Sıfır + Sıfır = 1

0
98
Sıfır + Sıfır = 1

“Her şeye sıfırdan başlamak istiyorum.”

Bu cümle en az bir kere ağızlardan çıkmıştır diye düşünüyorum. Sayı doğrusundaki eksi sonsuza giden bütün rakamları siliyorum. Sıfır yokluğun değil varlığın, başlangıcın rakamı olduğuna göre… Umut sıfırdan doğar, yokluk varlığa gözlerini açar…

‘Yok’ dediğimiz herhangi bir şeye, biz ‘yok’ dediğimizde ona varlık kazandırır ve ‘var’ ederiz böylece… ‘Yok’ diye bir şey, ‘yoktur’ aslında… Bir ad verilmiş her sözcük, ‘mânâ’ olarak vardır hiç olmazsa…

Gecenin karanlığında uyanıp gökyüzüne baktığımızda göremeyince güneşi, “Güneş yoktur diyebilir miyiz?”

Kallavi hazırlanmış bir sofrada yemekleri midemizle buluşturma yarışına girmişken, tokluğu tıka basa keyfiyle yaşarken, “Açlık yoktur diyebilir miyiz?”

Peki ya bombaların adlarını kendi adlarından önce belleyen çocuklara, oturduğumuz rezidans evimizin penceresinden bakıp “İşte bak gördünüz mü savaş yok diyebilir miyiz? “

‘Yokluk’ biz yok saydığımız için yoktur, hakikatte ‘var’dır…

Hayatında hiç elma görmemiş biri kalkıp bir gün, “ Elma diye bir şey yoktur diyebilir”. Yalan da söylemez üstelik… Onun için elma yoktur, ama hakikatte vardır…

“Benim için artık sen yoksun demek” aslında varsın ama ben seni görmezden geliyorum, seni hayatımdan çıkarıyorum demektir. Hakikati kendi usumda değiştiriyorum, kendimi ve seni yalanlıyorum demektir… İşte bu yüzden “İnsanoğlu en büyük yalanları kendine söyler.” En kolay kendini kandırır hatta o kadar ileri gider ki, kendi yalanlarına kendini inandırmakla kalmayıp, herkesi de inandırmaya çalışır…

Başlangıca dönersek hayata sıfırdan başlıyorum demek, bütün hatalarımı, günahlarımı ve yaşadıklarımı, eksi sonsuz hanemi ‘yok’ kabul ediyorum demektir. “ Yok hükmündedir” hukukça…

Sayısal değeri yok varsayılan sıfırın bir başlangıç noktasına dönüşüverdiği an’dır…

Başka bir söylemle, sıfır + sıfır = 1 matematiğinin mantık sınırlarını zorladığı an’dır…

Geçmiş + Başlangıç noktası = Tazelenen hayat

Psikologlar yeniden başlama süreci için, “Zararın neresinden dönülse kârdır” ifadesini kullanırlar… Ve derler ki, yaşadığınız tecrübelerin ışığında hiçbir şey eskisi gibi olamayacağından, artık bilgi ve deneyimlemeleriniz sayesinde eskisinden daha güçlü, daha bilinçli, daha pozitif bir enerjiyle yani sıfırdan daha büyük bir sayısal değerle yola çıkarsınız…

‘Tövbe kapısı’ diye dini ilimlerde bahsedilen tam da bu sıfır noktasıdır. Pişmanlık duymak, af dilemek, yanlışlarla yüzleşmek, helallik almak, kendini mizan terazisinde tartmak, değişime ayak uydurmak, simurg efsanesinde olduğu gibi küllerinden yeniden doğmak anlamına gelir… Her ne kadar korkutucu gözükse de, yalanlara yapışıp yaşıyormuş gibi yapmaktan daha ölümcül olmasa gerek…

Bir duvara çizilmiş resim olmak yerine, o resmi resmetmeden ressam olmayı hangimiz hak etmiyoruz sizce?

Önceki İçerik26. Akbank Caz Festivali
Sonraki İçerikİzmir Coffee Festival
İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat hep yaşamında var oldu. Ama müzikle uğraşmaya başladığından beridir artık müzikle edebiyat yapar, müzikle yaşar…

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.