Şifa Niyetine

0
59
Şifa Niyetine

Hakan? Sen mi geldin? Gelecektin de madem, neden gittin?

Yok canım, o değilmiş. Bir tip ‘’Sanrı’’. Hani şu anneannelerimizin dilinin dönmediklerinden. Halüsinasyon mu her ne fırfırsa.

Ben de hemen sitem ettim çocuğa.Gelecektin de neden gittinler falan. Bak yine…

O buradayken de böyle mi yapardım ben? Yok canım! Bende sevilecek bir yan bulmasa onca yıl durmazdı diye çürüttüm kendimi. Rahatladım.

Kettleda su kaynamış, pıt diye atıvermişse de duymadım.Hem elektronik cihazsın sen. Şaşmaz, şaşırmazsın. Ben duymamışımdır olsa olsa. Kendimi suçlayıverdim. Rahatladım.

Kettle da nedir yahu! Bir de öğretmen olacaksın.Su ısıtıcısı desene şuna. Evet biraz uzun farkındayım ama olsun. Hem kaybettiğin bu vaktin insanlığa kaybı mı var? Sorgulamak istemedim, sustum.

Kahvemi yaptım.Oysa yeşil çay içecektim bu sabah. Diyetteyim, bu da bir parçası. Hakan? Balığım benim, derdi. Balıketliliğime takıldım sonra. Tekrar dönecekmişçesine, bana balığım diyemesin diye… Bilmiyorum.

Google’dan buldum Nimet Bey’i. -Ruh hastaları uzmanı- Buldum dediysem, öyle zor olmadı, cazip bir para ödemiş olsa gerek. Aramalarda ön sıralarda çıkabilmek için… Öyle tavsiye falan bilmem ben. Şurada bi doktor var ah ah harika’lar… Olumlu izlenimler korkutur beni, bende işe yaramazsa korkusuyla. Hem hekim,hekimdir.

Tahammülüm azalmıştı her şeye. Bankaya gittiğimde karar vermiştim 360. sıra numarasını elime verdiğinde o biyonik makine. 353. sıra numarası işlemdeydi henüz. Kıyameti kopardım, annesinin istediği çikolatayı almadığı o çocukmuşçasına. Neymiş efendim, kredi kartı müşterisiymişim, krediyi de buradan çekmişim.Yedi kişiyi bekleyeceksem ne anlamı varmış,kapatıyormuşum hesaplarımı.

Burcu’ya anlattım, dosttur o. Bazen içinden çıkamazsın, git tabi git dedi. Gitmem diye “gitmelisin” bile dedi. Çıkışlarda gider çikolatalı pasta yeriz,hatta ben ısmarlarım, dedi. Aldım tabi randevumu.

Şimdi ne çikolatalı pasta yiyoruz, ne de Nimet Bey’in reçete ettiği o ilaçlar var hayatımda. Ortadan ikiye ayırıp kapsülün içindeki minik mavi şeylerin hepsini avucumun içinde ezdiğimden beri rahatım. Unutturmayan ama teselli ikramiyesi niyetine alışır gibi hissettiren zaman da bir ilaçmış. Doğru demiş ‘’halüsinasyon’’ diyemeyen büyükler.

Ah su ısıtıcısını kapatmamışım, hala kaynıyor bak gördün mü? Neyse yeşil çayımı içememiştim…

Önceki İçerikDevrim, İnsan İle Başlar
Sonraki İçerikAziz’in Elleri
1989 yılında doğdu. İstanbul’da yaşıyor. Lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde tamamladı. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenidir. Eğitimci olarak hayatını sürdüren İnci Öğretmen, yazı yazmaktan aldığı keyfi öğrencileriyle paylaşır, derslerinde şiir dinletileri yapar, okuduğu romanlar hakkında öğrencileriyle fikir alışverişinde bulunur. Şiiri sever,doğayı, sever,çok yazar,çok gezer.

HENÜZ YORUM YOK

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.