Eminim ki son zamanlarda neredeyse hepimiz bu soruyla karşı karşıya kalıyoruz. İtiraf etmeliyim ki ben de bir müzisyen ve bir dinleyici olarak aynı dertten mustaribim.

Müzik kasetleri 90'larda önemli bir yer tutardı.
Müzik kasetleri 90’larda önemli bir yer tutardı.

Tarkan “Oynama Şıkıdım”, Sertab Erener “Sakin Ol”, Grup Vitamin “Takmayacaksın”, Burak Kut “Benimle Oynama” şarkılarıyla herkesi 12’den vurmayı başardı. Tabi bu sanatçıların haricinde daha birçok isim var.

90’larda her defasında şu soruya maruz kalırdık: “Hızlı şarkıları mı seversin yoksa slow şarkılar mı hoşuna gider?” Bu kadar basitti aslında. Tarzlar elbette vardı. Ancak müzik sohbetleri bu soruyla başlamasa eksik kalan bir şey olurdu.

Dijital müzik kaydı ile çok şey değişti.
Dijital müzik kaydı ile çok şey değişti.

Bağımlılık haline gelen Tetris oyunu, mahalle maçları, sokaklarda geçen çocukluğumuz… Walkman’den Discman’e geçiş adeta devrim niteliğindeydi.

Dönüp baktığımızda aradan 20 sene geçmiş – o kadar olmuş mu?

Teknolojide dev sıçramalar olmuş. Bilgisayarlar bu denli yaygın değilken, İnternet 90’ların sonlarına doğru hayatımıza girmeye başlamış. O zamanlarda cep telefonu, dizüstü bilgisayarı, tablet bilgisayar ancak bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz kadar sınırlıydı…

Şimdilerde ise bunlardan en az bir tanesi hepimizde var.

Müzik endüstrisinde 90'lardan günümüze çok şey değişti.
Müzik endüstrisinde 90’lardan günümüze çok şey değişti.

Peki ya Müzik bunun neresinde? Ne oldu da milyonlar satan şarkıcılar günümüzde bu kadar az satış yapar hale geldi?

Bu sorunun cevabı aslında bir önceki paragrafta gizli: Teknoloji!

Artık çok az insan Müzik marketlerden albüm satın alıyor. “Ne gereği var ki? İnternetten bedava indirmek dururken neden para harcayayım?” diyen birçok insan var etrafta. Hele ki bu insanlar çok sevdiğini iddia ettikleri sanatçıların albümlerini almazken, bu hassasiyeti onlardan beklemek insanı hayal kırıklığına uğratabilir.

90'larda müzik
90’larda müzik

Bir an için kendinizi bir müzisyenin yerine koyun. Düşünün – o kadar emek verdiğiniz şarkılarınız için geceler boyu stüdyolarda sabahlamışsınız, bir çok aranjör ve müzisyen size destek vermiş, klip çekimi yapmışsınız, lansman için paralar akıtmışsınız… Sonra şarkılarınızı büyük bir sevinçle ve heyecanla ortaya çıkarıyorsunuz… Fakat o da ne? Birileri kalkıp bunların tamamını yok sayıyor ve albümünüzü ücretsiz olarak dinliyor. Ne hissederdiniz?

90'lı yıllarda müzik dinlemenin basit kuralları vardı.
90’lı yıllarda müzik dinlemenin basit kuralları vardı.

Müzik endüstrisi son 20 yıldır işte bu ve bunun gibi durumlardan yerlerde… Albüm satış kültürü kalmadı gibi bir durum söz konusu… Çeşitli Müzik veri servisleri, GSM Operatörleri ve sosyal paylaşım siteleri aylık üyelik bedeli karşılığında şarkıları legal olarak dinlememizi sağlıyor.

Peki, kaç kişi bu mecralardan albüm satın alıyor?

Müzisyenlere bu pastadan sadece ufak bir dilim düşüyor… Belki de bir çatal…

Çok mu karamsar bir tablo çizdim sizlere?

Biz müzisyenler her şeye rağmen şarkılarımızı çalıp söylemeye devam ediyoruz. Umuyoruz ki Müzik sektörü o eski gösterişli zamanlarına geri döner.

Müzisyenleri yalnız bırakmayalım, küstürmeyelim!

Umarım bu yazıyı okuyan değerli dinleyiciler bu yazılanları dikkate alırlar.

Fastfood restoranlarında harcadığımız bir menü parasına denk gelen miktarı sevdiğimiz şarkıcılardan esirgemeyelim.

Albüm satın alalım!

Müzik keyiftir – Keyifli dinlemeler… 

2 YORUMLAR

    • Maalesef dediğiniz gibi Tolga bey. Ancak teknolojiye çok da fazla bağlanmamak lazım. Bu bizim elimizde. Ne tamamen uzak tutmalı ne de kölesi haline gelmeliyiz…

Bir Cevap Yazarak Görüşlerinizi Belirtebilirsiniz.