Sevgi’li Aşk Eylül: Kitabının Yazarı Mehmet Gökcük İle Şiir ve Hayat Üzerine -2-

0

Eğitimci- Yazar Mehmet Gökcük’le kaldığımız yerden devam ediyoruz.

  • Mehmet Bey, ikinci kitabınız, “Sevgi’li Aşk: Eylül,” Kızınız Eylül’e ithafen yazılmış. Ama ikinci kitabınıza geçmeden önce, kitap isimleri hakkında soru sormak istiyorum. “Sevgi’li Aşk ve Sevgi’li Aşk: Eylül.” Mutlaka benim anladığımın dışında başka anlamlar var bu kitap isimlerinde öyle değil mi?

Mehmet Gökcük– Evet, Sevgi’li Aşk: Eylül kızımı beklerken ve doğumun sonraki ilk günlerde yazılmış şiir ve mektuplarla dolu… Kızıma, tüm çocuklara ve tüm anne babalara ithaf ettiğim bir kitap oldu…
İlk kitabımın adını bütün şiirlerimi bir araya toplayıp, tek tek düzenlerken vermiştim. Dünyaya, insanlara, kitabımı okuyacak herkese vermek istediğim mesaj, gerçek bir seviye tutunmuş aşkın kalıcı olabileceğine olan inancımdı. İnsan hayatını yaşanılır kılan, tutku duyduğu her şeyde aşkın varlığına inanırım.
Hem ilk kitabımda sevdiklerime, okurlarıma, herkese hem de ikinci kitabımda kızıma, öğrencilerime, tüm çocuklara, annelere, babalara vermek istediğim mesajların özetidir kitaplarımın isimleri…

  • Doğrusu ben bu kadar geniş düşünmemiştim, kitap isimleriniz hakkında. Sevgi ve Aşk karıştırılır ya genellikle onu ayırmak isteyebileceğinizi düşünmüştüm. Neyse iyi ki sormuşum bu soruyu. Şimdi ikinci kitabınıza gelirsek eğer, benim hissettiğim bir şiir günlüğü sanki. Çoğu anne babanın ilk evlatlarının doğumunda benzer heyecanlar yaşadığına tanıklık ettim. Bizim zamanımızda, klasik söylemiyle” bebek günlüğü” tutmak oldukça yaygındı. Ama Şiir yazıp, kızına bir şiir kitabı adayan bir baba, pek rastlanılacak durum değil açıkçası.

“ Doğdu bir sabah yeniden güneş,

Bu defa bambaşka bir şiir getirdi kucağıma gül,

Adı EYLÜL” böyle başlıyor hikâyeniz…

Şiir sizin yaşam yolculuğunuzdaki yol arkadaşınız. Bunu ilk kitabınızdan öğreniyoruz. Ama Kızınızın dünyaya geleceği muştusunu aldığınız anda, ikinci tur’a geçiyorsunuz sanki bu yolculukta. Hani sporcu tabiri kullanacak olursak eğer, tur atlıyorsunuz bir nevi. Şiirlerinizle birlikte okuyucularınız o dokuz ayın adımlarını izliyor sizinle. Bu yüzden şiir günlüğü dedim. Yani ben öyle hissettim siz ne dersiniz?

Mehmet Gökcük- Doğacak çocuğuma bir kitap yazma fikri yoktu aklımda… 2015 yılında yazımına başladığım bir romanım var, onun çalışmalarını sürdürürken, bir Cumartesi günü okulda öğrencilerimle baş başayken geldi muhteşem havadis… Eşim doktorun yanından haber etti bebeğimiz olacağını. O yağmurlu Cumartesi gününde öğrencilerimle o anlık sevincimi paylaştıktan sonra, odada yalnız kaldım ve kitabın ilk sayfalarında yer alan ‘’Havadis’’ isimli yazıyı kaleme aldım… Sonraki günlerde, gecelerde içimdeki heyecanın artarak devam etmesiyle yepyeni mısralar doğmaya başladı içimden… Baktım ki hiç yazmadığım kadar hızlı, coşkulu ve sık yazıyorum, bu kadar sevgi duyduğum, beni bende tutan evladıma ölümsüz bir hatıra bırakma düşüncesine canla başla sarıldım. Romanı erteleyip bu kitabı yazmaya karar verdim. Sonrasında kız olduğunu öğrenince de, hayallerim o minvalde yolculuğuna devam etti. Çok duygusal veya çok eğlenceli… Nasihatlerle dolu veya çocukla çocuk olan mısralar kaleme aldım… Yazdığım romandaki ana karakterlerden biri olan Eylül’ü de kızımın adı ve kitabımın adı olarak aklıma yazdım. Kızımın Eylül’de doğması da bütün anlamları bir bütün haline getirdi. Yaşamımızın bundan sonrasında bizim için Eylül’de bir ilk bahar ayı olacak…

  •  Çok güzel ve anlamlı bir hikâyesi varmış. Güzel bir tevafuk olmuş. Bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Sonra Eylül’ün doğuyor ve babalık süreci başlıyor. Siz zaten doğuma kendinizi yani baba olmaya hazırlıyoruz. Bir dizi film izler gibi sizi izliyor okuyucunuz… Burada spoiler vermek istemiyorum. Alıp okusunlar kitaplarınızı… Eğitimci- Yazar sıfatınıza babalık ekleniyor ve sanki önce ‘Baba’, sonra ‘Eğitimci’ en son ‘Yazar’ yanınızla yazmaya devam ediyorsunuz. Böyle çıkıyor ikinci kitabınız 2016 yılında değil mi?

Mehmet Gökcük- Yazarlık bir meslek veya gelir amaçlı bir girişim olarak adlandırdığım bir şey değil… Yaşadıklarından etkilenip, ya da kurgusal yeteneklerini yazarak ifade etmeyi seven her insan kitap çıkarsın çıkarmasın yazmaya devam edecektir. Kitapta Eylül’ün doğumundan sonraki ilk zamanlarda yazdığım şiir ve yazılar da var ve küçük notlarla yaşadığım o dolu dolu vakitlere dem vurdum zaten… Babalık duygusunu tattıktan sonra, duyduğum o derin sevgi dışında, günün her saniyesinde hissedilen bir sorumluluğa sahip olduğumu anladım. O sorumluluk hissedilince de zaten eğitimci yanım ortaya çıkıyor. Eğitimci olmanın da en önemli yanı kalıcı mesajları aktarabilmek, yarınlarda da yeri olacak, anlam ifade edecek değerler ortaya koymaktır. E bahsettiğimiz güzellik evladımız olunca da, tamamen doğaçlama halinde mektuplar çıkıverdi kalemimden… Babalık, Eğitimci ve Yazar… Üçü de ayrı ayrı ve beraberce harika duygular… Mısralarımı bu denli içten okumasaydınız bu sualler gelmezdi sanırım… Eksik olmayın…

  • Siz bu keyfi bize yaşatıyorsunuz. Bu yüzden çok hızlı okunuyor kitaplarınız. İkinci kitabınızın sonunda, yapmak istediğiniz diğer projelerin ilk kıpırtılarını görüyoruz. Yarım kalan projeler devam edecek sanıyorum. Bunlardan biraz bahseder misiniz?

Mehmet Gökcük- Şu an proje ve kısmen de yazım aşamasında olduğum bir hikâye serisi var… Bir bilim adamı değilim, bilimsel nitelikte hayatlar kurtaracak bilgiler veremem insanlara… Ama yüreğimdeki samimiyete, çocuklara ve insanlara olan sevgime, iyiliğin insan olmanın ilk şartlarından olduğuna dair inancıma fazlasıyla güvenen birisiyim. O yüzden yazınsal bir proje yaparken dünyadaki var ediliş amacımı unutmadan, tecrübelerim ve hislerimle mesajlar vermeye devam edeceğim. Hikâye serisinde İngilizce geliştirmeye yönelik detaylar da olacak. Şu an için çok detay veremeyeceğim ama şunu diyebilirim ki, birçok profesyonelden destek alarak nitelikli bir çalışma yapma gayretindeyim. Pedagog, Psikolog ve İngilizce Öğretmeni dostlarımın başını ağrıtarak eğlenceli ve kalıcı kazanımlar sağlayacak bir çalışma yapıyorum. Allah nasip ederse de yıl sonuna doğru, mini hikâye kitaplarımızı minik okuyucularıma sunmuş olacağım. Bu arada ertelediğim romanın da yazımına devam ediyorum, hikâye serisi projesi nedeniyle romanın yine ertelenme ihtimali var…

  • Güzel haberler bunlar, çocukları bu kadar seven bir yazardan gelen sevindirici şeyler. Öğrencileriniz ve çocuklar çok şanslı. Siz konuşulmasından pek hoşlanmıyorsunuz ama ben belki bir katkımız olur umuduyla sormak istiyorum. Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldığınızı biliyoruz. Bunlar nelerdir, kısaca anlatırsanız belki okuyucularımız arasında destek vermek isteyecekler çıkacaktır. Onlara yardımcı olmaya çalışalım. Bir de bu röportaj üzerine düşüncelerinizi alarak bitirmek istiyorum. Ve size çok çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Gökcük- Daha önceki sorularınızda belirttiğim gibi yazarlığı meslek dalı veya gelir getirecek bir mecra olarak görmüyorum.  Dolayısıyla bu anlamda maddi kaygılar taşımıyor ve işin o kısmıyla ilgilenmiyorum. Gerek yakın çevremizde, gerekse uzaklarda birçok çocuk, anne, baba acı, yokluk içinde kıvranırken, kızıma yazdığım bu kitabın gelirleri ile o güzel gönüllere ulaşmak istedim. Sevgi’li Aşk: Eylül kitabı çıktığından bu yana memleketin farklı şehirlerinden 22 okulun öğrencilerine katkılarda bulunduk. İnsanımız özünde gerçekten çok iyi… Doğru ifade edildiğinde ve empati kurulması sağlandığında herkes taşın altına elini koyuveriyor ve o taş sırtlardan kalkıyor, nefes alınıyor. Bu konuda ilk defa bu kadar detay verdim, pek konuşmayı sevdiğim şeyler değil açıkçası. Özetle ben sadece, çocukları çok seviyorum, hatta hayatta en çok onları seviyorum ve onların ulaşabildiğim kadarına, elimden geldiğince bu sevgimi ifade etmeye çalışıyorum… Korkusuzca, umutla, yarınların daha güzel olacağına inanarak, dirayetli ve gayretkeş şekilde devam etmeleri için destek olmaya çalışıyorum, birçok insan gibi… Çalışmalarımıza destek vermek isteyen herkes bizzat bana ulaşıp bilgi alabilir… Üzgün bir çocuğun saçını okşayan, susamış bir çiçeğe su veren, yere düşmüş ekmek parçasını ondan özür dilercesine naif bir şekilde yerden kaldıran, yani yüreği güzelliklere, iyiliklere insan olmanın en temel değeri sevgiye açılmış herkes yoldaşımdır, ya da ben onların yoldaşı olmaya çalışan birisiyim…

Sorduğunuz birkaç soruya bu kadar uzun cevaplar vermeme rağmen, şimdi hissediyorum ki, aslında ne zamandır konuşmamışım. Kendi hayatımı anlamlarla yaşamaya çalışırken yaptığım edebi bir çalışmayı onurlandırdınız aynı zamanda İstanbul’u, şiirlerimdeki vurguları, nedenlerimi sordunuz. Sanıyorum ki, yazarlığa cesaret etmiş her insanın, yazdığı eserlere manen değer katacak en anlamlı sorulardı. Zor ama anlama kavuşma adına gösterdiğim gayreti ifade etmeme fırsat tanıyan harika sorular… İlginiz ve içtenliğiniz için teşekkür ederim…

  • Son bir soru olarak okurlarınıza, kızınız Eylül’e, öğrencilerinize, yazmaya gönül vermiş genç yazarlara, dünyaya neler söylemek istersiniz?

Mehmet Gökcük– Hecelerime değer verip okuyan, yorumlayan, bazen bana mektuplar yazan herkese yürek dolusu teşekkürlerimi sunmakla başlayayım…Kızım Eylül’e anlatmak istediklerimin bir kısmını kitapta anlatabildim… Yaşadıkça, her sabah uyandıkça onu yaşamaya ve hayatı, insanları, sevmeyi sevmesi, sevgisini ifade ederek yaşaması için elimden gelen tüm gayreti göstermeye devam edeceğim…

Öğrencilerimin hiçbirini kendi evladımdan ayırmıyorum. Her zaman hedefleri olan, hayata tutunan, sevmenin sevilmenin güzelliğinin farkında olan bireyler olarak yaşamalarını, başarı peşinde koşarken karşılarına çıkacak engellerin isyan sebebi değil, biraz daha düşünme, yöntemler geliştirme, azmi arttırmak için birer fırsat olduğunu hatırlatmak istiyorum. Onlar benim üzerimde eşofmanla spor yaptırırken, ansızın dersleri şiir resitaline döndürmeme pek alışkınlar… Ve hep söylemişimdir onlara; Spor sayesinde paylaşmayı, bütün olmayı; Şiir sayesinde ise, sevgimi ifade etmenin nasıl da muhteşem bir his olduğunu öğrendim…

Genç yazar kardeşlerime de, yazdıkları her mısranın hem kendi hislerini anlatırken, hem de topluma artı değerler katacak nitelikte, olgunlukta olması için daha fazla okuyarak, daha çok gezerek, sık sık empati yaparak ve son raddede evrensel mesajlarını okura sunmak üzere, içtenlikle yazmalarını tavsiye ediyorum…

Gönlünü, kollarını dünyaya, sevgiye açmış herkese yürek dolusu selamlarımı, sevgilerimi gönderiyor, esenlikler diliyorum…

  • Bu güzel sohbet için biz de size çok teşekkür ediyoruz… Sizi izlemeye devam edeceğiz…

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Betül Çetinay

İstanbul’da yaşıyor, çocukluğunu Yedikule’de geçirdi. Yedikule Lisesi’ni bitirdikten sonra M.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde Lisans ve İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ortaokul yıllarında yazmaya başladı ve yazmaktan hiç vazgeçmedi. Üniversite yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarını uzun yıllar amatör olarak devam ettirdi. Edebiyat ve sanat yaşamında hep var oldu. Müzik onun elinden tuttuğundan beri artık müzikle yazar, müzikle yaşar… Mızrabı vurup, kalemi tutar...

Cevap bırakın