Özgürlük

0

Güneşli, güzel bir gündü. Hava epey sıcaktı, dışarda kavurucu bir sıcaklık vardı.

Fevzi ailesiyle birlikte Filistin’in “El Halil” şehrinde yaşıyordu. Fevzi, evin tek erkek çocuğuydu; henüz yaşı 14 olmasına rağmen evi geçindiriyordu. Babası felçli bir hastaydı. Fevzi; babası hastalanmadan önce okula gidiyordu. Okulda başarılı bir öğrenciydi ayrıca çok güzel İngilizce konuşuyordu. Babası hastalandıktan sonra bir fabrikada çalışmaya başlamıştı. Fakat fabrikadan aldığı para yetmiyordu onlara, bu nedenle Fevzi hafta sonları da El Halil şehrinde bulunan ve turistik olan “Mamre” ye gidiyordu. Oraya gelen turistlere para karşılığında rehberlik yapıyordu.

Bugün günlerden cumartesi, Fevzi erkenden kalkmıştı. Mamre’ye gitmek için hazırlanmıştı. Fevzi Mamre’ye vardığında kalabalık bir turist kafilesi gördü ve yanlarına yaklaştı. Turistlerin Amerika’dan geldiğini anlayınca arkasını dönüp onlardan uzaklaşmak istedi; yürümeye başlayınca arkadan bir sesin onu çağırdığını duyup durdu. Ona seslenen kişinin arkadaşı Halid olduğunu görünce onu bekledi. Halid yanına gelerek; ‘Nereye gidiyorsun? Bu turistler İngilizce bilen bir rehber istiyorlar. Aramızda en iyi İngilizce bilen sensin hem sen onlara rehberlik edersen sana çok para verirler.’ dedi. Fevzi henüz 14 yaşında olmasına rağmen duyarlı ve politik bir çocuktu, son günlerde Amerika’nın kendileri için kutsal sayılan “KUDÜS” hakkında vermiş olduğu karara çok kızmıştı, bu nedenle ordan gelen turistlere rehberlik yapmak istemedi. Fakat çok para vereceklerinden -onun da babasına ilaç alabilmesi için çok paraya ihtiyacı vardı- Bundan dolayı teklifleri mecburen kabul etti. Fevzi turistlere Mamre’ nin hepsini gezdirdikten sonra onlardan parasını istedi. Turistlerden bir kadın; – Senin güzel bir sesin vardır. Eğer bize bir şarkı söylersen sana bu paranın iki katını veririm, dedi.

Fevzi; Şarkı söylemeyi bilmem, ama isterseniz size bir şiir okuyabilirim, dedi.

Turist kadın; Tamam olur, dedi.

Fevzi; Size insanların gülmeyi unuttuğu, sevinçlerin gömüldüğü yerle ilgili bir şiir okuyacam, dedi.

Ve başladı okumaya;

“Ben, Filistinli çocuk..

Bakışlarımda özgürlük nidası, adımda direniş reyilası…

Bitmez bir burukluk biçimindeyim, acı benim değil,

Ben acının içindeyim…

Bir çocuk çığlığı düşer uykunun en rüyalı yanına..

Açılır gözlerimiz karanlık sokakların en soğuğuna…

İçim hüzün, dışım hüzün, gözlerim, yüzüm hüzün…

… söyler misiniz, hangi çocuğun yüzüne yakışır’ki hüzün…?

Ben filistinde annesinin kucağında, mütebesim çehresiyle uyuyan bir bebeğin,

Bomba sesleriyle irkilip ağlamasını betimlemiş hazin bir tabloyum…

Kanla kirletilmiş hayallerin, kurşun yemiş heyecanların sahibi benim…

Bir çıkış noktası arıyorum, dört yanım kader…

Toplasam cümle ömrümü, ancak bir ah’ım eder…

Neden ölüm kokar bu karanlık…?

Ve neden öz yurdumda eğreti bu gündüzler…”.

KADİM DOLUNAY..

-Fevzi şiiri bitirdikten sonra kısa bir sessizlik oldu. Sonrasında turist kafilesi alkışlamaya başladı. Fakat Fevzi alkışlamalarını istemedi. Parasını alıp eve gitti.

Fevzi eve gelince annesine bugün rehberlik işinden çok para kazandığını ve bu parayla yarın sabah erkenden babasının ilaçlarını alacağını söyledi. Fevzi bugün çok yorulmuştu, uyumak için odasına gitti. Yatağına uzandı ve derin bir uykuya daldı…

Fevzi sabah kalkmış, ilaç almak için dışarıya çıkmıştı, sokakta her tarafta dumanlar vardı. Fevzi bu dumanları sis zannedip yoluna devam eti. Ara sokaklardan ilerlerken birden bir gürültü duydu ve gürültünün geldiği yönden dumanlar yükselmişti. O tarafa doğru koştu, gördüğü her sokakta Filistinli gençler ile İsrail askerleri çatışıyordu. Fevzi gördüğü bu kötü manzaradan dolayı bayağı korkmuştu. Hemen babasının ilaçlarını alıp eve gitmek istedi. İlaçları alacağı yere geldi, ilaçları alıp biran önce eve gitmek istiyordu. Ara sokaklara dalıp, kestirmeden eve gidecekti. Aşağı bir sokağa saptı, soldan bir sokaktan tam dönecekken birden sayıları  20 ila 22 olan İsrail askerleri önünü kesti, ona silahlarını doğrultular. Fevzi çok korkmuştu elindeki ilaç torbasını gösterip; -Ben babama ilaç aldım eve gidiyordum, ben bir şey yapmadım, dedi. Fakat askerler onu dinlemiyordu, bir asker Fevzi’nin elindeki ilaç poşetini alıp yere fırlattı, Fevzi ilaçları yerden almak istedi ama karnına bir tekme yiyince acı içinde yere düştü. Oradaki tüm askerler Fevzi’ye vuruyorlardı, Fevzi’nin ağzı, burnu kan içinde kalmıştı. Askerler Fevzi’yi yerden kaldırıp gözlerini bağladı, onu aralarına alıp yürümeye başladılar. Fevzi çok korkmuştu, korkudan titriyordu. Biraz sonra kendini toparladı ve onca askerin arasında başı dik bir şekilde yürümeye başladı. Gözleri bağlı olduğu için olan biteni göremiyordu. Bir ara Fevzi Mahre’de okuduğu şiiri hatırladı ve yüksek sesle o şiiri okumaya başladı…

Askerler Fevzi’yi alıp karanlık bir odaya kapattılar. Fevzi on gün bu karanlık yerde aç ve susuz kaldı; artık yolun sonuna geldiğini düşünüyordu; burada onu öldüreceklerdi ve artık hiçbir zaman özgür olamayacaktı; oysa Fevzi özgürlüğü ne kadar çok seviyordu…

Fevzi annesinin sesiyle uykusundan uyandı çok kötü bir rüya görmüştü. Gördüğü şeylerin gerçek olmadığını, kötü bir kâbus olduğunu anlayınca çok sevinmişti…

Annesi; -Fevzi oğlum kalksana öğlen oldu sen hala uyuyor musun? Hani sabah erken kalkıp babanın ilaçlarını alacaktın, dedi.

Fevzi yataktan kalkıp annesine sımsıkı sarıldı, annesinin ellerinden öptü ve babasının ilaçlarını almak için evden çıktı…

Paylaş

Yazar Hakkında

Cemal Bozuk

Mardin'de yaşıyorum. Çanakkale 18 Mart üniversitesi coğrafya bölümünü okudum. Muğla marmaris turizim meslek yüksek okulu aşçılık bölümünde öğrenciyim.. Hayatın anlamı yazınca güzel. Yazmak varolmaktır, yazmak çoğalmaktır..

Cevap bırakın