Toplumda Eski Türk Dizilerine Duyulan Özlem Ve Günümüzdeki Yapımların Geçmiştekiler Kadar İlgi Görmemesine Bakış…

0

Günümüzde, yeni dizilerin izlenme oranı eski dizilerimize oranla oldukça düşük bir rakam içeriyor. Her dönem aynı anda pek çok dizi ekranlardaki yerini alıyor. Ancak sadece birkaçı uzun soluklu olma şansına erişebiliyor. Peki, neden artık Türk dizileri 90 lı yıllardaki kadar ilgi görmüyor ve pek çok kişi yabancı dizilere yöneliyor? Eski Türk dizilerine olan özlem neden bu kadar arttı? Şimdi bu sorulara yanıt arayalım….

UZUN DİZİ SÜRELERİ VE KLİŞE İŞLENEN KONULAR…

Dizi sürelerinin geçmişe göre uzun olması, eskisi kadar ilgi almamasının bir nedeni olarak gösterilebilir. 90 lı yıllarda ve 2000’li yılların başında, bir dizinin gösterim süresi 45 dakika olup 1 saati geçmiyordu. Şimdi televizyonu açıp bir diziye başladığımızda, reklamlarla birlikte 2 saatten az sürmüyor. Pek çok dizinin yeni bölümlerden önce, özetinin verilmesini de göz önünde bulundurursak, süre 3 saate kadar uzayabiliyor. Bu durum da izleyiciyi doğal olarak sıkıyor. Üstelik o kadar uzun süre ekrana bakmak, beyin anlamında da, göz anlamında da yorucu oluyor. Konu ve içerik bakımından da, Türk dizilerinde eskisi kadar yaratıcılık ve izleyiciyi ekrana kilitleyen unsurların yeterli olmaması da, göz ardı edilmemelidir. Örneğin, yaz dönemine geldiğimizde hemen hemen her kanalda aynı tip diziler görüyoruz. Yazlık mekânda tanışan çift kış zamanı İstanbul’a geliyor. Klişe konu olarak da onları ayırmaya çalışan aile ya da arkadaşlar seçiliyor. Böyle dizilerin çoğu yazın belli bir kitle tutturuyor. Ama ne yazık ki kışın aynı başarıyı hepsi sürdüremiyor. Bir analiz yaptığımızda, içinde, komedi unsurunun ağırlıkta olduğu diziler daha uzun soluklu olma şansına erişebiliyor. Çünkü seyrederken izleyici, “Acaba o nasıl bir kötülük yapacak. Bu sefer söyleyebilecek mi.” Diye gerilmiyor. İşin içine entrikanın karıştığı diziler artık eskisi kadar ilgi görmüyor. Dizi sürelerinin uzun olmasının yanında, konularında sakız gibi uzatılması ve başka yerlere çekilmesi izleyiciyi sıkan unsurlar arasında yer alıyor. Yaratıcılık eksikliğinin acı bir şekilde gözler önüne serildiğine işaret ediyor. Son dönemlerde televizyondaki çoğu yapımın kendi üretimimiz değil de, başka ülkelerden uyarlama olması da, bu durumun en iyi kanıtıdır. İzleyiciler artık yabancı dizilere kaydığı için, Türk senaristler oralardan uyarlama yapmak zorunda kalıyor. Ancak uyarlanan yapımlar, bir zaman sonra maalesef klişe Türk senaryolarının kurbanı olmaktan da kurtulamıyor. Yabancı diziler, hem süre bakımından daha kısa ve konu işleyiş tarzları bizden çok farklı olduğu için son yıllarda çok tercih ediliyor. İnternette yabancı dizilerin yüklü olduğu herhangi bir web sitesini açtığınızda, milyonlarca izlenme oranı görebiliyorsunuz. Ayrıca, Türk izleyiciler tarafından gayet olumlu yorumlar da bulmanız mümkün oluyor… Bu dizilerin sosyal medya sayfalarında da Türk izleyicilerin yoğunluğu göz ardı edilemez unsurlar arasında yer alıyor.

Şimdiki televizyon dizileriyle, geçmişi özellikle de 90’lı yılları karşılaştırdığımızda aralarında her yönden bir sürü fark bulmak mümkün oluyor. Günümüzde bir akşamı özet artı yeni bölümle birlikte bir diziyle kapatırken, eskiden bir akşam da iki ayrı dizi izleyebiliyorduk. Saat sekizde dizilerin ilki başlayıp dokuzda biterken, arkasından ikincisi yayına girerdi. Gece saat on buçuğu bulduğunda iki dizininde gösterimi bitmiş olurdu. Süreler kısa olduğu için izleyicilerin algıları da o kadar yorulmaz, ikinci diziyi tercihlerine göre izlemeyebilirlerdi.

ESKİ DİZİLERDE AİLE KAVRAMININ BASKINLIĞI İZLEYİCİLERİN GEÇMİŞE ÖZLEM DUYMASININ NEDENLERİNDEN BİRİ…

90’lı yılların yapımlarına dönüp baktığımızda, konu açısından da daha yaratıcı eserler bıraktığımızı anlayabiliyoruz. Aile , dostluk birlik ve beraberlik kavramının daha ön planda olduğu yapımlara imza atıyorduk. Ayrıca dram içeren dizilerde bile bir komedi unsuru vardı. Konular şimdiki gibi uzatılmaz, reyting için diziler şekil değiştirmez ve tadında bırakmak için zamanında bitirilirdi. Sadece konusu ağırlıklı komedi ya da sitcom olan diziler yıllarca sürüyordu. Her bölüm farklı ve güncel konular işlendiği için uzun sürmesi izleyicinin hoşuna gidiyordu. Bu durum günümüzde de değişmedi. Sitcom içerikli diziler hala devamlılığını sürdürüyor. Örnek verirsek, Çocuklar Duymasın yıllar sonra kaç kere yeniden başladı ve her defasında da reyting rekorları kırmaya devam ediyor. Çünkü içinde entrika yok, gerilim yok günümüzdeki popüler konuları mizahi bir dille işliyor.

Sosyal Medyada Eski Dizilere İlgi Artması…

Youtube da eski diziler yüklendiğinde altında binlerce yorum yazılıyor. “Şimdi böyle diziler kalmadı”. Keşke yeniden çekilse.  Çocukluğuma gittim”. Gibi yorumlar buna örnektir. Sosyal medyada eski dizilere ait sayfalar son dönemde oldukça ilgi görmektedir. Herhangi eski dizinin bir bölümü eklendiğinde izleyici hemen devamını istiyor. Tıklanma ve paylaşım rekorları kırıyor. Senarist ve yapımcılar da bu durumun farkında ki farklı isim ve kadrolarla eski dizileri yeniden çekme gibi düşünceleri oluşuyor. İnternette o dizi yeniden başlıyormuş, bu dizi yeniden başlıyormuş gibi haberler bulabiliyoruz. Şimdi eski dizilerden örnekler verelim…

Geçmişten İz Bırakan Örnekler..

90’lı yıllarda en çok iz bırakan dizilerin başında şüphesiz Süper Baba geliyor. Bir babanın tek başına üç çocuğuna sahip çıkması, hem anne hem de baba olması izleyiciyi ekrana çeken unsurlar arasında yer alıyor. İzleyen birçok kişi de “Keşke benim babam da böyle olsa ya da aynı benim babam”. Gibi etkiler bırakıyordu. Ayrıca, o dizideki mahalle esnafı arasındaki birlik ve beraberlik de oldukça seviliyordu. Dizi istense bir iki sene daha belki uzayabilecek nitelikteydi. Fakat tadında bitirilmesi hafızalarda bu kadar güzel yer etmesinin nedenlerinden biridir. O yıllardan benzer örnekler verirsek Mahallenin Muhtarları vardı. Şimdilerde yeniden çekilecek haberleri çıkmaya başladı. Dizi 10 sene sürme başarısını gösterdi. İçinde dram unsuru yok denecek kadar az olmakla beraber, sadece komediden ibaretti. Bıraksalardı 20 belki 30 sene bile devam edebilirdi. Süper babadan farklı olarak, güldürü unsuru fazlaydı. Ancak mahalle, komşuluk, dayanışma, aile kavramlarına ışık tutuyordu. Şimdilerde kimse komşusuyla selamlaşmazken o dizide komşular arkadaşlığın yanında aileden biri gibi gösteriliyordu. Herkes bu dizilerde kendinden bir şeyler buluyordu. Bundan başka, İkinci Bahar, Yılan Hikâyesi, Baba Evi, Hayat Bilgisi gibi verilebilecek pek çok örnek var…

 

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Ayşe Aycan Arıcan

2 Mart 1990 tarihinde İstanbul Üsküdar’da dünyaya gözlerini açtım. 2014 Haziran döneminde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin İletişim Fakültesi Sanat Yönetimi bölümünden burslu olarak mezun oldu. Okulu bitirme tezi için müzecilik ve koleksiyonculuk üzerine bir çalışma hazırladı. Bir devlet ve bir özel müzeyi koleksiyon oluşturma ve müze yönetimleri açısından karşılaştırmalarını yaptı. Seçtiği müzeler, devlet müzelerinden Topkapı Sarayı Müzesi, özel müzelerden de Sakıp Sabancı Müzesi’ydi. Tezinden A alarak mezun oldu. Müzecilik, koleksiyonculuk, Türk resim sanatı, empresyonist ve rönesans dönemi ressamları ilgi alanlarını oluşturmaktadır. Ayrıca medya iletişim ve sanat ilişkisiyle de ilgilenmektedir.

Cevap bırakın