<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>anne ve çocuk &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/anne-ve-cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Dec 2018 22:15:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Leyla Leyli</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/#respond</comments>
				<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 05:00:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Bade Arman]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5410</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bir tel saçını çekti kopardı. Sonra bir tel daha. Beyaz tellere ölüm diye giriştiği ayıklama siyah tellere sıçradı. Topyekun saldırıya geçmiş, hıncını alamıyordu. Yatakta oturmuş, dibindeki komidinin üstünü saç telleriyle doldurmuştu son yarım saattir. Eve gelene kadar sakin kalmış hatta yol boyu hiç bir şey hissetmemişti. Ne olduysa ceketini vestiyere bırakırken aynadaki yansımasına göz attığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/">Leyla Leyli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bir tel saçını çekti kopardı. Sonra bir tel daha. Beyaz tellere ölüm diye giriştiği ayıklama siyah tellere sıçradı. Topyekun saldırıya geçmiş, hıncını alamıyordu. Yatakta oturmuş, dibindeki komidinin üstünü saç telleriyle doldurmuştu son yarım saattir. Eve gelene kadar sakin kalmış hatta yol boyu hiç bir şey hissetmemişti. Ne olduysa ceketini vestiyere bırakırken aynadaki yansımasına göz attığı sırada beyaz bir kaç saç telini görmesiyle olmuştu. Yatağa ne ara oturduğunu bile hatırlamıyor olabilirdi. Otuzlu yaşlarının ortasında bir kadın beyazlarına biraz olsun şefkatli davranmaz mıydı? Eni konu bir kaç tel. Yaşanmışlığı göstermez mi beyazlar? Şu hercai zamanın meyvesi değil miydi? İnsan yaşadığını yaş aldığını nasıl anlardı ki başka? Her şeyi çürüten zamanın torpili olur muydu hiç sana bana? Leyla bilseydi bunları yine aynı nefretle koparır mıydı onları?</p>
<p><strong>Leyla leyli</strong>, şehla bakışlı kara gözlü kara saçlı kara kaşlı bir adem kızı. Annesi turşuları yaparken salatalıkları aşıran Leyla leyli. Ruhu şad olsungillerden babası öyle seslenirdi. Seslendi duyurdu, seslendi adına ad koydu, seslendi sonsuzluğa uyudu. &#8216;<em>Leylam leylim su ver.</em>&#8216; &#8216;<em>Su gibi ömrün olsun Leyla Leyli</em>&#8216; Oysa şimdilerde Leyla geriye kalan ömrünü su gibi içip tükürmek istiyordu. Çok değil 6 saat öncesiydi onu dünyaya küstüren hadisenin vuku buluşu.</p>
<figure id="attachment_5412" aria-describedby="caption-attachment-5412" style="width: 288px" class="wp-caption alignleft"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5412 size-medium" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi-288x300.jpg?resize=288%2C300" alt="Leyla Leyli'nin hikayesi" width="288" height="300" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi.jpg?resize=288%2C300&amp;ssl=1 288w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/leyla-leylinin-hikayesi.jpg?w=648&amp;ssl=1 648w" sizes="(max-width: 288px) 100vw, 288px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5412" class="wp-caption-text">Leyla Leyli&#8217;nin hikayesi</figcaption></figure>
<p>6 saat öncesi hayat öylesine tatlı bir meltemdi Leyla&#8217;ya. Kelebekler hep mi böyle güzeldi demişliği bile oldu. Çalıştığı yerin kirli camları bile ışık saçıyordu sanki. Masasına kollarını dayamış iş yapası yoktu. Bahar aylarının getirdiği miskinliğe yoruyordu ya başka sebebe ne gerek? Bir kahve içip meşhur fal sitesine fincanın resimlerini atıp 3 vakte kadar keyfine keyif ekleyecek şeyler duymak istiyordu. 3 vakitli her güzel uydurmasyona razıydı. Kahvesine enerjisini vere vere içti, kalan telveyi bir baş dönümü çalkaladı. Fincanın 3 kez kendine doğru çevirdi kapattı. Üstüne de Ömer&#8217;in nişanesi yüzüğünü koydu ki çabuk soğusundu. Çabuk soğusun ki çabuk görsün geleceği. Fincanı masanın bir ucuna özenle koymuştu ki telefonu çaldı. Ömeri güzeli, aşkına müptela olduğu,  uğruna müptezel gezdiği adam arıyordu. Hayrolsundu bu saatte? Hemen elini aldı telefonu,  simgeyi yeşilden kırmızıya çevirdi. Çok uzun bir konuşma olmadı. Leyla&#8217;nın kulakları uğuldamaya başladı. Kendine hakim oldu kendini bildi. Oturdu kalktı. Bir bardak su içti. Bir bardak daha. Alelacele bir numara aradı, konuştu duruldu. Duruldu çünkü gerçeği o an kavrayırverdi, acıyı göğsünde yumuşattı. Kahve fincanını unuttu. 3 vakte kadarlı falın kapısına gelmiş olan 3 gün içindeki kürtaj olacağını bilse hiç kapatır mıydı o fincanı? Porselenden yapma hayal bükücü fincanı doğrudan çöpe attı. Leyla şaşkın değildi. Deliler gibi ağlaması gerekirken bu sükunet onu bile şaşırtıyor belki yazgıdan hayati boyunca bir şey beklememiş bir insanın olgunluğunu yaşıyordu. Metroya bindi kendine bir sığınak buldu, tutundu tüm bu alem kaosunun içinde sanki tutunduğu demir onun koruyucusuydu. Bohçası elinde bir kadın ona doğru bakıyor sanki her şeyi biliyormuşçasına sırıtıyordu. Leyla aldırmadı, Leyla durgundu, suskundu, kesif kokular içinde lavantayı burun deliklerine sokmuş kadar sakindi. Yazgısı sabıkalı bir kadının kızıydı Leyla, savunmasız bir güldü dikenlerini unutan, koparılmaktan imtina etmeyi bir kenara bırak bununla savaşmak için yetiştirilmiş gibiydi.</p>
<p>Bilincini acıdan kaybettiğini sanan insanın meczuba benzer bir gülüşü vardı şimdi Leyla’nın yüzünde. Hala yatağın kenarında oturuyor fakat saçını yolmayı bırakmıştı. Leyla leyli umudu kırılan nice kadından biri. Yolun yarısına gelmiş otuzlu yaşlarının ortasında anneliğini toprağa gömmeye hazırlanıyordu. Ucu bucağı olmayan nankör dünya çok görmüştü ona anneliği. Uyudu, uyandı, geceyi gömdü gündüzü gördü. Bebeğini toprağa verdi 3 günün sonunda. O günden sonra Leyla eskisi gibi hırçın kalamadı. Leyla bir kez olsun dokunmuştu anne olmaya bir daha eskisi gibi kalamazdı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/">Leyla Leyli</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/leyla-leyli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5410</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kâinat Orkestrasının İlk Konseri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 16 Aug 2016 05:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Sözü Bulan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[anne ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[klasik sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4842</guid>
				<description><![CDATA[<p>Bilinçli anne-babaların biricik bebeklerini kucaklarında tutmayı hayal ettikleri anda başlar, o minicik parmakların, sevimli burnun ve hiçbir kokuya benzemeyen o mis kokulu, o tatlı gülücüklü bedenin eğitimi… Daha ana rahminde bir bezelye tanesi iken, daha cinsiyeti, silueti oluşmamışken gelecek günlerin planları, hayalleri ebeveynler tarafından çoktan kurulmaya başlanmıştır bile. Bezelye tanesi biraz daha büyüyüp ultrasonda ilk [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/">Kâinat Orkestrasının İlk Konseri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinçli anne-babaların biricik bebeklerini kucaklarında tutmayı hayal ettikleri anda başlar, o minicik parmakların, sevimli burnun ve hiçbir kokuya benzemeyen o mis kokulu, o tatlı gülücüklü bedenin eğitimi… Daha ana rahminde bir bezelye tanesi iken, daha cinsiyeti, silueti oluşmamışken gelecek günlerin planları, hayalleri ebeveynler tarafından çoktan kurulmaya başlanmıştır bile. Bezelye tanesi biraz daha büyüyüp ultrasonda ilk resimleri çekildiğinde ise, gideceği okul dâhil pek çok plan belirlenmiştir artık…</p>
<p>Şaka bir yana, gerçekten günümüz ebeveynlerinin bebek eğitimine daha anne karnındayken başladıklarına tanıklık etmeyenimiz yok gibidir. İletişim çağının bütün olanakları kullanılarak bebek kucağa alınmadan önce bir mürebbiye kadar bilgiye sahip olan anne babalar, bebeklerini hızlı bir entegrasyonla, <strong>Z </strong>kuşağına hazırlarlar…</p>
<p>Anne rahminin güvenli ortamında keyifle büyüyen bebekler, doğumla gerçekleşecek yeni yaşamlarının koşullarını öğrenmede acele etmeseler de, anne-babaların onlar için hazırladıkları dünya dayatmaya başlar bile…</p>
<p>Anneler, bebekleriyle konuşup iletişime geçmenin önemini çok çabuk öğrendiler. Artık bunun bir zorunluluk olduğunun farkındalar. Çünkü bütün araştırmalar annesinin sesini tanıyan bebeklerin buna karşılık verdiğini kanıtlar yönde. Ancak bebekler yumuşak ve ritmik sesleri seviyorlar, sert ve yüksek frekanslı seslere karşı ürktüklerini biliyoruz. Anne karnında dinletilen klasik müziğin, özellikle Mozart, Bach ve Beethoven gibi dahi bestecilerin eserlerinin, bebeklerin zekâ gelişimine katkıda bulunduğu da uzmanlar tarafından dile getiriliyor.</p>
<p>Anne karnında müzik dinlemeğe başlayan bebeklerin uyumlu ve sakin oldukları, dış dünyayla daha iyi iletişimde bulundukları bir gerçek… Huzursuz olduklarında ya da ağlamaya başladıklarında ise, daha önceden dinledikleri bu tanıdık müzikler sayesinde uykuya kolay geçebiliyor ve rahat bir uyku çekebiliyorlar.</p>
<p><strong>Ancak ne tür bir müzik sorusuna cevap vermek gerek. </strong></p>
<p>Ritmi dakikada 60-100 metronom hızında olan her müzik uygun olabilmekte aslında… Neden bu metronom hızı? Çünkü annenin kalp ritmiyle uygun olmalı da ondan. Bebekler hamileliğin ilerleyen zamanlarında ritimleri hissettiği gibi duyabiliyorlar da. Araştırmacıların bulguları anne karnındaki bebeklerin, hamileliğin&nbsp;18 haftadan&nbsp;itibaren annenin vücudunun dışındaki sesleri duyabildiklerini göstermekte… İşte bu yüzden bebek ve çocuklara Klasik Müzik dinletilmesi önerilmektedir.</p>
<p>Yaygın kanaat bu yönde olsa da Klasik Müzik dendiğinde batı müziğini algılamak gibi bir yanılsama yaşıyoruz ne yazık ki. Oysa Klasik Türk Müziğinde de aynı metronom hızında olan Ayini Şerifler, peşrevler ve özellikle Ney taksimleri, bebek ve anne için de mükemmel uyumu sağlayabilmektedir. Burada dikkat edilecek nokta, dinletilecek müziğin yumuşak ve frekans ayarının düşük olmasıdır. Bebeğin ve annenin sakin, huzurlu ve güvenli hissetmeleri, birlikte başlayacakları bu uzun yolculuk için çok önemlidir. Babalar alınmasınlar lütfen, ama anne ve bebek uyumu çocukluk ve ergenlik dönemine dek süren çok önemli bir durumdur. İşte bu uyum ilk anne karnında başlıyor. Öyle bir birliktelik ki bu, kaynağı yalnızca salt sevgi&#8230; Karşılıksız ve sonsuz olan, beklentisiz, doğal ve akışkan&#8230; Kendi canından can vermenin erdemi anneyi sardığında bitimsiz ve fakat dönüştürücü bir enerjiyle dolan anne,&nbsp; artık karnındaki mucizeyle bütünleşiyor. Onunla hemhal oluyor ve günlük rutinlerinde dahi her an önceliğini bebeğine veriyor. Bebek, annenin kalp ritmiyle amniyon sıvısının içinde güvenle uyurken,&nbsp; yine annenin bu ritmiyle uyanıp, bu ritimle besleniyor… Annenin stres ve endişeden uzak, rahat ve mutlu olması bu yüzden çok önemli… Hamilelik dönemi sevgi ve huzur enerjisini gerektirir. İç organlarımızın çıkardığı sesi, yalnızca bebekler duyar. Her bir organımızın ayrı bir sesi vardır. Bebekler bu sesle güvenlidir. <strong>Kâinat orkestrasının konserini ilk dinleyenler bebeklerdir.</strong> Doğumda bu sesi duyamadıklarından ağlarlar. Amniyon sıvısının içindeki bebeklerin gözleri kapalıdır. Seslerle yollarını bulmaya çalışan yarasalar gibidirler. Bu yüzden yeni doğan bebek hemen anneye verilir ve kalbinin üzerine yatırılır. Annesinin ritmini duyan bebek güvende olduğunu anlar, sakinleşir…</p>
<p>Sevildiğini hisseden bebek, doğum travmasını atlatır ve doğduğu yaşamın güvenli ortamında kendisini annesinin kucağına bırakır…</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/">Kâinat Orkestrasının İlk Konseri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kainat-orkestrasinin-ilk-konseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4842</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
