Her sabah gece uykusunun verdiği dinginlikle gözlerimizi açıp, gün ışığıyla buluştuğumuz anda merhaba diyoruz sanal dünyalarımıza… Mahmurluğun yüzlerimizdeki yansımasına aldırış etmeden, ellerimiz uzanıyor o küçücük ekranının sunduğu sınırsız olanaklara… Gündüz ve gece demiyoruz, sosyalleştiğimiz sanrısıyla yaşayıp gidiyoruz. Yeri geldiğinde acımasızca eleştirdiğimiz Z kuşağı çocuklarımızı, büyük bir hız ve hırsla geçerek adeta parmak ısırtacak bir aktiflikle iletişim dünyasının hortumuna balıklama atlayıveriyoruz.

Televizyon ekranının evlere girmeye başladığı ellili yıllardan bu yana en çok tartışılan ve eleştirilen ‘sanal yaşam uygulaması’ vazgeçilmezlerimiz arasına girip çoktan kuruldu bile, hem de başköşeye… Biz istesek de istemesek de… Artan bir süratle çepeçevre kuşatılmış bu döngünün içinde MATRİX filmlerini aratmayacak bir yaşam sürüyoruz, farkında olsak da olmasak da…

Sosyal paylaşım sitelerinde yaptığımız günlük gezintilerle avunup, oturduğumuz mekânlara sıkı sıkıya bağlanıp, ne kadar güvenli ve sağlam ortamlarda yaşadığımızın şükründe eda ediyoruz vakit namazlarımızı…

Tek Kare Fotoğraf!

Yukarıda görülen o tek kare fotoğrafa kadar…

Çekildiği yer Suriye olan. İnsanın suratında bir tokat gibi patlayan… Suriyeli bir sanatçı tarafından çizilmiş ‘dur demek için’… Artık bozsun diye dünya sessizliğini, bıraksın seyirci kalmayı diye, kendi hesapları şaşmasın diye dökülmüş binlerce insan kanına karşı çizmiş onu bu yıkıntıların arasında sanatçı… Diye düşünmek istiyorum ben kendimi rahatlatmak için…

GUSTAV KLİMT’in KİSS adlı tablosu hiç bu kadar sahici olmamıştı, sızlıyor içim… Ressamın kendisinin de duvarlara çizdiğini bildiğim halde, yaşarken değeri anlaşılamayan onlarca sanatçı gibi, Klimt’de görseydi bu manzarayı içi sızlardı diye düşünüyorum…

GUSTAV KLİMT’in KİSS adlı tablosu.
GUSTAV KLİMT’in KİSS adlı tablosu.

Tutkuyu resmettiği, üzerinde onca farklı yorum yapılmış olan bu tablosu tüm canlılığıyla acının ortasında dimdik duruyor işte! İkinci dünya savaşı sırasında resimden anlayan(!) nazi askerleri tarafından eserleri zarar görmüş bir ressam olan Avusturyalı Klimt, parçalanmış tuvalet – banyo fonu arkasında, mutfağından sarkan eşyaları ve delik deşik duvarlarıyla eserinin bu kopyasını sever miydi acaba?

Tutkunun tablosu, insanı yaşamı bağlıyor inatla…

TEK KAREDE umudu muştuluyor! Sanatın ve sanatçının füzeler, havan topları ve öbüslerin önündeki duruşunu sergiliyor bu açık hava savaş müzesinde…

Müzayedesi insan kanı olan…

Önceki İçerikİstanbul Coffee Festival Ekim'de Küçükçiftlik Park’ta
Sonraki İçerik“Kadının Fenni” Yenecek Erkeği
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat hep yaşamında var oldu. Ama müzikle uğraşmaya başladığından beridir artık müzikle edebiyat yapar, müzikle yaşar…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.