<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss"
	xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#"
	>

<channel>
	<title>2. yeni &#8211; Sanat Duvarı</title>
	<atom:link href="https://www.sanatduvari.com/etiket/2-yeni/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sanatduvari.com</link>
	<description>Sanata Dair Paylaşımlar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2017 06:42:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.5</generator>
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">99039141</site>	<item>
		<title>Geyikli Gece’de Yaşamak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/#comments</comments>
				<pubDate>Thu, 27 Oct 2016 09:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[S. Emre Özcan]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[2. yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Uyar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=5700</guid>
				<description><![CDATA[<p>Hayatı ne kadar anlamlı yaşıyoruz? Şu teknolojik gelişmelere boğulduğumuz çağda gerçek anlamda bir şeylere, ailemize, dostlarımıza, sevgilimize ne kadar değer veriyoruz? Yaptığımız işlerde, takındığımız tavırlarda gerçekten samimi miyiz; yoksa durmadan yüzümüze maskeler takma ihtiyacı mı duyuyoruz? Sosyal medya dışında yüz yüze iletişimde olduğumuz kaç kişi var. 1) Hayatı o kadar da anlamlı yaşadığımız söylenemez. Hem [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/">Geyikli Gece’de Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatı ne kadar anlamlı yaşıyoruz? Şu teknolojik gelişmelere boğulduğumuz çağda gerçek anlamda bir şeylere, ailemize, dostlarımıza, sevgilimize ne kadar değer veriyoruz? Yaptığımız işlerde, takındığımız tavırlarda gerçekten samimi miyiz; yoksa durmadan yüzümüze maskeler takma ihtiyacı mı duyuyoruz? Sosyal medya dışında yüz yüze iletişimde olduğumuz kaç kişi var.</p>
<p><strong>1)</strong> Hayatı o kadar da anlamlı yaşadığımız söylenemez. Hem bu anlamlı yaşamak da neyin nesi… Bir şeylere anlam yüklemek nedir ki; anlam yüklesem ne olacak, yüklemesem ne olacak. Günlük koşuşturmalardan neye zamanım kalıyor ki; kendime bile bir anlam yükleyemediğim şu dünyada başka neye anlam yükleyebilirim…</p>
<figure id="attachment_5701" aria-describedby="caption-attachment-5701" style="width: 769px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5701 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg?resize=640%2C358" alt="2. Yeni'nin en güzide şairi Turgut Uyar." width="640" height="358" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg?w=769&amp;ssl=1 769w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/2-yeni-turgut-uyar.jpg?resize=300%2C168&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5701" class="wp-caption-text">2. Yeni&#8217;nin en güzide şairi Turgut Uyar.</figcaption></figure>
<h2>Turgut Uyar – Geyikli Gece</h2>
<p>Yanlış! Tüm yoğunluğa ve iş stresine rağmen hayata, geleceğe en başta da kendimize bir anlam yükleyebilmemiz lazım. Anlam’dan kastettiğim, sevdiğimiz her şeyi an’makla, bunların farkına varıp ne olduklarını anlamak’la ilgili bir şey. An’maktan, anlamak’tan yoksun bir dünyada yaşamak Sisifos çilesinden başka nedir ki… <strong>Turgut Uyar</strong>’ın <em>Geyikli Gece</em>’deki mısralarını hatırlayalım, teknolojiden, sosyal mecradan ve asfalt dünyadan kendimizi bir an olsun uzaklaştıralım; kendimizi <strong>geyikli gece</strong>nin kucağına atalım:</p>
<figure id="attachment_5703" aria-describedby="caption-attachment-5703" style="width: 614px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5703 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg?resize=614%2C475" alt="Geyikli Gece" width="614" height="475" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg?w=614&amp;ssl=1 614w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece.jpg?resize=300%2C232&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 614px) 100vw, 614px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5703" class="wp-caption-text">Geyikli Gece</figcaption></figure>
<p><em>Geyikli geceyi hep bilmelisiniz</em></p>
<p><em>Yeşil yabanıl uzak ormanlarda</em></p>
<p><em>Güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan</em></p>
<p><em>Hepimizi vakitten kurtaracak</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı</em></p>
<p><em>Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk</em></p>
<p><em>Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza</em></p>
<p><em>Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları</em></p>
<p><em>Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk</em></p>
<p><em>Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz</em></p>
<p><em>Bilir bilmez geyikli gece yüzünden</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Hiçbir şey umurumda değil diyorum</em></p>
<p><em>Aşktan ve umuttan başka</em></p>
<p><em>Bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı</em></p>
<p><em>Belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Biliyorum gemiler götüremez</em></p>
<p><em>Neonlar ve teoriler ısıtımaz yanını yöresini</em></p>
<p><em>Örneğin Manastır’da oturur içerdik iki kişi</em></p>
<p><em>Ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek</em></p>
<p><em>Öpüşlerimiz gitgide ısınırdı</em></p>
<p><em>Koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi</em></p>
<p><em>Geyikli gecenin karanlığında</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Ama ne varsa geyikli gecede idi</em></p>
<p><em>Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan</em></p>
<p><em>Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda</em></p>
<p><em>Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında</em></p>
<p><em>Büyük otellerin önünde garipsiyorduk</em></p>
<p><em>Çaresizliğimiz böylesine doğaldı işte</em></p>
<p><em>Hüznümüz büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız</em></p>
<p><em>Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk</em></p>
<p><em>Yahut bir adam bıçaklasak</em></p>
<p><em>Yahut sokaklara tükürsek</em></p>
<p><em>Ama en iyisi çeker giderdik</em></p>
<p><em>Gider geyikli gecede uyurduk</em></p>
<p>(Geyikli gece bizi yatıştırırdı.)</p>
<figure id="attachment_5705" aria-describedby="caption-attachment-5705" style="width: 960px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5705 size-full" src="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg?resize=640%2C360" alt="Turgut Uyar" width="640" height="360" srcset="https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg?w=960&amp;ssl=1 960w, https://i1.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/turgut-uyar.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5705" class="wp-caption-text">Turgut Uyar</figcaption></figure>
<p><strong>2)</strong> Teknolojiyle, cep telefonlarıyla, leptoplarımızla, akıllı saatlerimizle o kadar meşgulüz ki, sevdiğimizi ve değer verdiğimizi düşündüğümüz insanlara hakkettiği sevgi ve değeri veremiyoruz. Durmadan bir şeyleri es geçiyoruz, erteliyoruz. Buradaki amacım “birbirinizi sevin, birbirinize değer verin” gibi toplumsal ve yüzeysel mesajlar vermek değil; amacım sizleri biraz derinlere indirip bir şeylerin farkına vardırmak; bu şekilde kendim de farkına varmak.</p>
<p><strong>3)</strong> Yıllar önce “<em>Maske</em>” isimli bir çizgi film vardı; Afrika masklarına benzeyen sihirli bir maskeyi takan adam, yeşil yüzlü, çılgın bir kişiliğe dönüşüyordu. Kendimizi de günlük hayatta bu yeşil yüzlü adama benzetiyorum, öyle farklı kişiliklerimiz ve rollerimiz var ki, herkesin maskesi de ona göre farklı renkte; bu renk gün içinde sürekli değişmekte, çünkü gidilen yere göre o renkte maske seçilmekte… Bence bir an olsun maskelerimizi çıkartıp kendi yüzümüzle, &#8220;neysek o&#8221; gibi yaşamaya başlasak, bu saçma maskelere hiç mi hiç ihtiyacımız kalmayacak.</p>
<p><strong>4)</strong> Sosyal medya dışında yüz yüze görüştüğümüz arkadaşlarımız elbette var. Ama bu arkadaşlıklar da miyadını doldurdu dolduracak… Artık bütün ilişkilerimiz sanal aleme teslim olmaya başlamakta. Buna bir dur demeli ve arkadaşlarımızı, sevgilimizi, diğer bütün ilişkilerimizi bu sanallıktan kurtarıp gerçek bir boyuta taşımamız gerekmekte.</p>
<p>İşte tüm bunları (ve benim atlamış olduğum daha birçok şeyi) yaparak sonunda <em>geyikli gece</em>ye ulaşabilir; kendimize daha yaşanılır ve anlamlı bir dünya kurabiliriz. Ama işe ilk olarak kendimize güvenmekle, kendimizi sevmekle başlamalıyız: uzanıp kendi yanaklarımızdan öpebilmeliyiz:</p>
<figure id="attachment_5704" aria-describedby="caption-attachment-5704" style="width: 475px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5704 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?resize=475%2C475" alt="Turgut Uyar – Geyikli Gece" width="475" height="475" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?w=475&amp;ssl=1 475w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikli-gece-siiri.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 475px) 100vw, 475px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5704" class="wp-caption-text">Turgut Uyar – Geyikli Gece</figcaption></figure>
<p><em>“Geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede</em></p>
<p><em>İmdat ateşleri gibi ürkek telaşlı</em></p>
<p><em>Sultan hançerleri gibi ayışığında</em></p>
<p><em>Bir yanında üst üste üst üste kayalar</em></p>
<p><em>Öbür yanında ben”</em></p>
<p><em>Ama siz zavallısınız ben de zavallıyım</em></p>
<p><em>Eskimiş şeylerle avunamıyoruz</em></p>
<p><em>Domino taşları ve soğuk ikindiler</em></p>
<p><em>Çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık</em></p>
<p><em>Gölgemiz tortop ayakucumuzda</em></p>
<p><em>Sevinsek de sonunu biliyoruz</em></p>
<p><em>Borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum</em></p>
<p><em>İkramiyeler bensiz çekiliyor dünyada</em></p>
<p><em>Daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum</em></p>
<p><em>Oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum</em></p>
<p><em>İyice kurulamıyorum saçlarını</em></p>
<p><em>Bir bardak şarabı kendim için içiyorum</em></p>
<p><em>“Halbuki geyikli gece ormanda</em></p>
<p><em>Keskin mavi ve hışırtılı</em></p>
<p><em>Geyikli geceye geçiyorum”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.</em></p>
<figure id="attachment_5702" aria-describedby="caption-attachment-5702" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-5702 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?resize=500%2C500" alt="Geyikli gece şiiri o kadar çok kişi tarafından benimsendi ki, Turgut Uyar denilince artık akla ilk olarak Geyikli Gece şiiri gelmektedir." width="500" height="500" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?resize=150%2C150&amp;ssl=1 150w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/10/geyikligece.jpg?resize=300%2C300&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-5702" class="wp-caption-text">Geyikli gece şiiri o kadar çok kişi tarafından benimsendi ki, Turgut Uyar denilince artık akla ilk olarak Geyikli Gece şiiri gelmektedir.</figcaption></figure>
<p>Kaynak: <em>Turgut Uyar, </em><em>Büyük Saat &#8211; Bütün Şiirleri</em><em>, YKY.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/">Geyikli Gece’de Yaşamak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/geyikli-gecede-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5700</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/#comments</comments>
				<pubDate>Fri, 29 Jul 2016 14:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Aleyna Nisa Mülayim]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[2. yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=4661</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlkokulda başladı Edebiyat sevdam. Elime ne geçtiyse okudum, değerlendirdim. Tüm edebi türler içerisinde, en sevdiğim hep şiir oldu. Bir sürü şair okudum, bir sürü şiir ezberledim. Hiçbirini birbirinden ayıramam tabii ki. Bütün şairlerin hissettikleri ve hissettirdikleri bambaşka. Ama içlerinden biri var ki; her şiirini ayrı ayrı dünya harikası sayabilirim. Ece Ayhan Baktığımızda İkinci Yeni şiir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/">Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İlkokulda başladı Edebiyat sevdam. Elime ne geçtiyse okudum, değerlendirdim. Tüm edebi türler içerisinde, en sevdiğim hep şiir oldu. Bir sürü şair okudum, bir sürü şiir ezberledim. Hiçbirini birbirinden ayıramam tabii ki. Bütün şairlerin hissettikleri ve hissettirdikleri bambaşka. Ama içlerinden biri var ki; her şiirini ayrı ayrı dünya harikası sayabilirim.</p>
<h2>Ece Ayhan</h2>
<p>Baktığımızda İkinci Yeni şiir akımının tüm şairleri, akımın tüm eserleri belki de edebiyat tarihine damgasını vurmuş. O dönemlerde, “Soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent” diye nitelendirdiği İstanbul’da yaşayan huysuz, hırçın bir şair kalemine sımsıkı sarılmış. Ve bugünlere kadar gelen bir sürü güzel şiir bırakmış ardında. Aykırı, farklı ve dilin uçlarında gezinen şiirleriyle o dönemlerde dahi adından çok fazla bahsettirmiş. Kapalı anlatımlarıyla aslında söylemek istediğini bu denli gözler önünde tutup aynı zamanda saklayan şair olarak kazınmış akıllara. Entellektüelliğine nazaran sokak diline böyle hakim olması ve bu dili yeri geldiğinde şiirlerinde çok güzel harmanlaması onun ne kadar usta bir şair ve aynı zamanda halktan biri olduğunu gösterir biçimde. Alışılagelmiş sistemle sorunları olan ve bunları dile getirmekten çekinmeyen şairin, devletle barışması çok üzücüdür ki hastanelerde, sağlık problemleriyle uğraşması sonucu gerçekleşmiş. Bütün bu maddi ve sağlıkla ilgi problemlerle uğraşırken, <strong>Ece Ayhan</strong> hayata 12 Temmuz 2002’de gözlerini yummuş. Bugün bize bıraktığı bir sürü şiir ve “<em>Kara duygulu şair</em>” lakabıyla akıllarımızın bir köşesinde hep. Saygıyla anıyoruz.</p>
<figure id="attachment_4663" aria-describedby="caption-attachment-4663" style="width: 500px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4663 size-full" src="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg?resize=500%2C275" alt="Ece Ayhan &quot;Mor Külhani&quot;" width="500" height="275" srcset="https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg?w=500&amp;ssl=1 500w, https://i0.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhani-anmak.jpg?resize=300%2C165&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4663" class="wp-caption-text">Ece Ayhan &#8220;Mor Külhani&#8221;</figcaption></figure>
<h3>Mor Külhani</h3>
<ol>
<li>Şiirimiz karadır abiler</li>
</ol>
<p>Kendi kendine çalan bir davul zurna</p>
<p>Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan</p>
<p>Taşınır mal helalarında kara kamunun</p>
<p>Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir</p>
<p>Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="2">
<li>Şiirimiz her işi yapar abiler</li>
</ol>
<p>Valde Atik&#8217;te Eski Şair Çıkmazı&#8217;nda oturur</p>
<p>Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür</p>
<p>Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta</p>
<p>Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir</p>
<p>Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="3">
<li>Şiirimiz gül kurutur abiler</li>
</ol>
<p>Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın</p>
<p>Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga&#8217;ya kaçan</p>
<p>Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu</p>
<p>Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir</p>
<p>Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="4">
<li>Şiirimiz erkek emzirir abiler</li>
</ol>
<p>İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister</p>
<p>Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun</p>
<p>Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla</p>
<p>Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir</p>
<p>Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="5">
<li>Şiirimiz mor külhanidir abiler</li>
</ol>
<p>Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz</p>
<p>Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde</p>
<p>Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle</p>
<p>Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.</p>
<p>Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="6">
<li>Şiirimiz kentten içeridir abiler</li>
</ol>
<p>Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir</p>
<p>Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla</p>
<p>Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_4662" aria-describedby="caption-attachment-4662" style="width: 480px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg"><img class=" td-modal-image wp-image-4662 size-full" src="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg?resize=480%2C467" alt="Ece Ayhan &quot;Galata Kantosu&quot;" width="480" height="467" srcset="https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg?w=480&amp;ssl=1 480w, https://i2.wp.com/www.sanatduvari.com/wp-content/uploads/2016/07/ece-ayhan.jpg?resize=300%2C292&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" data-recalc-dims="1" /></a><figcaption id="caption-attachment-4662" class="wp-caption-text">Ece Ayhan &#8220;Galata Kantosu&#8221;</figcaption></figure>
<h3>Galata Kantosu</h3>
<p>Benim hiç Çin&#8217;de bir ablam olmadı</p>
<p>Hiç çiçekçi dükkânım İvan Milinski</p>
<p>Üç Galata gecesi Ceneviz kerhânesinde</p>
<p>Boyalı kunduralarıma büyük erkekliğime baktı kaldı</p>
<p>Dişleri kâmilen altın dövülmüş bir kadının yüzü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peki bu Güzel Avratotu da kim yahu?</p>
<p>Oldum olası ayakta bira içiyor</p>
<p>Galiba yine yüz kişi ütülemiş kayıkta kızcağızı</p>
<p>Biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş</p>
<p>Hem ne demeye o Güllü Agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş</p>
<p>Eve gitmek istemiyorum pazarlık ederiz hamamda yatarız</p>
<p>Ulan git şimdi milli gelirden söz açma bana defol bas git yıkıl</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mübeccel Mübeccel ben ben olayım da seni hiç anlamayayım ha</p>
<p>N&#8217;olur uzat bacaklarını Galata&#8217;dan denizlere uzat uzat da</p>
<p>Zırlamadan anlat on ikisi de deli olan kardeşlerini Mübeccel</p>
<p>Anlat kimlerin yüreğinde Kız Kulesi gibi grev çivileri var</p>
<p>Kimler boş sarnıçlara iğilmiş ha bağırır ha bağırır</p>
<p>Sen kahırlanma bana gözlerim Çin&#8217;de benim çiçek bahçelerine kaçmış</p>
<p>Benim hiç Çin&#8217;de bir ablam olmamış hiç çiçekçi dükkânım olmamış</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Geceleri Galata&#8217;da gülerken bacaklarımız uzamış alıştık artık ölüme</p>
<p>Diyeceğim şu İvan Milinski: ölüm için ayırdık geceleri gülerken</p>
<p>Galata&#8217;da</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/">Kara Duygulu Şair, Ece Ayhan’ı Anmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/kara-duygulu-sair-ece-ayhani-anmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4661</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Cahit Koytak: Hayatı, Sanatı, Fikirleri, Eserleri</title>
		<link>https://www.sanatduvari.com/cahit-koytak-hayati-sanati-fikirleri-eserleri/</link>
				<comments>https://www.sanatduvari.com/cahit-koytak-hayati-sanati-fikirleri-eserleri/#comments</comments>
				<pubDate>Mon, 24 Aug 2015 18:07:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Önder Aydın]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebi Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[2. yeni]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş şiir]]></category>
		<category><![CDATA[cahit koytak]]></category>
		<category><![CDATA[cazın ırmakları]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[gazze risalesi]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci yeni]]></category>
		<category><![CDATA[ilk atlas]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[modern şiir]]></category>
		<category><![CDATA[muhafazekar şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şair]]></category>
		<category><![CDATA[sezai karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[yeni başlayanlar için metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[yoksullar ve siviller için tezler]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulları ve şairlerin kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatduvari.com/?p=517</guid>
				<description><![CDATA[<p>GİRİŞ Cahit Koytak, günümüzün en önemli şairlerinden bir tanesidir. Daha Sezai Karakoç’un çıkardığı Diriliş Dergisi’nde yazdığı ilk şiirlerinde kendine has bir üslup oluşturan ve şairler arasında kendine yer edinen birisidir. Günümüzde de Sezai Karakoç ve diğer 2. Yenicilerin ekolünü devam ettiren Koytak şiirseverlere engin bir şiir hazinesi armağan etmiştir. Bu yazı boyunca Cahit Koytak’ı tüm [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cahit-koytak-hayati-sanati-fikirleri-eserleri/">Cahit Koytak: Hayatı, Sanatı, Fikirleri, Eserleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p>Cahit Koytak, günümüzün en önemli şairlerinden bir tanesidir. Daha Sezai Karakoç’un çıkardığı Diriliş Dergisi’nde yazdığı ilk şiirlerinde kendine has bir üslup oluşturan ve şairler arasında kendine yer edinen birisidir. Günümüzde de Sezai Karakoç ve diğer 2. Yenicilerin ekolünü devam ettiren Koytak şiirseverlere engin bir şiir hazinesi armağan etmiştir.</p>
<p>Bu yazı boyunca Cahit Koytak’ı tüm yönleriyle incelemeye çalışacağım. Yer yer O’nun hakkında söylenenlere değineceğim. Son olarak oluşturduğum Cahit Koytak portresinden bir sonuç çıkarmaya çalışacağım.</p>
<p>Gelin Cahit Koytak’ı tanımaya ve tanıdıkça anlamaya çalışalım.</p>
<h2><strong>CAHİT KOYTAK’IN HAYATI</strong></h2>
<p>29 Ocak 1949 yılında, Erzurum’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini aynı şehirde gördü. Yüksek öğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesinde tamamladı ve bu fakülteden 1974 yılında kimya yüksek mühendisi olarak mezun oldu. Kısa bir süre mühendislik, sonra uzun yıllar serbest ticaret yaptı. 1994 yılından itibaren 15 yıl bir özel TV kuruluşunda, sinema yayınını yönetti.</p>
<p>Yazı hayatı, yirmi iki yaşında Sezai Karakoç&#8217;un Diriliş Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle başladı. Sonraları şiirlerini Kelime, Yöneliş, Yedi İklim, Kayıtlar, Gergedan, Defter, Kaşgar, Hece, Yansıma, Le Poete Travaille, Kitaplık, Kırklar, Merdiven Şiir, Anlayış, BirNokta, Yeniyazı vb. dergilerde yayınladı.</p>
<p>1 Haziran 2009 gününden bu yana Taraf gazetesinde haftada bir (Pazartesi günleri) “Yoksullar ve Siviller İçin Tezler” başlığı altında şiir yayınlamaktadır.</p>
<p>2009 yılında, Pınar Yayınları&#8217;ndan “Gazze Risalesi” isimli şiir kitabı, 2010 yılında, Timaş Yayınları&#8217;ndan, 3 cilt halinde, toplam 1100 sayfayı aşan, “Yoksulların ve Şairlerin Kitabı” isimli şiir kitabı, Ocak 2011 de yine Timaş Yayınları&#8217;ndan ilk kitabı “İlk Atlas”ın genişletilmiş baskısı çıktı. 2011 yılı içinde yine Timaş Yayınları&#8217;nda, şairin, “Yeni Başlayanlar İçin Metafizik”, 2012 yılında “Cazın Irmakları” isimli şiir kitaplarını yayınlanmıştır.</p>
<p>Şairliğinin yanı sıra, Koytak aynı zamanda usta bir çevirmen olarak karşımıza çıkıyor. İngilizce ve Fransızca&#8217;dan önemli çevirileri bulunan Koytak, 1988&#8217;de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın mütercimi seçildi. Frantz Fanon&#8217;un Siyah Deri Beyaz Maskesi adlı kitabını Cahit Koytak dilimize çevirmiştir. Fanon çevirisinden daha önemli bir çalışması ise Ahmet Ertürk ile birlikte hazırladığı Muhammed Esed&#8217;in The Message Of The Qur&#8217;ân&#8217;ıdır. On yıla yakın sürmüştür bu kitabın çevirisi.</p>
<h2><strong>CAHİT KOYTAK’IN KİŞİLİĞİ</strong></h2>
<p>Cahit Koytak son derece mütevazi bir kişiliğe sahiptir. Hayatı boyunca böbürlenme, ego ve kibir Koytak’ta görülmeyen niteliklerdir. Koytak’ın bu mütevazi kişiliği eserlerine de yansımıştır. Yaşamı boyunca hep şiir yazmasına rağmen, şiirlerini yayınlamak için kimseden ricacı olmamış ve şiirlerini yayınlayacak kaliteli bir yayınevi bulana kadar yazmaktan vazgeçmemiştir.</p>
<p>Belkide Koytak’ın kişiliğini oluşturan en büyük etken onun fikir dünyasıdır. O, yoksulların mahmurluğunu, ezilmişlerin onurluluğunu, sivillerin demokrasisini kendi kişiliğinde taşır. Cahit Koytak özünde insanı, insan olmanın erdemini taşır. Cahit Koytak şiirlerinde de üstüne bastığı gibi insanın ezilip büzülmesini hiçbir zaman tasvip etmez, bu yüzdendir ki, Koytak da asla baş eğmeyen bir kişiliğe sahiptir.</p>
<p>Cahit Koytak bazı şiirseverleri tarafından Taraf Gazetesi’nde yazmaya başlaması sebebiyle, Koytak’ın kişiliğine ters düştü, diye eleştirilmiştir. Koytak ise bir röportajında bu eleştirilere şöyle yanıt vermiştir: “Pek de örneğine rastlanmamış bir işe kalkışarak, bir günlük gazete &#8216;köşe&#8217;sinde düzenli şiir yayınlamamın ve bu iş için özellikle Taraf Gazetesi&#8217;ni seçmemin elbette sebepleri var. Bir defa, şiirle ulaşılabilen saflıkta, derinlikte yahut duyarlılık eşiğinde, insanlar için, paylaşılabilecek sanıldığından çok daha fazla ve önemli değerlerin olduğuna inanıyorum. Ancak, bizatihi şiir olan şeylerin yahut şiirle insandan insana taşınabilen şeylerin önünde son on yıllarda bütün dünyada giderek daha büyük ve zor aşılır engellerin, maniaların biriktiği görülmektedir. Ben bunu kötü bir gelişme olarak değil, tersine; şiire, insana has bir varoluş belirtisi olarak, varlığını sürdürebilmesi için kendine çeki düzen verip kendini yenilemesi, zenginleştirmesi, derinleştirmesi ve insanlara ulaşmak için de kendine yeni yollar araması gerektiği yönünde, &#8216;Zamanın Ruhu&#8217; tarafından fısıldanan ciddi bir uyarı olarak değerlendiriyorum.<br />
Böyle bir alarmla uyanmış, kendini yenileyerek yola koyulmuş bir şiir için de en uygun güzergâhın pekâla bir günlük gazete olabileceğini düşünüyorum. Bu gazetenin, özellikle, açık zihinli, değişimci, iyiyi, doğruyu, güzeli herkes için isteyen, &#8220;herkes için hukuk, herkes için demokrasi, herkes için özgürlük!&#8221; diyen ve bunu güzel demesini beceren ve içtenliğine inandıran gerçekten aydın ve nitelikli insanların çıkardığı Taraf Gazetesi olduğunu düşünmemden, Türkiye şartlarında, daha doğal bir şey olamazdı.”</p>
<p>Ayrıca Ömer Erdem, Koytak hakkında “Cahit Koytak şiirinin baskın yönü şüphesiz değdiği her şeyi şiir olarak yazabileceğine duyduğu sürekli ve ısrarlı inançtır. Söz ile söyleme arzusu, duyuruş ile yaygınlaştırıp yayma, buluş ile acemilik, doğu ile batı, ilahiyat ile mitoloji, pervasızca yan yana getirilir iç içe odalarda aynı sedirlere oturtulur benzer müzikler dinlettirilir.” Bilgilerini kaleme almıştır.</p>
<p>Cahit Koytak, Zaman Gazetesi’nin Kitapzamanı ekine gönderdiği bir yazıda kendisini şöyle tasvir etmiştir:</p>
<p>“Şiirim, sanat anlayışım gibi konularda açık ve doğrudan görüş belirtip okurun kendi özgün, gizemli keşif serüvenini etkilemekten ve şiirin kendisinin ortaya koyduğu resmi bozmaktan hep kaçındım.</p>
<p>İlk Atlas’ın hikâyesini anlatmak, belki okurla daha çok muhabbete vesile olacağı için, benim için elbette müstesna bir zevk olurdu. Fakat bağışlanma dileyerek, şunu belirtmem gerekiyor ki, ben öteden beri, kendimden, kendi hikâyemden, yazdığım şiirden ya da onun hikâyesinden, şiirin kendi ‘anlatı’sı dışında bahis açarak, şiirlerle okur arasına girmekten; genel olarak şiir, sanat, edebiyat ve özel olarak da kendim, şiirim, sanat anlayışım gibi konularda açık ve doğrudan görüş belirtip okurun kendi özgün, gizemli keşif serüvenini etkilemekten, yönlendirmekten ve bütün bunlar hakkında şiirin kendisinin ortaya koyduğu resmi bozmaktan hep kaçındım. Ve bu tutum giderek benim için, dışına çıkılması, adeta, yazdıklarımın değerini, büyüsünü, bütünlüğünü tehdit edebilecek, dolayısıyla uyulması neredeyse zorunlu bir ilke, bir gelenek halini aldı. Binaenaleyh, hemen hemen ta başından beri, benimle, görsel ya da yazılı, bir söyleşi yapmak isteyen bütün dostlarımdan &#8211; onlara insana, hayata, sanata ve kendime dair söyleyebileceğim, söylemeye değer bulduğum her şeyin yazdığım şiirlerde ifadesini bulduğunu ve söyleyebileceklerimin de sadece şiirlerimdeki kadar olduğunu belirterek, hep beni bağışlamalarını istirham ettim.”</p>
<h2><strong>CAHİT KOYTAK’IN FİKİRLERİ</strong></h2>
<p>Cahit Koytak, hayatı boyunca gerek şiirleriyle, gerekse yaşam tarzıyla toplumsal olaylara duyarlı bir fikriyata sahip olmuştur. Taraf gazetesindeki köşesinde “Yoksullar ve Siviller İçin Tezler” başlığıyla yazması aslında Koytak’ın düşünce dünyasını özetler.</p>
<p>Cahit Koytak, hayatı boyunca yoksulların ve ezilenlerin yanında saf tutmuş, şiirlerinde insanın maddi ve manevi yoksulluğunu konu edinmiş birisidir. 2009 yılında Pınar Yayınları’ndan çıkan “Gazze Risalesi” Koytak’ın, İsrail’in Gazze’yi işgali sonrası kaleme aldığı şiirlerinden oluşmaktadır. Koytak, hiçbir zaman ezilmişlere sırt çevirmemiş ve haksızlığın hep karşısında yer almıştır; tıpkı İsrail’in Gazze işgalinde olduğu gibi.</p>
<p>Cahit Koytak, yoksulların ve ezilmişlerin yanı sıra Taraf’taki köşesinde belirttiği gibi sivil bir yaşamı savunur. Onun bu görüşü Türkiye’nin çokça kez askeri müdahaleye ve darbelere maruz kalmasından kaynaklanır. Özellikle 28 Şubat 1997’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sivil hükümete müdahale etmesi Koytak’ın düşünce sisteminde önemli bir yer arz eder. Hatta bu sebeple kaleme adlığı “Harranlı Müneccim” adlı şiiri 28 Şubat’ı anlatmaktadır. Yine “Generaller Niçin Sokağa Çıkamaz” adlı şiiri de Koytak’ın sivil siyaset ve düşünce dünyasının dışavurumudur.</p>
<p>Cahit Koytak, muhafazakar – liberal bir siyasi fikre sahiptir. Görüşlerini açıkça belli eder ve bir sanatçının eğilip, bükülmemesi gerektiğinin günümüzdeki temsilcilerinden birisidir. Liberal düşüncesi gereği ötekileştirmeye karşı durur ve ötekileştirmenin Türkiye’de önemli bir sorun olduğunu savunur. “Öteki” başlığıyla bir de şiir kaleme almıştır.</p>
<p>Kürşat Bumin ise şair hakkında şunları söylemiştir: “Ahmek Kabaklı, ´20. Yüzyıl Türk Edebiyatı Tarihi´nde Cahit Koytak´ı ´Yeni İslami Akım´ adı altında topladığı şair ve yazarlardan sayıyormuş. Şairden ´İslami kesimin şairi´ olarak söz eden birkaç metne daha rastladım.<br />
Bu konuda cahil olduğumdan iddialı laflar etmek istemem; ama bana öyle geliyor ki, şairin sözü geçen ´akım´ içine sokulması doğru değil sanki&#8230;</p>
<p>Şu ana kadar tanıyabildiğim kadarıyla, Cahit Koytak, ´İslami kesimin bir şairi´ değil de, bir şair, büyük bir şairdir sadece. Bu -belki de- acele tespiti ´İslami kesimin bir şairi´ olmak durumuna olumsuz bir değer atfettiğim için yapmadığımı hatırlatmaya gerek yok herhalde. Ben bu tespiti sadece şair, hem de büyük bir şair olmanın tek başına yeteceğine, yetip de artacağına inandığım için yapıyorum.”</p>
<h2><strong>CAHİT KOYTAK’IN SANATI</strong></h2>
<p>Cahit Koytak, günümüzde az şairde bulunabilecek bir söyleyişe sahip şairlerimizdendir. 2. Yeni usta şairlerinin büyük bir titizlikle işlenmiş söyleyiş gücüne sahiptir. Hayriye Ünal, Cahit Koytak’ın iki çizgisinden bahseder: “Şiirleri; şairin kendisine seçtiği sözlükçe, okuru gönderdiği tarihsel kesitler ve şiirini kurarken yararlandığı biçimler bakımından ilgi çekici olarak nitelenebilir. Şair, belirgin biçimde akıcılığa dikkat eder. Dikkatimizi çeken şey, şiir dilinin kasten yabancılaştırılmış oluşudur. İletilmek istenen düşüncenin, kendisi tarafından değil de, yabancımız olan biri tarafından düşünüldüğü yanılsaması yaratmak ister Koytak. Koytak şiiri iki çizgi üzerinde yazılır. Birinci çizgide; kısa hikâye tarzında tek olayı manzum şekilde ören şiirler, ikinci çizgide; hikâyesi olmayıp tek ya da birkaç fikir etrafında oluşan “Solo Saksofon” ve “Güvercin Besleyen Adam” gibi şiirler vardır. Koytak ikinci çizgi üzerinde karar kılmıştır. Bu şiirler, yirminci yüzyıla sıkışmak istemeyen bir bilinci duyumsatıyor. Şair, tarihsel bir genişliğe yayılmak isteyen bir düşünce ile hayalen bile olsa, geçici olarak zaman duygusunu aşma eğilimindedir. Böylece evrensel bir düzlem oluşturmak ve böyle bir sınırsızlığın sağladığı genişlik içinde şiir yazmak şaire her şeyden söz etme hakkı vermiş gibidir.”</p>
<p>Cahit Koytak’ın yazdığı tüm şiirler aslında bir bütün tek tek parçaları gibidirler. Beklide bu yüzden uzun süre şiirlerini kitaplaştırmak için bekledi. O’nun kafasında kitap zaten hazırdı ve içine şiirlerini serpiştiriyordu. Kendisiyle yapılan bir söyleşide Cahit Koytak, bu tutumunu şu sözlerle temellendiriyordu: “Yazdığım her şeyin bir bütünün parçası olduğunu düşünüyorum. Onu hissederek yazıyorum. Büyük bir define haritasının kayıp parçalarını keşfedercesine, her yazdığım şey o bütünün dolmayı bekleyen bir parçası gibi doğuyor bende. Aslında bütün gerçek şairlerin böyle bir bütünlük içinde yaşadıklarına inanıyorum ama ben bunu kendimde çok baskın bir şekilde hissediyorum.”</p>
<p>Şair Cahit Koytak&#8217; ın şiir serüvenine, şiir dünyasına girdiğimizde de karşımıza çıkan ilk tema, gündelik hayatın tasviri ve bunun karşısında sonsuzluğu, ebedi olanı yakalama arzusudur. Şair, imgelerini gündelik hayatın akıp giden olaylarından ve olgularından seçip çıkarmakta ve bunların adeta anlamsızlığını değil ama gelip geçiciliğini, sıradanlığını vurgulamaya çalışmaktadır. Ayakları yere basan, insanın en derinden arzuladığı o sonsuzluğa ulaşmasını sağlayacak olan unsurların bu geçici hayattan devşirilemeyeceğini ima eder gibidir. Şaire göre gündelik hayat, sonsuzluğa ulaşmamızda gerektiği kadar sağlam ve sırtımızı dayayabileceğimiz bir temel sunmaktadır. Hatta değişmeye açık olan bu dünya, sonsuzluğu yakalama çabamızda karşımızda aşılması gereken bir engel olarak durmaktadır.</p>
<p>Suretten asla, kopmayan eşyanın hakikatine gitmek için tasavvufta tasvir edilen duygu ve düşünceyi, Cahit Koytak&#8217;ın günümüzdeki şiirsel söylem aracığıyla yukarıdaki düşünceleri de örneklendirecek biçimde dile getirilmiş şu mısralarında yakalayabiliriz:</p>
<p>Yüzleri, yüzleri ve maskeleri<br />
Silik kopyaları bırak yaşayanlara<br />
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz<br />
Ve hazin güz yağmuru görünümünde<br />
Yağan ebediyeti<br />
(Daktilo Kızın Ölümü Üzerine Caz İçin Nihavent)</p>
<p>Son olarak şairin kendisi yazdığı şiirde şiirde sanatı şöyle tasvir ediyor:</p>
<p>uzun burnunu her şeye sokuyor<br />
ve sinek kanatlı hayal gücüyle<br />
her engeli aşabileceğini,<br />
her kılığa girebileceğini;<br />
dokunaklı sesiyle de<br />
her gönlün kapısını açabileceğini<br />
ve her akla sığabileceğini sanıyor, şiir.</p>
<p>herkesin gençliğinde<br />
yaşanmamış bir çocukluğun,<br />
yaşlılığında da yaşanmamış bir gençliğin<br />
gömülü olduğunu biliyor<br />
ve işte bunlarla geri döndüğüne<br />
inandırmaya çalışıyor bizi.</p>
<p>düpedüz el koymak istiyor böylece<br />
içimize gömülü hazinelere,<br />
acılara da, erinçlere de<br />
utançlara da, övünçlere de…<br />
peki, kim bunu istiyor ondan<br />
ve hakkı var mı bu kadar ileri gitmeye!</p>
<p>pek de sinameki, kahramanımız,<br />
pek de alıngan!<br />
insanda gördüğü, duyduğu her şey,<br />
ama her şey dokunuyor ona.<br />
ve değdiği, dokunduğu her şey de<br />
yakıyor, yaralıyor onu.</p>
<p>bakınca, dosdoğru içinize bakıyor, sözgelimi.<br />
ve kaçırıyorsunuz siz de, çaresiz, gözlerinizi;<br />
ama işte oyuna geldiniz yine!<br />
onun istediği de bu çünkü:<br />
kaçırtmak sizi ruhunuzun ta diplerine,<br />
kendi şiirinizin sizi beklediği yere!</p>
<p>böyle böyle yüzgöz olma pahasına da olsa,<br />
bazen insanlarla, bazen fikirlerle,<br />
bazen de sözcüklerle denemek istiyor<br />
daha şimdiden,<br />
mezarda kurtlarla, böceklerle,<br />
mezarlık fareleriyle<br />
‘kavim kardeş’ şenlikli yaşamanın,<br />
hiçliği unutturan oyunlar oynamanın<br />
değişik yollarını.</p>
<h2><strong>CAHİT KOYTAK’IN ESERLERİ</strong></h2>
<p><strong><em>“İlk Atlas”</em></strong> adlı şiir kitabı ilk olarak 1990 yılında Ahmet Kot’un yönettiği Yazı Yayıncılıktan çıkmıştır. Daha sonra Ocak 2011’de Timaş Yayınları tarafından ikinci defa basılmıştır. Timaş Yayınları şairin bu kitabını şöyle tanıtmıştır:</p>
<p>(Büyülü serüvenin ilk durağına dönüş: İlk Atlas…<br />
“Yazdığım her şeyin bir bütünün parçası olduğunu düşünüyorum. Onu hissederek yazıyorum. Büyük bir define haritasının kayıp parçalarını keşfedercesine, her yazdığım şey o bütünün dolmayı bekleyen bir parçası gibi doğuyor bende. Aslında bütün gerçek şairlerin böyle bir bütünlük içinde yaşadıklarına inanıyorum, ama ben bunu kendimde çok baskın bir şekilde hissediyorum.” diyen Cahit Koytak, şiire hasredilmiş ömür mesaisinde her şeyi şiir olarak gören, her şeyi şiire dönüştüren bir şair. Yoksulların ve Şairlerin Kitabı Üçlemesi ile başlayan Cahit Koytak kitaplığının yeni durağı, aslında serüvenin başlangıç noktası: İlk Atlas.<br />
Şiirleriyle uzun hem de çok uzun bir yolculuğa çıkmayı düşünen şairin kısa bir yolculuğu gibi İlk Atlas. Kısa ama bir o kadar da kapsamlı, haber verici, yoğun bir ön keşif gezisi gibi; ardından gelecek büyüleyici bir külliyatın habercisi. Yirmi yıllık uzun bir aradan sonra, bünyesine kattığı yeni şiirlerle İlk Atlas raflarda yerini alıyor yeniden.)</p>
<p>Uzun bir aradan sonra “<strong><em>Yoksulların Ve Şairlerin Kitabı”</em></strong> 3 kitaplık seri halinde Timaş Yayınları tarafından basıldı. İlki Şubat 2010’da, ikincisi <strong><em>“Yoksulların Ve Şairlerin Kitabı 2”</em></strong> Mayıs 2010’da ve sonuncusu <strong><em>“Yoksulların Ve Şairlerin Kitabı 3”</em></strong> ise Ekim 2010’da okuyucularla buluştu. bu üç kitap uzun bir birikimin sonunda ortaya çıkmıştır. Cahit Koytak ilk kitabından sonra geçen 20 yıl içinde hiç şüphesiz şiir yazmayı sürdürdü; ancak kendi deyimiyle şiirlerini bastırabileceği bir yayınevi bulamadı. Bu süreçte son derece yetkinliği artmış ve sayısı oldukça çoğalmış şiirlerini 2010’da şiirseverlerle buluşturmuş oldu.</p>
<p>Cahit Koytak, uzun süre kitap basmaya ara verdikten sonra art arda 3 serilik kitap dizisini yayınlattıktan 1 yıl sonra Mayıs 2011’de yine Timaş Yayınları’ndan <strong><em>“Yeni Başlayanlar İçin Metafizik”</em></strong> adlı şiir kitabını basmıştır. bu kitap ile Cahit Koytak hakikatin özünü ve varlığın ruhunu keşfe çağırıyor okuru.</p>
<p>Son olarak Cahit Koytak’ın <em>“Cazın Irmakları”</em> adlı şiir kitabı Ocak 2012’de yine Timaş Yayınları’ndan çıkmıştır. Bu kitapta caz ve blues üzerine kurduğu şiirlerle sesleniyor bu kez okuyucusuna. Cazın ve bluesun şiirle kardeşliğini en güzel Cahit Koytak anlatıyor. Şiirleri dinleyip, cazı okurken buluyorsunuz kendinizi.</p>
<p>Cahit Koytak’ın yakın zamanda çıkması beklenen <strong><em>“Şen Maneviyat”</em></strong> adlı şiir kitabı da bulunmaktadır.</p>
<h3><strong>SONUÇ</strong></h3>
<p>Şimdiye kadar yazdığım tüm bilgi ve görüşlerden yola çıkarak bir Cahit Koytak portresine ulaşabiliriz.</p>
<p>Cahit Koytak&#8217;ın imgenin hemen hemen hiç ortalarda olmadığı bir şiir anlayışı vardır. Koytak&#8217;ın, istiarelerin, benzetmelerin, metaforların çok incelikle işlendiği ama 2. Yeni&#8217;den beri Türk Şiiri&#8217;inde vazgeçilmez olan bireyin ve bireyin imgeleminin şiire hakim olması ilkesinin göz ardı edildiği bir şiir anlayışı vardır. Şiirlerinde &#8216;ben&#8217; yoktur. Çoğunlukla düzyazıya yaklaşan hatta şiirsel metin denebilecek şiirleri vardır. Şiirlerinin kalkış noktasını insanlara herhangi bir konuda kendi bildiği doğruyu anlatma arzusu vardır. Son dönemde güncel politik olaylara değinen şiirlerine bakıldığı zaman bu niyet hemen görülür.</p>
<p>Son sözü Cahit Koytak’ın kendisine bırakıyorum:</p>
<h3><strong>AĞACA, RÜZGÂRA, YAĞMURA POETİKALARI SORULSA&#8230;</strong></h3>
<p>Badem ağacına, çiçeğinden sual olunsa,</p>
<p>“Baharı bekleyin ve bunu saka kuşuna sorun!”</p>
<p>diyecektir.</p>
<p>Yağmurdan, kendini anlatması istenecek olsa,</p>
<p>“Tohum olun ve bunu toprağa sorun!”</p>
<p>diyecektir.</p>
<p>Bir kayadan bilgi sorulsa, suskunluğuna dair,</p>
<p>“Kulaklarınızı tıkayın</p>
<p>ve bunu kalbinize sorun!” diyecek</p>
<p>ve tutup daha derin bir sessizliğe gömülecektir.</p>
<p>Şairden de konuşması istenecek olursa, şiir hakkında,</p>
<p>kimi şair saatlerce, belki günlerce konuşacaktır size.</p>
<p>İyi olan da budur belki.</p>
<p>Çünkü böyle biri, konuşa konuşa, şiirin gökçe haritasını</p>
<p>avucunun içi gibi serebilir gözlerinizin önüne.</p>
<p>Size su çektiği kuyuları,</p>
<p>tırmandığı burçları gösterebilir.</p>
<p>Elinizden tutup, meleklerle ya da cinlerle</p>
<p>çene çaldığı gök katlarını</p>
<p>ya da mağaraları gezdirebilir size.</p>
<p>Ne mutlu bunu yapabilen şaire!</p>
<p>Ve ne mutlu onu dinleyenlere!</p>
<p>Ama kimi şair de konuşmayacaktır sizinle.</p>
<p>Çünkü bakın, konuşmasını sevmeyebilir böyleleri;</p>
<p>Belki beceremez de.</p>
<p>Ve kendisine şiir hakkında sorulduğunda,</p>
<p>“Rüzgârı dinleyin! der; geceyi dinleyin,</p>
<p>denizi dinleyin! der.</p>
<p>Şehirlerin uğultusuna kulak verin!</p>
<p>Şehirlerin, ormanların, mezarların uğultusuna…</p>
<p>Kulağınızı toprağa, ağaca, yastığa,</p>
<p>âşıkların kalbine, meczupların beynine,</p>
<p>hamile anaların karınlarına dayayın ve</p>
<p>varlığın sesini oralarda dinleyin!” der.</p>
<p>Bunları söyler ve susar;</p>
<p>belki ötesini bilmediği için,</p>
<p>belki sorulardan korktuğu için,</p>
<p>belki de, yalnızca şiirin sesi duyulabilsin diye</p>
<p>bunları söyler ve susar.</p>
<p>Bunları söyler ve susar,</p>
<p>kanatlarının hışırtısı duyulabilsin diye, şiirin!</p>
<p>Rüzgârın, gecenin, denizin;</p>
<p>kalemin, fırçanın ya da mızrabın sesi;</p>
<p>sessizliğin sesi,</p>
<p>uyumun ve kaosun sesi…</p>
<p>Ve olabilir ki, yeterince sessiz,</p>
<p>yeterince dolu bir anda,</p>
<p>Tanrı’nın sesi</p>
<p>duyulabilsin diye,</p>
<p>tutar daha derin, daha büyük,</p>
<p>daha dokunaklı</p>
<p>ve daha konuşkan</p>
<p>bir sessizliğe gömülür.</p>
<h3><strong>BİBLİYOGRAFYA</strong></h3>
<h4><strong>KİTAPLAR</strong></h4>
<p>Koytak, Cahit. Cazın Irmakları. 1. baskı, İstanbul: Timaş Yayınları, Ocak 2012.</p>
<p>Koytak, C. İlk Atlas. 1. baskı, İstanbul: Timaş Yayınları, Ocak 2011.</p>
<p>Koytak, C. Yeni Başlayanlar İçin Metafizik. 1. baskı, İstanbul: Timaş Yayınları, Mayıs 2011.</p>
<p>Koytak, C. Yoksulların ve Şairlerin Kitabı. 1. baskı, İstanbul: Timaş Yayınları, Şubat 2010.</p>
<p>Koytak, C. Yoksulların ve Şairlerin Kitabı 2. 1. baskı, İstanbul: Timaş Yayınları, Mayıs 2010.</p>
<p>Koytak, C. Yoksulların ve Şairlerin Kitabı 3. 1. baskı, İstanbul: Timaş Yayınları, Ekim 2010.</p>
<p>Koytak, C. Gazze Risalesi. 1. baskı, İstanbul: Pınar Yayıncılık, Ağustos 2009.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com/cahit-koytak-hayati-sanati-fikirleri-eserleri/">Cahit Koytak: Hayatı, Sanatı, Fikirleri, Eserleri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.sanatduvari.com">Sanat Duvarı</a>.</p>
]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.sanatduvari.com/cahit-koytak-hayati-sanati-fikirleri-eserleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
						<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">517</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
