Yalnızlık… 9 harfin bir araya getirdiği sevdalıların lanetlediği kelime. Yalnızlık deyince aklına ne geliyor? Çok sevdiği bir yazar sormuştu bu soruyu Tuana’ya.  Belki beklemiyordu bu soruyu, belki de cevabını bilmediği için şaşırmıştı. Gerçekten ‘sevgili’ tarafından sevilmeyen biri için ne anlam ifade ederdi ki yalnızlık? O günden beri hep zihnindeydi bu soru. Ne demekti yalnızlık, kimin eksikliğini hissetmekti onun için? Kimileri için yalnızlık bir çocuğun babasız büyümesiydi, kimisi içinse evladını kaybetmek. Bu düşüncelerden uzaklaşmak istedi hemen Tuana. Onun için yalnızlık zaten olmayan biriydi. Ama var olanları kaybetmek fikri çok korkunçtu.

Sevgiyi, aşkı, sevilmeyi sadece şarkılarda, filmlerde hissetmek çok zor bir duygudur. Hele bir de bir kere sevdiysen daha da zor… Tuana çok sevmişti belki ama hep tek sevmişti işte. Çok delilik yapmak geldi içinden, bağırmak, herkese anlatmak… Ama ona anlatamadıktan sonra ne önemi vardı ki? O da çok iyi biliyordu ki en güzeli vazgeçmekti. Ama derler ya ‘bekara karı boşamak kolay’, onunki de tam bu hesaptı. Sevmek çok kolay şey aslında, kıymetini bilirsen eğer. Bir de karşılıklı sevmek var ki tadından yenmez. Böyle durumlarda bitirmek de daha kolaydır. Ortak bir karara varabileceğin biri vardır sonuçta. Baktın ki olmuyor, ‘hoşça kal’ dersin o kelimeye nice küfürler sığdırıp, en nihayetinde bitirirsin. Ama tek başına sevmek öyle değil işte. Senden haberi bile olmayan birine nasıl ‘hoşça kal’ dersin ki? Sen söylersin ama o yine gelir, yanına gelmezse rüyana gelir, orada bulamazsan hayaline gelir, bir türlü kurtulamazsın ondan. Savaşılması gereken kilo problemi değil ki kafanda bitirmekle olsun. Yaşadıkça, hayattan borç bir yaş aldıkça öğreniyorsun ama nihayetinde. Hem büyüyorsun da unutmaya çalışırken. Tuana da büyüdü işte. O büyürken sevgisi de büyüdü içinde, ama bitirmesi gerektiğini de hep biliyordu. ‘Tek başına sevda ne kadar taşınır’ dedi kendine bir gün. Sevdası elini atsa uzanacağı kadar yakındaydı ama orada yoktu işte. Kör bir bıçakla kesip attı sevdasını yüreğinden artık. Bir günde olmadı tabi bu, ama mantığı ve kalbi arasında süren 1. sevda yarışını mantığı kazanmıştı savaşı yıllar sonra. Şimdi Tuana gönlünde iki kişilik bir sevdayı taşımayı görüyor rüyalarında. Hayallerinin gerçeğe dönüşeceği günü bekliyor Tuana, kollarını ‘seni bu kadar seviyorum’ anne diyen çocuk gibi açmış bekliyor hem de. Tek başına sevmek değildi artık yalnızlık onun için, kendisiydi sadece, bir de zihnindeki sevda kelimeleri…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.