Popüler Kültürün Türk Müziğine Etkisi

0

Günümüzde Türk müziğinde pek çok çeşit görmekteyiz. Pop, rock, sanat müziği, rap müziği, halk müziği ve jazz olarak çeşitli bölümlere ayrılmaktadır müzik. Ancak zaman geçtikçe, müziğin ve bestelenen şarkılarında çağımızın vazgeçilmezi olan popüler kültürden nasibini aldığı  bir  gerçeklik kazanıyor. O halde, geçmiş yıllardan yola çıkarak Türk müziğinin üretimini ve popüler kültürün etkisini tartışalım.

Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi

1970ʻler, 80ʻler ve 90ʻlar döneminde yer edinmiş pek çok sanatçının şarkıları hala hatırlanmakta  ve belli bir kesim bu müzikleri dinlemekten oldukça keyif almaktadır. Özellikle, Türk müziğinde 90ʼlı yılların oldukça önemli bir etkisi vardır. Günümüzde sürekli 80ʻler 90ʼlar partileri düzenlenip o yıllara damga vurmuş şarkılar eşliğinde insanların eğlenmesi bunun bir  kanıtıdır. Geçmişe dönüp baktığımızda, üretilen şarkıların insanlarda ne kadar kalıcı hatıralar bıraktığı ve yıllar geçmesine rağmen eskimeyen şarkılar adı altında hala dinlendiği aşikardır.

Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi

Türk Müziğine Popüler Kültürün Etkisi

70’li yıllardan örnek vermeye başlarsak, rock müziğinde en eski Cem Karaca ve Erkin Koray olmak üzere, sonrasında 90’lardan başlayarak günümüze ulaşan Şebnem Ferah, Teoman gibi birçok örnek vardır. Pop müziğinde ise, 70ʻli ve 80ʻli yıllardan başlayarak Alpay, Barış Manço, Mazhar Fuat Özkan, Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Bülent Ortaçgil gibi pek çok sanatçı günümüze dek ulaşan eserler üretmiştir. Peki neden günümüzde Türk müziği eskisi kadar ilgi görmüyor? Son yıllarda Türk müziğine ilgi oldukça azaldı.Toplumumuzdaki belli bir kesim, yabancı müzik, klasik müzik ya da caz dinlemeyi, Türkçe şarkı dinlemeye tercih eder oldu. Günümüzde üretilen Türkçe şarkıları da sadece belli bir yaş kesimi dinler oldu. Seneler geçtikçe Türkiyeʼde müzik, insanların duygularına değil de piyasaya hitap eder bir hal aldı. Bu nedenle de toplumumuzun başka toplumların kültürlerindeki müziği dinlemek istemesi kaçınılmaz bir durum oldu. Örnek  verdiğimizde geçmişte çok güzel anılar bırakmışız aslında. Barış Mançoʼnun her bir şarkısının insanlarda özellikle çocuklarda hatırası vardır. Sonra toplumumuz Sezen Aksu, Sertab Erener ve Levent Yükselʼin şarkılarıyla büyüyen bir nesil yetiştirmiştir. Popüler kültür,Türk müziğini öylesine köreltmiştir ki artık konser deyince herkesin aklına jazz, klasik müzik ya da yabancı sanatçıların ülkemizde verdiği konserler geliyor. Yolda, otobüslerde, minibüslerde pek çok genci kulaklıklarıyla yabancı müzik dinlerken görüyoruz. Üstelik insanlarla sohbet ettiğimizde “Ne tür müziklerden hoşlanırsın”  gibi bir soru sorduğumuzda çoğundan “Ben Türkçe müzik dinlemiyorum sadece bir iki tane gibi“ yanıtlar alıyoruz. Sanki Türkçe müzik çok küçümsenecek derecede değersizmiş gibi bir intiba yaratıyor bu yanıtlar bir yerde. Öyle ki bu, ülkemizde  gerçekten de Türk müziği adına oldukça kötü bir durum. Ancak bu durumu düzeltmek gene toplumumuzun elinde. Şarkılar eskisi gibi duyguya hitap ederek yazılsa ya da dönüp bir müzik tarihimize bakılsa eski yıllardan günümüze ulaşan sanatçılarımız neler üretmiş, bize nasıl eserler bırakmış şimdiki nesil bunları bir araştırsa, açıp dinlese Türk müziğinin aslında hiç de yabana atılmayacak derecede zengin olduğu ortaya çıkacak…

80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar

80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar

80ʻler ve 90ʻlarda Türkçe Şarkılar

Yabancı müzik dinlemek, jazz dinlemek de kültürümüzü geliştirmek adına önemli adımlardır. Tabiki sadece kendi müzik kültürümüzle sınırlı kalmayacağız. Başka tatlar deneyeceğiz.  Ancak  bu kendi müzik kültürümüzü unutacağımız, yok sayacağımız anlamına gelecek boyutta olmamalıdır. 80ʻler ve 90ʻlar Türkçe şarkıları diye girdiğinizde internette o kadar çok eser çıkar ki karşınıza; açar youtube da playistlerden birini dinlersiniz. Devamını merak edersiniz… Şarkıların duygularınıza nasıl hitap ettiğini  hissedersiniz.

Sezen Aksuʼnun her bir şarkısı farklı duygular uyandırır insanın içinde . “Gidiyorum” da hüzünlenir, efkarlanır, “Seni Yerler” de içiniz dışınız neşe dolar. Sonra 90ʻlar da çalan Oya Bora diye bir grup vardı. Şimdiki nesil bilmez. “Ara beni” şarkıları ve klipleri unutulmazlar arasındadır mesela. O dönemde çok fazla ün salmışlardır. Yeni Türkü grubu denince akla direk “Süper Baba” dizisi gelir. Pek çok çocuk “Bana Bir Masal Anlat Baba” şarkısıyla babalarına sarılarak uyumuştur. Bunun dışında Yeni Türküʼnün her şarkısında, melodisinde dinlendiğinizi hissedersiniz. Yağmurun elleri şarkısını yağmur çiselediğinde pencere kenarında dinleyip, hayallere kapılabilirsiniz. “Aşk Yeniden” şarkısında kendinizi yaz mevsiminde aşık olurken hayal ederken  bulabilirsiniz…

Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez.

Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez.

Türk Müziğinde o kadar çok emek, eser ve verilecek örnek var ki bunları sıralamakla bitmez.

Günümüzdeki Türkçe Söyleyen Şarkıcılar

Günümüzde şarkıcılar duyguya değil, piyasaya göre iş yapmayı tercih ediyor. Bu duruma onları çağımızın vazgeçilmezi popüler kültür mecbur ediyor. Duyguya hitap eden şarkılar, sanatçılar da var hala ama sayıları eski yıllara göre çok az ve popüler şarkıların arasında ne yazık ki kayboluyorlar. Bu durum da toplumumuzun yabancı müziğe, başka kültürlere daha  çok  kaymasına ve kendini o kültürlerde hissetmesine neden oluyor ne yazık ki. Öyle bir hale geliyor ki, kendi insanımız kendi müziğini, kültürünü küçümser oluyor. Aslında biz cenaze  törenine binlerin akın ettiği Cem Karaca ve Barış Manço gibi sanatçıların eserler bıraktığı bir müzik kültürüne sahibiz… Toplumumuz, kültürünün müzik geçmişine bakmadıkça, değerinin farkına varmadıkça, bunları öne çıkarmak için çabalamadıkça günümüzde piyasaya yönelik  popüler müzik yapımı bitmeyecek. Çünkü sanat dediğimiz şey halkın ihtiyaç ve taleplerine göre ilerleyen bir iştir bir yerde…

Paylaş

Yazar Hakkında

Ayşe Aycan Arıcan

2 Mart 1990 tarihinde İstanbul Üsküdar’da dünyaya gözlerini açtım. 2014 Haziran döneminde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin İletişim Fakültesi Sanat Yönetimi bölümünden burslu olarak mezun oldu. Okulu bitirme tezi için müzecilik ve koleksiyonculuk üzerine bir çalışma hazırladı. Bir devlet ve bir özel müzeyi koleksiyon oluşturma ve müze yönetimleri açısından karşılaştırmalarını yaptı. Seçtiği müzeler, devlet müzelerinden Topkapı Sarayı Müzesi, özel müzelerden de Sakıp Sabancı Müzesi’ydi. Tezinden A alarak mezun oldu. Müzecilik, koleksiyonculuk, Türk resim sanatı, empresyonist ve rönesans dönemi ressamları ilgi alanlarını oluşturmaktadır. Ayrıca medya iletişim ve sanat ilişkisiyle de ilgilenmektedir.

Cevap bırakın