajedilerine uyarlamıştır. Bu prensiplerden bahsetmeden evvel Antik Yunan dramasını biraz açıklamakta fayda var, çünkü Roma İmparatorluğu genişleyerek Yunanlılarla bağlantı kurarak, onların tiyatrodaki gelişmelerinden yola çıktılar.</p>
<p>Antik Yunan dönemi Klasik dönem olarak da adlandırılır. Bu dönemdeki eserler Dithrambus adlı verilen, şarap tanrısı Dionysus&#8217;u onurlandırmak adına yazılan eserlerdi. Dini festivallerden doğmuşlardı. Çok tanrılı (paganist) bir inanç sistemleri vardı ve de inandıkları tanrılar insanvari bir yapıya sahipti. Bundan dolayı eserleri yazarken bir kısıtlamanın altında olmaksızın yazdılar. Bu da onları dramanın en başarılı yazarları yaptı. Antik Yunan&#8217;daki trajedilerde, eserden tek bir kısım bile silinemezdi. Eserler son derece bütünlüklüydü, karakterler hybris (kibir) sebebiyle bir düşüş yaşardı ve böylelikle seyirciye eğitici, ahlaki bir ders verilirdi. Seyircinin aldığı bu derse kadar ki kısımda, acıma ve korkma duyguları hat safhada olurdu ve Aristoteles&#8217;in poetikasında bu duyguların refaha kavuşması &#8220;catharsis&#8221; (katarsis, arınma) adlı bir terimle karşılanırdı. Hatta Aristo&#8217;ya göre bu arınma olmazsa o eser trajediden sayılmazdı.</p>
<p>Trajedilerden sonra Antik dönemde komedi türü de önemli bir yere sahipti ve Eski Komedi (Old Comedy) / Yeni Komedi (New Comedy) olarak ikiye ayrılırdı. Eski formunda politik, toplumsal altyapı üzerinde eleştiri, göndermeler barınırdı, yeni komedi ise aşk konuları, ailesel problemler gibi günümüz komedilerine yakın konular işlenirdi. Trajediden farkı, iç tutarlılık o kadar da önemli bir yere sahip değildi ve birinde baş karakter olayın farkına vardığında kabusvari bir sona ulaşıyor diğerinde farkına vardığında sevinç ve kutlama meydana geliyor. Trajedi örneği olarak, günümüzde halen daha önemli bir yere sahip olan Sophocles&#8217;in Kral Oedipus&#8217;unu ele alırsak; Kral babasını öldürüp annesiyle evlendiğini öğrenince kendisine işkence ediyor, sürülmek istiyor. Fakat bu işkencenin hiçbir kısmı sahnede yapılmaz, sahnede şiddet gösterilmez.</p>
<p>İşte bu noktada Antik Roma dönemi farklılık göstererek Senekan ilkeleriyle farklılık göstermiştir. Şiddet sahnede gösterilir. Trajedi kahramanı kibirinden değil, kendisinden öte ya da kendisiyle eş bir güce meydan okuduğu için düşüş yaşar. Aynı zamanda Yunan oyunlarının prensiplerinde doğaüstü faktörler asla barındırılmazken, Roma&#8217;da bu sıkça kullanılır. Ancak Roma&#8217;lılar, Yunanlılara nazaran daha çok pratik sanatlarla yöneldiğinden bu dönemde drama ve trajedi yerine, komedi ve fars (basit komedi) üstünlük kazanmıştır.</p>
<p>Bu iki çağda da dini inancın çok tanrılı olmasından dolayı, tek tanrılı inancın yaygınlaşmasından sonra Avrupa tiyatrolarında düşüş yaşanmıştır. Fakat kilise bunu yasaklamasına rağmen litürjik (ayinsel) ibadetlerinde ironik bir şekilde tiyatro gösterilerine ev sahipliği yaparak yeniden doğuşuna yol açmıştır. Ortaçağ&#8217;da alegorik karakterlerle dini mesaj verip halkı eğitmede kullanılan drama, Rönesans&#8217;ta halk tarafından büyük bir ilgiye talep edildiğinden tekrar yükselişe geçmiştir. Rönesans&#8217;ı doğuran İtalya, tiyatro konusunda Yunanlıların yapıtlarını esas alıp onların izinden giderken, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri Roma döneminin ilkelerini takip etmiştir.</p>
<p><strong>Özetlersek;</strong></p>
<p>Günümüzde halen daha çok büyük bir sanatsal dilime sahip olan tiyatronun ortaya çıkışı ele alınmıştır. Doğuşundan sonra gelişiminin nasıl olduğu, bu gelişimi sağlayan faktörler nelerdi, gelişimin oluştuğu kültürler hakkında kısa bir inceleme yazısıdır. Antik Yunan dönemiyle toplumda ivme kazanıp bunu Roma kültüründe de devam ettiren drama, trajedi türlerinin yanı sıra komedi türünün ortaya doğuşu, içeriği ve de altyapısı ele alınmıştır. Dönemlerde tiyatroda ne gibi faktörler ön plandaydı, hangi işlevde tiyatro oyunları topluma sunuluyordu ve düşünürlerin yaptığı yorumlar yazı da açıklanmıştır. Bunların yanı sıra yazar-eser örneklerine de yer verilmiştir. Ayrıca, Antik Yunan&#8217;da doğup diğer kültürlere uzanan drama tarihinin, farklı kültürlerde gösterdiği değişiklikler de ele alınmıştır. Bu dönemlerin, özellikle Roma İmparatorluğu&#8217;nda farklılık gösteren prensiplerin yanında, oyun türünde de farklı türlere kapılar aralanmıştır. Oyunlarda işlenen olay ve karakterlerin temel özellikleri ve trajediyi trajedi yapan önemli faktörler (terimler) açıklanmış ve bu karakterlerin türden türe ne gibi farklılıklar gösterdiği incelenmiştir. Antik dönemden alınan gelenekler yeniden doğuş dönemi olan Rönesans&#8217;ta hangi ülkede, ne gibi düzenle sunulduğu hakkında ufak bir bilgiyle yazı tamamlanmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/">Antik Yunan ve Roma Dramaları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/antik-yunan-ve-roma-dramalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1272</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
